Çizgili Forum

Geri git   Çizgili Forum > 1980' Lİ YILLAR > 1980'ler de Tv ve Radyo
Üye Ol Yardım Üye Listesi Takvim Tüm Mesajları Okunmuş Say

Yanıtla
 
Seçenekler Stil
Alt 15-11-2009, 00:08   #1
express

 
express - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 01-08-2009
Mesajlar: 770
Uye No:3981
Tecrübe Puanı: 3283
Karizma Puanı: 3239764
Karizma Derecesi
express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde
Standart 80 li Yılların tüm Dizi ve Programları

80 li Yılların Tüm Dizi Ve Programları


UYKUDAN ÖNCE



İşte hepimizin sevgilisi unutulmaz Adile Naşit'in bizlere "kuzucuklarım" diye seslendiği ve tek tek isimlerimizi saydığı klasik program buydu. Uykudan Önce izlemeden mümkün değil yatılmaz, evde olay çıkardı. Adile teyzemizden sonra Derya Baykal da bir süre bu programı sunmuştu . Embesil Yakari, mafsal romatizmalı kedi Musti sakar uçak Jumbo hep bu programda izlediğimiz ve çocukluğumuza damgasını vurmuş çizgi filmlerdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


BARIŞ MANÇO İLE 7'DEN 77'YE



Rahmetli Barış Manço'nun herkesi ekran karşısına toplayan muhteşem pazar programıydı. Barış abi sayesinde biz de tv karşısında dünyayı gezdik, belki hiç göremeyeceğimiz ülkeleri gördük, bir sürü şeyler öğrendik. Bir de bu programın Adam Olacak Çocuk isimli yarışma bölümü vardı ki, minicik veletlerle Barış abinin kurduğu diyalog inanılmazdı, bu ufaklıklara şarkı söyletir, en sevdikleri ikinci yemeği sorardı, çünkü her çocuğun en sevdiği yemek köfte idi o zamanlar. Tabii her ufaklık 10 puan 10 puan 10 puan alıp şampiyon olurdu. Sonradan Adam Olacak Çocuk'la dönüşümlü olarak 2.Kahvaltı başladı, emekli pinpon hanımlar ve beylerle sohbet ederdi Barış Abi. Ve her programın sonunda o unutulmaz adresi verirdi:
Barış Manço Moda 81300 İstanbul


[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


AŞK-I MEMNU



TRT'nin ilk ve en meşhur dizisi idi, yönetmeni Halit Refiğ, başrol oyuncusu ise gencecik Müjde Ar idi, Müjde Ar yasak aşkına karşı koyamayan bahtsız Bihter rolü ile bir anda parlamıştı. Bihter'in yasak aşkını da mavi gözleriyle meşhur Salih Güney oynamıştı. (ama dizi siyah beyazdı tabii)

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


4.MURAT



Cihan Ünal'ın ilk kez parladığı, TRT yapımı ilk meşhur tarihi dizilerdendi. Padişah 4.Murat'ın tarihte iz bırakmış kısa hayatını anlatırdı. Bu diziden sonra Cihan Ünal-Ayten Gökçer dizilerin sevilen ikilisi olmuşlar, başka yapımlarda da beraber rol almışlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


KURULUŞ



Cihan Ünal'ın Osmancık'ı yani Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gazi'yi onadığı tarihi bir diziydi. Bunlar aşiret oldukları için çadırlarda yaşar, bitmek bilmeyen Bizans tekfurlarıyla savaşıp dururlardı. Tarih bilgilerimizi güçlendiren TRT'nin özenli ve başarılı dizilerinden biriydi. Osmancık ve tekfurlardan başka Şeyh Edebali ve güzel kızı Malhal hatun diğer karakterlerdendi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


ÇALIKUŞU



Reşat Nuri Güntekin'in en sevilen eserinden uyarlanan bu dizi meşhur oyuncuları ve rahmetli Esin Engin'in muhteşem müziğiyle TRT'nin unutulmazlarındandı. Feride Çalıkuşu rolüyle Aydan Şener televizyonun resmen kraliçesi olmuştu. Kamuran'ı ise Kenan Kalav oynamıştı. Nurlar içinde yatsın eşsiz Sadri Alışık Doktor Hayrullah rolünde resmen döktürmüş, tekkaş Mine Çayıroğlu ise Munise rolünde ölüm döşeğinde herkesi ağlatmıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


KÜÇÜK AĞA



TRT'nin çok başarılı bir dizisiydi. Kurtuluş Savaşı dönemini küçük bir Anadolu kasabasının yaşadıkları ekseninde anlatan, Tarık Buğra'nın romanına layık olmuş bir yapımdı. Müzikleri harika, oyuncu kadrosu bombaydı, Çetin Tekindor, Fikret Hakan, Ahmet Mekin, Erol Taş, yavaş yavaş Çalıkuşu'na terfi edecek olan gencecik Aydan Şener... Milli Mücadele'de kolunu bırakarak köyüne dönen unutulmaz karakter Çolak Salih ile Fikret Hakan bir kere daha yıldızlaşmıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


ÜÇ İSTANBUL



Harikulade jenerik müziği ile TRT'nin en başarılı yapımlarının başında gelen bir diziydi. Muharrir Adnan Bey'in maceralarını ve verdiği hatalı kararlar nedeniyle mahvoluşunu Osmanlı Devleti'nin çöküşüyle koşut olarak anlatırdı. Çalıkuşu gibi bu dizinin de VCD takımı TRT tarafından yayınlanmıştır.
[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]

KAVANOZDAKİ ADAM



Bir TRT diziydi. Başroldeki Ahmet Mekin'e Türk doktorlar dünyada bir ilki gerçekleştirip beyin nakli yapıyorlardı. doktor bir kavanozdaki beyini alıyor, Ahmet mekinin kafatasının içine koyuyordu. nakilden sonra Ahmet mekin beynin eski sahibi olduğunu sanıyordu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


SUSAM SOKAĞI



TRT'nin yabancılardan alıp uyarlayarak hazırladığı çok eğlenceli bir programdı. Sayıları öğreten kısımları bırakın, o kuklalar ve maceraları müthişti, Kermit başroldeydi ama ismi Kurbağacık'tı. Açıkgöz vardı sonra, çılgın Kurabiye Canavarı vardı. Edi ile Büdü kankigillerin maceraları vardı. Kermit'in röportaj yaptığı akla ziyan tipler vardı. "Dağdan geliyor bir kız döne döneeee", "Söyler misiniz bana nasıl gidilir Susam Sokağı'na?", "Arada kaldım taam arada", en hit şarkılardandı. Hele saymayı öğretmek amaçlı danseden tavuklar çok bitirimdi. Kuklalardan başka mahalle sakinlerinin maceralarını da izlerdik, Bir de çöp adam gibilerden Kırpık vardı. Manav Zehra teyzenin artıklarıyla geçinirdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


KAYNANALAR



Meşhur ve ilk yerli yapımlardan biriydi, Nöri Gantar ve datlısı kaymaklısı Nöriye ile her işe karışan hizmetçileri Döndü'nün maceralarını anlatan bir diziydi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


BiZiMKiLER



Bizimkiler, 8 ocak 1989'dan 3 Kasım 2002 tarihine kadar pazar akşamları yayınlanan Türk televizyonculuk tarihinin en uzun süren dizisidir. Dizinin yaklaşık 460 bölümüne yönetmen olarak Yalçın Yelence imza atmıştır. Filmin künyesinde yönetmen sıfatıyla yer alan diğer isim Erkavim Yıldırım, dizi sona erdikten ve bu bitiş tüm taraflara bildirildikten sonra, yapımcı firmanın, devam edebilir düşüncesiyle çektiği ilave 9 bölümün yönetmenliğini üstlenmiş ve devamında, dizi sona ermiştir. İlk iki yılında Şükrünün (Erdal Özyağcılar) ağabeyi Şevket rolünde Cihat Tamer yer aldı. Daha sonra işlerinin yoğunluğu nedeniyle diziyi bırakan Tamer'in yerine bu role Engin Şenkan getirildi.
Çetinkaya'nin ölümünün ardından bir sene sonra bu sefer Yaman Okay öldü. Okay, Şükrünün karısı Nazan'ın (Ayşe Kökçü) işsizağabeyi Nazım rolündeydi. Ne zaman kardeşinin evine gelse, Şükrü'den azar iştirdi, Nazım da eniştesi yeni bir iş bulduğuna ancak para ihtiyacı olduğuna ikna ederdi.
Dizi, bir apartmanda oturan, yöneticisinden kapıcısına kadar 7 farklı ailenin gündelik yaşamlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini konu edinmektedir. Gündelik yaşam içindeki sıcak, gerilimli, tartışmalı olayları “durum komedisi” şeklinde aktarmaktadır.
Apartmanın beceriksiz, cimri ama titiz, herkesi ve her şeyi denetim altında tutmaya çalışan yöneticisi Sabri Bey; kapıcılığı küçük avantalarla besleyerek kazanç kapısı haline getirmiş, bunun yanında dışarıda çevirdiği işlerle de köşe dönmeye çalışan, dalavereci kapıcı Cafer’le her gün sürtüşmektedir.
Bütün dizi boyunca süren bu çekişmenin yanında ailelerin kendi içlerindeki ve aralarındaki ilişkiler de bütün bölümlerde ayrı ayrı sergilenmektedir.
Yönetici Sabri, karısı Ayla’nın hırçınlıklarıyla uğraşmaktadır.
Şükrü ve ailesi orta sınıf bir ailenin sorunlarıyla iç içedir. Oğulları Ali’nin iş bulma ve evlenme sorunları; kızları Bilge’nin ve kocasının iş ve işsizlik sorunları ailenin yaşamını renklendirir.
Şükrü, ağabeyi Şevket’le ortak çalışmaktadır. İşyerlerindeki tipler, yağcı, dedikoducu muhasebeci Ergun, baba yadigarı Abbas efendi ve aralarındaki çekişmeler ve iki kardeşin bitmez tükenmez iş çekişmeleri; başarıları, başarısızlıkları sıradan insanların iş yaşamını yansıtmaktadır.
Kapıcı Cafer’in, kayınpederi Yandan çarklı Halil’in elindeki üç kuruşa ve kırık dökük marketine el koyma çabaları ve bunların her seferinde Halil’in karısı Sultan’ın manevralarıyla sonuçsuz kalması dizinin bir başka olaylar eksenidir.
Apartmanda oturan bir başka aile, hayatını terzilikle kazanan Sevim ve kocası Baykuş Cemil’dir. Hiçbir işte çalışmayan ve hiçbir işe yaramayan Cemil’in peşinde koştuğu şey, karısı Sevim’den saklayarak içtiği biralarıdır. Ama her seferinde karısı Sevim’e yakalanmaktan kurtulamaz. Cemil, apartmandaki her olayın içinde yer alır ve dedikodu merkezi görevini görür.
Üst kat sakinleri Katil Yavuz ve sevgilisi Şengül ile Tak tak Sedat ve ailesinin arası çok iyidir. Sedat, karısı ve kızını hep çeşitli abartmalarla oyalamakta patronu, kabzımal Yavuz’a da sürekli yağcılık yapmaktadır. Katil lakaplı, kabadayı tavırlı Yavuz, apartmanda çoğu sorunun çözülmesinde yardımcı olmakta, bir çeşit hakem görevi yapmaktadır. Sevgilisi, fingirdek Şengül ise Yavuz’un onu şarkıcı yapacağı günleri beklemektedir.
Apartmanda Davut usta, karısı Ulrike ve oğulları Halis’ten oluşan bir de Almancı aile oturmaktadır. Davut, karısı Alman olduğu için oğlunu tam bir Türk gibi yetiştirmek ister ama zekâ özürlü Halis’in aklı sadece kadınlarda ve Davut’un yanında çalışan Dilek’tedir.
Apartmanın diğer sakinleri; şair Cenap ve onun en yakın arkadaşı ve bütün işlerinin yardımcısı İbrikçi Sıtkı ve karı, koca, kayınbaba üç öğretmenden oluşan öğretmenler ailesidir. Bunlar dar gelirli insanların temsilcisidir ve Nazif, öğretmenlik yanında geceleri de taksicilik yapmaktadır.


[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


23 NİSAN GALA PROGRAMLARI



Eskiden 23 Nisan gala programı Ankara'da kocaman bir spor salonundan yayınlanırdı, sunuculuğunu da Halit Kıvanç yapardı. Galanın sonunda Türk ekibi halk oyunları gösterisi yapar, ve finalde tüm çocuklar salona iner, coşardı. Birkaç gün sonra da haberlerde konuk çocuklarla ev sahibi çocukların illa ağlaya ağlaya ayrılış sahneleri gösterilirdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


PAZAR KONSERİ



Türk müziğinin büyük maestrosu rahmetli Hikmet Şimşek'in yıllarca sunduğu unutulmaz bir programdı. Pazar günleri yayınlanırdı. Bu programda en güzel bölümler Viyana Senfoni Orkestrası'nın yeniyıl konserleriyle Danny Kaye'in yaptığı özel programlardı. Strauss valsleri ile kendimizden geçtiğimiz unutulmaz bir yeniyıl konserinde büyük maestro Herbert Von Karajan konserin finalini Raditski Marşı ile yapmış ve ara kısımlarda tüm salona alkış tutturmuştu. Ondan sonra bu bir gelenek haline geldi ve tüm dünyada Raditski Marşı'nın finalinde alkış tutmak adet oldu konserlerde.


