PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 70'li Yıllar ve Çocukluğum..


misterno55
07-02-2011, 11:39
Hey gidi heeey.. şarkı girişi gibi oldu..

Sene 1974 ilk okula yeni başlamışım, ev sahibinin oğlu 1-2 yaş küçük benden, ben okula gitmeme rağmen benden daha fazla bilgiye sahip bazı konularda, yani okulla alakalı..(kapkara bi ablası var, o öğretiyor galiba..sinir bi kızdı zaten, ben ona hep arap derdim.. iyikide dermişim, ohh canıma deysin) .. Yahu zaten kafadan bozuğum ev sahipleri olmaları hasebiyle… 1974 ve evlerinde Televizyonları var, ev sahibinin oğlu Almanya’da, çocuklar Türkiye’de.. velhasıl kelam halleri ve de vakitleri yerinde…

Biz onların evine girdik mi, hastalıklı muamele görüyoruz, yere sofra bezi seriliyor, sokak çocuğuyuz ya biz, evleri kirlenmesin… e şimdi böyle bir bakış açısı varsa, muhterem ev sahibini haksız çıkarmak, aldığımız terbiyeye ters.. madem sokak çocuğuyuz, bu benden ufak olmakla birlikte, okul konusunda benden fazla bilgi sahibi çocuğu, biraz hırpalamam gerekiyordu, tabi “ahahaha kardeşim senden daha çok şey biliyor” diye bende elektrik kontağına sebep olan arap bacıyı da, araya alarak… ben bu arbeden öyle bir mutlu çıkıyorum ki, yaşım müsait olsa o aralar.. bi cigara bile tüttürüm yani… o derece ferahlıyorum.. Annemden yiyeceğim süpürge sapını bile bile… ohh her türlü dayağa değer...

O aralar amcam liseye gidiyor Karamurat ve Tarkan alıyorlar, yanlış hatırlamıyorsam, Çarşamba günleri çıkıyor dergiler… bana vermiyorlar dergiyi, ellerinde gördüğüm zaman, bir kenara çekililip bakıyorum onlara, ciğerci kedisi gibiyim, onlarda beni süzüyor “hade len, bu sana göre bisey değil” cinsinden bakışlar atılıyor. Bu Tarkan daki dansöz çizimleri sanırım bana göre olmayan… Sabırlıyım kardeşim ben… (Sabır, hiç yüzü ekşitmeden acıyı yudum yudum içine sindirmendir… ) toprağa mı götüreceksiniz .. okuyunca atacağınız yer belli.. Zetina dikiş makinesinin pedalına iniyor okunmuş her şey… Hani perşembeden gelse, cumaya sarkmasa iyi olur diye bir beklenti var…

Perşembe sabah 07:45(okula gidiyorlar), Zetina dikiş makinesinin pedalı yoklanıyor… hade yaa.. koymamışlar.. Cuma Sabahı “hobaaaa, dergiler pedalda” … valide sesleniyor “oğlum ne işin var sabahın köründe ayakta, git yatsana” … dergileri elimde öyle bir tutuyorum ki, sanki elimde gizli bir belge var, koltuğa vermişim sırtımı, arkadan bi saldırı var mı diye bakınıyorum seri seri… “Allaaaah hem karamurat hem Tarkan” … valide görüyor “oğlum ne yapıyorsun sen, neler karıştırıyorsun” “yok bişe yaaa, ne karıştıracam, karnım aç benim” “oğlum karnın açsa mutfak bu tarafta, koltukları mı kemircen” “…..” …

Yahu çocuksunuz ya, ne yapsanız kabahat, e yoklukta var o zamanlar, tevellütü yeten bilir… et balık kurumu kuyrukları, yağ kuyrukları vs.vs… kahvaltıda zeytini löp löp götürdün mü.. enseye bi şaplak gelirdi “Aloo, lan fabrikatör çocuğumusun sen, yarım yarım ısır zeytinleri” bi de en çok koyan.. misafir gelirdi.. sofra bir harika, normalde asla bizim sofrada görmediğimiz veya ayda yılda bir gördüğümüz yiyecekler, bu özel yiyeceklere elimizi uzattığımız anda, validenin gözler şişerdi, “höttt çek o elini” demek oluyordu bu bakış… işte bu çok koyardı o zamanlar bir çocuk olarak bize, kendi evladın ağzı açık kalsın, elin yabancısı hamuduyla götürsün…. Türk aile yapısının misavirperverlik bakış açısı çocuklukta bir anlam ifade etmiyor tabi…  sonradan anladık…

Yemek mevzusu fazla uzadı, Tarkan ve Karamurat’ı okuduk mu? Okuduk… diyeceksin ki ne oldu 2 tane dergi okudun boyun mu uzadı? … ne oldu size diyeyim… tv var mı o zamanlar, var ama koca mahallede ya 1 ya 2 kişide, öyle her zaman bakamazsınız. Sinema desen zaten lüks sayılır… Ama bu iki dergi var ya, hem televizyona hem sinemaya 5 basıyor .. o aralar.. sorun niye diye… sorun sorun.. sormasanızda yazacam zaten…

Dergideki macerayı okuyunca otomatikman o maceradaki moda giriyorsun, o ara etrafta camoka modunda biri olsa kafasını kıracak durumdasın… e tabi biz biraz daha aklı selim!!(tartışılır) olduğumuz için olay senaryo aşamasında kalıyordu tabi… dergideki macerayı okuyunca, dalıyorsun bir hayal alemine… senaryosunu kendinin yazdığı, başrolünde kendinin oynadığı bir filme dönüşüyor olay… var mı benden mutlusuuuu …. Derste öğretmen, evde bir aile efradı dürtene kadar tabi…

Bu hayal alemindeki gezişler validemin bana “tepeden gözlü” diye isim takmasına sebep olmuştur. Zira bir yerden bir yere seyahat esnasında(yayan tabiî ki) dahi gördüğüm ağaçlık araziler, beni maceraların içine sürüklemek için yeterli kurgu sebepleriydi… tabi o ara beden ile ruh ayrı ayrı alemlerde olduğu için, beden tökezlenip yere düşerdi…  Lakabıda hak ediyormuşuz, inkar etmeyecem..

gelecek sayı ... çocukluğa devam.. tabiki zagor, misterno ve diğerleriyle tanışma...

misterno55
08-02-2011, 16:51
ilk okul 1.sınıf çağları, 7 yaş herşeyi yeni yeni keşfettiğin bir yaş... yaşar abi var tam karşımızda oturuyor, 17-18 yaşında beni seviyor, çocuğuz sevimliyiz herhalde... abisi var necati, ayaklarında sorun var, duvara tutunarak gidiyor bakkala(bakkal sahibi)... necati abi de kardeşi yaşar gibi seviyor bizi.. bunu bakkalın içinde yaklaşık yarım saat boyunca 5 kuruşla dolanmamızdan anlıyorum, alabileceğim tek şey 5 adet kaynana şekeri aslında, ama dükkanı satın alacakmış gibi bakıyorum etrafa...

Gülümsüyor ve gelen gidenle ilgileniyor, onlara da gülüyor,... insan necati abiye bakınca bile huzur buluyor aslında, kaynana şekerine de gerek yok sanki... belki de yarım saat necati abinin hayatı pembeleştiren güzelleştiren gülüşü için dolanıyoruz etrafta, farkında olmasakta... keşke o zaman farkında olsaydıkta.. "ay lav yuuu necati abiii" deseydik.. sabaha kadar gülerdi herhalde.. yaşıyorsa Allah uzun ömürler versin...

Yaşar abinin arka sokakta bi arkadaşı var, saçlarını nedense Annem gibi uzatmış, acayip garipsiyorum, biz yaşar abiyi sevdiğimiz için takip ediyoruz birkaç veletle,... oda bu uzun saçlı arkadaşına uğruyor... Biz gayri ihtiyarı 3 velet bu garip kıyafetli ve de uzun saçlı abiye gülüyoruz... ama kötü niyet yok valla...

Yanlız abi bize acayip bozuluyor " sizi gidi yaramazlar" modunda olmasada, hatrı sayılır sevgi sözcükleriyle bizi kowalıyor... Biz anlıyoruz ki bu abi, mizahtan ve gülmekten hoşlanmıyor... uzak durmaya gayret ediyoruz...

Sinema bizim çocukluğumuzda lükstü elbette, o zamanlar samsuna yeni bir film geldimi.. bir arabanın her tarafına afişler yapıştırılır ve tepesindeki megafondan, bütün samsuna duyurulurdu, biz veletler olarak, oyun ve oyuncak konusunda yeterli donanıma sahip olamadığımız için, mutlaka birşeyler ürütmek zorunda kalıyorduk an be an.... o anda da aklımıza bu arabanın peşine düşerek, afişten bir parça koparmak geliyordu... bunu yaptığımızda, yere düşüp oramızı buramızı yaraladığımızda olurdu...

Aslında her zaman transit geçerler ve genelde arabaya elimizi bile süremezdik, çok nadir birimiz ya bir parça koparır(off koparının havasından geçilmez) yada, düşürek dizimizi kolumuzu soyardık. Gün o günki... araba nerdeyse durdu.... bizde Masai Mara'da avına hamle yapmak için soteye yatmış aslan gibi.. sıçrayıverdik afişlerin üstüne, nasıl yoluyoruz ama, ha gitti ha gidecek diye araba... araba hareket etmeyince, kelaynak kuşuna döndü tabi...

Biz arabanın fişek gibi gideceğini beklerken, Amcamlar(2 kişi) arabadan bi inerler, ben arka bagajda olduğum için, biri soldaki elemanı, diğeri sağdaki elamanı kapıverdi, bendeniz uzay yolu tabiki... necati abinin yanına kadar soluksuz koşmuşum... dükkana ve necati abiye vermişim sırtımı dışardan gelebilecek aksiyonu gözetliyorum.. herhangi bir aksiyon görünmüyor, benim 2 arkadaş, hüzünlü bir uzun hava eşliğinde geliyor...(tabiki uzata uzata ağlıyorlar..) 1 hafta konuşmadılar benle.... niye?.. ben neden kaçmışım.. salak yaw bunlar, bekleyem benimde kafamı kırsınlar... neymiş, dayak da yesek beraber yiyecekmişiz. Olm beni annem döverken yanımda mı oluyorsunuz... haydeee.. (ben dışarda kavga etmişsem, kafayı gözü yarmışsam, valide genelde "ahh yawruuum ne oldu sana" demekten ziyade "Allah seni ne etsin, gene kime dalaştın, kimin canını yaktın" .. yaw görmüyon mu pekmezler akıyor kafadan,.. "yürü banyoya, üstünü başını temizle, batırmış birde üstünü başını"... arkadan ya bir terlik ya süpürge gelir... "hizmetçiniz var sizin bu evde, batırın üstünüzü başınızı, Ananız temizlesin, başından pekmez akıyormuş, patlatsalardı karpuz gibi, hepimiz kurtulurduk"

Birde gazeteciler vardı, genelde sabahları gelirlerdi, U harfine benzer mukavvamsı bir çanta ve içi gazete dolu, bağırırdı gazete diye... bu da garip geldiği için bize, bununda peşine takılırdık,...

Farkında olmadan, bu mizahtan anlamayan uzun saçlı abinin evinin oraya gelmişiz, gazeteci durdu bahçe kapısını önünde, uzun saçlı abla(abi abi .. valla şaka yaptım) aldı gazeteyi, biz abiyi farkedince, gece gözüne far tutulmuş tawşan gibi kalakaldık mı? O da bize bakıyor... yaw kaçsana be .. ne duruyon... diyene kadar... "Gelin lan buraya" dedi...

Sesi de sinirli gelmiyor, girsek mi acaba, afiş yüzünden sağlam sopa yiyen benim 2 yarenim, arkama geçmiş durumdalar, benzer bi aksiyon olursa, ilk darbeyi benim almamı ve tüymeyi düşünüyorlar sanırım... bi yandan abiyi süzüyor, küçük adımlarla bahçeye giriyorum... o zamanlar apartman düzeni yok tabi.. tek katlı bahçeli, mis gibi evler var... her evin çıkışında veranda(öyle derlerdi sanırım)cinsinden yapılar olurdu, tahtadan bir oturma yeri veya bir kaç tane sandalye... "oturun" dedi

Hafif de olsa bir tırsma durumu var, hani ters bişey olsa nasıl kaçarımın hesabını yapıyorum, hmm... atlarım.. şuraya koşsam.. tmm dir.. kaçarım burdan... B planım hazır... bekleyelim ablayı.. ehi ve de ehi

Abla mı dedim, ay ay .. ne ablası yahu.. Abilerin kralı ... elinde bi iki tane kitap var.. renkli renkli.. bide tabak kuru pasta, biskivü falan var... bugün o iki kitap bende olsa faunusa koyardım sanırım, 37 sene önce alınmış gıcır gıcır 1 adet zagor ve 1 adet misterno... bizim gibi 3 tane velede verilecek bişey mi bunlar.. asla vede asla .. ben olsam hayatta vermezdim.. bu iki kitabın altında da, daha eski sayılar...

Elime ilk bulaşan misterno, ne bulaşma ama, o andan sonra, yüzümü bu saygı değer abime(bak ya çıkar dünyası işte ne yapacan :) ) kitaplar bitince bakabildim... sanırım aradan 3 saat falan geçmişti... ben zaten Annemi de seviyorum, abinin saçları uzun diye, niye güleyim ya... miss gibi abi işte, daha iyisi nerde?

Sevgi, saygı ve de bilimum nezaket....

Çizgi roman kültürü almışız... elbette gelecek sayı olacak...

misterno55
11-02-2011, 14:14
Yokluk insanları bir yaratıcılığa itiyor sanırım, mecbursun bişeyler yapmalısın diye... ortaokul lise çağında çocuklar .... çekiliş düzenlerlerdi.. çekilişte, bir sürü dergi kitap, sakız vs.vs. olurdu... tabi boş kağıtlarda... Bizim işimiz olmazdı elbette, şeker alacak para yok, ne işimiz olur çekiliş ile... Ama konu ile ilgiliyiz, bu abilerin etrafında dört dönüyoruz,... Uzun saçlı abimiz sayesinde, Karamurat ve Tarkan modundan çıkıp, Misteron, Zagor, Mandrake, Zembla moduna geçmişiz...

Bu çekilişle yolunu bulmaya çalışan abilere yamanmaya çalışıyoruz, hani bi yere falan yollasada bizi, kitapları okumak için yüzümüz olsa, .. ciğerci kedi modundayız yine... bunlarda anlıyorlar hemen bizim kedi olduğumuzu "yürüyün len, kuru kalabalık yapmayın"... bide öyle bi bakış varki abilerde, biz arkalarındayız ya, hani sanki bi kitap alıp kaçacakmışız gibi bakıyorlar, gözler önlerinde ama, seri seri yandan yokluyorlar bizi....

Yaw şeytan diyor kap bi tane kitap tüy, yanıltma abileri, büyüklerine az saygılı ol... Ama işte insan en çok saygıyı annesine duyuyor, zira Süpürge sapını mancıka(böylemiydi ki adı) gibi kullanıyor, (bruce lee halt etmiş)... biraz daha uzadık ... abilerden bize hayır yok... Yanlız gelen giden çekiyor ... 4 boş, bir dandik malzeme... Takip ettikçe kıllanıyorum, zaten gıcık bu abiler, insan "koçum, canın çektiyse bi tane vereyim oku" demez mi? .. takibe devam...

9 tane çektiler takip süresince.. 6 tane boş.. 3 tane abuk sabuk, çekeni tatmin etmeyen ıvır zıvır... Mahallede genelde Arıza diye bilinen bi Alaattin abimiz var... Babası dehşet sinirli bi adam, 340wolt elektrikle geziyor mübarek, kaşlar hep V şeklinde... Alaattin abiyi(oda 15-16 yaşında), kulağından havaya kaldırdığını bizzat bu kahve gözler şahit olmuştur... Bu babadan aldığı elektriği kullanmaktan çekinmezdi, mahallede çar cur ederdi, bizim tayfanın tamamına elektrik vermiştir...

Hani bir laf vardır, hacı hacıyı mekkede, hoca hocayı tekke de, .. 3.tamlamayı demeyecem, onlarda kendilerini malum yerde bulurlarmış ya... bu Allattin abi de, priskopata bağladığı için, kendi gibi psikopat arkadaşlar bulmuştu tabi... Bu kadar ayrıntıdan sonra, Alaattin abiye ulaşmadan olmaz...

"Alaattin Abiiiiiiii" "...... " baygın ve kuul bakışlarla bakardı abimiz... "Alaattin Abiii" ... "Baarma lan, ne baarıyon" "Abiii aşağıda 2-3 kişi milleti kekliyor" ... kafamdan tutuyor,... boyu uzundu Alaattin abinin, "vur len bana" der... başımızı eliyle tutar.. tabi biz yaklaşamadığımız için havayı döverdik, o da gevrek gevrek gülerdi, "yürü len cüce" itiverir kıçımızın üstüne düşmemizden de.. ayrı bir haz duyardı...

"Abiiii saydım 9 çekiliş sattı, 2-3 tane dandik gerisi boş, kandırıyor milleti"... "sanane",.. bite şaplattı kafama, ... hay ben senin gibi abinin... "abi ne vuruyon ya," ".. s..... " ... aha güvendiğimiz dağlara kar yağdığı gibi, bide yarım porsiyon sopayla, fırça yedik... Uzadık mecburen...

Aha da Kahramanım geliyor, Halit Amca... halit amca varya, adamı yer yer, izbandut diye bi tabir varsa, büyük ihtimal o Halit amca ile literatüre girmiştir, Halit Amca trafik polisi, hemde motoru var, ki bizim zamanımızda, motorlu araç sahibi olmak, veya evin önüne çekmek büyük ayrıcalık... Halit amcanın, bir traktörcüyü dövüşüne şahit olmuştum,... direk traktörcünün önüne girdi motorla...

Adamı Ağaçtan elma koparır gibi motordan aldı, hem konuşuyor hem dövüyor adamı "niye durmuyorsun lan" adamda çıt yok, öyle masum bakıyorki, kesinlikle adamın dünyadan haberi yok, hiçbisey duymamış belli, ama halit abi nedenini duyana kadar, dövmeye karar vermiş bi kere... zaten duymamak bile sebep, belli bir süre sonra, adam konuşmaya karar veriyor, zira halit abinin durmaya niyeti yok...

"niye durmuyorsun lan" deyip deyip yapıştırıyor, "abi valla duymadım" bu sefer soru değişiyor "niye duymuyorsun lan beni" ... adam traktörcü köylü gibi duruyor ama, bence oldukça zeki..."abi affet valla bi daha yapmam, büyüğümsün" dedi, halit abi, teybin stop tuşuna basmışsın gibi durdu... Mağrurda bir bakışı var... Enseden yakaladı adamı, "aferim, aferim, akıllı ol, bir daha devlet memurunu peşinden koşturma" oofff duruş, konuşma, etki .. 10 numara... tek bacağı kadar boyum var, gidip sarılsam mı aceba... yok yaw ... yalaka malaka der...

Tabi ya.. Halit abi, kötülerin korkulu rüyası, az Bond havası da var, sonra bunlar 3 kağıtçı, halit abi polis, doğru kişi Halit abi, başka kim olacak...

"Halit abi, bisey diyebilirmiyim" başımı okşuyor, "söyle koçum" "abi çekiliş yapıyorlar şurda, kandırıyorlar herkezi"... yaw bu arada bana bakar mısın? bende az ... değilim :)... ne yapıp edip, çocukların fatihasını okuyacam, bir kitap okutmadılar diye... e ne yapalım onlar kitap okutmayınca, mecburen fatiha okuyacam....

"nasıl kandırıyorlar?" "9 tane çekiliş sattılar Halit amca, 3 tanesi dandik, geriside boş" "hmmm .. öylemi, gelin bakalım"... aha da .. z.çtınız olm.... ı nınının ınınının...

Halit Amca "ne yapıyorsunuz lan burda" genelde bu izbandut gibi adamlardan bariton sesler çıkar bilirsiniz, Halit amcaya birde netlik ekleyin... sanki o ara bütün sesler kayboluyor... sadece halit amca konuşuyor... Çocukların sesi .. miyawlama modunda,... bende keyif modundayım... "lan milleti mi kekliyorsunuz" "yok abi çekiliş, yapıyoruz isteyene"... "bu kitapların hepsi varmı? çekilişte" "var abi"... "ver bakayım şu torbayı"...

Halit amca torbaya daldırdı elini ve çekti... hasss.... hatrı sayılır kitaplardan biri, yan gözle bana bakıyor... yuh... bugün bütün sopalar benim yaw yoksa... bu bizim veletlerin ahı mı tuttu ne,... Halit Amca da benim gibi ısrarı seviyor, bir daha çekti, boş... bir daha boş, bir daha boş... çocukların rengi değişmeye başladı yanlız... bende dayak yeme modundan çıktım.. halit abi daldırdı, "lan buda boş çıkarsa, a... z.çtım" ben artık dayak yeme modundan çıksamda, o ilk çıkan kitap beni gayr-i ihtiyari, olay mahallinden uzaklaştırmıştı... halit amcanın elinden torbayı salmasıyla şamarı yapıştırması bir oldu...

Yanlız şamar şamar deyip geçmeyin... halit amcada bi el var, bülent ersoyun, yelpazesi halt etmiş... o derece büyük... rüzgarı bile yetebilir yani... Allahım allahım o nasıl dayak... bu halit amcada bi sadistlikte var galiba... sanki çocukları döverken, zevk alıyor gibiydi... korktum desem yeri var halit amcadan...

O artık benim kahramanım değil...

misterno55
12-02-2011, 23:57
Yeri burasımıdır bilmiyorum, içimden geldi yazacam, benim sayfam, benim dünyam olsun burası... rahatsızlık da vermiyorumdur umarım...

Bir tartışma başlatırmı bilmiyorum, birşeyler anlatıp paylaşmak istiyorum... 15 gün önce sigarayı bıraktım kızım gelecek diye, evde sigara kokusu olsun istemedim, sağlık vs. bahane ederek... bugün tekrar ayrılmak zorunda kaldık, sömestr bitti.... sigaraya başladım

Nedir tartışılacak konu derseniz... biz çizgi roman severlerin kahramanlarının kadınlarla arası hiç iyi olmamıştır, bir iki ayrıntı dışında, tommiksin suzisi, swingin betisi vardı.... ama onlarda aile kurmadılar hiç bir zaman...

Bunları okuya okuya bizede mi birşeyler bulaştı, hep hayalperest mi olduk, çocuk mu kaldık, arızalı olan biz miyiz? bilmiyorum... benimle aynı kaderi paylaşan var mıdır?

..........bir sürü luzumsuz insan var, güzel güzel evlilikler yapıyorlar, güzel olmasada süregelen bir aile yaşantıları var... insanın zoruna gidiyor... doğru insanı niye bulamadım diye .. içi içini yiyor..

Misternoyu özlüyorum böyle zamanlarda,... haydi jery koş sevgiline sen, biz hayatımızın kahramanı değil figüranı olduk... senden bize kalan "pöh canı cehenneme herşeyin" demek sadece....

Sevecek birşey olmasada seni seviyorum.. jery drake..

misterno55
14-02-2011, 22:17
Bir gece yarısı mahalle ayağa kalkmıştı... bütün ışıklar yanıyordu... bağırışlar çağırışlar...

Bir sarhoş narası ... "Sen kimsin beni evden atıyorsun" bunun peşine bir kadın sesi... ama ne kadın sesi... uykudan uyanma konusunda bir sorununuz bile olsa, gözlerinizi fal taşı gibi açabilecek bir ses, tamamen şirreeeeet çiyaaaan diye nitelendirilebilecek bir ses... hani başınıza birşey gelebilir ama hiç kimse bu kadar tiz ve itici bir sesle dünyayı ayağa kaldıramaz... "Allahın belasııııııııııııııııııı... geber inşallah" ...

Çamur Şevket amcayı ben hiç sinirli, birini rahatsız ederken görmedim, aslında hiç görmedim desem yeri var, yani birini rahatsız etsede görme ihtimalim olmadı... niye çamur şevket onuda bilmiyorum...sanırım sözünde durmamasından çamura yatmasından olsa gerek.... adam zaten geç saatlere kadar içip kafayı çektiği için, namını bilsekte, yüzünü görmek pek nasip olmamıştı... gecelerin adamıydı yani...

"ne olmuş yani biraz içmişsek" "git ne b.k içersen iç, bir daha buraya gelme" ... "sen kimsin beni kovuyorsun, ölmedim ben ölmedim" "Allahım Allahım inşallah o günleri de görürüm, cenaze haberin gelir inşallah" ... hani hayatımda bir kadından ilk defa böyle sözler duyuyordum, sanırım rüya idi bu...

Zira benim çocukluğumdaki kadınlar(ki her yaz 2-3 ay köyde geçerdi) rahmetli dedem abdest aldımı .. biri anne 2si yengem olmak üzere, sıraya dizilir havlu tutarlardı, bırak kötü söz söylemeyi, ağızlarından çıt çıkmazdı...

Way anasını bu nasıl kadındı yahu... valla bırak adama söz söylemeyi, yerin dibine sokuyor, (kimbilir çamura batırıp çıkarıyor, ahada çamur şevket işte) üstüne üstlük birde bütün mahalleyi ayağa kaldırıyordu... işin ilginç tarafı mahallenin kelli felli adamlarıda bu kadını susturamıyor veya evde sürdükleri hükümranlıklarını... bu kadın üzerinde gösteremiyorlardı bile... hani "geç be kadın içeri, elinin hamuru ile erkek işine karışma" benzeri cümlelerin yanından bile geçilmiyordu...

Valla kadın sanki bütün dünyaya kafa tutuyordu, biz millet rahatsız olmasın diye çıtımızı çıkaramazken, kadın dünyalara kafa tutuyordu...

"geber geber" .. "eeee sen geber" diyor çamur şevket amca, ayakta yalpalayarak.... kalabalıktan bir erkek "abla ayıp oluyor, bütün mahalle ayağa kalktı" ... "hadi be sende, ben her gece ayaktayım, bir gecede siz kalkın ne olmuş"... "hık..mık" ne diyeceksin, adam sorhoşsa kadın da, delirmiş resmen.. belki de yılların birikmişliğini kusuyor...

"Abla hadi al Şevket abiyi, ayılınca konuş, o zaman atıyormusun satıyormusun, ne yaparsan yap".. "yahu sana ne be adam, çok meraklıysan sen al evine, ben almıyorum, ne hali varsa görsün".. zbaaaaaam.. kapı çekilir

Şevket amca akordu kaçmış keman yayı gibi yaylanıyor... kadın o kadar söz söyledi, bütün mahalle ayakta.. şevket amcanın yüzünde anlamsız bir ifade... ne olduki gibi.. yahu daha ne olsun be amca.. sokakta kaldın...

Millet yavaş yavaş içeri girdi, camdan bakıyorum... şevket amca evin bahçesinde ... o kalabalıktan eser kalmadı... arada bi cılız bir sorhoş mırıldanması geliyor... "hadi yat, çek o perdeyi" ...

vay be kadına bak ne kadın ama... otomobil fuarında gelecek yüzyılın arabaları sergilenir ya... o kadında benim için öyle bir modeldi 70'li yıllarda... şevket amca nezninde bütün mahalleye, hatta bütün dünyaya kafa tutar gibiydi...

o zaman çocuk hali kadından baya bi tırsmıştım... Ama şimdi düşününce, insanın böyle bir kadını olsa... ne itici bir güç olurdu hayatın içinde... şimdiki kadınlara bakıyorum... hepsi çıkar peşinde(benim için istisnalar kaideyi bozmaz)... bakarım hem kele, hem göbekliye, hem şopara... yeterki olsun makam, mevki ve de para...

Eğer insan yerine koyar değer verirseniz çıkar tepenize, vurur tepesine aşağılarsanız, yapışır eteğinize... (şairane oldu yaw, sakızlara yazsam köşe olurum)

Yalan dünya işte...

saygı, sevgi ve de bilimum nezaket....

misterno55
15-02-2011, 13:29
70li yıllarda çocuksanız, belki fazla oyuncağınız olmamıştır ama, enva-i çeşit oyun oynamadan durmamışsınızdır, duramazdınız da... sağlıklı beslenme üzerine programlar izlemenize veya doktora gitmenize de gerek yoktu.. zira bütün meyve sebze, tahıl vs... organik denebilecek seviyede sağlıklıydı....

Seninin 3 ayı köyde geçince tabi bu organik beslenmeden fazlasıyla payıma düşeni alıyordum... canım kiraz mı çekti.. hooop kiraz ağacına, erik mi dedin hoppaaaa... ya çilek, incir, aklınıza ne gelirse...

Bostana daldıkmı o domates ve salatalık kokusu artık duyamadığım bir koku, kütür kütür nasıl da götürürdüm hıyarları. :) ... hele o sadece fındık bahçelerinde yetişen mantar... kültür mantarıymış! hıh.. o nedir ki.. pirzola mübarek, hem sağlıklı, hemde beleş... sivri domatesler vardı, elma gibi götürürdüm... meyvenin sebzenin binbir çeşidi, kimin bahçesinde görürsen gir ye... ne bir kowalayan, ne bir kızan, .. hatta bahçe içinden, bir tane daha kopartıp uzatan bahçe sahipleri...

E böyle bir ortamda büyüyünce insan, şehirde(samsun) de alışkanlıklarını sürdürüyor... o zaman şehirde yaşıyorda olsak, kenar mahallelerde genelde bir iki katlı müstakil bahçeli oluyordu evler, bahçelerinde de illaki meyve ağaçları oluyordu, erik, elma ve incir gibi...

Bakkala necati abiye giderken, sol tarafımızdaki bahçede güzel bir elma ağacı vardı, olmamışta olsa ağaç çekiyor insanı, çocukluk yaramazlık herşey birleşince ağacın tepesinde buluyorsunuz kendinizi, siz bulmasanızda ben buluyorum kardeşim, niye garip garip bakıyorsunuz.. Alla alaaa

Çıktık 3 arkadaş ağaca, haşırt diye bi ısırık alıyoruz elmadan, suratımız değişiyor, elmalar daha olmamış, baya ekşi... olsun erik de ekşi ama götürüyoruz öyle değil mi? o dal bu dal, o olmuş bu olmamış derken, "ulan sizi bilmem naaptıklarım" diyerekten amcanın biri ağacı silkelemeye başladı, yaw biz dutmuyuz ne yapıyorsun be amca diyemiyorum tabi...

Amcanın niyeti kötü... biz inmeyince, sallayarakta düşüremiyor... "hadi yawrum, yiyeceğinizi yediniz, inin ağaca zarar vermeden" diye yumuşak yumuşak seslenince, benim iki derya kuzusu arkadaşım aşağı indi, adam ilk ineni tuttu bırakmıyor, ikinciyi de öbür eliyle tuttu, bana bakıyor... "hadi yawrum sende in" niye bırakmıyor ki çocukları...

inmek istemiyorum, sanırım amca dövecek bizi ... baktı ben inmeyecem, güzel bi sopaladı çocukları, bizimkiler yine ağlaya ağlaya gözden kayboldular... adam ve ben baş başayım, "ne yapacan oğlum, orda mı yatacan?" "...." ... "eninde sonunda inecen"... "istersen ben geleyim, indireyim seni, gel sen güzel güzel in"

İşin sonu dayak o kesinleşti, lakin yan bahçede de bir ağaç var, ben oraya zıplayabilirmiyim aceba??... arada da duvar var, amca hayatta geçemez, ya da geçsede, ben o zamana kadar tozu dumana katarım... Amca artık çirkefleşiyor, küfür kafir gidiyor cünlenin sonu "... in aşağı"

Tarzan ağaçtan ağaca uçmuyor muydu? ya zembla... ağacın dalını tuttum mu olay bitiyor zaten... hadi olm... çok uzakta değil.. hobaaa

Simsiyah bi ekran, film koptu... dalı tutamadığımı hatırlıyorum.. sonrası kara tahta... gözlerimi açtığımda hastahanedeydim... Başım sanki çikonun göbeği kadar büyüktü.. sarıp sarmalamışlar, sanırım amerikalıların kowduğu bir kızılderili kabilesi de benim beynime yerleşmiş, ha bire de davul çalıyorlardı... zonkluyordu başım...

Gözlerimi açtığımda Annem başımdaydı ilk sözü "aferim oğlum, sonunda kafanı patlattın" düşerken duvara kafa atmışım sanırım, 12 dikiş atmışlar, vucudun muhtelif yerlerindeki morluklarda resme ayrı bir hava katmış...

Babam hep derdi zaten, olm okuma bu çizgi romanları, derslerine çalış, hayal ürünü bunlar, ... ah tarzan yaktın beni... tabi ayrı bir ana fikrimizde köy hayatı ile şehir hayatını birbirinden ayırmamız gerektiği idi... köyde birinin bahçesine girip bir şeyler yerseniz, size ikinciyi uzatırlar, şehirde birinin bahçesine girerseniz, 2.80 yere uzatırlar...

Sevgi.. saygı..

misterno55
16-02-2011, 14:14
Tarzan özentimin üzerinden 3 gün geçti, doktor 10gün rapor verdiği için evde yatıyorum. 1970li yıllarda evde bir hasta varsa, komşuluk ilişkileri de bugüne göre oldukça ileri seviyede olduğu için, eve girenin haddi hesabı olmuyor. Mahalledekilerin dışında, akrabalar, köylülerimiz, eski mahallemizin sakinleri ev sürekli dolup taşıyor. Çamur Şevket amcanın şirret hanımı bile(bugün düşününce şirret olmadığına kanaat getiriyorum) geldi, başımı okşamak üzere uzattığı elini, sargılara yaklaşınca çekti, “geçmiş olsun yavrum” … gayri ihtiyari yatağın diğer tarafına kaykılıyorum… o ara 1.Halit amca(polis).. 2.bu teyze(çamur şevketin belalı karısı) acayip tırsıyorum…

Her şeye rağmen bu ziyaretlerin en güzel tarafı ev envai çeşit malzemeyle dolup taşıyor, lokumlar, şekerler, börekler ve de kuru pastalar… vay anam vay, yahu arada bi kafayı patlatmak lazım galiba… Bu yoğun ev ziyaretlerinde en çok dikkatimi çeken, hatta tek dikkatimi çeken(zira genelde gelen şekerlemeler dikkatimi çekiyordu) kafayı patlattığım bahçenin sahibinin ziyaretiydi, sanırım bir pişmanlık duygusu içindeydi.. “Yavrum niye söylemiyorsun, iste ben vereyim sana elma” .. ben öyle bakıyorum adama, halbuki ne küfürler etmişti bana ağaçtayken, Tarzan fikrinin de mimarı sayılabilirdi, hatta kafayı patlatmamın yegane sebebi, bende içimden yüzüne karşı en derin saygı ve sevgilerimi ilettim.

Benim bu 2 tane yoldaşımda geldi… kafaları 45derece açıyla aşağı bakıyor,… yüzlerinde patlamaya hazır bir sırıtma… hani kimse gelmenizi istemez aslında da, siz zorla ramazanda teraviye gidersiniz ya 3-5 çocuk. Aslında amaç namaz kılmak mı? Hayır… en arkada durur etrafı kesersiniz, kimse sizle ilgilenmiyorsa, yanınızdakine bi dirsek atar ve kıkırdamaya başlarsınız.. puhahaha ile millet duaları sesli ve sinirli okumaya başlar, bu susun, yoksa kafanız kırılıcak demektir. Bunlar da aynı moddalar kafalar 45 derece açıda kıkırdama modunda, ha patladılar ha patlayacaklar… sanırım her olayda sopayı benden önce yedikleri için, bu durum oldukça hoşlarına gitmiş.. “ne sırıtıyorsunuz lan” deyince.. arkadaşlar saldılar.. puhahaa… kızmadım, benimde yedikleri sopaya gülmüşlüğüm vardı zira…

10.gün tatil bitti, sanırım bu kamp dönemi bana 2-3 kilo aldırdı, yanaklarıma renk gelmiş, okulun ilk günü Hatice öğretmenim öyle dedi… “ah geçmiş olsun canım” “teşekkür ederim, öğretmenim” “yaramış sana tatil, yanaklarına renk gelmiş” … ne alaka canım.. o kızarıklık Hatice öğretmenimden tırsmamdan kaynaklanan bir renk değişimi aslında… ateş basıyor direk benle ilgilenince.. niye?
Niyesi şu? İlk okuldayken bilen bilir, fişler vardı, “Ali topu tut” “koş ayşe koş” en ilginci de “uyu uyu yat uyu” gibi bişeydi, seneler geçti aradan hala unutmuş değilim, zaman tartışıldığına da tanık olmuşumdur, niye böyle tembelliğe item bir üretim olmuş diye… cocuklara öğretecek cümle mi yok da “uyu uyu yat uyu” diye bir fiş yaparsınız. Her neyse bu Hatice öğretmenim, niyeyse fiş kontrolü yapardı, yine böyle bir fiş kontrolünde…
Fişleri çantadan çıkardık masanın üstüne, tek tek kontrol ediyor, daha bize sıra gelmedi, “nerde senin fişlerin, niye eksik?” ses normaldi… “NERDE SENİN FİŞLERİN” işte bu tekrar, bütün sınıftaki uğultuyu kesmiş, deli bir ses tonuydu… elinde niye bir makas vardı hatırlamıyorum, ama çocuğun kafaya indirdi makası, aynen dut pekmezi… tabi ciyaklayan bir çocuk sesi, kadında hiç tırsa belirtisi yok…
Anam anam, herkez masasında fişleri tek tek kontrol ediyor, kafası yarılan çocukla dışarı çıktı, 10dakika sonra, bir pamuk ve sarı bantla yapıştırılmış bir kafayla geldi çocuk, ben fişleri ararken betim benzim atıyor, “BİR TANE EKSİİİİİK” boğazımdan aşağı ılık ılık bişeyler gidiyor, korku fiziksel bir tanım olmasada, yansıması oldukça fiziksel, karnıma ağrılar giriyor…
Fiş kontrolü devam ediyor, “ŞRRAAAAK” sağlam bir tokat, cümle kurulmadan arka sıraya geçiliyor… Allahım nerde benim fişim, yanımdakini süzüyorum, gayet rahat uyuz, “yardım et, fişimin birini bulamıyorum” .. omuz silkiyor.. inşallah ferah bi zamanda ilgilenecem seninle sevgili sıra arkadaşım… Aha bizim sıranın başına geldi, benim yanaklar al al oldu, vücudum ateş içinde, ne alakası var şimdi bunun sağlıklı olmakla, gayet sağlıksızım kardeşim… Allaaaaaah buldum buldum, fiş fişin altına yapışmış, ohhh.. yüzüm normal halini alıyor..
Benim yüzüm 10günlük tatilden al al olmuyorki öğretmenim, senden korkmamdan oluyor, ya bişey sorarsan? Ya bilemezsem?.. “geç sırana bakayım” … vınnnnn
Sevgi, saygı ve de bilimum nezaket…

misterno55
17-02-2011, 10:09
Şimdiki çocuklar bilmez tabi, bizim öğrencilik zamanımızda, Anne Babalar öğretmenlere bizi teslim ederken "eti senin kemiği benim" diye teslim ederlerdi. Yani al istediğin gibi pataklayabilirsin özgürlüğünü kafadan veriyorlardı ... bir nevi sözleşme yani... süründür ama öldürme...

Sınıfta, koridorda, bahçede abuk sabuk biseyler yaptığınızda, kulağınızın tozunu alan bir öğretmende gram ürkeklik ve çekingenlik göremezdiniz, hatta bölgeden uzaklaşmazsanız veya öğretmen attığı tokattan haz alamamışsa seri üretim osmanlı tokatları gelirdi peşine... Sanırım bizim haylazlığımızın temelinde bu yediğimiz yerli yersiz dayaklar geliyordu, arsız olmuştuk yani... her halükarda dayak yiyorsun zaten, bari bir anlamı olsun diye, aklını alırdık bizde birilerinin...

Şimdiki çocuklara bakıyorsun, öğretmenleri resmen tahrik ediyorlar, öğretmenin yapabildiği "çık dışarı terbiyesiz" sanırım... Şimdiki öğretmenlere Allah yardım etsin...

Tabiki bütün öğretmenlerim Hatice öğretmenim gibi öğrencisinin tepesine umarsızca makası indirmiyordu, bununla beraber 4. ve 5.sınıftaki Ali öğretmenim gibi oldukça saygı değer bir öğretmenim de oldu. O benim öğretmenim olana kadar, bir öğretmen kafamı okşamaya kalksa, elimle kendimi korumaya kalkışıyordum, zira genelde bi şaplak geliyordu, yapmışızdır farkında olmadan gene bişey, korunmak lazım...

Sevgili Ali öğretmenim nasıl mükemmel bir insandı herşeyden önce, sanırım onun gibi bir öğretmene sahip olmasaydım, kimbilir belki çok farklı, belanın içinden çıkmayan(ki o dönemler buna oldukça müsaitti, bir de kenar mahalle kültürünü katın) bir kişilik olacaktım. Bugün yüksek öğrenim gördüysem, hatrı sayılır bir mesleki kariyerim olduysa, temelini sevgili Ali öğretmenim atmıştır.

Hani insanın babası olmasa, baba bile diyesi gelir, öyle muhterem bir kişilikti. Zira kendisi bize kendi çocuğu gibi davranırdı. O sınıfa kadar genelde öğretmen gelir, askeri düzende bir günaydın der, bizde hep bir ağızdan bir bölük asker gibi sağol derdik. Bu alışkanlık Ali öğretmenimizde de devam ediyordu ama, bu sağol sonrası nasılsınız çocuklar diye hiç alışmadığımız cümleler kuruyordu.

Tabi öğrencilerin içinde konuşma özürlü çok kişi olurdu, oda çenesi düşük öğrencileri seçer, dersin 10-15 dakikasını sohbetle geçirirdi. Bende çenesi düşük öğrencilerden biri olduğum için, benimle de konuşurdu, hiç unutmadığım konuşmalardan biri de... her yaz köye gittiğimi söyleyince... "seni köyde ısmayıl diye çağırırlar" deyince "yoo ismail diye" çağırıyorlar dememe rağmen ısrarla "ısmayıl dır ısmayıl" der... Ben de o ısrar ettikten sonra, delimiyim ismail diyorlar diye üsteler miyim,...

Okulu, dersleri onun sayesinde sevmeye başladım, tarih dersini iple çekiyorum, öyle güzel anlatıyor ki... Bende okuduğum çizgi romanların bana sağladığı hayal gücü sayesinde, tarih derslerinde çeşitli kurgular yapıyorum, malazgirt savaşını yaşıyorum resmen,... ders tarihse, benim için sinamayla aynı değerde... Ama bu maharet Ali öğretmenimde tabi.. Yaşıyorsa Allah uzun ömürler versin,... Ellerinden öpüyorum...

Sevgili öğretmenlerimiz hayatımızda çok önemli bir yere sahipler, umarım her zaman farkında olurlar, özellikle ilköğretim çok önemli, bu süreçte, okulu, okumayı, derslerini seven öğreciler yetiştirmek gerekiyor... Aksi taktirde, temelde iyi yetişmemiş bir öğrencinin, lise ve yüksek öğrenim deneyimleri hayal kırıklığı ve başarısızlıkla doluyor...

Bu başarısızlıklarda toplum içinde, maddi manevi problemli bireylerin oluşmasına sebep oluyor.... Bu vatan bir yerlere gelecekse, inanın en büyük yük öğretmenlerimizin elinde...

Aslında ciddi yazıları sevmiyorum, buda fazla ciddi bir yazı oldu, yakında telafi ederim...

Bütün öğretmenlere ve öğretmenlerime sevgi ve saygılarımla...

misterno55
18-02-2011, 13:33
Çocukluğum ve fenerbahçe aşkı

7 yaşında önünüze biri yuvarlak birşey atarsa vücut kontrolünüzden çıkıyor ve ayakların hakimiyetini kaybediyorsunuz, ayaklar kendi başına ilerlemeye ve topa hamle yapmaya başlıyor, olanca kuvvetiyle abanıyor yuvarlak nesneye... nereye giderse artık

İşte bizim futbolla tanışmamız böyle başlıyor... birde kireçtepe semtinde büyük geniş bi yeşil alan var, gerçi benim çocukluğumda her taraf yeşil alandı... Buranın özelliği ise, bazı amatör maçların ve mahalleler arası turnuvaların burada yapılmasıydı.

70'li yıllar genelde bolluğun değilde yokluğun bol olduğu bir dönemdi, o dönemde şimdiki gibi kalabalık insan topluluklarını bir arada görmek mümkün değildi. Şimdi büyük bir alışveriş merkezine gitseniz, iğne atsanız yere düşmez... O dönemde de bir bakkal camına yağ geldi, tüp geldi yazsa, sanırım bugünkü alışveriş merkezlerinin kalabalığından aşağı yanı kalmazdı, tabi birde et balık kurumunun kuyrukları vardı uçsuz bucaksız, onlarında en kötü yanı(1 kez başıma gelmiştir) ya bir önünüzdekine yada size sıra gelince malzemenin bitmesidir. Hava aydınlanmadan evden çıkmış, saatlerce de kuyrukta beklemişsinizdir, ama tam sıra size gelince... "bitti kardeşim hadi dağılın" cümlesi kallavi bir küfürden farksız

Hani biz zaten çocuğuzda, akli melekelerini yitirip adama saldıran olmuyor değildi "Ne demek bitti lan"... tabi bu fıttıran şahsiyet böyle bir söz söyleyince karşıdaki miyawlamıyor, bu karaborsa ve yokluk dönemi, işletmeleri de önlem almaya itiyor tabi,.... adamlar da böyle çıkışlara hazırlıklı ekipmanlar bulunduruyorlar...

"bitti ulan bitti, anlamıyor musun?" diyerek artistik yapan şahsiyetin üzerine doğru yürüyor, kendini kaybeden abinin geri durmaya niyeti yok, oda onun üstüne yürüyor, "Anlamıyorum lan, anlat bakayım, 6 saattir bekliyorum burda, ne demek bitti"... adam gayri ihtiyari geriliyor...

İçeri doğru girip elinde beyzbol sopasına benzeyen kalın bir odunla dışarı çıkıyor, ben geri doğru kaçıyorum, kesin arbede var... Sıradaki geç zombi modunda galiba, hala adamın üstüne gidiyor, yaw kaçsana patlatacak adam karpuzu kaaaç.... ııh .. abi sopayı göze almış, 6 saat beklemek stres yapmış atması lazım...

Yanlız dikkatimi çeken bişey var, zombi sayısı artıyormu ne? abinin etrafı doluyor, bu stres bulaşıcı galiba, yanındakilerden biri "lan o elindeki ne senin"... sanırım herkez "ulan o kadar saat bekledim bari elim boş gitmeyim" diye düşünüyor... herkez 6 saatlik geçen boş zaman dilimini... adamı sağlam bi pataklayak değerlendirmek istiyor.. bunu anlamam uzun sürmedi...

Fitili ateşleyen abi, sağını solunu süzünce, tamamdır ben bunu yerim arkamda sağlam düşüncesiyle, uçuyor adamın üstüne... Allah rahmet eylesin, sanırım bi 15 kişi geçti adamın üstünden... ne yaparsın, bu ülkede düşmeye gör, herkez tekmeyi yapıştırır... örnekli ispatlıdır...

Velhasıl kelam, bu iki hususun dışında ilk defa devasa bir insan kalabalağı görüyorum, kireçtepedeki futbol sahasında, bu kalabalığa beni çeken şeyde uğultuydu tabi, 2-3 sokak altımızdaydı futbol sahası,... uğultuyu takip ederek buldum bu insan kalabalığını.

Yaw ne oluyorki burda, et mi? yağ mı? şeker mi? ne kuyruğu aceba... kabalığın sağından solundan, sıyrılarak herkezin baktığı şeyi görmek istiyorum, iki tane direk bir sürü adam, yuvarlak biseyi kovalıyorlar, yakalayınca da ayağıyla bi koyuyor, dahada uzaklaşıyor... Yaw kardeşim o kadar koştun peşinden tutsana yakalamışken, niye vurup dahada uzaklaştırıyorsun... manyak yaw bunlar, koşup koşup vuruyorlar topa, gördüm ama bu kadar salak adamı bi arada hiç görmedim....

Yaw bir insan kovaladığı şeyi sürekli kendinden uzaklaştırır mı? Aha da biri tuttu, valla helal olsun abi, şurdaki adamların en akıllısı sensin(kaleci olduğunu öğreniyorum bu şahsiyetin, uzun bir süre sonra)... bu da topu eliyle zıplatıyor yok yok bu da arızalı, Allah ne verdiyse vurdu ayağıyla gene ileri doğru, hurraaa herkez topa hucum ediyor... Başım ağrıda ya, bişeyde anlamadım bu adamların ne yaptığından da... lakin hadi bu adamlar deli... yaw bu kadar insan niye bakıyor bunlara... ne anlıyorsunuz bu kovalamacadan kardeşim...

Olm ne yoruyon kafayı, bırak ne b.k yerlerse yesinler, sanane... etrafı kesiyorum, seyyar satıcılar var, "mısırcııııı" "eeeskiiiimoooo, buuuz gibiii" "buz gibi gazooooz" "buuuz gibi soğuk sudan içeeeen" ... hadelen.. su parayla olur mu?... yaw dağ taş tere tepe su zaten memlekette, suya para mı verilir? anaaa... valla veriyorlar

Yaw bizim cebimiz genelde bayramdan bayrama harçlık görürdü, insan suyla para kazanıyorsa, ben niye bu parayı bayramdan bayrama göreyim ki? Bölgeyi terkediyorum... akşam Amcamla babamı sorguya çekiyorum... böyle böyle "adamlar yuvarlak bişeyin peşinde koşuyorlardı baba, bir sürü de kalabalık" ... amcam giriyor araya, "top oynuyorlardır oğlum" "yani?" ... "olm sen duymadın mı hiç Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş"... "yoo duymadım, neki onlar"

Burda futbolun bana yapılan tarifini anlatacak değilim, zaten o zaman da fazla bisey anlamamıştım, "Anneeee, dolaba büyük bişeyle su koyarmısın, birazda buz istiyorum" "ne yapacan olum soğuk suyu, olmaz hasta olursun" "yaw sen koysana, içmeyecem ben o suyu, satacam" "olm su satılır mı?" "ya Anneeee"... "tamam tamam, ne yapacaksa artık"

Ertesi gün okuldan gelir gelmez herşeyi bir kenara savurup, buz dolabına dalıyorum, "Anneee buzları çıkaramıyorum ben bunun içinden" "Allahım yarabbim, çabuk şu döküntülerini topla, kafanı kırmadan" "ya hadiii, çıkacam ben dışarı" "o döküntüler kalkmadan sana ne su, ne buz hiç bişey yok"... hepsini kucaklayıp bi köşeye tıkıyorum...

"tamam topladım, hadiiii"... içi buz dolu su kabımı alıp, koştura koştura gidiyor futbol sahasına, ana burda in cin top oynuyor, bana normal insanlar lazımdı yaw... kös kös eve geliyorum... akşamleyin yaptığım sorgulamada, bu manyakların cumartesi ve pazar günleri delirdiğini öğreniyorum... neyse bekleriz, ne yapalım...

Cumartesi gününü iple çekiyorum, yaw daha 4gün geçecekte cumartesi gelecekte ooof off.... cumayı cumartesiye bağlayan gece, uyumakta güçlük çekiyoru, bir şekilde sabah oluyor... yallah futbol sahası, aha da bütün deliler burda... işin ilginç tarafı öyle bir 90 dakikada da bitmiyor herşey... maçın biri bitiyor, diğeri başlıyor.. turnuva vardı herhalde...

Ve iş hayatıyla ilk başlangıcım... "buuuuz gibi soğuk sudan içeeeeen" " ver bakayım bir bardak"... Allaaaah ilk param, kendi kazandığım ilk param, "doldur bir tane daha"... oh oh gelsin paralar.. adam bardağı uzatıyor, bende elimi... adam arkasını dönüyor... "Amca para" ... "yürü lan ne parası, sie" ... futbolla yeni tanışmama rağmen, ilk golümü yemem fazla uzun sürmüyor... suyun yarısı beleşe gidiyor, bir kaç tane ehl-i namus çıkıyorda akşama kadar 25kuruş hasılat oluyor... vay anam vay... 5tane kaynana şekeri 5 kuruş, buda necati abiye 5 kere gitmek demek, bu beni 5 gün idare eder,...

Tabi işi bilenler önce parayı alıyor, sonra malzemeyi veriyor, bunu öğrendikten sona, hafta sonu harçlıklarım, 1-1,5 lira, hatta 2 lira seviyelerine kadar çıkıyor,... yan komşumuz Nail amcada geliyor bu maçları seyretmeye... ondan para isteyemiyorum tabi, o da hiç verme niyetinde değil, sağol yawrum diye sıcak bir teşekkür, eh o da idare eder, küfür yemekten iyidir.... Sonra Nail Amca'nın 3 tekerli motoru vardı, arkasında bir kasa, önü kapalı burunlu, motor dediysek, şimdiki motorlar gibi anlamasın genç arkadaşlar, motorun skodası,,, yük ve eşya taşıyabilirsin...

Ben her hafta maçlara geliyorum harçlığımı çıkarmak için, Nail Amca mahalleye taşınalı çok olmamıştı, bu süreç içerisinde biz herkezden önce ısındık birbirimize, ben gidiyorum Nail Amcanın yanına oturuyorum, o benim suyu alıp kendine doldurup götürüyor,... Ama artık kimse suyumu içip ..sie.. diyemiyor... Nail amca sayesinde... "Söğüt gölgesi mi lan burası, ver çocuğun parasını"... Ay lav yuuuu nail amcaaaa...

Zaman içerisinde Nail amcaya fena ısınıyorum, manyak derecede Fenerbahçeli olduğunu öğrenmem, bir pazar akşam üstüne rastlıyor, bu 3 tekerli motorun üstüne mahallenin bütün çocuklarını doldurdu... Ve talimatı verdi "Ben sizi motordan indirine kadar, ya ya ya şa şa şa, Fener Fener çok yaşa" diyeceksiniz...

Çocuksun, 1970li yıllarda biri seni motorlu bir araçla gel gezdireyim diyecek, yaw deseki şuna küfür et onu bile ederdik...(yanlış tabi cocuklara kötü örnek olmamak lazım)... Biz bağırıyoruz "ya ya ya, şa şa şa Fener Fener çok yaşa" .... bıraksa sabaha kadar da bağırırız... yarım saatten fazla gezdirdi... ne dedik niye dedik bilmiyoruz, ama sonuçtan son derece memnunuz...

Bir sonraki hafta mahalledeki çocuklardan biri, "nail amcaaaa... ya ya ya şa şa şa Fener Fener çok yaşa" hadi gezdir bizi deyince,... Nail amca öfkeli bir bakışla, "hadi çocuğum hadiii" deyip, bahçe kasıpısını hışımla vurup içeri giriyor... Alla Allaaa bütün çocuklar gibi bende şaşırıyorum ne olduki şimdi... sonradan öğreniyoruz ki o hafta fenerbahçe yenilmiş... ve bir takımın taraftarına, takımı yenildiği zaman fazla yanaşılmaması gerektiğini daha o yaşlarda kavrıyorum...

Radyo var maç dinlerlerdi zaten de, benim olayla hiç alakam olmazdı. Yanaştım babamla, amcamın yanına, bende dinliyorum... dua ediyorum, Fenerbahçe gol atsın diye hatim indirecem nerdeyse... Neyse Fenerbahçe gol atınca, çok sevindiğimi gören babam, "ne oluyor len, önce amatörler, şimdi büyük takımlar, daha dün bunlar ne yapıyor diye soruyordun" .. "öğrendim baba, futbol güzel bi şey, para kazanıyorsun, motora biniyorsun"... "ne motoru len"... "Nail amcanın motoru"... "kime soruyonda biniyorsun lan elin motoruna" ... "Baba el değilki, yan komşu"... "binmeyeceksin" ... "bakma öyle, kırmıyım kemiğini".... bak görüyon mu yaaa, durup dururken, hay çenem tutulaydı, ne diye anlatıyorsun ki, adamın ruhu bile duymadı önceki hafta...

Maç bitti, bir iki dışarı çıkma hareketimde babamın gözleriyle karşılaşınca, pencereye iliştim camdan bakıyorum, maçı fenerbahçe kazanınca, Nail amca çıktı motoru çalıştırdı, sokaktaki çocukları doldurdu ve bastı gaza uzaklaştı... o uzaklaşırken ben camdan dışarıyı sulu gözlerle izledim, arkamı dönemezdim, göz yaşlarım kuruyana kadar da dönmedim..

Benim Fenerbahçe aşkım Nail Amcayla başladı... Yaşıyorsa Allah uzun ömürler versin ..

Ay lav yuuuu Nail Amcaaaa.....

Sevgi, saygı... ve de.. bilimum nezaket

savataged
19-02-2011, 00:20
İsteğiniz üzerine gereksiz olduğunu belirttiğiniz mükerrer mesajlarınızı sildim,
Aslında araya hiç girmek istemiyordum ama bir ses vermek de usüldendir di-
yerek selam ediyorum sevgili misterno55.. ve ne çok şeyi yaşamışız hep bir-
likte..siz yazdıkça; unutmuş olsak da bir çok şeyi mıh gibi çakılıyor beynime
herbir şey... zaman ve mekan hiç farketmemiş bizlere o zamanlar...cg:efkar

Keyifle okuyacağımız ve yad edeceğimiz o kadar çok şey var ki buralarda...

Teşekkür ediyorum kaleminiz için.. ve eminim bir çok kişi sizi takip ediyordur
keyifle, okuyarak, yad ederek,.. biraz da iç geçirerek zaman geçip giderken.

misterno55
19-02-2011, 13:13
İsteğiniz üzerine gereksiz olduğunu belirttiğiniz mükerrer mesajlarınızı sildim,
Aslında araya hiç girmek istemiyordum ama bir ses vermek de usüldendir di-
yerek selam ediyorum sevgili misterno55.. ve ne çok şeyi yaşamışız hep bir-
likte..siz yazdıkça; unutmuş olsak da bir çok şeyi mıh gibi çakılıyor beynime
herbir şey... zaman ve mekan hiç farketmemiş bizlere o zamanlar...cg:efkar

Keyifle okuyacağımız ve yad edeceğimiz o kadar çok şey var ki buralarda...

Teşekkür ediyorum kaleminiz için.. ve eminim bir çok kişi sizi takip ediyordur
keyifle, okuyarak, yad ederek,.. biraz da iç geçirerek zaman geçip giderken.

Tanışma bölümünde, "benim gibi çizgi roman hayranı bir kitle ile keyifsiz bir süre geçireceğimi düşünmüyorum... umarım aynı keyfi bulaştırırım..." diye yazmıştım... ne mutlu sözümü bir nebze yerine getirebiliyorsam...

Ben araya girmenize sevindim, birilerinin takip ettiğinin farkındayım da, hani keyif var mıdır? yoksa ..yaw adam biseyler çiziktirmiş ne yazmışki? diye geçiyordum uğradım bakmaları mıdır? diye merak ediyor insan....

Keyif var ise... hafıza defterim dolu, hele burda geçmişe dair birşeyleri görünce, bütün geçmişim hortluyor... sanırım daha yazacak çok şey çıkar benim çocukluğumdan...

Güzel tespit ve temennilerize teşekkür ediyorum... saygı ve segiyle kalın, nezaketi eksik etmeyin :)

misterno55
19-02-2011, 17:30
Yokluk yıllarında insanlar daha bir sıkı dostluklar kuruyorlar sanki, hiçbirşeyin olmasa bile var olanı paylaşmakta sıkıntı çekmiyorsun. Neticede ha yarım ekmek ha çeyrek ekmek, ne farkederki,... yanında yörende muhtaç biri varken, bir köşeye sinerek bir yarım ekmeği yemek midir doğru olan? hırsız gibi... kimse görmeden bitireyim düşüncesi, nasıl bir ruh halidir ki? bencil, cimri, itici,... varlığınlada yoksun defol git...

Hani katıkta yoktur ekmeğe, peynir gibi, zeytin gibi, yavan ekmektir aslında,... çocuklukta ekmeğin bi tarafından tutar çeker, sokağa fırlarsın.... veletlerden biri "versene olm, biraz" der... uzatırsın ekmeği koparır... bir çift güler yüz katık olur ki o ekmeğe, değme yemeklerden lezzetlidir...

"isoo (bu benim kod adım desem yemezsiniz değil mi? ismail'in kısaltması tabi) olm uzun saçlı abi var ya" ... "eee var" ... "gidelim mi?" apo'da benim gibi çizgi romanlara merak sardı. Okumuyoruz da biz o zamanlarda bu kitapları, sadece resimlerine bakıyoruz, kalın kalın baya resimde var kitapların içinde. Daha yolun başındayız yani, çizgi roman manyağı değiliz de, adayıyız... "gidelim hadi"...

Uzun saçlı abiye ulaşmak için tam bir U harfi çizmemiz gerekiyor, bizim arka sokağa düşüyor evleri, hoplaya zıplaya gidiyoruz, acayip bir gürültü dikkatimiz çekiyor, hani sahilde oturursunuz, arabalar vvvvıııIIIIIııınnn diye geçer ya... vızıltıya başlar, aslan kükremesiyle devam eder ve yine vızıltıyla uzaklaşır...

Bu ses daha çok metalik bir ses, biz bilyalı derdik, başka yerlerde ne derler bilmiyorum, bilenler bilir, düz bir tahta dört darafında yuvarlar dört adet bilya, ön tekerlerin tahtasına tutturulmuş bir ip... ipi tutup salıyorsun yokuş bir yerden aşağıya...

Vay vay bu ne yahu, biz böyle bir şeyi anca kışın, bir yerlerden naylon leğen gibi biseyler bulursak yapabiliyoruz, oda yerler buz ve kar olacak... böyle kupkuru bir havada, araba sürme tadında bir şey yahu bu... ama acayip ses çıkıyor... zaten bizde çocuğuz kardeşim, bizim işimiz gürültü çıkarmak...

Bu atraksiyon uzun saçlı abimizi dimağımızdan siliyor, 3 tane bizden 2-3 yaş büyük çocuk yokuştan salıyorlar tırrrrrr.... durduktan sonra, bir koşturma yukarı ... tekrar tırrrrrr... Ama hiç durma yok...sürekli tekrar ediyor bu durum, biz çıktık duvarın birine oturduk, ellerimiz çenemizde hayran hayran seyrediyoruz... "verirler mi ki la bize" diyor apo, "olm manyak mısın? baksana adamlar soluk bile almıyorlar"

Bu ara bu olay sadece bizim ilgimizi çekmiyor, duvarına oturduğumuz bir amca bize doğru geliyor bahçeden, "hem sonra sen daha önce gördün mü bunları burda"... "yoo görmedim" .. "yeni yapmışlar olm demekki vermezler" "sen verir miydin?" " yek yaa ne verecem, akşama kadar sürerdim" O ara amca dibimize kadar gelmiş, çocukları seyrederken transa geçmişiz sanırım...

"LAAAAN"... sanırım insan vucudu bazen beyin komut vermeden hareket edebiliyor. Bu lan cümlesi insanın kulağının dibinde ve yüksek bir wolümde olunca, apo ile ben gayet bir ritmik bir şekilde bahçe duvarından kendimizi yere atıyoruz, yine müzikal bir ritmde sesin geldiği tarafa doğru dönüyoruz, aramızdaki uyum mükemmel.

Milletmi tebbeleşti, abur cubur kültürü mü arttı bilmem ama, eski insanlar daha bir atletik, daha bir sportifti sanki, hani bi spor yaptıklarıda yoktu da... doğayla fazla iç içeydiler veya bedenen fazla çalışıyorlardı ondan olsa gerek. Gözlerimiz yüksek volümden dolayı zaten amcanın üzerinde... Amca önce sol elini duvarın üzerine koyuyor sona her iki ayağı da duvara paralel bir şekilde sıyrılarak yola doğru çift ayak üzerine düşüyor... artistik puanları açıklıyorum... 10.10.10.10.10... valla tam puan alıyor bütün jüriden... bizde bu ritmik haraketlere geri doğru sıçrayarak ayak uyduruyoruz... ikimizde sırtımızı duvara yapıştırdık olacakları gözlüyoruz...

Amca hışımla bu bilyalı sürenlerin üzerine koşuyor, bilyalılarıda sağlam yağlamışlar valla acayip kayıyor. Amca koşarken cümle kurma zorluğu yaşamıyor, sigara içse kesinlikle konuşamazdı, tebrik ediyorum amcayı... "sizin ben... &%/*.."(anladınız siz onu) "lan ben size sabahtan beri gürültü yapmayın demiyor muyum?" bu arada günlerden pazar ve saat 10, öğle bile olmamış daha yani.. eğer bunlar sabahtan beri kayıyorlarsa, bu amcada bunlara kesin kayar :)

Amca atletikte olsa, çocuklara yetişemiyor... lakin bu yokuşun bittiği de bi yer var... Amcam yetişemesede kovalamacayı bırakmıyor, bizde yallah peşlerine, ortada macera tadında bir action var, kaçırmamak lazım, zira elimize halen ne bir zagor ne bir misterno geçmiş... bu çelik blek tadındaki macera oldukça ilgimizi çekiyor...

En öndeki, yokuşun sonu geldiğinde, bilyalısını kapıp kaçmaya devam ediyor, fakat arkadaki iki merhum birbirlerine girince yuvarlanıyorlar yokuşun sonunda, amcam bunları yakalıyor, ah ah... hani eşşek sudan gelinceye kadar bir dayak mevzusu vardır, "olm bak seni eşşek sudan gelinceye kadar döverim".. yahu bu eşşek hiç mi sudan gelmez, çocuklar pert... baktılarki eşşek sudan gelmeyecek, bir iki kişi araya giriyor, "yeter yahu" diyerek...

Adamlar araya girmese amcam durmayacak belli ses tonundan "sizi bir daha burada göreyim, o bilyalıları bi yerinize monte edecem"...

Biz apoyla elimizi ceplerimize soktuk, gidiyoruz mahalleye doğru "olm apo bu bilyalı hiç güzel bisey değil lan" "niye la, korktun mu sopa yeriz diye" "ne korkçam la, kafayı patlatmışım, iki tokattan mı korkçam" "korktun korktun, gördük olm ne iki tokadı, çocukların ağzı burnu kan içindeydi" "ii o zaman sen bilyalı yapıp kayarsın burda"... "kayarım olm, ne korkçam".. "hade len, kayda görim seni, palavracı"... "sensin"

"Bu amca burdayken, ben burda hızlı bile koşmam lan, kayarmış ...sen kayarken banada haber ver, leblebi alıp duvara oturayım bende" ... çocukların arasında gıcık bir ağız bükme hareketi vardır, alt dudak içeri girer, üst dişler dışarı çıkar, gözler bi tuhaf olur, çocukluğumdan beri hasta olurum bu harekete, apo da o hareketi yaptı.. buna tokadı bir çakarsın... fırrrr.. evim evim güzel evim... köyde büyümüşüm olm ben... nere yakalıyorsun beni şehir çocuğuuuuu... kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım... ehi ve de ehi...daha 10 fırın ekmek yiyeceksin...

Ertesi gün biz apoyla hiç bisey olmamış gibi hayatımıza devam ettik... Ayni misterno ve ss gibi.. hani kafayı bulup kavga ederler ve kavga bittikten sonra misterno ss'i bi el arabasında gider yatağına götürür ve ertesi gün hiç bir şey olmamış gibi dostluklarına devam ederler ya... ayni öyle..

Apooo... Ay lav yu misterno... tabi senide...

sevgi, saygı ve de bilimum nezaket....

misterno55
20-02-2011, 18:37
70'li yıllar kahvehane kültürünün tavan yaptığı yıllar olsa gerek, gerçi bu kültür hala sanırım bütün ihtişamı ile devam ediyor... Zaman zaman önünden geçtiğim bu eğitimhane!!!... adeta sis bulutunu andıran mistik bir hava içerisinde, ihtişamlı bir yapı gibi görünüyordu dışardan... koca koca adamlar içeri giriyor vardır illaki ilginç biseyler burada.. gayet gizemli bizim için kahvehane...

Zaman zaman içeri girip baksam mı diye düşünüyorum... her seferinde vazgeçiyorum... bu kahve bizim apoyla koşarak indiğimiz bir yokuşun sonunda bulunuyordu... nasıl bir keyifse, apoyla ben gömleklerimizin düğmesini sonuna kadar açar, yokuş aşağı olanca hızımızla koşar, gömleğin arkamızda tıpkı bir pelerin gibi süzülmesin acayip bir zevk alırdık.... bu kahvenin hemen karşısında da, atölye gibi birşey vardı... şimde atölye ne alaka diyecek olursanız anlatayım...

Biz yine böyle sıcak bir günde, saldık kendimizi yokuştan aşağı, kahvehane ve atölye birbirlerine bakıyor, arada da yol, bizim koşunun tam bittiği yer... atölyede çalışan abiler, yolun ortasında plastik bir topla çift kale maç yapıyorlar, taşlarıda kale diye kurmuşlar,... ne varki bunda derseniz... 2-3 gün önce bu abiler top oynarken sanırım top kahvenin camına gelmiş, bizim de koşu saatimiz, salmışız gömlekleri, süpermen tadında olmasada uçuyoruz... yokuş bitti.. kahveden 3-4 kişi çıktı...

"lan adam gibi oynayacaksanız oynayın, iki de bir top cama geliyor" top oynayan abiler alttan alıyor,... yaw demekki sportmenlik ruhu böyle oluyor, bak top oynayanlar ne kadar sportmen, kavga çıkarmaya niyetleri yok... "tamam abi kusura bakma"... Yanlız kahveden çıkanlar bu nezaket cümleleriyle pek tatmin olmuyorlar... biz bu amcaların tipinden baya bi tırsıyoruz, resmen hapishane kaçkınlarına benziyorlar, tam olayın ortasında olduğumuz için, atölyeci abilere doğru uzuyoruz, hatta arkalarına geçiyoruz... "başlatmayın topunuzdan tüfeğinizden, adamı hasta etmeyin, kırmim kemiklerinizi"

Bu hapishane kaçkını saydırıyorda, karşıdakilerde genç delikanlı, laflar dokunuyor tabi... aralarında mırıldanıyorlar "Abi ben bunun varya..." biraz daha büyük olan.. "sus olm sus, halledecem ben".. atölyeye doğru çekildiler... kahveden çıkanlar biraz daha söylendikten sonra içeri girdiler...

3gün sonra biz yine aynı güzergahta, süpermen gibi uçarken, atölyecilerin top oynadığını görüyoruz. 2. turda tam bunların olduğu yere geldik, topa öyle bir abandı ki biri, kahvenin camına çarpmakla kalmadı, içeri iltica etti,... "Vay ben sizin ... &8%^" kallavi küfürlerle 2-3 kişi çıktı dışarı,... "Ben size burda top oynamayacaksınız demedim laaaaan.... &%.." ... bir bıçak çıkardı, geri doğru kaçtık biz...

Kaçtıkta akıl nerde bizde... az ilerde durup bakıyoruz, ne olacak diye... eli bıçaklı hapishane kaçkını, koşuyor gençlerin peşinden... gençler atölyeye girerken, atölyeden de sıra ile elinde odunlarla adamlar çıkıyor, mübarek askeri çıkartma sanki... atölyede 4 kişi falan oluyordu genelde, ama bugün nedense bir bölük asker çıkıyor sanki... ve her çıkanın elinde de 1 metre uzunluğunda odun... anlaşılan atölyeci abilerin ruhunda operasyonel bir kimlik var, olay ayni bir polis veya askeri baskını andırıyor...

önden çıkan 3 eli sopalı atölyeci tayfası, bu eli bıçaklı hapishane kaçkınını ellerine bi aldılar, hala tüylerim diken diken olur, tam karpuza "çitonk" ama ne çitonk, sanırım benim tarzan mecaramdaki gibi film koptu adamda, yere düşmesine rağmen, atölyeci abiler, futbol kültüründen olsa gerek, adam yuvarlak olmasa da tekmelemeye başladılar... arkadan gelen 4-5 kişide bu organize ataklara karşı koyamadı... atölyecispor 5.. kahvecispor 0....

Bu arada, kahvehaneden çıkanların sayısı artmaya başlıyor ve sanırım masaların ayaklarını sökmüşler, bunlarında eli sopalı artık, bütün kahve dışarda... küfürün bini bir para... naralar, sözcükler birbirine karışıyor, kimsenin ne dediği anlaşılmıyor.... Atölyeciler ne kadar organize olsalarda, bu sayısal fazlalığa karşı koyamıyorlar ve pert oluyorlar... sanırım maç 10a 5 sona eriyor... bu tipsiz hapishane kaçkınlarının, atölyeci gençleri fena dövmesi bizi oldukça rahatsız ediyor...

Apo "olm ben büyüyünce hayatta kahveye gitmem" .. " niye len" "hepsi korkunç la bunların, görmedin mi adamların her tarafı kıllıydı, ayı gibi" "sende büyüyünce kıllı olursan ne olacak" .. " yok olm ben kıllı olmam"... "hadelen, baban kıllı işte, kapkalında bıyıkları var"... "değil olm işte, bıyık başka, senin babanda da var bıyık"..
" hee var, benim babam acayip kıllı zaten, sırtında bile var" .. "ana, o ne la öyle, sırtta kıl mı olur" ... bu benim babama da ayı diyecek galiba, "ne olmuş olm, oluyor işte, gördüm ben, ayımı şimdi benim babam"... üstüne doğru yürüyorum...

"Ne la kahveciler gibi sende, beni mi dövecen" .. "babama bi ayı de de, bak nasıl yarıyorum karpuzu" yerden bi taş kapıyorum... "la niye diyeyim hasan amcaya ayı"... "kıvırma olm, adamlar ayı gibi kıllı demedin mi? e benim babamda kıllı" ... "eeee" .. "yaracam bak kafanı, sus en iyisi".. oturduk kaldırama, taşı bıraktım...

"Apo bu kahveciler ne biçim adamlardı la, o nasıl küfürlerdi öyle, eşikteki beşikteki, hani Alaattin abinin defterinde bile yoktur la öyle küfürler"... "ağzına z.çim onun" .. "niye la, ne oldu ki?"... "geçen durup dururken, arkadan enseme bi vurdu, yere düştüm" "puhahaaha" "ne gülüyon olm, babası gelirken gördüm sonra, gittim söyledim" .. "aha da b.ku yedin olm sen".. "valla bide anneme de küfür etti dedim, fazla dövsün diye".. "puhahaa.. ee sonra"... "inşaatın orda oturuyorlardı, bide gittim yerini gösterdim, arkadaşları da vardı yanında" ... "Enseden bi kaptı babası, savurdu yere, ver allahım ver.. ohh canıma değsin, fırr tüydüm tabi"... "olm canına değsin de, öldürür lan o seni sopayla, bak bak bide arkadaşları varken ispiyonlamış.." .. " zaten dövmüyor mu? durup dururken" .. " he la o da doğru, iyi yapmışın.. ehi" ... " Aha Alattin abi geliyor..." koşma hamlesi... puhahahaha.. "ya başlayacam haa"

"olm adamın seni dövmesine gerek yok ki, ismini duydun mu, altına ediyon zaten...puhahaha" "bak iso söyledi derim" .. " der misin la esastan"... " derim valla"... "gel olm, benim karnım acıktı..."

sevgi saygı..........

misterno55
21-02-2011, 15:51
- Doktorcum ben 70lerden sıkıldım, biraz 80'lere gitsek
- Olmaz kardeşim, sevk ve idare bende
- Yaw adamı hasta etme başlatma sevk ve idarenden
- Sen hastasın zaten benim seni hasta etmeme gerek yok
- Bak doktor moktor demem girerim.
- Girdin zaten, odamdasın,
- Ba ba .. bi de espri yapıyo,... giricem kafa göz haberi yok
- Vizeteyi görünce kim kime girmiş anlarsın .. puhahaha
- Ne vizitesi la, ben muaynehane diye kerhaneye mi geldim yoksa... zuhahaha
- La iso b.kunu cıkarma, eşşek kadar adam oldun, hala oran buran oynuyor
- Yaw apo sen şimdi kendini bana psikolog diye yutturuyon değil mi? itiraf et
- Ne diyon olm sen, manyak mısın?
- Hadi hadi, bak ikimiz varız burda yabancı yok, kapıdaki sekreter diye yutturduğun sermaye, sende onun p... venkisin değilmi?.. puhahaha
- iso ağzının ortasına z.çım... tamam 80li yıllara gidelim
- Akıllısın da apo, geç geliyor biraz.. haberin olsun

... yıl 1981 liseye yeni başladım, o yaşlar insanın ilk unutulmaz aşklarını yaşadıkları yaşlar, aslında aşk yaşanmışmıdır? yaşanmamış mıdır? o ayrı bir tartışma konusu olabilir. Zira genelde bizimki hiç söylenmemiş oluyordu, hani yerli dilinde platonik dedikleri... (yerliler :) )

... zaten aşk dediğin ulaşılmaz olan değil midir? bizde ulaşamadığımıza göre aşk olan bizimki demekki, diğerlerininki nane molla ilişkiler. Yandık neticede ulaşılmaz olanın yolunda, ne bir söz ne bir yakınlık, hep uzaktan sevdik.

... Uzaktan derken aslında mesafe yakındı, lise 1.sınıfa başladığım ilk gün yanıma oturan sıra arkadaşım Ahmet, etine dolgun yuvarlak hatlı, kısaca tombalak bir çocuktu. Bu tombalakla işim olmaz, ben size önümdeki sırayı anlatayım...

... Hani bir melek tarifi isteseler, nasıl çizersiniz tarifi? beyaz tenli, uzun sarı saçlı ve dünya güzeli, kanatlı bir şey değil mi?... hah işte bu önümde oturan ve ismi havva olan dünyalar güzelinin bir melekten tek farkı, sırtında olmayan kanatlarıydı. Allahım o nasıl bir güzelliktir...

- puhahaha
- Apoooo.. ipnelik etme, doktor moktor demiyecem, yatıracam bak...
- tamam tamam sustum
- susmuşmuş, içine ettin olm, bütün sihiri gitti hikayenin
- yaw kardeşim sende niye abartıyon, yok kanatmış, melekmiş...
- ne abartçam lan öküz, almışın çirkin bi karı, hayal bile edemiyorsun
- puhahaha ... sende o bile yok
- Apo bak kapıda sekreter diye yutturduğun hatun varya, içeri alır gözünün önünde...
- hop hooop, ağır olda molla desinler...
- niye la, sen mi zıplıyon yoksa...
- he ben zıplıyom, var mı? sen anlatancan mı? yoksa sttir olup gidecen mi?
- eğer içine etmezsen anlatacam da, sen içine ettin hikayenin apo, seni buraya doktor diye dikenin de, sana bu diplomayı verenin de.... zbammmm

Sevgi, saygı...

misterno55
22-02-2011, 19:35
- İsmail oğlum niye getirdin buraya beni
- Mehmet amca(bizim çocukluktaki belalımız Atilla abinin babası) bak bu Abdullah bizim mahalledeki, hani hep benle gezen,
- Çıkaramadım yavrum ben,
- İhsan amca yok muydu? karayollarında çalışan, onun oğlu
- Haa evet evet bak hatırladım ihsanı, demek sen onun oğlusun
- Evet Mehmet amca verin elinizi öpeyim… mcuk
Alttan alttan beni kesiyor dana… dur daha sana neler edecem.
- Nasılsın Mehmet amca iyi misin?
- Neyyy (ağır işitiyor tabi, yaş 70 maşallah)
- Nasılsın diyor nasılsın
- Sağol evladım şükürler olsun iyiyim, maşallah doktor olmuşsun, maşallah maşallah
- Sağolun efendim
Ba ba.. görende nezaket sahibi beyefendi bir insan sanacak, Allahın öküzünü…
- Olm biraz daha incelirsen yarılcan la…
- Nasııııl
- Yok bişey Mehmet amca, çok kibar çocuk diyorum
- Ya ya doktor olmuş kibar olmaz mı? Ne güzel ne güzel
- Doktor olmuşta ne olmuş, bunun her yanı doktor olsa ne olur..
- Nasıl dedin yawrum?
- Yok bişey Mehmet amca,
- Yavrum gelmişken beni bi muayne etseyseydin.
- Puhahaha
- Mehmet amca ben psikoloğum,… gülmesene oğlum
- Aaaa ayıp değimli o kadar doktor olmuşsun, Mehmet amcayı bi muayne etsen eline mi yapışır.
- Olm ben anlamıyorum gavurca isimlerden, sen beni muayne etsen yeter
- Zuhahahaha
- İso azının ortasına umumi hela inşa edeyim, bütün samsun z.çsın…
- Mehmet amca bu doktor olmuş ama adam olamamış…
- Tüüü yazıklar olsun
- Puhahaha…
- Mehmet amca ben…
- Allah seni ıslah etsin, utanmıyorsun değil mi? Baban yaşındaki adamı kandırmaya
- Anam ölecem galiba.. zuha .. puha.. nihahaha
- Sen gülüyorsun be… şlaaap (enseye)
Off amcada yaş 70 ama iş bitmemiş valla iyi yapıştırdı enseme… puhaha
- yahu eşek kadar olmuşunuz da, eşek kalmışsınız, adam olamamışsınız
- ohhh eline sağlık Mehmet amca
- Sus seni terbiyesiz… küüüt(ayak kaval kemiğine, tekme)… Allah belanızı versin.. zbaam.. (sinirli bir kapı kapatma sesidir kendileri)
- Ahh
- Zuhahah.. bugün ölmezsem daha ölmem…
- Olm sen manyak mısın? Ne diye getiriyorsun yaşlı başlı adamı
- Olm önce babayı getiriyorum ki, mevzuyu çakarsın belki diye ama…
- Ne çakacam ya mevzuyu, mevzu neki?
- Olm öküz geldin öküz gidiyorsun varya
- Tabi tabi, beyimiz bilgi deryası, profesör doktor ve de ordinaryus
- Kes traşı…sen şimdi dün benim hikayenin içine ettin ya…
- Alla allaaa ne ettim olm, sen görmeyeli baya bi alıngan olmuşun la
- Apo bırak bu ayakları koktu bu ayaklar, bi daha hikayenin içine edersen, yeminle diyorum bak, Alattin abiyi alır getiririm bu sefer…
- Hade len, nerden bulup getircen, hapiste o hapiste
- Hee bende öyle biliyordum, geçen ay çıkmış
- Esas mı? Sallıyon değil mi?
- Valla psikolog sensin olm, bak gözlerime anla
- Getirirsen getir olm, yıl 2011, 1970li yıllar değilki, bende çocuk değilim, z.çarım adamın ağzına,
- Puhaha.. olm z.çarsında, adamın ağzına değil, altına z.çarsın… hem ne olmuş 2011 yılındaysak, barış ve sevgi yılı mı 2011, artık kimse kimseyi dövmüyor, bıçaklamıyor, öldürmüyor mu?
- Dağ başımı oğlum burası, nere dövüyor, nere bıçaklıyor, götürürler merkeze, öptürürler herkeze…
- Merkez ne olm, adam hapisten çıkmadı mı? Deli doktoruuuu
- O da doğru, …. Yok yok çağırmazsın zaten sen onu, sanki seni çok seviyor, seni de çok sopalamışlığı var onun,
- Valla doktor, benden demesi, eğer anlattığım şeylerle t.şak geçersen, soluğu Alaattin abinin yanında alır, elini eteğini öper, bilimum yalakalıklar yaparım,
- Hade len 40 yıllık dostuz biz, öyle bir ipnelik yapamazsın
- O zaman adam ol, hikayelere limon sıkma
- Yaw espri yapıyoz olm, harbiden amma alıngan olmuşun sen ya…
- Lan dana, normal sohbette yap espirini, ben transa geçtiğimde değil…
- Tamam anlaştık..
- Puhahaha …koca adam oldun hala tırsıyorsun, şu Alaattinden…
- Tamam olm, kapa şu mevzuyu… dinliyorum seni..

“Hmm valla yüzükdeki tırsak ifade keyfimi yerine getirdi, anlatayım…”

... tabiki gelecek sayıda

Sevgi.. saygı..nezaketle beraber

misterno55
23-02-2011, 17:36
Bugün hala aklımda beyaz teni, masmavi gözleri, masum bakışları... Bütün yıl altın sarısı saçlarıyla önümde oturdu... gözlerimi üzerinden hiç ayırmadım, tombul Ahmetin attığı dirsekler bile gözlerimi ondan alamadı ya da coğrafyacının "oğlum sen hangi coğrafyadasın" sözcükleri... yok yok coğrafyacıya mecbur dündük baktık

Baktık bakmasına da vercek bi cevabım yoktu, çünkü duymamıştım hocayı hiç "hangi coğrafyadasın diyor olm" diye dirsekledi beni ahmet... ben buda sorumu cinsinden "tabiki Karadeniz, hocam" diye cevap verince... sınıfın kıkırdamasından çuvalladığımı anlamam uzun sürmedi... ne gülüyorsunuz ulaan, cinsinden yaptığım bakışı sınıf pek iplemedi...

"oğlum senin bedenin Karaderizde de, ruhun nerde onu soruyorum" ... "anlamadım hocam"... "oğlum nerden anlayacan, dalmışın hayallere, dersi dinlediğin yok"... "pardon hocam, Annem hasta bir kaç gündür"(yalan, ama kabul etmek lazım, çok yaratıcıyım) "yaa demek öyle, geçmiş olsun evladım, ama dersteyiz ve derse konsantre olmanız gerekiyor" ..."peki öğretmenim".. "hadi bakalım"

Öğretmenin sınıfa ve konuya hakimiyeti 5 dakka sürdü, benim de derse konsantrasyonum... tekrar bulutların üzerindeydim, onun ellerini tutmuş, gözlerinin içine bakıyordum, masmavi deniz gibi, okyanus gibi, bermuda şeytan üçgeni gibi... içinde kayboluyordum...

Yarım gün nede çabuk bitiyordu, ertesi gün okul saati ise çok geç geliyordu. İçimdeki duyguları bilmiyordu o tabiki, arka arkaya oturan kişilerin mecburi bir sohbet ortamı oluyordu tabi. Ben de bunu sonuna kadar kullanıyordum,... arada bir sohbet var yani... birgün okul çıkışı gözüm yine onun üstünde, yanıma yaklaştı ve "ismail, bizi rahatsız eden birileri var, eve kadar bizimle yürür müsün?" dedi...

Allahım, bu aceba uydurduğu birşey miydi yoksa? benden o da hoşlanıyorda, bu bir açılış mıydı? yok yaw, hoşlansa anlarım ben... ben onun yerinde olsam vede benden hoşlansam(biraz çorba oldu, idare edin) her ders 50kere dönüm bakardım. Yok yok harbiden biri rahatsız ediyor demekki...

"tabi tabi, yürürüm, gelirim, tabiki" ... beklemediğin bişey cereyan ettimi, hele böyle hayallerini süsleyen biri, yanına yaklaşıp, benimle yürürmüsün dedi mi?... abuk sabuk konuşuyorsun, oran buran garip garip oynuyor, rengin değişiyor... sizi bilmem bende oluyor bunlar.... Başladık yürümeye

Etrafı kesiyorum, hani Havva'ya bişey söyleme cesaretim yok doğrudur... Ama biri gelse, bişey dese kıza yanımda, hatta birileri... 3-5 demeden dalacam... arada arkayı kesiyorum, süreklilik arzeden kişileri görünce, yaklışıyorum havvaya doğru...(Allahım o ne güzel bir kokudur).. "şu arkada yeşil parkeli bir çocuk var o mu?" ... dönüp bakıyor "yok o değil"... ne biliyorsun ki aşkla ilgili de, aşık oluyorsun kardeşim... kızı eve bırakana kadar boğduk tabi.. o mu? bu mu? diye... adamı pataklayıp kızın gözüne gireceğiz senaryosu oluştu herhalde beyinde.... 2 gün yanımdan geçerken bile yüzüme bakmadı...

Bakmasın... ben uzaktan uzaktan bakarım, hayallere dalarım, yeter bana... bu bakışlar bütün sene sürünce, karnede spor toto kuponu gibi oldu tabi... sınıfta kaldım o sene... ne aynı sıra ne aynı sınıf artık...

- ismail bey bu hikeyeden ne çıkarmak gerekiyor şimdi
- olm seninle sözleşmedik mi, hikayeye limon sıkmayacaksın diye
- bak bu sorular doktor hasta soruları, teyp miyim lan ben, ayrıca dalgada geçmiyorum seninle, ne diye anlattın sen şimdi bu hikayeyi
- apo sen bugüne kadar kaç kere aşık oldun?
- ne bilim oğlum 10-15 kere olmuşumdur herhalde
- 7.si kimdi?
- hatırlamıyorum yaw, nerden hatırlayayım
- peki ilk ne zaman aşık oldun
- aaa orta okuldaydım o zaman, sizin ev sahibinin torunu, e biliyorsun sen zaten
- bak nasılda hatırlıyorsun ilk aşkını
- yani
- insan unutamıyor işte, çok masumdu, karşılıksızdı, şimdiki gibi değildi yani

Oğlumuz ne iş yapar, evi arabası var mı? aile bize uygun mu? ya kızların afraları tafraları, alırırsınız karşınıza, artık konu evlilik ve sonrasına gelmiştir.

- bak iso ben 2 sene çocuk istemem,
- hmmm
- her sene tatile çıkacaz, akraba ziyaretleri ile tatil geçirmek istemem...
- yok yaaa
- ne olduki, bir problem mi var
- sözleşme yapsaydık bide bari
- olabilir, mal paylaşımı ile ilgili sözleşmede yapabiliriz evlenmeden.
- kızım sen manyak mısın? ne sözleşmesi, ne bu onu yapmam bunu yapmam,
- ben mutlu olmak istiyorum, evlenip hizmetçilik yapmak istemiyorum.
- o ne demek ya
- öyle işte
- yawrum hizmetçilik yapmak istemiyorsan, çalışırsın eve maddi katkın olur, bakıcı, temizlikçi tutarız.
- nasıl yani
- hizmetçilik yapmak istemiyorsan, evde oturmayacaksın, evde oturmayacaksan, çalışacaksın... budur
- iyi de ben çalışmıyorum ki?
- dersine iyi çalışmamışsın güzelim, eğer bir üretimin yoksa, şirketleşmediysen, imza yetkin yoksa, sözleşme yapamayız.
- nasıl yani?
- bence sen eve geç kaldın gülüm,
- nasıl yani?
- hadi diyorum, kalkalım diyorum, sende evine git diyorum.. hadiii
......

- Bunu da anlamadım desem, sen şimdi abuk sabuk sallayacan bana iso
- Apo ben o zamanki masum karşılıksız sevgileri özledim
- ....
- Senin ilk aşkın o gıcık arap bacıyı bile özledim
- yaw
- pembe pancurlu bir evimiz olsun, replikli türk filmlerini özledim
- ....
- Selvi boylum al yazmalımın müziğini özledim, ... sıcak, samimi içten bir gülüşü özledim...
eski mahallemi özledim,
- iso..
- Havvanın beyaz tenini, sarı saçlarını, mavi gözlerini.. gözlerindeki kayboluşlarımı özledim, hiç gerçekleşmeyeceğini bile bile, onu uzaktan uzaktan sevmeyi özledim... ona bakmayı özledim.. ben masumiyeti özledim be apo
- ağzıma z.çtın iso

..........

misterno55
26-02-2011, 14:12
Geçmişe dair özlemler katlanarak artıyorsa, yaşlanıyorsunuz gibi bir yaklaşım vardır,... doğru mudur ki aceba?

- olm nedir bu 70'li 80'li yıllar takıntısı, yaşlandın sen galiba
- ne yaşlanması apo, çocukluğum işte, anlatıyorum... hem sana ne oluyor onu anlamadım
- yaw günü yaşıyoruz hepimiz, ne diye geçmişte geziniyorsun.
- ulen yoksa ben bu mevzulara girince sen kendini yaşlı mı hissediyorsun
- yok ya, ne alaka
- öyle öyle, kapıdaki çıtır seni beğenmiyor mu la artık...
- kim niye beğenmesin kardeşim beni, canavar gibiyim
- puhaha, makine mi arızalı la yoksa, akşamları tıkanıyor musun?
- bak ya nereye bağladı meseleyi, ne halt ediyorsan et dinliyorum
- ba ba sarmadı ya mevzu hemen teslim bayrağını çek
- yaw ne diyorsan de umrumda değil, kayda başladım salla gitsin
- olm afra tafra yapma bana, hadi senin çocukluğuna inelim, bu sizin sihirli cümleniz değil mi yaw. ben sen söylemeden giriyorum işte .. daha ne?
- olm senin çocukluğunla herkesin çocukluğu aynımı, sen anlatınca bende ayrı bi aleme dalıyorum… neyse yaw tamam nere inersen in, nere girersen gir…dinliyorum ben
- apo adamı hasta, ne biçim doktorsun olm sen, insan hastasını gevşetir sen geriyorsun, başlayacam 7 ceddinden
- yaw ben mi gerecem seni, ağzıma z.çıyon her geldiğinde, normal bi hasta olsan, çoktan sttir etmiştim.
- ha sen beni değil ben seni geriyorum öyle mi?
- ya ne... gerim gerim ger beni, sonra ben seni germiş olayım, ne güzel...
- bak adamı hasta etme... diyecem bayat bayat espriler yapacaksın, adam ol sende normal doktor gibi dinle beni
- dinliyorum konuş be ipne
- ba ba bana ipne diyene bak, kulağındaki küpeye, at kuyruğu saçına attırayım senin...
- olm bi efendi ol, sokak arası değil burası
- apo olm seni doktor yapanın ben 7 sülalesine &%'... az önce bana ipne diyen sen değil misin?
- ipnesin olm işte, ne kapıdakı kızı bıraktın, ne kulağımızın deliğini,
- olm kaşınıyon bak, hadi sen beni çocukluğuma indir, yoksa yetişkin yetişkin saydıracam sana
- inde bi kurtulayım senden
- iniyorum doktor olunca g.tü kalkmış şahsiyet

Aaaaah 70’li yıllar ahhh ne günlerdi, neyin var neyin yok paylaşırdın ya o günlerde, bir üst sınıftakilerin kullandığı kitaplar, kardeşlere veya mahalle ahilisinin denk çocuklarına miras kalırdı. Kıyafetlerde aynı şekilde abiden veya abladan kardeşe kalırdı… karşı komşunun karizmatik oğlu, bizim yaşar abimiz de, evin en küçük çocuğu olmakla birlikte yaş 17-18 civarında olduğu için, kendi ailesinde miras bırakacağı ne bir kitap ne de elbisesi vardı…

Gerçi ne kadar yokluk dönemi de olsa, ailem dışarıdaki birilerinin eskilerini alma konusunda çok hassastı ve asla böyle bir şey mümkün olamazdı. Yani bizim evimize komşularımızdan biri gelip….

- Komşu bizim çocuk artık giymiyor bunları, senin küçük çocuk var giysinler…
- Bizim ihtiyacımız yok, sen onları ihtiyaç sahiplerine ver… zbaaaam
Validemin bu olmaz durumlardaki tavrını en iyi ben bilirim, onda bu olmaz hal, iki türlüdür, birinde belki vardır olabilme ihtimali, benim bir şeyler yapmamla doğru orantılıdır. Ya dersimi bitirmem, ya bakkala gitmem, ya da bi yere bir şey götürme koşulu, bu olmazı olura çevirirdi…

Ama bazı olmazlar vardı ki, annem hem sesinin volümünü yükseltir, hem de yüzünün şeklini değiştirirdi, anında da olay mahallini terk ederdi… bu durumda en sağlıklı olanı, anneme hiç yanaşmamaktır. Üstüne gidildiği takdirde, çıkardığı ses volümü kulak zarını patlatacak desibele yükselir, peşine de sinir krizi geçirir olduğu yere yığılırdı. Onun için bizim evde şerbetler hep validenin nabzına göre doldurulurdu.

Kadın iyi niyetle bu sözcükleri sarf etmiş olsa da, annem kadının suratına kapıyı çarpıverdi ve söylene söylene tam ters istikametteki mutfağa doğru ilerlerken,

- Sen git kendi aç karnını doyur
- Anne ne oldu?
- Gitmiş yırtık pırtık eskileri toplamış,
- Anneeee (sesin volümü artıyor, korkmaya başlıyorum)
- Senden kim bişey istedi ki, kapıma geliyorsun bi yığın eskiyle
- Anne kadın gitti, tamam (sesim titriyor, zira biliyorum ki, biraz daha sürerse bu sinir harbi, annem yere düşüp bayılacak)
- Cehennemin dibine gitsin,
Bu sözün peşine annem bir çığlıkla yere yığılıyor, bende bu tablo karşısında her çocuk gibi ağlamaya başlıyorum, annemi kolundan tutarak kaldırmaya çalışıyorum. Tabiî ki mümkün olmuyor…
- Anne kalk ne olur
- ….
- Anneee
Evde yalnız olmam ve bişey yapamamam daha da panik olmama sebep oluyor, her bayılana sihirli iksir gibi getirilen kolonyayı kapıp bir yandan annemin yüzüne sürüyor, bir yandan da ağlıyorum. Annem kendine gelirken
- Tamam oğlum iyiyim ben
- Ya anne niye kızıyorsun, niye bayılıyorsun (koyverdim ağlıyorum uzun uzun)
- Tamam oğlum bişey yok.. bittiii (sarılıyor bana, bende ona bütün gücümle)

O aralar ev ziyaretlerinde anlıyorum ki, bu eski kullanılmış malzemelerin alınmasıyla, mahalle içinde hiyerarşik bir yapı oluşuyor. Annem gelen komşularla konuşurken,

- Bak geçen gün Hanife’yi çağırdım gelmedi diyor, (Fatma teyze bizim yan komşumuz, nail amcanın ev sahibi)
- Nevriye çağırınca gitti ama… (annem)
- Eeee Nevriye’den nasipleniyor ya, mecburen gidecek
- Almasın oda bişey Fatma abla, kimse kimseye mecbur değil ki
- Yawrum almasında, alıyor işte…
- Geçen gün cam siliyordu Hanife orda, geçenlerde de beraber halı Nevriye’nin halılarını yıkadılar
- Yawrum ne şimdi bu, sen bu kıza ihtiyaç sahibi diye mi bir şeyler veriyorsun? Yoksa işlerini yaptırmak için mi?
- E belli işte niye verdiği, Allah kimseyi kimseye muhtaç etmesin
- Amin

Annemin Nevriye teyzenin suratına niye kapattığını şimdi daha iyi anlıyorum.. da.. şimdi şöyle bir mesele var, çok nadir de olsa televizyon seyretmeye gidiyoruz ya, o filmlerde kowboylar var deri pantolon falan giyiyorlar, görmüştüm… Annem kimseden bişey istemiyordu evet de… bu bizim halimiz vaktimiz yerinde anlamına gelmiyordu… aç değildik açıkta da değildik ama, kılık kıyafet yönünden, bizimde katkılarımızla (sokakta ne giyersek giyelim, parçalamakta üstümüze yoktu) oldukça vahim durumdaydık. Yamalı pantolon giymişliğim vardır .. ordan bilirim.

Bu bizim yaşar abinin çocukluğunda hatta 12-14 yaşlarına kadar giydiği, (giydim bol geldi bana) bir deri şort var, belki kısa pantolon desek daha doğru olacak.
- iso çok yakıştı lan
- esas mı yaşar abi
- valla kowboy gibi oldun lan
Trans, trans, tras,… sağ tarafıma bi tabanca, sol tarafıma bir tabanca, aha tombraks oldum, apoyu baron, memedi de köfteci yaptım mı… of gelsin maceralar… yaşar abi de yüzümdeki mutluğu fark etti ki..
- al senin olsun iso,
- yok yaşar abi, annem kızar.. (hemen çıkarıp attım)
- yahu niye kızsın
- valla nevriye teyze geçen bişeyler getirdi, annem suratına kapıyı kapattı
- o başka bu başka olm, ben nevriye teyze miyim
- yok abi de, kızıyor annem, giymeyeceksiniz kimsenin eskisini diyor
- sen bilirsin…
- yaw yaşar abi ben bi konuşsam önce
- tamam konuş, hadi bekliyorum
off ya nasıl anlatırım ki ben bunu anneme… eve geçtim, annem mutfakta yemek yapıyor… dolanıyorum entrafında..
- sen ne dolanıyorsun etrafımda öyle, geç bi yere otur
- yok oturmayacam
- oğlum başım döndü ya otur, ya çık git
- anne bişey diyecem
- ne diyeceksen de, bak sinirleniyorum
- yaw sinirlenme, söylemem o zaman
- yürü git başımdan, bak geliyor 5 kardeş
- offf ya
yok yok şimdi bişey söylenmez, kesin yatar benim tombraks görüntüm,… akşam halamlar geldi, eski günlerden konuşuyorlar, kakara kikiri…. Allaaaah tam zamanı
- anne yaşar abi bana bi hediye vermek istiyor
- ne hediyesi?
- Deri kısa pantolon
- Hiç giymemiş mi? Eskidir oğlum o, ne yapacan milletin eskisini
- Ya anne başkası olsa almam zaten, yaşar abi hem sana çok yakıştı diyor, hem deri, öyle eski püskü bisey değil, ona olmayor artık
- Deri pantolon, başka bişey duymayacam ama
- Yok anne valla billa, zorla verseler bile almam
- Tamam ne halin varsa gör
- Allaaaaaah
- Yaşar abiii.. annem kızmadı alabilirmiyim

Yaw nerdeyse 5-6 ay her gün giymişimdir, hatta bir gün hiç unutmuyorum, acayip çişim geldi ve annem evde değil, bi komşuya gitmiş. Kime gitmiş bilmiyorum, gelebilir düşüncesiyle etrafta dolanıyorum. Tabi çişi gelmiş birinin dolanmasını gözünüzün önüne getirin, yaylana yaylana dolanıyorum. Diyeceksiniz ki olm manyak mısın, git bi yere işe, niye tutuyorsun çişini,

Tamam da kardeşim burası köy yeri değilki, duvarın ya da bi ağacın dibine koyveresin.. mahallenin içi,… birinin evine gidip, “yaw teyze benim çişim geldi sizin helaya bi şeyedem” cümlesi bana çok uzak. Uzak olmaya uzakta, biraz daha tutarsam benim alet edevat elimde kalacak, artık tutamıyorum, köy yeri olmasa da, o duvarın dibinden görünmem, bu duvarın dibinden görünmem derken, ohhhhh bacaklar otomatik kapı gibi iki yana açılıyor ve derin bir rahatlama… altıma kaçırıyorum…

- puhahaha altına mı işedin ?
- Apo bitireyim adamı deli etme, işedim diyorum zaten,
- Tssss
- Tıslama başlayacam bak şimdi,
- Nihansıııııın diideeeden, handaaaaan edersiiiin
- Ne yapıyon olm, sapıttın mı
- Puhahaha, olm kesme az, gülmemek için bu şarkıyı söylemem lazım
- Ben bi helaya gidim… gelene kadar adam maskeni tak, başlatma sülalenden
- Nihansııııın diiideeeden
- Lavuk ya
- Sidikli iso, sidikli iso
- Bisey mi dedin doktor bozuntusu
- Yok yok sen altına kaçırmadan çişini yap.. zuhahahaha

Bu hikayeden almamız gereken ders; Siz siz olun sakın deri bir pantolonla altınıza işemeyin, alet edevat nar çiçeği gibi yanıyor, her taraf pişik oluyor yani… bu lavuk o zaman bilseydi bu mevzuyu bütün mahalleye rezil ederdi beni kesin.. gerçi belli olmaz bunun işi, bugün bile yapabilir.

Sevgi saygı… ve de bilimum nezaket...

misterno55
27-02-2011, 13:21
70li yıllar kıbrıs savaşının olduğu yıllar... büyük amcam 1974 yılında askerliğini yaptı, büyükler bir araya geldikleri zaman, geçmişe dair başlarından geçenleri anlatır, biz çocuklarda ağzımız açık öykü, film tadında dinlerdik. Amcamın cocukluğuyla ilgili anlattığı bir hikaye hiç çıkmaz aklımdan...

Kendi yaşıtı kemal abiyle, hayvanları otlatıyorlar, tabi çocukluğun verdiği bir hareket oluyor herkezde, amcam ve arkadaşı da hayvanlar otlarken yerlerinde durmuyorlar, o ağaçtan bu ağaca, o çalıdan bu çalıya zıplıyorlar....

Birbirleriyle yarışırken bir çalının üstünden atlıyorlar,.. atlıyorlar atlamasına da, ayakları bir türlü yere değmiyor... zira atladıkları çalının arkası derin bir çukur... ve çukurun dibini boylar boylamaz, kafalarını kaldırdıklarında, ilk gördükleri şey kocaman bir yılan... "o kuyudan bir çıkışımız bir kaçışımız var ki" derdi amcam "5 dk da gittiğimiz evimize gitmemiz 1 dk sürmemiştir" diyordu... büyük bir hayranlıkla dinliyorduk... "vay canınaaa"

Ertesi gün düştükleri kuyuyu görmeye gidiyor bunlar, bakıyorlarki kuyu baya derin, aşağı inip çıkmayı deniyor amcam, ama beceremiyor kemal abinin yardımı olmadan... "yaw biz burdan dün nasıl çıktık ki" diye birbirlerine bakıyorlar... amcam büyük keyifle anlatırdı bu hikayeyi, zaman zaman 3. 5. baskılarla, yinede keyifle dinlerdim.... sanırım korkunun yüklediği adrenalin böyle abukluklara sebep olmuştur diye düşünebiliyorum şu anda...

Büyük Amcam bu ve bunun gibi çok hikayeler anlatırdı, küçük amcam ve babam hep onun yüzünden dayak yerlermiş dedemden, bunu büyük bir keyifle söylerdi... "bunlar salak yaw, ben her haltı yerdim, bunlar da bana özenirdi" .." ben 30kere yapardım, bisey olmazdı" "bunlar ilkinde yakalanırdı"... bahsedilen hususlarda genelde, işten kaytarma ve gece evden kaçma üzerineydi... babamda acayip bozardı amcamı, "hadi len palavracı, senin hayatın yalan" derdi... amcam o kadar güzel hikaye anlatırdı ki, yalan olmuş olmamış umurumda olmazdı, kızardım içimden babama...

Amcam urfada jandarma komando olarak yapmıştı askerliğini, bunu söylerken bile ayrı vurgu yapar ve keyif alırdı... çok hikaye anlatmıştır askerliği ile ilgili, beynime kazınmış olanı... kıbrıs savaşı devam ederken bölük komutanı bütün askerleri topluyor;

- Çocuklar biliyorsunuz kıbrıs barış harekatı halen devam ediyor
- .....
- Bu harekat için gönüllü asker talebi var, zorunluluk yoktur, ihtiyaç duyulduğunda, belirlenmiş gönüllüler, harekata dahil edilecektir.

Bölükte çıt çıkmıyor... bölük komutanı konuşmaya devam ediyor
- şimdi gönüllü olanlar bir adım öne çıksın..
der demez, bütün bölük bir adım öne çıkar "rrrraaap" ... amcamın yüzündeki gururu ve tüylerimin diken diken oluşunu bugün gibi hatırlıyorum...

Ölümün "ö"sü bile akıldan geçmeden ileri çıkmış göğüslerle yapılan bu adım hareketi, yüzdeki onur ve gururla birleşince, gözümün önüne dehşet kahramanlar ordusu geliyordu. O günden beri Askerlik=kahramanlıktı benim için, bu aşı hiç bir zaman damarlarımdan uzaklaşmamıştır, benim askerlik çağımda kura çekerken güneydoğu çıktığında yere düşüp bayılan birini şaşkınlık ve acıma duygularıyla izlemiştim.

Keşke ben çekseydim o kurayı da, arkadaşım acınacak duruma düşmeseydi. Bu ülkede ne şehittir ne gazi b.k yoluna gitti bizim niyazi... cinsinden o kadar ölüm vardır ki. (aptal bir trafik kazası, bir maç sonrası dangalak bir magandanın silahından çıkmış serseri bir kurşun, hiç bir güvenlik tedbirinin alınmadığı bir binanın dibinden geçerken, kafanıza düşebilecek bir taş parçası ve aklıma gelmeyen bir sürü abukluk...)

Kim bu dünyaya çivi çakmış ki, göçmüyormu herkez genç yaşlı demeden. Ben ölümün en şereflisi burnumun dibindeyken, niye bu şansı geri tepeyim ki?

Kim bu cennet vatanın uğruna olmazki feda
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şuheda....

Sevgi, saygı....

misterno55
28-02-2011, 00:04
- Apo naber
- iyide hayırdır, daha dün burdaydın
- ne oldu rahatsız mı ettik
- he ettin, niye geldin olm, soruyorum işte
- zannımca, senin psikolojik rahatsızlıkların var apo
- zannımca!! o ne demek la
- bence, kanaatimce, benim düşündüğüm kadarıyla gibi bişey, edebiyat fakiri ve de kendini doktor sanan ipnetor...
- ne o beni beğenmiyor musun?
- ne beğencem olm, uzanıyorum anlatıyorum bişeyler, sende dinliyormuş gibi yapıyorsun.
- olm ben senin anlattıklarının yarısından fazlasını biliyorum zaten, ne dinleyecem seni allaaan zontası
- olm doktor değilmisin dinleyeceksin, anlattıklarımdan bi anlam çıkaracaksın,
- hah bak şimdi oldu, bi bu kalmıştı, şimdi de bana işimi öğret g.tümün kenarı..
- olm iş mi la senin yaptığın, gelenlerin çoğu sıyırmış zaten, yaz bi antidepresan postala gitsin...
- vereyim gömleği ilk gelen hastaya sen bak o zaman
- bakarım olm, senden daha iyi bakmazsam ne olayım
- tamam lan, kıvırmak yok
- yok ne kıvırcam, 60 yaşında bir hastam var, senden sonra o girecek, söyleyeyim kıza müsaitse erken gelsin biraz
- gelsin gelsin
- ayla hanım, müesser hanımı arayalım müsaitse erken gelsin .... nasıl.. anladım
- ne oldu?
- hasta hastaymış, bugün gelemeyecekmiş
- senin türkçene sokayım.. adam doktor değil türkçe katili
- anladın olm işte, artistik yapma,
- yaw ben anladım anlamasına da, sen hastalarınla da böyle iletişim kuruyorsan, yakında diplomayı yatak odana asarsın
- iso edebiyat bilgine sıçayım, uzatma
- oooo şöyle okkalı bi küfür de giderdi, gençlik çağların mı depreşti, teyyaremin doktoru
- olm mesleğimle ilgili ikide bir dalga geçiyorsun, bak dalacam sonunda
- he geçiyorum, bi halttan anladığınız yok olm sizin, sadece seni de demiyorum... bütün psikologları diyorum
- niye geliyon olm o zaman..
- olm ben marangoz da olsan, berberde olsan gelirdim, sanki psikologluğuna mı geliyorum, apoya geliyorum ben
- öfff iso yemin ediyorum baydın ya... bi yürü git, işin gücün yok mu?
- yooo yan çizmeee, ilk hastaya ben giriyorum
- tamam ama bir şartım var
- nedir?
- hasta gelene kadar konuşmak yok, tek kelime edersen, defolup gidiyorsun
- anlaştık, ama benim de bir şartım var
- dinliyorum
- eğer kıvırırsan, burayı karıştırırım, kızmak gücenmek yok,
- anlaştık

20 dakka oldu ne gelen var ne giden, ne doktormuş be... bisey de diyemiyorum ki, dur bi iki hareket çekeyim...aha kapı vuruldu .. toc toc (çizgi romanlarda böyle vurulurdu kapı)

Oy anam oy anam, bu nasıl bir güzelliktir, içeri gireni nasıl tarif etsem, biraz marilyn monroe, biraz elizabeth taylor, biraz türkan şoray, biraz filiz akın, hülya koçyiğit... yaw artiz gibi hatun işte...

Aponun da dili tutuldu, bana kaş göz yapıyor, yağları eridi ipnenin, kendi karşılamak istiyor hastayı, sırtımı kadına döndüm, işaret parmağımı sallayarak, dudaklarımdan söylediğimi anlasın diye büyük gayret sarfediyorum, anlayışlı çocuk apo anlıyor...

"Abdullah Bey" deyip bana elinizi uzatıyor... "ben ismail" kadın şaşırıyor, "bir konferans için burdayım, abdullah bey benim okuldan arkadaşım" "evet .... hanım?"

- merve benim adım
- merve hanım sizinle ismail bey ilgilenecek, tabi sizin için bir mahsuru yoksa
- doktor olan siz değil misiniz? niye ismail bey ilgileniyor?
- kendisi ile meslektaşız, yıllarca amerika ve ingilterede çalışmıştır, konusunun uzmanıdır? tabi yine de siz bilirsiniz
- yaw ben diyorum ya, herif ihtisasını palavracılık üstüne yapmış, bakarmısın nasıl yazdı iki dakka da... neyse az şişineyim
- yok elbette,
- buyrun merve hanım, lütfen uzanın, abdullah bey sizde bize müsade edin lütfen
- Bende kalsaydım, malum bir dahaki seansta siz olmayacaksınız büyük ihtimal
- Müsadenizle hastayla başbaşa kalmak istiyorum... seans sonrası gerekli bilgileri size iletirim.

Kadın mantosunu çıkarıp uzandı, vücut hatları daha bi netleşti sanki, off o nasıl bişey ya bu... aha bana bakıyor... lan karizma dur biraz, ayak ayak üstüne atalım, kol dirsekten bükülsün ve el çeneye dayansın,

- Evet merve hanım siz hazırsanız.. ben sizi dinliyorum
- Nasıl ve nerden başlayacağımı bilmiyorum,
Ulan çocukluğunuza inelim diye mi giriyorlar aceba bunlar, desem mi ki? yok yaw saçma... normal oda arkadaşı geyiği en iyisi
- en iyisi problemlemin kendinden başlamak merve hanım
- benim problemim cinsel
hay ... ohaa, çüşşşş... lan rengim değiştimi aceba, dur şu pencereye doğru bi yürüyeyim ben, fena ateş bastı beni.. kesin yüzüm kızarmıştır varya... yaw insan alıştıra alıştıra söyler, direk girilirmi cinselliğe... ne diyecem ya ben buna.. şu caddeden geçen moruğa odaklanayım da, rengim düzelsin

- nasıl anlatsam bilmiyorum, ama çok büyük bir bunalımdayım, sürekli uyku ilacı kullanıyorum ve kocamla büyük sorunlar yaşıyorum

Senin kocanın ben varya...., insan seninle nasıl bir cinsel sorun yaşar ya, 40gün 40gece saltanat sürülür senle...

- Bana kocanızdan bahseder misiniz? (olurla benden psikolog)
- nasıl bahsedeyim
- Size şiddet uyguluyormu, istemediğiniz zaman zorla mı üstünüze geliyor.
- yok şiddet uygulamıyor, isteme konusunda da bir sıkıntı yok

Yaw her güzelin bir kusuru vardır ya, buda hasarlı belli, yaradan güzelliği verince, akıldan kısıyor sanki...

- nedir peki merve hanım sıkıntı, açık konuşursanız, size yardımcı olmamı kolaylaştırırsınız.
- sıkıntı şu, herşey bir kaç dakka içinde bitiyor, ben hiçbirşey anlamadan kalkıp gidiyor.

Vay ipne apo vay, senin hastaların %20si böyleyse, hayatta ihtiyarlamazsın oğlum sen,

- erken boşalma yani
- evet bu konuda herhangi bir çaba da sarfetmiyor,
- konuşuyor musunuz peki bu konuyu?
- 8 yıllık evliyim, ilk yıllar konuşuyorduk, bağırıp çağırıp konuyu kapatıyordu.
- bakın merve hanım, çok hoş ve çekici bir hanımsınız, ben neden böyle bir sorun yaşadığınızı da, sorunu niye çözemediğinizi de anlamış değilim.
- benim eşimin ailesi oldukça zengin, benim ailem ise orta halli bir aile,

Lan şimdi bunun konuyla ne alakası var ya, ben şimdi nereye bağlayacam mevzuyu, hay sülalemin bütün bıyıkları adına, hay bin kunduz, hay canına yandığım yaw...

- merve hanım, erken boşalma ile alakalı, oldukça fazla tıbbi çözümler var, bunları önleyen ilaçlar ve spreyler mevcut, bunları kocanıza önermediniz mi hiç?
- elbette konuşuldu bunlar ama, erkekliğine yapılmış bir hakaret gibi algılayıp, çıkıp gidiyor...

Ben önerecem kızım sana, uygulamalı bi ders istesen seve seve vereyimde, ne yeri ne zamanı, ön sevişme yapıyor musunuz, kocanı heyecanlandırmak için neler yapıyorsunuz diye sorulur mu yaw acep... sor olm, inceldiği yerden kopsun

- peki ön hazırlık oluyormu yatak odanızda
- ön hazırlık derken?

Yaw diyorum ya buda arızalı işte, yastık kılıflarını çarşafları düzeltiyor musunuz, yorganı yarım açıp, gerekli ortamı sağlıyor musunuz? .. mal yaw

- ön sevişme yapıyor musunuz?

Aha karı kızardı, vay anam vaaay, sen böyle taş gibi hatun ol, direk mevzuya cinsellikten gir, sonra ön sevişme deyince yüzün kızarsın. Yaw yoksa bu bizim apo, psikoloğum diye beni mi yiyor, bu ipne jigolo migolo olmasın...

- yok olmuyor, kocam canı istediği zaman gelir, işini bitirir ve gider.
- anladım, çocuğunuz var mı?(sanane yaw bu da sorulacak soru mu şimdi)
- yok, zaten huzursuzluğumun ve mutsuzluğumun bir tarafıda bu, hiç çocuk istemiyor
- siz istiyorsanız, onun istememesi bişeyi değiştirmezki, korunmazsınız olur biter
- onuda denedim, hamile olduğumu öğrenince, küplere bindi, boşarım seni, çocuğu aldırmazsan dedi.
- merve hanım görünen o ki, sizin eşinizin size bakış açısında bir problem var, bana birlikte yaptığınız şeylerden bahseder misiniz? nerelere gidersiniz, birlikte neler yaparsınız?
- evliliğimizin ilk yıllarında, beraber gazino'ya, klube, sinamaya, yemeğe giderdik, eş dost ziyaretleri vs.
- artık olmuyor mu bunlar
- olmuyor, ilk önce sinama, klub ve gazino'ya daha seyrek gitmeye ve hiç gitmemeye başladık, şimdi arada bir düğün, eş dost ziyareti, onu da büyüklerin baskısıyla yapıyor.
- Kendinizden bahseder misiniz? okulunuz, hobileriniz yaptığınız iş?
- lise mezunuyum, eşim birkaç kez ısrar etmeme rağmen çalışmama karşı, düzenli spor yapıyorum, fırsat buldukça kitap okuyorum(yalan), arkadaşlarımla sinamaya gidiyorum.

Allahım allahım sen aklıma mukayyet ol, yaw güzellikse allahına kadar güzellik, fizikse taş mübarek, yaw senin nasıl problemin olur... al beni köle diye gezdir, robinson'un cuması var, ben de senin cuma(rtesi)n olayım. Yaw lavuğa bakar mısın, taş gibi hatunu almış, karı gelmiş psikoloğa herif beni şaapamıyor diyor. Yok yok çivisi çıkmış memleketin...

- Merve hanım eşinizle problemlerinizi çözmek istiyorsanız, bunların üstüne gitmeli ve konuşmalısınız, konuşmak istememesi de kaçmasına da izin vermeyin. Aksi takdirde bu sorunu çözmeniz mümkün değil...

Kadının gözleri doluyor, "boşar beni"... yaw adam itip kakmış ya, nasılda tırsıyor, nasılda kıymete biniyor, adam bunun bir dediğini iki etmese, şeyine bile sallamazdı, takardı tasmayı fifi diye gezdirirdi. Boşarsa boşasın kardeşim, hem mutlu olmayacaksın, hem konuşmayacaksın, hemde gelecen elin yabancısına kocam beni mutlu edemiyor diyeceksin. Nasıl olacak peki, harry potter gelip sihirli asasıyla mı düzeltecek herşeyi...

- Merve hanım korku insanı her zaman yanlış yapmaya iter, siz en başında korkmayıp, rahatsızlıklarınızın üstüne gitseydiniz, şimdi herşey daha farklı olabilirdi.
- Ama yapmadım o zaman ve şimdi herşey daha zor.
- Hiç birşey zor değildir, gerçekten mutlu olmak istiyorsanız, mücadele etmelisiniz, gerçekten eşinizle mutlu bir evlilik sürmek istiyor musunuz?
- evet
- o zaman bir yerlerden başlamalısınız, kavga edilecekse, edeceksiniz. Kolay biri olmayın, eğer kolay kazanılan biri olursanız, kolayda vazgeçilen biri olursunuz.