EUROVISON 1980 – PETROL



Türkiye'de Yetmişli yılların ikinci yarısında başlayan Eurovision çılgınlığı seksenlerde binbir türlü hezimetle bezeli ulusal bir takıntıya dönmüştü. Bu yüzden TRT'de 1980 yılında yarışmaya Süperstar Ajda Pekkan'ı gönderdi. Ajda memleketin en Avrupai kadınıydı, güzelliği, yabancı bestelerden uyarlama şarkıları ve estetik ameliyatları ile en parlak yıldızımızdı. Bütün bunlara rağmen yarışmaya alabildiğine oryantal bir şarkıyla katılmıştı : Petrol. Amaan petrool, canıım petrool artık sana sana sana muhtacıım petrool diye uzayıp giden ağdalı melodisiyle şarkı 15. olabilmiş, Ajda Pekkan uzun süre depresyondan çıkamamıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


EUROVISION 1983 , OPERA



Eurovision'da ülkemize tarihi bir hezimet yaşatan, sıfır puan alarak sonuncu olan ilk şarkımız Opera idi. Şarkıyı rahmetli Çetin Alp seslendirmiş, ve Opera'dan sonra kariyeri sona erip hayata kırgın ve küs vefat etmiştir. Halbuki şarkının o sözlerini Aysel Gürel yazmış, sarkıcıyı da TRT seçmişti. Şarkının sözleri "İşte opera, heyecan fırtınası, coşar ruhumda, duyarım sönmez o aşkı, baleli aşk dolu, müzikli oyunlar, uvertür, trio, düetto, korolar, saraydan kız kaçırma, ölmez la traviata..." şeklinde başlayıp aynı saçmalıkta devam ediyordu. Arkada da gülünç kılıklar içinde bir türlü senkronize olamayan vokal ekibi bu curcunayı tamamlamaktaydı. Evlere şenlik bu şarkı yıllar sonra Eurovision tarihinin en kötü şarkısı seçilmişti.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


EUROVISION 1989 , BANA BANA



Büyük usta Timur Selçuk'un yazıp bestelediği çok değişik bir şarkıydı. Çok sesli bir yapısı, oryantal melodileri, zengin orkestra müziğiyle aslında çok emek verilmiş bir şarkıydı ama sözleri tam bir fiyaskoydu. Sürekli tekrarlanan "Bana bana, bana bana, bana bunu bana bunu bana bana" tadında biteviye devam eden sözleri vardı şarkının. Şimdi dinlediğimizde tuhaf ve hoş gelse de, o sene bu şarkıyla inanılmaz derecede dalga geçmiştik. Fakat asıl bomba yarışmada patladı, Timur Selçuk aynı zamanda orkestrayı da yönetiyordu ve Grup Pan " o bir gün, giderse, gene seni, gene seni üzerse" diye şarkıya başlarken inanılmaz coşmuş, adeta uçarak yönetmiştir orkestrayı. Sahnedeki gruptan çok o izlenmiş ve ekranda her belirdiğinde "Aha şimdi uçacak" dedirtmişti.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


POP SAATİ



Bu sanki yüzyıllardır devam eden bir müzik programıdır. Pop Saati'ni Erhan Konuk hazırlayıp sunardı. Hiç değişmeyen bir dekorun önünde hiç kıpırdamadan oturur, ifadesiz bir yüzle ve tane tane konuşarak videoları takdim ederdi izleyenlere. Aradan Allah bilir işte kaç yıl geçti, Erhan Konuk ne dekorunu ne jeneriğini ne de pozisyonunu değiştirdi, hala aynı şekilde sevgili izleyenleriyle buluşmaya devam ediyor, tek fark saçlarına düşen aklar, böylece eski programlarla yenileri ayırd edebilirsiniz. Zamanında bunun hakkında "programını sadece 7 kişi izliyor" diye espriler yapılırdı. Erhan Konuk her videouyu hakkıyla sonuna kadar gösterir, Sezen Cumhur Önal gibi cart diye kesmezdi sonunu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


MÜZİK YELPAZESİ



Sezen Cumhur Önal'ın sunduğu klasik bir müzik programıydı, Önal'ın sunumları ekol olmuş, yıllarca dillerden düşmemişti. Bu programın hiç değişmeyen bir jeneriği vardı, jenerikte Rita Haywort'un Gilda şarkısından bir bölüm, Jason Donovan Sealed With a Kiss'ten bir parça, Nat King Cole Autumn Leaves bir kuple... bu böyle giderdi. Programda Sezen Cumhur Önal zenci şarkıcıları "çikolata renkli" olarak takdim ederdi. Nat King Cole hem çikolata renkli hem de kadife sesli şarkıcıydı. Arada sonbahar rüzgarlarıyla savrulan yaprakların hışırtısı falan gibi ağır romantik konuşmalar yapardı. Ve dekorda kafasının arkasında bir yelpaze vardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


İŞİTME ENGELLİLER HABER BÜLTENİ



Herhalde dünyanın hiçbir ülkesinde bir neslin bütün çocukları oturup işitme engelliler için hazırlanan haber bültenini izlememiştir. Biz yapmıştık! Pazar sabahı erkenden kalkıp televizyonu açar, Voltran'ı beklerdik. Heyhat, Voltran'dan önce böyle renkli bir logo çıkar ve işaret diliyle haftanın haberleri anlatılır, alttan da yazıları geçerdi. Kimbilir kaç çocuk bu yazılar sayesinde okumayı sökmüştü. İşte biz böyle bir nesildik, seksenlerde çocuk olmak, pazar sabahı bu bülteni izlemek demekti.

Yazana zahmet vermeyen yazı, okuyana da zevk vermez.




express isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 15-11-2009, 00:20   #2
express

 
express - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 01-08-2009
Mesajlar: 770
Uye No:3981
Tecrübe Puanı: 3283
Karizma Puanı: 3239764
Karizma Derecesi
express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde
Standart

DALLAS



Eğer ki tüm Türkiye'de gerçekten fenomen olmuş bir dizi var idiyse, bu Dallas'tı! Resmen hayatımızı değiştirmişti. Bu diziyle beraber "kendine bir viski al", "kendini evinde hisset" tabirleri Türkçe'mize eklenmişti. Bir de bir odaya girdiğimizde "cümletten iyi akşamlar, merhaba, günaydın, selamınaleyküm hemşerim" yerine Dallas karakterleri gibi odadaki herkese tek tek "anne!... baba!... kayınço!... baldız!..." demek moda olmuştu. Dallas dizisi petrol zengini Ewing ailesinin maceralarını anlatırdı, iyi kalpli anne bayan Elie ve kovboy baba bir yana, bunların büyük oğlu, herkesin nefret edip bela okuduğu, gelmiş geçmiş en unutulmaz kötü adam Ceyar dizinin yıldızıydı. Bunun kardeşi kıvırcık Bobi de iyi adamı temsil ederdi. Ceyar alkolik ve de sorunlu Suellen ile evliydi, Bobi de düşman Barnes ailesinin kızı Pamela ile evlenmiş, sonradan Ceyar Pamela'nın çocuğunu düşürtmüştü. Bir de küçük kız Lusi vardı . Tabii seksenlerin en büyük esrarını da unutmamak lazım: Ceyar'ı kim vurdu?

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KÖKLER (Roots)



Afrika'daki evinden ve ailesinden vahşice koparılıp Amerika'da köle olarak satılan Kunta Kinte'nin acılarla dolu hikayesi televizyonun karşısındaki herkesi ağlatmıştı. Bu dizi aslında Kunta'nın torunun torunu Alex Haley tarafından yazılan romana dayanıyordu. Dizinin en acıklı yerlerinden biri Kunta'nın o yakalandığı andaki çığlıkları ise, diğeri de kaçmaya çalışırken yakalanıp ayağının kesilmesiydi. Bir de beyazlar buna Tobi diye isim vermişler, kahramanımız "benim adım Kunta Kinte" diye karşı durmuştu onlara. Bu diziden sonra esmer ya da güneşten çok yanmış kimi görsek "Kunta Kinte'ye dönmüşsün" demek moda olmuştu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



DOLUDİZGİN (Bonanza)



Çok izlenen bir kovboy dizisiydi, Bu dizide kovboy baba Kartrayt ve oğulları Has, Edım ve küçük Co'nun başından geçenler anlatılırdı. Özellikle gaza getirici müziği çok sevilir, teyplere kaydedilirdi. Türkiye'de John Wayne'den sonra kovboyları, westerni sevdirmiş yapımdır. Çizgi romanları da çok meşhurdu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SHOGUN



Feodal zamanların Japonya'sında mahsur kalan İngiliz denizci Blackthorne'un maceraları herkesi ekran başına kilitlerken, başroldeki Richard Chamberlain kadınlar arasında ilah mertebesine yükselmişti. Japon kültürünün zenginliğini gözler önüne serip herkese iki kelime Japonca öğreten çok pahalı prodüksiyonu ve mükemmel oyuncularıyla seksenlerin en sevilen dizilerinden olmuştu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KÜÇÜK EV (Little House on the Prairie)



Bonanza'daki Küçük Co Michael Landon büyüyüp Ingalls ailesinin babası olmuştu. Küçük Ev 19. yüzyılda Minnesota'da dağbaşında ilkel bir kasabada yaşayan Laura Ingalls ve ailesinin meceralarını anlatırdı. Bu Lora'nın iki yandan örgülü uzun saçları o zamanın küçük kızları arasında çok moda olmuştu. Bu dizi western gibi görünse de aslında izleyenleri ağlatan, çok acıklı bir pembe diziydi. Bunların başına gelmeyen felaket kalmamış, en sonunda Lora'nın kızkardeşi kör olarak bizleri gözyaşına boğmuştu. Bir de herkesin gıcık olduğu sarışın bukleli bir kız vardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



UZAY 1999 (Space 1999)



İnsanlığın 20 yıl içinde uzayda yaşamaya başlayacağını varsayan çizgi ve dizi film furyasındandı. Meşhur Ay Üssü Alfa bu dizinin geçtiği mekandı. Ay'daki nükleer patlama sonucu Ay Üssü Alfa Dünya'nın yörüngesinden çıkıp uzayda kayboluyor ve kahramanlarımızı Kaptan König ile güzel doktor Helena her hafta maceradan maceraya uçuyorlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ZENGİN VE YOKSUL (Rich Man, Poor Man)



Nick Nolte'yi parlatan yapımdı. Rudi ve Tom Cordeş kardeşlerin maceralarını anlatırdı, başı beladan kurtulmayan asi kardeş Tom, Nick Nolte idi, Rudi ise akıllı, başarılı, zengin, işte her şekilde hayırlı evlattı. Dizi bu iki kardeşin kıskançlıklarını ve çekişmelerini anlatıyordu. Dizinin sonunda o zamanların en nefret edilen kötü adamı Falkonetti, Tom'u sırtından bıçaklayarak öldürmüş, ülkemizde neredeyse ulusal yas ilan edilmişti. Ceyar ortaya çıkana kadar en çok bela okunan karakter Falkonetti olarak kalmıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MAVİ AY (Moonlighting)



En fenomen dizi Dallas idiyse, en sevilen dizi de Mavi Ay idi. Mavi Ay, gözden düşmüş eski model Maddie Hayes'in iflas ettiğini öğrenmesi ile başlamıştı. Maddie kendine kalan tek mülkü olan Mavi Ay detektiflik bürosuna giderek buradaki personelle tanışıyor, ve müstakbel ortak detektif David Addison, Maddie'yi delirtiyordu. Telefonlara kaçık bayan Topesto cevap veriyor ve her seferinde "Mavi Ay detektiflik bürosu, kedinizi mi kaybettiniz, kocanız mı evden kaçtı..." vb vb bir şiirle açıyordu telefonu. Sonradan şapşal Herbert Viola ile evlenmişti. David Addison'ı yani Bruce Willis'i, nurlar içinde yatsın rahmetli Alev Sezer konuşmuştu. Dizinin ülkemizde bu kadar sevilmesinin, Bruce Willis'in çılgın popülaritesinin sebebi bu harikulade sanatçının yaptığı başyapıt dublajdan ileri geliyordu. Dizimizde ise Maddie ofisi satmayıp David ile çalışmaya başlıyor, bunlar çılgınlar gibi kavga ederken bir yandan da davaları çözüyorlardı. Tartışmadan sonra David odasına gider ikisi de karşılıklı olarak diye kapılarını çarparlardı. Maddie hep ipekli etek ve bluz giyer, ofise gelip asansörden çıktığında koridorda yürürken yırtmacından güzel bacakları sergilenirdi. Bir de dizi yayınlanırken TRT radyo 4'ten mi ne İngilizce orijinal dublajı yayınlanırdı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ZENGİNLER DE AĞLAR (Los Ricos También Lloran)



Ülkemizde kısaca Mariyanna olarak bilinen, çok eski bir Meksika dizisiydi, TRT2'de akşam üzeri yayınlanır, sokakta herkes "Mariyanna başlıyo koşun" der, bu diziyi kaçırmazdı. Mariyanna'yı Veronica Castro oynuyordu bu dizide, Bu Mariyanna fakir bir kızdı, babası ölünce aile dostları Don Alberto'nun evine gidiyor, burada Don'un karısından hizmetçi muamelesi görüyordu. Don'un çok pislik bir oğlu vardı : Luis Alberto Salvatierra! Böyle abuk favorileri, kabarık sarı saçları, vücuduna yapışan İspanyol paçalı streç takım elbiseleriyle çok bitirimdi. Dizide kendisi Mariyanna'ya aşık oluyor ama uzatmalı sevgilisi Ester bunlara bela çıkartıp duruyordu, hatta Luis Alberto'nun kendisine tecavüz ettiğini falan söylemişti. Neyse sonra kötü kadın Ester öldü, berikiler evlendiler. Bunlar balayından döndükten sonra Leonardo geldi bunları ziyarete, Mariyanna'nın odasına çıktı, tam o sırada Mariyanna bayıldı, Leonardo aman düşmesin diye bunu tuttu, ve yine tam o sırada odaya giren Luis Alberto karısına orospu, çocuğuna da piç diyerek terketti Mariyanna doğurdu oğlunu, adı da Beto idi Ama Mariyanna kafayı tırlatıp çocuğu bir kadına verdi, bu arada Luis Alberto ile barıştılar, yıllarca Beto'yu aradılar, Beto hırsız olarak bunların malikhanesine girdi, evlat edindikleri üvey kıza aşık oldu. sonunda herkes birbirine kavuştu, mutlu oldu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