Off sağlam konuştum ama, olur olur benden canavar gibi psikolog olur... toc toc.. gelen apo

- afedersiniz.. ismail bey seans bitti, randevulu hastamız var
- peki, bizde görüşmemizi sonlandırmıştık zaten.. değil mi merve hanım?
- evet teşekkür ederim doktor bey.. söylediklenizi uygulamaya çalışacağım
- iyi günler
- iyi günler

Apo bi taraftan beni bi taraftan da kadıın süzüyor... aman sen geri kalma (iyi günler diyor)... kadın çıkar çıkmaz, burnumun dibine giriyor

- ne konuştun olm 1 saat, ben içerde kıza 15 dakka içinde kadın çıkmazsa sana bi elbise dedim... gitti elbise senin yüzünden
- apo acil işim var çıkmam lazım
- yaw manyak mısın olm, ne konuştun anlatsana, kadına aynı şeyleri bir daha mı anlattıracam gelirse
- yarın uğrarım olm heyecan yapma,
- gıcıksın olm gıcık, hasta olmasa, 3 saat çıkmıyorsun burdan
- olm sen saat doldu, hastam var demedin mi?
- dedim
- defol git, hasatana bak işte, hadi bana eyvallah...
- hay ben senin
- bu arada ağzının kenarındaki salyaları sil, dibin düştü demi hatuna
- olm manyakmısın doktor hasta arasında olurmu öyle şeyler
- yürü git, karıyı ayak üstü götürecek gibi bakıyordun
- olm ben sana hiç ayakta götürecek gibi bakmadım ki, nerden bilecen sen benim o bakışımı
- bilirim seni bilirim... ne tutuyon olm beni, işim gücüm var...
- olm zagor'un o yuvarlak taşlı baltası var ya, g.....
- üstüne otur onun apo.... puhahaha
- gözüne girsin senin gözüne, anladın sen onu.... yarın gelmede bak ne yapıyorum seni
- çatla emi...
- Allaaan sidiklisi...

misterno55
28-02-2011, 15:36
Ertesi gün apoya uğramadım, garanti delirmiştir, telefonlarına da bakmadım.. puhahaha… Mesaj atmış “iso olm, internette ipliğini pazara çıkaracam, sidikli iso diye, haberin olsun” “hayırdır” diye mesaj attım.. kesin burnundan solumuştur… telefon çalıyor, açmıyorum...puhahaha

Tekrar mesaj atıyor … “iso delirtme beni, dün niye gelmedin? Niye telefonlara bakmıyorsun? Manyak mısın olm sen?” …. Telefon ediyorum… ilk zilde açıyor

- Buyrun sayın başbakan, emirlerinizi bekliyorum
- Ne arıyon olm zırt pırt, insanda biraz utanma olur, belki iş üstündeyim, insan gece 12de arar mı ya
- Olm telefonlarıma bakmazsan, gecenin köründe de ararım, sabahın köründe de
- Ne bu, internette ipliğini pazara çıkarırım geyiği, ben senin ne b.k olduğunu bilmiyor muyum sanki böyle bir şeyi kullanacağını tahmin etmediğimi mi sanıyorsun?
- İyi işte, madem tahmin ediyordun sorun yok o zaman.. sen bugün gelme de, bak nasıl zçıyom ağzına…
- Senin zahmet etmene gerek yok, ben zaten yazıyorum internette
- Hade len, ben altıma işiyordum, sidiklinin tekiydim diye mi yazıyorsun
- Hee ne var, seninle konuştuğum yaşadığım her şeyi yazıyorum, daha doğrusu hayatıma ait kayda değer her şeyi…
- Has..hassittiiir… yok yok yazmazsın olm, o kadar salak olamazsın
- Ne var olm çocukken altıma işemişim, sen işemedin mi hiç, dangalak yaw
- La beni yazıyor musun, doktor falan diye, burada konuştuklarımızı
- Hee yazıyom,
- İso ağzının tavanına s.çim, adresimi de yazsaydın,
- Valla bugün bi yazı daha yazacam, o kadar istiyorsan adresi de yazarım
- İso ebeni......, delirtme olm beni, şaka yapıyorum falan de
- Valla forum yöneticisi arkadaşın işleri yoğun, yoksa günde 2 yazı sıkıştıracam
- Yaw adama bak, ciddisin olm sen
- Yarım saat sonra ordayım apo… görüşürüz
- Olm dur kapatma…

Bu varya kesin kafayı sıyırdı, hapishane avlusundaki mahkûmlar gibi, turluyordur muayenehanede… ehi… tüttüreyim bi tane, ohh ne keyif … yarım saat sonra

- vay apo iki gözüm nasılsın?
Triplere bak, öyle bakıyor…
- olm tren mi sandın beni, ne bakıyon Allahın öküzü, nasılsın diyorum
- yaw olm, benim hastama doktor diye, türlü yalanlarla sokuyorum seni, sen 2gündür ortalarda görünmediğin gibi telefonlara da bakmıyorsun.
- Harbi apo, ayaküstü amma salladın ha, yok amerikada ihtisasımı yapmışım, ingilterede çalışmışım, büyük kabiliyet, palavracılıkta üstüne tanımıyorum.
- Haa ne güzel,.. geç şimdi de dalganı tam delirt beni
- Ehi … kızınca çok güzel olduğunuzu söylediler mi kuzum.. zuhahaha
- Yaw bak hala geyik yapıyo ya, olm sen benim nasıl bir risk aldığımın farkında değilsin galiba, durum çakılsa, şikâyet olsa diploma bile gider elden.
- Uuuu flash flash dünyanın sayılı psikologlarından Abdulcabbar bin t...ak kendi yerine vasıfsız birini, doktor diye hastasına yutturdu… büyük rezalet
- Geç bakalım dalganı, bu işten bişey çıksan bak ne yapıyorum seni…
- Olm g.... yemiyordu madem, yapmayaydın, teklif etmeyeydin allaaaan buzaası…
- Şimdi ben bu sekreteri yatırmazmıyım, ben yanınızdan çıktıktan sonra söylüyor, bu kız böyle böyle biri diye..
- Arkadaş amma uzattın ha… olan oldu, ne hayıflanıp duruyorsun
- Tabi sana giren çıkan yok, keyfin yerinde, ne geliyon, ne telefonlara bakıyon… apo kafayı sıyırmış umrunda mı?
- Ne trip atıyon anten, geldik işte
- Başlayacam gelmene, sen nasıl internette yazarsın olm burada olanları
- Niye ne var ki burda, devlet sırrı mı? hem ben senle olan diyaloglarımı yazıyorum sanane, ben kendi özelimi ifşa ediyorum
- Net alemi beni biliyor öyle mi?
- Evet
- Peki, geçen senin konuştuğun hastamla ilgili detayları da benden önce öğrendiler mi?
- Yazdım gönderdim, muhtemelen öğrendiler
- İso olm başıma bi iş gelirse varya…
- Olm ne ödlek adamsın ya, ne iş gelecek başına,
- Anlat bilmek istiyorum benimle ilgili neler paylaştığını… (sekreteri arıyor) ayla hanım telefon bağlamayın, hasta da almayın ..
- Anlatırım anlatmasına da… bazı şartlarım var
- Ne la bu şimdi, şantaj mı yapacan…
- Algıya bağlı, şantaj olarak algılıyorsan söyleyecek bir şey yok
- Olm bir daha tek bir hastama bile giremezsin, bunun dışındakileri dinliyorum
- Yok, hasta defterini kapattım, ama şöyle bir şey yapacaksın
- Bak heleee, buyrun haşmetmeap, emirlerinizi dinliyorum
- Dinleyecen tabi dana, sidikli iso demeyi biliyon
- Uzatma da ne diyeceksen de
- Bugün ben doktor
- Olmaaaaz
- Olm bi dinle kesme sözümü
- Olmaz kardeşim sen bir daha asla doktor olamayacaksın benim muayenehanemde
- Öküz yaw, olm ben doktor olacamda, hasta başkası değil sen olacaksın
- Oldu… evden eski oyuncakları da getir, beraber oynayalım… gölgelerin gücü adınaaaa hiiiimeeeen
- Bırak tatavayı, ben ciddiyim, sen hasta ben doktor olacam… kabul mü?
- Sen Cuma günü gelen hastayla konuştuklarını bi anlat, ondan sonra bakarız
- Yemez, kabul ettin ettin, yoksa arıza çıkarırım
- Önce bazı şeyleri bi netleştirelim
- Buyur dinliyorum
- Sen şimdi burada konuşulanları yazıyorsun öyle mi?
- Evet yazıyorum
- Peki, benim adımı?
- Yok, çakma isim kullanıyorum,
- Şehir biliniyor ama değil mi?
- Evet biliniyor
- La Allaaan angutu, geçen gelen hasta, buranın en zengin ailelerinden birinin gelini, biri merak etse zart diye bulmaz mı?
- Yaw apo ne tırsak adamsın sen, biri hem internet delisi olacak, hem benim girdiğim siteyi bulacak, hem yazıyı bulacak, hem bura olduğunu anlayacak, hem de işi gücü bırakıp bu karı kimlerdenmiş acaba diye araştıracak, sonra da gidip birine yetiştirecek, olm otur senaryo yaz sen, iş var sende
- Suç sende değil ki, seni adam yerine koyan bende, öküzüm ben öküz
- Ona ne şüphe,
- Bi yürü git
- Ben doktorum sen hasta, kabul ediyor musun? Etmiyor musun?
- B.ka battık bi kere, ha beline kadar girmişsin, ha boyunu aşmış ne fark eder
- Kabul diyorsun yani
- Diyorum anasını satim, anlat şu kadınla neler konuştun
- Tamamdır anlatıyorum, anlatıyorum da, olayı soru cevap şeklinde geçeceğiz
- Nasıl yani
- Olm senin gelen kadın hastalarından, benim cinsel sorunlarım var, kocam beni mutlu edemiyor diye gelen oluyor mu?
- Oha ne diyon olm sen, kadın sana öyle mi dedi?
- Valla ilk duyduğumda bende öyle dedim… oha çüşş, direk böyle girilir mi mevzuya diye.. hatta hafiften rengim bile attı
- Yaw bu tür vakalar olur da, uzun süreli seanslarda olur, yani hasta doktor yakınlaşması, güven sağlandıktan sonra, bazı hastalarımın benzer şikâyetlerini dile getirdiği olmuştur. Ama senin dediğin gibi direk söyleyen hiç olmadı…
- Kafadan herkeste, bi ipne imajı bırakıyon demek ki .. zuhahaa
- Bırak şimdi dalga geçmeyi de, sonra ne oldu onu anlat
- Herif süpermen hızıyla 2 dakkada işini bitirip kadının üstünden kalkıyormuş
- Hassittir, böyle mi anlatıyor..
- Yaw erken boşalma işte, süslüyorum ben
- Eee
- Evliliğinin bitmesini istemiyorsan konuş kocanla dedim,.. kocası sindirmiş bunu, buda hiç tepki vermemiş, hep kolay biri olmuş yani, bende kolay kazanılan biri olursan, kolayda vazgeçilen biri olursun, mücadele etmen lazım dedim ve postaladım
- Valla iyi demişsin, daha iyisi denmezdi… bu kadar mı?
- Özeti bu olm, bassaydın teybe giderken, çatlamazdın böyle
- Oda doğru, karambole geldi unuttum
- Rezil etmedik yani seni, bırak bu korkak tavırları
- Olm ne rezil edecen beni, rezalet bu mevzu duyulursa çıkacak.
- Olan oldu zaten, ne diye tırsak tırsak senaryolar üretiyorsun, kimsenin de bişeyi duyacağı yok, kapat mevzuyu
- Pöffff
- Bırak pöflemeyi de uzan bakalım… seni bi çocukluğuna götüreyim
- Zaten zktin ebemi, götür bakalım
- Evet, Abdullah Bey, şimdi gözlerime bakın dikkatlice, ben parmağımı şıklattığım zaman 7 yaşınıza gideceksiniz, … snap…
- Ebeninkine gittim, anlatayım mı?
- Puhahaha.. yaw anlat işte bişeyler
- Damı dötü kaybettik zaten, inceldiği yerden kopsun… ahada anlatıyorum
- O sabah kahvaltıda dut pekmezi vardı, severim bilirsin, yarım ekmekle götürdüm bi tas dut pekmezini
- Oha boşanda semerini ye, o yaşta öyle mide, tebrik etmek lazım
- Kesme öküz, yarım düzine laf ediyon ben araya girince
- Tamam lan artistik yapma
- Mideyi tef gibi gerdik tabi yarım ekmeği yiyince, karnımız doydu ya, her çocuk gibi fırladık sokağa, Furkan gel bize demişti, araba kartlarına bakarız, memedle seni görünce vazgeçmiştim.. beynimi zkeyim
- Davetiye gönderdik sanki gelmeyeydin
- Sende para vardı hadi kaynana şekeri alalım demiştin, şekere tav olduk herhalde, araba kartlarının yalasam tat mı verir… kaynana şekeri bu, vazgeçilecek bişey değildi biliyorsun…
- Bilmem mi?
- Hatırlarsın sen, bakkala giderken birden vazgeçip elma ağacına tünemiştik, üçümüz
- Puhahaha .. hatırlamam mı, geçen yazdım onu da, ne sopa yemiştiniz ama…zuhahaha
- Sende kafayı patlatmıştın dana, ne gülüyorsun
- Hee, Tarzan’a özenmiştik,
- Şimdi bu sabah yediğim dut pekmezi olayını daha iyi kavrıyorum tabi, o zaman bilmiyorduk, genelde bağırsakları çalışmayanlara derlermiş, sabahları bi kaç kaşık yerseniz bağırsaklarınız düzene girer diye…
- ….
- Biz o gün bir tas pekmezden sonra, bide olmamış elmaları yiyince, karnımdan aslan kükremesi gibi sesler gelmeye başlamıştı, aslında o ara inmem lazımdı ağaçtan, hem dayaktan da kurtulmuş olurdum… müstahak bana
- Neymiş müstahak olan?
- Dedim ya midemden sesler geliyor diye, pekmez üstü mayhoş ve olmamış elma, benim motor aksamını tamamen yerinden oynattı, motoru bozduk anlayacağın
- Eee
- Adam bizi aşağıya aldığında, zaten korkudan altıma edebilirdim, motor bozuk olunca, hiç çaba sarf etmene gerek kalmıyor, zaten su gibi gidiyor…paçalarıma kadar zçtım…
- Puhahaha .. yaw bugün gibi hatırlıyorum, bu memed, apodan nasıl hızlı koşar diyordum… demek altına zçtın, puhahaha… g.tü boklu seniii
- Aynen zçtım altıma, bide evde annem ağzıma zçtı.. oda ayrı bir konu
- Yaw olm sen manyak mısın? Sen şimdi bana bunu niye anlattın, altıma işedim diye o kadar dalga geçtin, ben şimdi bunu senin burnundan getirmez miyim?
- Dedim ya inceldiği yerden kopsun
- Yazarım olm internette, hiç anlamam
- Bu yaşımda ağzıma zçtın zaten, 7 yaşında altıma zçmışım kimin umrunda

Sevgi saygı…

misterno55
28-02-2011, 20:53
3 gündür apoya uğruyorum, adam bi hasta mevzuundan bunalıma girdi, artık apoya uğramaktan hiç keyif almıyorum. İşini kaybetmekten ve rezil olmaktan korkuyor, konuşmalar samimiyetsiz samimiyetsiz kokuyor, espri kaldıracak durumu yok. Yaw 40 yıllık dostu kaybediyor muyuz ne?

Harbiden b.kunu çıkardık mı ki? Yok yaw kadına ne sarkıntılık ne de hakaret ettik, adamın yüzünü düşürecek herhangi bir densizlikte yapmadık. Yaw sonra yapsak ne olacak, ben memleketim eşim dostum ailem için, her şeyi geride bırakıp dönmüşüm buraya, işini kaybetsen ne olacak len dana… Aç mı kalacan açıktamı kalacan

Du bi gideyim battı balik yan going… içimdekileri bi kusayım,

- Naberlan tırsak
- Ne tırsıcam olm, yuvarlak dünya işte, ipnetor dolu
- He o ipnelerin başında da ben değil mi?
- Sen, o, bu, şu… herkez ipne
- Ohooo sen arızaya bağlamışsın... Bi kendine gel ya
- Kendimdeyim olm ben, yarına randevu almış, senin konuştuğun kadın
- Ee ne yapayım
- Ne yapacan ortadan kaybol, konferansa gelmiş doktor palavrasını ne çabuk unuttun
- Yani… öyle bişey sallamıştım sanırım
- Seni unutturana kadar da, uzun bi süre ortalarda görünmesen, çok mutlu olacam
- Yurt dışına çıkayım 10-15 sene gelmeyeyim istersen
- …..
- Yaw apo liseye gittiğimiz dönemdi hatırlarsın, çiftlikte turluyorduk, arkası meyve sebze yüklü bir kamyonetin şoför mahallinden biri el kol hareketi yapmıştı, biz önlerinden geçerken aynı karşılığı verince, arbede çıkmıştı
- Hatırlıyorum da.. ne ki şimdi bu
- Ebeninki bu… olm 5 kişi birden üstümüze çullanmıştı, bi araba sopa yediğimiz halde, üfürükten salladığımız iki yumrukla bi tekmeyi, nasıl çaktım yumruğu, dizi nasıl vurdum diye birbirimizi kandırmıştık ve gülerek eve gitmiştik.
- Yani?
- Olm sen tamamen kütük olmuşsun la
- Oldum oğlum, sen eşinden boşanmış olabilirsin, ama benim hala bakmakla yükümlü olduğum bir ailem var.
- Ooo diyorsinki sen serserinin tekisin, işim olmaz senle
- Alakası yok öyle bişey demiyorum
- Diyorsun diyorsun… benim başımı belaya soktun, şimdi de dalganı geçiyorsun diyorsun…
- Valla kusura bakma iso ya, bi kaç gündür, diplomamı elimden alırlarsa ne yaparım diye düşünüyorum, hiçbişey gelmiyor aklıma, harbiden bunalıma girdim
- vay be ... ölesiye yediğimiz dayağın ardından gülebilen bir dosttan, işimi kaybederim diye altına eden bir tırsağa dönüştün farkında mısın? Seni anlayamıyorum.. harbiden büyüdükçe kirleniyor demek ki dünya...dediğin gibi biraz uzaklaşalım biz,

2 gündür uğramıyorum apoya, telefon açmıyorum ben, oda aramıyor, kadınla görüşmüştür, sorunda çıkmadıysa, normale döner herhalde… işini kaybedermiş de, bilmem neymiş, al eline yavan ekmek ye, ağlak ipne…

Bugün 3.gün ipnetor hala aramıyor, memed’e gideyim en iyisi, memed de pazarlamacı, bir boya firmasının ürünlerini pazarlıyor, adamla oturup bi sohbete başlıyorsun, karıdan başka muhabbet yok… neyse az kafam dağılır

- memed naber
- vay iso iyidir … sen nasılsın
- iyilik güzellik ne olsun
- haberler sende olm, gezmediğin memleket, gitmediğin ülke kalmadı
- ya abicim geçen bayilerle Bangkok Pattaya turu yaptık,
- E anlat bakalım ne maceralar yaşadın yine
- abicim ben diyim 17, sende 16 yaşında cıvırlar, yok böyle bişey, bütün gün sende, cennet yemin ediyorum.
- olm adidas olcan lan bigün, yeter da
- Şapkasız çıkmam abi, olmaz bişey
- Olm gaz maskesiyle gül koklanır mı, ne öyle şapka mapka
- Gavurun gızı abi sakata gelmemek için lazım şapka

Pöff dakka 1 gol bir, yine mevzu aynı, …. Drilili..drilili (cep telefonu zil efekti)…” telefon çalıyor açsana” .. yapma ya biz duymadık çaldığını, niye arıyorki apo aceba, işleri yoluna mı koydu? Arızamı çıktı? Açmayayım en iyisi
- duyuyorum olm, sağır mıyım ben
- e niye açmıyon
- yaw memed sen eskiden de anguttun hala angutsun… sanane yaw
- ne şimdi bu, ne olduki
- ebeninki oldu… açmak istemiyorum telefonu
- yaw açmazsan açma ne kızıyon
- la ne kızması, telefon çalıyor açsana ne demek
- ne bilim öyle çıktı işte ağzımdan
- sen olmasan telefona bakamayacaz yani
- abi sen iyimisin, amma uzattın bi telefon mevzusunu
- MEMEEEED, git pattaya da cıvırları düz sen
- Ala alaaa .. ne olduki şimdi
- &’/+-^! kodumun malı

drilili drilili … hay ben senin wolumünede, zil sesinede, seni icat edeni de

- ne var olm ne var, diploman mı gitti, işsiz mi kaldın, zrrr zrrr beynimi düzdün ya
- iso iyi misin olm, ne saydırıyon telefonu açar açmaz
- iyi değilim, ne söyleyeceksen çabuk söyle, sinirim tepemde
- yok sinirin tependeyse sonra konuşalım
- apoooo saydıracam yedi ceddine, memed kafamın içine etti zaten, anlattın anlattın, yoksa sallıyorum telefonu denize, bütün çizgi romanları atıyorum arabaya, köydeki eve hapsedecem kendimi, 6 ay görüşmeyiz, sende rahatlarsın bende
- yaw benim senle bi sorunum yok ki, nooluyor arkadaş, memede kızıp, bana mı trip atıyon
- Yok ya, diplomamı alacaklar, rezil olacam, işsiz kalacam diye 1 haftadır trip atan sen değimlisin olm…
- Yaw tamam tırstım, işsiz kalacam diye korkuyorum dedim, de…
- Apo uzatma, sen niye aradın beni
- Şimdi şöyle bi durum var… eee
- Eee başlayacam bak şimdi, ne eveleyip geveliyon
- Olm öyle bi b.ka battım ki, çıkamıyorum, sende agresif agresif üstüme gelme.
- Çokta umrumdaydı, anlatacaksan anlat, işim gücüm var benim
- He sıkıştım ya ben, senin iş hava sahan genişlemiştir, dakkaların kıymetlenmiştir,
- Lan olm arızamısın nesin, anlatacaksan anlat, suratına kapatıcam bak
- Yaw şu geçen senin girdiğin hasta yokmu?
- Girmez olaydım, 1 haftadır çekilmez yavşak ipnenin teki oldun
- Bi üstüme gelme, aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık, çıkamıyorum işin içinden
- Apo hay senin çenenin ayarına ya, sana 1 dakka izin, ister tekerlemelere devam et, ister mevzuya gir, süren doldumu, ben bu telefonun 7 ceddinden, suratına telefonu kapatarak başlayacam
- O kadın senin telefonunu istedi benden…
- ney... niye istiyor olm benim telefonu
- Ogün geldi, doğru dürüst bişey anlatmadı, endişeli endişeli bi bakışı vardı, cinsel sorun falan bişeyden de bahsetmedi, 10 dakka sonra iyi değilim deyip, müsaade istedi gitti
- Sonra?
- Aradan 1 saat geçti geçmedi, sekreter kızdan telefonunu istemiş, bana bağlayınca, kapattırdığım telefon numarasını verdim, tabi ulaşamayınca yine aradı beni... ne b.k yiycem olm ben
- Ayak üstü kırk yalan söylüyon, amerikaya gitti deseydin,
- Aslında Amerika değilde İstanbul dedim ben
- Ee daha ne,
- Bu seferde istanbuldaki adresini istedi,
- Benden ne istiyorsun ya apo, bi b.k anlamadım anlattıklarından
- o kadar kıvırdım adres mevzusunu, 2 saat önce yine aradı
- hay sokayım derdine de, dermanına da, don lastiği gibi uzatmasan olmuyor değil mi?
- Bugün seni görmüş çiftlik caddesinde
- hadi ya...
- Bende ismail bey buralıydı zaten, konferans sonrası düşünmüş ve memleketine yerleşmeye karar vermiş .. dedim
- Apo bi senaryo ancak bu kadar berbat yazılır,
- Yaw ne diycem kardeşim, görmüş işte bugün seni, yarında öbür günde görme ihtimali yok mu?
- Varda ben ne yapim şimdi,
- Bi seans daha yapalım kapatalım mevzuyu açılmamacasına,
- Olm sen demedin mi, bi daha doktorluk yok sana diye, ne bu şimdi
- Yaw dedim demesine de, kadın konuşmak istemiyor benimle, telefondu adresti bunalttı beni, bugünde seni görünce, lütfen bana bir randevu ayarlayın para önemli değil deyince.. ne diyeyim ki ben
- bin dolar deseydin, cayardı belki
- Oha 150m alıyorum ben hastalardan, bazısı da, halk pazarındaymış gibi pazarlık yapıyor... iso bana diyon, kendin uzatıyon don lastiği gibi, sen şimdi gelecen mi, gelmeyecen mi? onu söyle
- Şartlarım var
- Bütün şartlarını kabul ediyorum, bundan daha beter bi durum olmaz herhalde
- Dinle dinle, söyleyeceğim şey durumdan çok, durumdan sonraki tavırlarınla alakalı
- Tamam dinliyorum
- Bak apo bir daha ne olursa olsun, bana trip atmayacaksın, yok işimdi, diplomamdı, ailemdi, çoluk çocuğumdu, demogoji yapmayacaksın
- Yapmayacam
- Allahın danası, senin başına bi iş gelse, biz bi kenardan film izler gibi izleyecek miyiz?
- İzlemezsin değil mi? izlemezsin tabi
- Yaw apo sen görmeyeli harbiden yawşamışsın
- Olm sen 20 senedir istanbuldasın, millet yawşamış, ben yawşamışım çok mu?
- Birader sen burdaki yawşakları binle çarp, istanbuldakileri anca bulursun...yawşak buraya özel mi sanıyorsun.
- bit yawrusuydu demi yawşak
- Apo yürü git... geliyorlar bak

misterno55
01-03-2011, 14:16
Bu ipnetor yüzünden psikoloji ile ilgili kitaplar okumaya başladım... Başladım başlamasına da, belli bir yaştan sonra da, bu tarz kitap okumak sarmıyor ki kardeşim... Hayatım okumakla geçti zaten... yeter ya... ben artık Zagor'ların Misterno'ların arasında kaybolmak istiyorum,.. belki arada bi stephen king... başlarım psikolojisine de, sosyolojisine de...

Gidim dolanim biraz, ulan ipneler şu limanı kapatmasaydı ne güzel iki olta atar vaktin nasıl geçtiğini anlamazdım, açıkta ha bire rüzgâr esiyor, bişey çıktığı da yok denizden... az fuarda dolanayım bari... eskiden tadı vardı buraların, suyu çıkmış, her taraf ticari ticari kokuyor...

- gel abi orjinalinden ayırt edemezsin(çakma adidas satıyor dana)
- ne oluyor ayırt edemeyince
- aynı abi yani, yalandan yere niye 10 misli para veresin ki
- olm ben orjinal olmadığını bildikten sonra, ayırt edilse ne olur, edilmese ne olur
- ucuz abi...

Fuardı lan burası eskiden, iğne atsan yere düşmezdi, simit kemiren, dondurma yalayan ya da ellerinde balon olan bi dolu çocuk, kol kola girmiş bir sürü karı koca, yandan yandan birbirini kesen genç delikanlı ve civelek kızlar... uluslararası halk dansları festivali olurdu eskiden, en ünlü sanatçılar gelirdi, müslümünden ferdisinden, orhan gencebayından... semt pazarına döndürmüşler lavuklar... rahatlim diye geldim, afakanlar bastı... drilili drilili... drilili drilili...

- aloo
- naber iso
- Apo bu fuarın içine sçmışlar olm... fuardan başka herşeye benziyor
- Yaw iso ne zaman telefon açsam agresifsin, noluyo ya
- içine etmişler memleketin uyumuşsunuz, ne olacak... bu limanı niye kapatmışlar olm
- Ne bilim olm, niye kapatmışlar, liman sorumlusu muyum ben
- Ne zararı varmış oltayla balık tutanların
- hırsızlık yapmışlar galiba, bişeyler çalmışlar, ondan sonra girişi çıkışı yasaklamışlar,
- yaw en hasta olduğum da bu, bi halta sahip çıkamazlar, o yasak bu yasak... ipne sana ait olana, sahip çık, niye yasaklıyorsun ki...
- yaw sardırdığın mevzuya bak, işin yok mu olm senin
- ne demek sardırdığın mevzuya bak, buna sarmayacam da neye saracam, 9 yaşımızdan nerdeyse lise bitene kadar, yazın her Allahın günü elimize misinayı alıp gelmedik mi olm biz bu limana... her tarafı hatıra, her tarafı çocukluğumdu
- geldik gelmesine de, 25 sene olmuş liseyi bitireli iso, sende b.kunu çıkardın nostaljinin
- Lan limanda balık tutmanın nostaljiyle ne alakası var
- Olm 30 sene önce ne varsa geri istiyorsun, g.tündeki kıllar ağardı haberin yok
- Ya apo senin beyninin sol lobuna attırim.. limanda olta atmak istiyorum, yasak diyorlar, nostalji diyon, kıllar ağardı diyon, her şeyin eski halini geri istiyon diyon, nasıl bir beyin trawması geçiriyon olm sen.
- Olm ilkokul müsameresi mi yapıyoruz, haklı çıkmak için g.tünü yırtıyon, sen değil misin .. yok fuarın içine etmişler, limana ne olmuş diyen, git apartmanları da yık, ben müstakil bahçeli evleri istiyorum diye… değişti olm işte her şey, kabul et artık, ayak uydur …
- Uyduracam da bu lavuklara uyduracam, olm senin ateşin sönmüş, için soğumuş, nasılda teslim bayrağını çekmiş, uykuya geçmişsin…
- Buyur bakalım nereye bağlayacan mevzuyu
- Olm çıkarım şehrin dışına, kaparım bi arsa, dikerim üstüne 2 katlı müstakil(modern deyimiyle dubleks) evimi, mis gibi… aha sana birinci gol
- Hani mahalle kültürü, hani komşular, tarlaların arasında bi başına kalırsın ama orda…
- Lan kalabalıkların arasında yapa yanlız kalmışsınız, ben razıyım yemyeşil tarlalara
- Aldık kabul ettik, fuarla limanı nasıl halledecen, belediye başkanı mı olacan
- Başka türlü olmaz diyorsun, bu yerel yöneticiler düşman kuvvetlerinden mi? Her tarafı yakıp yıkıp, içine s.çıp yurt dışına mı kaçacaklar.
- Olm Türkiye burası, bunlar küpünü doldurmaktan başka bişeyi düşünmez ki?
- Niye lan, ne güzel tramvay yapmışlar, sahil yolu yapmışlar, nankör ipne
- Bak ya olm içine s.çmışlar diyen sensin, aldı beni koydu ya, b.kun içine
- Olm düzgün olanlar var olmayanlar var, güzeli takdir et, kötüyü eleştir, olay budur
- İso çok geçti telden, gel burda konuşalım
- Kapat pinti ipne .. başımı ağrıtıyor bu zımbırtı zaten

İnşaatının da demirinin de, tuğlasının da, kumunun da.. şu şehre bak, yıkıp yeniden yapsan, kimse niye yaptın demez, her taraf çorba olmuş, eline tuğlayla çimentoyu alan ev yapmış. Osmanlının Selçuklunun her koyduğu taşta her yoğurduğu harçta bir sanat olmuş yüz yıllarca, köprü yapmayı bile bilmiyor Allahın angutları, bi sel alıp götürüyor, Mimar Sinan’ın 450 yıllık köprüsü yerinde duruyor… tırnağı olamazsınız üstadın..

- ne haber lan pinti doktor
- tabi tabi, ne oldu düzelttin mi memleketi?
- Apo sen hiç toptepeye çıkıp baktın mı memleketine?
- Baktım ne olacak, hatta geçen pikniğe gittik
- Ne gördün peki
- Ne görecem memleket manzarası işte, evler deniz vs.vs… sen başka bişey mi görüyorsun, halisünasyon dur o … yaşlandın olm sen
- Benim gördüğüm abuk sabuk gözümü yoran binalar…
- İso ne saçmalıyorsun ya, Türkiye olm burası, kendini Avrupa veya Amerika da mı sanıyorsun, alt yapısıyla, üst yapısıyla boktan bi yer işte… sanki dün her şey güllük gülistanlıktı da, bugün niye böyle diye sorguluyorsun
- Lan olm senin kökün ne?
- Saçaklı benim köküm,. ne kökü ya, alla allaaa
- Lan geçmişini soruyorum,
- Çerkez! Çerkezim ben
- Bende gürcüyüm, ne alakası var, Osmanlı, Selçuklu değil mi? Bizim geçmişimiz
- Yani yani… evet…
- Peki sen Osmanlının Selçuklunun eserlerini görmedin mi hiç?
- Gördüm
- Lan o zaman niye “dün her şey güllük gülistanlıktı da, bugün niye böyle diye sorguluyorsun” cinsinden angutvari yorumlar yapıyorsun
- Osmanlıya Selçukluya kadar giderim diyorsun
- Şimdi bizim ülkemizde zaman zaman sel oluyor mu?
- Oluyor.. hatta hemen hemen her sene
- Peki, köprüler yıkılıyor, evler sular altında kalıyor mu?
- Köprüler yakılıyor evler sular altında kalıyor… doğrudur
- Peki, bu Üstat Mimar Sinan’ın köprüleri niye yıkılmıyor,
- Yani … güzel soru
- Niye yıkılsın olm, adam gerçek bir mimar olduğu için yıkılmıyor, her şeyi hesap ettiği için 450 yıldır ayakta adamın eserleri
- Mimar Sinan tarihe mal olmuş önemli bir şahsiyet elbette
- Tarihe mal olmuş evet…şimdikiler gibi mal olmamış… peki, o dönemden, sel altında kalmış şehir kasaba duydun mu hiç?
- Ben duymadım açıkçası
- Duymazsın tabi, adamlar dere yataklarına yerleşim kurmamışlar çünkü
- Ne edeyim ya iso, bütün suçu bana mı yıkacan,… ne zehrini bana kusuyon
- Yaw tartışıyoruz da, sana ne kızacam
- Ne tartışması, birazdan dalacakmış gibisin
- Ya bak sana Üstat ile ilgili bi hikâyeyi anlatayım

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan'la iki kişi evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsça’da Güneş ve Ay anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır. Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.

Çünkü Mimar Sinan hem evlidir hem de ellisindedir, buna rağmen Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır. Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir. Camiyi yaparken, eserine sanki etekleri yerleri süpüren bir kadının dış çizgilerini verir.

Üstat ilk kez padişah fermanı olmadan, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, bir camii daha yapmaya karar verir, tabiî ki Mihrimah Sultan’a ithafen.

Cami küçücüktür. Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerinde 161 penceresiyle camiin iç güzelliğini aydınlatır. İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır.

Ben o kadar istanbul’da kaldım, bunu test etmek hiç nasip olmadı ama, rivayettir ki; Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yere gidin ve 21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde … Mihrimah Sultanın doğum gününde

Göreceğiniz manzara şudur; Edirnekapı camiinin tek minaresinin ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar! Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay.

- Sen şimdi anlat bana, dün neydi ki bugün ne bekliyorsun diye
- Bu ne olm ya, akıllara zarar, doğru mu bu senin anlattığın, hikaye falan olmasın, hani sende o kadar istanbul’da kaldın, test de edememişsin
- ….
- Niye öyle bakıyon olm bana,
- Şu bilgisayarın monitörü ile kasası varya apo
- Gözüne!!! girsin iso.. ehi senden önce dedim
- Gir olm internete benim anlattığımdan daha güzel bir dille anlatıldığını görürsün.
- He internete gir bak diyorsun
- Yok aç gözüne!! bak diyorum
- Tamam ben bakarım sonra, yarın kadın geliyor unutma
- Apo cinsini cibilliyetini..…

alper22
01-03-2011, 23:03
emeğinize gönlünüze kaleminize sağlık :)
gerçekten çok güzel omuş yazınız çok şeyler hatırladım sayenizde....,

son birşey ....YAŞŞA FENERBAHÇE :)

misterno55
01-03-2011, 23:56
Offf kafam davul gibi, bi bırakamadım şu sigarayı, b.k gibi kokuyor her yer, üstüm başım.. 1 ay sigara içmedim, ne pis bir kokuymuş arkadaş içmeyene sigara kokusu yaw, kesin yürüyen lağım gibiyim şu anda… neyse eziyete gerek yok içiyoz işte.. şu kitaplardan seçme yapalım, Zagor bugün doya doya bi Zagor okuyayım, bakalım bakalım… hah Korku Adası’nı da alalım, hellingene sövim biraz…

puhahaha çiko titanı gördü… aha hellingen, tipe ba tipe, monitör açtı bi tane yanındakiler kafayı sıyırdı “Siz bir dahisiniz profesör! Gerçek bir dahi!” tipsiz hellingen de gevrek gevrek gülüyor “hahahaha”… bu ipne benim uykumu kaçırmadan uyim ben en iyisi…..Ertesi gün sabahın körü;

drilili drilili … “noluyo yaw” ….drilili drilili…

- alo
- aha uyandırdım mı la iso
- saat kaç?
- Dokuz oldu saat dokuz
- Hay ben senin ebeni apo,... rüyanda mı gördün beni
- olm bugün kadın gelcek biliyon
- biliyomda saat 3te gelmeyecek mi? Sabahın 9'unda niye uyandırıyorsun olm beni
- Unutma diye aradım
- Başlaycam şimdi senden de, kadından da, kapıdaki sekreter bozuntusundan da …
- Yaw beni anladım, başımızın belası karıyı da anladım, kapıdakinden ne istedin
- Bekar ya canı çeker, mahrum kalmasın
- Unutmazsın değil mi? Bi daha hatırlatmama gerek yok
- Olm saat 12de arasan olmuyor muydu? Uyuycam ben unuturum kesin
- Ya iso, balığa gitmek için sabahın 5’inde ayaklanırsın, saat 9 olmuş ne uykusu
- Lan oğlum akşam biraz Zagor okudum, hellingen ipnesi rüyama girdi uyuyamadım “hahahaha” beynimi düzdü
- Yaw olm bekar adamsın ne işin var zagorla, teksasla, tomiksle, açaydın bi porno, mis gibi rüyalar görürdün
- Hee reelde bi halt yediğin yok, rüyanda bari yap diyorsun.. bak hele ne kadar da düşüncelisin,
- Yani yani, kardeşim sayılırsın, seni düşünmeyecem de, kimi düşünecem
- Olm sen yaralı parmağıma işemezsin, işin görülsün, daha telefona bile uzanmaz elin
- B.kunu çıkarma iso, bu aralar ha bire laf geçiriyon, valla yakacam bak gemileri
- Öyle olm, sen bu mevzu olmasa sabahın köründe arar mısın beni?
- Lan böyle bi mevzu var, aradık diye beynimizi ütüledin, aramam tabi
- Elimi yüzümü yıkıycam kapatma
- Olm havayla suyla mı çalışıyor sanıyon bu telefonu, yazıyor ha bire
- Çokta şeyime yazıyorsa, kapatırsan aynen yatarım, telefonu da kaparım
- Bunu da yaz, işimiz düştü ya, tepeme çıkarsın
- Aynen yazacam hiç kafanı yorma
- Kendini artist beni de ipne yap, ne güzel
- Yok olm mis gibi doktorsun işte, çirkin de olsa bi karın, fıstık gibi sekreterin var
- Ya ne ipne adamsın, eve gelince yenge şöyle yenge böyle, burda çirkin karı
- Yaw ben senin karına kötü biri demedim ki, orda da demedim burda da demem
- Ne diyorsun ya
- Çirkin başka, kötü biri başka, senin türkçe bilgin yetmiyor galiba iki kelimeyi ayırt etmeye.
- İki yüzlü ipnenin tekisin işte, türkçe bilgim yetmiyormuş, çirkin kötü bişey değil çok güzel bişey diye anlatırsın, bi geldiğinde hanıma
- Lan hasta etme beni, karıyı boşayacan da, fitili benim ateşlememi istiyorsun
- Her halükarda, zeytinyağı gibi üste çıkacan demi,
- Hiç alakası yok, güzel ve çirkin diye bi kavram var mı? var... yenge çirkin ben napim
- Olm net aleminde beni kötüleyerek üzerimden prim yapma, saydırırım bak,
- Puhahaha.. olm senden yapacağımız primle hayatımızı geçindirsek, aç kalırdık
- kötü yazmıyon deil mi iso, harbiden ne yazıyonla harbi söyle da
- İyi bir ailen, güzel bir işin var, ne kadar kötü gösterebilirim ki ben seni
- Uğraşıyorum da, fazla kirletemiyorum diyorsun, saçı uzun, küpesi de var ipne de gitsin.
- Olm ne öküz adamsın ya, seninle birlikte ipnelik mi yaptık biz, ne varsa onu yazıyorum. Yaptıklarını gözünün önüne getir, yaptıysan bi ipnetorluk, ipnesindir, yapmadıysan değilsindir, bu kadar basit.
- Şu sitenin ismini versene
- hangi site
- bu yazıları yazdığın site işte
- yürrüüü anca gidersin
- Bak ipnesin olm işte, niye vermiyorsun sitenin ismini?
- Olm sen değil miydin? Niye bunları siteye yazıyorsun, biri bulursa rezil olurum diye
- Evet
- İyi bul işte o kadar kolaysa
- Hımm .. mantıklı
- Kahvaltı hazırlat geliyorum
- Ne hazırlatayım? Yumurta, omlet? Haşlanmış? Zeytin peynir, tost most, sucuk mucuk
- Yok geçen tahlil yaptırdım kolestrol çıktı, yumurta olmaz,
- Poğaça falan aldırayım
- Kolestrol diyorum hamur işi söylim diyor ya
- Niye hamur işi azdırıyormu kolestrolu
- Sen domates, salatalık söğüş gibi bisey ayarla işte.. bi de keçi peyniri,
- Tamamdır
- Ha bide tahıllı ekmek, saat 10 gibi orda olurum

Ne giysem aceba, epeydir takım elbise giymiyorum, bugün biraz resmi takılayım, nede olsa doktorculuk oynayacaz. Eskiden ne güzel kızın biri de hemşire olurdu, oyun icabı da olsa yanağına bir buse kondururduk. Şimdi bu kıllı apoyu mü öpecem

Hava güzel en iyisi yürümek, dolmuşa biner giderim,..

- oo Mehmet amca naber... mcuk(el öpme sesi)

Anadolu kültürü, gerçi çoğu öptürmüyor artık, savaş vermek lazım eli öpmek için, sen eğilirsin o çeker elini, sen çekersin o daha bi asılır, “ yok evladım istemez” artık ben yaşlı değilim elimi niye öpüyorsun mesajı mıdır? Yoksa ulen şimdi elimizi öptü harçlık vermek lazım korkusu mudur? Bilmiyorum.
- ooo İsmail yawrum nasılsın
- sağol Mehmet amca ne olsun
- yerleşmişsin buraya
- evet bi seneyi geçti
- oho baya da olmuş, nerdesin görünmüyorsun,
- burda tuttum evi, asıl sen ne yapıyorsun burda, mahalleden baya uzaktasın
- benim kız oturuyor burda, ondayım bi kaç gündür
- anladım, bende meydana doğru geçiyorum, işlerim var biraz
- tamam oğlum Allah kolaylık versin
- Sağol Mehmet amca, sema teyzenin ellerinden öperim

Niye durmuyor ki bu dolmuş, ulan bomboştu bide, aha bi tane daha, lan… “birader bu dolmuşlar niye durmuyor”, “sen burda dolmuş mu bekliyorsun? Kardeşim buradan binilebilecek tek vasıta belediye otobüsüdür”… bakar mısın havaya, görende National Geographic’i yalamış yutmuş sanacak “öyle mii?” “öyleee” bak ya sabah sabah sipariş verdim sanki, bugün küfür etmeyecem… b.klu parmak, b.klu parmak, napim kardeşim aklımdan bu tekerlemeyi geçirmezsem arızalı durumlardan sıyıramıyorum kendimi “sağol birader, derin bilgilendirmen için” cevap vermiyo angut, adam yerine mi koymuyor, laftaki iğneyi mi sezdi anlamadım… uzim ben burdan, ortalık arbede kokuyor…

Eli kaldıralım, durmadı ipne, bu sefer sol elimi kaldırayım, bak buda durmadı, iso senin tasarruf hamlenin içine edeyim, bin arabana git işte, ne bu boşa masraf olmasın geyiği, bak sağlığından gidiyor işte, saydırıyon sağa sola, sinir yapıyorsun. Kaldırmıyorum el mel, bi daha arabasız dışarı çıkanın daa, dolmuşa binenin dee.. aha durdu.. dursana olm, ipneye bak ya yavaş yavaş ebesine kadar gitti

- yaw kardeşim, durcan mı durmucan mı, niye koşturuyon peşinden
- ne bilim abi el etmeyince binmeyecen sandım, binme ihtimalini düşünerekte yavaşladım.
Lan az koştum mu, g.tümden nefes alıyom zaten, hay senin ihtimaline, yolcu taşıyon işte, yolcu gördün dur, bi de kırmızıda dur, yeşilde geç, ne düşünüyorsun, socrates sanki
- Bi tane meydan alır mısın?
- Şunu uzatırmısın kardeş (lan dolmuşlarda da en uyuz olduğum mevzudur bu)
- Uzatayım da, neresi birader
- Meydan (söylesen de, yalandan geyik yaptırmasan olmuyor değil mi?)
- Para üstü almayan var mı?
- ….
- Ücretini vermeyen var mı? Bak ya hiç sesini çıkarıyorlar mı?
- Ne oldu ki?
- Abi 15 kişi var 3 kişi vermedi, şu arkadaki öğrenciler… ücretini vermeyen var mıı?
- …..
- Alooo arkadan vermeyenler var
- Puhahahaha
- İpnelere böyle abi ne yapalım
Hep merak etmişimdir, bilinçli mi söylüyorlar, yoksa arada ağızdan mı kaçıyor diye, bilerek ve isteyerek söylüyorlar, neyse sabah neşesi oldu, iyi geldi…

- Kavşağı geçince indir beni
- Abi şunu uzatır mısın? (öğrencilerden biri)
- Neresi
- Sen uzat abi, ben söylerim…. Arkadan 3 tane alır mısın?
- Puhahahaha
Öğrencilik demek geyik demek, gırgır demek, …

- Naber lan ipne doktor
- Haberler sende, çakma psikolog
- ilginç! şaşırdım...
- niye ne oldu ki?
- Sen ve böyle bi durumda espri yapabilmek... şaşırdım valla
- ohoo sende bizi tam kazma yaptın
- valla benim bişey yapmama gerek yok, bi kaç gündür yaptıklarına bak, görürsün, kazma mısın, öküz müsün?
- Ne var olm, şimdi bizim yaşadığımız durum normal bi durum mu?
- Normal değil de, olayın mimarı da sensin, sayla sümük ağlayanı da
- Yaw o gün gelecek hasta, 60 yaşındaki müesser hanımdı, kadın geceleri kâbus görüyor, anlatsa anlatsa rüyasını anlatırdı. Sende sallardın bişeyler... o kadar
- Vay hesap kitap yapmış da, evdeki hesap çarşıya uymamış
- Yaw ne çarşısı ne pazarı, ağzıma s.çtı müesser teyzenin hastalığı
- Bişey olmaz temizleriz bugün bütün pisliği
- Nasıl temizleyecen olm, anlatta bende bilim, ne konuşçan kadınla?
- Lan ne bilim ne konuşçağımı, kadın konuşacak, bende ne söylersem artık
- Olm bak bi çuval inciri berbat etmezsin değil mi?
- Apo olm sen telefonda yalvarmadın mı bana? gel ne olur son bi seans yapalım diye
- Yalvarma demeyelim de, halledelim işte şu mevzuyu diyorum
- Eee ne yapmaya çalışıyorsun şimdi sen, beni kızdırıp kaçırtmaya mı?
- Yok olm, heyecan yapıyorum işte
- Bişey yapmak istiyorsan kahvaltıyı söyle gelsin
- Kız getirir şimdi..
- Olm saat 3e de baya var, senle bu vakit geçmez, kız kahvaltıyı getirince gitmesin az geyik yapalım.
- Yaw iso gözünü sevim iş yeri burası
- Ne olmuş işyeriyse olm, kızı yatıracak halimiz yok,
- Yokta.. iş yeri ciddiyeti diye bişey var
- Kes traşı, hayır deme lüksün yok zaten, işi yokuşa sürme,
- Elime düştün, burnundan getirecem diyorsun
- Yaw öyle diyorum, poz yapma bana, bugün senle bırak 4 saati 10 dakka bile geçmez
- Aha kız geliyor.. gözünü sevim bi ipnelik yapma
- Ayla naber? nasılsın?
- Teşekkür ederim ismail bey, siz nasılsınınız?
- içgüveysiden hallice, otursana sohbet edelim biraz
- Şeyyy.. oturmasam
- önemli değil ayla hanım, merve hanıma kadar randevulu hastamız yok galiba
- Evet Abdullah bey
- Otur otur, anlat bakalım nasıl gidiyor hayat,
- işle ev arasında geçiyor işte
- hadi canım, yok mu? karşı cinsten bi yakınlık, bi sevgili
- öhhö öhhö
- yok şu anda öyle bisey
- rahibe teresayım diyorsun..
- o ne demek?
- dünya hayatıyla işim olmaz, öteki dünya için çalışıyorum demek
- işimi seviyorum, başka şeyler de ilgimi çekmiyor şu anda açıkçası
- sen lise mezunuydun değil mi?
- evet ticaret lisesi
- kendine ait zamanlarda ne yaparsın? nerelere gidersin, sinema? tiyatro? disko? bar?
- Arada bi sinemaya gidiyorum, o da çok nadir...Abdullah bey ben içeri geçsem
- geç ayla geç, sen orda daha bi başka duruyorsun
- tamam kızım teşekkür ederiz... olm ne bozuyon kızı
- lan olm çok aradın mı sen bu kızı, angutun önde gideni lan bu
- Alla allaa... işimi görüyor benim, işten sonra ne yapmış ne yapmamış bana ne
- Nası işini görüyor?
- Randevuları düzenliyor, büroyu düzenliyor...
- Bu kadar yani,
- Daha ne olsun olm, ne imalı imalı bakıyon
- Yaw apo, ben bi dolanayım, ne senin sekreter, ne ra sen,,,, bu vakit geçmez burda
- Ya deli misin olm, valla bağlarım seni sandalyeye, hiç bi yere gidemezsin
- Olm manyak mısın, kız angut, sende boğacan şimdi beni sorularla, gidiyorum ben
- Hiç bi yere gidemezsin olm, dün geceden beri gram uyku uyumamışım,
- Neyy
- Yok sabahın köründe niye kaldır mışım? Gece zagor okumuşta hellingen beynini düzmüş, dün sabah 8de kalkmaşım, daha başımı yastığa koymuş değilim
- Ana sen harbi harbi sıyırmışın kayışı
- Sıyırdım olm, bak televizyon getirdim, otur nereyi açıyorsan aç, bende koltukta şekerleme yapayım biraz
- valla getirmiş, takılalım bari
- ayla hanım saat 3e kadar kimseyi almıyorsunuz, ben yokum
- Olm bu saatte doğru dürüst bişey de yok ki? misterno falan getireydin daha iyiydi
- Getirdim, bak orda bond çantanın içinde
- Adama bakar mısın? tam donanımlı gelmiş, uuu hazineye baaak
- bugün hiç bir aksiliğe izin vermem
- olm giderken hepsine el koyarım
- Yürü git, b.kunu çıkarma, kitapların üstündeki fiyatlara bak bi..
- Harbi hazine la bunlar, nasıl saklayabildin olm bunları, yüz bin kere gelmişimdir size ilk kez görüyorum, vay ipne vaaay
- iso az uyim da, oku işte, kafa şişirme..
- Tamam lan yat zıbar
- vay vay nerden başlasam aceba, ulan full misterno bunlar ya
- İSOOOO
- tamam lan.. sustum
- Horrrrrr
- ohaaa, bu ne ya,
- Horrrrrr
- lan yengeye çirkin mirkin dedik ama, bu uyudumu iğrenç bi mahlukat oluyormuş yaw
- Horrrrr
- Boğulcak yaw, o nasıl nefes almak öyle, yok abi yenge buna katlanıyorsa, yakında kanatları çıkar
- Horrrr
- Kalk lan kalk, bak ya kütük resmen, tınlamıyor... kalksana oğlum
- Lan Lan... olm manyak mısın ne dürtüyon,
- Yaw kardeşim biraz daha devam etsen, polis basacak binayı, birini boğazlıyorlar diye
- Ne diyon ya, ne boğazlaması, ne polisi, bırakta uyim da
- Oğlum o nasıl bi horlamadır? binayı boşalttılar komple, çökecek diye
- Abart abart...
- lan bu horlamayı kesmezsen, ne beni tutabilirsin burda, ne başkasını
- Dur hallediyorum şimdi.. unutmuşum takayım şunu...
- o ne la
- Burun bandı, horlamayı önlüyor... hadi kaybol şimdi.. daha horlamam
- hmm.. gidelim bakalım
- .....
Anam iyi kaptırdık, saat kaç olduki... "hayat ne güzel ne hoş haydi durma sevgiline koş"

- Apo uyan lan,
- ....
- Alooo kalksana olm
- He ne oldu, ne oldu
- Ebenin damı su akıtıyormuş .. o oldu
- Olm o nasıl uyandırmak ya, dürterek uyandırılır mı insan?
- Kalk lan ibne, nasıl uyandıracam öpecek değilim ya seni? saat iki buçuk olmuş
- ney ney .. iki buçuk mu.. off her tarafım tutulmuş
- Birazdan damlar yüksek sosyete gülü
- Lan ne konuşçan sen şimdi onla.. dur bi yüzümü yıkim.
- Sallayacaz olm bişeyler, heyecan yapıp, benimde ayarımı bozma
- Tamam hiç bişey demiyorum, yanlızca tek bir şey istiyorum
- Bi hikaye uydur, artık doktorluk yapamayacağın yönünde, bugün bitsin bu işkence
- Gelsin de bakacaz artık, bak stres yaptı, karnım ağrıdı, bi helaya gidem
- iso iso,
- lan olm helada bari rahat bırak
- kadın geldi, kadın geldi.. çabuk çık
- oldu.. g.tümü yıkamadan çıkayım hemen, beklesin az
- la bi yavaş konuş duyacak
- Apo işim bitince çıkacam.. yırtınma boşuna
- Yaw arkadaş ne s.çarmışın, bütün yıl tuttun mu?
- Olm bi sus, şu tırsaklığın öldürecek beni, bişey değil banada bulaştıracan herşeyi bok edecem bak
- Tamam sustum, alıyorum içeri
- Şu teybi de aç, ne yaptın ne ettin diye saldırma bana kadın çıkınca
- Açtım... aha da kaçtım
- Buyrun merve hanım
- merhaba
- buyrun lütfen
- ismail bey kusura bakmayın, biraz ısrarcı oldum ama
- yok önemli değil, burası benim muayenehanem değil ama, ortada bir hata varsa onu başlatan siz değil, galiba Abdullah bey ve benim
- Ortada bir hata derken
- Siz Abdullah beye geldiniz, ama ben girdim seansa, doğru değildi bu
- Benim bundan yana bir şikayetim yok
- Farkındayım, adresimi ve telefonumu istemişsiniz
- Evet, umarım rahatsızlık vermemişimdir
- Hayır elbette vermediniz ama, merak ettim İstanbul adresimi alsaydınız ne yapacaktınız
- Kardeşim orda yaşıyor, onu ziyaret ederdim
- Anladım, sakıncası yoksa Abdullah beyle neden seanslara devam etmediğinizi söyler misiniz?
- Aslında bi sebebi yok, konuşmak gelmedi içimden,
- Peki isterseniz başlayalım, neler oldu hayatınızda konuşmamızdan sonra
- Pek bişey olmadı aslında,
- Anlamadım, değişiklik olmadı derken
- Ogün konuştuklarımızla ilgili bişey yapmadınız mı?
- yok yapmadım
- Merve hanım siz sorununuzu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?
- Ben sorunumun çözüleceğini sanmıyorum
- Peki burda olmanızın sebebi nedir? niye ısrarla benimle görüşmek istediniz
- Bilmem aslında çok belirgin bişey söyleyemem

Yok abicim bu karı milletinin yüzde 90'ı arıza, kocasıyla konuşmamış, ısrarla benle konuşmak istiyor ama bir sebebi yok, sende görüntü var ses yok güzelim, adamın boşuna günahını almışız biz, normal işini süpermen hızında bitirip bırakması... nato kafa nato mermer

- Birşeylerden bahsetmek ister misiniz?
- Ne gibi?
Hafta sonu derbi maçı ne olur mesela, fener takar gerçi de, seninde bi yorumunu alim, hakem Kuddusi Müftüoğlu oyunun gidişatını etkiler mi? ipnelik yapabilir mi?... ne gibi diyor ya.. kafayı yedirir bu adama

- Konu seçimi size ait, neyle ilgili konuşmak isterseniz
- Hiç bişey konuşmasak
- Nasıl yani?
- Ben burda siz orda dursanız seans bitene kadar
- Bakın merve hanım, evlilik hayatınız boyunca, belli ki fiziki temasla olmasa da, psikolojik anlamda bir baskıya maruz kalmışsınız, konuşmaktan neden imtina ettiğinizi anlamakta güçlük çekiyorum.
- Evet bunu ne kadar da kolay anladınız, bir şey istediğinizde, her kelime her cümle ağzınıza tıkılınca ve uzun yıllarda buna katlanınca, susmayı öğreniyorsunuz.
- Bakın bunu susmak değil de, sinmek ya da sindirilmek diye adlandıralım.
- Nasıl adlandırırsanız adlandırın, durum bu
- Siz bu halinizden memnun değilsiniz ki, bir psikologa başvurmaya karar verdiniz.
- Konuşacak kimse yok etrafımda, eşimin anne ve babasıyla bu konuyu paylaşmam imkansız zaten, benim anne ve babamda, eşindir, kocandır deyip geçiyorlar.
- Peki hiç bayan arkadaşınız yok mu? dertlerinizi paylaşacağınız
- Vardı, ama ne kadar kız arkadaşım varsa, eşime ya da onun etrafındakilere yanaşmaya çalıştı, ne paylaştıysam, bir çoğu eşime yaranma uğruna bana ger döndü
- Eşinizden boşanmaktan korkuyor musunuz?
- Evet korkuyorum
- Nedir peki sizi korkutan, mutlu değilim diyorsunuz, mutluluğunuzu etkileyen unsurları da hayatınızdan çıkaramıyorsunuz, yaşam tarzınızı değiştirmek mi korkutuyor sizi?
- Kendi ailem, asla affetmez beni, ne kadar haklı gerekçem olsa da.. benim kendi mutluluğum için yapacağım her çıkış, büyük ihtimalle beni ayrılığa iter.
- Siz kendinizi bir çözümsüzlüğün içine hapsetmişsiniz... ben size nasıl yardımcı olabilirim ki?
Kadının gözleri doldu,
- Konuşmasak seans bitene kadar
- peki...
Lan beynim boşaldı ya, aklıma kuracak cümle de gelmiyor, en iyisi dediği gibi susmak, toc.. toc...
- Kusura bakmayın, seansın bittiğini haber vermek istedim
- Tamam 1-2 dakka müsade edin
- elbette
- Ben tekrar gelebilir miyim ismail bey?
- Bakın merve hanım, burası benim muayenehanem değil,
- Ben sizi araştırdım, siz doktor değilsiniz
- ????
- haftaya tekrar geleceğim
- Aha da b.ku yedik apo

misterno55
02-03-2011, 09:29
emeğinize gönlünüze kaleminize sağlık :)
gerçekten çok güzel omuş yazınız çok şeyler hatırladım sayenizde....,

son birşey ....YAŞŞA FENERBAHÇE :)
cf:ups Teşekkür ederim, yazı için arada işi sallıyorum, bir çift gülen yüz olduğunu bilmek, keyfimi yerine getirdi.

misterno55
02-03-2011, 14:53
- Ne konuştunuz? Ne konuştunuz?
- …..
- Lan olm ne konuştunuz söylesene, ne bakıyon öküz gibi
- Apo düşünüyorum, ne söylim diye
- Lan ne düşünüyon, ne konuştuysanız onu söyleyecen, hadi hadiii
- ….
- S.çtın değil mi olayın içine, biliyodum böyle olacağını, ağzıma s.çtın değil mi?
- Apo senin hastan var mı? Gelecek
- Yaw ne alaka şimdi, ne oldu bi söyle da, bitti mi işkence onu söyle bari
- Sahilde yeni bi restorant açılmış, hastan yoksa balık yedireyim sana
- Başlayacam restoranına da balıkçısını da balığını da, bok ettin değil mi her şeyi
- Apo attırma sigortalarımı, her şeyi anlatacam işte, gidelim sakin kafayla konuşuruz
- Neyi konuşçaz olm, belli tipinden işi b.k ettiğin
- Apo teyp orda, ben gidiyorum, ne b.k yersen ye
- Git.... ortalığı bom b.k et, sonra kaç
- Hay senin çenene Apo, bi de psikolog olmuş, dinlemeyi öğren önce
- Bi yürü git, sanki bişey anlatıyormuş gibi, dinlemeyi öğrenecek mişim
- Ne halin varsa gör
- Karıya tav oldun tabi, güzel mi güzel, kocası da ipne midir nedir, mutlu edemiyor, doktor palavrası da tutmuş, karı da illa da İsmail diyor, düzen hoşuna gitti tabi, bi punduna getirip götürürüm karıyı diyorsundur.
- Lan ipne, bari önce teybi dinle, ne konuşulduysa orda zaten, az daha üstüme gelirsen, Allah yarattı demiycem… ben çıkıyorum arkamdan tek cümle kurma