GÜZEL VE ÇİRKİN (Beauty and the Beast)



Pazar gecelerinin unutulmaz dizisiydi. İnsanın içine işleyen dokunaklı bir müziği vardı. Açılış jeneriğinde Vincent'ı seslendiren sanatçı harikulade bir şekilde ulaşamayacağı bir dünyada yaşayan sevdiği kadını anlatır ve "onun adı Catherine" derdi. Vincent ülkemizde aslan adam olarak tanınan acayip bir yaratıktı. New York metrosunun alt katlarında, labirent gibi esrarlı bir yerde yaşardı. Catherine ise zengin, güzel, başarılı bir avukattı. Birgün yolda saldırıya uğrayıp yüzü kesiliyor ve parka terkediliyordu. Bunu bulan Vincent kadını aşağıdaki gizli odalara götürüyor, yeraltındaki güruhun lideri Baba, Catherine'i tedavi ediyordu. Sonra Catherine ile Vincent aşık oldular, Catherine'in parmağı kesilse Vincent bunu hissedebiliyor, kükreyerek gelip Catherine'i bin türlü beladan kurtarıyordu. Catherine'in çatıkatında harika bir dairesi ve muhteşem manzaralı bir balkonu vardı, balkonun kapılarını açınca ince tül perdeler uçuşur, Catherine ağır ağır yürüyerek balkona çıkar, gecenin karanlığında ışıl ışıl parlayan Manhattan manzarasını izlerdi. Az sonra Vincent gelir, birbirlerine sarılırlar ama daha ileri gidemezlerdi. Ne yazık ki Linda Hamilton diziden ayrılınca Catherine karakteri öldü.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



LASSIE



1989 yapımı, ve ülkemizde bir çok 80 ler kuşağının lassie diye bildiği köpekleri bu diziyle tanıdık.aslında dünyada lassie 1954 yapımı diziyle tanınmıştır. biz ise bu diziyle bildik ve sevdik lassie,yi. dee wallece evin güzel annesini canlandırmıştı. ve tabiiki hayranı olduğumuz. wendy cox. ve pek tabiiki yıllar sonra yine bir lassie yapımında yeralan Roddy McDowall. bu dizi her şeyiyle güzel bir yapımdır. müzikleri renkleri daha saymakla bitmeyecek bir ton özelliğiyle bize iskoç çoban köpeklerini ve lassie,yi tanıtan sevdiren dizidir. maalesef sadece 2 sezon yayında kalabilmiştir.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



BARETTA



Çok sevilen bir kahramandı. Toni Baretta İtalyan asıllı, kimsesiz, bekar, asi bir polisti. Dağınık otel odasını beyaz bir papağanla paylaşırdı. Kahramanımız olayları çözmek için kılık falan değiştiren delifişek bir tipti. Baretta'yı oynayan karayağız Robert Blake o günlerin ilahıydı. Bu dizinin özellikle meşhur şarkıcı Sammy Davis Jr.'ın söylediği jenerik şarkısı çok sevilmişti.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KOMİSER KOLOMBO (Columbo)



Dağınık saçları, buruş buruş pardesüsü ile detektif Kolumbo, TRT'nin unutulmaz dizilerindedi. En çapraşık davaları sabırla çözebilen, gayet geniş, rahat biriydi. Suçlulara öyle sorular sorardı ki, katil bunun salak olduğuna inanıp gevşer, fakat Kolumbo tam kapıdan çıkarken cart diye tuzaklı soruyu sorup herifi faka bastırırdı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KAÇAK (The Fugitive)



TRT'de yayınlanan ve son bölümü gösterildiğinde sokakları boşaltan ilk dizi herhalde Kaçak'tı. Bu dizi Doktor Kimble'ın macerasını anlatıyordu. Doktor bir gün eve geliyor ve karısının tek kollu bir adam tarafından öldürülmesine şahit oluyordu. Gelgelelim cinayet bunun üzerine kalınca çareyi kaçmakta buluyordu. Kimble'ın peşine Gerard diye kafayı buna takmış bir komiser düşmüştü, Kimble önde Gerard arkada kasaba kasaba gezerler, Kimble gittiği her yerde insanlara yardım ederdi. Yıllar sonra bunun filmi de çekilmiş ve başrollerde Harrison Ford ve Tommy Lee Jones oynamışlardı. Televizyonda ise Kimble'ı David Janssen oynamıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



LOGAN`IN KAÇIŞI (Logan's Run)



2274 yılının kıyamet sonrası dünyasında insanlık kapalı bir kubbenin içinde yaşamını sürdürmektedir. Her birey kendisine ayrılmış bedensel hazlarla ve serbest cinsellikle dolu 30 yıllık yaşamın sonunda bir karar vermek zorundadır. Ya sükunet içinde uyutulmayı kabul edecek ya da "Carousel" (atlıkarınca) isimli görkemli bir törenle, izleyiciler önünde ve aynı kaderi seçen diğerleriyle birlikte yaşamına son verecektir.
Sayıları az da olsa ölmek istemeyen bazıları 30 yaşına gelince kaçak olurlar ve her zaman sonları "Sandman" olarak anılan polislerin elinden olur. Logan da bu havalı polislerden biridir. Gününü gün ederken girdiği tek gecelik bir ilişkide Fracis'le tanışır. Güzel kadın Logan'ın sistemi sorgulamasını sağladığında, dışardaki dünyaya "kaçış"ları başlar.


[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



CESUR VE GÜZEL (The Bold and the Beautiful)



Cesur ve Güzel ilk bölümü 23 Mart 1987 tarihinde yayınlanan Amerikan yapımı bir popüler televizyon dizisidir. Halen devam eden dizinin 28 ağustos 2008 tarihinde 5,639.bülümünün yayınlanmasıyla beraber Amerika'da ilk ekrana çıkma yılı 1987'dir. Daha sonra 2009 senesinde ATV de Ece Erken ve Yusuf Güney'in sunduğu programın ismi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MAGNUM (Magnum P.I.)



Tom Selleck'in sevilen bir detektif dizisiydi. Tom Hawai'de yaşar muhteşem, kıpkırmızı Ferrari'siyle takılır ve olayları çözerdi. Bunun bir de badem bıyıklı uşağı vardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SMITH VE JONES (Alias Smith & Jones)



Eğlenceli bir kovboy dizisiydi, kovboyların adı Hannibal ve Kid Curry idi ama bunlar yakalanmamak için Smith ve Jones takma adlarını kullanırlardı. Bu öykünün ana fikri, kahramanlarımızın belli bir süre başlarına bela açmadan oturmaları gerektiğiydi ama tabii her hafta başlarına bir iş gelir ve maceralara bulaşmak zorunda kalırlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KAPTAN ONEDIN (The Onedin Line)



Uzun favorileri ile beş parasız kahramanımız Onedin kafayı gemiye, takmış bir adamdı, bu yüzden zengin bir adamın kızı ile evlenmiş ve nihayet gemisine kavuşup kaptanlığa terfi etmişti. Sonradan karısını da sevmeye başlamış ama kadıncağız doğum yaparken ölünce tekrar ve sonra yine tekrar evlenmeyi ihmal etmemişti.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MUPPET SHOW



Kermit'in yönettiği bir tiyatro kumpanyasında yaşananları anlatan eşsiz benzersiz bir şovdu. Assolist Piggy, komedyen Fozzy, her hafta havalara uçan Gonzo, canavar Animal, hımhım İsveçli Aşçıbaşı, çılgın bilimadamı diğer tiplerdendi. Her hafta meşhur bir artist Muppetlar'ın konuğu olur ve gösterilerde rol alırdı. Kaçık bunaklar Waldorf ve Statler'ın yorumlarına gülmekten koltuktan düşebilirdiniz.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]

Yazana zahmet vermeyen yazı, okuyana da zevk vermez.




express isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 15-11-2009, 00:24   #3
express

 
express - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 01-08-2009
Mesajlar: 770
Uye No:3981
Tecrübe Puanı: 3283
Karizma Puanı: 3239764
Karizma Derecesi
express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde
Standart

6 MİLYON DOLARLIK ADAM (The Six Million Dollar Man)



Kahramanımız Steve geçirdiği kazadan sonra baştan aşağı yenilenip Darth Vader tadında yarı makine bir insan haline geliyordu. İşte bunun heryeri mekanik ve çok güçlü olmuştu ve her yanına monte edilmiş metal parçaların ederi de 6 milyon dolar ettiğinden diziye böylesi bir isim veriliyordu. 6 milyon dolar, seksenlerin başında akıllara sığması olanaksız bir meblağ idi memleketimizde.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MAYMUNLAR CEHENNEMİ (Planet of the Apes)



Muhteşem Charlton Heston'ın başrolde oynadığı ve çarpıcı finaliyle aklımızı alan filmden esinlenerek yapılmış bir diziydi ve pazar sabahları gösterilirdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KADIN POLİS (Police Woman)



Angie Dickinson'un başrolde oynadığı ve böylelikle ülkemizde ilahe olduğu diziydi. Erkekler arasında çarpışan bir kadın polisin maceralarını anlatırdı. Nedense Angie Dickinson'ın bacakları çok meşhur olmuştu ve dünyanın en güzel bacaklı kadınlarından biri olarak lanse edilirdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



YUKARDAKİLER VE AŞAĞIDAKİLER (Upstairs & Downstairs)



Bu dizide kocaman bir malikhanede yaşayan Belami ailesi ve bunların çalışanlarının maceraları anlatılırdı. Yukardakiler efendi, aşağıdakiler de hizmetçiydi. Profesyoneller'de CI5'in patronunu oynayan Gordon Jackson bu dizide evin uşağını oynamıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ÇARLİ'NİN MELEKLERİ (Charlie's Angels)



Çarli'nin melekleri polis akademisine giden 3 kızı anlatıyordu, Çarli denen adam bunları alıp özel detektif yapmıştı. Çarli bilindiği üzere kesinlikle görünmez sadece kızlara günaydın falan derken sesi duyulurdu. Bir de bunun emireri Bozli vardı kızlara o hafta çözülmesi gereken olayı anlatan. Sabrina, Jill ve Kelly Türk erkeklerinin gönlünde taht kurmuşlardı, özellikle de dalga dalga dağınık sarı saçları ve dar tulumlarıyla Farah Fawcett kesinlikle o yılların kadın idolü haline gelmişti.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



PROFESYONELLER (The Professionals)



İngiliz yapımı çok başarılı bir polisiye diziydi. Ajan Doyle, Ajan Bodie ve bunların patronu , CI5 organizasyonunun kurucu Cowley'in ağır olayların peşinden koşmaları anlatırdı çünkü bunlar seçme elemanlardı ve terörist olaylarında falan Cowley sadece bizimkileri yollardı, çok sert, gerektiğinde kanunları kuralları çiğnemekten çekinmeyen seksenlerin Jack Bauer'leriydi onlar.


[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ATLANTİS'TEN GELEN ADAM (The Man From Atlantis)



Dallas'ın Bobi'si Patrick Duffy`nin başrolde oynadığı bir diziydi. Bobi'nin parmaklarının arasında bize o zamanlar çok tuhaf, çok marjinal gelen perdeler vardı çünkü o Atlantis'ten gelen , su altında soluk alan bir balıksıadam idi. Denizde böyle dalgalanarak tuhaf bir stilde yüzerdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



BEYAZ GÖLGE (The White Shadow)



Türkiye'de basketbol diye bir sporun varlığını hatırlatan ve sonunda çok sevdiren efsane dizi idi. Zenci öğrencilerin okuduğu bir liseye gelen sarışın koç Reeves'in kendisini önce "white men can't jump" gibilerden dışlayan takımının ilahı olmasını anlatırdı. Koç çocuklara sadece sahada değil, hayatta da koçluk yapar, bu yollardan ben de geçtim, öğüdümü dinleyin diyerek yol gösterir, abilik ederdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KÖLE İZAURA (Escrava Isaura)



Türkiye'de hem de gece vakti yayınlanan ve erkeklerin de bayılarak seyrettiği ilk pembe dizi Köle İzaura idi. Hoş o zamanlar pembe dizi ne demek bilemezdik. İzaura, şeytani kötü adam Senyor Leonsiyo'nun kölesiydi ama beyazdı. Leonsiyo'nun buna yapmadığı eziyet kalmamıştı, çünkü içten içe de İzaura'ya aşıktı ama İzaura Leonsiyo'nun tüm avanslarını reddeder, Alvaro diye sarışın bir tipi severdi ve sürekli özgürlüğüne kavuşmak için çabalardı, Bu diziden sonra evde, işyerinde çok iş görenlerin "köle izaura'ya döndüm" demesi moda olmuştu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MÜZEDEKİ HAYALET (Belphégor)



İşte herkesin ödünü patlatan, o zamanın çocuklarının evlerdeki karanlık odalara gitmesini engelleyen korkunç hayalet Belfagor idi. Belfagor aslında kanlı canlı bir kadındı. Böyle kara çarşaflı korkunç bir maske takar, Louvre müzesinin koridorlarında dolaşırdı, aslında müzeden değerli birşeyleri çalmaya çalışan bir grubun kullandığı bir şaşırtmacaydı bu korkunç hayalet.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



TATLI CADI (Bewitched)



Sementa, sıradan bir ademoğlu ile evlenmiş kanlı canlı bir cadıydı. Bunun hem cadı hem de cadoloz anası Endora da adem koca Derın'a uyuz olur, kızını damattan ayırmaya çalışırdı. Sementa'nın en önemli özelliği burnuydu, şirin bir müzik eşliğinde burnunu oynatır ve gerekli büyüleri yaparak o bölümün meselesini çözerdi. Bu dizinin çizgi film olarak hazırlanmış bir jeneriği vardı. Sementa'yı Elizabeth Montgomery canlandırmıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



UZAY YOLU (Star Trek)



İşte elemanları adeta ulusal kahramanlar haline gelmiş, çok sevilen bir dizi daha. Kaptan Körk ve Volkanlı Mister Spak çocukluğumuzun unutulmaz tipleriydi. Geminin adı Atılgan'dı, Uhura diye zenci mürettebat, bir de bunları heryere ışınlayan Skati vardı, "ışınla beni Skati" yıllarca dilimize pelesenk olmuş bir espriydi. Her bölümde Kaptan Körk "kaptanın seyir defteri, ışık yılı bilmemne, Atılgan'ı şuraya götürüyoruz" gibilerden günlük tutardı. Türkiye'de Uzay Yolu sevgisi doruğa çıkınca nur içinde yatsın, rahmetli Sadri Alışık "Turist Ömer Uzay Yolunda" isimli filmi çevirmişti.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SAN FRANSİSKO SOKAKLARI (The Streets of San Fransisco)



San Fransisko'lu iki detektifin maceralarını anlatan heyecanlı bir diziydi. Michael Douglas ilk çıkışını bu diziyle yapmıştı. Emektar ve yaşlı detektifi de patlıcan model burnuyla meşhur Karl Malden oynuyordu. Bu dizinin en güzel yanı San Fransisko sokakalarında çekilmiş kovalamaca sahneleriydi, kocaman 70 model Amerikan arabaları o yokuşlu sokaklardan hızla çıkar ve uça uça aşağı inerlerdi. Parçalanan, birbirine giren arabanın haddi hesabı olmazdı. Kahramanlarımızı bu hareketli sokaklarda cinayet davalarını kovalarlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MC MILLAN VE KARISI (Mc Millan & Wife)



Unutulmaz büyük yıldız Rock Hudson'ın başrolde oynadığı çok sevilen bir diziydi. McMillan, San Fransisko'lu bir polis memuruydu, ama karısıyla kocaman bir evde yaşardı. Bunların bir de cadoloz bir hizmetçileri vardı. McMillan her bölümde olayları çözer, karısının başını dertten kurtarırdı. Fakat kadın rahat durmaz, sonraki bölümde hemen başını yine derde sokardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



TEHLİKE ÇEMBERİ (Hart to Hart)



Bu dizi milyoner bir çiftin maceralarını anlatırdı. Jonathan ve Jennifer Hart'ın hayatta tek dertleri yoktu, o yüzden sürekli cinayetlere, hırsızlıklara bulaşır ve cin fikirleriyle sonuçta olayı çözerlerdi. Zengin kahramanlarımızı o günlerin meşhur artistlerinden Robert Wagner ve Stefanie Powers canlandırırdı. Bunların bir de kaçık bir uşakları vardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



AŞK GEMİSİ (Love Boat)



Aşk Gemisi, misafirlerini tropik denizlerde rüya gibi seyyahatlere çıkartan sosyetik bir gezi gemisiydi. Beyazlar içindeki kaptan Stubing, süper doktor ve tüm ekip çok canayakındı, yolcuların her derdine deva olmaya çalışırlardı. Her bölümde yolcuların başına birşey gelir, bir polisiye olay, yarım kalmış aşk macerası, küskünlük vb. problemler ortaya çıkar ve seyyahat süresi içinde ekibimiz olayı çözerdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



HAYAL ADASI (Fantasy Island)



Aşk Gemisi'ne benzer bir diziydi. Gemideki beyazlı kaptan yerine burada adanın yöneticisi beyazlar giyinen bay Roark vardı. Yardımcısı cüce Tatü'ydü. Bu adaya her hafta dertleri olan ve birşeyler hayal eden zengin misafirler gelir, bay Roark bunların hayallerini gerçeğe çevirirdi, ama her bölümde illaki almamız gereken bir ders olurdu, hani ne istediğinize dikkat edin gibilerden. Adaya gelenlerin boyunlarına takılan Hawai tarzı çiçekleri de hiç unutulmayanlardandır.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



TATLI-SERT (The Avengers)



Çok farklı İngiliz mizah ürünü, ajan ve bilim kurgu dizisiydi. Ajanlarımız tipik İngiliz centilmeni kıyafetiyle John Steed ve daracık tulumuyla çarpıcı Emma Peel idi. Bunlar her bölümde bir cinayet olayını çözer, kavgalara karışır, deli bilim adamlarıyla ve düşman casuslarla uğraşırlardı. Emma'yı oynayan kadına bütün adamlar hasta olurdu. Bunların aralarındaki kimya herkese merakla izlettirirdi bu çılgın diziyi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KAPTANLAR VE KRALLAR (Captains and the Kings)



Taylor Caldwell'in romanından uyarlanmış bu mini dizi, İrlandalı göçmen çocuğu Joseph Francis Xavier Armagh'ın hırs ve acıyla dolu hayatını anlatırdı. Joseph tutkularının peşinde koşarak fırsatlar ülkesi Amerika'da yükseliyor ancak sonunda çok feci bedeller ödüyordu. Mantık evliliği yaparak sevmediği bir kızla evlenmiş, Amerika başkanı yapmaya çalıştığı biricik oğlu Rory babasının kaderini paylaşmayı reddedip trajik sona doğru ilerlerken , kızı da aslında dayısı olan bir adama aşık olup sonunda fıttırmıştı. Dramatik ve çarpıcı Joseph'i canlandıran Richard Jordan o dönemin en sevilen artistlerinden olmuştu. Gencecik ve güzeller güzeli Jane Seymour da Rory'nin aşık olduğu kızdı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ŞAHİN TEPESİ (Falcon Crest)



Bu dizinin entrikalarla dolu bir hikayesi vardı. Şahin Tepesi'nin kraliçesi Angela diye bir kadındı. Bu Angela geniş üzüm bağlarının sahibiydi. Fakat birgün bunun kuzeni çıkmış, allem kallem Angela'nın bağlarını elinden almıştı. Angela hep bu adamla mücadele ederdi. Bunun bir de torunu vardı, bu tipi esmer ve de yakışıklı Lorenzo Lamas oynardı. Torun çok pislikti, elinden uçanla kaçan kurtulurdu ama o devirde bütün kızlar bunun hastasıydı. İşte sonra bu dizide herkes birbiriyle al takke ver külah, kim kim çocuğu belli değil, böyle çok çapraşık meseleler ortaya çıkmıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]

Yazana zahmet vermeyen yazı, okuyana da zevk vermez.




express isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 15-11-2009, 00:27   #4
express

 
express - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 01-08-2009
Mesajlar: 770
Uye No:3981
Tecrübe Puanı: 3283
Karizma Puanı: 3239764
Karizma Derecesi
express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde
Standart

FLAMİNGO YOLU (Flamingo Road)



Hanedan gibi pembe dizi formatında entrikalar, kötü adamlar, fettan kadınlarla dolu bir diziydi. Herkesin nefret ettiği, bela okuduğu Ceyar'ın Flamingo versiyonu hain adamın adı Şerif Taytıs idi. Bebek yüzlü, mavi gözlü Mark Harmon bu diziyle tanınmıştı. Bir de sarışın afet kadın vardı, Morgan Fairchild.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KARA ŞİMŞEK (Knight Rider)



Çocukluğumuzun efsane dizisiydi. Bir olayda kurşunlanan polis Maykıl'a plastik cerrahi ile yeni bir yüz yapılıyor ve kahramanımız David Hasselhof formatında Maykıl Nayt olarak coşuyor, kötülerle mücadeleye başlıyordu. Bunun patronu Devon, asistanı da kumral güzeli Bonnie idi. Her bölümde güzel bir kadının başı belaya girer ve şövalyemiz onu kurtarmak için süper akıllı ve konuşan arabası Kit ile olay yerine giderdi. Bu araba siyahtı, kendine kendine hareket eden yarım direksiyonu, bir de önünde kırmızı bir ışığı vardı ki memleketimizde binlerce araba bu sebepten modifiye edilmiştir. Bir de bu Kit'in kötü kalpli kardeşi Kar vardı ki en korkunç bölümlerden birinde kumların altına gömülerek ışşığı sönmüştü.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ŞAHİN (Street Hawk)



Kara Şimşek bittikten sonra onun yerine yayınlanmış, benzer konseptte bir diziydi. Bu dizide polis memuru Jessie düşmanları tarafından sakat bırakıldıktan sonra , kaçık bir bilim adamı Jessie'yi gizli bir projeye almıştı. Jessie gizlice ameliyat olup yürümeye başlamış ve olağanüstü özelliklerle bezeli kapkara ve eşi benzeri olmayan bir motosikletin sürücüsü olmuştu. Bundan sonra kahramanımızın şehirdeki kötülerle amansız savaşı başlamıştı. O zamanlar bize pek bir hoş gelse de dizimiz Kara Şimşek'in yerini tutamamış ve kısa ömürlü olmuştu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SAMURAYIN İNTİKAMI (The Betrayed Samurai)



Pazar öğleden sonra yayınlanan, kılıç sahneleri ile çoluk çocuk herkesi etkilemiş bir Japon dizisiydi. Kahramanımız Tsukinosuke aslında Monte Cristo Kontu'nun Japon versiyonuydu. Kendisi zengin bir aileden gelme asil bir samurayken kuzeni tarafından ihanete uğrayarak Iwo Jima adasına sürülmüştü. babası da oğlunun suçlu olduğuna inanarak harakiri yapmıştı. 10 yıl hapis kalan kahramanımız , yaşlı hücre arkadaşı ölünce onun cesedi yerine geçip adadan kaçmış, prenses Mibu tarafından denizden çıkartılmıştı. Prensesin fedaisi olan Tsukinosuke burada dövüş sanatları ustası olmuş, sonra ikisi beraber yaşlı adamın hazinesini bulmuşlardı. Bundan sonra kahramanımız adını Geshin olarak değiştiriyor ve samurayın intikamı başlıyordu. Kendine ihanet edenleri teker teker doğrayan Tsukinosuke, her cesetin yanına bir çiçek bırakarak kayboluyordu.



MORK VE MINDY (Mork and Mindy)



Uçuk kaçık bir diziydi. Başrolde Robin Williams oynuyordu. Hikayeye göre Mork, Ork gezegeninde yaşarken dev bir yumurtaya binerek dünyamıza gelmişti. Mindy de Mork'u bulup kimliğini gizleyerek tavanarasında yaşamasına izin vermişti. Böylece Mork insan davranışlarını inceleyerek her bölümün sonunda Ork'daki şefi Orson'a rapor verebilirdi. Robin Williams bu dizide inanılmazdı, na nu-na nu diye selam verip bir anda coşuyor, çılgınca espriler, doğaçlamalar yapıyordu, Mindy karakterinden pek ses soluk çıkmaz, olay Mork'un kaçıklıkları etrafında dönerdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SAINT'İN DÖNÜŞÜ (Return of the Saint)



Roger Moore'dan sonra Simon Templar karakterini Ian Ogilvy diye biri canlandırmış ve dizi yeniden başlamıştı. Ama bu yeni Saint'in beyaz bir jaguarı vardı ve Avrupa'yı boydan boya dolaşarak güzel manzaralar eşliğinde macera yaşıyordu. Bu dizinin de simgesi, tepesinde hale olan çubuktan bir adamdı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



THE SAINT



Eski bir diziydi, detektif Simon Templar'ın maceralarını anlatırdı, başrolde Roger Moore oynuyordu. Genellikle yanında vakayı çözmesine yardım eden güzel bir kız da bulunurdu, bir nevi James Bond gibi. Zaten dizi bittikten sonra Roger Moore bu sefer de Bond olmuştu. Simon Templar'ın can düşmanı müfettiş Teal idi. Templar her bölümün sonunda bize dönerek gülümser ve tepesinde gerçek bir azizin halesi oluşurdu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SHERLOCK HOLMES (The Adventures of Sherlock Holmes)



Gelmiş geçmiş en iyi Holmes uyarlaması kabul edilen, seksenlerin ortasında çekilmiş bir diziydi. TRT'de çarşamba akşamları yayınlanırdı. Kahramanımız piposu, şapkası, pardesüsü ile efsane İngiliz detektifdi. Kendini beğenmiş, çarpıcı, bir şapkadan sahibinin karakter tahlilini yapabilecek kadar bilgili, esrarlı, aşmış bir karakterdi. Kankası Dr.Watson ile polisin çözemediği vakaları inceleyip katili bulurlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KUNG-FU