Bu karı doktor olmadığımı da öğrenmiş, nasıl öğrenmiş ki? Soyadımı bile bilmiyor… hadi onu geçtim, madem öğrendin niye hala İsmail diye tutturuyorsun, öyle Alain Delon’luk durumumuz da yok ki, karı hasta oldu diyeyim. Aponun dediği gibi g.tümüzdeki kıllar da ağardı. Ne bu karının derdi bi anlayabilsem… bu işin sonu kesin b.ka saracakta, bakalım ne olacak.. en iyisi gidip kafayı çekmek

- Dostum çoban salata istiyorum, beyaz peynir mümkünse yağsız olsun, karışık meyve, bi de hamsi istiyorum ızgara,
- Rakıyı nasıl verim
- Bi ufak alayım şimdilik

İpne teybi dinlemiştir, bakalım nasıl bi yorum katacak olanlara… bütün b.ku üstüme sıvadı, g.tün yemiyodu niye artistlik yapıyorsun “kolaysa sen yap” diye, sanki zorla hastana ben gireyim dedim…. drlilili drilili … drilili drilili… beyimiz teybi dinlemiş,
- Alo
- Nerdesin?
- Balıkçıdayım, baruthanedeki, köşede, en uçtaki
- Tamam geliyorum, 15 dakkaya ordayım
Gel bakalım, neler yumurtlayacaksın bende merak ediyorum, nasıl bir yorum katacaksın bu b.ktan duruma… şansa bakar mısın, bi hastaya girelim dedik, oda full arıza çıktı… adam harbiden işinden gücünden olacak… aha geldi,

- İso gel seni bi öpim..
- !!!... lan dur
- Yok yok öpecem
- Yaw 1 saat önce saydırdın o kadar, şimdi öpecem diyorsun. Başlayacam ayarından...
- Ya bu karı manyak, anlamışsındır zaten, dedim nasıl öğrenmiş senin doktor olmadığını
- Bende merak ediyorum, nasıl öğrenmiş?
- Bu geçen senin telefonunu adresini falan istemek için aramıştı ya
- Evet
- Bişe çıkmayınca, kıza sormuş senin soyadını, oda kayıtlardan söylemiş
- Dünya da bilişim çağında olunca, birinin doktor olup olmadığını öğrenmek zor olmuyor tabi
- Kovdum sekreteri
- Lan kızın ne günahı var, niye kovdun kızı, ne bilsin olm böyle bişey olacağını kız, eşeklik senle bende
- defolsun gitsin, sekreter mi yok, umumi santral mi orası, niye bana sormadan bilgi veriyor.
- Lan dingil daha ortalığın karıştığı falan yok, tamam karı normal değil de, yine gelmek istiyor, sizi ispiyonlarım, yakarım falan demiyor ki?
- O ayrı, kız ayrı
- Ne ayrısı olm, senin sekreter bu kızı bilmiyor mu?
- Biliyor
- Senin değil de seansa benim girdiğimi de biliyor?
- H..iktiir.. yumurtlar diyorsun, sağda solda
- Valla yumurtlayabilir, artık tek sarılı mı olur, çift sarılı mı olur, bekleyip görürsün
- Dur bi arim doğru diyorsun ya
- Olm keskin sirke küpüne zarar bilmiyor musun? Ne parlıyorsun hemen
- Alo ayla kusura bakma, bu aralar iyi değilim uykusuzluk problemimde var biliyorsun, söylediklerimi dikkate alma, pazartesi görüşürüz, iyi tatiller
- Garson bize bir tabak daha, apo hamsi söyledim ızgara
- Olur olur, kalamar istiyorum bi de
- Evet apo teybi dinledin, yorumlarını alayım
- Valla söylenecek fazlada bişey yok, ne söylenmesi gerekiyorsa, yerinde ve zamanında fazlasıyla söylemişsin. Kadın meseleye cinsellikten girmese, eşiyle birlikte bir seans istenebilirdi de, onun da olması imkânsız gibi görünüyor.
- Senden psikolog olur diyorsun
- Senden olur da, bu mevzudan sonra benden bi b.k olmaz gibi görünüyor.
- Lan bi vesvese yapma, kadın yine gelmek istiyor işte,
- İstese ne olacak, sen orda otur ben burda oturayım, hiç bişey konuşmayalım diyor… O kadar hastam oldu, böylesini ilk görüyorum.
- Evet, farklı olduğu kesin, ama ben anlıyorum onu
- Hadi ya ne anlıyorsun? Anlat dinliyorum seni…
- Anlaşılmayacak bir şey yok aslında, anlatayım yine de
- Anlat anlat
- Şimdi bizim sosyete gülünün kocası zengin ipnenin teki değil mi?
- Öyle
- Şimdi biz istesek, iki tane taş gibi hatun bulup eve atabilir miyiz atamaz mıyız?
- Benim eve atamayız da, senin eve atarız…puhaha
- Peki, amme hizmeti veren arkadaşların, zevk alıyor mu? Almıyor mu? Durumu bizim umrumuzda olur mu?
- Olmaz tabi, niye olsun, parayı basıyorsun..
- Peki, bu zengin kardeşimiz bu ve benzer organizasyonlar yapmamış mıdır?
- Ohoo sen 1 yaptıysan o bin yapmıştır, sordum ben bi kaç kişiye halada kırıyormuş cevizleri
- Adam döşeme üzerine mastır yapmış evdeki diyecek ki, ben zevk almıyorum, senin yaptığından, valla evden kovan bile olur. Lan ne zevki alacan, karımsın sen benim, sokak kadını gibi ne konuşuyon benle diyen bile olur valla.
- Değişik bi bakış akışı
- Neresi değişik olm, birini seveceksin, bir ömrü paylaşmak için benimle evlenir misin diyeceksin, sonra yatakta alaşağı ver yukarı derken “ben zevk almıyorum” diyecek.
- Almıyorsa diyebilir, ne gariplik var ki bunda
- Şu gariplik var, diyelim ki, ne yaptıysak olmadı, karı bi türlü zevk almıyor, araya zenci mi atacaz
- Yok lan manyak mısın?
- Peki söyledi bi gariplik yok, araya zenci de atmıyoruz, ama bir çözüme de ulaşılmıyor, bu evlilik bi yere gider mi?
- Gitmeye bilir valla? Adam da girer bunalıma, biter o evlilik
- Niye biter? Karı zevk alamıyor diye
- Aynen
- Lan evlilik=cinsellik mi? O kadar önemliyse ne diye evleniyor, etraf gözü dönmüş erkek dolu, biri mutlu etmezse 10tanesi eder, lan yemin ediyorum çivisi çıkmış memleketin,
- Bana sallamıyon değil mi?
- Sana ne sallayacam ya, ayarlarımı bozdu kadın...
- Sen şimdi saptamayı yaptın da, hala karının hal ve hareketlerinden neyi anladığını anlatmadın.
- Klasik kardeşim işte, ben seni, hoşuma gitmeyen her söyleminde fırçalasam, sende bi iki miyavlamadan sonra hiç sesini çıkarmasan, ben senin tependen iner miyim?
- İnmezsin, ha bire köpek muamelesi yaparsın
- Aynı mevzu işte, bu bi iki miyavlamış, ki bence yanlış konuda miyavlamış, adamda tersleyince susmuş. Nerde olursa olsun biri sizi sürekli aşağılıyor, tersliyorsa zaman içinde, belirli bir rahatsızlığa dönüşmesi kadar doğal bir şey olamaz.
- Yani yani
- Benim anlamadığım şu, yaw sen aynı yatağı paylaştığın kişiye bişeyleri söyleyecek cesareti bulamazken, nasıl olurda gelir bir psikologa söylersin? Özelindeki bir rahatsızlığını, hangi cesaretle genele yayarsın.
- Hop hop ne geneli olm, doktor ile hasta arasındaki konularda özeldir, hiçbir zaman paylaşılmaz.
- Oldu.. bizde fener-gs maçının pozisyonlarını tartışıyorduk
- Lan olm, sen girdin seansa, ondan konuşuyoruz, ben girsem, senin hiç bişeyden haberin olmazdı ki..
- Zamanla kadının etrafında kimse kalmamış, kocada tersleyince, hatlarda arıza oluşmuş bence, bu karı sakat olm,… sen şimdiden plan proje geliştirmeye başla
- Psikoloji merakını attırayım iso… başın göğe erdi mi?
- Yok ermedi, karı da karı ama demi, taş gibi
- Ağzına sçim
- Böyle bi karım olsun 100milyon dolar borcum olsun
- Ey ahali bu gördüğünüz şahsiyet, ipnedir, isteyen test edebilir
- Lan lan, ne yapıyon, … kusura bakmayın
- Manyak karı dolamış bizi parmağına, oynatacam sizi diyor, sende öyle bi karım olsun 100 milyon borcum olsun diyorsun, bütün restoran üstünden geçse, elimi kaldırmam, ipne.
- Lan olm şaka yaptık, alt yazımı geçecem, espri yaparken
- Yapma şaka maka
- Tamam lan kalk gidelim, b.kunu çıkaracan sen mevzunun anlaşıldı…Hesap lütfen
- Yok kardeşim hesap falan, sen git, ben gelmiyorum
- Apo b.kunu çıkarma, içeceğin kadar içtin işte
- Lan çocukmuyum ben, git nere gidiyorsan, ben oturcam daha
- İyi bende kalkmıyorum o zaman
- Arkadaş bi yürü git, oturduk oturcağımız kadar, yalnız kalmak istiyorum
- Emin misin? Bak gidiyorum
- Defol git 70’li yıllara bi daha da gelme

misterno55
02-03-2011, 22:24
Keşke dönmemecesine gidebilsem 70’li yıllara hiç büyümesem, kadınlar hep erkeklerle mesafeliydi o zamanlar, her zamanda öyle olması lazım bana göre, ateşle barut yaw, yan yana durması imkansız maddeler. “Aaaa ne fesatsın, biz Ömer’le sadece arkadaşız” tabi canııım, Ömer bi fırsatını bulsun bak seni napıyor…

Ben aşık olduğum hiç bir kadını cinsel obje olarak görmedim, zaten öyle görseydim aşık olamazdım herhalde, kadınlar da öyle mi bakıyor bilmiyorum, zira onları anlamakta hep güçlük çektim. Gerçi “Kadınlar ne ister” diye kitap yazılmış, film çekilmişse demek ki, benim gibi baya bunların ne istediğini bilmeyen var. Bu aynı zamanda kadınların genelinde bir arıza durumu olduğunu da gösteriyor.

Ben 70 değil de 80’lere bi gideyim bu buhrandan başka türlü çıkmanın yolu yok;
Biz artık kiracı değiliz kendi müstakil bahçeli evimizde oturuyoruz, biraz kenar mahalle ama olsun, bir şikayetimiz yok, zira her taraf futbol sahası, 15-17 yaş grubundaysanız, hatta biraz daha büyükte olabilirsiniz, okul sonrası zamanınızın hemen hemen tamamını futbol oynamakla geçirirsiniz. En azından biz öyle yapardık…

Oturduğumuz ev bir kooperatif tarafından yaptırılmış, birbirinin benzeri bir çok müstakil tek katlı yapılar şeklindeydi. Tabi herkes aldığı evde oturmuyordu, bazıları sanırım yatırım amaçlı almış olsa gerek, kiraya veriyorlardı. Bizim sokağın alt sırasında, soldan 3. evde oturan polis aile kiracıydı. Aslında uzun zamandır orda oturuyorlardı ama mahallenin geçlerinin ve de bendenizin bu kiracıları fark etmesi, yaz tatiline rastlıyordu.

Diyeceksiniz ki nasıl fark ettiniz, şöyle fark ettik. Oturduğumuz evleri bugünkü site mantığında düşünebilirsiniz, sadece etrafında duvar olmadığını bilin yeter. Alt alta dört tane sokak, ama en civelek en curcunalı sokak bizimki. Bu yüzden alt sokak üst sokak hep bizim orda toplanırdı, aklınıza gelebilecek her türlü oyun, sohbet gırla giderdi.

Bizim sokağı sadece çocuklar ve gençler şenlendirmezdi, annelerimiz de, kaldırımın üstüne kilimleri serer, kiminin elinde örgü, kiminde kanaviçe ya da oya, bi yandan örgülerini örer, dikişlerini yaparlar bi yandan da sohbet ederlerdi… aynı zamanda da çocuklarına laf yetiştirirlerdi

- Muraaaat, kirletme üstünü oğlum
- Ahmet yavaş oğlum düşeceksin
- Mehmeeet, seni gebermeyesice, çabuk in o direkten aşağı, (elektrik direklerine tırmanmak gibi, akıllara zarar hobilerimiz vardı)
- Selim gel bakim buraya, ben sana salim’le oynamayacaksın demedim mi? (kıçına bi şaplak) yürü doğru eve..
Büyük ihtimal salim selimi dövmüştür… Anne onun için koymuştur ambargoyu… bu curcunanın olduğu saatler de, gündüz saatleri değil ha, yazın günlerin uzun olduğu, akşam yemeklerinin yendikten sonra saatin akşam 8i gösterdiği saatler. İşte bu saatlerdi bizim polis aileyi keşfettiğimiz saatler…
Sıcak bir yaz akşamı, bu ailenin oturduğu evin bahçesinde önce 20’li(melek) yaşlarda oldukça hoş bir kız gördük vay bu da kim ola ki derken… kapıda 16(tuba) yaşlarında boyu boyumuza yaşı yaşımıza uygun bir Lolita çıkmaz mı? Çıktı valla…
O zamana kadar çenelerinin ayarları olmayan ve çan çan öten mahallenin bütün geçlerinin ağızlarını bıçak açmamaya başladı. Artık çeneler susmuş gözler konuşuyordu, daha doğrusu pek konuşma sayılmazda rontluyordu diyelim. Sanırım 18-25 yaş arası gençlerin tamamı Meleğe, yaşları müsait geri kalan tayfa da Tuba’ya aşık olmuştu, tabiî ki bende…
Akşamları geneldi bizim evin hemen karşısındaki bakkal toplanma mekanı olurdu, hem yemek sonrası gazoz, sakız, çikolatalar hüpletilir, arada da sohbeti patlatırdık. Hatta hava kararsa bile, sokak lambalarının altında top oynardık. Tabi bütün bunlar, iki fıstık mahalleye gelmeden önceydi.
İstanbul bizim çocukluğumuzun rüya şehri idi, sanırım Türkiye'nin bir çok yerindeki insanlar için de böyleydi. Akşam üstlerinin toplanma yeri değişmişti artık, fıstıkların hemen karşı komşusu olan Sabri Amcaların evinin önü yeni mekandı. Kızlar dışarı çıktığı anda, direk görüş alanımızda oluyorlardı. Recai abi soruyor "nereli la bunlar" Mustafa abi "Polis'in hanımı İstanbulluymuş, bunlarda baldızları olduğuna göre" ...
- Ahmet duydun mu? kızlar İstanbulluymuş
- Vay anam, sosyetedir la bunlar
- Nasıl yani?
- Canım cicimli konuşuyorlardır
- hadi ya
- Valla sevgilim, aşkım bile diyorlarmış
- Ortalık yerde öyle mi? Yok devenin nalı
- Olm geçen ay, Babam İstanbul'a gitti ya, görmüş duymuş

Ahmet bizim mahallemizin en varlıklı ailesinin(bize göre varlıklı) tek oğluydu, fiyakası hep düzgündü, bizim kıyafetler genelde bit pazarından ya da, ucuzluktan alma çakma kıyafetler olurdu. Yani bu iki gruptaki erkeklerden hangisi kızı kapar lotosu yapılsa, bizim gruptaki Ahmet hiç ganyan vermezdi.. zira büyük ihtimalle hayallerimizi süsleyen Tuba'yı biri tavlayacaksa o Ahmet olacaktı garanti. Ama umut fakirin ekmeği demişler, teslim olmak yok...
Her akşam yemek bir an önce bitsinde, kimse gelmeden Tuba'yı göreyim diye acele ederdim. Unutamadığım akşamlardan birinde, Tuba polisin 5 yaşlarındaki oğlu ile kapıya kadar yürüyordu bahçede, Sabri amcanın aynı yaşlarındaki kız torunu da, kendi evlerinin önünde kafasına göre takılırken, ben gözlerimi elbette Tuba'ya kilitlemiştim.
Pijamayla dışarı çıkmıştı ki, bizim oralarda, o yaşlarda bir kızı pijama ile görme şansın hiç yoktu o zamanlar. İnce bir penye kumaşa benzeyen pijaması tam olmasa da vücudunun bazı hatlarını ortaya çıkarıyordu ki, bu benim bütün vücudumu ateş basmasına yetiyordu. Polisin oğlu kapının dışına doğru çıktı ve oynamaya devam eden Sabri Amca'nın torunu Nuray'a yaklaştı ve yanağından öptü... bakar mısın İstanbul'un 5 yaşındaki bebesi bile bizden daha cesur. Bu kısmi şaşkınlığım birazdan duyduğum kelimelerle küçük dilimi yutmakla son bulacaktı.... Tuba " Yanaktan değil, dudaktan dudaktan" sanırım gündüz olsaydı, yüzümdeki kızarıklık, 100metre öteden farkedilirdi.
Gerçi yaklaşık 1 hafta sonra gördüğüm manzara, İstanbul ile bizim memleket arasındaki gönül ilişkilerinin uçurumsal boyutlarda olduğunun göstergesiydi. Bizim geçliğimizde memlekette bir kızla çıkmak, elini tutmak veya bi şekilde onunla dans edebilecek bir ortam yaratmak büyük bir olaydı.
Gündüz vakti ciğerci kedisi gibi evin civarındayız yine, tuhaf bi hareketlilik var, saçları alabruz(dönemin klasik saç kesimlerinden) kesimli 20li yaşlarda atletik bir delikanlı dolanıyor sevdalımızın yöresinde, ilginç bir şekilde evin girişinin ters istikametine götürüyor Tuba onu, lan noluyor sotede bişey mi yapacaklar acaba diye düşünürken, Tuba geri dönüyor evin girişine doğru, saniyeler geçmeden ablası melekle dışarı çıkıyor, ablası da birini arayan gözlerle etrafa bakıyor ve Tubanın delikanlıyı bıraktığı tarafa yönelirken, çocuk birden kızın karşısına çıkıyor... kız çığlık atarak boynuna atlıyor delikanlının, bu adrenalin dolu hareketler, bizimde ayaklanıp olay mahalline yaklaşmamıza sebep oluyor, olayları daha yakından görmek istiyoruz.
Delikanlı kızın ayaklarını yerden kesiyor ve dudaklarına yapışıyor...
- Ahmet rüya mı la bu
- Napıyo la bu, yapışta ya kızın ağzına
O günlerde bu görüntü bizim için, Rüzgar gibi geçti veya Casablanca'dan bi sahne gibiydi. Ben kimseye anlatmadım bu olayı, taki polis mahalleden taşınana kadar, Ahmet'te anlatmamıştı... çünkü ikimizin de aklından aynı şey geçiyordu, bi şekilde bi yakınlaşma olursa, gözler kapanacak ve dudaklar kenetlenecekti. Düşüncesi bile kalbimin ritmini bozmaya yetiyordu.

Ben avucumu yaladım, ama Ahmet bir sünnet düğününde onunla dans etmeyi becerebilmişti... başka bişey yapıp yamadığını bilmiyorum. Zaten bunu sormaya da erkeklik gururum izin vermezdi.

Tuba potansiyel bi yaz aşkıydı, sanırım ben dahil onu kimse öpememişti, yoksa bu haberin flash bir hızla yayılması kaçınılmazdı. O yıllar Hotel California, Hello ve Caralles Whisper gibi şarkılarla geçti hep, tabi gönlümüzü kaptırdığımız bir kızın kollarında olmak hayali ile...

sevgiler....

misterno55
03-03-2011, 11:22
Çocukluğumda Ramazanın yaz aylarında olduğunu hatırlıyorum, sanırım 70’li yılların sonu 80’li yılların başıydı. O zamanlar her şeyin tadı bir başkaydı ya, Ramazan ayı da öyleydi, ramazanın her günü bir günü ayrı bir telaş olurdu. Yaz olması hasebiyle, babam dışında derin bir uyku hali hakim olurdu evde. Ben ve benim gibi gençlerin tamamı sahura kadar ayakta olduğu için, genelde iftara birkaç saat kala uyanırdık.

Bu hususa hafta sonları tanık olan babam “siz şimdi oruç mu tutuyorsunuz?” diye sorar, “tutmuyor muyuz?” deyince de “Oğlum eşeği de, bağlasam bi ağaca, akşama kadar yemlemesem, sizin tuttuğunuz orucu tutar”,.. “sahura kadar ayaktayız baba, yaz tatili, yatıyoruz işte, okul olsa mecbur kalkar, orucu da tutarız”

Biz sahura kadar ayakta kalma alışkanlığını hiç bozmadık, bu eşek benzetmesinden, ramazanın yaz aylarına rastladığı dönemde hep nasibimizi aldık. Artık büyükler o dönemde çalıştıkları ve zorlandıkları için mi yapıyorlardı bu benzetmeyi bilmiyorum, zira ramazan hep yaz aylarında devam etmedi, okuduğumuz dönemlerde de oldu ve biz yine oruç tutmaya devam ettik. Aman kimse helal olsun len, ramazan ayında eşektiniz, bak şimdi herif gibi tutuyorsunuz orucunuzu demedi.

Sanırım çocukken büyükleri, büyüdükçe de çocukları anlamamaya devam edeceğiz, kuşak çatışması deyip geçelim. İftar saati yaklaştıkça mutfakta yemek telaşı başlardı, yılın 11 ayı mutfakta ne piştiği ile fazla ilgilenmezken, artık bırakın sizin mutfağı bütün mahallenin mutfakları ilgi alanınıza girer olmuştur.

- snıf snıf .. lan bu koku.. Gülseren teyzeler kızartma yapmışlar galiba
- Harbi ne koktu be,
- Off birazdan biberlerle, patlıcanlar ve patatesler, uzun bir tabakta birbirlerine sarılacaklar, sarımsaklı domates sosu da bi yorgan gibi üstlerine serilecek
- Yuh o nasıl bir tariftir ya, yemeği mi tarif ediyon, yatak odası fantezisi mi kuruyon anlamadım
- Manyak mısın olm, az süsledim işte, ramazan ramazan ne günaha sokuyon beni
- Sen aklımı aldın olm benim, ortada bir günah varsa sana ait zaten
- Bi susta yürü
- İso yaşar amcaya bak
- Ooo tepsi ve gazete kağıdı ile üstü kapanmış tencere, ceyar’larda(Dallas popüler, o yıllarda mahallede mutlaka birilerinin dizilerden aldığı lakaplar vardır) bugün kıymalı pide var.

Tabi o zamanki komşuluk ilişkileriyle bugünkü komşuluk ilişkileri arasında dağlar kadar fark var. İftara yapılan hazırlıklarda mahalle arası bir paylaşım mutlaka olurdu, Kadriye teyzelerden 1 tabak dolma, Fidan teyzelerden ince kıyılmış zeytinyağlı taze fasulye, Gülseren teyzelerden bir tabak kızartma…

İftar saati yaklaştı mı, kadınlar hariç, çocuğu, genci, orta yaşlısı, ihtiyarı bütün mahalle sokağa dökülür, ayaküstü sohbetler yapılırdı, ramazan topunun atılmasına 5-10 dakka kala meydan sadece çocuklar ve gençlere kalırdı. Top patlar patlamaz koşar adım evlere gidilir çocuklar “top patladıııı, top patladıııı” diye bağırırlardı.

İçeri girdiğimizde herkes sofra başında olur babam, “ezan okundu mu oğlum, ben duymadım” derdi… Genelde babam sözcüğünü tamamlarken hoca ezana başlardı.. varsa hurmayla, yoksa zeytin veya suyla oruçlar açılır, yemek faslına geçilirdi.

Bilen bilir, bir çok yerde Beze diye adlandırılan benim memleketimde Atom denilen bir şey vardır. Bir şey diyorum çünkü, Atom yumurta ve şekerden yapılan bir karışım, ortaya beyaz o zamanlar genelde el büyüklüğünde yapılan, şimdi birkaç boy birden çıkarılan, tatlı desen diyemezsin, şeker desen tipi müsait değil, şekerimsi tatlı bişey çıkardı.

Bir keyif bir lezzet alıyorum ben bu Atomdan sormayın gitsin, iftarı yaptıktan sonra sokağa çıkar, Atom satan birinin geçmesini beklerdim ki, onlar da beni fazla bekletmezdi.
- Atooooom, iftarlıııık Atoooom
- Atomcu gel bakim
- Kaç tane verim abi
- Gel otur yanıma, tepsiyi koy

O günkü iftarda yediğim yemekle doğru orantılı olarak bir atom tüketimim olurdu, eğer sağlam yediysem, 2-3 tane, orta halli bir iftar geçirdiysem 5-6 tane, eğer o gün canım fazlasıyla atom çektiyse, iftarda yemeği az yiyerek 10 taneye kadar çıkardım.

Ramazanları hep sevmişimdir, ayrı bir havası ayrı bir güzelliği ayrı bir lezzeti olurdu her şeyin. E birde o yıllarda genç ya da çocuksanız, ramazanın bitimine müteakip gelen Ramazan Bayramı (şeker bayramı) bu ayın güzelliğini katmerli bir şekilde artırıyordu. Yep yeni kıyafetler, cillop gibi ayakkabılar, şekerlemeler çukalatalar tabiî ki de bol bol bayram harçlıkları...

Ne güzeldi o zamanlar çocuk olmak, genç olmak, ramazanı ve bayramı yaşamak.

Sevgiler…

misterno55
03-03-2011, 16:44
Apo Merve ve iso şeytan üçgeninden 5 gündür ses çıkmıyor. Bu sessizlik hiç iyiye alamet değil, Apo saydırıyordur bana garanti, b.k vardı samsuna geldin, içine ettin her şeyin. Ettik valla adamın hastasıyla senin ne işin olur ya… illa girecem diye bide zorluyorsun adamı… Karıda arasan bulamayacağın cinsten, bi insan hem bu kadar güzel, hem bu kadar nasıl arızalı olur ya…

Biraz TV bakayım… dındırı dındırı dındırı dııın.. dındırı dındırı dındırı dııın… aha kurtlar vadisi… polata bakar mısın Cüneyt abimin tahtına göz dikmiş, karızma ya amcam… adam hem kahraman hem ünlü düşünür…. Laflara ba laflara “Ben cahille konuşmam ki lafım boşa gitmesin!” .. diyojen halt etmiş… “Başımı itlere yediririm, sözümü kimseye yedirmem.” .. höyt bee racona bakar mısın? Yok yok bakma adam racon kesmiyoruz kafa kesiyoruz der, karpuzu alır valla gövdeden.

En iyisi biraz misterno okumak, tadı damağımda kaldı, ipnetor nasılda istiflemiş misternoları, tabi bizim gibi evi terk etmedi ki, adam okulu kazanınca aile komple peşine gitti, okul bitti aile hop memlekete, bi evin bi oğlu olmak böyle bişey demek ki. Bi punduna getirip alabilir miyim acaba misternoları ondan. Aslında şu mevzuyu çözsem, bırak misternoları bütün çizgi roman arşivini bile verir..… olayıda çözerim ya, bu manyak karı, benim doktor olmadığımı söyleyemez ki zaten, teypte sesi kayıtlı, adama sormazlar mı, madem doktor değil ne b.k yemeye adamla görüşüyordun diye… diyemez diyemez… ben kaparım misterno ları…"hayat ne güzel ne hoş haydi durma sevgiline koş"…
- Alo
- Apo naber
- İyi
- Kısa cümleler, soğuk ses tonu, belli ki travmadan çıkamamışsın hala
- …..
- Olm bi normale dön ya, hiç bişey olmayacak ben seni kurtaracam bu durumdan
- Gördük nasıl kurtardığını
- Bundan sonrası için diyorum ya, kurtaracam işte, sen benim kafaya koyduğum bi şeyi yapamadığımı gördün mü?
- Nasıl olacak peki bu?
- Sana ne ya Alla Alla, sen bi normale dön, ne çekilmez bi adam oldun ya, ne arıyosun ne soruyosun
- Hikayeden sallıyon işte, içimi rahatlatmak için
- Sana söz 1 ay içinde, senin başına hiç bi halt gelmeden bitirecem bu işi tamam mı?
- Tamam olmasına tamam da, nasıl yapacan olm söylesene
- Lan ne meraklı Melahatsın ya, halledecem işte, ama bir şartım var
- Neymiş?
- Misterno serisinin tamamını alırım
- Ya iso bak başlayacam 7ceddinden sülalenden
- Niye olm derdini çözecez işte
- Yaw ben günlerdir doğru dürüst uyuyamıyorum, bu mevzu yüzünden, sen diyorsun ki, ben çözerim ama misterno serisini alırım
- He öyle diyorum
- Vermiyorum desem çözmeyecen yani?
- Yok olm olur mu öyle şey…maymuna dönmüşün, ben bu olayı çözerim demek istiyorum, inanmazsan iddiaya girelim diyorum… budur yani
- Olm iddia tek taraflı olmaz, madem iddia istiyorsun, kabul ediyorum ben, ama bende bütün çizgi roman arşivini alırım, çözemezsen
- Neeyy
- Ne oldu, öyle işkembeden sallamaya benzemiyor değil mi? Çözermiş
- Lan ne işkembeden sallayacam, kabul ederim, ama misterno ya, benim bütün arşiv olmaz
- Nasıl olacak?
- Senin de bütün arşivin, benimde bütün arşivim
- Anlaştık
- Sana geliyorum evde misin?
- Evdeyim de niyeki?
- Olm 40 yıllık arkadaşımsın, daha yeni gördüm misterno serisini, gelip kayıt altına alacam, nasıl sakladın benden hala aklım almıyor.
- Olm 9 yaşımda bi tane misterno kaybettim ben ve yüzde yüz eminim onu sen yürüttün
- Puhahaha.. aynen
- Ogün bugün hep sakladım senden,
- Niye söylemedin hiç,
- O ara dedim, benim misterno lardan biri kayboldu diye, senden ses gelmeyince üstelemedim. Ama daha sonra sizin evde gördüm.
- Hade len, nerden anladın seninki olduğunu
- İlk sayfasının alt ucu yırtıktı
- Lavuğa bak 35sene olmuş hala aklında
- Neyse çıkıyorum ben
- Manyak mısın olm, git yat saat gecenin 10u,.. alo .. alo .. ipneye bak ya
Defteri de aldım, valla demirbaş kayıt defteri gibi kayıt altına alırım her şeyi.
- İsmail hoş geldin
- Hoş bulduk yenge, hani bizim doktor
- Çalışma odasında, bu aralar pek keyfi yok, sen bişey biliyor musun?
- Yooo bilmiyorum da.. öğrenirim şimdi(yalanın batsın iso)
- Kahve yapayım mı?
- Olur olur
- Esastan geldi adam ya
- Gelirim olm, çıkar bütün hazineyi sayacam
- Ana adama bak, bak bi de defter getirmiş
- Getirdim olm, sayacam diyorum, bu saatte ne gelecem yoksa
- Lan git deli midir? Nedir ya, sayılır mı onca kitap
- Sayarım sayar, sen kafanı yorma, isim ve adet yazacam sadece
- Aha orda bak hepsi ne yapıyorsan yap
- Misterno onlar nerde?
- Bond çanta duruyor bak orda hala
- Gerisi de, orda ki tahta sandıkta.
- Bakar mısın sarmış sarmalamış, resmen mumyalamış adam kitapları, kesin bu sandığı da kitliyorsundur.
- Hadi hadi.. ne yapacaksan yap, gazla sonra da
- Havalara bak… tipine attırayım senin,
- Yaw iso böyle bir durumda, çizgi romana sardırıp, evden kalkıp buraya geliyorsun ya, helal olsun
- Niye ne olmuş ki, ben halledecem oğlum bu meseleyi, senin çizgi roman arşivin de, benim eve taşınacak, bunda anormal ne var.
- Lan taşınsın senin eve de, bu durumda bunları nasıl düşünüyorsun? Onu soruyorum.
- Çizgi roman benim her günümde var zaten, bugün niye olmasın?
- Nasıl yani?
- Her gece en az bi tane okurum unutmazsam.
- Neyse… bu konuda geyik yapmak istemiyorum 29günün kaldı
- Lan mevzuyu konuşalı 1 saat olmadı, hemen geri sayıma başladın mı?
- Bitmedi mi senin işin
- Bitiyor az kaldı.. bi huzur ver.. başlayacam bak afrana tafrana ……”yenge kahve için teşekkür, ellerine sağlık ” .. “hemen gidiyor musun, daha yeni gelmiştin” “çıkmam lazım görüşmek üzere”

Bu meseleyi halletmezsek, belli ki doktorla aramıza kara kedi girecek, adam bi bağladı arabeske çıkmak bilmiyor. Bi ufak rakı, bi beyaz peynir, bide müslümü koysa olay tamamlanacak. Drilili drilili .. drilili drilili..

Doktordan yeni çıktık, bu saatte kim arar ki beni, gizli numara… ajan smit arıyor demekki, olm smit sen bilmiyor musun ben gizli numaraları açmıyorum… çal dur orda… hah sustu buzaa

“elimde valizim istanbuuuul, men evlenirem kalamam duuuul” lan bu dizinin müziği de, sözleri de hoşuma gidiyor da mevzusu uymuyor bana. Elimde valizim diyor, İstanbul diyor.. ben İstanbul’u sevemediğim için kaçtım… men evlenirem kalamam dul diyor, men evlenmirem, dul kalabilirem… drilili drilili .. drilili drilili… hay senin telefon kere.. olm ajan smit misin ne haltsın, açmıyorum diyorum gizli numara....niye ısrar ediyorsun…

Drilili drilili… drilili drilili.. olm madem o kadar önemli bi mevzu niye gizliyorsun numarayı 5’lik simit… aha açmış numarayı dana… bakalım kimmiş?

- Alo
- Alo İsmail bey (bu bi kadın sesi de, tanıyorum bu sesi ben)
- Siz kimsiniz?
- Merve ben..(haydaaa Atilla mayda)
- Hayırdır Merve hanım
- Kocam psikologa gittiğimi öğrenmiş
- Sizin evde psikologa gitmek yasak mı?
- Değil de, neden gittin diye sordu, kime gittin diye sordu?
- Siz ne dediniz?
- Sizin isminizi veremezdim tabi, Abdullah beyin ismini verdim, geceleri uyuyamıyordum dedim?
- Bu bi sorun mu? Ben anlayamadım
- Evde uyku ilacı zaten var, ne diye doktora gittin ki? Dedi
İşler b.ka sarmaya başladı,
- Kullanıyorum onları bişeye yaramıyor dedim ama, inanmadı,.. bana sormadan hiç bi yere gitmeyeceksin dedi.

Der kızım niye demesin, yat dedi mi yatıyorsun kalk dedi mi kalkıyorsun. Sana demeyecekte bana mı diyecek. Bu adam kesin apoya uğrar, uyarmak lazım..
- Tamam ben Abdullah beye ileteyim konuyu, eşiniz uğrarsa sizi de yalancı çıkarmayalım.
- Tamam teşekkür ederim… iyi geceler
- İyi geceler
Arayalım doktoru….
- ne oldu unuttuğun bişey mi var, iddiaya evide mi ekleyecez
- b.klu parmak, b.klu parmak
- ne diyon olm manyak mısın? Ne b.klu parmağı
- sana küfretmemek için uğraşıyorum işte
- s.çtın batırdın ortalığı, küfür sanki yabancı olduğun bir şey
- Peki Abdullah bey müsaade ederseniz, ben konumuza geçmek istiyorum
- Lan olm, söyle ne diyeceksen, gece gece orta oyunu kaldıracak halim yok
- Az önce Merve aradı beni, sen mi verdin telefonumu
- Verdim ne olmuş, aradım onu ben, yalvardım telefonda hatta, uzatmayalım bu meseleyi diye..
- Yuh harbiden yalvardın mı?
- Yalvardım ne var, işim ailem her şeyden daha önemli benim için
- Lan ne yalvarıyorsun kıçı kırık bi karıya, ben zor tutuyorum kendimi, sırf bu senin başıma bi iş gelir korkuların yüzünden.
- Ne yapacan peki sorabilir miyim? Kendini tutmasan ne olacak?
- Lan ne yapacam Allahın tırsağı, bu ne yapabilir ki sana? Bu işten senin başının yanma ihtimalinden fazla benim başım yanar.
- Şikayet eder beni, sana ne yapacak
- Nah şikayet eder
- Niye şikayet edemiyormuş?
- Senin teyp kaydında, bana dediği cümle “doktor olmadığınızı biliyorum” hala durmuyor mu?
- Duruyor,
- Peki bu kayıt dinlendikten sonra, sen adamın doktor olmadığını biliyordun madem, niye gidiyordun diye sormazlar mı?
- ….
- Yoksa sen bu adamla başka bişe mi yapıyordun deyip, hem karının hem benim ağzıma s.çma ihtimalleri yok mu?
- Var …
- Peki ben senin gibi bunalıma girip, artistik pozlar yapıyor muyum?
- Öyle de.. sen bekarsın, ben evli… gerçi doğru diyorsun ya, daha büyük felaketler bile çıkabilir.
- Neyse konu bu değil… adam öğrenmiş psikologa geldiğini, kızda senin ismini vermiş
- İyi bari renk vermemiş,
- Yaw veremez renk menk, uykusuzluk yüzünden gidiyorum demiş, adam gelir melirse, bu çerçevede konuşursun.
- Tamam tamam anladım…

Lan bu mevzu biraz daha uzasa polisiye romana döner, televizyondaki bi cinayet haberiyle de sonlanır. Flash flash şehrimizin ünlü ailelerinden Zartoğlu ailesinin gelini Merve Zartoğlu’nun 44 yaşlarında bir adamla gizli aşk yaşadığı, bunu öğrenen kocası Zartoğlu Tahir’in de iki aşığı baş başa yakaladığı ve öldürdüğü öğrenildi. Zartoğlu Tahir “pişman değilim, namusumu temizledim” dedi… lan tam Niyazi oluruz böyle bişey olsa varya, hani aslı astarı olsa zoruma gitmez,…. ne namusu, ne temizlemesi kardeşim, senin karı manyak, delirtmişsin karıyı, höt zöt, zart zurt la sindirmişin. Nereye kime gideceğini şaşırmış abuk sabuk işler yapıyor.

Neyse psikolog devri kapandığına göre, bu defteri de kapanmış sayabiliriz artık. Gelsin misterno lar… yuppiiii… gidim mışıl mışıl uyim, bu manyak karı aramaz daha nasıl olsa… "hayat ne güzel ne hoş haydi durma sevgiline koş"…

Sevgi, saygı ve de bilimum nezaket…..

misterno55
04-03-2011, 23:57
Uaaaaahhhhh.. ohhh mis gibi uyumuşum… "hayat ne güzel ne hoş haydi durma sevgiline koş"… nere koşuyon, sanki koşulacak biri var… “Arkadaşım eş arkadaşım şek, arkadaşım apooo” puhahaha… güzel güzel beğendim be güfteyi, sen kimle dans ediyon olm, alırım bütün hazineni. Girelim duşa, amazon yağmurlarının tadını almak için kapatalım gözlerimizi, “bum bum çiki, çiki çiki bum bum” “elimde valizim istanbuuul, men geliyem kitapları hazırla apooo” uymadı… olsun uysada uymasada, boş valizleri hazırlayalım…

“Dandini dandini dastana, bizim apo girmiş bostana, kov bostancı apoyu, yemesin tomatoyu” aha uydurdum valla… dur arim bi danayı

- alo
- Abdullah beyle mi görüşüyorum
- Olm ne rahat adamsın ya
- Yaw seni dertten kurtardık, şimdide benim derdimi mi dert ediyorsun
- Kurtuldum mu ben şimdi
- Ya ne olm,
- Ben farkında değilim o zaman
- Ya kardeşim elinde kapı gibi kayıt var, bu kadın bu hususta hayatta renk veremez
- İyide kadın normal değil ki, nasıl emin olabiliyorsun bundan
- Lan olm adam dememiş mi buna bi daha psikologa gitmeyeceksin diye
- Sen öyle dedin, demiştir herhalde
- Dedi olm işte, kadın daha sana gelemeyeceğine göre, kurtuldun işte
- Bi saniye İsmail…. Nasıl?... h..tir.. olm kadının kocası kapıdaymış .. kapattım

Aha şimdi çıkar ak koyun kara koyun, dındırı dındırı dındırı dııın.. dındırı dındırı dındırı dıın.. buraya kutlar vadisinden başka melodi gitmez zaten. Adam nasıl bi girizgah yapardı aceba

- Sen şimdi benim karımla bu odada baş başa mı kaldın
- Başbaşa derken? (arkadaş gereğinden fazla tırsak olduğu için, miyavlama modunda tabi)
- LAN… bana salak numarası yapma. Bu g.t kadar odada nasıl yalnız kalırsın sen benim karımla
- Bakın beyefendi, her psikolog böyle bir ortamda çalışır, bana özel bi durum değil yani bu
- Yemişim özelini lan, sen benim karımla özel şeyler mi konuştun yoksa
- Özel derken, herkes buna benzer çalışma alanlarında işini yapar demek istedim
- Ne işi, olm iş misin sipariş misin lan san? Yoksa sen benim karıyla işi mi pişirdin?
- Abi ne diyon ya sen? Olur mu öyle şey? (miyavvvv)
- Ne konuştun lan o zaman?
- Uyuyamıyorum dedi eşiniz, zaten fazlada konuşmadık, 10 dakka bilemedin 15 dakka
- Lan iki kere konuşmuşsunuz, 1 hafta sonra yine mi uyku ilacı yazdın dingil, beni mi yiyorsun?
- Yok estağfurullah olur mu? İlacın bir etkisi olup olmadığını öğrenmek için. Bunlar rutin kontrollerdir, tedavi olumlu ise devam edilir, değilse başka bir yönteme geçilir
- Lan bana bak doktor bozuntusu, eşim bir daha buraya gelmeyecek, gelirse de almayacaksın, yoksa o at kuyruğu saçını boynuna dolar kravat yaparım.
- Miyaaavvvvv

Puhahaha güzel senaryo…. Drilili drilili .. drilili drilili drilili

- Alo
- Puhahaha, zuhaha, nihaha
- Bu neşe dolu nidalardan, olaydan sıyırdığın anlamını çıkarmam gerekiyor galiba
- Abi bu ne ya, ömrümden ömür gitti
- Merakla bekliyorum hikayeni
- Ya arkadaş adamda bi ses var duysan altına işersin, barni moloztaş varya yeminle kopyası
- Nasıldı ki onun sesi,
- Ya nası anlatacam komik bi ses tonu işte… ben karımın artık buraya gelmesini istemiyorum dedi, gitti adam
- O kadar yani
- Bu kadar.. kendi çapında tehdit etti herhalde beni .. puhaha... cümle bile kuramadım, döndü gitti adam
- ve olay bitti diyorsun
- Ya ne diycem, bu adamdam dan olsa olsa çizgi film karakteri olur.. puhahaha
- olm adamın sesi ince diye bi bok yapamaz kanaati nasıl oluşuyor anlamadım
- Lan olm adam kapıyı kapattı ben gülmekten altıma işiyordum az daha,
- sesi ince olanlar adam öldüremez diyorsun
- puhahaha .. öldürmez olur mu ya, bu varya kesin beni gülmekten öldürür... puhahaha hayırdır... üzülmüş gibi bi halin var
- ne üzülcem olm, sana takıldım ben, vay yanlış iş yaptık, öldüm bittim, mahvoldum, işim ailem herşeyim gitti diyorsun... sonrada bu ne la böyle ... ince sesli adam.. puhaha diye çatlayana kadar gülüyorsun.
- Yav iso, hiç mevzuyu derinleştirip edebiyat yapma bana, aha söylüyorum bu iş burda bitmiştir.
- Sen öyle diyorsan öyledir ne diyeyim, e o zaman bu akşam sizdeyiz
- Niye ki?
- Çizgi roman arşivinin naklini yapmak için tabi, adres değiştirecek ya arkadaşlar.. ehi
- Hade len.. avucunu yalarsın
- İpnelik yapma söz verdin bi kere
- Söz möz vermedim olm, kendi kendine gelin güvey oldun, bende motivasyonunu bozmamak için kabul ettim
- Lan olm kıvırma, eve geldik kayıt altına bile aldık
- Yürrüüüü anca gidersin, ne vercem olm 35sene gözüm gibi bakmışım, karıyı bırakırım onları bırakmam.. puhahaha
- Yuh
- Öyle olm karıyla 15 senedir beraberim, onlarla 35 senedir, ahde vefa diye bişey var.
- Olm, o latincesi "pacta sund servanda" olan hukuki bir terimdir ki, biz seninle bi şekilde sözleşme yaptık sayılır, bu söylemde sözleşmeye bağlılık anlamına gelir topitop.
- Bilmiyoz ya salla gitsin, Latincesi şöyleymiş böyleymiş, bana ne olm, ben seviyorum arşivimi niye sana vereyim,
- Olm internet diye bişey var, dünyanın bütün kütüphaneleri elinin altında, bilmiyosan öğren dana
- Ne anlatıyorsun kardeşim, ver-mi-yo-ruuuuum… ya adama bakar mısın? Olm sende benim gibi, hatta benden beter çizgi roman manyağısın, hiç mi insafın yok, en yakın arkadaşının hazinesini iç etmeye utanmıyor musun?
- Olm aramızda bi fark var ama, ben durum ne olursa olsun, çizgi romansız yapamam, sen bırak çizgi romanı dünya ile ilişkin kesiliyor, angutun teki oluyorsun.
- Lan olm akşamları çizgi roman okuyorsun diye, benden daha fazla mı önemsemiş oluyorsun, millet pul koleksiyonu, para koleksiyonu yapıyor, her Allahın günü bakmak zorunda mı?
- Sen diyorsun ki ben Asena'ya bağladım mevzuyu, kıvırma üstüne de mastır yapmışım, boşuna çeneni yorma
- Altmış, yetmiş, seksen, doksan, yüüüüüüz, derede yüüüüz, tepede yüüüz
- Ebeninkinde yüüüüz, elime düşersin olm sen benim, bak nasıl meletiyorum seni
- Hade len fırsatçı hibino seni
- Söz vermekle ilgili atasözünü biliyon değil mi?
- İki gemi yan yana haydaya bilir misin, iso benim sevdama dayana bilirmisin … rinnaaa rina rina
- Dayanacam dayanacam.. boynunu bile çeviremeyecen
- Olm ne yaparsan yap, neşemi bozamazsın
- İyi sektirerek git o zaman
- sek sek sekerek mahmureee, yastık dikerek mahmuree, rastık çekerek mahmuree
- Mahmureye bir sana iki ipnetor..

Yaw adama bakar mısın? Tırsaklığı da sınırlarda, neşesi de, her şeyin bokunu çıkarıyor ipne. Lan nasılda kıvırdı ya, uçtu gitti bütün hayallerim, malzemede kalmadı adama plan proje geliştirecek gitti güzelim seri... drilili drilili ... drilili drilili ... aha apo mu la aceba .. aha bu şimdi niye arıyo ki beni ...

- Merve hanım?
- İsmail bey yarın sabah saat 9da, otogar karşısında Ankara istikametinde bekleyecem sizi
- Pardon!... alo alo alooo

Haydaa... bu neydi şimdi, lan az tokatlim kendimi, yok ya rüya falan değil. Ne yapcam ben şimdi ya, gitsem mi? gitmesem mi? Apo ipnesini arasam mı aceba... arim arim, bu kurtuldum modunda, bi ayarını bozim ipnenin

- Alo hayırdır iso günü neşeli kapatmam hoşuna gitmedi galiba, nasıl moralimi bozmayı düşünüyorsun? buyur mikrofon sende
- Az önce kadın beni aradı
- puhahaha... tabi tabi
- yarın sabah şehir çıkışında bekliyorum deyip yüzüme kapattı telefonu
- ehi .. güzel yazıyon valla hakkını teslim etmek lazım
- napim gidim mi gitmim mi?
- Git tabi .. hatta ebeninkine kadar gidebilirsin...puhahaha
- ben ciddiyim
- bende fasikül halindeyim... puhaha... kaçtım ben

Hay ben senin.. lan bugün bütün telefonları suratıma alıyorum ne güzel bi gün. İnanmadı ipne, ne yapmak lazım, gitmem ya ne gidecem... manyak karı ne b.k yerse yesin. Aslında bi konuşsam da ondan sonra kapatsam defteri, bi nabzını yoklasam... drilili drilili ... drilili drilili

- Alo
- iso şaka yaptın değil mi? çok güldüm ya uyuz oldun bana, he öyle değil mi ? şaka yapıyorsun!.. şaka!
- ne şakası olm, sinir ettin zaten beni, önce karı, sonra sen, yüzüme kapattınız telefonları, saydıracam valla..
- ya bu ne ya, bitti kapandı bu mevzu ya, Allaam başka sınav lütfen, beni bu deli karıyla sınama...
- Gitmeyecem olm ben... ne b.k yerse yesin, kocasından, ailesinden korkuyor, hiç bişe yapamaz.
- İso sen şimdi psikolojiye inanmıyorsun ya kendi çapında, zannettiğin kadar basit bir olay değil.
- Neymiş benim zannetmediğim olay
- Sen olaylara makul mantıklı bakar, karşına çıkan olayların, düşüncelerini değiştirmesine izin vermezsin. Ama bir çok kişi aynı şekilde bir davranış şekli sergilemez, sergileyemez
- Yani bu kişilerin davranışlarında mantık arama, kocasına söylemekten korktuğu bir şeyi, hiç farkında olmadan, bütün dünyaya duyurabilir... öyle mi?
- Aynen öyle.... zaten olaylara mantıklı yaklaşsalar psikolojik bir vakaya dönüşmezler, onların bugün sergiledikleri davranışlarla, geleceğe yönelik davranışlarını tahmin etmek doğru bir yöntem değildir. Bütün korkularına rağmen, hayatlarının belli dönemlerinde hiç beklenmedik tepkiler verebilirler.
- Ya doktor ne diyon olm beynimi sulandırdın, ne yani gideyim mi kadınla buluşmaya
- Valla ne git derim, ne gitme derim, dediğim gibi korku dünyasına geri de dönebilir, ama hep hükmedilen biri olduğu için, bizimle ilgili konuda hükmeden kimlikte olduğunu düşünüp üstüne de gelebilir.
- Başım döndü şerefsizim, oldum olası bu psikoloji mevzusunu sevmemişimdir, akıllı insanı deli edersiniz olm siz. Ben gidim en iyisi yarın, tırsak karının teki, az üstüne gitsem, zaten alışkın, benden de tırsar.. konu da kapanır ... evet evet gidim ben
- Valla inşallah dediğin gibi olur iso...
- Ne olacaksa olsun, inceldiği yerden kopsun

Heyecan da bastı iyi mi? O kadar Misterno okudun, düşün!... misterno olsa ne yapardı, olm inek şaban moduna girdin varya, çizgi romandan medet umuyon. Kimden medet umayım, ipne doktor başından savdı, yatmıştır g.tünde pireler uçuyordur şimdi. En iyisi uyumayı denemek... Sabah ola hayr ola...

misterno55
06-03-2011, 18:47
Saat 8 olmuş, kalk olm iso bugün baya uzun bi gün olacak.... gitmek mi zooor kalmak mı zooor o sabahıııı gel bana sor..... valla bi şarkı bir duruma ancak bu kadar uygun olur. Soruları soralım kendimize;

- Sevgili iç sesim, ne diyorsun gidelim mi?
- gitme olm manyak mısın?
- niye öyle dedin iç sesim, sende bizim ipnetor gibi tırsıyor musun?
- ne tırsçam lan dana ha sen, ha ben, bizi düşünüyorum ben
- demi tabi tabi, sana ipnetor demek bana ipnetor demek... sana tırsak demek bana tırsak demek
- bi sus dış ses, iç ses konuşuyor
- sustum sahip
- olm sen gitsen nasıl iyi birşey olabilir ki? gitmeye karar veriyorsun
- bilmiyorum içses, gidip görecez
- lan olm, şehirler arası bir yolda, evli bir kadınla buluşacaksın, manyak mısın sen?
- yaw öyle de, karı da taş gibi karı .. ama
- he yolun ortasında sana verecek, öyle mi?
- yok lan yolun ortasında olur mu? adamın kıçına taş batar
- he taş batar, başka bişey olmaz yani
- bide gelen geçer görür, uygun olmaz tabi, ayıp
- lan dingil abazalık başına vurdu galiba, ne saçmalıyon

İso sen hafiften kayışı sıyırmaya başladın galiba, olm temel kendi kendine tavla oynuyor tamam da, o fıkra... delirdin mi olm, deli gibi kendi kendine konuşuyorsun. Yok yaw sesli düşünüyorum sadece... yok yok ben deliriyorum galiba.. du bi apoyu arim

- Alo
- kalp kalbe karşıymış iso, tam ben seni arıyacaktım
- niye ki?
- ne yapacan, gidiyor musun? gitmiyor musun? diye soracaktım
- valla bende tam ordayım apo, soruyu soruyorum, bi evet bi hayır çıkıyor .. gidip geliyorum
- zor bi durum, haklısın karar verememekte
- ben gitmim diyorum, gitmek mantıklı değil, kadının yanında görüldük mü, marangozun hikayesine döner bizimkisi
- ne marangozu?
- ya boş ver, açıklayamayacağın b.ktan bi durum olur işte..
- dediğim gibi, bu tarz problem yaşayanların tepkilerini kestirmek imkansız, belki gider, güvenini kazanır, istediğini yaptırırsın.
- istediğini yaptırırsın derken?
- kapatırsın meseleyi kopmle, onu diyorum
- gideyim yani?
- yok yok, senin bileceğin iş, yorum yapıyorum sadece
- yok gitmeyecem
- lan olm git niye gitmiyon,
- hani yorumdu sadece,
- git işte, ağzım laf yapar, herkesi kafa kola alırım, bitiremeyeceğim iş yok diyen sen değil misin?
- ister git ister gitme diyen de, sen değil miydin?
- gitmezsen bu konunun kapanıp kapanmadığını belirli bi süre hiç bilemeyecez.
- ben bu karının yanına gidersem, işin rengi değişiyor, ortalık yerde bi gören olursa, adamın iflahını keserler... asıl rezalet öyle kopar
- olm tırsak tırsak diye beynimi yedin, ne bu şimdi
- bulaştırdın demek ki? gitmiyorum ben, çeneni yorma boşuna
- ne halin varsa gör...

bak ya suratıma kapattı telefonu .. ne gidecem ipne kendi k.çının derdinde, gidersem sanki kurtulacak dertlerinden. Ya kadın harbiden yazılsa, bu gidişlerin bi sebebi olsa, gider buluşursun herşeyi göze alır, öyle bişey de yokki.. işin sonunda niyazi olmak var. Nalları dikiyorsun, soruyorlar öbür tarafta..

- sen neden öldün?
- valla ben de anlamadım,
- niyazisin yani
- yok ben ismail
- puhahaha

Öbür tarafta bile mizah konusu oluruz... yok yok gitmiyorum... aha saat 9'u da geçti, ses soluk yok... bitmiştir bu iş.. "yaaaylalar yaylalaaaar, bizim oğlan aşıktır, dilo dilo yaylalar"... drilili drilili ... . drilili drilili........ tam da kurtulduk diyorduk güya...

- Alo
- ismail bey ben sizi söylediğim yerde bekliyorum
- bakın merve hanım, bu doğru birşey değil, ısrarınızın sebebini anlamıyorum
- lütfen, bugün sizinle konuşmam lazım, sonrası için siz ne derseniz öyle olacak

Haydaaa... lan ne yapim, gidim mi acaba, git ya 44 yaşındasın, hayatın misterno ve zagorun maceralarını okumakla geçti, senin de kayda değer bir hikayen olur işte... doğru diyon lan içses...

- peki merve hanım
- teşekkür ederim, çok teşekkür ederim

Sesi titriyordu sanki, off ki ne off, olm iso kendin ettin kendin buldun diye bi türkü var biliyorsun değil mi?... yaw neyse artık, kendi ağzıyla da söyledi, bundan sonra ben ne dersem o olacağına göre, bugün bu iş biter... gidelim ve bitirelim işi...

- teşekkür ederim geldiğiniz için
- ...
- ben
- bakın merve hanım telefonda da söyledim, yaptığımız şey doğru değil, muayenehanede bir yanlış yaptık, siz bu yanlışı daha da büyütüyorsunuz, biri bizi birlikte görse neler olabileceği hakkında bir fikriniz var mı?
- var.... umrumda değil
- Bu nasıl oluyor açıklar mısınız? kocanıza mutsuz olduğunuzu söyleyemezken, bu durumu nasıl izah edeceksiniz?
- O mutsuz olduğumu biliyor zaten, umursamıyor.
- Bakın merve hanım kocanızdan bir intikam almaya çalışıyorsanız, kullanacağınız kişi ben değilim.
- yo lütfen yanlış anlamayın beni,...
- ben bu konuda henüz doğru, anlaşılabilir bir husus göremiyorum.
- Ben... ben yaklaşık 2 yıldır, mecburi diyaloglar dışında, kimseyle konuşmuyorum.
- konuşmuyorum derken
- kimseyle bişey paylaşmıyorum, bu 2 yıl süresince en uzun cümleleri sizinle, muayenehanedeki görüşmemizde kurdum.
- bundan nasıl bir anlam çıkarmam gerekiyor

Ağlamaya başlıyor, "lütfen bana yardım edin, benim sadece birileriyle bişeyler konuşmaya paylaşmaya ihtiyacım var"...