Efsane bir diziydi. David Carradine başroldeydi. Kahramanımız Caine Çin'de kör bir hocadan kung-fu öğrenerek master olmuştu? Hocası Çekirge diye hitap ederdi. Sonra kötü Çinliler Caine'in hocasını öldürünce Caine de onları öldürüp Amerika'ya döndü. Dizinin devamında kahramanımız kasaba kasaba dolaşıp etrafına iyilik ihsan felsefe dağıtmış, rastladığı kötü adamları dövmüştü. Zamanında pek çok genç bu dizininden dolayı judo, kung-fu kurslarına yazılmıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KAYGISIZLAR (The Persuaders)



Başrollerinde Roger Moore ve Tony Curtis oynamıştı. Roger Moore, çok asil ve kibar İngiliz Lordu, Tony Curtis ise sonradan zengin olmuş Amerikalı bir çapkındı. Yargıcın biri bu ikisini bir araya getirerek polisin çözemediği olayları çözmelerini istemişti. Böylece kahramanlarımız heyecanlı maceralara dalarken sıkı fıkı iki dost olup çıkmışlardı. Her bölümde hızlı arabalar, güzel kızlar, hareket, aksiyon eksik olmazdı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KAĞIT BEBEKLER (Paper Dolls)



Mankenler, moda dünyasındaki entrikalar hakkında bir diziydi. Küçük kızlarını model olsunlar diye ajanslara satan anneler, kaltak mankenler, pırıltılı ama boş hayatı yüzünden acı çeken modeller, hepsi bu dizideydi. Basbayağı pembe dizi işte. Aman pek meraklısıydım ben bunun nedense??? Oyuncuları arasında Morgan Fairchild, Lauren Hutton gibi Seksenlerin tv yıldızları bulunuyordu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



BJ VE AYI (BJ and the Bear)



Çok eğlenceli bir diziydi. Kahramanları Billy Joe ile Ayı isimli komik şempanzeydi. Şempanzenin de kendine ait bir gardrobu, şapkaları falan vardı. İkili BJ'in güzelim, kırmızı kamyonu ile eyaletler arasında geze geze taşımacılık yaparlardı. Peşlerinde de kötü şerif Lobo olurdu. Her bölümde ikilimiz farklı bir macera yaşar, sonunda kamyonun havalı kornasını öttürerek kutlama yaparlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



PİYANGO (Lottery!)



Bu dizide bir piyango şirketine bağlı çalışan 2 kafadar, piyango talihlilerini bulmak için şehir şehir dolaşırlardı. Bunlardan biri piyango firmasının elemanı, diğeri de mali işler sorumlusu gibi birşeydi. Her bölümde kazanan talihli kişi nedense kaçıp gitmiş olur, bizimkiler ha babam arar dururdu. Sonunda şanslıyı bulduklarında hem 5000 dolar nakit para, hem de milyon dolarlık çekler verirlerdi adama.



FLIPPER



Bizim için dünydaki tüm yunusların adı Flipper'dı. Bunun sebebi de bu eski diziydi. Bu akıllı yunusun suratında sürekli bir gülme ifadesi vardı. Sandy bunu ağlardan kurtardığı için ne zaman çocuğun başı sıkışsa Flipper yüzer yetişirdi. Maceranın sonunda sevinçli sesler çıkartır, kuyruğunun üzerinde hoplayıp sıçrardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



GÖRÜNMEZ ADAM (Gemini Man)



Eski bir dizi olmasına rağmen ülkemizde Seksenlerde yayınlanmıştı. Kahramanımız Sam Casey gizli ajandı. Birgün kaza mı ne geçiriyor ve görünmez oluveriyordu. Neyseki gizli servis bunun görünmezliğini kontrol altına almayı becermişti Kol saatinin bir düğmesine bastı mı görünmez oluyordu ama bunu her gün sadece 15 dakika yapabilirdi yoksa ölecekti. Tabii her bölümde heyecan yaşanırdı, süre dolmak üzere, ne yapacak, ölecek mi diye.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MASAL TİYATROSU (Faerie Tale Theatre)



Haftasonu sabah yayınlanan bir programdı. Program başlarken sunucu "ben Shelley Duvall, Masal Tiyatrosu'na hoşgeldiniz" derdi. Her hafta ünlü bir masalın filmini izlerdik, Rapunzel, Çizmeli Kedi, Parmak Çocuk... Benim en sevdiğim uyarlama Güzel ve Çirkin idi. O zaman farkında değildik ama her bölümde Shelly Duvall'in ünlü artist arkadaşları rol alırlardı. Mesela Uyuyan Güzel'de yakışıklı prensi Süpermen Christopher Reeve oynamıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



GÜMÜŞ KAŞIKLAR (Silver Spoons)



Richie Rich'in dizi versiyonu gibi birşeydi. Başrolde oynayan Ricky Schroeder de zaten tip olarak Richie Rich'in tıpkısı sarışın, gıcık bir oğlandı. Bu dizi sayesinde Anglosaksonların "ağzında gümüş kaşşıkla doğmak" deyimini öğrenmiştik.
Hikaye çok zengin ama çocuk ruhlu bir adamın, yaşadığı bir haftalık evlilikten bir oğul sahibi olduğunu öğrenmesiyle başlıyordu. İşte bu oğlan Ricky idi. Adam oğlunu muhteşem malikanesine getirtince Ricky için bir eli yağda ötekisi şokellada bir hayat başlamıştı. Çünkü babası oyuncak fabrikası patronu idi ve malikane inanılmaz oyuncaklarla doluydu, uzayıp giden trenler, böyle kocaman oyun makinaları, bilardo, tilt, vs. evde gönlünce yaşayıp gidiyordu.


[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ŞAHİKA (The Citadel)



Seksenlerde TRT'de yayınlanan bunalım bir diziydi. Cronin'in pek meşhur bir romanından uyarlama idi. Roman zamanında o kadar sükse yapmıştı ki, o dönem doğan bir sürü kızın adı Şahika konmuştu.
Şahika, genç bir doktorun hayatta başarılı olma, herşeyi elde edip yaşamının "şahikasına" ulaşma çabalarını anlatıyordu. Doktor Andrew başlangıçta maden kasabalarında canla başla çalışan idealist genç bir doktorken, sonunda para düşkünü olup çıkmış, Londra'da havalı bir ofis sahibi olmuştu. Hikayenin sonunda doğru yolu yolu bulsa da hatalarının bedeli olarak karısını kaybetmişti.




DAKTARİ



Afrika'da geçen eski bir diziydi. Daktari de zaten Afrika dilinde Doktor anlamına geliyormuş, onu öğrenmiştik. Bu dizde Afrika'da yaşayan bir doktor, kızı ve ekibinin, hayvanları koruma maceraları anlatılırdı, oldukça çevreci bir diziydi yani. En sevilen diğer karakterler ise şaşı aslan Clarence ile maymun Judy idi .

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MARTI ADASI (L'Isola del gabbiano)



İnsanın kanını donduran bir dizi idi. Barbara'nın kör kızkardeşi Marianne İtalya'da bir yerlerde kaybolmuştu. Barbara kızkardeşinin izini sürmeye karar verip yola koyuldu amma, bu arada ardı arkasına kör kızların cesetleri ortaya çıkmaya başlamıştı. İpuçlarını takip eden Barbara Martı Adası'na geldi, tabii çeşitli badireleri atlattıktan sonra! Adada sürekli cıyak cıyak bağıran korkunç martılar Barbara'ya saldırmış, başına çorap örmüşlerdi. Fakat martılardan kurtulmayı başaran kahramanımız adanın altında denize dalarak gidilebilecek bir yer bulup kızkardeşini kurtarmıştı. Kötü adam da belasını buldu. Bu dizideki martı sesi seksenlerde çocuk olan büyük bir kitleyi hasta edip martı fobisine sebebiyet vermişti.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]

Yazana zahmet vermeyen yazı, okuyana da zevk vermez.




express isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 15-11-2009, 00:34   #5
express

 
express - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 01-08-2009
Mesajlar: 770
Uye No:3981
Tecrübe Puanı: 3283
Karizma Puanı: 3239764
Karizma Derecesi
express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde
Standart

GİRDAP (Maelstrom)



TRT'de yayınlanan en korkutucu dizi Girdap olsa gerek. Hikaye Catherine Durrell adında bir İngiliz kadının Norveç'te bir mirasa konmasıyla başlar. Adamın biri buna göl kenarında bir çiftlik evi ve arazi bırakmıştır, ama neden? Catherine kalkıp Norveç'e gider . Öğrenir ki, ona bu evi miras bırakan tanımadığı adam boğulmuş, evin eski sahibesi de intihar etmiş. Eve girdiğinde huzursuz olur, çünkü hep onu izleyen, takip eden birşeyi hisseder. Veee yatakodasına girdiğinde, oda porselen bebeklerle doludur!
Dizinin açılış jeneriğinde de suların içinde porselen bebekler vardı, ve bu bebekler dizideki ana temalardan biriydi, herkes hatırlar o ağlayan porselen bebekleri. Bunun dışında kahramanızın lanetli evinden başka kanalın karşı tarafında bir ada evi vardı. Lanetli evde dolanan hayalet, Catherine'in gerçek ailesinin kimliği, etkileyici fiyord manzaraları derken sırlar aydınlanmış ve finaldeki şenlik ateşi ile dizi sona ermişti.




BOLERO 1984



Seksenli yıllarda televizyonda buz dansı izlemek, yarışmacıların rengarenk ve çiftlerin uyumlu kıyafetlerini çekiştirmek çok hoşumuza giderdi. 1984 Saraybosna Olimpiyatları buz dansı kategorisinde bir ilke sahne olarak tarihe geçmişti. İngiliz Jayne Torvill & Christopher Dean ikilisi, Ravel'in Bolero'su eşliğinde yaptıkları serbest dansları ile tüm jüriden 6 tam puan alarak şampiyon olmuşlar, buzda kusursuzluğu yakalayarak ekran başında hepimizi büyülemişlerdi. Bu ikili Seksenlerin başından itibaren tüm şampiyonalarda Rus egemenliğine son verip birincilikler kazanmaktaydı. 1984 yılından sonra ise profesyonel olarak kariyerlerine devam ettiler. Bolero'da ikili buzun üzerinde ağır ağır dans ederek dans ederek başlıyor ve müziğin temposuyla beraber hızlanarak, sonunda artistik bir şekilde yere yuvarlanıp "ölüyor"lardı. Kıyafetleri açıklı koyulu mor tonlardan oluşmuştu. İkili danslarını bitirdikten sonra jüri şakırt diye 6'ları basmış ve Torvill & Dean efsane olmuştu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



UZUN ÇORAPLI KIZ PİPPİ (Pippi Längstrump)



Çılgın kız çocuğu Pippilotta Uzunçorap, kaptan Efraim Uzunçorap'ın biricik evladıydı. Kaptan küçük kızının okula gitmesini istediğinden onu küçük bir kasabaya yerleştirmişti. Pippi'nin yeşil benekli 3 katlı bir evi, bir atı ve bir çanta dolusu altını vardı, istediği her şeyi alabilirdi. Ama en önemli özelliği çok güçlü olmasıydı, mesela atını bahçeden kaldırıp hop diye verandaya getirebilirdi.Bir de cingöz maymunu vardı Pippi'nin ama adını hatırlamıyorum. Pippi yeni evinde kendine tatlı arkadaşlar bulmuştu, bunlar 2 kardeştiler, oğlanın adı Tommy kızınki de Anika idi. Çocukluğumuzun bu unutulmaz dizisinde Pippi, Tommy ve Anika'nın maceralarını izlemiştik. Pippi'nin kafasının iki yanında dimdik duran saçları da ayrı bir ekol olmuştu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ZAMANIN ÖTESİNDE (Quantum Leap)



Seksenlerin sonuna doğru TRT'de cumartesi günleri öğlen saatlerinde yayınlanan bir diziydi, Dizimizin kahramanı Sam diye bir quantum fizikçisiydi. Sam bir gün deney yaparken cihazlarda sorun çıkıyor kendini geçmişte buluyor. Bundan sonra her hafta Sam'in zamanda yaptığı seyahatlerini izlemiştik, ama Sam gittiği her zamanda başka bir kişinin kimliğine bürünüyor, bazen bir savaş uçağı pilotu, bazen şişko bir kadın oluyordu. Her bölümde yeni kimliğiyle geldiği yerde illa bir ayna olur, Sam o aynada yeni suratı ile karşılaşırdı. Sam maceralarında yalnız değildi, kendi yaşadığı zamandan bilim adamı arkadaşı Al , hologram formunda görünür, elinde acayip bir cihaz, bu Sam'i maceralarında takip eder ve aletine bakarak Sam'a "Zigiye göre şunu yapmalısın, bunu etmelisin" gibilerden öğüt verirdi. Sam de gittiği zaman ve mekanda yeni kişiliğinin gerçekleştirmesi gereken ödevi keşfedip yerine getirmeye çalışırdı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



EVLİ VE ÇOCUKLU (Married with Children)



Bu dizi birbirlerinden nefret eden, hayattan bezmiş sefil Bundyler'in hayatını anlatırdı. Abazan oğul Bud ve aptal sarışın ablası Kelly mütemadiyen didişir, anneleri Peggy günü tv karşısında geçirip kocasının cüzdanını yağma etmenin yeni yollarını keşfederdi. Ailenin babası, hepimizin idolu Al Bundy idi. Zavallı bütün gün gün sefil bir ayakkabıcıda çalışır, akşam eve geldiğinde Peggy buna bir tas bile yemek vermez, üzerine illa uyuz komşu Marcy ile kocası (önce Steve sonra Jefferson) damlarlardı. Yıllar geçtikçe Al'ın saçları seyreldi, göbeği çıktı, ama yaşlandıkça filozofluğu da tavan yaptı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



BÜYÜK TUZAK (Wiseguy)



Seksenlerin sonunda TRT'de yayınlanmış ve ortalığı kırıp geçmiş bir mafia dizisiydi. Başrolde gizli ajan Vinnie Terranova rolünde harikulade sesi ve muhteşem fiziğiyle genç kızların ilahı olan Ken Wahl oynardı. Diziden sonra da söndü gitti zaten, o karizmayı devam ettirememişti. Dizide ise Frank McPike yönetimindeki organize suçlar departmanının en has adamıydı, kimlik değiştirir, tekinsiz adamların peşine düşer, başı sıkışınca tekerlekli sandalyedeki Mike amcayı arardı. Mike amca ne yapar eder Vinnie'nin paçasını kurtarırdı. Ken Wahl ayrıldıktan sonra dizinin de bütün havası sönüp gitmişti.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SÜPER NİNE (Supergran)



İngiliz yapımı kaçık bir komedi dizisiydi. Sup-sup supergran diye matrak bir jenerik şarkısı vardı. Başroldeki İskoç nine birgün parkta gezerken bir bilimadamının deneyine mi maruz kalmış ne olduysa süper güçler kazanmış ve Süper Nine olmuştu. Çok acayip bir uçan bisikleti vardı. Bu bisiklet ve özel güçleriyle kasabasını şeytan Campbell'in kötülüklerinden korumaya çalışırdı. Zamanın en son moda özel efektleri bu dizide kullanılmıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



POIROT



Bıyığı, yumurta kafası ile tanınan Belçikalı detektif Hercules Poirot'nun maceralarını anlatırdı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



HAYAT AĞACI (Generations)



Seksenlerin sonunda yayınlanmış kısa ömürlü bir Amerikan pembe dizisiydi. Biri beyaz biri siyah iki ailenin maceralarını anlatırdı, zenci aile dondurmacıydı, bunların ninesi beyazların annesinin dadısıymış eskiden, böyle bir hikayeleri vardı. Dizinin kahramanı başbelası sarışın Sam'di. Bunun kendiyle yaşıt Monik diye bir teyzesi vardı, Monik esmer ve de yakışıklı bir herifle evlenmişti, ancak bu dizinin prensi kesinlikle Kayl Mastırs idi, bütün hatunlar hastasıydı Kayl'ın. Sam'in çevirdiği dolaplar sonucu başına dert olan otel sahibi zengin bir de herif vardı. Dondurmacılarda da işler karışıktı. Bunların oğlu sevimli Adam, aile dostları Martin'in karısı Dorin ile al takke ver külah durumlardaydı. Sonradan Dorin hamile kaldı ama Adam, Maya diye çok genç ve güzel bir sevgili bulmuştu. Bu dizinin son sahnesinde Adam'ın babası kalp krizi geçirirken Dorin nedense adamın kucaginda oturuyordu ve tam o sırada ailenin kalanı içeri girmişti.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KOMİSER NAVARRO (Navarro)



Gece geç vakit yayınlanan bir Fransız polisiye dizisiydi. Komiser Navarro'nun maceralarını anlatırdı. Bir de bu komiserin kızı vardı, bu kızcağız evde babasını beklerdi ama komiser görev aşkıyla eve gidemez, suçluları kovalardı.



BOOKER



21.Cadde'den ayrılan Richard Grieco'nun kendi karakterinin dizisiydi, kızlar arasında çok popüler olmuş, posterleri çıkartmaları ortalığı sarmıştı. O zamanlar dergilerde "Booker hakkında bilmedikleriniz", "Richard Grieco mu Johnny Depp mi?" falan gibi masumane yazılar çıkardı.



SAHİL GÜVENLİK (Baywatch)



Seksenler yavaş yavaş sona erip yerini farklı zamanlara bırakırken ekranda değişik diziler belirmeye başladı. Bunların ilki Sahil Güvenlik'ti. Kırmız şortlu adamlarla, kırmızı mayolu ve iri gögüslü kadınların plaj maceralarını anlatıyordu. Başrolde Kara Şimşek David Hasselhof oynuyordu, o sıralarda bütün gençlik dergileri bunun boy boy posterlerini verip durmuştu. Bir de sarışın silikon fırtınası Pamela Anderson var ki, resmen artık doksanlara geldiğimizin habercisiydi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ATLI KARINCA (Carrusel)



Hafta içi akşamüzerleri yayınlanan çocuklar için yapılmış bir Meksika dizisiydi. Feride Çalıkuşu tadında genç muallime Himena, yaramaz öğrencilerle dolu bir sınıfın öğretmeni olarak çalışmaya başlıyordu. Tabii zamanla öğrencilerin kalbini kazanıp bunların dertleriyle uğraşmaya başladı. Aman ne tipler vardı bu sınıfta inanamazsınız, sarışın, zengin ve güzel Maria Huakina vardı, bu kız sürekli dantel eldivenler giyer ve diğerlerini küçümserdi. Sirilo vardı, fakir zenci oğlan, bu Maria Huakina kaltağına aşıktı, Maria da bunu ezer dururdu. Valeria vardı, ukala, gözlüklü birşey, bunun sevgilisi David idi, ara sıra kıskançlık kavgaları çıkartırdı bu kız. Ama en unutulmaz tip Hayme Pahilyo denen toramandı kesinlikle. Sonunda Sirilo'nun babası zengin oldu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ZİL ÇALINCA (Saved by the Bell)



Bu dizi hafta içi bir akşam yayınlanıyordu ve bir grup lise öğrencisinin maceralarını anlatırdı. Başroldeki karakter Zack diye sarışın bir yakışıklıydı, kızlarla başı dertteydi. Screech ise bunun embesil arkadaşıydı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SAVAŞ VE ANILAR (War and Remembrance)



Başrolünde Robert Mitchum'un oynadığı ve 2.Dünya Savaşı öncesi anlatan Savaş Rüzgarları'nın devamıydı bu dizi ve tabii TRT'de yayınlanmıştı. Kadın oyuncu Jane Seymour idi. Kahramanımız bir uçak gemisine komuta ediyordu. ve unutulmayan bir sahnede, uçaklar gece dönerken, düşman görmesin diye ışıklar yakılmamış, ama komutan pilotlarını kaybetmemek için herşeyi göze alarak upuzun gemi boyunca tüm ışıkları yaktırmıştı bir anda, muhteşem bir andı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MURPHY BROWN



Murphy Brown sarışın ve yalnız yaşayan gazeteci bir kadındı, bir haber dergisinde çalışıyordu. Tabii dergide çeşit çeşit nevi şahsına münhasır kişilikler, bir de Korki diye komik bir kadın vardı. işte bu dizi bu dergideki tiplerin ve Murphy'nin maceralarını anlatırdı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



GÖREVİMİZ TEHLİKE (Mission: Impossible)



Görevimiz Tehlike'yi biz TRT'de pazar öğle yemeğinden sonra ailecek izlerdik. Bu özel ekibin başı beyaz saçlı yaşlı kurt Jim'di. Her bölüm önce o meşhur gaza getirici müzikle açılır sonra Jim, küçük kara bir kutu bulurdu, bu kutu "Senin görevin Jim eğer kabul edersen.." diye konuşmaya başlar, ve bu haftaki görevlerini anlatırdı. Sonra da 5 saniye içinde kendi kendini yok ederdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



NEŞELİ MATEMATİK (Mathnet)



Harika bir matematik programıydı, herşeyi matematikle açıklar, ilerde bu ne işimize yarayacak dediğimiz şeylerin ne işe yarayacağını gösterirdi. Packman de vardı bu programda. Ama en güzeli en sonunda yayınlanan Matematik Dedektifleri idi. Bunlar Kate Monday ve George diye iki detektiftiler, büronun adı da Mathnet idi. Her olayı matematik kullanarak çözüp ispat ederler, sağlamasını da yaparlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



BANA ŞANS DİLE (Wish Me Luck)



TRT'nin harika dizilerinden biriydi. İkinci dünya savaşında 2 casus kızın maceralarını anlatırdı. Bunlardan biri kendi halinde bir ev kadını, diğeri de fabrika işçisi çalışan bir kızdı. Bunlar casus olmaya karar verince önce eğitime alınıyorlar, sonra da İngiltere'den Fransa'ya geçip istihbarata başlıyorlardı. Sonunda kurşuna dizilmişledi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



21.CADDE (21 Jump Street)



Tüysüz mü tüysüz, parlak mı parlak, kısacası süt gibi bir Johnny Depp'in başrolde oynadığı aksiyonu bol bir polisiye diziydi. Johnny bu diziyle genç kızların ilahı olmuştu. Kahramanlarımız genç polisler olduklarından kılık değiştirip genç öğrencilerin arasına dalar ve onların alkol, uyuşturucu, seks, AIDS vb vb problemleriyle uğraşırlardı. Bu dizideki Dennis Booker (Richard Grieco) sonradan ayrılıp kendi dizisine sahip bir kahraman olmuştu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]

Yazana zahmet vermeyen yazı, okuyana da zevk vermez.




express isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 15-11-2009, 00:37   #6
express

 
express - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 01-08-2009
Mesajlar: 770
Uye No:3981
Tecrübe Puanı: 3283
Karizma Puanı: 3239764
Karizma Derecesi
express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde
Standart

BENİM 2 BABAM VAR (My Two Dads)



Bu dizide küçük bir kız annesi ölünce 2 baba adayının eline düşüyordu. Biri akıllı uslu, diğeri uçuk kaçık bu tipler vaktiyle kızın annesiyle flört etmişlerdi. Bu yüzden ikisi de kızın babası olabilirdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



BU DÜNYANIN DIŞINDAN (Out of This World)



Bu dizi bir anne-kızın maceralarını anlatıyordu ama bu kızın, ki adı Evie idi, babası uzaylıydı! Ve Evie'nin çok acayip bir özelliği vardı: işaret parmaklarını birbirine değdirince zaman duruyordu. O yüzden başına ne gelse zamanı durduruyor, meseleyi hallediyordu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



YESENIA



Aylarca süren Meksika dizilerinin mini-dizi formatında olanıydı, TRT2'de birkaç hafta yayınlanmış ve bitmişti. Yesenia çingeneler tarafından büyütülmüş eli maşalı bir kızdı, yakışıklı bir subaya aşık olup gizlice evlenmişti ama sonra bu Yesenia'nın zengin bir kadının kızı olduğu ortaya çıktı, o da annesinin malikhanesine taşındı ama burada üvey kız kardeşi de meğer bunun sevdiği subayın nişanlısıymış Sonunda verem olan üvey kızkardeş dedesiyle beraber evi terketmiş, Yesenia subayına kavuşmuştu.



MATLOCK



Seksenlerin sonuna doğru artık detektif dizileri yavaş yavaş bitiyor, yerini avukat dizileri alıyordu. Matlock yaşını başını almış bir avukat amcaydı. Her bölümde aynı beyaz takım elbiseyi giyer ve mahkeme salonunda çok enteresan ve yaratıcı aksiyonlarla davayı çözerdi. Bunun asistanlığına da kızı yapardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MUHTEŞEM İKİLİ (Perfect Strangers)



Kuzen Larry ve Kuzen Balki! İşte bu diziden sonra kuzenler birbirine isimleriyle değil kuzen diye seslenmeye başlamıştı! Bu dizide Yonanistan'dan kalkarak Şikago'da yaşayan kuzeni Larry'nin yanına taşınan Balki'nin maceraları anlatılırdı. Bunların sarışın ve güzel sevgilileri de vardı. Komik, eğlenceli ve çok sevilen bir diziydi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KÜÇÜK HANIM (Sinha Moça)



Seksenlerde bir yaz tatili boyunca sabahları yayınlanmış bir Brezilya dizisi idi. Başrolünde köle İzaura oynuyordu. Dizinin kahramanı pislik Albay Ferrera'nın iyilik timsali kızı Missi idi, yani küçük hanım. Ferrera zenci kölelerine köpek gibi davranan aşağılık bir adamdı. Kızı da buna inat kölelik karşıtı devrimci Rudolfo yu seviyordu. Ferrera sonunda bunların evliliklerini gönülsüzce onaylamıştı. Missi'nin anası Ferrera'nın mutsuz karısı Kandida diye çok güzel bir kadındı. Özellikle Ferrera'nın robdöşambırını giyerek bu Kandida ile yaptığı yastık sohbetleri unutulmazdı. Zaman içinde Rudolfo'nun küçük kardeşi Rikardo ile Kandida aşık oldular ama ailesi Rikardo'yu yüzü peçeli esrarlı Anna ile evlendirdi. Bu Anna'nın peçesini açtığı bölümde yer yerinden oynamıştı Fakat bu kız bir türlü Rikardo ile vuslata eremediği için çok huysuzlandı. Dizinin sonunda Missi ile Rudolfo'nun oğlu olmuş, Anna ikinci kocasıyla sabah akşam vuslata erip rahatlamış, karizmatik Albay Ferrera ise Hakkın rahmetine kavuşmuştu. En son sahnede ise Rikardo ile şen dul Kandida müteveffa albayın verandasından batan güneşe doğru bakarken dizimiz bitmişti.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



BİZİM EV (Our House)



Bu dizide anne ve çocukları baba öldüğü için dedenin evine taşınıyorlar ve beraberce şenlikli bir hayat yaşamaya başlıyorlardı. En büyük kızı doksanlarda Evimiz Hollywood'da dizisiyle patlama yapacak Shannen Doherty oynuyordu. Her hafta bir iyilik, dürüstlük, erdem dersi verilirdi bu dizide.