- iyi güzelde, ben miyim doğru insan, bu işin uzmanları var Abdullah bey gibi
- hayır
- bakın 2.buluşmamızda benim doktor olmadığımı bildiğiniz halde, doktormuşum gibi sohbet ettiniz benimle, istanbul adresimi öğrendiğinizde ne yapacaktınız diye sorduğumda, kız kardeşim var, onu ziyaret eder size de muayeneye gelirdim gibi cümleler kurdunuz... sizin hayatınız yalanlar üzerine mi kurulu? ben size ve söylediklerinize nasıl inanayım

- bu konuda ilk yalanı söyleyen ben değilim, ben zaten sizinle konuşmak istediğim için bu yalanınızı ortaya çıkarmaya çalışmadım, taki benimle görüşmek istemediğinizi ima edene kadar...
- Bu konudan imtina etmemin sebeplerinden biri Abdullah benim çocukluk arkadaşım ve bu konu onu rahatsız ediyor, şikayet etmenizden çekiniyor, zaten bunu da sanırım size söylemiş.
- evet söyledi, böyle bişey hiç aklımdan geçmemişti, ama kendisine yaparım veya yapmam gibi bişey de söylemek istemedim, belki benimle konuşmazsınız diye.
- bunu bir silah gibi kullarım diyorsunuz
- hayır hayır, bugün sizinle konuşalım, bundan sonraki tüm kararlar size ait, Abdullah beyi şikayet etmek gibi bir düşüncem yok.
- Anladım peki sizi dinliyorum
- bu sizin
- bu bir uçak bileti... istanbul-samsun... ne demek oluyor şimdi bu
- evet eşim, uzun bi süre kız kardeşimde kalmamı istedi, istanbul'a kadar rahatsız edilmeden konuşabiliriz...

istanbul burdan 7 ile 10 saat sürer, bu karı 2 yıllık suskunluğunu üstüme kusacak galiba... yaw şunun güzelliğine bakar mısın? seninle bırak 7 saati 70sene bile seyahat ederim.
- bir şey rica edebilir miyim?
- başladık bi kere, şu resmi dili de ortadan kaldıralım
- arabayı kullanır mısınız?
- olur

Geçtik direksiyonun başına kadın 10 dakkadır yola bakıyor, olan oldu koyvereyim gitsin bari...
- sizin çeneniz de çok düşükmüş merve hanım, bi sussanız da, biraz da ben konuşsam (yüzündeki tebessüme bakar mısın, bırak romayı, bütün imparatorluğu yakarım)
- kafalarımızdaki soru işaretlerini kaldırırsak, sanırım seyahatimiz amacına ulaşır
- tamam siz sorun ben cevap vereyim
- neden ben? niye ısrarla benimle konuşmak istiyorsunuz?
- Ben hayatımda iki insanın yanında oldukça huzurlu saatler geçiriyordum. Bunlardan ilki küçük bir kızken babamın kolları, ikincisi ise eşimle nişanlı olduğum dönem ve evliliğimin ilk yıllarında, onun omuzlarıydı. Büyüdükçe babam uzaklaştı benden, evlendikten sonra da eşim kendi dünyasını daha uzun yaşamaya başladı ve beni dünyasının içine hiç sokmadı.
- 3.sü de ben miyim? ama benim ne kollarıma atıldınız, ne omzuma yaslandınız.. puhahaha
- evet 3.sü sizsiniz, sebebini bilmiyorum ama, çok güzel bir elektriğiniz var, yanınızda kendimi çok rahat ve huzurlu hissediyorum. sizinle birlikteyken, sanki etrafıma kimsenin bana zarar veremeyeceği içi huzur dolu görünmez bir duvar örüyorsunuz.
- Size zarar veren biri olduğundan bahsetmediniz hiç
- Bu fiziksel bi zarar değil, böyle bir saldırıya hiç maruz kalmadım. Siz de bilirsiniz ki, bazı sözler fiziksel zararlardan daha büyük hasarlara yol açabiliyor. Görülmezden gelinmek, yok farz edilmek, konuşmaya değer görülmemek... vs.vs.
- işte bu çok ilginç, neden böyle peki?
- Benim ailem tahirle evlenmemi ne kadar istediyse, onun ailesi de o kadar istemedi. Hatta balayından geldiğimiz gün Annesi beni bir kenara çekti ve "güzelliğinle oğlumu etkilemiş olabilirsin, ama beni asla etkileyemezsin" dedi. Yani ilk günden ailesiyle sağlıklı bir başlangıç yapamadım.
- Sen benim oğlumu değil servetini sevdin,
- evet... ilk zamanlar eşim de bu yakıştırmalardan nasibini aldı, o zaman bu konuda hep yanımda oldu. Ama zaman geçtikçe her tartışmamızın sonunda bunu yüzüme vurmaya başladı, "annem de istemiyor zaten seni" diyerek.
- Peki şimdi kızmak gücenmek yok, seni biraz bunaltacam, madem ısrarla benimle görüşmek istedin cezanı çekeceksin... (gülüşmeler)
- dinliyorum
- Sizinle ilk görüşmemizde benim eşimle cinsel sorunlarım var dediniz ki, ben az daha küçük dilimi yutuyordum. Bana sorarsanız bunu dile getirmeniz bile yanlış da, evlilik cinsellik midir? merve hanım.
- Önemli unsurlardan biridir, bi soru da benden o zaman, evlilik sadece iki güzel söz müdür?
- Bakın erkekleri tanımıyorsunuz, size biraz erkeklerden bahsedeyim. Erkekler çok kolay yaratıklardır ki, sizin gibi oldukça güzel biri için bu işler daha da kolaydır. Bir erkek günü ne kadar kötü geçirirse geçirsin, eve geldiğinde iki cilveyi, bir kaç güzel sözle süsleyip bir de erkeği yatak odasına attınız mı, ona yaptıramayacağınız bir şey yoktur.
- Bunlar çok bilindik şeyler
- Ben bildiğinizi sanmıyorum, yoksa bir kadın yatak odasında eşine ben senin yaptığından hiç bir şey anlamıyorum demez.
- ....
- Bakın merve hanım bir çok insan normal hatalarını söylediğiniz zaman bile kabullenmekten imtina eder, ya sizinle kavga eder, ya da dönmemecesine çeker gider. Çok azı size hak verir ki, bunlar gerçek dostlardır.
- ....
- Sizin eşinize söylediğiniz şeyin Türkçesi şudur "sen yarım erkeksin, beni tatmin edemiyorsun, beceriksizin tekisin"
- ....
- Ben size sordum, yatak odanızda bir ön hazırlık oluyor mu diye "ne gibi" dediniz bana, eğer cinsellik sizin için bu kadar önemliyse, bazı şeyleri bilmek zorundasınız. İşin kötü tarafı da şu, sizin kurduğunuz cümle bir çok erkekte infial yaratır "Sen benim karımsın ne biçim konuşuyorsun benimle" diye şiddeti tetikleyen bir başlangıca bile imza atmış olurdunuz.
- Bu konuda susmam mı gerekiyordu?
- kocanız sizi 2 dakkada bırakıp gidiyorsa, suç sadece kocanızda olamaz, bu süreyi uzatma adına sizinde bişeyler yapmanız gerekiyor ki, görüntü bu konuda ne bir bilginiz, ne de bir çabanız var
- ....
- Ayrıca Evlilik=Cinsellik değildir, bu konunun sizi bir psikologa getirdiğine de inanamıyorum.
- Bakın ben mükemmel bir insan değilim, elbette yanlış kararlar verebilirim, hepimizin yönlendirilmeye ihtiyacı olabilir. Bugün ben sizinle rahatlıkla tartışabiliyorum, ama eşimle konuşamıyorum bile.
- İşte buda sizin yanlışlarınızdan biri, eşinizin size çıkıştığı dönemlerde, korkmayıp bir karşılık verseydiniz, evliliğinizdeki sorunları bu kadar büyütmezdiniz. Siz kabullendikçe karşıdaki sizi önemsememeye başlar, bu kaçınılmaz sonu biraz da siz hazırlamışsınız.
- Evet konuştukça daha iyi anlıyorum bunu, ama bunlar artık geride kaldı, düzeltmenin imkanı yok.
- Durumu kabullenip böyle yaşayacağım diyorsunuz.
- Tam öyle sayılmaz
- nasıl sayılır peki
- Mesela sizle konuşmaya başladığımdan beri etrafımda olanları fazla önemsemiyorum.
- puhahaha... valla kendimi etrafına sağlık aurası saçan şifacılar gibi hissettim.
- Siz bana kendinizi yanlışlıkla doktor olarak tanıttınız belki, ama benim için yer yüzündeki tek doktor sizsiniz...
- Aramızda yasak bir aşk doğmayacak yani... puhahaha
- lütfen beni yanlış anlamayın, ben kendimi biliyorum, kılığımla kıyafetimle ve görüntümle bir çok yerde görsel tacize maruz kalıyorum... bu tacizi görmediğim nadir insanlardansınız. (olm iso aha da erkekliğinin ayaklara düştüğü andır, baktım kızım ben senin göğüslerine, ne saçmalıyon.. Ala ala.. bu da yakında ipne ilan eder, bizi)
- Sizi bir abi bir baba gibi görüyorum deyinde kestirmeden kapatalım meseleyi
- Yok sizde böyle bir beklenti mi bıraktım bilmiyorum.
- Bakın merve hanım yer yüzünde sizin kadar güzel bir kadına hiç bir erkek "dünya ahret bacımsın" demez.. diyorsa da dünyanın en büyük yalancısıdır.
- kıkır kıkır.. (aaah aah, sende bu arıza olmayacak, bi de evli olmayacan, ben bilirdim sana yapacağımı)
- öyle görmüyorum böyle görmüyorum ... peki nasıl görüyorsunuz?
- ben sizi ne bir abi ne bir baba, ne de bir .. işte yakınlık anlamında...
- anladım anladım kıvranmayın.. ne olarak gördüğünüzü söyleyin yeterli...
- dediğim gibi sizin söylediğiniz yalanın, benim için doğru olduğunu düşünüyorum, siz benim gerçek doktorumsunuz.
- peki sizin pencerenizden görüntü bu, peki benim penceremden olayın nasıl göründüğünü veya böyle bir olaya nasıl baktığımı bilmek ister misiniz?
- tabiki
- Sizi neden önemseyeyim, evli bir kadının yanında olmanın bir erkek için ne kadar tehlikeli olduğunu biliyor musunuz?
- Aslında bu seyahat esnasında sizinle konuştuktan sonra, bu kararı siz vereceksiniz zaten, bütün soruların cevabı sizde, ben hastayım, problemliyim ve bu konuda yardıma ihtiyacım var.
- Bakın siz çok hoş bir kadınsınız, ben sizin yanınızda olmaktan da, sizinle konuşmaktan da asla rahatsız olmam. Ama bugünden sonra, siz beni döndüğünüzde arayıp, şurda buluşalım konuşalım derseniz, size şimdiden söyleyeyim bu çok zor bir karar.
- .....
- Bakın beni anlıyor musunuz? yoksa anlamak mı istemiyor musunuz? bilmiyorum. Bunu size bir fıkra ile anlatabilirim belki;

Kadının biri dolabından gelen gıcırtıyı kesmesi için eve bir marangoz çağırır. Marangoz dolabın sağına bakar, soluna bakar ama bir sorun bulamaz. Kadına döner
- Abla bu dolabın bir şeyi yok ne yapayım?
Kadın:
- Normalde gıcırdamıyor zaten yoldan otobüs geçerken gıcırdıyor sen şimdi dolabın içine gir otobüs geçerken bakarsın.... der

Adam da "tamam" der ve başlar beklemeye. Bu sırada kadının kocasının eve geleceği tutar, üzerini değiştirmek için dolabın kapağını açtığında, marangozu görünce;
- Ne işin var lan senin benim dolabımda?…
Adam kızarır bozarır;
- Abi otobüs bekliyorum desem! inanmazsın değil mi?
.......
- Ne güzel gülümsüyorsun da, kocan da seninle beni konuşurken görse benim kuracağım cümle de buna yakın. Eşinizin psikolojik sorunları yüzünden konuşuyoruz desem inanmazsınız değil mi?
- Evet açıklanması güç bir durum.
- Size sorduğum soru da bu, niye böyle bir tehlikeyi göze alayım.
- Siz bunun bir karşılığı mı olması lazım diyorsunuz?
- Güzel olduğunuz kadar zekisiniz de... (gülüşmeler)
- Tamam ne istiyorsunuz?
- Siz misterno ve zagor'u tanır mısınız?
- Hayır, nedir bunlar ünlü bir psikologsa boşuna çenenizi yormayın
- puhahaha... ne psikologu ya, misterno diyorum zagor diyorum
- Söyleyin o zaman
- Bunlar benim çocukluğumun kahramanları, daha doğrusu çizgi roman kahramanları
- Anlayamadım, benim ne yapmam gerekiyor
- Mademki beni doktor olarak kabul ediyorsunuz, o zaman belirli bir ücret de ödemek zorundasınız.
- Yaşasıııın! (elimi tutuyor)
- hop hop.. laubalilik istemez, doktor hasta ciddiyetini koruyalım
- ... tamam
- bunların yayınlandığı tarihten itibaren bütün maceralarını, listesiyle beraber istiyorum.
- Anlaştık, peki nerden bulacağım ben bunları
- Tam yerine gidiyorsunuz zaten, istanbul kadıköyde kitapçılar çarşısı var, etraf eski yeni her türlü çizgi romanı satan yerlerle dolu.
- hepsini alırım sorun değil de .. gerçekten çok sizde çok farklı birisiniz,
- Niye karşılık olarak, çizgi roman istedim diye mi?
- evet, garip bir istek
- Normal biri sıradan biridir zaten, sizin de böyle birine ihtiyacınız olmazdı değil mi?
- Sanırım haklısınız, sıradan bir istek olmamasını beklemem lazımdı.
- Yalnız bunların eskisi daha pahalıdır, sayfalarında bi eksiklik falan yoksa, makbul olanı eskisidir... bi sorun var ma?
- sorun yok .. teşekkür ederim.. halledebilirim

Şunun yüzündeki gülümsemeye bakar mısın? etrafımızda ne hayatlar ne hikayeler var fark edemediğimiz ve hiç ummadığımız. Zenginlik güzellik her şeyi var zannediyorsun, oysa 2 yıldır hiç kimseyle iletişimim yok diyor. İki sohbet ediyorsun yüzünde güller açıyor... tencere g.tlü dünya işte

- İstanbul 90 km diyor.
- evet, havaalanına geçelim, siz devam edersiniz.
- Dediğiniz gibi olsun
- geldik
- evet teşekkür ederim her şey için, sizi ararım
- peki merve hanım görüşmek üzere
- hoşça kalın

Eveet iso kaldın kendinle baş başa, ne yaptığının farkındasın değil mi?
- Bana bak iç ses misin ne b.ksun, benimle bilgiç bilgiç konuşma, çocukluğumdan beri tilt olurum zaten.
- Ne yapacan iç sesini mi dövecen.. puhaha
- kes tatavayı, içimden çıkıp durma
- kontrol sende kes, kesebiliyorsan
- farkındayım ben her şeyin, başıma gelebileceklerin vs.vs.
- tabi tabi çok farkındasın, aldığın kararlardan belli
- çözüm üreteceksen üret, yalandan yere kafa ütüleme
- çözüm gayet basitti, postalayacaktın kadını, aha sana mis gibi çözüm
- olm o kadar misterno'yu boşuna mı okuduk, ne var yani biraz da biz heyecan yaşasak.
- puhaha, olm sen bitmişsin, madem heyecan yaşamak istiyorsun, o kadar süpermen, örümcek adam okudun, çık yüksek bir binaya sal kendini aşağıya, artık süpermen gibi uçmak mı istersin, örümcek gibi k.çından ip mi atarsın... puhahaha
- laaaan, senin varya iç ses kere, gelmişini geçmişini.. kimle kafa buluyon olm sen..

Olm iso sınırlarda geziyon bak, yakında Rodin'in heykeline arkadaş olursun bakırköyde. " Türk havayollarının .... sefer sayılı ..... yolcularının güvenlik kontrolünden geçmeleri önemle rica olunur" aha bizim uçak...

Sevgi .. saygı....

misterno55
07-03-2011, 16:13
Bu uçaklardan oldum olası tırsmışımdır, yok vakit tasarrufuymuş, o kadar eziyete ne gerek varmış. Sana ne kardeşim benim vaktim bol, 10 saatte 20 saatte yolculuk ederim ben. Yeter ki yanımda kafa dengi bi şahsiyet olsun. Lan zaten biner binmez arıza başlıyor, yok arkada iki acil çıkış varmış, ortada ve önde de varmış, yukardan oksijen maskeleri düşermiş. Zaten kafadan benim gardımı düşürdün kardeşim, ben artık bekliyorum, çıkış şurasıydı, oksijen maskesi yukardan gelecek, o 45 dakika bana zaten bir ömür geliyor… zaman tasarrufuymuş ömrümden ömür gidiyor lan benim.

Neyse hayırlısıyla indikte kurtuldum, telefonumuzu açalım… oha apo aramış yüz bin kere,.. arıyalım beyimizi, yok aramim, bu nasıl olsa duramaz arar, az senaryo yazayim, altına etsin ipnetor…. Adam ayni barni molaztaşmış, bu adam insanı anca gülmekten öldürürmüş… bak ben seni altına yaptırmıyor muyum… zaten çocukluktan alışkınsın sen.. puhahaha

Ooooh.. evim evim güzel evim, dır dır yok, gürültü yok, bi duş alayım koktuk resmen… “İki gemi yan yana haydaya bilir misin, iso sen apoya ........ bilirmisin …puhahaha süper oldu… rinnaaa rina rina… “İki gemi yan yana haydaya bilir misin,…..” lan ne güzel şarkıymış bu ya.. rinnaaaa rina rina… hobaaaa… bu ipne niye aramıyor ki beni… uzanayım biraz, yoruldum direksiyon sallamaktan, açalım bi kanal..

Bu haberlerden nefret ediyorum, hele o kaş altından öküzün trene baktığı gibi haber okuyan herifler yok mu öldürüyor beni. Öldürüyor derken; adam 2 dakka önce 20kişinin öldüğü bi o kadar da yaralının olduğu haberini sunduktan sonra, “sevgili izleyiciler milyonların sevgilisi Taaarkan’ın yeni albümü piyasaya çıktı” bunu söylerken de, o ciddi imaj gitmiş, yerine sırıtkan bi ipne gelmiştir, “şimdi tanıtım kokteylinin yapıldığı dingil otele, muhabirimiz Okşan’a bağlanıyoruz”

- Okşan oradaki havayı anlatabilir misin bize? Bu arada hiç okşanmak istedin mi? (puhahaha)
- Anlaşılmadı, seste sorun var galiba
- Anlamazsın tabi, bi cevap vermedin, o kadar mesaj attık… hava diyorum hava.. Tanıtımda hava nasıl
- Sevgili murat,.. sevgili dediysem lafın gelişi, yanlış anlama
- Ne diyo … sevgilim dedi galiba, reji kaydettin mi?
- Yok abi sevgili diyo “m” yok
- Ne diyosan çabuk de okşan, seni mi beklicez, sırada bir sürü ciddi haber var.. hadi.. hadiii
- Evet murat Taaarkan’ın “Çişim gelmeden, Göbeğime ismini yazdım ve Saatimi kur benim, gel arkamda dur benim” adlı 3 şarkıdan oluşan singılı oldukça ses getirecek bibi görünüyor.
- Hmm (spiker, sol kolu dirsekten masaya koymuş, sağ kol hafi geri çekilmiş, sanki her söyleneni anlıyormuş gibi bir yüz ifadesiyle poz vermektedir)
- Özellikle “saatimi kur benim, gel arkamda dur benim” adlı eser misafirlerden ve müzik eleştirmenlerinden tam not aldı. Bir diğer şarkısı göbeğime ismini yazdım da sözleriyle herkesi büyüledi.. bir kuplesini paylaşayım,

deliklerden hep koktum, Piercing yapamadım,
kaderime küsmüştüm, yükseklerden düşmüştüm,
bu piercing bozsa da beni, duramazdım
pamukçuklar olsa da göbeğimde,
ben bütün dertlerin öbeğinde
Yazdırdım sevgilim ismin artık göbeğimde
göbeğime ismini yazdım, göbeğine ismimi yazdım… ne kadar hoş, ne kadar anlamlı değil mi .. murat..
- Anladık Okşan uzatma, ne uzatıyorsun saati kursan ne olur kurmasan ne olur, ama arkada durma olayı güzel, şarkıya egzotik bi hava katmış,.. bi ara deneyelim seninle, arka fonda da şarkı çalar ne dersin?
- Abi ne yapıyon ya, canlı yayındayız
- Korkma yaw şifreli konuşuyorum
- Ne şifresi kardeşim bütün dünya anladı kıza yazdığını, canlı yayında olmuyor ama…
- Ne var lan canlı yayındayız diye, bizim bi sevgilimiz, arkadaşımız, manitamız olamaz mı? Başka yerde göremiyorum işte.. idare etsen olmuyor mu?
- Yayını kesecem bak
- Olm cinsel hayat diye bişe kalmadı, benim hayatım kesintiye uğramış, sen yayını kessen ne olacak
- Sıyırmış lan bu… kestik kestiiik

Puhaha.. lan böyle haberler olsa.. sabaha kadar seyrederim… hadi apoo senaryoyu unutacam bisey değil,… Arıyalım bari bu tosbaanın arıyacağı yok…

- Ya kardeşim nerelerdesin sen, yüz bin kere aradım, insan bi geri döner.
- Şarzım bitmiş olm, döndük işte.. ne var?
- Ebenin ki var? Ne yaptın kadınla görüştün mü?
- Yoo ne görüşçem, sen demedin mi bu iş bitti adam barni moloztaş diye. Senin işin bittiyse ne işim olur benim çatlak karıyla
- Bak ya, adam barni moloztaşta, kadın şikayet ettikten sonra, adam fred çakmaktaş olsa ne barni moloztaş olsa ne
- Hadi ya, geçen ağzın kulaklarında böyle demiyordun ama…
- Kardeşim ben adam korkulacak biri değil demek istedim
- Hade len istersen telefon kayıtlarını dinleteyim
- Nasıl yani, sen benim konuşmalarımı kayıt altına mı alıyorsun
- Ne var, sen beni çocukluğuma götürdüğünde kaydetmiyor musun?
- O başka olm, ben doktorum, bütün hastalarımla yaptığım görüşmeleri kaydediyorum, mesleki bişey bu, sonradan tekrar dinliyorum.
- Bende yazıyorum hayatıma dair kayda değer şeyleri, unutmim diye telefonları sesli kayıtla saklıyorum, bak şimdi dinle.. “ … ve olay bitti diyorsun… Ya ne diycem, bu adamdan olsa olsa çizgi film karakteri olur… puhahaha” .. buyrun mikrofon sizde
- Adama bak kaydetmiş ya
- Lan uzatma da sadede gel…
- Ben nereye geleyim olm, kadın kudurmuştur, yarın elime yazı ulaşır benim, meslekten men edildiniz diye. Karı boşar valla beni…
- Yaw ne olcak, yengeyle 15 senedir berabersin, çizgi romanlarla 35 senedir, sarılır misternoya yatarsın .. puhahaha
- Olm sen varya çok adi şerefsiz bi adamsın, onları sana vermedim diye gitmedin değil mi?
- Etkisi olmuştur tabi… ha bide barni moloztaş olayı tabi, zaten adam çizgi kahraman, çizgi filmden çıkıp muayenehaneye gelmesi bile mucize.. puhaha
- ….
- Apo orda mısın?
- Ya küfredecem bak, sen bu kadar adi olamazsın, t.şak geçiyorsun benle… bu kadar rahat dalga geçemezsin, mesleğimin elimden gitmesine, karıdan boşanmama
- fiiiikrimden geceeleeer yatabilmireeeem, buu ipnetor apoyu kandırabilmireeeeem
- biliyodum zaten olm ne yavşak adamsın ya, yüreğime indirdin şerefsizim.
- Zaten şerefsizsin başka bişey söyle… bit yavrusuydu değil miydi la yavşak.. puhahaha
- Ahahaha çok komik…
- Komik tabi olm, zçtın korkudan altına..
- Korktum valla ne yalan diim, ipnesin ya yapmış olabilirsin
- Valla bu aralar bende kendimden şüpheleniyorum ipne olabilirim
- Niye ne oldu, eve karı attın kuşun mu kalkmadı.. puhaha
- Bakıyorum neşenin yerine gelmesi saniye sürmedi..
- Yav arkadaş benim gülmem niye senin bu kadar zoruna gidiyor anlamıyorum, ne zaman neşeli olsam, illa laf sokacan
- Yav kardeşim senin gülmen değil zoruma giden, bu ani dönüşlerin, abartmaların, lan bi ikisinin arasını bulamıyorsun.
- Ya bırak bu kişilik kimlik tespitlerini, ne oldu anlatmayacak mısın?
- Anlatsam anlar mısın ki beni? Şu sonbaharın son demlerinde çukulata renkli sanatçı Michael Jackson’un da dediği gibi … “güz gülleri gibiyim, hiç bahar yaşamadım” puhahaha
- İSOOOO ..
- Tamam lan vapur düdüğü, kulağımı deldin,…
- Anlat zaten nöbet geçiriyorum burda
- Anlatıyorum ama, hani senin hastanla aranda geçen özel bir durum varya, kimseyle paylaşmadığın, benimde bu konuyu sana son kez anlatışım.. bu konu bugün kapanacak.
- Olm sen bu konu kapandı diyorsan hiç anlatma.. bana yeter
- Hade len iki dakka sonra saldıracan, anlat diye
- Madem ısrar ediyorsun .. dinlerim ben… işim bu zaten
- Tabi tabi çok ısrar ediyorum… ben kadınla buluştum, hatta buluşmakla kalmadım, istanbul’a kadar da gittim..
- İstanbul ne alaka?
- Şu alaka.. kocası senin gözüne barni moloztaş gibi gelmiş olabilir ama, adam evde erol taş gibi demek ki, istanbul’da kardeşinde kal uzun bir süre demiş, kadında almış voltayı.
- Sende onunla istanbul’a kadar gittin öyle mi?
- Aynen.. tam 9 saat sürdü yolculuk…
- Sabah gittin şimdi evdesin.. uçakla mı geldin geri?
- Evet kadın her şeyi hazırlamış zaten, arabaya bindiğimde, İstanbul-samsun biletini tutuşturdu elime.
- Vay be kadına bakar mısın? Manyak falan dedik ama, her şeyi düşünmüş.
- Aslında kadının yanına gitmeyi düşünmüyordum, yanına gidince de, istunbul’a kadar gitmeye niyetim yoktu… biraz sulu gözlük yapınca, birde bundan sonra siz istemediğiniz sürece herhangi bir şey yapmam da deyince… len ne olursa olsun, bari şu durgun hayatında, elle tutulur heyecanlı bir maceran olsun dedik ve koyulduk yola..
- Ne konuştunuz olm 9 saat..
- Dedi ki senden çok hoşlanıyorum, ilk otelde duralım, sana veresim geldi.. puhahaha
- Hade len, adam gibi anlatacaksan anlat
- Yav kadın seni şikayet etmeyi düşünmüyormuş zaten, seni ilgilendiren tarafı bu değil mi? Bu saatten sonra da hiç şikayet etmez….
- Yani bu güzel haber tabi.. ama sen gene de anlat, psikolojik bir vaka kadın, mesleki de bakıyorum ben olaya…
- Hadi len ipne seni, mahalle karıları gibi dedikodu damarların şişti, 9 saat ne yaptınız, ne ettiniz her şeyi öğrenmek istiyorsun…
- Ne alaka ya, anlatırsan dinlerim .. çokta şeyimeydi...
- Ne güzel bende anlatmayı düşünmüyorum zaten
- Niye? Anlatılmayacak şeyler mi yaptınız
- Tabi olm, grekoromen güreş tuttuk, al aşağı ver yukarı, vurdum sırtını yere, terletti ama, baya iyiymiş güreşte… ehi
- Şuna ba şuna, senin gözün kalkmış belli, indirir biri yakında merak etme
- Olm ne merak edecem, mahalle karıları gibi meraktan çatlayan sensin… hadi iyi geceler kaçtım

Puhahaha .. ne ifrit olmuştur ama, çokta cuculumaydı, “dandini dandini dastana, bizim apo girmiş bostana, hıyarları görünce hemen yapmış altına” puhaha valla benden güzel şarkı sözü yazarı olur… “kıl oldum abi” “acayip hayvanlara benziyirsen” “neremi neremi” gibi şarkı sözleri varken, güftede altın öküz heykelini ben rahat rahat alırım .. sanırım, zannedersen, büyük olasılıkla ve de ihtimal dahilinde…

Sevgi, saygı.. ve de.. bilimum nezaket…

misterno55
08-03-2011, 15:51
Drilili drilili …. Drilili drilili

- Noluyo, lan, nerde bu telefon
- Aloo
- Alo kimsin kardeşim
- Apo lan ben apo
- Kimsin?
- Lan sarhoşmusun apo diyorum
- ….
- İsoo uyuyo muydun?
- Apo saat kaç, gözlerimi açamıyorum, birimi öldü?
- Saat 02:30
- Birimi öldü? Ne oldu, ihsan amcaya bişey mi oldu
- Ağzından yel alsın olm, babam sağlam
- Annen?
- Ya olm seni aramam için illa birinin ölmesi mi lazım, şom ağızlı
- Lan Apo ecdadından başlayacam sövmeye de, sırf soyunda Savaşçı Çerkez kanı olduğu için tutacam kendimi.
- Çerkez olmasam saydıracaksın yani gelmişime geçmişime
- Benim büyük dedem Çanakkale harbine gitmiş ve geri dönmemiş, büyük ihtimal senin büyük deden de aynıdır… çarpılırım diye korkuyorum
- Yok benimki gitmiş ama geri dönmüş, sol kolunu kaybetmiş dirsekten, gazi yani
- Yaw bi atana bak, bi kendine bak, lan ne angut, ne dingil, ne yavşak bişesin ya… lan olm gözlerim bir birine yapışmış açamıyorum, ne diye arıyorsun bu saatte
- İpne verdin ayarı yattın, ben daha uyuyamadım, sen bu seyahat hikayesini anlatmazsan, sabaha kadar uyuyamam ben
- Doğru diyorsun, eşeklik bende senin merakını gidermeden nasıl uyurum ben, işkence yapsan yeridir
- Yani 40yıllık arkadaşınım olm senin, bana anlatmayacan kime anlatacan
- Apo o senin eli öpülesice büyük deden varya, ben onun kopan eli olurum, hatta sırtıma alır ayağı olurum, olmadı kölesi olurum. Ama senin ağzına s.çarım, kafanı kırarım,… eğer bu mevzuyu uzatırsan, yeminle diyorum, kalkar sizin eve gelir, bütün apartmanı ayağa dikerim… hadi kaybol şimdi.. sakın bir kere daha çevirme telefonu

Off .. saaaat kaç olmuş acaba, 9.30 daha erken yatakta keyif yapayım biraz. Bugün şu ipnetora gitmek lazım, hayret sabahın köründe nasıl aramadı… bakalım şarzı bitmiş telefonun, şaka gibi ya adam, ben uyuyamadım sende uyuma, şu merakımı bi gider… şu kanalları bi gezeyim, bu saatte kadın programlarından başka bişey de olmuyor ki… en iyisi apoya gideyim, kahvaltı beleşe gelir, zaten geliyorum desem bu meraklı Melahat dehşet bir kahvaltı hazırlatır kesin.. test edelim

- Alo
- Oo beyimiz kalkmış, alabildiniz mi uykunuzu paşam
- Valla gece dananın biri uyandırmasaydı, daha verimli bir uyku olabilirdi
- Niye aradın sen şimdi beni, gece niye uyandırdın diye saydıracan mı?
- Yok, senin bu merakını gidermeden sen beni rahat bırakmayacaksın geleyim kurtulayım diye aradım.
- Gel adres belli..
- Annemlere geçecem kahvaltı için, 1-2 saat sonra gelebilirim
- Yok olm, kahvaltı için ne uğraşıyorsun, ben sana hazırlatırım, sen ne istediğini söyle
- 2-3 çeşit peynir olsun, koyun veya tulum illaki olsun, zeytin, alttaki lokantada melemen yapıyorlardı yanlış hatırlamıyorsan, az melemen, bal tereyağ.. vs. işte, gerisini kafana göre ayarla
- Oha boşanda semerini ye… bu nasıl kahvaltıdır ya
- Olm pintilik damarların kabardıysa şimdiden söyle, dün bütün gün direksiyon sallamışım, doğru dürüst dinlenemedim zaten sayende, kıvıracaksan anamı arim, hazırlar o.
- Tamam lan atla gel sen, kıtlıktan çıkmış sanki adama bakar mısın?

Arabayı alsam mı? Dolmuşla mı gitsem, geçen ki dolmuş hikayesini hatırla olm, önce duraktaki lavuk, sonra koşturan dolmuş şoförü… ama eğlenceliydi yaw, dolmuş maceraları diye bi başlık adı altında yazılır… mis gibi hikaye çıkar burdan.. ilk hedefimiz toplu taşıma araçları ileriiii…

Konu hakkında tecrübeliyiz artık, direk ana yola yaylanalım, otobüs durağını süzelim, yok o günkü angutu göremiyorum, az bi laf koyardım, eğlenceli olurdu… evet başlayalım el kol hareketi yapmaya… sol elle başlayalım… yemedi, sağ el o da yemedi, tekrar sol, tekrar sağ, ikisi birden… laaaan dursanıza ipneler

Olm sen geçende de sinir olmamış mıydın? Bi daha dolmuşla binersem iki olsun dememiş miydin? Dedim de, macera ruhu işte… aha şuna da bi el edim… yaw arkadaş, İstanbul gibi metropolde bile 50 kere binmiştim şimdiye… ne bu ya… lan dursana

Aha durdu.. yolcu indiriyormuş dana, az geride insene ipnetor, oraya doğru yürüsem, bineceğimi anlar mı acaba, ya da koşar gibi yapsam, yok yaw oda gazlasa it gibi kalırım, en uyuz olduğum şeydir, sen binmek için koşarsın, o sallamaz basar gaza… zaten 100 metre kim koşacak oraya mna koyim… aha 4’lüleri yaktı geri geri geliyor.. du bende koşim biraz

Höyk..höyk..höyk… koşmak senin neyine öküz… öhhü.. öhhü.. öhhü ..

- Amca gel otur
- Öhhü öhhü (lan bi konuşabilsem, seninde amcanın yedi sülalesine başlayacam)
- Gel amca(bak hala amca diyor)
- Yok otur sen koçum, iyiyim ben.. öhhü öhhü(lan ne gıcık tuttu arkadaş)
- Olmaz amca ben inecem zaten(orta okul talebesi, niye zoruna gidiyor, zamanında evlensen askerlik çağında evlat sahibi olurdun)
- Siz oturun hanımefendi…

Lan k.çımdan nefes alıyom ama, erkekliği de elden bırakmıyom. Bu sigara öldürecek beni bigün, bakalım ne zaman. Ohh anca kendime keldim… “meydan alır mısın”…

- iç ses konuşuyor, dikkat dikkat iç ses konuşuyor
- konuş lan, tiyatro yapma
- dolmuşa binim eğlenceli olur diyodun, ne oldu eğlene biliyor musun?
- Sana ne olm, devam ediyoruz işte, çıkar belki bişey
- Çıktı çıktı nefesin ardından çıktı… puhahaha
- Lan iç ses edepli ol, bi susarım ömrü billah çıkamazsın içimden
- Salak mısın olm sen, ben iç sesim, kimse duymuyor zaten beni, sussan ne susmasan ne.
- Lan kime diyom edepli ol diye… öndeki fıstığın göğüslerine baksam biter işin…
- Bak o zaman,… bak hala çıkıyor sesim
- Olm bakasım yok, başka bişeye konsantre olmam yeterli seni susturmak için diyorum.
- Lan ne biçim erkeksin sen, baksana karının göğüslerine, yoksa harbiden ibne mi oldun sen… puhaha
- LAAAAAAAn
- Ayyy beyefendi ne yapıyorsunuz, kulağımı patlattınız
- Pardon pardon
- Abi ne yapıyon ya, bütün minübüsü zıplattın
- Yaw telefonla konuşuyordum, kaldıramayacağım bi küfür etti, kusura bakmayın
- … elinde de telefon falan da görmedik ya … neyse
- Göstereyim istersen abla..
- Hadi be nerden ablan oluyorum senin, ufal da cebime gir

Lan insan iç sesiyle kavga eder mi, sıyırıyorum kafayı harbi harbi. Bide niye bakmıyorsun olm kadının göğüslerine, elleyecek değilsin ya. Harbiden bi yumuşama falan mı var yoksa, ulan bak kendimden şüphelenmeye başladım. Yok ne alaka canım, hala etkili bi hatun oldu mu ateş basıyor her yanımı… iyiyim ben iyiyim

- indir lan beni
- bişey mi dedin abi
- müsait bi yerde ineyim dedim

Bu iç ses bütün ayarım bozdu… dayak yemeden apoya atayım kapağı…

misterno55
09-03-2011, 10:43
70’li yıllar sadece yokluk yılları değildi, sağ sol davası diye o zamanlar algılamakta oldukça zorlandığım, genç delikanlıların birbiriyle didiştiği yıllardı. Sağcı mısın, solcu musun? Sorularının bol bol sorulduğu, bütün olumsuz koşullara rağmen yine de mizahın hüküm sürdüğü yıllardı. Bunu o kadar karışık bir sürü insanın hayatını kaybettiği bir ortamda, sık sık sorulan sağcı mısın? Solcu musun? Sorusuna “ne sağcıyım ne solcu futbolcuyum futbolcu” cevabından da anlayabilirsiniz.

Ben elimden geldiğince bütün yokluklara rağmen o yılların hep güzel taraflarını aktarmak istedim. Ama hayat hiçbir zaman pamuk şeker tadında geçmedi, geçmiyor, geçmeyecek de. Hayal mayal hatırladığım bir uğur abi vardı, bir arkadaşı ile duvara yazı yazarlarken vurulup ölmüştü… ve daha onlarcası, yüzlercesi binlercesi. Uğur abi bizim alt komşumuz, Leyla teyzenin oğluydu, ne Marx bilir ne Lenin nede kapitalist zihniyet umurundadır, ciğeri yanmıştır, kim anlatabilir ki ona, “sömürgeci zihniyeti yıkmak için öldü” diye.

Ben mizahı hep sevdim, böyle iç karartıcı konulardan da hep kaçtım, korku filmleri bile beni daraltmaya yeter “bir insan niye korkmak veya gerilmek ister ki?” sorusunu bu tarz filmlerden hoşlananların mantık çerçevesinde cevapladığını hiç görmedim.

- Ya birader ne anlıyorsun şu korku filmlerinden, psikopat mısın sen, korkarak veya gerilerek nasıl bir keyif almayı düşünüyorsun
- Lan olm ne korkçam ya, film neticede bu
- Olm az önce filmdeki adam zombiyi görünce zıpladı, sende koltukta zıpladın
- Abi bi huzur ver ya, bırak ta seyredeyim şunu

Bu keyifsiz sağ sol meselesine nerden girdik değil mi? O yıllar bir çok insanın acı çektiği yıllardı. Geçenlerde duyduğum bir şey bu anlamsız çatışmaların içindeki insanların ne kadar boş ve kullanılmış cahil insanlar olduklarının da bir göstergesiydi. Zaten benzer örneklerini medya da zaman zaman önümüze koymuştur, çocukluğumun belalısı Alaattin abi solcuydu, ağabeyimle sohbet esnasında “bizim mahallede Alaattin vardı, hatırlıyor musun solcu” … “o … partili olmuş” …. E kardeşim neyi savundunuz da hayatınızı tehlikeye atacak atraksiyoların içine girdiniz, hatta bir çoğunuz da öldünüz. O zaman uğruna ölebileceğiniz bir davanın içindeyken bugün niye bu kadar çabuk döndünüz.

Bu kadar az okuyan insanların yaşadığı bir ülkede, birilerinin çıkıp belli bir davanın savunuculuğuna soyunması bile saçma zaten. Bu dönem bizim çocukluktan gençliğe geçtiğimiz bir dönemdi. Yaşımız müsait olmadığı için olayların içinde olmadık ama bir çoğuna şahit olduk.

Üretkenlik üzerine yapılan her tartışmanın içinde olmak lazım, yoksa hırsızın kıblesi yok, problem ideolojilerden çok, bu ideolojinin içindeki iki yüzlü kaypak yöneticilerde. Paraya, varlığa, güce götürecek her kalıba giriyorlar, hangi belgeselde bukalemun görsem, hayvanın bir günahı yok ama tiksiniyorum.

12 Eylül yanlıştı değildi tartışmalarının içine girmeyecem. Netekim 80li yıllar Kenan Evrenle tanıştığımız yıllar, tabiî ki ondan daha da önemlisi tombiş başbakanımız 80li yıllara damgasını vuran, memleketi arı peteğine benzeten, arada petekten kaçan arılarla oramızı buramızı delen Turgut ÖZAL ile tanıştığımız yıllar. İyidir kötüdür birileri beğenir beğenmez.. ben Turgut Özal’ı hep sevdim.. hatta zaman zaman o tombiş yanaklarını sıkma arzusu bile depreşmiştir içimde… kimse senin tuttuğun gibi kalem bile tutamıyor tombişim, huzur içinde yat.

Sevdim mi tam severim… bi sonraki yazıda da Turgut Özal’lı 80’lerle gelirim

Sevgi, Saygı ve de bilimum nezaket….

misterno55
09-03-2011, 14:47
- Naber len psikopat doktor
- Giriş güzel, bakalım gelişme ve sonuç bölümü nasıl olacak,
- Akşamki eşekliğinden sonra çok ağır bi girişte olmadı bence
- İhtiyarlıyon olm sen, eskiden 2’lere 3’lere kadar ayakta olurdun, bekar adamsın ne işin olur senin uykuyla,
- Geçen sabahın köründe aramadın mı sen beni? Gece uyuma sabah uyuma, ne zaman uyuycam oğlum ben, yarasamı sandın beni
- Biz tereyağla balla besleyelim seni, sonra da ağzına geleni söyle.. ne güzel
- Hadi söyle de gelsin, kurt gibi açım…
- Tamam bi yandan da mevzuyu anlatmaya başla sen
- Anlatalım bakalım… kadın görüşmeye devam etmek istiyor, 1. mesele bu
- Ee burayı yasakladı adam, nasıl görüşeceksiniz siz, manyak mı olm, bu karı…. Gerçi manyak tabi
- Mesele o zaten, yolculuk boyunca anlatmaya çalıştım, yanlış olur, yanlış anlaşılır diye
- Ne diyor öyle deyince
- Benim birileriyle konuşmaya bişeyleri paylaşmaya ihtiyacım var dedi..
- Bu kişi de sen oluyorsun öyle mi?
- Ne o beğenemedin mi papucumun psikologu
- Beğenen beğenmiş olm bana ne?
- Diyor ki, siz bana bir yalan söylediniz belki, ama ben anladım ki benim gerçek doktorum sizsiniz.
- Puhahaha… yalana bak yalana
- Valla aynen böyle dedi
- Gerçi normaldir yaw, karının motor komple çökmüş, full arızalı
- Aslında kadının orjinali sağlam, 8 yıl uzun yıl, arada orijinal aksamında değişim olmuş, yan sanayi kullanmış kocası, arıza ordan…
- Puhaha … edebiyat konuşur diyorsun… teşbih zenaatine attıram iso
- Neyse durum bu, bilmiyorum nasıl olacak görüşme vs… ama olur dedim ben,
- Karı az çirkin bişe olsa, beni uyuz it gibi ortada bırakırdın, hatun güzel ya, bütün riskleri alıyorsun…
- Güzel valla, ne diyeyim… insan bütün kötü ihtimalleri siliyor aklından, karşında güzel bir tabloya bakıyorsun, başka bir şeyi gözün görmüyor o ara…
- Lan olm evli barklı kadına aşık mı oldun yoksa…
- Hade len, ne aşık olcam, kadın hayatında 2 erkekte huzur bulmuş, biri çocukken babasının kollarında, diğeri evliliğinin ilk yıllarında kocasının omzunda, 3.ben miyim dedim “evet” dedi, hani kucak hani omuz dedim? yok öyle değil …. Siz başkasınız dedi,
- Neymiş başka olan
- Ben onun doktoruymuşum işte, yanındayken kendini rahat hissediyormuş .. zart zurt, ne uzatıyon ya, sallamıyor hatun bizi erkek olarak işte…
- Puhaha… lan olm kadın bu kadar net konuşmuş, daha ne riske giriyorsun o zaman
- Apo kahvaltı nerde kaldı, bak başyacam saydırmaya…
- Gelir gelir, sen soruma cevap ver…
- Senin zırıltından kurtulmak için gittim ben kadının yanına… yoksa ne işim olur
- Hah sok iğneyi dibine kadar
- Öyle, sende sıkıntı olmasa gitmezdim, ama görüşmeye devam etme fikrinin senle alakası yok… ben istedim
- Bende onu soruyorum işte kardeşim, niye görüşmeye devam etmek istedin, biri görürse asıl rezalet o zaman çıkar .. demedin mi?
- Ya apo ne deşiyon olm, sanki hayatımızdaki her şeyin temelinde mantık var. Arada saçmalarsın…. Buda onlardan biri işte
- Saçmalayacaksan da, güzel saçmala diyorsun
- Evet öyle diyorum
- Peki senin nasıl bir beklentin var bu durumdan? bak ben kadına yardım etmek istiyorum gibi bi cevap verirsen, bilgisayarın klawyeyi kafana geçiririm.
- O çok güzel bir kadın ve yardıma muhtaç, öyle güzel bir kadının senin kanatların altında olmayı istemesi, sebebi ne olursa olsun … hoşuma gitti
- Olm farkında değilsin ama, bence sen bu kadına aşık olmuşsun.
- Aşık oldum apo ben daha önce, bu yaştan sonra aşık olacağımı hiç sanmıyorum. Onun için aşık falan değilim ben ona… beğenme diyebilirsin, ama aşk değil
- Öyle başlamıyor mu bu işler…
- Yok öyle başlamıyor, aşk bir şeyleri fark ettirir, görünmez olan, ilgini çekmeyen bir çok şeyi görmeye başlarsın; … nasıl diyeceksin;

“Önce onu gördüğünde yutkunmak istersin ama yutkunamazsın, böyle yumruk büyüklüğünde bişey boğazına dikilir nefes alamazsın, bütün vücudunu ateş basar, kalbin hızlı hızlı atmaya başlar, karnına ağrılar girer, etrafında olan biten hiç bir şeyi görmezsin… asla hemen yanına gidemezsin, asla onunla rahat rahat konuşamazsın, mutlaka belli bir süre uzaktan seversin. Eğer yanında yoksa…

Yattığın odanın tavanının ne renk olduğunu, bahçedeki gülleri bile o zaman fark edersin, sararan yaprakları görüp son bahar geldi dersin, baharda çiçekleri, böcekleri, kelebekleri, parktaki sevgilileri fark edersin. Otobüste yerini bir yaşlıya vermek istediğini fark edersin, gökyüzüne bakıp bulutlardan bir anlam çıkarmaya çalıştığını fark edersin, yıldızlara uzanıp tutmaya çalışacak kadar hayalperest olduğunu fark edersin … hani bilmese de seni, sevdiğini fark etmese de,.. sen yaşadığını fark edersin… eğer o da severse böyle seni, ayrılınca öldüğünü fark edersin…”

- Ben aşık olursam fark ederim, apo.. sende fark edersin
- Güzeldi....

misterno55
10-03-2011, 00:36
İşten eve gelirken dinlediğim bir radyo programı var, tam arabadan inmek üzereydim... bugünkü yoğun kar yağışı nedeniyle, günün konusunu "çocukluğunuzda kar yağdığı zaman ne yapardınız" sorusunun cevabını arayarak belirlediler...

Konu hoşuma gitti, bu radyo programcısı arkadaşı oldukça uzun zamandır dinlerim, hani mahalle arkadaşım gibidir kendisi ama bundan şahsının hiç haberi yoktur :) ... radyoları arayıp programa iştirak etmek gibi bir alışkanlığım olmadığından burada paylaşmak istedim...

Bu programcı dostum biraz yemeklere meraklı olduğu için, olayın o boyutunu ön plana çıkarmış olsa da ben biraz genele yayacam tabi... bir kere böyle yoğun kar yağışı nedeniyle bugünkü gibi bir tatil açıklaması olduğu zaman, bütün normal çocuklar gibi oldukça sevinirdik... derslerden uzaklaşacağımız için üzülüyoruz gibi cümleler bize Amerika kıtası kadar uzaktı...

Çocukluğumuzda yoğun kar yağışının olduğu dönemlerde evdeki bir aksesuar çok önemliydi, oda kuzine diye adlandırılan sobamızdı, bu sobaların en büyük özelliği, normal odun yaktığınız alanın hemen sağında, çakma fırın diye adlandırabileceğiniz bir bölüm vardı... çakma da olsa o dönemin en büyük keyiflerini sunardı bize..

Sobanın bu bölümünde neler mi yapardık, tabi ki soğuk kış günlerinin gülü olarak nitelendireceğimiz başta kestane olmak üzere, patates, elma(posul, fosul gibi isimlerle anılırdı) fındık(of orda kavrulan fındığın lezzeti de bi başka olurdu hani) ve daha aklıma gelmeyen bir sürü şey...

Tabi ki okulların tatil olması demek bizim evden çıkmayacağımız anlamına gelmiyordu, eldivenleri elimize taktığımız gibi doğru dışarı, yaşasın kartopu savaşı, elimiz kolumuz kalkmayana kadar. Eğer kar yağışı kayda değer bir yüksekliğe oluşmuşsa, karda tüneller açar içinde gezerdik, tabi ki donumuza kadar ıslanır, evde anamızdan bir dolu fırça yerdik.

Bu yoğun kar yağışı yükseklerde şehirdekinden daha fazla olduğundan, bütün kuşlar yemlenmek için şehire akın ederlerdi, her yer sığırcık, karatavuk ve envai çeşit kuşla dolardı. Bu yoğun akınla, bizde silahlanır (silahımız kuşlastiğidir) kuşların peşine... hurraaaa

Kuşları vuracağız diye mahalle sakinlerinin camlarını indirdiğimiz çok olmuştur, bu kar tatillerinin en kötü taraflarından biri de, bir yaramazlık yapmışsanız, yediğiniz dayak, sıcak havaların aksine duble etki yaratırdı. Zira o soğuk havada her tarafımızı buz kestiği için, aldığımız darbelerin şiddetine ayrı bir eziyet eklenirdi.

O dönemlerde komşuluk ilişkileri zaten üst seviyedeyken, birde yoğun kar yağışı nedeniyle evden fazla uzaklaşama durumlarında, mutlaka bir komşuya ziyaret olur veya bir komşu misafir edilirdi akşamları. Sobanın üzende bir demlik dolusu çay, çay demlendikçe muhabbet de demlenir, sohbet koyulaşırdı. Konuşulan konular masalsı ise büyüklere yanaşır yoksa kedi gibi sıcak sobaya sırnaşırdık.

O yıllarda kar kış kıyamette sobalar sadece evi ısıtmazdı, dostlukları da körüklerdi. Kuzine deyip geçmemek lazım... o yıllarda bir soba nelere kadirdi...

...sevgiler...

misterno55
11-03-2011, 16:39
80’li yıllar benim, Tombiş başbakanımızla, yabancı müzikle, havlu çorap, timbırlent(böyle mi yazılıyor) ve converse, dar paça pantolon(moda mıydı hatırlamıyorum ama, ben paçalarımı hep daracık yaptırırdım), break dans(delikanlıyı bozar diye kapalı kapılar arkasında, yapmaya çalıştığımız, ) ….. kdv ile tanıştığımız, Michael Jackson’un siyah olduğu yıllardı, Adile Teyzenin bize kuzucuklarım diye seslendiği, Cenk Koray’ın kutumuzu açtığı, Woltranı oluşturduğumuz, Güüüç bende artıııık dediğimiz yıllardı, … o yıllar benim çizgi romanlarla kardeş olduğum yıllardı….. belki daha sayamadığım niceleri

Bu break dans diye bişe çıkarmışlar, baksan erkek ama kıvırıyor orasını burasını, kemikleri alınmış yumuşakçayı andıran bir görüntü var. Müziğin evrenselliğinden olsa gerek sarsa da bizi içten içten, kenar mahallelerde yetişmenin verdiği de bir ağırlık var, delikanlıyı bozan bir hareket silsilesi oluyor neticede. Hani cemaat içinde müziğe ritim tutmak delikanlılıktan aforoz olmak demekti.

Mecburen kapalı kapılar ardında çekiyorduk break dans hareketlerini, ne kadar gizli de yapsan ev ahalisinden saklanamıyorsun. Bu gizli saklı organizasyona tanık olan validemin aklı yerinden firar ediyor, kendince abuk sabuk hareketler yapan oğlunun başına bi iş geldiğini (artık inme indi diye mi düşündü, elektrik çarptı diye mi bilemiyorum) sanarak bir çığlıkla, hem kendi aklını hem benimkini alıyordu.

- noluyo ya aklımı aldın
- Allah senin müstehakını vermesin, sen bunları bilerek mi yapıyordun
- He ne var, dans ediyorum işte
- Allah seni nasıl biliyorsa öyle etsin, Allah sana akıl fikir versin…

Diyerekten olay mahallinden uzaklaşmıştı…..

O yıllarda arabesk, bütün ihtişamı ile saltanatını sürerken, taverna müziği diye yeni bir tür çıkmış, piyanist şantörler boy göstermeye başlamıştı. Altın ziynet eşyalarını göstermekten imtina etmeyen ve piyanist şantör adıyla anılan bu arkadaşlarımız göğüs dekoltesi!!! vermekten de hiç kaçınmazlardı. Döneme damgasını vurmuş taverna müziğinin guruları, Ferdi Özbeğen, Ümit Besen, Nejat Alp, Arif Susam ve liselim ile ortalığı kasıp kavurmuş olan Cengiz Kurtoğlu idi.

Her yerde aynı mıydı bilmem, manyak bir teyp kültürü türemişti, irisinden ufağından, çift kasetçalarlısından teklisine, her evde mutlaka bir teyp olurdu. Bu elektronik cihaz sahipleri günün belli saatlerinde özellikle taverna müziği örneklerini bütün mahalleye dinletirlerdi. Mahalle efradına “siz müzikten ne anlarsınız ulen, işte müzik budur” demek miydi? yoksa o anki ruh halinde dünya benim etrafımda dönüyor kardeşim, ben ne dinlersem sizde onu dinleyeceksiniz mi? Bilemedim.

Bu farklı müzik türleriyle beraber, gelişen farklı giyim tarzları da vardı elbette. Dönemin önemli kıyafet aksesuarlarından biri havlu çoraptı. Bu modaya herkes gibi bende uymuştum o dönem, sınıf öğretmenim yakından takip ettiğim havlu çorap akınından oldukça rahatsız olmuştu ki, bir Cuma günü okul çıkışında, istiklal marşı için beklediğimiz sırada, yanıma gelip, ayakkabısını el gibi kullanarak kırmızı havlu çorabımı gösterdi “bu ne” “çorap hocam” deyince, “görüyoruz oğlum çorap olduğunu, kırmızı çorap olur mu?”… sorusuna bugünün delikanlı öğrencileri “yapmışlar olmuş” der.. belki de, sınıfça kahkahayı da patlatırladı… biz ses çıkaramadık tabi… “çıkar bi daha giydiğini görmim” cümlesine uyacak kadar da köle zihniyetinde değildik. Elbette giymeye devam ettim… ama bu öğretmen maskesi ile dolaşan Devletlu Padişahı hiç unutmadım…

Sevgiler...

misterno55
16-03-2011, 13:54
Bugün 5.gün olmuştur sanırsam, hatun hala aramadı, acaba benim mi aramam gerekiyordu. Kadın sen ne dersen o olacak dedi ya, ben arayacam diye mi bekliyor… buluşacaksan İstanbul da buluşmak daha mantıklı da, bu karı son zamanlarda normal gibi görünmeye başlasa da, anormal bir durumumuz olduğu kesin… bundan zeki ve anlaşılır bir tavır beklemek saçmalık olabilir.

İpne apo da aramadı, yaşlandıkça bi tuhaf oldu buda…. Zrrrr … zrrrr .. zrrr…geldim lan bi patlama

- buyrun
- …. Kargodan geliyoruz, şunları imzalar mısınız?
- Alla alla bi kargo da beklemiyordum ama
- Bu sizin isminiz, bu da sizin adresiniz. Doğru değil mi?
- Tamam kardeşim anladık, işini doğru yapıyorsun,
- İmzalar mısınız?
- İmzalarız da .. ben açmam kardeşim, 3 tane koca koli getirmişsiniz, ben göndereni de tanımıyorum… siz açın
- Benim işim teslimat beyefendi gerisine karışmam
- Al şu 10TL yi aç şu kutuları
- İstemez, Medine dilencisi mi sandın bizi
- Şu yirmiliği de al
- Açalım bari
- Medine olmadığını anladık, neresi peki?
- Anlamadım
- Medine dilencisi değilim dedin ya? 20liği alınca, sorayım dedim… istanbulun nezih semtleri galiba....puhahaha
- Komiksin … espri kabiliyetin yüksek
- Öyledir öyledir, az ilerde aç, tırstık diye verdik parayı herhalde, burnumun dibinde açtıktan sonra, ne fark ediyor dana.
- Kardeşim ne afra tafra yapıyon, al paranı, para verdin diye hakaret dinlemeye, niyetim yok benim
- Lan artistik yapma bana, yarım el de uzatma parayı,... ver paramı ver.
- Neyse açayım açayım
- Arabanın arkasında aç, patlarsa etraf kirlenmesin.
- Abi şom ağızlık yapmasan
- Lan bu ihtimale bayıldım ben 30 kağıdı, yoksa keriz miyim, size para yedirecem
- Yaw sen kimsin ki sana biri bombalı bişe göndersin,
- Benim kim olduğum önemli değil, gönderenin kim olduğu önemli, yanlış göndermiştir belki..
- Açıyorum sen içeri gir de, üstün kirlenmesin
- Espri yapma lan dingil, arabanın arkasına geçin siz bişe olmaz bana

Kargocular kendi aralarında
- Memo olm bu ne iş la sabah sabah
- Mahmut sana ne olm, adam 30TL verdi aç kolileri gidelim ya, ne çene varmış sende
- Olm şöyle çok ses çıkaracak bişe yok mu, şunu bi altına ettirelim...
- Vay be akıla bakar mısın? Peki sonra ne olacak ulu maho? Tv lere satıp milyoner mi olacan
- Valla iyi fikir, sende çek, cep telefonuyla.. gelsin paralar
- Ya harbiden geri zekalısın olm sen, bi şakayla köşeyi dönecen öyle mi?
- Dönülmez mi olm, para vermiyorlar mı, hem haber, hem komik..
- Peki yıllardır bu şaka programı yapanlar salak mı? Niye hala köşe başındalar, niye dönmüyorlar
- Haaa öyle diyorsun… yani yani, öyle bişe de var
- Lan Mahmut yemin ediyorum kafanı asvalta sürtecem bak, olmadı tekerin altına sokacam, bak dehşet bi ses çıkar, adam da altına eder o zaman


- lan kargocu başı, bütün gün seni mi bekleyecem
- açtım abi açtım,
- Açtım diyo ya… ne açtın kçını mı açtın…ne var kardeşim içinde?
- Kitap var bi sürü .. misterno yazıyor
- Tamam getir hepsini, diğerlerine bakmana gerek yok

Vay vay hatun sözünü tutmuş… oh oh kitaplara bak ya… Allaaaah… pencerelere tahta çakayım, kapıyı zincirleyeyim.. telefonların fişini çekip kapatayım… bi 3-4 gün de anca biter bunlar…. Drililili drilili …. Drilili drilili.. iti an çomağı hazırla diye boşuna dememişler.