YALAN RÜZGARI (The Young and the Restless)



Marianna bittikten sonra TRT2 bu diziyi yayınlamaya başlamış, ismini de jenerikteki harflere uysun diye Yalan Rüzgarı koymuştu! Bu dizi Amerika'da 30-40 senedir oynamaktadır. Dizide Genova City diye bir kentte yaşayan zenginlerin hayatları anlatılırdı. Baş karakter yere bakan yürek yakan Victor Newman idi, Niki ile evliydi, bunlar birbirlerinin Jack Abbott ve kızkardeşi Ashley Abbott ile aldatırlardı,. Abbott ailesi Jabo firmasının sahibiydi, babaları Can, zamanında Jill diye bir kadınla evlenmişti. Jill Abbott dizinin kötü karakteriydi, bu ablayı çok güzel, bir kadın canlandırırken oyuncu değişikliği olmuş yerine başka biri gelmişti. Tabii dizi otuz sene sürdüğü için oyuncular yaşlanıyor, hatta ölüyordu. Sadece tek bir karakter hiç değişmedi : Ketrin Çenslır, Salak hizmetçisi Ester ile malikhanesinin loş odalarını parmaklarındaki yüzüklerle aydınlatır, çeşit çeşit entrikalar kurardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]


KANUN KANUNDUR (L.A. Law)



Bunlar Los Angeles'ta havalı bir büroda çalışan bir grup avukattılar. Dizide bunların aralarındaki mahkeme salonlarındaki çekişmeler gösterilirdi. (Artık detektif dizilerinden avukat dizilerine bir tür geçiş başlıyordu ki bu dizinin yumurtası olarak doksanlarda AllyMcBeal ortaya çıkacaktı) Bu dizinin en yakışıklı bitirim avukatını da Harry Hamlin oynamış ve kızlar arasında çok popüler olmuştu. Ofisteki sevimli tipli kır saçlı amca ile, sarışın geçkince hoş hanım avukat evlenmişlerdi ilerleyen bölümlerde. Sonra da boşandılar.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ALF



TRT2'de yayınlanmıştı. Uzay gemisi ile sıradan bir Amerikalı ailenin evine düşen kıllı uzaylı Alf'in maceralarını anlatırdı. Alf'i harika Müşfik Kenter seslendirirdi. Alf çok oburdu, bunların gezegeninde en makbul yemek kedi olduğundan evin kedisini yakalayıp kimse görmeden yutmayı hayal ederdi hep. Aile babasının adı Willie Tanner idi. Ama Alf ona "hey Willie naber" falan gibi laubali şekilde seslenirdi. Annenin adı da Kate idi , iki çocukları vardi Yalnız sonradan bunların Erik ismini verdikleri üçüncü bir çocukları da olmuştu. Alf'in perçemli saç modeli de çok bitirimdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



VICKI (Small Wonder)



Bu kızın adı Viki, kendi de robottu. Böyle fırfırikli hizmetçi önlüğü giyer, bütün ailenin işini görür, işi bitince de aile bunu dolaba falan kaldırırdı tozlanıp pas yapmasın diye. Tabii bunun robot olduğu sır olarak saklanır, elaleme "ehe bu bizim küçük mahdum" denirdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KAPTAN KUSTO'NUN BELGESELLERİ



Herhalde seksenlerde çocuk olup ta kırmızı bereli Kaptan Kusto'nun belgesellerini izlememiş biri yoktur aramızda. pazarları yayınlanırdı. Bütün aile ekran karşısında Kusto'nun dalışlarını, su altının harikulade güzelliklerini izlerdi. Sonra bu Kusto için "Dalışlarında Kuran'da yazılı bilgilerin doğruluğunu görmüş, salavat getirmiş, Müslüman olmuş" dediler. Ülkemizde çok sevilirdi kendisi

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SPENSER EMRİNİZDE (Spenser: For Hire)



Seksenlerde izlediğimiz detektif dizilerinden biride Spenser idi. Bunun Hawk diye bir arkadaşı vardı, olay mahali de Boston'du. Spenser her bölümde esrarengiz bir cinayet davası ile karşılaşır ama tecrübesi, engin zekası, yüksek becerileri sayesinde her bölümde olayı çözerdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KUZEY VE GÜNEY (North and South)



Başrolünde Patrick Swayze'nin oynadığı ve Amerikan iç savaşını anlatan bir diziydi. Biri Kuzeyli ve ötekisi de Güneyli çok sıkı iki arkadaşın savaş çıkınca birbirlerine karşı savaşmalarını anlatırdı. Bunlar ailecek içli dışlı görüşüyorlardı da savaş çıkınca düşman olmuşlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



BENNY HILL SHOW



TRT'nin cumartesi gecesi eğlence programlarının arasında yayınlanan skeçlerdi. Benny Hill İngiliz'di ve skeçleri de çok komikti, başlıca karakterler iri memeli kızlar ve tiriti çıkmış yaşlı bir amcaydı. Benny kızlara sarkar, dayağı moruk yerdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



STINGRAY



Bu dizi esrarlı, esmer ve tüm esrarlı esmer adamlar gibi yakışıklı olan Ray'in maceralarını anlatırdı. Ray'in şahane bir Corvette Stingray'i vardı, her hafta arabasını satılığa çıkartarak gazeteye ilan verir, telefon numarasını bildirirdi. Bu ilanın gerçek anlamını bilen birisi bunu arar, yardım isterdi. Ray hizmetleri karşılığında para almaz, müşterisine Baba filmindeki Don Corleone gibi "dostum ol, ileride bir iyilikle bana borcunu öde" derdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MACGYVER



Bu da diğer kahramanlar gibi her bölüm kötülerin peşinden koşardı ama asla silah taşımazdı, onun yerine ortamda mevcut ıvır zıvırdan bin türlü mekanik, silah, makine yapıverirdi. Mesela manavda hapis kalırsa pırasadan bazuka yapar, tuvalette kaldıysa peçete ve sabunla bomba imal edebilirdi. Sokaktaki hiç bir çocuk bu diziyi kaçırmazdı, ağzımız açık seyrederdik.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ZORLU İKİLİ (Dempsey & Makepeace)



Detektif dizi furyasından sevilen bir polisiyeydi. Bu dizinin zıt karakterleri sarışın İngiliz güzel Makepeace ile ukala Amerikalı polis Dempsey idi. İngiltere'ye gitmişti Ama Makepeace'in haliyle direksiyonu sağda bulunan arabasıyla epeyi bir zorluk yaşamıştı, takip sahnelerinde yolları karıştırmıştı. Bütün kızlar saçını aynen Makepeace gibi küt kestirmişti o dönemde.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ALTIN KIZLAR (The Golden Girls)



Altın Kızlar beraber yaşayan 3 tane teyzeydi, Dorothy entelektüel olan, Rose düpedüz salak, Blanche ise fındık kıran ablaydı. Bir süre sonra Dorothy'nin annesi Sophia da bunların yanına taşınmış ve kahramanlarımız coşmaya başlamışlardı. Seslendirme de bir TRT klasiği olarak mükemmeldi. Olaylar bunların oturma odasında geçer, muhabbetleri ve Sophia'nın bunlara yapıştırdığı cevaplar gülmekten kırar geçerdi bizi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



RAVYOLİ (Ravioli)



Bir çocukluk dizisiydi. Bu dizi bir ev dolusu kardeşlerin hikayesini anlatıyordu, bunların anneleriyle babaları seyahate çıkıyor, çocuklara da kendilerini geçindirecek kadar para bırakıyorlardı. Fakat bunların abileri çok parlak bir fikir üretmişti, her öğünü ravioli ile geçiştirip paranın kalanıyla istedikleri oyuncakları, kaykayları vb almak! Sonuçta evin içi ravioli ile dolmuş, çocuklar da hayallerine kavuşmuşlardı ama sonra bunlar ravyoli yemekten bıkıp nefret ettiler haliyle. Hatta bunları kontrol etmeye gelen büyükanne "çocuklar size çok sevdiğiniz bir yemek getirdim : ravyoli" dediğinde resmen yıkılmışlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]

Yazana zahmet vermeyen yazı, okuyana da zevk vermez.




express isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 15-11-2009, 00:43   #7
express

 
express - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 01-08-2009
Mesajlar: 770
Uye No:3981
Tecrübe Puanı: 3283
Karizma Puanı: 3239764
Karizma Derecesi
express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde
Standart

ROBIN HOOD (Robin of Sherwood)



Yeşil taytlı Robin Hood uyarlamalarından biri de TRT'de pazar öğleden sonra yayınlanan bu versiyondu. Kıvırcık saçlı Marion, nazlı bir leydi değil, bizimkilerle ormanda yaşayan, kabileden savaşçı bir kızdı. Bu dizide bolca kara büyü ve fantastik öğeler kullanılmıştı, yani serbest bir uyarlama diyebiliriz.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



DANTEL (Lace)



Zamanında pek tutulmuş pembe mini dizilerden biriydi Dantel. "Sizlerden hangisi benim annem?" diyerek üç kadın arasından gerçek annesini bulmaya çalışan bir kızın macerasını anlatıyordu. Lili denen bu kız kadınları bir araya getiriyor ve dizinin kalanı büyük bir geridönüş ile bu kadınların maceralarını anlatıyordu. Kızın gerçek annesinin kimliği en son dakikalarda ortaya çıkmıştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ZİYARETÇİLER (Vizitors)



Cumartesi gecesi geç saatte yayınlanan, hepimizi çok etkilemiş bir diziydi. Bu dizi uzaylıların dev gemileri ile belli başlı dünya şehirlerine inmeleriyle başlıyordu. Uzaylılar aynen bizim gibi görünen tiplerdi, komutanları Diana diye tuhaf bir çekiciliği olan bir kadındı. Bu uzaylılar dünyadan borç olarak bir çeşit mineral istiyor karşılığında da teknolojik destek öneriyorlardı. Gelgelelim sonuçta ortaya çıktı ki bunlar aslında berbat görünümlü ayaklı dev kertenkeleydiler, fare sıçan falan yiyor, insanları da dondurulmuş yiyecek formatında gezegenlerine götürüp aparitif olarak almak istiyorlardı. Bunların fareleri kaldırıp çatır çutur yediği sahneler beynimize kazınmıştır. Sonra Robin diye bi kız bu yaratıkların tekinden çocuk peydahlamış (bi normal bi de korkunç yaratık) normal kız bi gece kendi kendine koza örüp bir anda anasının boyunda çok güzel bir kıza dönüşmüştü. sevdiği dünyalı kıza kolundaki deriyi kaldırıp pötür pötür yeşil kertenkele derisini gösteriyordu. Bir de bu uzaylıların posterlerini karalayan çocuklarının yanına gelen bi amca "bu işi doğru dürüst yapın" diyerek postere spreyle kırmızı bir V (victory-zafer) çiziyor ve dizimiz bu sahneyle unutulmazlar arasına giriyordu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



CİNAYET DOSYASI (Murder, She Wrote)



Jessica Fletcher emekli bir öğretmen teyzeydi, yaşlı kızlık günlerinde kendini cinayet romanları yazmaya adamış, meşhur bir yazar olmuştu. Bu teyze sürekli aman kitaplarımı tanıtayım diye gezer tozar ve gittiği her yerde bir cinayet işlenirdi, olacak şey değil! Tabii ki cin gibi işlek beyniyle olayı çözer, herkesin ortasında Agatha Christie tadında anlatırdı olayın aslında nasıl gerçekleştiğini.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



COSBY AİLESİ (The Cosby Show)



Amerikalı zenci komedyen Bill Cosby'nin başrolünde oynadığı ve Doktor Cliff Haxtable ile ailesinin maceralarını anlatan çok komik, popüler bir diziydi. Dizideki ailenin adı Haxtable olduğu halde TRT'nin neden ısrarla Cosby ailesi olarak yayınladığı muamma idi. Dizide doktorun güzel bir avukat eşi, Sandra, Denise, Theo, Vanessa ve Rudy diye bir sürü çocuğu vardı. Bill Cosby'i Sezai Aydın unutulmaz başyapıt dublajıyla seslendirmişti. Adeta Cosby'nin kendisi olmuştu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MIAMI VICE



Miami'de 2 polisin Florida uyuşturucu dünyasıyla mücadelesini anlatan, seksenlere damgasını vurmuş bir diziydi. Polislerden Sonny Crocket'i Don Johnson oynardı, Sonny muhteşem bir Ferrari ile güneşli caddelerde gezinir, bir teknede yaşar, dolayısıyla arka bahçesinde köpek yerine timsah beslerdi; t-shirt üzeri blazerleri ve çorapsız ayakkabı giyişiyle ekol olmuş, seksenler modasında vatkalardan sonra en unutulmaz koleksiyonu yaratmıştı. Arkadaşı zenci polisin adı da Rico idi. Bu dizinin özellikle müzikleri çok popülerdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ÇARLS İŞ BAŞINDA (Charles in Charge)



Akşamüzerleri izlediğimiz bir diziydi, Çarls ev kirası vermemek için bir ailenin yanında yaşar, karşılık olarak çocuklara dadılık ederdi. Sonra bu aile taşınıp yeni bir aile gelmişti eve. Bir de bunun Gwendoline diye sarışın bir kız arkadaşı vardı ki bundan da ayrılmış, kız diziyi terketmişti. Çarls'ın cerzebeli annesi ile düpedüz salak arkadaşı Badi diğer unutulmaz karakterlerdendi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



HAVA KURDU (Airwolf)



En sevdiğimiz dizi müzikleri dalında başa güreşen açılış jeneriği ile bizi heyecandan heyecana sürükleyen dizilerden biri de Hava Kurdu idi. Hava Kurdu teknoloji şahikası son derece modifiye bir helikopter idi. Kızların idollerinden Jan-Michel Vincent, Hava Kurdu'nu uçuran Hawke'ı canlandırırdı, eski meşhur artistlerden Ernest Borgnine de yardımcısı Dominik'i oynardı. Bunlar ne zaman vukuat olsa cihazı sakladıkları mağaradan çıkartır, kötüleri haklarlardı, çünkü bu helikopter Yıldız Savaşları'ndaki Millenium Falcon gibiydi, hedefe kilitlendi mi, attığını vururdu. Hedefe kilitlenmek lafı bu diziyle dillerimize pelesenk olmuştur.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



JANE EYRE



Charlotte Bronte'nin meşhur romanından uyarlanmış başarılı bir diziydi ve akşam üzerleri yayınlanırdı, Jane malum kimsesiz yetim bir kızdı ve ona bakan dayısı sizlere ömür olunca yengesinin elinde çile çeker olmuş, sonunda yatılı okula postalanmıştı. Buradaki çile kotası da dolunca Timothy Dalton'un canlandırdığı Bay Rochester'ın malikhanesine gelerek, Rochester'in küçük gayrimeşru kızına mürebbiyelik etmeye başlamış ve tabii kaçınılmaz olarak esmer, kasıntı, yakışıklı Rochester'a aşık olmuştu.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SAVAŞ RÜZGARLARI (The Winds of War)



TRT'nin o muhteşem mini dizilerinden biriydi. Başrollerde meşhur Hollywood artistleri Robert Mitchum ve Ali McGraw oynardı. Robert'ın oynadığı donanma kaptanı Pug Henry ve ailesinin başından geçenlerle koşut olarak İkinci Dünya Savaşı öncesi Avrupa ve Amerika'daki gelişmeler ve Pearl Harbour ile doruğa çıkacak olaylar anlatılırdı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



WEBSTER



Seksenlerin meşhur dizilerinden biriydi. Düğme kadarcık ukala karabiber Webster'ın ve bunu evlat edinen Rum asıllı adamın maceralarını anlatırdı. Oya Küçümen'in sesiyle bıcır bıcır konuşan Webster'ı niyeyse halkımız çok sevmiş, bağrına basmıştı. Bu Webster'ın aslında çocuk değil kazık kadar adam olduğu, 30 yaşında olduğu, ama bir hastalık yüzünden böyle yüksük kadar kaldığı yazılıp çizilmişti gazetelerde.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



YEDİ KARDEŞE YEDİ GELİN (Seven Brides for Seven Brothers)



Ellilerde çevrilmiş çok eğlenceli müzikal filmden esinlenmiş bir kovboy dizisiydi. Yedi kimsesiz kardeşin çiftliklerini ayakta tutma maceralarını anlatırdı. En büyük kardeşi yıllar sonra MacGyver olacak Richard Dean Anderson oynardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



GAZAP KUŞLARI (The Thorn Birds)



Kadınların hayran olduğu Richard Chamberlain'in başrolünde oynadığı çok acıklı bir mini diziydi, Richard bu dizide Maggie diye bir kıza aşık olan ama kendini dine adadığı için aşkını inlar eden Ralph diye bir rahibi canlandırıyordu. Maggie evlenip çocuk sahibi olduktan sonra aşkını kabullenen Ralph'ten de bir oğlan doğuracak, kahramanlarımız kendilerini bekleyen trajik sona doğru ilerleyeceklerdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SARI GÜL (The Yellow Rose)



Sarı Gül Teksas'ta bir çiftliğin adıydı. Sahibi ölmüş, oğullarıyla genç ikinci karısı bir yandan kavga ederken beri yandan çiftliği döndürmeye çalışırlardı. Sam Elliot pos bıyıklarıyla başroldeydi, Cybill Shepherd ise şen dulu canlandırmaktaydı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



MIKE HAMMER (Mickey Spillane's Mike Hammer)



Yine detektif seriyallerindendi. Çok maço, sert, çabucak kızan cinsten tehlikeli bir adamdı Mayk. Adaleti yerine getirir, ücretini ve masraflarını alır, çeker giderdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



A TAKIMI (The A Team)



Heyecanlı bir jenerik müziğine sahip bu dizide ordudan ayrılmış 4 tane adamın kurduğu özel bir ekibin maceraları anlatılırdı. Komutanları Albay Hannibal'i George Peppard oynardı. Ekipteki diğer tipler, boyunda birsürü kolyesiyle Mr.T-Baraküs, sarışın ve de yakışıklı Face, bir de kaçık Murdock idi. Bu deliyi her bölümde tımarhaneden kaçırırlar, sonra o haftanın yardım isteyen müşterisinin olayını çözerlerdi. Siyah minibüsleri süperdi. Albay deri eldivenleri ve purosuyla çok karizmatikti. Baraküs uçaktan korkar, gerektiğinde bunu ilaçla bayıltıp öyle uçururlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SERÜVEN PEŞİNDE (Tales of the Gold Monkey)



Indiana Jones benzeri çok eğlenceli bir diziydi. Jake'in hayatta bir pırpırlı deniz uçağı, bir de tek gözlü köpeği Jack vardı, köpeğin gözünde korsan bantı takılıydı. Suya inebilen o uçak bir rüya gibiydi. Her hafta maceradan maceraya koşan Jake'e Sarah diye bir kadın eşlik ederdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ZAMANDA YOLCULUK (Voyagers)



Bir adamla bir çocuk ellerindeki köstekli saate benzeyen bir cihaz sayesinde zamanda yolculuk ederlerdi. Tünel gibi biryerden geçerek gidecekleri yere varırlardı, burası da genellikle tarihi meşhur bir olayın vuku bulacağı bir yer olurdu. Ve tarihi değiştirecek kötü olayları engellemeye çalışırlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]

Yazana zahmet vermeyen yazı, okuyana da zevk vermez.




express isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 15-11-2009, 00:48   #8
express

 
express - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 01-08-2009
Mesajlar: 770
Uye No:3981
Tecrübe Puanı: 3283
Karizma Puanı: 3239764
Karizma Derecesi
express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde express şöhret ötesinde
Standart

DEDEKTİFLİK BÜROSU (Remington Steele)



Çok sevilen bir detektif dizisiydi. Kahramanımız Laura Holt kadın olduğu için detektif bürosuna hiç müşteri gelmeyince Remington Steele diye bir erkek adı uyduruyor ve bundan sonra işleri açılıyordu. Ama günün birinde Pierce Brosnan çıkagelip "hakiki Remington Steel benim!" diyerek ortak oldu ve ikilimiz bundan böyle olayları beraber çözmeye başladılar. Tabii Remington'un unutulmaz özelliği sinema tarihine çok vakıf oluşu ve olayları eski klasik filmlerle bağdaştırarak çözebilmesiydi. Laura'yla aralarında aşk yaşamayı da ihmal etmemişlerdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ŞÖHRET (Fame)



Cuma akşamları yayınlanan muhteşem diziydi. New York'taki bir sanat okulunda öğrencilerin çalışmalarını ve günün birinde şöhret olabilmek için ter dökmelerini anlatırdı. Özellikle zenci dansçı Leroy, utangaç Bruno, huzursuz Doris, dans öğretmeni Lidya, çellist Julie ve güzeller güzeli Koko unutulmayan karakterlerdi. Her hafta o meşhur şarkıyla açılan jeneriğinde Lidya "şöhret olmak istiyorsunuz, burada bedelini ödeyeceksiniz: ter dökerek" gibilerden bir şey söyler ve dizimiz başlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



ALACAKARANLIK KUŞAĞI (The Twilight Zone)



TRT'nin ödümüzü patlatan dizilerindendi. Çok şaşırtıcı bir sonla biten gerilim öyküleri gösterilirdi. Hepsinin en büyük numarası sonunda saklıydı ve olayı en akla gelmedik şekilde bitiren sürprizli finali izlerken insanın kanı çekilirdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



KRALİYET DÜĞÜNÜ



Seksenli yılların başında bir haziran günü tüm dünyada hayat durmuş, ve insanlar birkaç saatliğine İran-Irak savaşını ve diğer dertleri unutup televizyonda canlı yayında İngiltere'deki düğünü izlemişti. Utangaç lady Diana, prens Charles ile evlenip herkesin hayallerindeki peri masalını televizyondan milyonlarca insanın izlediği naklen yayında gerçeğe dönüştürmüştü. Ne yazık ki bu masalda kimse sonsuza dek mutlu yaşamadı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



HANEDAN (Dynasty)



Bol entrikalı pembe dizi formatında Amerikan yapımlarından biri de Hanedan idi, Dallas'ın ardından gelen çapraşık ilişkiler yumağı dizilerdendi. Hanedan, Denver'lı petrol zengini Blake Carrington ile evlenip boşandığı karılarını, bunlardan olan çocuklarını ve hepsinin karmakarışık ilişkilerini anlatırdı. Sarışın genç eşi tenteli model saçlarıyla Linda Evans, esmer eski zevceyi de Joan Collins oynardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SIMON & SIMON



San Diego'lu detektif Simon kardeşlerin maceralarını anlatan bir polisiye diziydi. Bu tarz iki karakterli dizilerde adet olduğu üzere bu kardeşler de zıt kişiliklere sahiptiler ve sürekli olayın nasıl çözüleceğine dair fikir ayrılığı yaşarlardı. Bunların biri hukuk fakültesinde okumuş takım elbiseli züppe bir tip, diğeri hayat okulu mezunu kovboy kılıklı pejmürde bir arkadaştı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



3-2-1 Contact



Çok güzel bir açılış şarkısı olan ve bilimsel olayları bizlere anlaşılır şekilde açıklayan harika bir çocuk programıydı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



EMRET BAKANIM (Yes Minister)



Harikulade bir İngiliz komedisiydi. Vatana millete faydalı olmaya çalışan acemi bakanın bürokrasi karşısında elinin kolunun bağlanmasını anlatırdı, bürokrasinin Sir Humphrey Appleby olarak kanlı canlı hayata geçmiş halini harikulade Nigel Hawthorne canlandırır ve biraz safça olan bakana verdiği ayarlarla ortalığı kırıp geçirirdi. Bu bakan arkadaş ilerleyen yıllarda başbakanlığa kadar yükselmiş ve dizi "Emret Başbakanım" olarak devam etmişti.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



SÖZ SAVUNMANIN (Petrocelli)



İtalyan asıllı, iyi yürekli ve Harvard mezunu avukatımız, melek huylu karısıyla Amerika'nın güney illerinden birine taşınmış, burada kovboy arkadaşıyla çetrefil davaları çözmeye başlamıştı. Fakat yoksul halkın da davalarına ücretsiz baktığı için iki yakaları bir araya gelmez, hatta bir karavanda yaşarlardı.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]



GALAKTİKA (Battlestar Galactica)



Uzayda geçen muhteşem bir diziydi. Bu dizide korkunç robotlar insanlara saldırıyordu, bu robotlar Saylonlular'dı, kapkara şeylerdi, kafalarında böyle kırmızı gözleri mi, lambaları mı ürkütücü bir ışık yanardı. İnsanlar uzay gemileriyle Galaktika'nın önderliğinde Saylonlular'dan kaçar, dünyaya gelmeye çalışırlardı. Müziği de muhteşemdi.

[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Lütfen giriş yapınız... ]





Yararlandığım kaynaklar: Wikipedia, judy Abbot ve bazı siteler. onlara teşekkürler.

Yazana zahmet vermeyen yazı, okuyana da zevk vermez.




express isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 15-11-2009, 03:49   #9
savataged

 
savataged - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 20-03-2008
Nereden: at world's end!
Mesajlar: 22.083
Uye No:82
Tecrübe Puanı: 5000
Karizma Puanı: 7776885
Karizma Derecesi
savataged şöhret ötesinde savataged şöhret ötesinde savataged şöhret ötesinde savataged şöhret ötesinde savataged şöhret ötesinde savataged şöhret ötesinde savataged şöhret ötesinde savataged şöhret ötesinde savataged şöhret ötesinde savataged şöhret ötesinde savataged şöhret ötesinde
Standart

Bir çırpıda tüm anılara, güzelim 80'li yıllara dokundun sevgili express....
Birer birer aklıma düştü tüm yaşadıklarım... sadece seyretmiyor biz de
içlerinden biriydik o zamanlar..kimimiz Ceyar kılıklıydı, kimimiz Ken Wahl.
anılarda gerçekleşen dört nala yolculuk için kocaman teşekkürlerimle..




savataged isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 30-11-2009, 14:40   #10
yarenim

 
yarenim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 19-11-2009
Mesajlar: 130
Uye No:6973
Tecrübe Puanı: 454
Karizma Puanı: 433216
Karizma Derecesi
yarenim şöhret ötesinde yarenim şöhret ötesinde yarenim şöhret ötesinde yarenim şöhret ötesinde yarenim şöhret ötesinde yarenim şöhret ötesinde yarenim şöhret ötesinde yarenim şöhret ötesinde yarenim şöhret ötesinde yarenim şöhret ötesinde yarenim şöhret ötesinde
Standart

Çok güzel hazırlanmış konu için teşekkürler...

Türk insanı para gibidir,içine ışık tut Atatürk yoksa sahtedir.





yarenim isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Yanıtla


Konuyu toplam 67 üye okuyor. (1 kayıtlı üye ve 66 misafir)
erabyte
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz




vBulletin® Version 3.7.0 Beta 4