- vay doktor.. hayırdır? Hangi dağda kurt öldü
- olm seni genelde ben arıyorum zaten, zeytinyağı moduna girme yalandan yere
- genelini yiyim olm, epeydir aramıyorsun diye dedim allaaan dingili, bende sana her gün uğradım mı, başlıyosun zırlamaya, daha dün buradaydın diye…
- Telefonun yok mu oğlum, bak arıyoruz biz, sende ara işte..
- Teknoloji sevmiyorum olm ben, telefon uyuz bi alet, işerken, sçarken, na müsait her an çalma ihtimali var. Edepsiz bişe..
- Tamam kardeşim bi meseleyi de don lastiği gibi uzatmasan şaşardım zaten
- Olm doktorum diye geçiniyorsun, sen ofiste değil misin?
- Ofisteyim de, bunun doktor olmamla ne alakası var anlamadım
- Anlasan şaşardım zaten, olm senin normal telefonun yok mu?
- Var !!
- E benim de var… niye cepten arıyorsun?
- Ya iso aradım işte, niye iki saat çene yapıyorsun
- Lan radyasyon mudur nedir? Bişeler yayıyormuş bu dingil alet.. bilmiyor musun sen?
- Pöfff… gene arızaya bağlamışsın varya.. e kullanma at o zaman
- Daraldım bak… geldiler yine… niye aradın sen doktor?
- Niye arıycam ya, ne yapıyorsun ne ediyorsun diye aradım işte
- Bişe yaptığım yok 5 gündür evde pinekliyorum… kapı dışarı çıkmadım
- Hadi ya, hatun aramadı mı? “İso sana ihtiyacım var isoooo….” Puhahaha
- Lan acayip şevkete geldim bak, harbi güzel karı takliti yapıyon..
- Puhahaha… olm sen az ince ses duyma, anında gelirsin şehvet dahil her şeye…
- Abazayım yani, duvara tırmanıyorum ama beceremiyorum
- Bilmiyorum artık deneme yapıyor musun? Yapmıyor musun? Baktın olmuyor yumuşakçalara mı kaydın? Puhahaha
- Oh oh seni formunda gördüm doktor, keyifler iyi galiba
- İlik salik be isocum ne olsun…
- Orta oyununa da bağladın…
- İso bizim apartmanda bi daire boşalıyor,
- Bana ne olm, ordan emlakçı gibi mi duruyorum
- Yok olm alalım seni buraya diyorum
- Arıza değil miyim ben, niye çağırıyorsun?
- Sen bildiğim tanıdığım arızasın, burda bi sürü uyuz arıza var..
- Bi arıza olacaksa tercihin benim yani…
- Aynen, bide burda bi kapıcı var, tam senlik…
- Nasıl yani, kapıcı kadın mı?
- Yok olm ne kadını ya… valla sen ciddi ciddi mart kedisine bağlamışsın olayı
- Lan ne alaka, ne yapayım ben elin sap kapıcısını
- Yaw adam matrak, arasan bulamayacağın cinsten
- Apo matrak bi kapıcı için ev mi taşıyacam şimdi ben, manyak mısın olm sen.
- O sadece bi tanesi
- Ya apo o cücük beyninle bi plan yapmışın belli, uzatmadan direk söylesen, sabah sabah kafa ütülemesen?
- Ya kardeşim burda 4 blok var, yönetici diye bi lavuk var, ha bire kçından bişeler çıkarıp indiriyor cebine…. Sen ne kadar da gıcıklık yapsan, indra gandi yapmazsın
- Evi oraya taşıyıp yönetici olacam öyle mi?
- He ne var çalışmıyorsun zaten? Mis gibi para da gelir, yakıt makıt da ödemezsin, akşama kadar da ense…
- Hem para kazan, hem kafana göre takıl diyorsun.
- Aynen öyle diyorum
- Millette beni bekliyor, iso gelsin yöneticimiz olsun, kurtarsın bizi, öyle mi?
- Hayır yahu, elbette kimse bilmiyor seni de, bu adamı kimse istemiyor, genelde çalışan insanlar, bu işlerle uğraşma durumları da yok, ben önerecem seni, büyük ihtimal destek verirler… Vermezlerse de pek bişe kaybetmezsin zaten
- Şartlarım var
- Oha yani iso, sana iş imkanı yaratıyorum, mis gibi site ortamı diyorum, bundan bile kendine bişe yontacan illa
- Soru 1. Senden iş isteyen oldu mu?... Soru. 2. Durup dururken niye bir masraf kapısı açayım Soru 3. Ya yönetici seçilmez isem?..
- Uğraşamayacam senle, şartları söyle
- Taşınma maliyetleri sana ait, buradaki kiradan fazla kira ödemem, fazlası sana ait
- Yönetici seçilmezsen şartlarını kabul ediyorum, seçilirsen kazandığınla ödersin işim olmaz.
- Hmmm mantıklı.. kabul etmiyorum …. Puhahaha
- Lan
- Ya kardeşim mis gibi müstakil bahçeli ev, niye terk edeyim ki burayı, dingil dangul adamlarla niye uğraşayım, kalabalığın içine niye gireyim, sonra eve hatun atsam herkesin haberi olur orda, … olmaz gelmem ben
- Yaw bilmesek her gün eve karı atıyor sanacak millet, olm senin aylardır icraatın yok ki zaten, ne sallıyon yalandan yere
- Hade len, akşamları benle mi yatıyon, ne biliyon atmadığımı, kamera mı koydum benim eve…
- Anlaşıldı sen bindin eşeğe inmeyecen, saygın bi iş teklifi bana göre.. sen bilirsin
- Lan deli doktoru, ben bilecem tabi, sen mi bilecen
- Ha bu arada bu site afet-ül devran hatunlarla dolu, yarısı da, duldur… dip not vereyim
- Ha .. hade ya.. esas mı diyon?
- Olm bak bugün Cuma, yarın hiç hastam yok, hafta sonu kal bizde, hem yerinde görmüş olursun her şeyi..
- Hmmm mantıklı… önden bi fizibilite çalışması, sağlıklı kararları etkiler…. Kabul len doktor efendi
- Ha şöyle yola gel
- Hıbtınkıntınları aldın mı sen?
- Ney?
- Zııııtttt Erenköy…. Puhahaha
- Lan oğlum eşek kadar adam oldun, hala 10 yaşındaki çocuk esprilerini yapıyorsun.
- Puhahaha.. komik olm, bak altıma edicem gülmekten
- Akşamdan mı gelirsin, yoksa yarın mı?
- Ayyy… yaw çok güldüm, başıma bi iş gelecek kesin
- Kime diyom aloooo.. ne zaman gelirsin?
- Yarın kahvaltıya gelirim
- Yok yok bugün gel sen, akşam toplantı var, tanışırsın hem milletle
- Lan dingil madem seçeneğim yok, niye soruyorsun?
- Bi uzatma ya, gel işte akşam, sanki defter randevu dolu, evde pinekleyeceğine buraya gel işte..
- Olm evim evim güzel evim benim, ben burda geçirdiğim keyfi hiçbi yerde geçirmiyorum ki… neyse geyiğe bağlamayacam… akşama görüşürüz
- Tamamdır
- Bu arada battiribom da gelecek mi toplantıya?
- Olum ikinci kere yiyecek kadar da salak değiliz herhalde
- O kadar olmasa da az bişe salağım diyorsun.. puhahaha
- Aslında şu işi bi daha düşünsem fena olmayacak varya iso, buradaki arızalar belki de senden daha az sinir ediyordur beni
- Ah yawruum sinirlendin mi sen?... puhahaha
- Akşam geçerken alırım seni… hadi kapattım

Hmm afet-ül devran hatunlar, bir kısmı hayat arkadaşını benim gibi terk eylemiş, yahşiii.. gayet yahşi… şöyle sinek kaydı bi traş olmak lazım, jilet gibi takımı da çektik mi olay tamamdır…

- Ba ba hemen de havaya girdin, bütün hatunlar da seni bekliyordu zaten..
- Lan iç ses, ben sana böyle zort diye ortaya çıkmak yok demedim mi?
- Zeki sanıyorsun kendini değil mi?
- Değil miyim?
- Salaksın olm sen, ne zekisi, ben zaten senim diyorum elli kere, hala sus ses çıkarma falan diyorsun.. manyak mısın olm sen
- Ya arkadaş insanın içinden çıkan ses adamı gıcık eder mi ya
- Kendine soracan onu, hayal aleminde gezmeyeceksin
- Gezerim olm ben hayal aleminde, benim en büyük zenginliğim o
- O zaman içerden birileri çıkar, ayaklarını yere bas buzaa der
- Sen benim mantığım mısın?
- Ebenin kiyim ben.. anladın mı?
- Tamam lan anladık,.. ben yasaklıyorum kardeşim seni, ben demeden çıkma bi daha
- Oldu gözlerim doldu
- Espriye ba, esprin bile karı esprisi
- Bak dış ses, böyle ayakların yere basmadığı sürece, ben çıkacam, bu kaçınılmaz
- Ya bak sağ yanım mısın? Sol yanım mısın? Ne haltsan artık, sen ben hayatı yaşarken, gözlerini mi kapatıyorsun dingil
- Yooo biliyorum ben her şeyi
- Ee ne bilmiş bilmiş konuşuyorsun, sanki ciddiyet ve mantıkla yaptığımız her şey güzel bir sonla mı bitiyor.
- Bitmez tabi, yinede hayatı ciddiye almak lazım
- Lan senin dediğin gibi olsa bütün dünya, suratı k.çıma benzeyen insanlarla dolu olurdu, somurtkan uyuz bi dünyayı kim ne yapsın
- Yılışık bi dünya istiyorsun yani, hiç bişeyi takmıyayım.. bütün insanlar böyle olursa.. dünya çok güzel olacak öyle mi?
- Lan bütün dünyanın derdi bana mı düştü, bana ne? Ben kendi dünyama bakarım
- Ee sen öyle öbürü böyle derse dünya nasıl yaşanabilir bi dünya olacak.
- Lan olm sen nerden kaçtın benim içime ya, manyak mısın nesin… BM genel sekreterinin iç sesi misin ?… çık git lan içimden,
- Yok ben Barrak Obamanın iç sesiyim…. Dallama yaw
- Lan öyle bastıra bastıra söyleme o ismi, adamı hasta etme….

Kekliği idim vurdulaaaar, ganadımııı gırdıılaaar… aha kayboldu… daha ben ne idim kiii, anamdan ayırdılaaar… gel gel yanımaaaa kekliiik… lan apo bile bu kadar gıcık edemiyor beni yaw… Allahtan türkü işe yaradı…. gel gel yanımaaa kekliiik

misterno55
17-03-2011, 15:45
Karnımızı doyurduk, ohh göbekte şişti valla, lan bu aralar saldık kendimizi baya, göbek çıktı iyi mi?... Saatte uygun, en iyisi eşofmanları çekip sahile inmek, hem sporumuzu yapmış oluruz, hem de bi sürü hatun vardır şimdi spor yapan, gözlerimiz de bayram etmiş olur.. olur olur hem de gayet güzel olur… tuttum bu fikri, sıkı tutayım kaçmasın.. hayde gideluuum haydeee… hayde gidelum haydee

Manzara güzel valla, adamlar güzelde yürüme alanı yapmışlar mis gibi, etrafı kese kese yürüyelim bakalım, oooo doğal manzaraların yanında, sağlam kasalar görüyorum .. puhaha

- lan iç ses, olur olmadık yerde, yırtık dondan çıkar gibi çıkıyon, çıksana burda, bak hatuna taş gibi…
- Ohhh…
- Oha lan..nasıl bi tepkidir bu
- Bu görüntü karşısında verilebilecek en doğal tepki
- Adamı hasta etme, öküzleşmeden alayım tepkiyi
- Komutanınız konuşuyor harekete hazır olun
- Lan!
- O nasıl bişedir öyle, anammmm
- İç ses ne yapıyon olm sapıttın mı, ürkütme lan beni
- Herkez hazır mı? start veriyorum...
- Lan ne hazırlığı? ne startı?
- Göz gördü bi kere fren tutmaz, dış ses
- Tutacaksın lan tutacaksın, üstümde eşofman var, öyle bi b.k yersen açık alanda rezil olurum
- 3 aydır bi şey yaptığın yok,
- Yaw yeminle diyorum bak, bu akşam bi ayar çekecem
- Ne ayarlıyon olm, duvar saatimi?
- Ya gözünü sevim, burası yeri değil...
- ekşin!!
- Çok yaşa
- Ne çok yaşası .. mal mısın olm sen
- Hapşırdın ya ona diyorum
- Ne hapşırması lan, start verdim aksiyona
- lan durdur şunu, durdur şunu… aha da hary potır.
- Bi yanaşma durumu var mı dış ses?
- Ne diyon lan sen,
- Kutuya diyorum, yanaşma temas durumu var mı?
- Değdir diyorsun ???
- Öyle diyorum, ne diyecektim?... yaw insan alt takımları bu kadar ihmal eder mi?
- Ya kardeşim sen ne biçim iç sessin ya, bi kerede ben işleri b.k edeyim sen düzelt ya
- Lan neyini düzeltecem, 3 aydır bi icraatın yok, kayıtlara da baktım doğru.
- B.klu parmak, b.klu parmak
- Lan dış ses, bırak b.klu parmağı, b.klu kol bile bu aksiyonu kesemez… yoldan çıkmış takım taklavat
- Lan nere kaçsam, aha bank var .. oturayım bari.. hah çakılmaz burdan
- Göz bölgesi nereye kaysa her taraf aynı güzellikte… anam o ne beee
- Ya harbiden burada podyum gibi ya, yapıştırmışlar kıçlarına eşofmanı streç gibi, geziyorlar ya… ayıp be kardeşim, insan biraz bol şeyler giyer
- Lan dış ses yumuşak mısın olm sen, ipne falan mısın, nedir bu temenniler?
- Ya nedir arkadaş bu teşhircilik merakı, bak bende böyle karpuz var, portakallar waşington, ayıp ya.. valla ayıp
- Dış ses ne kadar kıvırırsan kıvır, bu bünyeyi zapt edemezsin
- Lan iç sesim, senin ben var ya, mantığına da, sana daa..., hani sen mantıklı hareket ederdin, olaylara ciddiyetle yaklaşmak lazım derdin
- Sevgili dış ses cehaletini hoş görüyor ve açıklıyorum. Bedenin bazı doğal ihtiyaçları vardır, yemek, içmek, uyumak, işemek, sçmak, sex yapmak gibi… bunlarda mantık yoktur,… yemek yerken soruyon mu kendine, acıkmışsın yiyorsun işte, bu da öyle bişe… yumuşamaya yüz tutmuş dış sesim benim.
- Lan iç ses .. sana diyorum, ah seni tutabilsem varya, iki sorunu birden çözecem de… tutulmuyorsun işte
- Arızalasın olm sen, 3 aydır bi erkek evladının icraatı olmaz mı ya, ondan sonrada ereksiyon olmasın, rezil olurum,… lan dingil sen asıl ereksiyon olmuyorsa rezil olursun.... salaküs, angutus vede dingilus…
- Ahahaa çok komiksin?
- Olm bu gidiş ipneliğe gidiş haberin olsun, demedi deme
- Ya iç ses… aloooo iç ses, yedi ceddinden başlayacam bak, lan tamam icraatım yoktur… yok diye sokakta milletin üstüne mi çıkacam….
- Kardeş süreyi uzatırsan, ereksiyon ferman dinlemez, puhahaha
- Haydi güzeliiiim şeker ezeliiiim, bu seneeeedeeee bekar gezeliiiiim... ne bakıyon kardeşim türkü söyleyen adam görmedin mi hiç?
- Puhahaha.. ipnelik yolundaki en güzel türküyü buldun, bu sene öbür sene derken, o iş nasıl yapılıyordu diye sorarsın yakında … puhahaha
- Lan iç ses seni bana sayıyla mı verdiler.. çık lan dışarı
- Ba ba çıkamıyor ya işin içinden cozutturdu… arka kapıdan mı çıkayım ön kapıdan mı?
- La bi defol git de, nerden çıkarsan çık..
- Olm karşı cinsle icraatın yok bari, el arabası falan takıl
- Allaaam allaaaam, bu nasıl bi cezadır, yeminle en kısa zamanda helal süt emmiş birini bulup evlenecem, düzenli bi hayatım olacak.. nolur bu iç sesi al benden
- Lan çöle yağmur duasına çıksan, bi ihtimal vardır yine… boşuna nefesini tüketme
- Senden kurtuluş yok öylemi?
- Kara toprağa girince kurtulursun işte.. böyle beyaz bı ışık, hık mık… dört kolluya bindin mi olay tamamdır
- Allahım ölüm hiç bu kadar çekici gelmemişti.
- Hade len, kimi yiyon, her ölümlü, ölümden tırsar,
- Seni tanıyana kadar, bende tırsıyordum, ama artık o kadar korkutucu gelmiyor, neticede kimse kazık çakmıyor dünyaya… ha bir gün önce ha bir gün sonra
- Neyse sen yaylalar yayları söylerek spora devam et, bende mecburen uzarım zaten
- Aha buldum lan senin ayarını, bittin olm sen…
- Ne bulcan lan dingil, sen salaksın, yanlış yunluş bişe yapma diye yol gösteriyorum işte
- Çabuk kaybol gözüm görmesin… bak Karadeniz karşısı, bi gel gite bakar olay… kuma basarsın, ayağının altından çekilir kum birden… cumburlop glu glu..
- Neyse ben başlayam sen devam et… “yaylalaaaar yaylalaaaar, bizim oğlan aşııııktır…” hadi devam devam
- Yürüüü anca gidersin....

Bu iç ses kafayı yedircek galiba bana, gerçi niye kızıyon ki, yalan mı olm, 3 aydır bi icraatın yok, bi tatbikatın bile yok, operasyon hak getire… bu arada sporda yalan oldu iyi mi…

misterno55
18-03-2011, 16:22
Bütün çocukların kahramanı babalarıdır, tabiî ki benim kahramanımda babamdı, o karışık dönemlerde(70’li yıllar) babamın hiçbir şeye bulaşmayayım bi kenara sineyim mantığının dışında, etrafına bi zarar gelmişse, kararan gözüyle olayların üstüne gitmesi, ona olan hayranlığımı bin kat artırıyordu.

Yol kesen, sağcı mısın? solcu musun? Gibisinden sorularla insanları hırpalayan tipler çoğunluktaydı.…. Köyden akrabalardan yetişkin biri gelmişti gündüzden, akşam babam geldiğinde, “Hasan abi nasıl memleket ya burası, gündüz gündüz yolumu kesti adamlar, sağ mısın sol musun nesin diye sordular, anlamadım vurdular bana”…

İşin ilginç tarafı köyden gelen akrabalarımız, kendi aralarında oldukça muhabbet eden insanlar olsalar da, dışarıya karşı fazla konuşkan olmaz, meramlarını anlatabilecek cümleleri bile kuramazlardı. Yani işin açıkçası bizim akrabanın dünyadan haberi olmadığı gibi, sağ ve sol gibi olaylardan haberinin olması da mümkün değildi. Benim babam gençliğinde zaten bela severmiş, anlattığı hikayelerden biliyorum ki… şöyle cereyan etmiştir;

Anneme talip olan babam 20’li yaşlardadır ve duymuştur ki, annemi isteyen ama alamayan birileri annemi kaçıracaktır. Bu duyum üzerine harekete geçen babam, bu şahsın geçmesi olası bir yol kenarına bir arkadaşıyla beraber pusu atıp sabaha kadar beklemiştir. Allahtan sivri sineklerin babamlardan çıkardığı kan dışında, kanlı bir olay cereyan etmemiştir, adamların o güzergahtan geçmemesiyle.

Başka bir vukuatı ise, köydeki bir düğün konvoyu esnasında öndeki araçtakilerle neyi paylaşamadılarsa çıkan arbede de, gözümün önünde, oldukça iri bir taşı (iki elle kaldırabilirsiniz) adamın kafaya indirmek üzereyken, araya birilerinin girmesiyle, emeline ulaşamamış(Allahtan ulaşamadı), taşı aldığı yere atıvermişti sinirli sinirli. Velhasıl kelam babam benim kahramanımdı tabi de.. korkardım acayip oda var tabi…

Bizim akraba şöyle dayak yedim böyle dövdüler beni deyince, bizim kahramanımız süper kıyafetlerine büründü hemen “woltran woltran woltran” ya da “güüüüç bende artıııııık” demese de… “Nerde lan o avradını öptüklerim!!” gibi okkalı bi küfürle kapının önüne fırlayıverdi. Kalbim nasıl atıyor ama, kesin ortalık karışacak, karışacak da,… bu 16-25 yaş grubu neyin uğruna ortalığı kan gölüne çevirdiklerinden bi haber topluluk, bellerinde silahlarla gezerlerdi hep.

Olay çıkacağı korkusu sadece beni sarmamıştı tabi, annemin yüzündeki küçük Emrah ifadesi, birazdan geçireceği krizin ilk sinyalleriydi. Babam evin önüne kadar çıkmış bağırıyordu, “nerdesiniz lan gavatlar” diye… bende bahçe kapısına kadar çıktım, ama daha ileri değil.

Hemen karşımızdaki 3 katlı binanın 2.katında polis Halit amca oturuyordu, balkonda çay içen Halit amca “hasan ne oluyor, niye bağırıyorsun” diye seslendi. Babam saygın konuşma!! adabını bozmadan “Avradını s…min gavatları, hala oğlunu dövmüşler”… "Dur dur geliyorum ben” .. da babam durmuyor… bi mahallenin alt köşesi, bi üst köşesi, bağıra çağıra turluyor, biri sese gelsin diye…

Köşe başında 3 kişi görülür görünmez, annemin yüksek atlama veya uzun atlama yapan koşucuların tam başlama aşamasındayken, oldukları yerdeki tepinmeye benzeyen hareketini yapmaya başladığını gördüm. Bu olacakları önceden haber veren alarm işaretinden başka bişey değildi. Halit amca yeni inmişti sokağa, babamsa 3 kişinin yanında, eli kolu sinirli sinirli inip kalkarak hararetli hararetli söyleniyordu. Konuşulanları duymuyordum ama, pek hoş bir konuşmanın olmadığını, gençlerden birini horoz dövüşüne hazır bir duruşla babama doğru diklendiğini görebiliyordum. Bahçe kapısının dışına çıkma arzusu duymamama rağmen, fırlayıp Halit amcanın bacağına yapışıp, babamla 3 gencin olduğu yeri gösterdim “bak ordalar Halit amca” .. “Tamam koçum sen içeri gir bakayım”…

Babam orda arbede çıkarır mıydı, belki çocuklar alttan alsa çıkarmayabilirdi. Ama Halit amca “sen içeri gir bakayım” deyip olay mahalline pantolonunu yukarı doğru çekerek yürümeye başlayınca arbedenin kaçınılmaz olduğu belliydi. Bizim bahçedense olay mahalline daha yakın olan, Nail amcaların bahçesine girmeyi tercih ettim, en uç duvara sırtımı vererek konuşmaları dinlemeye başladım… ilk duyduğum ses babamın sesiydi

- Kimsiniz lan siz, adam dövüyorsunuz?
- Abi git evine otur, işinde gücünde adamsın
- Gitmiyorum, hadi gönder
- Senin bu işlere aklın ermez, bu işler siyasi işler
- Lan ne siyasi işleri, bu adam tarla kazmaktan, tırpan atmaktan, fındık toplamaktan başka bişe bilmez.. ne konuşuyorsun sen
- Bileceksiniz kardeşim ot gibi yaşamayacaksınız
- Sen kimsin lan sidikli, bana akıl veriyorsun… git kıçındaki b.kları temizle…
- Yürü git yıkmayım seni buraya

Kafamı kaldırıyorum olay çıkacak kesin… konuşan çocuk elini beline atmasıyla, annemin çığlığını duyuyorum,… Halit amca sanırım babamın 1.5 katı büyüklüğünde vardı, ben deyim 1.9m siz deyin 2m… insan azmanı bi şahsiyet.. babamı sol eliyle kenara iteklemesiyle, elini beline atan çocuğa tokadı indirmesi bir oldu… insan evladı böyle tokat atamaz tabi, değişik bi mahlukattı Halit amca… hiç Osmanlı görmek nasip olmadı ama, sanırım bu tokat Osmanlı tokadının tarifine oldukça uygundu…

El uygun yüksekliğe çıkıyor(sanırım 2.5metreye falan), yelpaze gibi açılıyor ve yüzün büyük bir bölümünü kaplayacak şekilde(yanak ve kulak bölgesi) yukardan aşağı büyük bir hızla iniyor, çıkan güçlü şaplak sesiyle osmanlı tokadı tanımlanıyordu. Uygulama bu şekilde iken etkisinin de yere yığılmakla sonlanması kaçınılmaz oluyordu. Bu yığılmada Halit amcanın acı kuvvetinin katkısını inkar edemeyeceğim.

Babam sinirlendiği zaman sinirini geçiştirecek enstrümanı bulana kadar çıkamazdı asabiyetten. Gelen takviye kuvvet, şaşkın vaziyetteki iki gençten birine yumruğu çakmasıyla aksiyona dahil ediyordu babamı, Halit amca bir kez daha babamı tutarak arkasına alıyordu…

- Kimsiniz lan siz, yol kesip adam dövüyorsunuz, kolluk kuvveti değişti benim haberim mi yok?
- …..
- Cevap versene lan… (tuttu yakasından)

Ah Halit amca ah.. sen ki rambo görse altına edecek ihtişamda bi adamsın, arkadaşlarını da yere sermişsiniz bu 17-18 yaşında ne oldum delisi bi cahil, böyle bir durumda sana nasıl cevap versin… ben bile şu anda paçalarını kontrol ediyorum, ne zaman altına kaçıracak diye..

- Abi biz kafamıza göre hareket etmiyoruz ki
- SİZ KİMSİNİZ LAN (Halit amca için ormanda 10 aslan gücünde kükrer derler… puhaha)
- Miyaaaaaw
- Hadi yaylanın, bi daha bu mahallenin yüz metre etrafında görmeyecem sizi… şırrraaaak

Sözün bittiği yerde yine bir Osmanlı tokadı var tabi.. sanırım Halit amca hayat enerjisini attığı dayaklardan alıyor… gençler giderken, yüzüne renk gelmişti… bölgede gerek fiziğinden, gerekse mesleğinden ötürü Halit amcayı tanımayan olamazdı, gençlerin arbedeyi körükleyecek davranışlar sergilememesinin sebebi de bu olsa gerekti.

- Yürü Hasan yürü, ne hallere düştü memleket, g.tü b.klu veletler dışarı çıkarmayacak bizi yakında
- Bunları atacan bi odaya sabaha kadar sopalayacan ki akılları başına gelsin
- Ya Hasan sen hangi akılla bunların üstüne gidiyorsun,
- Silah vardı birinde sen niye almadın ellerinden silahı, niye alıp götürmedin
- Ben trafik polisiyim, her şeye burnumu sokamıyorum, yeterince vukuatımda var, neyse haydi .. herkes evine

Babam görmeden eve sıvışayım, annemin tipinden yeni ayıldığını anlıyorum “ayyy, ayyyy” inliyor. Babam mağrur “ne oldu hemen bayıldın mı?” … “adam senin işin gücün yok mu? Ne işin var elalemin deli uşaklarıyla”… “hadi hadi karnımız aç, yemek yiyelim” sanki az önce hiç bişe olmadı ya... bakar mısın kahramanıma?

Babam benim kahramanımdı evet de, bi kusuru vardı babamın. Eğer evde kendi dışında bir hasta varsa, hiç oralı olmazdı “hemen yataklara düşün, kalk hadi kalk bişe olmaz” derdi. Ammaaa kendi kazara grip olsa bütün ev 3.kolordu komutanlığı gibi ayaklanırdı. Annemde bu süreci çıldırarak geçirirdi.

- ahhhh, oyyy, anaaaam, başıııım
- Al şu ıhlamuru iç
- Aaaah oyyy.. iyi gelir mi ki?.. anaamm
- Gelir gelir iç sen
- Ahh, anaaaam, bu ne böyle? Hiç iyi gelmedi bana bu.. anaaam
- Yahu adam.. yataklık hasta olsak, kalk bişeyin yok diyorsun, altı üstü bi üşüttün, bütün evi peşine dolandırıyrosun
- İsmail oğlum su getir bana… aaaaah, .. kadın git başımdan, zaten başım çatlıyor
- Al baba
- Aaah, anaaam, su gibi aziz ol… oooyyy
- Hıh.. biri duysa evde yatalak hasta var sanacak… töbe töbeeee

Gerçekten de benim kahramanım, küçücük bir rahatsızlık bile geçirse, dünyanın en mızmız en çekilmez hastası oluyordu. E ne yapacaksın her güzelinde bi kusuru oluyor…

Ay lav yu hacııııı….

misterno55
25-03-2011, 17:57
Kilo almışız işte, olmuyor bişe ya… pufff.. Acayip sıktı, lan senelerce 70kilonun üstüne çıkalım diye yırtındık, şimdi 80in altına insem göbek atacam. Bu sigara spor da yaptırmıyor ki adama, ne yapmalı ne etmeli…

- Olm sende bu kafa varken, ne sigarayı bırakırsın, ne de kilo verirsin
- Aha ben de bu iç ses epeydir görünmüyor, k.çımamı kaçtı acaba diyordum
- Soytarılık yap sen, 40ı devirdin, spor yok, sigarayı da somurur gibi çekiyon günde 2 pakete yakın..
- Lan tamam sen benim iç sesimsin anladım, yahu sen hiç insanın içini rahatlatacak bişe yapmaz mısın? Bütün iç sesler senin gibi uyuz mu?
- Ben bilmem kardeşim milletin iç sesini, seni bilirim seni söylerim… Sen böyle devam edersen, ben sana bi uçuş bileti ayarlarım
- Nereye uçuyormuşum? İmana geldin beni tatile mi gönderecen
- Tabi tabi, 5 yıldızlı bi tatil köyü…
- Hadi ya bak merak ettim neresi ?
- Bu yaştan sonra gideceğin yer belli… Azrail hava yollarıyla Cehennem tatil köyüne
- Senden düzgün bi fikir ne zaman çıktı ki, bugün çıksın.. hadi ikile
- Lan sigarayı içen sen, spor yapmayan sen… gebermek için elinden geleni yapıyorsun, sanki ben k.çımdan uyduruyorum herşeyi
- İçiyorum olm var mı diyeceğin, spor da yapmıyorum, geberip gidecem, senden de kurtulurum oh miss gibi…
- Tabi tabi avut kendini, sanki 24 saat başındayım, bi türküye bakıyor işte kaybolmam
- Aslında iyiliğimi istiyorsun yani?
- Lan o kadar eğitim aldın, aklında kalan öğretmenleri ve bilgilerini bi kontrol et. Sizi kendi halinize bırakan öğretmenlerden mi bişeyler öğrendiniz, yoksa sizi sıkan çalışmaya zorlayan gıcık diye tabir ettiğiniz öğretmenlerden mi bişeyler öğrendiniz?
- Yani, bu bakış açısıyla evet gıcık öğretmenlere mecbur fazla çalışıyorsun, hem hoca hem konular aklında kalıyor tabi…
- Ne diye bana vebalı muamelesi yapıyorsun ya o zaman, ben sana kötü bişey demiyorum ki? Lan 3 ay cinsel hayat diye bi konuya girmemişsin, ben devreye girince, vay sen ne yaptın? 100 metre koşsan g.tünden nefes alıyorsun, sigarayı bırak spor yap deyince .. başlıyorsun yine saydırmaya…
- Yani biraz öyle olmuş galiba
- Ne birazı ya, kendi vicdanına düşman muamelesi yapıyorsun…. Bende sana diyorum ki aynen böyle devam et sen… cinsel hayatını ipleme.. ipne ol… spor yapma sigara içip.. geber
- Ya kardeşim ben senin bu gıcık gıcık konuşmana hastayım işte.. lan bende biliyorum bu durumları da, olmuyor işte… sen de böyle üstüme geldin mi… trafo dayanmıyor, bütün sigortalarımı attırıyorsun…
- Boş konuşuyorsun boş, 3 gün sigara içme… sonra bilgisayar odana gir kokuya bir bak… git giydiğin kıyafetleri bir kokla… sonra yine içmeye devam et
- Biliyoruz kardeşim, sanki müneccim b.ku yedin bunları daha önceki denemelerimizden biliyorsun işte… bende biliyorum
- Lan madem biliyon ne b.k yemeye günde 2 paket sigara içiyon, koca oda ve giydiğin kıyafetler leş gibi kokarken, boğazının, ciğerlerinin ne durumda olabileceğini düşünmüyor musun hiç? G.tü göbeği de büyüttün bunlara girmiyorum bile
- Yaş mı da kuru muuuu hebenin damıııı, hebeni de öpsün köyün imamıııı
- Ne oldu sarmadı deilmi mevzu, sıkıştın ya kaç, içtiğin sigara içilmemiş, şişen göbeğin inmiş olacak.. devam et türküye
- Lalalalala… lalalalala… blabla .. dandini dandini .. hoptiri hoptiri

Şu alışveriş merkezine bi gideyim ben, olmuyor kıyafetler mna koyim. Lan önce bi banyo yapayım bu lavuk iç ses, o kalabalıkta hatları belirgin birini gördü mü, vücudun ahengini bozar gene…

Güzel bi takım elbise alayım ben, içine beyaz bi gömlek, bi de ayakkabı aldık mı tamamdır.

- Buyrun beyefendi
- Takım elbise bakmak istiyorum
- Tabi şöyle buyrun, kaç beden giyiyorsunuz?
- Şu ceketi bi deniyeyim, ordan çıkar bedenim

Lan sanki düzenli bedenimizi kontrol ediyoruz, ne bilim kaç bedenim, bu yaşlarda ayda 1 beden büyüyorsun, sonra iniyorsun, sonra 2 beden büyüyorsun. Buraya da koyuyorlar fıstık gibi hatunları, insan fazla üstlerine de gidemiyor

- O size olmaz beyefendi ben size onun 2 büyük bedenini vereyim (bak kaşınıyor ya)
- İsminiz neydi sizin?
- Asiye efendim
- Asiye seni bi kaçırırım, asiye nasıl kurtulur diye film yaparlar bak
- Pardon!
- Asiye hanım aceleniz mi var sizin?
- Yoo hayır
- Önce bi üst bedenini denesek? Sonra olmazsa onun üst bedenini denesek?
- Tabi siz nasıl isterseniz, ben o da size olmaz diye söylemiştim(bak ya gel azıma tuvalet inşaa et diyor)
- Kilolusunuz oldukça diyorsunuz yani?
- Hayır hayır yanlış anlamayın beni? Bedeninize o olur demek istedim
- Büyük bedensiniz diyorsun?
- Size uygun ceketi göstermek istedim

Ben sana gösterecem şimdi hanya ile konyayı,… gözlerine bakıyorum, acaba aklımdan geçenleri okuyabiliyor mu? Bunlara özel ders mi veriyorlar anlamadım ki, kilolu insan görürseniz az yüklenin, ezilir büzülür malzemeyi almak zorunda kalır diye. Hani olmuyor da değil ha… ben zaten kilo vermeyi düşünüyorum diye, bedeniniz olmamasına rağmen kıyafeti alırsınız… valla iyi taktik bilerek yapıyorlarsa…

- Aysel hanım eşim şehir dışında, ona kot pantolon almak istiyorum, bedenleriniz benzer, acaba siz deneseniz, sizin üzerinizde bir görsem.. mümkün müdür?
- Hayır mümkün değil?
- O zaman siz gidin başka bir satıcı ilgilensin benimle, ya da müdürünüzü çağırın
- Bakın müdürümüz girişte, görüşebilirsiniz.

Şunun hareketlere, afrasına tafrasına bakar mısın, ben senin bütün auranı negatife çevirmez miyim, izle gör şimdi..

- Müdür bey merhaba
- Buyrun nasıl yardımcı olabilirim
- Şimdi şöyle özel bir durum var, bu hafta eşimle evlilik yıldönümümüz var, bir hafta sonra da eşimin doğum günü ve ona özel bazı hediyeler almak istiyorum birkaç parça
- Elbette nasıl yardımcı olmamı istiyorsunuz
- Eşim şehir dışında ve bu hediyelerin sürpriz olması gerekiyor, reyondaki bayan arkadaşla fizikleri aynı, size sormamı rica etti, mümkünse kıyafetleri onun üstünde görmek isterim
- Anladım
- Bu sorun olacaksa problem değil, başka bir yerde de şansımı deneyebilirim.
- İç çamaşırı falan yok değil mi?
- Hayır hayır, pardesü, kot pantolon, abiye kıyafet vs.vs.
- Gelin lütfen benimle
- Peki(aha da geliyorum Asiye, kolla kendini)
- Asiye hanım beyefendiye yardımcı olun, eşine alacağı hediye kıyafetleri üzerinizde gösterin lütfen.
- Peki Sait bey…
- Şu pardesü ile başlayalım mı Aysel hanım?
- Tabi buyrun
- Yok diğer rengine bakalım… şu modeli giyer misiniz?.. tamam bu güzel oldu bunu ayıralım, şu abiye kıyafeti deneyebilir misiniz?
- Buyrun…
- Size yakıştı ama sanırım eşimin ten rengine uymaz, şunu deneyin birde
- Nasıl oldu?
- Yok bu hiç olmadı… mavi olanı deneyelim… buda olmadı… kemerli olana bakalım… yok yok bu da olmadı.
- Başka denememi istediğiniz kıyafet var mı?
- Kot pantolon almak istiyorum birde, şunu dener misiniz?
- Bu beden beni biraz sıkabilir, diğer bedenini alayım
- Hayır hayır siz de oldukça ince bir fiziğe sahipsiniz .. olur bence deneyin

Vışşş hatunun kupa kabak gibi çıktı meydana, “sıktı biraz beni bu beden” evet evet kesinlikle sıktı patlamaya hazır bomba gibi görünüyorsun… pozisyon hazır olduğuna göre golümüzü atalım “evet Aysel hanım sizin basenleriniz(koca g.tlü seniii) baya genişmiş, gerçekten sıktı sizi” puhahaha…

- ama eşime olur, alıyorum hepsini
- ….
- Şurdan alır mısınız?
- Kaça böleyim (sen bi çek bakalım çekebilecek misin? Puhahaha)
- Yok tek çekim olsun
- Peki… müsait değil diyor..
- Bir daha deneyin lütfen, bi yanlışlık olmalı
- Yok vermiyor..
- Ben bi bankamı arayayım.. müsadenizle
- Tabi tabi

Lan az kiloluyuz diye ne t.şak geçiyorsunuz, adamı böğürtürüm böğürtür. Aslında bi kaç saat daha uğraştırmak vardı da sizi neyse… bunlar beni unutmazlar artık hiç.. puhaha uzun bi süre uğramamak lazım… bankayı arayacaktım zaten, limit için bi arayam bu arada..

Eeee yarım saat oldu ama yok şuna bas buna bas, istediğim yere bağlanamadım ki… sesli yanıt sistemiymiş, lan bu olsa olsa sesli zulüm sistemi olur… kredi kartı numarasını gir.. girdik.. şifreyi gir girdik…. “kredi kartı işlemleri için 1e, kredi kartı borç bilgileri için 2ye… ………… için 3e.. ………için 4e basın, tekrar dinlemek için 9u bir önceki menüye dönmek için 0ı tuşlayın… lütfen seçiminizi size verilen zaman dilimi içerisinde gerçekleştirin… tekrar dinlemek için 9u… bir önceki menüye dönmek için 0ı tuşlayın… lan dur tuşluyorum aha da kapandı… istediğiniz menüye ulaşamıyorsanız, bankanın 7 sülalesine sövmek için telefonun kapatma tuşuna basınız… %¶&”²£ koyim…

Lan hastayım bu bankalara, adamlar kredi kartı pazarlamak için g.tünden ayrılmaz “istemiyorum dersin” adresine postalarlar. Elindeki kredi kartının limitini artırmak için elli dereden su getirirler. Bak ya geldiler yine, beynim karıncalanmaya başladı… lan beyin kanaması falan mı geçiriyorum asabiyetten yoksa… hade len apo ile yata kalka sende tırsak bişe olmaya başladın.. osuruktan nem kapıyon…

- yaşlanıyorsun işte, yediğine içtiğine dikkat edeceksin, asabi olmayacaksın
- buyur burdan yak
- yak yak bi sigara iyi gider, asabiyet de diz boyu zaten
- lan ne sigarası ne yakması, sen ne diye hortladın şimdi
- ben en başından beri buradaydım zaten, hortladığım falan yok, klasik müdahale zamanlaması
- senin zamanlamana da sana da… git yine sessiz sedasız izle sen beni
- yazık çekilmez biri oluyorsun farkında mısın?
- Niye olm herkes sever beni
- Kim seviyo lan seni, apo dan başka dostun mu var senin
- Var tabi.. ne zırvalıyon olm sen.. bi sürü arkadaşım var benim
- Tabi tabi.. şöyle saysan bi kaç tane
- Memed var işte
- He geçen fazla karı muhabbeti yapıyor diye saydırdığın, hani bi yerde görsen, yanına oturma ihtiyacı bile hissetmeyeceğin memed.
- Niye olm konuştum ya işte
- 5 dakka bile dayanamadın adama.. hadi geçtim memedi bi tane daha söyle
- …..var olm işte alla allaaa
- B.k var .. apoyu da ikide bir gıcık ediyorsun zaten… oda yanında olmasa dımdızlak kalacan… a sosyal, bi sürü b.ktan alışkanlığı olan manyağın tekisin işte

Doğru mu lan bunların hepsi?... sanki doğru gibi duruyor… ya ben yoksa harbiden yaşlanıyor ve huysuz biri mu oluyorum…

- Sen zaten huysuz biriydin, şimdi hem yaşlı hem huysuz olmaya başladın, çekilmez uyuz birisin işte
- İçimdeki ses içimdeki ses BAAM, içimdeki ses içimdeki ses BAAM, bak şimdi kafanı kıraCAAM
- İşte bi güzel tarafın varsa o da bu, her halükarda espri yapabiliyorsun
- Yaw sol yanım, harbiden ben çekilmez birimiyim
- Aynen
- E sende öylesin, gıcık uyuzun tekisin
- E ben senim, sen bensin, aynı kapıya çıkıyor yani
- Peki sen şimdi bir sussan bende şöyle dalıp gitsem… bu günlük takışmasak
- …….

misterno55
07-04-2011, 16:19
Elbise işini de halledemedik, arabanın benzini de bitmiş, dalalım benzinciye…

- Yuh bu ne ya, yine mi artmış bu benzinin fiyatı, ben bu Amerika’nın da orta doğunun da….
- Ne kadar koyayım
- !!!……….. Bana ba… sana şimdi bi koyarım bi de yer koyar
- Ne oldu ki abi, ne kadarlık yakıt istiyorsun demek istemiştim
- Ne demek istiyorsan, Türkçeye tecavüz etmeden söyle, yoksa biri geçer bi gün ırzına
- !!!
- Fulle

Nerde bi angut var illa bulup ayarımı bozacak benim… drilili drilili … drilili drilili…. Bu apoda ne hikmetse asabiyetimin tavan yaptığı durumlarında yakalıyor hep beni… derin derin 3 kere nefes al.. tamamdır

- Buyur doktorum
- Olm nerdesin evin önünde ağaç oldum
- Akşama sana gelirken..yeni bi takım elbise çekeyim dedim, mesele biraz uzadı
- Yani?
- Geciktik işte ne yanisi.. elbiseyi de alamadık
- Bekleyeyim mi gelir misin eve?
- Bekle bekle 5 dakka sürmez
- Hadi o zaman hadi
- Tamam lan patlama
- Toplantı zaten komşularla kendi aramızda sohbet şeklinde olacak, takım elbise takılmana gerek yok, düzgün bişe giysen de yeter
- Tamaaam

Yaw çokta umrumdaydı toplantı, ilk intiba önemli şık görünmek lazım… bakalım anlattığın gibi mi.. sitenin müdavimleri… Abazayım Abaza… alet edevat elimdeeee.. sakın görünme gözümeee.. yatırırım dizimeee… puhahaha

- Lan arkadaş ağaç ettin ya
- Geldik olm işte, iyi ki bi 10 dk bekledin
- 5 dakkaya ordayım niye diyorsun o zaman, 10 dakka de
- Doktor pompacı çocuk zaten sinirimi zıplattı, dakika muhasebesine yapma benle
- Pompacı?.. puhaha… o ne olm..
- Lan benzinci işte
- Haaa… dedim ipne mi oldun yoksa… puhahahaha
- Haaa… allaaan öküzü
- Ne oldu ki?
- Çektim arabayı tam fulle diyecem “ne kadar koyim” diyor
- Puhahaha…
- İpneyi sanki sayıyla verdiler
- Anam karnım ağrıdı… puhahaha
- Ba ba nasılda keyiflendi ipnetor…
- Oy oyyy…
- Sen oylamaya devam et ben bi üstümü değişeyim..
- ….
- Hadi be iso hadiiii
- Geldim lan bi zırlamasan olmuyor
- Olm amma süslendin ya
- Ne süslenmesi len dana, üstümüzü değiştirdik işte
- 20 dakkada mı değiştiriyorsun sen üstünü
- Olm hafta sonu kal demedin mi dana, eşofman tişört falan aldım işte
- Ya bi gidelim daraldım yemin ediyorum
- Tutan mı var olm, bas işte gaza
………………….
- geldik, zıpla
- olm arabayı park ettin zaten, içinde yatacak halim yok, ne lüzumsuz cümleler kuruyorsun.
- Benim karasularımdasın, talimatlara göre hareket edeceksin
- La apo kaşınıyon galiba,
- Ya kaşınsam da senin gözün beni görmez büyük ihtimal
- Bu ne şimdi, niye görmeyecek mişim seni, derya kuzusu gibi duruyon karşımdasın işte Allaaan sazanı…
- Peki şu yanda arabadan inene de bakıyor musun?
- Hananı…
- İso
- …..
- Lan.. alooo
- …
- Break break… merkez 5815i arıyor.. cevap ver 5815
- Lan iki dakka bi huzur ver be,
- Ya bi kendine gel, malak gibi kaldın
- Ya apo bu ne böyle, sanat eseri gibi… insanın içine sokası geliyor
- Oha o ne demek lan
- Olm kötü bişe demedim ki, büyükler söylemez miydi hep, “oy oy ne tatlı insanın içine sokası geliyor” diye
- He öyle diyorsun…
- Öyle diyorum valla… rabbim özenmiş de yaratmış
- Ah canıımm imana geldi bide.. abdestin varsa 2 rekat şükür namazı kılaydın
- Harbiden güzel siteymiş apo… ben sevecem burayı
- Seversin seversin… bak bu gelen de sana bahsettiğim kapıcı
…………..
- hoş geldiniz Abdullah bey…
- hoş bulduk murtaza
- Nermin hanımdı değil mi? Gelen… o geldi mi siteye, herkes düşman görmüş asker gibi namluları çeviriyor o yöne… kadın da normal kadın değil ki maşallah yürüyen bomba… erkek dediğin erkek gözünü alamaz ki? Bakmazsa ona erkek mi denir? .. maşallah maşallah .. yanınızdaki bey kim? Site sakini mi? Hiç görmedim… yeni mi taşındı yoksa… nassın beyim, kimidin sen, ne iş yapardın?
- Lan apo bu ne? Bunun bi kapatma düğmesi falan yok mu?
- Ne dedin beyim duyamadım
- Seni diyorum… motorun soğumaz mı hiç? Bi nefeste hatim indirdin nerdeyse
- Hee az biraz çok konuşur derlerdi bubam gilde, amma ben gerektiği kadar konuşurum genelde, onlar konuşmayı sevmeyince bana sen çok konuşuyon murtaza derlerdi, halbuki ben desem ben derim “yaw siz hiç konuşmuyorsunuz” onlar hiç konuşmayınca bende çok konuşuyo oluyorum tabi.. siz yenimi daşındınız beyim, ne iş yapıyodunuz?
- Bana bak lan cingene eğer biraz daha uzun cümleler kurarsan, nefes alacak kadar vaktin bile olmaz.
- Bana bak beyim, ben bu sitenin kapıcısı olabilirim, bir Çingene de olabilirim, ama sen bunları bana bi hakaret gibi söyleyemezsin, konuşmak istemiyorsan, yanımdan geçip gidersin, gazıkla mı çaktım seni karşıma
- Çekil lan çekil.. gölge etme, akşam akşam benden bulma belanı, yürü apo yürü
- Hadi murtaza bey kolay gelsin
- Sağolun beyim, bu yanınızdakine iyi bakın, sinirli birine benziyor, kavga çıkarır bu
- Apoooo
- Geldim geldim.. olm ne sinir yapıyon ya..
- Lan adam ayarlayamadığım radyo istasyonu gibi parazitten başka bişe yapmıyor, beynimi düzdü ya… nefes almadan konuşan angutun biri işte.. ilginç bi kapıcıları varmış ta bilmem neymiş… bildiğin öküz işte
- Olm aynı sen işte… sende benim kafamı düzüyon.. aha sende soluk almadan bi araba dolusu laf ettin…
- Sen şimdi bu hıyarla beni bir mi tutuyorsun?
- Ne var olm, adam ilginç biri dedim, değil mi? Süklüm püklüm, sessiz sedasız biri nasıl ilginç olabilir ki?..
- Bi yürü ya .. bi yürü
- Adama bak ya… yürüyen sinir
- Aç şu kapıyı da girelim içeri.. çok konuşma
- Zile bassana oğlum…
- Yenge meraba
- Hoş geldin İsmail
- Hoş bulduk yenge
- Şunları alıver.. isoya da bu soğuk su getir soğusun, kızgın biraz da… puhahaha
- Ahaha ne oldu ki?
- Bizim murtaza bunun fitilini ateşledi, zaten bu ateşlenmeye her zaman hazır, kulakların dan duman çıkıyor gördüğün gibi…
- Yok canım öyle sinirli bi hali yok gibi
- Merdiven çıkarken soğumuştur arkadaş….
- Yenge şu deli doktoruna söyle sussun,
- Hadi geçin yemekler hazır…
- Toplantı saat kaçta psikopat doktor
- Daha 2 saat var toplantıya
- ……………
- Yenge eline sağlık yemekler harikaydı
- Afiyet olsun… kahveler geliyor
- iso habere bakar mısın? Adam cinnet geçirmiş bütün aileyi kesmiş
- Tebrik ederim apo, bende hep böyle bir haberin hayaliyle yaşamıştım
- Olm ülke gerçekleri işte, bu gerçeklere kayıtsız mı kalıyorsun sen
- Kalıyorum ne var? Ne yapim ben şimdi, ipnenin biri kafayı sıyırmış, ailesini doğramış, ne yapim sen söyle? Ya da Sen ne yapacaksın?
- Lan ne yapacam ben, millet kafayı sıyırıyor işte, etrafına dikkatli bakman lazım, sıradan bi adam bütün ailesini kesmiş
- Etrafta manyak olduğunu bilmek için, felaket haberleri seyretmeme gerek yok, değiştir şu kanalı adamı hasta etme
- Olm gerçeklerden kaçamazsın, korkularının üstüne gidecen,
- Gerçeklerden kaçamazsın, lan bu cümleleri bi yerden hatırlıyorum
- Evet olm, kaçamazsın gerçeklerden
- Ya doktor bu aralar bende bi iç ses isyanı var, ha bire ortaya çıkıp beni sinir ediyor, lan yoksa sen bi yöntemle benim beynime mi sızıyorsun?
- Ne diyon olm sen kafayı mı yedin?
- Yok yok nerde sende öyle teknoloji, sen anca tırsak hastalarına atarsın havanı
- Alo alo…apo isoya sesleniyor, apo isoya sesleniyor, break, break…orda kimse var mı?
- Kimse yok.. hadi sinsinatiye!! kadar yolun var
- Lan efendi ol evdeyiz,
- Sende ev ahalisi gibi ol zıvanadan çıkarma beni… aç bi komedi dizisi, agresife bağlanmayam
- Tamam lan al seyret…
- Hah şöyle bi huzur ver … o ölmüş bu ölmüş… cenaze levazımatçısı mısın olm sen? Ne zevk alırsınız bu haber seyretmekten anlamam ya… ne kadar felaket varsa sayıyor adamlar.
- Valla uğraşamayacam senle, ben bi duş alim… sonra da toplantıya geçeriz
- ……
- Hadi iso ben hazırım.. gidelim
- Gidelim bakalım, senin çizdiğin bu pembe tabloyu bi görelim
- O ne demek Abdullah, niye pembe tablo diyor İsmail
- Şey için diyor, bu boşalan daire var ya, oraya taşın falan dedim de,
- Eee
- Ne yapacam ben sizin sitede deyince, güzel nezih bir yer dedim de, ona diyor herhalde pembe tablo diye..
- Hıııı ona diyorum yenge… çok güzel komşuluklar falan da varmış, bakalım görelim dedim
- Öyledir öyledir
- Hadi iso hadi… olm ne kıllandırıyorsun yengeni
- Ben ne kıllandırcam ya… Alla allaaa kıllanacağı varmış onun
- Burası toplantının yapılacağı daire
- Selam iyi akşamlar…
- …. Buyrun.. hoş geldiniz, selam.. vs.vs.vs.
- Abdullah bey yanınızdaki arkadaşınız sanırım bize söz ettiğiniz kişi..
- Evet İsmail bey, size daha önce söz ettiğim arkadaşım,

Trans.. trans.. trans… Allahım yoksa bi ruya mı bu? Bu kadar güzel kadını nasılda sığdırdın böyle bi dairenin içine, anam otoparktaki hatun da burda, nasıl bi güzelliktir Allahım gelde kayıtsız kal, insanın koşarak yanına gidesi geliyor, …

- İsmail bey daha önce de farklı bir dalda da olsa yönetim deneyimi olan biri, en önemlisi de güvenilir olması tabi..
- …..
- İso… isooo… kime diyom
- Ah.. lan niye dirsek atıyorsun
- Olm senden bahsediyorum, alsana konuşmayı benden
- Haaa tamam lan tamam
- Haaa.. öküze bakar mısın?
- Söyleyebileceğim fazla bir şey yok aslında, Abdullah bey benim çocukluk arkadaşım, bana konuyu ilk açtığında garipsedim doğrusu, böyle gelir seviyesi yüksek, hatrı sayılır mesleki kariyeri olan insanların oturduğu bir yerde, yönetim zafiyetinin olması pek anlamlı gelmedi bana
- ……
- Sanırım Abdullah beyin söylediği gibi, ya bu işe ayıracak vaktiniz yok, yada uğraşmak istemiyorsunuz, bana sormak istediğiniz bir şeyler olur mu bilmem, ama bir iki konuyu ben sorarak başlayabilirim
- …..
- Daha önce hiç site yöneticiliği yapmadım, benden nasıl bir beklentiniz var onu bilmek isterim.
- Bizim sizden hiçbir beklentimiz yok, şu an mevcut yönetici gözümüzün içine baka baka, uyduruk masraflar çıkarıyor, bi şekilde de bunlara bir kılıf uyduruyor. Bize şeffaf güvenebileceğimiz bir yönetici lazım sadece. Sizinde saygın bir çalışma hayatınız olmuş, Abdullah beyin güvencesi de bizim için yeterlidir.. siz kabul ederseniz bizim için herhangi bir sorun yok…
- Burda oldukça güzel bir kalabalık var, bu söylemlerinize itiraz eden birini de göremiyorum, bu kadar güzel bakan insanlara hayır deme nezaketsizliğini de gösteremem sanırım… kabul ediyorum teklifinizi
- Ücret beklentinizi ve çalışma arkadaşlarınızla ilgili görüşlerinizi de belirtirseniz, toplantıyı öyle kapatsak.
- Ben şu an burada olanlardan istekli 5 kişi ile çalışmak isterim, karar mekanizması işlerken sitenin genel görüşünü yansıtacak bir sonuç çıkması açısından. Kira bedeli site tarafından karşılanır ve orta düzey bir yönetici ücreti de belirlenirse benim için yeterli olur.
- Anladım bize müsaade ederseniz konuyu tartışmak isteriz
- Elbette… ben dışarıdayım Abdullah

misterno55
07-04-2011, 16:20
Şehrin göbeğinde yemyeşil gerçekten güzel nezih bir yer, şu banka oturayım, yakalım bi sigara… lan şu kira meselesini söylemeseydim mi acaba? Abarttık sanki..

- hayırdır sanki siteye ilk defa mı geliyorsun, bu beğeninin sebebi otoparktaki afet hatun değil mi?
- Vay iç sesim, nassın bakayım, görüşemiyoruz epeydir
- Keyfinde yerinde.. nedir bu değişimin sırrı
- Sen demiyor muydun? Cinsel ihtiyaçları da gidermek lazım.
- Yani de
- Lan ne yanisi, açık alanda rezil etmedin mi beni? İpne muamelesi bile yaptın, dikkate aldık görüşlerini bizde çalışmalara başladık işte, öküz altında buza aramana gerek yok
- Bu hatunu seçtin oda senin cinsel hayatını renklendirecek öyle mi?
- O niyetle çıktık yola, ya nasip ya kısmet…
- Lan işte bende senin bu huyuna uyuz oluyorum, yaşına başına bakmadan abuk sabuk hayaller kuruyon
- Bana ba delirtme beni, ne varmış yaşımda 44 yaşında hayatımın baharındayım olm ben.
- Bilmem baharda mısın kışta mısın? Bide aynanın yanına uğra.. o hatun sana bakar mı ya
- Ne var olm niye bakmasın, kör müyüm topal mıyım, maymun muyum? Ne kompleksli bişeysin sen ya, başlaycam senin gibi iç sese. İlla moralimi sıfırın altına indirecen
- Yüzde 90 işi olmaz onun senle, oranı yüksek hatunlara yönelsen de, bu iş uzamasa diyorum ben
- Ben o yüzde 10 ihtimali seviyorum kardeşim… hadi uza

- ooo sinirli beyimiz de buradaymış… kendi kendine ne konuşuyon beyim

Aha akşam siparişimiz de geldi,

- Siz bu sitenin yeni yöneticisi mi olacaksınız?
- Murtaza kardeş sen şimdi beni tanımazsın, ben de seni tanımam, az uzak dursak bir birimizi tanıyana kadar… ne dersin?
- Ölümlü dünya beyim, yarına kim çıkar belli mi?
- Ne alaka!
- Sen kızsan bağırsan çağırsan, ben alınmam, ben sinirlerimi aldırdım, pamuk gibiyimdir
- Sen ne dersen de, ben konuşup kafanı belleyecem diyorsun
- Yok yaw ne ettin beyim, öyle terbiyesizlik yapmam
- Nası yapmazsın,
- O dediğiniz ayıp yaw onu yapmam işte
- Yok bide çıkarıp yapsaydın… konuşmasak diyorum .. konuşmasak
- Konuşmadan olur mu beyim? İnsanlar konuşa konuşa değil midir?
- Sen ne dersen de, ben imamım diyorsun
- Yok kapıcıyım ben
- Bildiğimi okurum diyorsun
- Az okumuşluğum var tabi..
- Konuş murtaza teslim oldum…
- Siz yeni yöneticisiniz değil mi?
- Yok değilim
- Öylesiniz öylesiniz, benim her bi şeyden haberim var
- Lan murtaza ben daha burda bile oturmuyorum, nasıl yönetici olacam
- Önce buraya taşınacaksınız sonra da yönetici olacaksınız
- Anlaşıldı sitenin haber ajansı sensin… evet böyle bir teklif var murtaza hazretleri
- Sizi bilmem ama, şimdiki yönetici hırsızın arsızın teki, 3 yılda altına bmw çekti sıfır kilometre
- Parası vardır belki adamın, burdan bir bmw parası çıkar mı?
- Beyim burda 450 daire var, varın hesabını siz yapın
- Her ay 5lira tırtıklasa daire başı 3 yılda 81bin lira yapar
- Yok beyim ne 5 lirası, 20liradan aşağı değildir, hatta daha fazladır
- Yapma ya
- He valla, bunların dini imanı kalmamış, Allah korkusu da yok, her şeyleri para olmuş. Göz göre göre soyuyorlar siteyi.
- Sen bunları bildiğine göre herkes de biliyordur, niye dikilmiyorlar karşılarına?
- Adam akıllı uyduruyor bişe illaki, bide etrafında 2-3 tane zeballah gibi adam aldı, bunlar hep nazik adamlar korkuyorlar.
- Mafya falan mı lan yoksa adam.
- Yok yok mafya değil de, öyleymiş gibi bi hava yaratmaya çalışıyor, millet sesini çıkarmasın diye. Bi iki kişi sesini çıkardıydı geçen sene, adamların arabasının lastikleri parçalandı, her tarafı çizildi, kimse bişe de ispatlayamayınca seslerini kestiler.
- Hmm desene dışarıdan birini bulmalarının bir sebebi var… kestaneyi çizdirmeyelim murtaza
- Yok beyim bunlar geçinin olmadığı yerde Abdurrahman çelebi gibi geziyorlar işte, senin gözler de çakmak gibi… korkacak birine benzemiyon
- Ver gazı bakalım
- Aha Abdullah beyde geliyor
- Murtaza bey bize biraz müsaade eder misin?
- Tabi beyim bende eve geçecektim zaten, hayırlı akşamlar
- Sağol sanada… hadi iyisin iso
- Neymiş iyi haber, söyle de bilelim
- Kira işi tamam, hatta faturaları dahil ettik, 2.000TL de maaş… nasıl?
- Sen şimdi bunları bırakta, bu eski yöneticilerden bahsetsene biraz
- Söyledim ya olm, hırsız işte adamlar,
- O kadar yani, sadece hırsızlar, ben karşılarına yönetici adayı olarak çıkarsam, hayırlı olsuna da gelirler yani
- Gelmeleri mi lazım?
- Bilmiyorum sen söyle
- Ne söyleyecem ben ya
- Lan olm, bu adamlar 3 yıldır bu siteden o kadar nasipleniyorlar, karşılarına ben aday olarak çıkınca, hiç sesleri solukları çıkmaz mı?
- Çıkabilir de, ne yapabilirler ki?
- Bilmem yanlarında mafya kılıklı izbandut gibi adamlar varmış
- Haa bizim murtaza yumurtladı değil mi?
- Kötü bişe mi dedi? Adamlar ağzıma zçacak gibi duruyorlar ama sen hiç uyarma ihtiyacı bile duymuyorsun öyle mi?
- Ya yok be oğlum olay daha netleşmemişti ki, şimdi konuşacaktık onu, ama sağolsun bizim düşük çene erken davranmış
- Ben vazgeçtim kardeşim, ne haliniz varsa görün
- Nasıl yani?
- vazgeçtim işte, nasılı masılı yok, adamın mafya kılıklı yardımcıları varmış, bunlardan söz etmediğin gibi, bide murtaza yumurtladı ha diyorsun.
- Ya milleti korkutmak için aldı yanına 2 tane yarma, mafya falan oldukları yok, millet tırssın diye bi görüntü işte.
- Tamam işte tırstım bende herkez gibi..
- Yan çiziyorsun yani
- He çiziyorum ne var?
...
- Abdullah bey merhaba…
- Merhaba Nermin hanım..
- İsmail beyi biliyorsunuz
- Evet kendisinin konuşmasını dinledim… merhaba
- İso… isooo
- Ha.. merhaba
- Bende site yönetiminde sizinle birlikte çalışmayı kabul eden 5 kişiden biriyim İsmail bey, umarım keyifli olur her şey
- İso ..
- Ha evet evet inşallah keyifli olur, seçilirsek tabi
- Peki ben çok memnun oldum.. iyi akşamlar
- İyi akşamlar…
- Olm karının içine düşecen…
- Nerdeee bi düşsem varya … dünyanın en güzel düşüşü olur, yeminle
- Hayırdır… az önce kabul etmiyorum demiştin
- Ölümlü dünya işte, iki tane yarma dan mı tırsacam… iş olacağına varır neticede
- Yaw iki göğüs bi kalçaya hemen taw oldun varya…
- Yüzü de güzel ya… olaya sadece kasap gözlüğü ile bakma, ben o mavi gözlere, romanın tamamını olmasa da, bi iki mahallesini yakarım
- Oldu bu iş diyorum o zaman…
- Olur mu ki sence?
- Kesin yeni yönetici sensin,
- Onu mu diyordun sen
- Sen neyi diyordun
- Neyse boşver… oda olur
- Ohooo sen nermindesin hala.
- Valla ne yalan söyleyeyim ordayım.. sen nermine dua et, yoksa size 1 yöneticinize 2.. hiç işim olmazdı
- Olm az kulvarına göre hatun seç, onun peşinde kimler var biliyor musun sen?
- Ne var lan benim kulvarımda, bi iç ses, bi sen delirtmeyin lan beni
- Ne iç sesi yaw
- Yahu kardeşim, ne cins hödük adamların yanında, afet gibi hatunlar var, benim neyim eksik olm.
- Bi eksiğin yokta, kadın 30unda var yok, güzellik mi güzellik, fizik mi fizik, zengin züppelerin çoğu peşinde zaten… sen nasıl sıyrılacaksın aralarından söyler misin?
- Yarış atı mıyım lan ben, yok kendi kulvarım mış, yok nasıl aralarından sıyrılacak mışım.
- Ben söyleyim de, sen nasıl olsa bildiğini okuyacaksın
- Olm sizin sınırlarınız olabilir, benim yok, olur mu olmaz mı diye tasam da yok, yürürüm o yolda,… o ihtimal beni mutlu etmeye yetiyorken, nedir bu sizdeki boş bardak muhabbeti anlamış değilim…. Benim bardağım dolu kardeşim, boş yarısı ile ilgilenmiyorum…
- Tamam kardeşim yürü gidelim eve.. sen poliannacılık oynamak istiyorsan… bence bi mahsuru yok
- Ya apo sen ne sıkıcı bi adam oldun, bu olayların kötü taraflarını dile getirince ne oluyor bana söyler misin? Evet ben hatunun peşinden gidersem bana pas vermeme, yanaşmama ihtimali yüksek, bunu bilmek için alim olmaya gerek yok ki…
- Hayatın gerçekleri olm bunlar, sonra hayal kırıklığına uğrama diye hatırlatıyorum
- Bunlar hayatın gerçekleri değil, frenleri… o bana bakmaz zaten, bu iş olmaz zaten, denemeye ne gerek var… öyle değil mi?
- Görünen köy kılavuz istemez.. boşa kürek sallayacan
- Bak kafadan yenilgiyi kabul etmiş zavallı birisin olm sen
- Buyur kardeşim hayat senin, hatun da burda.. savaşı kazanda göreyim…
- Hatunu elde edemezsek senin tez doğru mu olmuş olacak?
- Ben bu öngörüyü yaptım tutarsa öyle, tutmazsa seninki?
- Tavlarsam tutacan yani
- Neyi tutacam?
- Benimkini .. puhahaha
- Lan..
- Olm benim tez tutmazsa seninki demedin mi?
- He dedim
- Tamam işte bende onu diyorum.. seninki tutmazsa… benimki tutacak .. puhahaha
- Ya iso işin gücün ipnelik
- Yürü lan boş bardak

misterno55
09-04-2011, 10:57
- Apo içecek bişeyler var mı?
- Ne gibi?
- Ne bilim bira gibi mesela
- Wiski var da.. hayırdır?
- Wiskinin neresinde hayır olacak olm, ver işte
- Olm kilo aldın, sigarada emzik ağzında, bi içkin eksikti…
- Yaw apo verecen mi wiskiyi yoksa mahalle karıları gibi dır dır mı edecen
- Gençlik çağlarında değilsin artık, yediğine içtiğine dikkat etmen lazım, merdiven çıkarken fark etmedim sanma, k.çından nefes alıyordun…höyk höyk diye
- Senden içki isteyende kabahat, dışarıda biraz hava alayım ben en iyisi, yatacaksan anahtar ver…
- Olm kötü bişe mi söylüyorum alla allaaa, içme şu zıkkımı diyorum işte
- Anahtar verecen mi? Yoksa ben gelene kadar bekleyecen mi?
- Al kardeşim ya… seni düşünende kabahat
- Tabi tabi.. 1-2 kadeh wiski ile ya alkolik olurum, yada alkol komasına girerim.
- Ya orda işte kardeşim al iç … 2 kadeh mi içiyorsun, şişenin dibini mi görüyorsun, ne yaparsan yap… artist ya

Hava da çivi gibiymiş… k.çımız donmasa iyi… etrafta şöyle insanın içini açan, neşeli kahkaha dolu insanlar olmaz mı ya… içim karardı şerefsizim… sanki herkes dünyaya kazık çakıyor.. sırası gelen gidiyor işte… onu yeme bunu içme, öküz gibi yaşa… istediğimi yerim, sigarımı içerim.. arada bi de yuvarlarım içkimi kardeşim kime ne ya…

- beyim gene kendi kendine konuşuyorsun, hayırdır?

Haydaaa … zaten gökten herkese zerrin egeliler düşse, bize aydemir akbaş düşer diye boşuna dememiş bizim nesil.. bize de düşe düşe hıyarto kapıcı murtaza düştü… afet-ül devran Nermin sultan gelse şimdi olmaz mıydı?.. olmaz tabi niye olsun ki?

- ooo murtaza bey, bende seni düşünüyordum tam
- eylenme abi benle ya
- niye seninde mi için kara, senle eylenilmez mi?
- Valla abi bende bi karı var, içimi de dışımı da kararttı,
- Evlilik zor zenaat, ya evlenmeyecen, ya katlanacan, ya da benim gibi boşayacan, serzenmenin anlamı yok
- 5 tane ellerinden öper evlat var nasıl boşayacan, katlanıyoruz işte..
- Ya murtaza, kafam 3500, benim içim kara seninki benden kara, biz bayarız bir birimizi .. hadi sen git yat
- Eylenceli konulardan bahsetsek abi, içimizi açsak az, beyazlatsak ha.. ne dersin?
- Nasıl olacakmış o?
- Mesela ben bu benim bitliyle nasıl evlendiğimi anlatsam.. sen kesin gülmekten hastanelik olursun… hatta her zamanki gibi ambulans zamanında gelemez, sen de gülmekten .. yallah tahtalı köy
- Puhahaha… diyorsun
- He valla
- E bu hikaye kuru kuru da dinlenmez ki murtaza
- Kuru kuru?
- Dinlerken bişeler içmek lazım diyorum
- Valla beyim burda ortalıkta içilmez, senin yöneticilikte başlamadan bitiverir
- Site senin, sote bi yer bulursun sen
- Kömürlük var oraya gidek
- Lan murtaza senin daha girişin ofsayt.. kömürlük simsiyah yer.. teras yok mu teras
- Lokalin terası var da, abi hava soğuk, donar valla bi tarafımız
- Bişe olmaz, ben doktorun viskisini alayım, sende battaniye minder bişeler ayarla işte
- Tamam abi…
…..

- olay budur murtaza, doldur bakalım
- doldurayım!!
- kendine de doldur
- yok abi ben bunu koklasam sarhoş olurum
- bişe olmaz lan, koy kendine de
- bi tane ama, başka içmem
- tamam anlatmaya başla bakalım… beğenmezsem hikayeyi atarım bak seni terastan aşağı, güzel süsle… komedi tadında olsun…
- o zamanlar ben 18 yaşındayım, bizim hanımı ilk kez çöplükte gördüm
- nasıl yani?
- Çöplerden çıkarıyor işte rızkını
- Murtaza bu çöpten çıksa çıksa iğrenç bi hikaye çıkar
- yok beyim dinle sen
- dinleyelim bakalım....
- Bak ben bunu ilk çöplükte gördüm beğendim, aha böyle bir siteye getirmişim, haline bi şükret değil mi? Ama nerdeee… sen şimdi diyeceksin sen ne halt ediyordun çöplükte
- Dedim gitti
- Bende çöplerden kağıt topluyordum o zamanlar, benim geçimim de oydu, bunlar çok pisti ama abi, ben sadece kağıtları alırdım, bunlar çöpün içine resmen dalarlardı. Hani leş gibi kokuyorlar desem, az kalır.
- Lan Murtaza bu iğrenç bi hikayeye benziyor, komedi bunun neresinde
- Dinle abi dinle… bunun üstü başı felaket lağım gibi ama, bir gözler var o çöplüğün içinde güneş gibi parlıyor… başka hiç bi yerini görmüyor insan o gözlere bakınca
- Bak seeen, çöplükte bir şairane bir aşk doğuyor.. puhahaha
- Uzaktan öyle de, yanına geldin mi? Kokudan yanaşılmıyordu, gaz maskesi taksan yeri yani… ama hani gönül ya.. ota da, b.ka da konuyor işte
- Puhahaha
- Gözleri öyle güzeldi ki, bakınca gözüne ışık tutulmuş hayvan gibi oluyordum,… hayvan dedim ya, bu tam hayvan gibiydi biliyon mu abi..
- Olm insan hayvan gibi birine aşık olur mu?
- Yaw gözün kör oluyor işte… ben bunu konuşmak için çağırdıydım… insan eski de olsa üstüne temiz bişeler giymez mi ya? Çöplüğe gitmiyorsun ki, bi erkekle buluşmaya gidiyorsun.. ayni çöp kıyafetiyle geldi.. leş gibi kokuyor
- Murtaza hikaye iğrençleşmeye başladı, çık olum şu çöplükten, lağım kokularından
- Dur abi çıkacam şimdi…. Allahtan dere kenarında buluştuyduk kimse yoktu, yoksa insan selini bi hareketiyle ikiye bölerdi bu kokarca kılıklı karı
- Puhahaha…
- He valla…
- lan murtaza, iki saattir karıdan bahsediyon, bi gözleri dedin, oda herkezde var zaten, ne diye evlendin o zaman
- yaw abi bizde padişah torunu değildik ki? Biz bizden birini alırız, kim beğenir benim gibi çöplerden kağıt toplayan birini…
- hepside çöpe gömülmüyor ya, sizde baya çalgıcı takımı da var, temiz mis gibi
- yaw onlarda bizim sosyete, onlarda beğenmez ki .. bizi
- puhahaha… çalgıcı sosyetesi..
- öyle deme güzel para kazanır onlar
- neyse sadede ne zaman gelecen.. niye evlendin o zaman sen bu tosunla
- ilk defa buluşunca, fırça da atamıyon ki? Ya abi düşün o yaşıma gelmişim, kimsenin eline elim değmemiş, yanımda bi kadın oturmuş koca dere kenarı yapa yalnızız ama benim bi gram nefsim uyanmıyor… böyle pis bi karıydı
- yaw sadede gel murtaza, anladık karı pisti … nasıl evlendin onu anlat
- bir iki daha konuşunca 3.ye dedim buna.. yaw sen niye geliyon benim yanıma deyince, oyana buyana sallandı utandı güya..
- puhahahah
- he valla… “seviyon mu sen beni” dedim, utanma belası “heee severim” deyince, bende koyveri verdim “kızım madem sen beni seversin, niye bana çöp muamelesi yaparsın” deyince, mal mal bakmasından bişe anlamadığını anladım tabi
- puhahaha…len murtaza öldürecen sen beni bu gece
- valla beyim, tiyatroya gitsen bu kadar eğlenmezsin
- ehi
- neyse dedim, “niye çöp topladığın kıyafetle geliyon yanıma, bak ben yıkanıyorum temizleniyorum, temiz elbiselerle geliyorum eski de olsa” deyince jeton düştü.. aradan bi kaç gün geçtikten sonra yine buluştuk..
- bu sefer durum değişmişti yani?
- Hem de nasıl .. hem de nasıl… çaldı mıydı aldı mıydı, geçmiş zaman hatırlamıyom, giymiş güzel bi entari tam da üstüne oturmuş, daha zayıf o zamanlar, bide gül kokulu hacı şakirle yıkanmamış mı? O çöp kokan karıdan gül kokuları gelince… sen benim nefsim gel bi kabarı ver…
- Puhahaha.. lan yoksa oracıkta mı?
- He valla … oracıkta halvet oluverdik.. bende anlamadım nasıl oldu, kendime geldiğimde, üstte başta bişe kalmamış, nefes nefese sırt üstü yatıyordum.
- Lan murtaza film gibi icraatın olmuş, bak hikayeyi biraz süslesen, kısa film çıkar… puhahaha
- Abi dalga geçme ya …
- Güzel hikaye güzel.. niye dalga geçeyim, keyifle dinledim
- Yaw bu başlangıcı, sen sonrasını soruyon mu hiç
- Neymiş sonrası?
- Yaw bunu aldım ben, evlere temizliğe gitmeye başladı Allahın bitlisi, milletin evini anlatıyor bana, şöyle güzelmiş böyle güzelmiş, yaw sanane kadın, yap temizliğini al paranı
- E kadın senle sohbet ediyor işte, ne kötülük var
- Yok abi ne sohbeti, gördüğünü istiyor, zengin bi hanım buna modası geçmiş kürkünü vermiş, ben bunu giyecem dedi… dedim senin kafanı kırarım
- Lan ne olmuş giysin işte
- Olur mu abi, temizliğe gidiyor bu bitli, o kürkü temizliğe gittiği evlerde bile giyemeyen vardır… kimse çağırmaz onu bi daha temizliğe falan
- Hee olayın ticari boyutuna darbe gelir diyorsun..
- Tabi beyim, g.tünde yırtık don var, sırtına kürk giyecekmiş.
- Puhahaha
- Bende var 5 tane çocuk, kovduracak beni burdan. Daha bu ne ki, ne çekiyom ben bu çöp torbasından bilmezsin sen, g.tünü göbeğini de büyüttü.. camış gibi dolanıyor ortalıkta
- Olm 5 tane aslan gibi evlat vermiş sana, eskitmişin hatunu
- Yok beyim neyini eskitecem ben bunun, yemekte durmasını bilmiyor ki, korkuyom bi gün, ekmek arasına beni de koyacak diye…
- Puhahaha.. lan bi dur
- Valla korkuyorum abi, koca bi ekmeğin arasını doldurup, 5 saniye de yok ediyor… karı temizlikçi değil, sihirbaz…
- Ahaha… 5 çocuk büyütmüş kadın, genç kız gibi duracak hali yok
- Ya bizim behzatta var 7 tane cocuk, karı incecik, ona ne diyecen?
- Lan kimi kalın kimi ince, öyle bu işler…. Karı şişman diye terk mi edecen
- Yok beyim bizim kitabımızda terk etmek falan nerde, beyazla gelir beyazla gider… başka bi yol yok
- E ne konuşuyon o zaman… tosun mosun idare edecen
- Tosunluğu ile kalsa idare ediyorum zaten, ona buna özendi mi? Kendimi kaybediyorum abi… herkes yerini bilecek
- O kadar da değil, bu köle mantığını da sil kafandan,
- Nasıl abi.. anlamadım
- Olm karıyı götür uzak bi yere, kürkünü de giysin, özendiği ne varsa yaptır… hem senin istediğin olsun, hem onun istediği… kuralları koy, o da mutlu olsun sende
- Buraya gelince normale döner mi ki?
- Olm yazacan işte kuralları, buranın sınırları içinde yasaklamışsın zaten… yapabileceği bi ortam yaratacaksın sadece…
- Anladım… anladım
- İyiki anladın… hadi kaçalım… buz tuttu her yanım
- Güzeldi demi ama hikaye
- Güzel di güzel.. hadi iyi geceler…
- Sağol abi sana da…

misterno55
25-05-2011, 15:33
- ooo beyimiz elbiselerle salmış kendini.. kalk iso kalk
- …..
- Alooo kalksana
- Ne oluyor, nerdeyim lan ben
- Ohoo beyimiz, dünya ile ilişkisini kesmiş, kendine gel olm, öğlen oldu
- Offf başım çatlıyor
- Çatlar tabi olm, koca viski şişesinin boşunu bile göremedim, şişeyidemi kemirdin len?
- Senin kapıcı bi parmakta kalınca, şişenin dibini görmek bana kaldı…
- Hadi hadi.. kalk bi yüzünü yıka da kendine gel
- Tamam lan, bi git başımdan, kendime geleyim
- Hadi sallanma kahvaltı hazır
- Offff.. lan kafamda deli danalar zıplıyor, ne biçim bişeymiş bu wiski..
…..
- Türksün olm sen, niye milli içkinin sınırlarını terk ediyorsun,
- İso kahvaltıdan sonra, seninle çalışacak 5 kişiyle bir tanış istersen
- Olur tabi (Way Nermin’i bi daha görecem,)
…………
- Nerde buluşacağız ekiple apo
- Sitenin kafeteryası var orda…
- Ben bi duş falan alayım ha apo
- Ehehe al al.. misler gibi ol..
- Ne len imalı imalı gülüyorsun
- Ne iması olm, direk söylüyorum işte, nermini görecen diye, kaşın gözün oynuyor
- Hadi hadi işine bak, güzele bakmak sevaptır, az ibadet edelim bizde ne var yani
- Lan güzel bi hatun görme varya, bütün edebiyat damarların azıyor
- Tutma olm beni, pürü pak olayım ben
- Ol ol, ama pak ol, bu yolda püre olmada? Puhaha
- Ahaha.. çok komik
…………..
- Ekip gelmiş iso, gel tanıştırayım seni

- Nermin hanım, hasan bey, kemal bey, Nurhan hanım, Mustafa bey
- Memnun oldum.. (lan lise talebesi gibi nasılda atıyor kalbim pır pır)
- Nasıl bir çalışma şekli düşünüyorsunuz İsmail bey?
- Aslında çok detaylı konuşturmayı gerektirecek bi durum yok
- Nasıl yani?
- Burası bir site, giderleri de belli ihtiyaçları da, işleri yerinde ve zamanında yapmak yeterli olacaktır, büyük bir şirket edasıyla yapılanmaya gerek olduğunu sanmıyorum.
- Konuşmaya gerek yok mu yani?
- Elbette konuşulacak ama, her şey resmileşip, mevcut durumu görünce konuşmak daha doğru olacak.
- E o zaman bize müsaade
….. (sen gitmesen biraz otursan keşke sultanım ve de afetül devranım)
- İsmail bey biraz konuşabilir miyiz?
- !!!……….
- İsmail bey?
- İsoo.. isooo
- …..!! (lan gaipten sesler mi duyuyorum yoksa bu Nermin benimle gerçekten konuşmak mı istiyor)
- İsoooooo
- Ha buradayım buradayım
- Buradayım derken?
- Tabi Nermin hanım.. elbette konuşabiliriz
- Şöle geçelim mi?
- Tabi.. apo senin işin yokmu?
- Yoo bugün Pazar çalışmıyorum
- Kiliseye git olm o zaman
- Kilise!
- Lan ikile olm manyak mısın nesin ya
- Ha alışveriş yapacaktım ben.. tabi tabi
- Ne güzel ne güzel, kolay gelsin sana
- İsmail bey Abdullah bey sizi çok anlattı bize, ben birde sizin ağzınızdan dinlemek isterim, gerçekten anlattığı gibi bir iş hayatınız mı oldu?
- Pek inandırıcı olmadı, beni inandırın diyorsunuz
- Şaşırtıcı demek daha doğru olur
- Ne anlatmamı istiyorsunuz?
- Anlatılan gibi bir iş hayatınız olduysa, burada ne işiniz var diye başlayabiliriz.
- Evet.. anlatılan gibi bir iş hayatım oldu, ama İstanbul hiç benim şehrim olmadı, mutlu değilseniz, diğer unsurların bir anlamı kalmıyor, en azından benim için böyle
- Bir şehri sevmediğiniz için koca bir kariyeri terk ediyorsunuz, öyle mi? Pek mantıklı gelmiyor bana.. kaldı ki, bu şehir İstanbul
- Şehir olayın bir kısmı, esas olan mutsuzluk, herkesin mantıklı bulmasını da beklemiyorum zaten.
- Neden buradasınız peki?
- Sizin meslek nedir Nermin hanım? Sorgu hakimi falan mısınız?
- Ay özür dilerim, çok meraklı gibi göründüm değil mi?
- Yok yok, aslında burada olmamın birinci sebebi abdullahtır.
- 2. bir sebep daha mı var?
- Sizin gibi güzel bir bayanla çalıştıktan sonra 2. sebebe gerek var mı?
- Kıkır kıkır… (oy oy ne güzelde kıkırdıyor)
- Gerçekten bir memleket meselesi midir sizi buraya getiren?
- Tamamen o değil tabi, diğer detaylar müsadenizle bende kalsın
- Drilili drilili … drili drili … (aha epeydir ses gelmiyordu, hayırdır inşallah) müsadenizle Nermin hanım
- Tabiki…
- Buyrun Merve hanım
- İsmail bey ben hafta sonu dönüyorum, size bilet gönderdim, konuşabiliriz değil mi?
- Hafta sonu, tabi tabi, görüşmek üzere
- Kapatmasanız, biraz konuşsak
- Şu an pek müsait değilim Merve hanım, sonra konuşsak
- Peki, siz arayın o zaman müsait olunca olur mu?
- Tabi tabi ararım ben ..
- Eşiniz di galiba
- Ha yok ben eşsizim..
- Çokta mütevaziyiz
- Anlamışsınızdır, demek istediğimi
- Ben teşekkür ederim konuşma için, müsadenizle
- Ben teşekkür ederim, ne zaman isterseniz
- İyi günler,
- Size de….
Lan aşk borsam tavan mı yapıyor acaba bu Nermin ihtimal oranlarını yükseltiyor mu ne? Bi taraftan Merve bi taraftan Nermin ikisi birden 18in içindeler, bi orta gelirse, takarım olm ben 90’a… Alex idolüm kardeşim benim, ihanet edemem ona, 18 içinde pas almışım auta atılır mı? Yani atarlarsa pası..

- Ba ba etrafında iki hatun belirdi, kazanovaya bağladı hemen
- Hah iç sesim uzun zaman oldu görüşmeyeli ne oldu da hortladın bakayım.
- Kadının biriyle telefonda diğeriyle masada iki sohbet ettin kaşın gözün oynuyor bakıyorum
- Ehehe, lan iç ses misin, düşman kardeş misin? Yoksa ipnenin teki misin? Sen niye bozuldun şimdi
- Ne bozulcam kardeşim, sanki hatunlar üstüne atladılar, havalara bak
- Tabi tabi, baktın benim küçük ihtimallerde bir büyüme var, agresiften girdin mevzuya
- Lan ihtimalinden başlatma, senin ihtimal hayata geçene kadar, Abdullah torun torba sahibi olur, bizim acil çözümlere ihtiyacımız var.
- Yaw iç ses sen soyutsun, ben somut, yürü git.. ihtiyaca ben manuel çözümler üretirim .. hadi uza bakayım

- İso ne yaptınız Nermin hanımla
- Sohbet .. kısa bi sohbet sadece
- O kadar yani!
- Evet bu kadar… ben eve geçiyorum Abdullah
- Diyorsun
- Evet öyle diyorum… hadi eyvallah
- Bırakayım mı seni?
- Yok yürüyecem biraz …
- Tamam pazartesi uğra bana
…..
- Şşş birader…
- Buyrun
- Siz siteye yönetici olacak kişisiniz değil mi?
- Siz kimsiniz? Niye sordunuz?
- Gel sen şöyle anlatalım…
- Ahh..

misterno55
16-07-2011, 12:47
- Kendine geliyor galiba
- Off kafam
- İso ne oldu olm sana
- Anam kafam kazan gibi
- Apo nerdeyim ben
- Hastanedesin
- 2 tane ayı geçti üstümden
- Ayı demek, ikisi de kısa saçlı mıydı,
- Evet,
- Yöneticinin adamları
- Eğer öyleyse sen bana bi polis çağırıyorsun hemen
- Çağırmasak!
- Niye çağırmıyoruz?
- Şimdi olan olmuş zaten, mevzu büyür hepimize dalarlar
- Yediğin dayağı bilançoya kâr olarak işle, gelirlerin artsın diyorsun
- Olmuş bitmiş işte
- Şimdi ben sana bi dalayım o zaman, ağzını burnunu Çarşamba pazarına çevireyim, sen hiç bişe olmamış gibi bir tepki verirsen, uyar bana…
- Nasıl yani?
- Az yanaş bana doğru, göstereyim
- Olm bi dur ya
- Lan doktor beni deli etmeden polisleri çağır, yoksa bireysel terör yaratacam
- Tamam be tamam
- ….. konu bundan ibarettir memur bey, adamları görürsem tanırım, gerisi sizin işiniz.
- Peki geçmiş olsun.
- Olm iso bu adamlar seni tehdit etmedi mi?
- Etti
- E daha ne diye Cüneyt vari hareketler yapıyorsun.
- Lan dingil doktor, bunların böyle bişe yapacağını sen bilmiyor muydun?
- Ben sadece tehdit ederler diye düşünmüştüm.
- Sadece tehdit etselerdi, belki dediğin gibi olabilirdi, poliste sallamazdı zaten. Ama adamlar kolumu kaldıramadan, ayarlarımı değiştirdiler. Lan her yerim ağrıyor ya..
- Sen şimdi polise gittin ya, türk polisi hemen olayları neticelendirir zaten.
- Ya apo bak saydıracam şimdi ha. Bu mevzuya soktun beni, bi araba dayak yedim senin yüzünden, yarabbi şükür mü diyecem bi de. Elime geçseler boğarım şimdi onları, polis halleder diye dua et sen,
- Ana! manyak mısın olm sen, adamları mı öldürecen.
- Kuytu da bi yakalim, görürsün 3. sayfalarda.
- Yürü git ya, adamlar bu işin adamı, sen mafya mısın olm.
- Yok ben öküzüm, giden gelen istediği gibi dövebilir beni.
- Olm başın belaya girecek
- Kardeşim sen işe yaramak istiyor musun?
- Söyle..
- Git siteye bu beni döven lavuklar ortalıkta mı ona bak… drili drili drili (anam Merve arıyor)…. Ordalarsa polisi haberdar edersin
- Tamam ben gittim
- Git bi işe yara, dingil….Alo
- İsmail bey merhaba
- Merhaba Merve hanım
- Hafta sonu geliyorsunuz değil mi?
- Sanırım gelemeyeceğim Merve hanım
- Neden?
- Şu anda hastanedeyim, 2 kişinin saldırısına uğradım
- Ay çok üzüldüm, geçmiş olsun, yapabileceğim bir şey var mı?
- Yok teşekkür ederim.
- O zaman hafta sonunu beklemeye gerek yok, bende dönerim
- Nasıl isterseniz
- Görüşmek üzere, tekrar geçmiş olsun
- Görüşürüz, sağolun

Yaw bu iki hatun lise talebesine dönderiyor beni, bak nasılda hızlı hızlı atıyor kalbim. Bi bademcik ameliyatına giremezsem gözüm açık gidecek.

- girebilir miyim?
- Ah buyrun Nermin hanım, elbette
- Geçmiş olsun İsmail bey, gerçekten çok üzüldüm.
- Çok önemli bir şey yok
- Bizim yüzümüzden başınız derde girdi
- Sizinle bi alakası yok, ben bulurum genelde problemleri, ya da onlar beni
- Ayy kafanızı da mumya gibi sarmışlar
- Evet, biraz öyle oldu
- Ahh canınız yanıyor mu?
- Biraz zonklama var tabi, ama ben alışkınım
- Nasıl yani
- Çocukken biraz yaramazdım, kafam gözüm yarılırdı genelde
- …..
- Şerbetliyim yani, bana bişe olmaz
- İyi o zaman, üzülmeye gerek yok yani
- Yok yok iyiyim ben, üzülmeyin siz
- Peki geçmiş olsun… müsadenizle
- Teşekkür ederim,

Ulan apo ayağa bi kalkayım sana yapacaklarım aklında bile yok… gerçi eşeklik bende, sade, kimsenin karışmadığı mis gibi bir hayatın var, ne işin var adres değiştiriyorsun, anlamadığın işlere balıklama dalıyorsun.

- Ben biliyorum niye balıklama daldığını,
- Ooo iç sesim, bende diyorum bu hengamenin içinde nasıl oldu da ortaya çıkmadın
- Her şeyin bi yeri zamanı var olm
- Neymiş lan zamanı, iki kalça bi göğüs gördün mü, alt takımları harekete geçirmeyi biliyorsun
- Ne olmuş?
- Ebenin damı olmuş, iki tane ayı üstümden geçerken nerdeydin, alt takımları harekete geçirmeyi biliyorsun, elimizi kolumuzu çalıştıraydın, bi gardımızı aldıraydın,
- Olm ben senin içindeki Süpermen miyim? Manyak mısın sen?
- Niye lüzumsuz mevzuları benim kontrolüm dışında harekete geçirebiliyorsun, savunmayı da geçirseydin
- Bırak tatavayı, başının niye belada olduğunu bal gibi biliyorsun, bana sallamayı geç
- Niye beladaymış?
- Niye olacak 2 kalça dört göğüs işte
- Nermin ve Merve?
- Aynen
- Eee ne şimdi bu, dünyayı yeniden mi keşfettin, her türk erkeği gibi karşı cinse karşı duyduğum samimi hislerde ne anormallik varmış
- Puhahaha, samimi hislermiş
- Lan yürü git, başım çatlıyor zaten,
- Çatlar çatlar, başın da çatlar k.çında, sende bu mallık olduktan sonra, sağlam bi yerin olmaz.
- Lan iç ses ne vızıldıyorsun, ben halimden şikayetçi değilim ki, mis gibi macera işte
- E iyi o zaman, polisler bi halt edemezse seninkilere, macera devam eder, ebenin damına dikerler çamı… rahatlarsın
- Ohh ne güzel olur, senden de kurtulurum
- Geri zekalı mısın olm sen? Çok meraklıysan at kendini damdan, film kopsun
- Yok olmaz, macera tadında olması lazım
- ….
- Ne oldu iç ses, nefesin kesildi
- …
- Güle güleee sana yoluuuun açık olsuuuun
- İsmail bey?
- Nermin hanım? Siz gitmemiş miydiniz?
- Aslında gidiyordum, şey diyecektim
- Şey? derken
- Bildiğim kadarıyla yalnız yaşıyorsunuz?
- Evet!
- Bu benim telefon numaram, taburcu olduğunuzda, yardıma ihtiyacınız olursa arayın lütfen.. olur mu?
- ….
- İsmail bey?
- Ta tabi tabi.. çok naziksiniz, sağolun
- Rica ederim, tekrar geçmiş olsun

Anam bu ne dedi şimdi, anaaam.. “evdeki ses evdeki ses baaam, mikrofonda iso, ter akıyo sırtından,”

- Efendim.. bişey mi dediniz?
- Ha yok Nermin hanim burda mıydınız siz?
- Tamam ben gideyim müsadenizle
- Tabi tabi görüşrüz

Lan olm iki dakka bekle kadın bi gitsin ya, kafayı sıyıracan

- Şuna ba şuna, hemen girdi havalara
- Ooo ufukta güzel bişeler göründü ya, felaket tellalımız görünmese olmazdı zaten
- Olm kadın yardımcı olmak için bi iki cümle sarfetti, hemen cinsel sapıklığını hortlattın
- Lan dingil içses, ben cinsel sapık olsam, sen alt takım konusunda bu kadar dara düşer misin? Parayla marayla hallederim bi şekilde, sende mutlu olursun bende
- İpneyim diyorsun yani?
- Hee ipneyim ne var, sen yetersin bana.
- Yürü git yürü git, sen ne iğreç biri oldun ya
- İç sesim benim yawruuum
- Anam kafayı sıyırdı bu
- Sıyırdım olm, kimseyi bulamazsam sana saracam, dur kaçma
- Allah belanı versin,… bu gidişle fazla uzun sürmez zaten
- Yürü taş arabasıı

misterno55
18-07-2011, 15:55
3 gündür yatıyoruz sıkıldım, doktorla bi konuşayım da, salsınlar yaw beni, evde dalarım misterno zagor hazineme, mis gibi geçer zaman

- olm kavun karpuza döndün, yat yat nereye kadar
- ooo doktor naber
- 2 iyi haberim var 1.si polis yönetici ve 2 ayıyı içeri aldı. Sanırım sen ayaklanınca teşhis için çağırırlar seni.
- Diğer iyi haber ne?
- Öp bakim elimi
- Niye öpim olm elini madam mısın? Benden büyük adam mısın? Puhahaha şairane oldu valla
- Olm eski evini boşalttık, komple yeni evine taşıdık, hazır eve oturacaksın.
- Hadi ya, bunların hepsini sen mi yaptın, ver lan öpecem elini
- Yani içinde ben vardım yoğunlukla, misal çizgi roman arşivinin naklini gözüm gibi yaptım, kimseye elletmedim.
- Bak onu iyi yapmışsın,
- Aslında fikir Nermin hanımdan çıktı biliyor musun? Bizim yüzümüzden başı derde girdi, bir şeyler yapmak lazım diye.. belki de senden gerçekten hoşlandı kadın
- Hadi ya.. (ağız kulaklarda)
- Valla, bi de yönetim kadrosu komple hediye koydular evine,
- Ana, yaw apo ben bu adamları sevecem galiba, ne hediyesi ki?
- Nermin ve Nurhan hanım fırın aldı, beylerde çük gibi televizyonu görünce büyük bi televizyon aldılar.
- Yaw ben fırında börek mi yapacam, kullanmıyorum diye vermiştim zaten öncekini, televizyonda seyretmem fazla ne gerek vardı ki?
- Bak hele beyimize, liste vereydin eksiklikleri tamamlayaydılar.
- Lan olm, düşünceye itirazım yok, onlar bendeki eksikler değil demek istedim.
- Neyse ne işte,
- Sağolsunlar.. bizzat teşekkür ederim
- Öbür haber hoşuna gitmedi galiba
- Ayıları polislerin almasını diyorsun, gitti gitmesine de, hırsım içimde kaldı
- Hayırdır adamlara dalamadın diye mi? Bu hırs
- Aynen, rahatlayana kadar dalmam lazımdı.
- Demek çizgi roman manyağı olunca bi adam, gözleri de kör oluyor.
- Bu ne demek şimdi
- Olm sen çelik blek misin ki.. 2 tane yarma kırmızı urbalıyı yere indiresin.
- Yok olm ben misterno’yum hasar verebildiğim kadar verir, dayağımı yerim, neticede içim soğur ama
- Manyaksın olm işte, ağaçtan da Tarzan, zembla edalarıyla zıplamıştın hatırlıyor musun?
- He hatırlıyorum ne var
- Ne olacak, kafayı gözü yardıydın işte, geldin 40 küsür yaşına hala 7 yaşındaki çocuk gibisin.
- Seviyorum olm ben içimdeki çocuğu, kıskanma.
- Ne kıskancam allaaan delisi, az dünyaya dön, hayal aleminden çıkıp.
- Neyine dönecem olm bu boktan dünyanın.
- Diyorsun
- He diyorum, az aklım olsa, senin teklifini kabul etmezdim zaten.
- O da doğru, neyse hazır yatakta yakaladım seni, hadi bi çocukluğuna götüreyim, gerçi çıktığında yok ya
- Götürme olm beni çocukluğuma, bu aralar yetişkin yetişkin takılacam
- Bu telefon numarası yazılı kağıt ne? Yoksa bi hemşire falan mı arakladın len?
- Birini arakladım ama hemşire değil
- Kim peki
- Sanane olm, ne meraklı Melahatsın ya
- Olm evin burnumun dibinde artık, nasıl olsa öğrenecem, uzatmadan söylesene
- Gerçi sana da mecbur söylemek lazım, zırt pırt eve damlarsın sen
- Yani yani, en yakın dostuna demeyecen de kime diyecen değil mi?
- Tamam söylüyorum
- ??? e hadi
- Söylim mi?
- B.kunu çıkarmadan alayım lütfen
- Nermin
- Hani Nermin hanım mı geldi?
- İlk gün gelmişti ya
- Eee ne olmuş gelmişse
- Lan oğlum telefon onun telefonu işte
- Hadi canım
- Alla allaaa.. söyle dedin söylüyoruz olm işte.. ne şimdi bu hayret nidaları, sanki Marilyn Monroe’nun teli
- Olm Marilyn Monroe mezarda, bu yürüyen afet hayatta
- Yani yani, insan çekici olunca, dayanamıyorlar tabi
- Çekici? puhaha
- Karizma da diyebiliriz
- Olm huysuz sinir bozucu adamın tekisin, neren kimi çekecek
- Ya doktor sen beni kıskanıyor musun len yoksa
- Kıskanmak! Niye kıskanayım olm seni
- Yaw sen şimdi yürüyen afet demedin mi hatun için
- Dedim,
- Ee kadın bana telefonunu vermiş mi? Vermiş
- Yani vermiş evet…
- Eee daha ne
- Yardım içindir olm, kafanı gözünü sarılı görünce acımıştır kadın, bizim yüzümüzden dayak yedi pişmanlığı gibi bişey
- Yaw hani yengeyi de seviyorum, bişey demek istemiyorum, istersen bi sus sen
- Söyle söyle, çirkin bi karı almışın, bana güzelini yakıştıramıyorsun de
- Yok ben ne diycem kardeşim, sen daha iyi bilirsin.. puhahaha
- Sardırma kadına diye diyorum ben, yoksa kardeşimsin, en güzeline layıksın
- Ha şöyle ya,
- Öyle de işte, üzülürsün ilerde diye şeyttirdim ben
- Ne üzülecem olm, sana elli kere dedim, ben küçük ihtimalleri seviyorum.
- Neyse iso, benim çıkmam lazım, hastam var geç kalmim
- Şu benim doktora uğrasana apo, çıkmak istiyorum ben
- Tamam hemen konuşuyorum.

Bi gideyim yeni evime, şöyle bi yayılayım, dalayım misternoların, zagorların içine, belki Nermin gelir ona da dalarım… anam içim ürperdi… olur mu ki acep… gerçekten aramızda bişeler olur mu?.. yoksa ipne doktorun dediği gibi bu pişmanlığın verdiği bir yardımseverlik dürtüsü mü? … yok ya bu devirde kim kime yardım ediyor, benim gibi deliler hariç. Gün ola harman ola….

- iso doktorun yok, telefonla görüştüm, yarın çıkaracakmış seni.
- Yarın sen götürürsün artık beni eve.
- Olm randevularım var, birini ayarlarım ben sana
- İstemiyorum olm kimseyi, sen götür eve
- Tamam bakarım, hadi kaçtım ben, geç kalıyorum
- İpnelik yapma bak
- Gittiiiim

Git bakalım ipnetor, kapıcı murtazayı gönder de bak ne yapıyorum, bende yarmıyor muyum senin karpuzu…. Neyse ekmek elden su gölden, şekerleme yapayım en iyisi…

misterno55
20-07-2011, 13:00
ufff amma çişim geldi yaw, saat kaç aceba, bakalım ... 03:30.. torbayı bi boşaltalım en iyisi...

- boşalt boşalt başaka bişeye yaradığı yok zaten aletin.
- iç ses gecenin körü.. senle hiç uğraşmayacam
- ne zaman uğraştın ki,
- lan yürü git, gözümden uyku akıyor, işeyip yatacam .. hadi uza
- bak hemşireler zaten yeterince iç gıcıklayıcı, biri gelir, parktaki mevzudan beter ederim seni
- lan oğlum ben uyuduğum zaman, sen ortalıkta mı geziyorsun, yat uyu işte sende
- ben senin bedenin değilim ki, ben ne uyuyacam,
- ya kardeşim uykumu kaçıracan, bi yürü git
- anlaşıldı, ben sana cinsel içerikli bi rüya programlayayım, sabah nasıl kalkacan yataktan bi göreyim...
- yok canım, öyle bişe yapabiliyor musun ki?.. yapamıyorsun değil mi? .. yok canım daha neler, olmaz öyle şey
- olm hayatındaki bütün rüyaların senaristi benim, sen ne anlatıyorsun.
- hadi ya, şimdi sen harbiden cinsel içerikli rüya görülecek dediğin zaman, ben öyle bir rüyaya dalıyorum öyle mi?
- aynen
- ana süper lan bu
- nasıl süper ya, hoşuna mı gitti şimdi senin bu... manyaksın gerçi hoşuna gidebilir
- peki sana bi soru iç ses
- yok soru moru, dinlemiyorum seni
- sen şimdi senaryoyu yazıyorsun, peki rüyaya giren oyuncuları da seçebiliyor musun?
- sanane...
- olm bak aklımdan geçeni yapabiliyorsan eğer, istediğin bir şeyi 1 hafta içinde kesin olarak hayata geçirecem...
- ben sana şimdi bişey diyecem sende onu 1 hafta içinde yapacan öyle mi?
- evet ama, sorduğum soruyla doğru orantılı, sen şimdi rüyama girecek kişileri seçebiliyor musun?
- evet seçebiliyorum... hafıza bankasında olması yeterli.
- Allaaaaaaah, tamamdır iç ses, sana bir anlaşma teklif ediyorum, şimdi... sen bugünkü rüyaya Marilyn Monroe'yu dahil ediyorsun, bende senin istediğin ilk şeyi 1 hafta içinde hayata geçiriyorum.
- yaw arkadaş rüya bu sanki gerçekmiş gibi amma sevindin ha...
- ya sanane kardeşim, sen bu gece rüyama Marilyn Monroe'yu dahil et, bende senin ilk isteğini yapayım işte.
- tamam o zaman anlaşma şu, Marilyn Monroe uyuduğun anda rüyanda, 1 hafta içinde bu senaryonun gerçeğini sen uyguluyorsun.
- anlaştık... rinnaaa rinna rinnaaaa... iki gemi yan yanaa.. haydaya bilir misiiin, iso sen Marilyn Monroe'ya ...........? .. ayyy .. ürperdim...
- çatlaksın olm çatlak...
- hadi yawrum kaybol sen benim bi uykum gelsin...

uaahh .. oyyy ne güzel bir gün, bütün vucudum gevşemiş,

- günaydın beyim
- ooo günaydın iç sesim, canım benim, sen ne tatlı şeysin bakayım.
- bi yılışma ya
- yirim seni ben yir, adam olmuş da, dış sesine rüya kombinasyonu yapmış, hemde kimle? Marilyn Monroe'yla... dış sesin kurban olsun sana
- kardeşim altı üstü bi rüya, gerçek değil ki, amma büyüttün ha
- aaa öyle deme, ben en son böyle bir rüyayı 17 yaşımda görmüştüm, hala unutmam valla... Aydemir Akbaş’ın filmine gitmiştim o gün, aynı gece rüyamda zerrin egeliler çökmüştü üstüme... ne rüyaydı be
- iyi yırtmışsın aydemir akbaş da çökebilirdi.. puhahaha
- valla bugün sana kızmam, istediğin kadar espri yapabilirsin
- tamam olm olan oldu, hadi gerçek dünyaya bi dönüş yap artık.
- rinna rinnaaa rinaaa
- bak ya, hala rüyada öküz
- bırak az keyfini süreyim iç ses, iki dakka huzur ver
- sür keyfini sür, bi de yorganı kaldır alt tarafı bi kontrol et istersen
- az bi huzur ver ya
- birazdan seni çıkarmaya gelirler, alt bölgedeki ıslaklığı, altıma işedim diye izah edersin artık... nasılsa yabancı olduğun bişey de değil .. ehi ve de ehi
- anaaaam, doğru diyorsun lan
- puhahaha.. olm bu kadar zamandır takip ederim seni, hiç bu kadar hızlı çamaşır değiştirdiğini görmemiştim,
- ne bakıyon olm üstümü değiştirirken, sapık mısın?
- öğğğğğ, delimisin olm sen, gelen var, cabuk toparlan
............
- günaydın ismail bey
- günaydın hemşire hanım
- toparlanmanıza yardım edeyim, bugün çıkıyorsunuz, biliyorsunuz sanırım
- evet biliyorum da, beni almaya gelecekler
- bende onun için geldim zaten, şu anda çıkışınızla ilgili gerekli işlemlerle ilgileniyorlar.
- tamam
- kim geldi acaba beni almaya, biliyor musunuz?..(toc.. toc.. kapı vurma sesi olur kendileri)
- ismail bey geçmiş olsun

Anaaam.... apo senin ben gelmişini, geçmişini, yedi ceddini, sülaleni... yemin ediyorum varya, seni elime bi geçireyim, gebertecem lan seni

- murtaza? senin ne işin var burda.
- valla beyim çok üzüldüm duyunca, ama hemen gelemedim, o ayu kılıklı adamlar yapmış demi, elleri kırılır inşallah, boyunları devrilir inşallah, hapislerde çürürler inşallah..
- lan murtaza başladın gene ağır makineli gibi saydırmaya
- valla beyim çok üzüldüm, tutamıyorum kendimi, adam şerefsiz olunca yapar tabi böyle şeyler, buldu inekleri sağıyor 3 senedir, bırakır mı? ama devlet var kadeşim, bak polisler aldı götürdü, gördüler ebelerinin örekesini
- MURTAZAAAAAA
- ismail bey ne yapıyorsunuz, burası bi hastahane
- ya kusura bakmayın hemşire hanım.. murtaza bi susacan mı sen
- sustum sustum, nermin hanımın hastaneye geleceğini öğrenince, benim de amca oğlu yatıyordu burda bi ziyaret edeyim dediydim, onu ziyaret etmişkene, sizi ziyaret etmeden olur mu? olmaz tabi, hemen öğrendim nerde yattığınızı ve ziyaret edeyim dedim, kötü mü ettim, etmedim değil mi? çok büyük geçmiş olsun
- murtaza ben senin ağzının tavanına ......
- ismail bey!!
- e napim hemşire hanım, boğuldum ya
- ahada sustum valla
- sen az önce ne dedin murtaza?
- işte bizim amca oğluda burda yatıyordu ya, vs.vs.vs
- LAAAAAN
- ne oluyo ya, ben dövmedim ki sizi, bana niye kızıyorsunuz...
- murtaza bak aklını alırım senin, sen Nermin hanım hastaneye gelecekmiş, bende onunla geleyim dedim.. gibi bi cümle mi kurdun?
- heee.. baktım Nermin hanım sizi almaya gelecekmiş, dedim bende bi sizi ziyaret edeyim.. sonra. vsv.vsv.sv.vs.vs.v

mayış olm iso.. hiç bişey duyma.. dal hayal alemine... oyyyy oyyy apo yerim seni yer..

- işte geldim ben, hazır mısınız ismail bey..
- ...
- ben bizim amcaoğlunun yanına geçeyim.. geçmiş olsun beyim
- .....
- Alla Allaaa demin baya sesi çıkıyordu ama, birden rahatsızlandı herhal.. neyse ben gideyim nermin hanım
- tamam murtaza bey... ismail bey?
- ... hoş geldiniz nermin hanım, niye zahmet ettiniz.
- Abdullah bey randevularım var deyip benden rica edince, bende atladım geldim.
- çok naziksiniz
- hadi çıkalım
- çıkalım

Apo olm bi daha sana yüksek sesli çemkirirsem, kızarsam ters bişe söylersem Allah benim belamı versin... Ay lav yuuuu Apooooo

misterno55
22-07-2011, 12:01
- nasıl oldunuz ismail bey, daha iyisiniz değil mi?
- yani, ilk günkü kadar değil tabi, biraz daha iyiyim(tamamen iyileştim desem olmaz şimdi)
- yeni evinizde bir an önce iyileşirsiniz artık.
- Abdullah ev için yaptıklarınızdan bahsetti, çok teşekkür ederim.
- Lafı olmaz inanın, siz bizim yüzümüzden düştünüz bu duruma
- Yok canım öyle bi yerlere düştüğüm yok, abartmayın lütfen, trafikte bile başıma gelebilirdi benim böyle bir şey, en azından bu arbede biraz daha anlamlı.
- aaa böyle bir şeyin anlamlı olmasına gerek var mı?
- Olunca bari bi anlamı olsun, “ne bakıyosun kardeşim”le başlayan bir kavga da olabilirdi.. Türkiye burası neticede..
- İlginç bir bakış açınız var olaylara…
- Sorunların çok olduğu ve abartıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Ben çözüm tarafında olmaya çalışıyorum elimden geldiğince.
- site yönetimi teklifini de bunun için mi kabul ettiniz, kimse beceremiyor madem ben yapayım mı? Dediniz.
- bak bu da ilginç
- anlamadım, ilginç olan nedir?
- küçük hanım, güzel olduğunuz kadar zekisiniz de…
- hahahaha
- kısmen de olsa benim bakış açıma uygun bir tespit,
- kadınların zekasına fazla güvenmiyorsunuz galiba
- üstünüze alınmayın ama, güzel kadınlar genelde fazla zeki olmuyor, hayatları süslü püslü kıyafetler, makyajlar ve bunları sergilemekten öte geçmiyor.
- ben hariç değil mi? Hahahaha
- öyle görünüyor… sadece zekanızla değil, yardımseverliğiniz de ayırıyor sizi diğerlerinizden
- aaa şımarıyorum ama…
- istediğiniz kadar şımarabilirsiniz, hepsini hak ediyorsunuz.
- ayy vallahi kendimi süper hissettim birden
- hem güzel, hem zeki hem yardım sever.. bu kadar güzel özellik nadir bulunur, size bi nazar boncuğu takmak lazım…
- onu da siz takarsınız artık..

Anaaaam içim bi tuhaf oldu, arabanın içi de çok sıcak oldu, offf…

- nazar boncuğu … tabiî ki, büyük bir keyifle
- geldik.. hadi bakalım

Ölecem galiba, kalbim deli gibi atıyor, bu topitop apo doğru mu diyor aceba ben aşık falan mı oluyorum lan yoksa.. yok ya ne aşık olacam, klasik erkeklik dürtüleri işte…

- işte yeni eviniiiiz
- elinize sağlık, çok teşekkür ediyorum herkeze, mahcup ettiniz beni
- yok yok ne yaptık ki, siz bizi kırmadınız yöneticilik konusunda, küçük bir jest sadece
- çok sağolun
- gelin sizi yatağınıza götüreyim,
- …..
- tamaaam, telefonum var sizde, herhangi bir durum olursa ararsınız, akşam ben tekrar uğrarım

Anam.. bi titreme geldi bana, fark etmedi inşallah… ya yavrum deme böyle şeyler, sokma beni beklenti içine, bak fena oluyorum burda… akşam gelmez şimdi

- tamam Nermin, çok sağolun gereğinden fazla yardımcı oldunuz zaten… en kısa zamanda telafi edecem bunu..
- aaa yok canım telafi edecek bir şey, ben zevkle yapıyorum bunları
- peki tekrar teşekkür ederim…
- rica ederim görüşmek üzere…(ding dong .. ding dong…)
- kapı… ben bakayım hemen
- alla alla kim ki sabah sabah
- İsmail bey adının Merve olduğunu söyleyen bir hanım var kapıda

Anam.. bu karı harbiden deli ya, yöneticinin adamları kafamı patlattı, bunun kocası da, 4 kolluyla bi seyahat ayarlar artık bana… Allahım sana geliyorum… bu kadarı fazla değil mi ya… (drilili drilili … drilili drilili )

- efendim apo
- iso yarım saat önce Merve aradı
- adresimi istedi, sen de verdin..
- ana nerden bildin la
- kapıda şu anda ordan bildim… neyse sana kızmayacağıma söz verdim kendime… görüşürüz apo
…..
- içeri alır mısınız Nermin hanım…
- ayy İsmail bey geçmiş olsun, ayy kafanızı falan sarmışlar, iyisiniz değil mi?
- teşekkür ederim iyiyim
- ben çıkıyorum, görüşürüz İsmail

İsmail! Ana beye ne oldu, bu samimiyet nerden geldi şimdi?… lan kendimi kral gibi hissettim bir anda… ne güzel bir duygu yaw… iki tane fıstık gibi hatun… iki gemi yan yana haydayabilir misin… Rinnaaa rinaaa rinaaa… olm bi kendine gel….

- görüşürüz…
- nasıl bir ülkede yaşıyoruz ya.. kim yaptı nasıl yaptı?
- Abdullah bey bu siteye yönetici olmamı rica etmişti, yönetici ve adamları bu fikre pek sıcak bakmamışlar olacak ki, biraz hırpaladılar beni…
- elleri kırılır inşallah
- polis yakaladı, artık onlara kalmış, inşallah kırarlar bi taraflarını
- peki bu bayan kimdi, kız arkadaşınız mı?
- Merve hanım, bayan arkadaşım sadece de, siz buraya gelmekle doğru bir şey yaptığınıza emin misiniz?
- sizin başınıza böyle bir şey gelmiş, sizi ziyaret etmemde ne olabilir ki?
- valla psikologa gittiğiniz için, size kızan bir kocanız var, tanımadığı bir erkeği ziyaret etmenize sanırım daha kötü bir tepki verebilir….
- veremez
- çok keskin bir cevap oldu.. nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
- eminim çünkü…
- çünkü!!!
- ona sizden bahsettim…

Aha da zçtık, deli işte deliiii… senin hayatın arızalara abone kardeşim, ne işin var senin güzelliklerin içinde, kendini kral gibi hissediyormuş… yakında ebenin örekesi üzerine bi destan yazılır…

- benden mi bahsettiniz? Merve hanım böyle bişeyi nasıl söylediniz ya, adam delirmiştir herhalde.. kırılmadık bi kaç yerim vardı, onları da kocanız halleder artık…
- zannetmiyorum..
- !!
- ben rahatsızlığınızdan da bahsettim ve bugün sizi ziyaret edeceğimi söyledim, isterse kendisinin de gelebileceğini söyledim…

Karıya bak ya, 8 yıl susmuş, çenesi düşe düşe benimle ilgili konuda düşmüş.. e arızaları çekiyorsun olm işte.. ayıkla pirincin taşını şimdi…

- o ne dedi peki?
- ne dedi?...
- …..!!!
- umurumda değilsin dedi, cehennemin dibine kadar yolun var dedi….
- pek üzülmüşe benzemiyorsunuz…
- evet artık iş olacağına varır diyorum, ne onun, ne ailesinin, ne de benim ailemin ne diyeceği konusunu düşünmemeye karar verdim…
- o kadar senenin suskunluğundan sonra, biraz fazla açılmışsınız gibime geliyor…
- siz fark etmemişsinizdir.. geçen gün yerel gazetelerin birinde.. yanında 3 tane kadınla poz vermiş… sarmaş dolaş…
- sizde bunları görünce gemileri yakmaya mı karar verdiniz
- annesi babası da görmüş resimleri, her zaman üzerime gelirlerdi.. 1-2 gündür beni görünce bakışlarını kaçırıyorlar, ya da gidiyorlar…
- valla konuyu nereye götüreceksiniz bilmiyorum ama.. görüntü pekte iç açıcı görünmüyor sizin tarafınızdan…
- görüntü benim tarafımdan hiçbir zaman iç açıcı değildi zaten… şimdi ki görüntü daha iyi
- peki merak ettim, beni ne diye izah ettiniz eşinize…
- izah etme gereği duymadım, o resimlerden sonra, eski bir arkadaşım rahatsızlanmış dedim…
- anladım… inşallah istediğiniz gibi olur gelişmeler Merve hanım, siz her türlü güzelliği hak ediyorsunuz…
- çok teşekkür ederim.. rahatladım biraz.. siz benim ilaçsız tedavimsiniz…
- :) eee doktorunuzum ya sizin…
- evet siz benim arkadaşım, babam, doktorumsunuz.. valla utanmasam yanınıza uzanır size sarılırım…

Neyy… aha nefesim kesildi… yaw kızım manyak mısın nesin ya… sakın öyle bişey yapayım deme…

- bence iyi bir fikir değil.. sizin kadar güzel birine kayıtsız kalacak kadar yaşlanmadım daha…
- kıkır kıkır.. (offf.. yapma bunu.. yapma bunu)
- güldürmeyin beni, kafamda filler geziyor zaten…
- o zaman, masum bi öpücükle idare edelim ikimiz de…(yanaktan bir öpücük..)
.............

misterno55
22-07-2011, 12:10
Oy anam oy…. Bu yöneticinin ayıları öldüremedi ama, bu iki kadın heyecandan öldürecek galiba beni…
- bu beni epey idare eder… 
- beni de .. kıkır kıkır…
- bu gülmeniz de bi kaç hafta uzatır…
- aç mısınız?.. size bir şeyler hazırlamamı ister misiniz?
- valla doğruyu söylemek gerekirse… bir şeyler yemeden çıktım hastaneden
- tamam hemen bakayım mutfağa…
- bence hiç bakmayın
- niye ki?
- bu eve dün taşındım.. daha doğrusu taşıdı sağolsun arkadaşlar… mutfakta bir şey olduğunu sanmıyorum…
- kapıcıyı arayalım getirsin…
- kapıcı çok boş boğaz birisi.. siz görünmesiniz?
- tamam ben mutfakta olurum
- peki ne söyleyeyim,
- çorba, makarna, ekmek … yeterli olur sanırım şimdilik..
- Alo murtaza.. bana çorba, makarna .. 1 tane de ekmek
- hemen getiriyorum beyim…

Yaw güzel şeyler mi olur kötü şeyler mi oluyor hayatımda bi karar veremiyorum… sanki güzelliklerle bela yan yana duruyor gibi…

- aynen, ikisi de yan yana
- iç ses?
- buyrum benim
- peki bela mı önde, güzellikler mi?
- valla bana öyle geliyor ki önce güzellik olacak, tabi bu güzelliklerin hep bedeli olmuştur bizim hayatımızda, kesin peşine bi arbede çıkar…
- bana da öyle geliyor.. arbede garanti zaten… ama güzellik önce olsun lütfen.. arbedeye razıyım ondan sonra…
- valla bu Merve’yi arka plana atarsan önce güzellik olur, yok atmazsan, önce arbede gelir.
- güzelliği kim yapacak, Nermin mi?
- aynen.. kadın az önce resmen kıskandı Merve’yi
- demi demi.. ilk defa senle aynı fikirdeyim.. bey bey deyip duruyordu.. İsmail dedi ya..
- sen bu Merve’yi tez elden postala, yoksa evdeki süper bulgurdan olacan…
- lan o kadar da öküz değiliz… ne gönderecem kızı yardım ediyor bana… inceldiği yerden kopsun
- o kadar da değilmiş, öküzsün işte… bela seni çekmiyor olm, sen üstüne gidiyorsun.. inşallah sağlam yerlerin de kırılır da anlarsın, hanyayla konyayı
- ya bi git başımdan… (ding dong.. ding dong)
………….

- Merve hanım yardımcı olur musunuz kapıyı açayım…
- tabi tabi

Olm amma numaracısın ha, sanki felçlisin..

- tamam siz içeri geçin…
- beyim sen niye ayaklandın ya.. dur ben seni yatağına götüreyim… bunları da koyarım mutfağa
- yok gerek yok murtaza, ben götürürüm
- olmaz beyim bırakmam
- lan murtaza, girme diyorum, felçli miyim ben.. hallederim
- haaa… (kısık sesle).. gitmedi mi misafiriniz?
- haaaa .. öküz müsün olm sen.. al şu parayı.. hadi kaybol...

Adamın gözünden bişey kaçmıyor ki, ayaklı medya lavuk…

- alayım ben onları
- tamam.. fazla bir şeye gerek yok, çorba yeterli olur…
- hadi siz uzanın, hemen hazırlıyorum çorbayı…

Uzan olm iso, güzelliklerin tadını çıkar, nasıl olsa yakında b.ku çıkar bunların, koyver gitsin…

- işte çorbanız da hazıııır
- zahmet oldu
- inanın uzun zamandır bu kadar keyifli bir çorba hazırlamamıştım..
- şımartılmaya hiç alışkın değilim
- bence alışın, siz çok özel bir insansınız… başkalarını bilmem en azından benim için öyle

Alla alla bu güne kadar hiç keşfedememişlerdi, bi sen keşfettin, sende işin başka tarafındasın anasını satayim… bir annenin çocuğuna gösterdiği şefkate benziyor… benim anam var kardeşim.. bırak bu işleri ya… buyur elleriyle çorba içiriyor..

- gerek yoktu Merve hanım, şu yastığa vereyim sırtımı, içerim ben çorbamı
- yok yok, ben içirecem
- peki öyle olsun..
- şunu da içtiniz mi tamamdır…
- bir tas daha getirmemi ister misiniz?
- yok teşekkür ederim, gayet iyi geldi çorba…
- nasıl oldu bu olay… anlatmak ister misiniz?
- anlatacak fazla bir şey yok, akşam üstü hava kararmaya yakın, eve kadar yürümek istedim, duymuşlar yöneticiliğe aday olduğumu, karanlık bi yerde ne olduğunu anlamadan saldırdılar… gözlerimi hastanede açtım…
- nasıl insanlar bunlar ya… inşallah cezalarını bulurlar
- inşallah…
- deminki bayan, samimi bir arkadaşınız galiba, evinize girip çıktığına göre
- bu sitenin yönetim kadrosunda, benimle beraber çalışacak kişilerden biri, aslında tanışalı fazla olmadı… ama çok sıcak, çok iyi insanlar.. sağolsun, gerek evin taşınmasında, gerekse hastanede olduğum süre içerisinde çok yardımcı oldular…
- bence o bayana dikkat edin, onun sizde gözü var
- yok canım daha neler..
- kadınlar bir birini iyi anlar…
- yöneticinin adamlarının saldırısına uğrayınca, onlar yüzünden bu olayın başıma geldiğini düşünüp, yardımcı olmaya çalışıyorlar sadece..
- kahve gördüm içerde, kendime hazırlayacam, içer misiniz siz de?
- içerim zahmet olmazsa…
- yok yok.. hemen hazırlarım..
- nerden anladınız arkadaşımın gözünün bende olduğunu
- biz kadınlar anlarız böyle şeyleri… işte kahvenizde hazır
- elinize sağlık..
- afiyet olsun

Sıkıldım ya, öpücükte bi yere kadar, mahalle karıları gibi geyik mi yapacam böyle muhteşem bir kadınla ya…

- sizi sıkmıyorum değil mi?
- yok yok olur mu öyle şey… (lan içimimi okuyor ne, bu kadınların gerçekten de 6.hisleri acayip çalışıyor)
- kız kardeşimle konuştum istanbul’da ona sizden bahsettim
- ya demek öyle..(bahset bahset, 7 dünyaya duyur.. zaten kocana da söylemişsin)
- o da merak ediyor sizi, tanışmak istiyor, beni mutlu ve huzurlu görünce, bu değişimi yapan kişiyi tanımak isterdim dedi.
- artık buraya yolu düşerse tanışırız.. ( ne gereği varsa)
- gerçekten tanışır mısınız? 1 hafta sonra buraya gelecek
- ... tabi niye olmasın ki?
- ben artık gideyim, sizde dinlenip bir an önce iyileşin
- tamam teşekkür ederim, çorba, kahve ve ziyaretiniz için..
- zevkle.. yine gelecem.. kalkmayın lütfen
- tamam Merve hanım.. görüşmek üzere…

Kafam ambale oldu, ne oluyor ya… içimi afakanlar bastı… iyi şeyler mi olacak, kötü şeyler mi olacak.. ne olacaksa olsun .. bi yerlerden bir şeyler başlasın… en iyisi kestireyim ben biraz…

misterno55
23-07-2011, 11:38
Aldığım bir ikazla, yazılarımın biraz cinselliğe doğru kaydığını, argo kelimelerde de, kantarın topuzunun kaçtığını farkettim. Dün geceden beri elimden geldiğince gerekli düzeltmeleri yapmaya gayret ettim. Son yazımı da kaldırdım. Takip eden dostlardan ricam, kantarın topuzu kaçmışsa yazılarda lütfen mesaj atarak ikaz edin beni...

Gerek argo gerekse cinsellik hayatımızın her evresinde olsa da... yazarken sanırım dozunun iyi ayarlanması gerekiyor.. e ben acemi bir yazarım(uyuduruk hikayer üretim merkezine hoşgeldiniz) :) ... bunca yıldır içimdeki cevheri yeni keşfetmiş biri olarak, affınıza sığınıyorum. Eleştirileriniz ve ikazlarınızla daha keyifli üretimler yapacağıma inanıyorum.

Bu bölümdeki hikayelere kısa bir süre zarfında son verecem... ve yeni bir hikaye ile bu sıcak samimi sayfalarda olacağım.

sevgi saygı ve de bilimum nezaketle..... Mutlu pazarlar

misterno55
25-07-2011, 11:51
Drilili drili … drilili drilili … nerde bu telefon ya… az şekerleme yapalım dedik, şeker fabrikası kurmuşuz, akşam olmuş ya…. Drilili drilili…drilili drilili… arkadaş buradan bi yerden geliyor ses,.. aha da buldum… annem arıyor, duydu mu yoksa kafayı gözü yardığımızı

- Alo.. Anacığım!
- oğlum, eve bi uğruyayım dedim, ev boşalmış, sen nerdesin, evini mi soymuşlar, taşındın mı? İnsan 10 gündür bi aramaz mı ya?
- Anacım valla az rahatsızlandım, sen şimdi ortalığı birbirini katarsın diye, haber veremedim, dün taşındım. Bugün biraz daha iyiyim yarında sana haber verecektim.
- Rahatsızlandın mı? Oğluuum ne oldu sana, nerdesin çabuk haber ver, nereye taşındın?
- ya anne bişeyim yok…
- demek ki önemli bi şeyin var ki, haber vermiyorsun… vah benim dertli başıııım
- ya anne valla billa bişeyim yok, bak yemin ediyorum ya
- çabuk nereye taşındığını söyle, bak bana bi şeyler oluyor,
- aha işte bunun için aramadım seni anne… bak hemen fenalaşıyorsun işte,
- vah oğluuum, hastalanmış yataklara düşmüşte, annesine haber vermemiş… çabuk söyle nerdesin sen…
- Abdullahların siteye taşındım anne, karşı bina 5. kat, sen kıpırdama yerinden ben Abdullah’ı gönderiyorum.
- hem iyiyim diyorsun, hem Abdullah’ı gönderiyorsun, sen beni mi kandırıyorsun… vah başıma gelenleeeer…
- yahu işten çıkmak üzeredir şimdi o, alır gelir seni, bi vesvese yapma ne olur ya..
- 10 dakka beklerim gelmezse ben bulurum orayı..
- tamam hadi kapat sen..
…..Allaaah, Apoyu bi an önce bulmazsam, Anam kesin hastanelik olur…
- Alo Apo
- söyle iso
- olm hiç detaya girmeyecem, acil annemi alıp buraya getirmezsen, büyük ihtimal hastanelik olur.
- ney.. iso ne oldu? Kötü bişe mi oldu?
- olm Allahını seversen bişe sorma, hemen çık, al buraya getir..
- tamam tamam çıkıyorum

Bende şu kafamdaki sargıları çözeyim, beni bu halde görürse, olduğu yere yığılır.

- Alo apo
- olm tamam çıktım gidiyorum
- bana ba, o şimdi makineli tüfek gibi saydırır ne oldu ne bitti diye… önemli bişeyi yok, az üşütmüştü falan de.. tamam mı?
- tamam tamam.. geldim evin önüne zaten, hadi kapat, annen kapıda…
- hadi bin Hadiye teyze
- bismillahirrahmanirrahim… ayy bu dizlerim daha taşımıyor beni.. oğlum kapat şu müziği kafamı şişirme iki adım yolda
- kapattım
- Anlat bakalım Abdullah efendi gene ne haltlar karıştırıyorsunuz?
- yok valla bişe karıştırdığımız Hadiye teyze, niye öyle dedin ki sen şimdi?
- oğlum ben malımı bilmem mi? Benden gizlediğinize göre kesin kafası gözü patlamıştır bunun

Ahada zçtık.. ya bu Hadiye Teyzeyede yalan söylenmiyor ki, nasıl oluyorsa anlıyor hemen
- yok valla bişe, klima çarpmış, üşütmüş yatıyordu
- oğlum niye yalan söylüyorsun, bu daha küçükken bile yatmazdı üşüttüğü zaman
- valla ne bilim, bu sefer biraz ağır geçti demek ki, bazen bütün kemiklerin ağrır, kalkamazsın dinlenmeden.
- hah doktor oldun ya, kandır bakalım Anan yaşındaki kadını
- Aaa öyle deme ama, sen benim de Anamsın, sana yalan söyler miyim ben
- ya ya bilmem mi şıracının şahidi bozacı
- Aha geldik
- sende gel bakim, kaybolma bi yere
- tamam

Ding dong.. ding dong… Aha da geldi.. lan havada sıcak ama yapacak bişe yok, uzun kollu giymezsem, kolumdaki morlukları görür görmez, ortalığı ayağa kaldırıp bayılır anam….

- geldiiim
- oğlum hem iyiyim diyorsun, hem 2 saat kapıda bekletiyorsun
- açtım ya anne
- sen kimi kandırıyorsun bakim, kavga etmişsin Abdullah anlattı bana her şeyi…
- (lan apo ben senin varya… kaşlarını kaldırıyor, demekki sallıyor valide…) ya anne hala 10 yaşında çocuk muamelesi yapıyorsun, az üşüttük işte, niye öküzün altında buza arıyorsun?
- ben de inandım şimdi… oğlum sen küçükken bile yatmazdın üşüttüğün zaman kimi kandırıyorsun… ne oldu çabuk anlat bakalım..
- ya anacım ne diye deşiyorsun şimdi sen meseleyi, oğlun karşında sapa sağlam, daha ne istiyorsun… çok istiyorsan çıkıp bi kavga edip geleyim
- aman aman otur oturduğun yerde…
- hadi gel sende otur
- nereye oturacam, sen şimdi açsındır da, insan annesine nasıl haber vermez, bu evde kadın olmadan olur mu?
- ya anacım ben seni bu yaştan sonra yormak istemedim, yoksa çağırmaz mıyım seni… arkadaşlar yardımcı oldu…
- he valla doğru diyor Hadiye Teyze evi bile ben taşıdım o bi eşyaya bile elini sürmedi
- Eee niye ki, insan kendi evini taşırken nerde olur..
- şimdi şöyle anne (hay dilinin ayarına Apo)
- şimdi şöyle anne… yalanıma nasıl bir kulp takayım, az düşüneyim birazdan konuşacam .. değil mi oğlum?
- Ya anne yorma ne olur beni.. şimdi bana bişe olsa, sen benden beter hasta olursun.. niye haber vereyim sana ya.. uzatma bakayım aaaa…
- ooo beyimiz büyümüş de Annesine de çemkirirmiş… valla o kulaklarını bi uzatırım, mister spak bile kıskanır
- ehehehe valla güzel espri.. demi lan apo
- Ahahaha… valla komik
- Yavrum geçin bakayım ikinizde karşıma… oturun
- !!!
- evet hadi bakalım, dinliyorum sizi..
- gerçeği yalnızca gerçeği söyleyeceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim… hani İncil nerde
- manyak mısın olm ne incili…
- e Kurana el bassam yalan söyleyemem olm…
- ne konuşuyorsunuz olm kendi aranızda,.. hadi şu meselenin aslını alayım
- Anacıııım canım benim… dünden beri bi çorba içtim desem inanır mısın?
- Ahh yawruum, hemen bişeler hazırlarım ben.. siz oturun
- canım benim güzel anam, makarna var anne, peynir de var
- Ahan da yırttık
- bu neydi la şimdi…
- olm Anamı konudan uzaklaştırmanın tek yolu budur.. küçükken iki damla gözyaşı ve “ben acıktıııım” dedim mi.. Annem elinde ne varsa olduğu yere atar, “ne istermiş benim oğlum” der mutfağa koşardı… bu taktikle her türlü problemden yırtardım…
- taktik yine tuttu diyorsun…
- pek sayılmaz…
- Oğlum, Anneni kandırdığını sanma, bu konuyu sonra konuşacaz
- hah işte sonra da mutfaktan böyle seslenirdi…
- eee sonu nasıl bitiyordu peki..
- iki son oluyordu hikayelerimizde .. biri mutlu son, diğeri kötü son…
- sonları alayım
- şimdi mutlu sonla bitmesi için, mutlaka o gün bir misafirin gelmesi gerekiyordu ya da, benim mevzudan daha önemli bir meselenin olması… benim konu arada kaynıyordu…
- kötü son?
- Anam mutfaktan gelir, yemeği önüme koyar.. bitene kadar yanımdan kalkmaz… “eveeet buyrun beyefendi, karnın da doyduğuna göre artık konuşabiliriz” der… şaplağa enseme indirir, yada süpürge sapıyla evi dört döndürürdü… ehehe komikti ama.. canım yansa da “acımıyo ki, acımıyo ki” derdim…
- geliyo
- buyrun İsmail bey, İtalyan usulü spagetti ve rendelenmiş peyniriniz… kusura bakmayın sos malzemesi bulamadığım için.. menünüze ekleyemedim.. umarım beni bağışlarsınız?
- yok yok hiç önemli değil.. anacım benim
- ciddi olalım lütfen.. yılışıklık istemez…
- yaw ne yılışıklığı anam değil misin? Seviyorum seni işte…
- yemeğini ye bakayım sen..
- olm iso, aynı senaryo geliyor galiba
- geliyor valla…
- hadi bırakın fiskosu.. ye bakayım sen yemeğini…
- ya anne 40 yaşına geldim, kürek mahkumu muamelesi niye yapıyorsun…
- olm ben sana yalan söylemek konusunda bi araba laf söylemişimdir… ama hala işkembeden sallıyorsun… madem 40 yaşındasın sende 10 yaşında olduğu gibi Anneni kandırmaya çalışma..
- Tamam anne, biz geleneği bozmayalım, ben yemeğimi bitireyim öyle konuşalım…
- tamam ben beklerim…
- ben de eve geçeyim Hadiye Teyze, hanım merak eder….
- peki yavrum… selam söyle gelinimize
- baş üstüne…
- dur dur gitme ya… bitiririm hemen makarnayı.. şu konuyu sen de varken halledelim..
- hadi anlat o zaman oğlum..
- Anne ben bu siteye yönetici olacam…
- evet!
- şimdiki yöneticinin adamları, benim bu kararımdan pek mutlu olmayınca bana saldırdılar… sağımda solumda az morluklar vardı… senin görmeni istemedim
- ahh yawruuum.. elleri kırılır inşallah
- Aaaa üzülme anne, sen onların halini görmedin tabi.. ikisini de sedyeyle topladılar yerden… kırdım ben ellerini sen merak etme..
- Doğru mu bunlar Abdullah
- Aynen İsmail’in anlattığı gibi Hadiye Teyze…(yalanın batsın iso)
- Oğlum kaç yaşına geldin, hala kavga gürültü.. bi uslanmadın ya
- Anacım adamlar bana saldırdı, ben de mecburen hırpaladım biraz .. değil mi la Apo..
- ya ya..
- e oğlum rahat durur mu şimdi bunlar, hastaneden çıkınca yine saldırırlar sana… ay ben başımı alıp nerelere gitsem…
- Anacım bi sakin ol.. polis onları bana saldırdıkları için… hastaneden doğru hapse götürdü…
- öyle mii? İnşallah gidişleri olurda dönüşleri olmaz..
- ben gidebilir miyim artık?
- ben seni geçireyim Apo…
- hayırlı geceler Hadiye Teyze…
- hayırlı geceler yawrum
- hadi görüşürüz apo… murtazayı görürsen gönder kahvaltılık bişeler aldırayım..
- tamam görüşürüz…
- evet anacıııım.. sen nasılsın anlat bakayım
- nasılmışım, hayırsız seni.. 10 gündür ne aradığın ne sorduğun var
- doğru diyorsun anacım, özür dilerim… eşeklik işte… daldık bi yöneticilik meselesinin içine…
- bu aralar biraz dizlerim ağrıyor sadece.. iyiyim yoksa Allah’a şükür..
- Aman sen iyi ol anacım…(ding dong .. ding dong.. murtazadır herhalde)
- sen otur yavrum ben bakarım
- kapıcıdır anne, portmantoda cüzdanım var, kahvaltılık ne lazımsa söyle getirsin.
- peki
- buyrun!
- ben yanlış mı geldim yoksa!!
- bilmem kızım, sen kime bakmıştın?
- İsmail bey’e
- Anneee.. kapıcı mı?
- yok yavrum … bir bayan geldi
- Nermin ben
- hoş geldiniz Nermin Hanım, içeri gelmez misiniz?
- rahatsız etmeyeyim…
- yok yok .. gördüğünüz çekici ve güzel bayan annem olur…
- oğlum bırak dalga geçmeyi… buyur gel kızım ayakta kaldın
- Nermin hanımda buranın yönetiminde beraber çalışacağım kişilerden biri anne, sağolsun taşınırken de çok yardımcı oldu.
- öyle mi?
- evet evet..
- ben size bi çay koyayım…
- yok çok teşekkür ederim, sadece bi merhaba demek için uğramıştım.
- olmaz kızım bir şeyler ikram etmeden gidemezsiniz.
- o zaman bir kahve içeyim, ama siz oturun, ben hazırlarım
- aaa olmaz, burası benim oğlumun evi, dolayısıyla da benim evim, siz oturun
- yok yok ben hazırlayacağım, oturun lütfen siz..
- kızım sen bilmezsin neyin nerde olduğunu…
- bulurum siz merak etmeyin..
- e peki .. ne diyeyim..
- tamam hemen hazırlıyorum…
- oğlum kim bu kız… kendi evi gibi dolanıyor
- ya anacım dedim ya, yönetimde beraber çalışacaz diye
- oğlum onu anladım, anlamadığım, evi de seni de sahiplenmiş sanki
- yok be anne ne yaptın sen
- olm benim bişe yaptığım yok, görmüyor musun? Kadının sanki kendi mutfağı, sokmadı beni içeri…
- bırak yapsın işte anne ne kötülük var ya.. illa bişe mi olması lazım, altı üstü bi kahve yapacak
- oğlum bi kötülük var demedim.. senin bu kızla aranda bişey mi var?
- haydaaa yok be anne ne olacak…
- oğlum şimdiki kızlar, analarından hizmet bekliyor, bu şimdi niye bize hizmet için yırtınıyor
- Allah Allaaaah… bu öyle bi kız değil demek ki... anne kız geliyor, kapatalım şu konuyu
- işte kahveler de hazııır.
- teyzecim hepsini az şekerli yaptım size sormadan ama,
- iyi yapmışsın kızım, bu yaştan sonra çok şeker yaramıyor zaten.

Nasıl da süzüyor kızı…

- Yavrum ne iş yapıyorsun sen? Bekarsın galiba
- çalışmıyorum teyzecim.. rahmetli babamın çok sayıda gayrimenkulu vardı, onlar sayesinde sıkıntı çekmeden yaşıyorum… evli değilim. Daha doğrusu beceremedim, 2 yıl önce ayrıldım.
- anladım yavrum, bu da aynı, bu da beceremedi…
- anne kapatsak bu konuyu…
- tabi işine gelmedi ya kapatalım, yapa yalnız geçir hayatını…
- anne lütfen…
- ben müsaade isteyeyim, anne oğul sizi baş başa bırakayım
- müsaade senin yavrum, ellerine sağlık kahve gayet güzeldi…
- afiyet olsun.. iyi akşamlar
- güle güle iyi akşamlar…
- iyi akşamlar Nermin hanım
- oğlum çabuk söyle, senin bu kızla aranda bişe yok değil mi?
- ya yok anne, söyledim ya yönetimde beraber çalışacağız sadece
- oğlum yokta, bu saatte bekar bir adamın evine gelir mi bir bayan.
- anacım o senin dediğin eskiden di, artık aynı evde bile kalıyorlar.
- bak hele, oğlum öyle kızlardan hayır mı gelir… yenisi eskisi olmaz böyle şeylerin, ateşle barut yan yana durmaz…
- öff anne ya, kapatalım şu mevzuyu
- bak bu kızdan uzak dur, kabak çiçeği gibi de açık, maşallah her şeyini de sergilemiş Pazar mahsulü gibi…
- Ah anacım benim bi bilsen, kapalı giyinmekle iş bitse keşke, onlarda işin suyunu çıkardı. Neler oluyor artık bi bilsen... Keşke ayıplar elbise ile örtülebilse..
- ben ciddiyim, bu kızın gözü var sende… demedi deme
- ya anacım 40küsür yaşına geldik, ne yapsın beni böyle güzel bi kadın…
- ne olmuş 40 yaşına geldiysen, Aslan gibisin maşallah, tü tü tü maşallah… bütün kızlar ister benim oğlumu
- Ahahaha yaw akşam akşam güldürdün beni güzel anam… Allahta seni güldürsün
- ne gülüyon oğlum, doğru diyorum
- peki anacım, sen öyle diyorsan öyledir.
- öyle diyorum… akşam geçmeden şu namazımı bi kılayım ben…
- tamam anacım hadi sen namazını kıl…

Ah benim güzel anacım, her şeyin en güzeline layık görürsün evladını… ama dünya öyle bir değişti ki.. her şey çıkar ve para üzerine kurulu artık… herkes maddeleşti be anacım… o senin gençliğinin sıcak dostlukları ve komşulukları kaldı mı artık? O senin istediğin kızlardan kaldı mı be anacım… çoğunun üstü kaval altı şişhane, ... ben senin ölçütlerine göre bir kız bulsam o gün evlenmem mi?

Bu işler artık kıyafetle olmuyor be güzel anam... mevlana ne güzel söylemiş "ne elbiseler gördüm içinde insan yok, nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok..." bana elbisenin içindeki lazım da, onlar da boş çıkıyor be anacım...

misterno55
25-07-2011, 12:28
Bilindiği üzre Amerikadaki kapitalist zihniyet... genelde film ve oyun tanıtımlarını nerdeyse bir kaç yıl evvelinden duyurmaya başlayıp, takipçilerini humma eden bir promosyon kampanyası başlatıyorlar. Sonuçları da tam istedikleri gibi olduğuna göre.... bu yöntemi araklamamak olmaz...

Bizde UHÜM (Uyduruk Hikayeler Üretim Merkezi) olarak, "İçimdeki Ses" adlı yeni hikayemizin duyrusunu yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Sizi meraklandırarak çatlatmaktan ayrı bir keyif almak için bu süreci oldukça uzun tutmayı planlıyoruz. Bozulmak yok kardeşim.. strateji böyle.. ben ne yapayım...

E hadi bize müsade...

misterno55
26-07-2011, 18:23
- oğlum hadi kalk
- ………
- oğlum kalksana… biraz daha uyursun öğle olacak.. hadi kahvaltı hazır
- az uyim da anne..
- oğlum daha ne uyuyacaksın saat 09:30..
- ya anacım iş yok güç yok, bırak işte uyim az
- kalk iş güç bak o zaman,
- anacım buranın yöneticisi olacam ya, ne işi gücü bakacam
- kalk oğlum güne erken başla her zaman, bereketi bol olur
- bunun arkasından sağlam bi nasihat gelecek gibi görünüyor… kalktım hemen
- hadiii.. elini yüzünü yıka, bak miss gibi kızartma yaptım sana
- valla güzel koktu be ana…
- hadi soğumadan ye..
- geldim.. (ding dong.. ding dong)
- ben bakarım oğlum..
- tamam anacım
- buyur kızım kime bakmıştın?
- İsmail beye bakmıştım ama, yanlış geldim herhalde
- doğru geldiniz yavrum, ben annesiyim… gel içeri buyur..
- Anne gelen kim?
- ismin ne yavrum senin?
- Merve
- Merve hanım siz miydiniz? Bizde tam kahvaltı yapıyorduk gelin lütfen
- Yavrum beni tanıştırmayacaksın kızımızla?
- Merve benim arkadaşım anne.. (bakışlara bakılırsa, öküzün altında buza arama operasyonu başlamış)
- demek arkadaşın daha önce niye tanıştırmadın hiç?
- fırsat olmamış demekki…

Ergenekon hakimi ya.. başladı gene sorguya… dün tanımadığı bir kız, bugün tanımadığı bir kız, tutuklayıp içeri bile atar beni… şüpheli bakışlar,.. imalı sorular.. sanık sandalyesini kurar birazdan..

- Merve hanım yer sofrasında kahvaltı eder misiniz bilmem, isterseniz masaya hazırlayayım
- yok yok, çok yabancı değilim yer sofrasına, ama ben kahvaltımı yaptım, lütfen siz rahatınıza bakın.
- Nerden arkadaşsınız siz yavrum, ben seni hiç görmedim daha önce
- şey efendim…
- çok uzun süredir tanışmıyoruz anne, ondan bilmiyorsundur, yeni bir arkadaşım Merve
- Şey efendim, benim bazı problemlerim vardı, psikolojik… oğlunuz bir doktor olmasa da, görüştüğüm bir çok doktordan daha fazla yardımcı oldu bana
- Bu benim oğlumun ikna kabiliyeti çok yüksektir, 6-7 yaşındayken bile benim gibi bir kadını kandırabiliyordu.. ama size nasıl faydalı oldu, onu pek anlayamadım.
- Anacım şimdi bu konuşmanın ne yeri ne zamanı? Ben anlatırım sana sonra, ben size çay koyayım Merve hanım
- teşekkür ederim
- sen otur oğlum ben koyarım…
- peki anacım
- Merve hanım kusura bakmayın, benim annem etrafımdaki olaylara fazla duyarlıdır… evi biraz uzakta tutarak, kendimi korumaya çalışıyorum ama.. geldiği zaman yapacak bir şey olmuyor…
- sorun değil, ben rahatsız olmadım.
- oğlum arkamdan konuşmuyorsun değil mi?
- valla konuşuyorum anne,
- bak terbiyesize, insan annesinin arkasından konuşur mu?
- benim anam meraklıdır, bişeyleri öğrenmeden rahat edemez dedim…
- o arkadan konuşmak sayılmaz, anne oğlunu merak eder, bunda ne var ki? Öyle değil mi kızım?
- tabi efendim, çok normal bi durum… pardon telefonum çalıyor
- evet eşim olur kendisi….
- Merve hanım?
- …..
- Merve hanım iyi misiniz?
- kocam…
- ne olmuş kocanıza
- trafik kazası geçirmiş
- yardım ister misiniz?
- yok benim hemen gitmem lazım,
- tamam sizi bırakmamı ister misiniz?
- yok teşekkür ederim, yalnız gitsem daha iyi olur…
- geçmiş olsun, bir şeye ihtiyacınız olursa, mutlaka arayın
- Zavallı kız nasıl da rengi soldu…
- e kocası üzülmez mi?
- yahu oğlum gerçekten de, bu zamane kızları bu kadar mı değişik, evli barklı kızın bir başına sevin evinde ne işi var? Bana söyler misin? O yüksek ikna gücünle beni de bi ikna et bakayım.
- ya anacım, onlar ne kadar zamane kızı olsa da, senin oğlun hala eski oğlun, yanlış bir şey yapar mı?
- yok akıllıdır benim oğlum, yapmaz öyle şeyler…
- Boş ver gitsin anacım o zaman zamane kızlarını, bak mis gibi kızartmalar soğuyor
- e hadi o zaman…
- ellerine sağlık anacım, özlemişim senin elinin lezzetini
- lezzet dünyasına hoş geldin
- hoş geldin derken!
- baban dün köye gitti, bahçenin işleri falan varmış 15 gün gelmeyecek
- ha 15 gün lezzete boğacam seni diyorsun
- aynen öyle benim aslan oğlum… ay nasılda özlemişim, gel mıncıklim seni az
- ya anacım yapma şunu, biliyorsun çocukken de hep kızdırırdın beni böyle, sevmiyorum hala böyle sevgi gösterilerini..
- senin kızman hoşuma gidiyor ama benim..
- bak ya.. insan oğlunu kızdırmaktan zevk alır mı?
- sevgi sözcüklerine kızmamayı öğren sende…
- koçum, yakışıklım, gel az mıncıklim, benim akordumu bozan sevgi sözcükleriydi, sende hiç değiştirmeden kullanırdın, kızmadığım bir sürü sevgi sözü var …
- onlara kızmadığın için keyifli olmuyor
- neyse bunlarada kızmim en iyisi, başka türlü kurtulamayacam galiba.
- afferim benim koçuma, bak daha yeni büyümeye başlıyorsun.. gel şimdi bi mıncıklim seni..
- bak ya… nasılda geliyor üstüme üstüme..
- gel gel…
- ……….
- oğlum gelsene, ne öyle dondun kaldın!
- alt yazı anne
- ne olmuş oğlum altyazıya… benim gözlerim seçmez ki?
- ölmüş galiba Merve’nin kocası
- öylemi.. vah vaaah.. Allah Rahmet eylesin, yakınlarına sabır versin.. tüh tüh

“Samsun-Ankara karayolunda sabah 09:00 sularında meydana gelen kazada 3 kişi hayatını kaybetti… emniyet yetkililerinin yaptığı açıklamaya göre, aracın aşırı hız yüzünden şarampole yuvarlandığı ve araçta bulunan Mehmet Biçici, Ömer Kurnaz ve Tahir Zartoğlu isimli kişilerin kaza yerinde hayatlarını kaybettiği bildirildi.” … Gitsem mi acaba… gideyim ya inceldiği yerden kopsun… drili drili .. drilili drili

- efendim apo
- iso haber kanalını açar mısın?
- gördüm haberi,…ben de şimdi yanına gitsem mi diyordum?
- doğru olur mu ki?
- ya adam ölmüş, doğrusu yanlışı mı kaldı
- iso gitme bence, illa gideceksen de, cenazeye gidersin
- gitme diyorsun
- valla bana sorarsan cenazeye de gitme derim de, yine de sen bilirsin.
- neyse sonra konuşuruz apo, ben biraz hava alayım en iyisi
- tamam hadi görüşürüz.
………
- oğlum git istersen sen, belki bi yardıma falan ihtiyaçları vardır…
- eşiyle hiç tanışma fırsatım olmadı anne, yanlış anlaşılır diye gitmek istemiyorum.
- e gitme o zaman, sorun çıkacak gibi durum varsa, sonra taziye ziyaretinde bulursun
- neyse anacım ben biraz hava alacam..
- tamam yavrum..

Ne halt edersen et, hepimizin sonu ayni işte.. kara toprak.. zenginlik mal mülk hepsi yalan oldu… çeneni bağlayıp, k.çına pamuğu tıkıyorlar, bir bez parçasına sarıp,… son yolculuğa çıkıyorsun… öff arkadaş.. ölmek bişe değil de, bari o saate kadar geçirdiğin zamanın bir anlamı olsa… hayatı gerçekten paylaşabileceğin biriyle bu süreyi yaşabilsen keşke…. Şarkının sözlerini ne güzel yazmış adam…

Seni hastalığımda sağlığımda da yanımda görmeliyim
Güneşin doğduğunu da battığını da senle izlemeliyim
Yanabilir saltanatlar olsun yeniden yaparız
Bizde bu sevda sürdükçe ölsek de yan yanayız

- Olacak mı böyle biri be iso hayatımızda,…
- bilmiyorum, belki de hayaliyle avunacağız sadece
- bak bozarım ayarlarını, ömrümüz hayal aleminde geçti zaten
- iç ses sana bi isim bulalım ya, iç ses diye seslenmek istemiyorum
- ben rahatsız olmuyorum, nerden çıktı bu şimdi
- seninde dediğin gibi fazla arkadaşım yok benim… aslında sende biliyorsun sebebini
- neymiş sebebi sen yine de söyle..
- adam gibi adam mı var memlekette, hepsi dansöz işte, ne diye anlattırıyorsun
- anlat sen işimiz mi var sanki…
- Bak o kadar kişiye ekmek kapısı açtık, istanbuldayken, kaç tanesi arayıp soruyor?
- evet
- sonra Üsküdar’daki oturduğumuz evi hatırlarsın, 3 ay hiç kapımızı çalan olmamıştı, ama kat malikleri toplantısında, ne iş yapıyorsunuz mevzusu gündeme gelince… kapımız nerdeyse her gün çalmaya başlamıştı…
- onu da hatırlıyorum
- e daha anlatayım mı?
- dünya maddeleşti, herkes kendi çıkarının peşinde
- ya millet eşini dostunu bile sw ile seçecek yakında,
- puhaha.. yeni bi komşu gelmiş, kardeş sen bize bi sw ni gönder, bakalım bizim komşuluğumuza değer misin değmez misin?
- komik değil işte.. /?%&*.. öyle komşuyu
- isim meselesini nereye getirdin ya
- demek istediğim, evet benim fazla arkadaşım yok, yokta bunun sebebi benim öküzlüğüm değil, etrafta konuşmaya arkadaşlık etmeye değer biri yok ki,
- neyse sen meseleyi baya uzatacan anlaşılda, hadi bi isim söyle de kapatalım konuyu
- bana ba, konuya limon sıkıp ayarımı bozma
- tamam sustum…
- neticede bu aralar sende iyi kötü bir dost oldun bana, iç ses çok bayağı geliyor…
- tamam ne olacak şimdi benim ismim
- ne olsun ne olsun.. lale olsun… döt lalesi.. puhahaha
- espri mi şimdi, bak bozarım ayarını
- espri tabi… beğenemedin mi?
- neyini beğenecem .. espriymiş
- tamam sadede geliyorum.. hiç değiştirmeyelim.. böyle iyi.. puhahaha
- hay ben senin….
- si yu letır .. canım..

misterno55
28-07-2011, 09:01
Dünya onun için tamamen bilinmeyen bir yer.... O henüz 5 yaşında... 30 yaşında teknoloji delisi bir babası, akıllı, zeki ve öğretmen bir Annesi var... bir de kardeşi var ama bunu şimdilik görmezden geliyor....

"İçimdeki Ses" çok yakında bu sayfalarda...

yakın derken çok yakın da zannetmeyin, çok yakın değil derken, çok uzakta zatennetmeyin.... kimbilir belki yarın.... belki yarından da yakın...

koming son valla.... son dediysem bildiğiniz son değil tabi, daha promosyon yeni başladı... ama siz son gibi sanın,

Ahanda gittim...

misterno55
29-07-2011, 15:15
- Apo naber?
- iyidir iso, sesin soluğun çıkmıyordu 2 gündür.
- Samsun’u bi baştan bi başa tavaf ettim 2 gün boyunca.. en son sanırım 17-18 yaşımda bi dolanmıştım bu kadar uzun
- senin için dolmuş, uzan da istersen, bi seans attıralım…
- valla Apo aslını söylemek gerekirse canım hiç konuşmak istemiyor…
- uzan sen… ben senin çenenin bağını çözerim…
- uzanalım bakalım…
- ne yaptın cenazeye gittin mi?
- yok gitmedim..
- iyi yapmışsın bence… o da aramadı galiba..
- kocası ölünce problemleri bitti galiba..
- Nermin?
- o da annemden tırstı galiba… bizim valideyi biliyorsun… soru bombardumanına bi başladı mı? Kimse tutamaz onu…
- Ne arayan soran var, ne gelen giden diyorsun?
- evet.. hayatım Osmanlının çöküş dönemini andırıyor…
- salla gitsin olm, geçen Salihler Bafra’ya baraja gitmişler, baya balık tutmuşlar, hem de çoğu 4-5 kiloluk … pazara bi organizasyon yapalım istersen…
- bilmem ki, ben buraya geldiğimden beri bi kaç deneme yaptım balık konusunda, nereye gitsem kuruyor… hiç balık tutamadım…
- bi de burayı deneyelim o zaman….
- öfff valla üstümde bi ölü toprağı var sanki, canım hiçbir şey yapmak istemiyor…
- olm öfleyip pöfleyip durma, bütün negatif enerjiyi kustun üstüme ya… sanki hayatın kadınların istilası altındaydı, 2-3 ay öncesine kadar zaten senin hayatında hiç kadın yoktu.. mızıkçılık yapma da gidelim işte balığa..
- gidelim, belki iyi gelir,..
- ha şöyle.. hadi şimdi 70’lere mi gidersin, 80’lere mi gidersin .. hadi yol al bakim, seni dinliyorum…

70’li yıllarda çocuksanız ve bir kenar mahallede yaşıyorsanız, anlatacak bolca hikayeniz var demektir… evler genelde müstakildir ve en fazla 2 katlıdır. İlişkiler o kadar sıkı fıkıdır ki? Bütün çocuklar kardeşiniz, bütün anneler annenizdir. Bugün üst komşumuzu tanımazken, o zaman karşı komşumuz fidan teyze benim hangi yemeği sevdiğimi bile bilirdi…

- İsmail oğlum, gel bak kızartma yaptım, üstünde de domates sosu, sen seversin…
- Allaaaah, geliyorum fidan teyze
- kızım İsmail abin geliyor, bi bardak daha getir sofraya…
- hani salim nerde, kalkmadı mı daha fidan teyze?
- geliyor, banyoda elini yüzünü yıkıyor..
- yavaş olm, bitircen la hepsini
- sona kalan dona kalır olm, acele et sende
- oğlum nasıl konuşuyorsun öyle, daha bi tava dolusu var yiyin siz, ben getiririm
- aşağıdaki tarlada maç yapacaz, gelsene sende
- Mehmet de geliyor mu?
- heee geliyor
- yok ya ne gelecem… Allahın ayısı, top oynamayı bildiği yok, geçen az daha ayağımı kırıyordu.
- Ya gel işte, aynı takımda oynarsın, bişe olmaz..
- ne oynayacam o şişkoyla… adam elinde yarım ekmek top oynuyor… sanki kıtlıktan çıkmış, bi de ince memed diye lakap takmışsınız ne alakaysa..
- kafa buluyoz olm işte, adamın neresi ince…
- ondan olsa olsa, kütük memed olur…
- neyse ben gidiyorum, başlamıştır maç, fidan teyze eline sağlık..
- oğlum daha bir sürü kızartma var, nereye…
- doydum ben…

O zamanlar, hep kardeştik, kızlarla pek fazla işimiz olmazdı. Ancak bir yabancının gözü mahallemizin kızını ilişirse, işte o zaman bütün mahalle kızları bizim kız kardeşimiz oluyor… ve bu ilişen göz patlatılıyordu. Asla bir arkadaşımızın kız kardeşine yan gözle bakmazdık, bakamazdık. Bazen kızların cephesinden bir haber gelirdi, işte şu kız senden hoşlanıyor, beğeniyor diye. Cevap hep aynı olurdu “manyak mısınız siz ya, o …….’in kardeşi, benim de kardeşim, olmaz öyle şey”… gerçekten de hep böyle baktık.. ve bizim mahallemizden bir aşk doğmadı hiç…

Şimdi düşünüyorum da, ne büyük aptallık… Annesini, babasını, kardeşini, abisini, 7 sülalesini biliyorsun, bilmediğin sorup öğrenmen gereken hiçbir şey yok… neymiş “bacımsın!!”

Sonra okulda veya çalışma hayatında biriyle tanışıyor veya tanıştırılıyorsun…. Bi de beğenirsen dışarıdan, akıl tatile çıkıyor… daha ne olduğunu anlamadan bi de bakıyorsun, evlenmiş çocuk sahibi olmuşsun… cicim ayları geçince, başlıyorsunuz birbirinizin hatalarını ayıklamaya… aynı kültürden de gelmediyseniz, evlilik çatısı başlıyor çatır çatır çatlamaya…

- ben daha anne olmaya hazır değildim…
- madem anne olmaya hazır değildin niye evlendin o zaman?
- sen benimle çocuk için mi evlendin?
- yok sana saltanat hayatı yaşatmak için evlendim
- ne demek şimdi bu? Ben de sana hizmetçilik yapmak için mi evlendim?
- yavrum ben seninle, günün moda kıyafetlerini temin edebilmen, her yaz bir tatil köyünde tatilini yapman, akşamları güzel bir restoranda yemek yiyebilmen… gezip tozabilmen için evlendim senle… ben aslında senin kocan değil .. sponsorunum..
- oldu.. evde oturalım, sen otur televizyonun başına maç seyret, kafana göre takıl, bende evi temizleyeyim, yemek yapayım, bulaşıkları yıkayayım, ütü yapayım, çocuk bakayım…
- aman estağfurullah, siz oturun ben yaparım hepsini… ya da bir hizmetçi tutalım, siz saltanat kayığına binin, ben emrinize amadeyim.. ne emretmiştiniz?
- pekala yardımcı olabilirsin bir çok konuda… mesala bulaşık ve ütü konusunda, ahtapot değilim ben, her şeye yetişemiyorum…
- tabi canım vaktin yok senin… bir alış veriş merkezinde 4-5 saat geçirebilirsin, koca bir günü vitrinlere bakarak geçirebilirsin, hatta kızlarla bi araya gelip, akşama kadar kakara kikiri vakit öldürebilirsin… ama bulaşığa ve ütüye zamanın kalmaz…
- hah alış verişte yapmim, arkadaşlarımla da görüşmim, tak ayağıma bi zincir tam olsun… köle izaura.. evden dışarı çıkmim…
- tartışmayı açan sensin, ben sana bir yere çıkma diye bir söz sarf etmedim…
- tabi canım sen bişey söyler misin?
- yahu kadın, sen vaktim yok diyorsun, bende sana vaktinin olduğunu örneklerle anlatıyorum işte…
- Akıl vereceğine, etrafına bir bak, insanlar hangi şartlarda yaşıyor, neler yapıyor?
- hangi şartlarda yaşıyormuş?
- bak işte Münevver’ler bodruma tatile gitti… Ayşe’ler istanbulda.. daha sayayım mı?
- yavrum, biz seninle hiç tatile gitmedik mi?
- gittik 10 senede 2 kere
- Akşamları çıkmadık mı hiç, burada sahilimiz yok mu bizim? İlla her sene tatil köyüne mi gitmemiz gerekiyor?
- millet gidiyor işte…
- seninle Türkçe konuşayım en iyisi, sen tatile gitmek istemeyen birini tanıyor musun hiç?
- senin dışında hiç kimseyi tanımıyorum…
- ben niye gitmek istemeyeyim tatile, eşek gibi haftanın 6 günü çalışacağıma, deniz, güneş ve havuz… akşama kadar el ense… niye sevmiyeyim ya ben tatili… hiç kafan basmıyor değil mi?
- çok masraf oluyor, ne gerek var?.... seni anlamak çok zor değil..
- bravo ilk seferde bildiniz… peki bu masraflarla alakalı bir çözümünüz var mı? Yok değil mi? 5 yaşında çocuk gibisin banane banane ben tatil isterim…
- evlenip yuva kurma sorumluluğu aldıysan, bunu da becerebilme kabiliyetin olacak… giden gidiyor işte tatile
- evet gidiyor, ama senin gibi yan gelip yatmıyor onlar… Münevver öğretmen, Ayşe’de vergi dairesinde memur, yani elleri taşın altında…
- Üüüüü.. ben işe yaramazın tekiyim değil mi? Çalışmıyorum ya…
- hah işte sıkışınca bas yaygarayı,
- kim bakacak çocuğa ben işe girersem…
- Münevverle, Ayşe’nin çocukları yok mu?
- Bizim seninle paylaştığımız hiç ortak bir yönümüz yok zaten, fikirlerimiz bile zıt…
- hayata aynı pencereden bakmadığımız kesin…

Tabiî ki beklenen son ve ayrılık…. Mahalledeki bütün kızlar bacımızmış? Aklıma tüküreyim, keşke keşke….

- evet keşke?
- o kadar.. daha ilerisi yok
- ben biliyorum galiba o keşkeyi..
- ne bilcen olm sen…
- Ne salağım ya, nasıl da uyanamadım
- ne uyanamaması olm.. ne saçmalıyorsun
- o lisede ki … mavi gözlü melek, tamamen uydurmaydı değil mi?
- yok ya niye uydurayım ki? Lisedeki mavi gözlü melek.. Hacer’i diyorsun..
- Hayır onu demiyorum, ben Leyla’yı diyorum, sarı saçlı mavi gözlü.. psikopat Alaattin abinin kardeşi Leyla
- nerden çıkardın olm sen şimdi bunu..
- aslında sen hikayeyi anlatırken, benim aklıma direk Leyla gelmişti… ama niye sallayasın ki diye fazla üzerinde durmadım… ama bugünkü hikaye ile parçalar birleşti.. itiraf et oğlum işte, ayrıca emin değilim ama kızın adını da Hacer dememiştin…
- o kadar sene geçmiş, Hacer ya da bi başka isim ne fark eder ki?
- dur bak şimdi söyleyeyim sana… kızın adııııı… Havva
- Sen bilgisayardan neye bakıyorsun?
- iso sana bi sır vereyim mi? Ben senin siteyi buldum
- nasıl buldun? Bulamazsın ki…
- buldum oğlum işte.. bu ismi de senin yazından söyledim zaten…
- evet doğru diyorsun, önümde oturan hoş bir kız vardı lisedeyken, ama tarif ettiğim kişi Leyla’ydı…
- vay be bu kadar sene sonra öğreniyorum bende, insan hiç mi çaktırmaz ya…
- sende biliyorsun meseleyi, o zaman öyle bir şeyin olabilme ihtimali var mıydı?
- tamamda ağaçtan ağaca atlarken de kafayı gözü yarma ihtimali olmasına rağmen atladın ve yardın… bundan mı tırsacaktın..
- bu tırsma değil ki sadece… utanma da var içinde,
- ne var ki bunda utanacak, ben aşıktım işte sizin ev sahibinin torununa
- olm sana bişeyler söyleyebilecek biri yoktu ki, kızın annesi babası Almanya’daydı, kardeşi de ufak bi velet…
- Alaattin abi farkı diyorsun…
- Yok Alaattin abiden yiyeceğim dayaktan değildi kordum, zaten yiyorduk dayağımızı düzenli olarak…
- neydi peki?
- Ya düşünsene dönüp dese ki “Lan senin bacın, benim bacım, sen ne şerefsiz bir adamsın, benim bacıma nasıl o gözle bakarsın?”
- Seviyorum kardeşim deyip dururdun karşısında..
- lan arıza mısın nesin ya, o zamanlar yaşın kaç, sonra karşıda Alaattin abi var, mantıklı cümleler kursan bi araba dolusu sopa yiyorsun… cenazem giderdi eve herhalde
- Sonra olamaz mıydı?
- Lise döneminde taşındık biliyorsun biz kendi evimize, okula giderken sürekli geçiyordum ama yine mahalleden…. Sonra üniversite vs… derken… uzaklaşıldı tabi.. anılarda kalan bir mendil oldu sedece
- mendil?
- evet, :) bi keresinde incir ağaçlarından incir alıyorum diye, Alaattin abiden sağlam bi dayak yemiştim… pencereden görmüş bu, burnum kanamıştı, annem görmesin diye de bunların bahçeden çıkamamıştım belli bir süre…
- eee
- bir mendille yanıma geldi ve yüzümü temizledi… öyle bi dalmışım ki, gittiğini hiç fark etmedim, kendime geldiğimde elimde mendil öylece duruyorum…
- yaw uydurmuyon değil mi yine…
- yok bunlar gerçek… o mendil de hala duruyor bende
- ciddi misin?
- neyse bırak şimdi bunları… sen nasıl buldun siteyi onu söyle…
- peki sen Leyla’nın hiç evlenmediğini biliyor musun?
- hade len
- valla, bu Alaattin … parti ilçe teşkilatına girmiş, baya da aktif görevler alıyormuş, bizim pederde orda ya… sohbet etmişler baya… Alaattin demiş?
- ya tamam bırak bu işleri şimdi.. nerden buldun siteyi onu söyle
- gayet basit oldu, senin evi taşırken, senin bilgisayardan en son ziyaret ettiğin siteleri bi kontrol etmem yetti…
- iyi halt ettin,.. insanların özeline niye burnunu sokuyon olm ayıp değil mi?
- tabi tabi, sen benimle ilgili hikayeleri yazınca bişe olmuyor, ben bi bilgisayarına girince özel hayat..
- neyse herkese açık bi yazıyı senden gizlicek değildim zaten… ne oldu, rahatladın mı?
- ya arkadaş sen gerçekten o mendili hala saklıyor musun?
- evet saklıyorum ne var?
- yani hala aşıksın Leyla’ya
- he Leyla’ya, Nermin’e ve de Merve’ye, etrafımda hangi kadın dolanırsa aşık oluyorum ben..
- Leyla’yı diyorum olm ben..
- geçende öbürlerini diyordun
- onları mesela diyordum .. aşık mısın len yoksa gibisinden..
- Olm senin hastan yok mu? Ne dandik bi doktorsun ya… 2 saattir konuşuyoruz, ne gelen var ne giden…
- Cuma günleri düzenli gelen bir hastam yok,.. konuyu saptırma
- konu bitti olm, saptıracak bi durum yok yani…
- bitmedi bitmedi… şu Leyla’yla seni bir görüştüreyim mi?
- ne alaka olm, hem sen Leyla’yla görüşüyor musun ki?..
- görüşmüyorum da, bugünkü parçaların birleşmesinden sonra sana bomba bir haber verebilirim?
- neymiş bomba haber?
- sen Alaattin abinin hapisten çıktığını söyledikten ve babam da Alaattin abiyle parti de görüştükten sonra, babam hem Mehmet amcayı da epeydir görmüyorum diye bunlara gitmiş, gerçi Mehmet amca senin burda yaptıklarını anlatınca bu yaşta babamdan bi fırça yedim ama.. işin ilginç olan tarafı bu değil…
- neymiş işin ilginç tarafı?
- Mehmet amca senin oğlanla, İsmail bana oyun oynadılar diye konuya girince, Leyla hangi İsmail diye atlamış? Sonra da içeri kaçmış….
- bu mu şimdi bomba… ne anlam çıkardın sen şimdi bundan
- ya oğlum senin ismini duyuca yüzü değişmiş işte kızın, babam diyo
- lan oğlum eski Türk filmi senaristi misin nesin ya? Anca orda olur bu dediğin mevzu “murat! Murat mı dediniz? Nallahım yoksa yoksa o burada mı? Tanrım ne kadar da bedbahtım!”
- ya bırak dalga geçmeyi? Sonra mutfakta anneme sormuş, İsmail ne yapıyor diye.. valide de aynen naklen yayına geçmiş, senle ilgili her şeyi söylemiş kıza…
- haaa o derece diyorsun
- evet o derece…
- o mesele bende güzel bir anı olarak kalsın Apo, büyüsü bozulmasın
- manyak mısın oğlum, bunca yıl mendilini sakladığın, gizli gizli hayalini kurduğun, yıkamadığın tabular yüzünden, bir kelime bile edemediğin bir sevda, ayağının dibine gelmiş… niye itiyorsun elinin tersiyle…
- bişeyi ittiğim yok elimin tersiyle… sende beni havalara sokma, olmuş bitmiş gibi
- İlk aşkınla bir hayat kurma ihtimali heyecanlandırmıyor mu seni?
- heyecan ne demek… kalbimin darbuka ritmine geçti… ritim solo atıyor..
- ee daha ne?
- ben bi eve gideyim, konuşuruz ya yine.. kafam acayip karışık..
- olm ilk aşk, ilk… kaç kişinin böyle bir şansı olur, bunca yıl sonra
- ya tamam Apo bi sıkboğaz etme… kimsenin bi yere kaçtığı yok
- hadi inşallah, güzel şeyler olacak gibime geliyor….
- …………..

Onunla en son, bir bankada karşılaşmıştık, üniversite sınavına girmek için harç yatırıyordum galiba… sanırım bi 25-26 sene önce… omzuma dokunmuştu biri, dönüp baktığımda nutkum tutulmuştu.
- naber İsmail? Nasılsın?
- i-iyiyim Leyla, sen nasılsın?
- üniversite için mi?
- evet
- sendemi?
- evet

Nedense hep kısa cümleler veya sessizlik olurdu… mavi gözler bi sağa bi sola, bi aşağı kayardı… benimde elim ayağıma dolanırdı… Hala evlenmemiş…. Niye evlenmemiş acaba..

- sana aşıkmış, bi ömür seni beklemiş,
- ooo lalemiz gelmiş…
- gene bişeler depreşti içinde galiba k.çımın kazanovası
- he depreşti, ilk aşkım alevlendi içimde, zoruna mı gitti
- ne oldu diğerleri sabuk köpüğü gibi uçtu değil mi?
- he uçtu kına yakabilirsin
- şimdi Leyla ile ilgili hayaller kurmaya başla… ömrün hayal kurmakla geçti zaten
- güzel fikir.. en iyisi eve gidip uzanıp hayal kurmak…
- bi 10 yılda böyle idare ettin mi, zaten epey de yaşlanmış olur, dört kolluya hazırlarsın kendini… cenazende imam sorar “merhumu nasıl bilirdiniz?” cemaat da hep bi ağızdan “misterno ve zagor okuyan, hayal kurmaktan başka işi olmayan, bomboş bi adamdı, gerçek hayatı hiç yaşamadı” e hadi o zaman “Ahyaaaaaak” der gömerlerdi herhalde…
- sevgili göz lalesi, bu aralar keyfim yerinde değil, esprilerine karşılık veremediğim için üzgünüm, inşallah önümüzdeki günlerde görüşmek dileğiyle…
- senden iyi lale mi olur.. ömrümüzü bitirdin hayal alemin de be…
- şarkı söylemekte gelmiyor ki içinden,
- söyle söyle “rüyalarda buluşuruz” var ya onu söyle.. tam sana göre 10 numara şarkı..
- konuş istediğin kadar…

misterno55
08-08-2011, 14:13
Birkaç gün önce mecburi bir ziyaret yaptım eski mahalleme…. 1970-1980’li yıllar ile 1990’lı yılların başlarını yaşadığım eski mahallem… Her köşe başı çocukluğum kokuyordu, her yer hatıralarla doluydu… Top koşturduğumuz tarlaların üstünü binalar kaplamıştı… Epeydir uğramadığımı anladım…

Niye geldik eski mahalleye? Murat abimiz şoför, ne zaman görsem aklıma ilk gelen söz “Âşıksan vur saza, şoförsen bas gaza” olurdu,… Çok kullandığı için sanırım.. Murat abimiz âşıktı hem de fena…. Eskiden beri vazgeçmediği, vazgeçemediği bir sevdası vardı… “olmuyor kardeşim, bizim sevdamız bitmiyor” der, her türlü nasihati yarım vole ile uzaklaştırırdı… Biz toplum olarak nasihat sevmediğimiz için Murat abi de bu toplumun ferdi olarak, benzer tepkiler veriyordu…

“Ben bu sevdayı yudum yudum içime çektim yıllarca, bir nefeste nasıl bırakırım” der ve başlatırdı anlatmaya… Daha 9 yaşındaydık biz tanıştığımızda, çocukluk aşkı yani… O zamanlar çok görüşemiyorduk tabi, küçük bir temas, bir ten kokusu yetiyordu… Ama zaman geçtikçe bu kısa görüşmeler yetmemeye başlamıştı… Artık sarmaş dolaş sevgiler gerekiyordu.. Küçük bir koklamadan, ciğerlerin içine ilticaya geçmek gerekiyordu… Onu bütün benliğiyle hissetmek gerekiyordu…. Aşta bu değimliydi, “onu bütün benliği ile hissetmek”….

Bazı büyük sevdalar yakar eritir sahibini ya…. Murat abi de çok yandı çok eridi bu sevdanın yolunda… O bu sevdayı içine çekerken, bu sevda da onu sardı yudum yudum, yaktı alev alev, her içine çekişler işledi ciğerlere, “Murat abi bıraksan!” “Artık ne o beni ne ben onu be güzelim, bu sevda gittiği yere kadar…”

Daha 50’sinde değildi Murat abi, hatta babası sağ, ama o bizi terk etti.. Her gün 3 pakete yakın tükettiği sigaraya “bu benim sevdam, yudum yudum çekerim içime, ne o beni, ne ben onu bırakabilirim” dedi hep…... Sabah göğsünde bir ağrı hissetmesine rağmen bütün söylenenleri dikkate almadan işine gitmiş.. sorunsuz bir şekilde de evine dönmüş… iftardan önce biraz uzanmış… bu uzanış onun son yolculuğuna uzanışıymış meğerse…

Çok kalabalık değildi evin etrafı, bu kapitalist düzen her kesi savurmuştu başka başka yerlere, geçim tasasıyla… kimi Ankara’dan kimi İstanbul’dan kimi bilmem nerden yola çıkmış geliyordu… Zehra abla kendinde değildi “oğlum ağlamayın, güçlü durun, bak ben ağlamıyorum” .. “abii sen nerelerdeydin, o seni çok görmek istiyordu, bak göremedi abiii” “ablaaa, selamını söyleyemedim ablaaa”… ve daha nice acı dolu nidalar…

…. İçi tütün dolu bir kâğıt parçası nasıl da esir etti bizi senelerce ve etmeye devam ediyor… Murat abiyi ve daha nicelerini aldı götürdü… Kalabalıktan uzaklaşıp karanlık bir köşeye çekildim.. çantadan bi tane sigara çıkardım, tütününü döktüm yere… bir tane daha… bir tane daha.. paketteki bütün sigaraları teker teker ufaladım yere… Acziyetime sinirlenmem miydi, Murat abiye üzülmem miydi? Ölümden korkmak mıydı? Bilemedim…

misterno55
26-08-2011, 12:25
Drilili drilili……Drilili drilili …
- Alo kimsin???
- ne demek kimsin ya.. uyanmadın mı sen hala
- !! her yer karanlık, kimsin kardeşim sen?
- Franz Beckenbauer ben… ya .. yaa
- ha
- Türkiye liginde sizi pek var sevmemek kimse.. siz var Almanya ligine gelmek
- noluyo la….
- Uefa, Türkish federasyon var sizi champ ligden dışarı atmak… prrffff
- !!!!
- Türkiye ligi var size göre olmamak.. zer shön Alman ligine gelmek siz.. sssss
- Lan Apo senin…. &* %
- puhahaha
- Olm manyak mısın sen, sabah bile olmamış, karanlık her yer
- Ya iso biz bugün balık için sözleşmedik mi?
- Sözleştik mi?
- Olm bu saatte geyiğin anlamı yok, ben aşağıda arabadayım, oltalarını kap gel
- hay ben senin, bari kalktığında arasaydın olm.. bişeler atıştırırdım
- ya iso sen alacağını al in hemen, Bafra’nın girişinde güzel bir pideci var, meşhur Bafra pidesi yersin
- Lan kargalar bile b.kunu yememiştir bu saatte pideci mi açık olur…
- Ya bi yürü iso, kapalıysa fırından ekmek alır yeriz, çocukken 10 numaralı menümüzdü bilirsin.. ehehe
- tamam üstümü giyip iniyorum…
………
- ya iso amma oyalandın ya
- arasaydın olm sende aşağı inmeden Alla Allaaa…
- elindeki ne la?
- Kıymalı pide… dün yaptırmıştım, fırında ısıttım biraz, yer misin?
- yerim tabi olm, ver
- yerim tabiymiş… hani meşhur Bafra pidesi yiyecektik
- saate bakınca yiyememe ihtimalinin yüksek olduğunu gördüm…ehi… alim şekerim şu kıymalıyı
- Böyle bir organizasyonu düzenleyecek kabiliyet nerde sende…
- En azından her şeyi unutup, yatakta değildim olm ben…
- Olm ben uyumuşum, sen uyanıkken zırvalıyorsun..
- buyur kardeşim uyandın, organizasyonu devrediyorum ne yaparsan yap
- geçtin Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye…. Ohhh pideler iyi geldi be.. kendime geldim
- Ya yakma şu sigarayı….
- Olm araban çok kıymetliydi, benimkiyle geleydik..
- Ya g.t kadar arabanın içinde içmesen olmuyor mu?
- Lan bi saatten fazla yol, duramam..
- dururum kardeşim ben arada…
- e dur o zaman
- sen at o yaktığını … ilerde sahil kenarında durayım
- ya bi yürü git..
- içencen mi bi daha? Durayım mı?
- ya olm ne stres yaptırıyorsun adama… başlayacam arabının dingilinden ha.. dur da içeyim hadi
- buyrun İsmail bey, zıkkımlanabilirsiniz
- merci mon ami….
- mersi monamiymiş.. attırayım Fransızcana…
- az nezaket öğren olm, doktor oldun ama adam olamadın hala… ehehehe
- ahaha ne komik… nezaket sahibiysen, arabada sigara içmemeyi öğren önce
- bu arada, uyku sersemi Fenerbahçe ile ilgili yaptığın geyiği unutmuş değilim… balık tutarken Paul Breitner arkandan gelip iterse şaşırmayasın her Beckenbauer..
- puhaha .. komikti ama kabul et…
- Bi ikimiz mi gidiyoruz?.. başka gelen yok mu?
- önden Salih’ler gitti… 4-5 kişilik bir ekip başlamıştır balığa..
- e hadi bas biraz sende .. sigara içme, ben dururum falan diye diye, akşam ettirecen bize
- içme olm sende… leş gibi kokuyor arabanın içi…
- açarsın her tarafı bişe olmaz…
- olm bak kızdırma beni .. işini yapmam
- benim ne işim olur olm senle… yapma zaten
- Dün babamlardaydım.. bil bakalım ne oldu
- Du önce bi fal açayım… ne bilim ne oldu ya…
- Alaattin abi, Mehmet amca ve deee... Leyla ordaydı
- yani!
- Leyla diyorum olm, çocukluk aşkın, gizli gizli kim bilir ne hayaller kurduğun
- çocukluk aşkı olm işte… geçmiş gitmiş….
- yemem olm ben bu numaraları.. onca yıl sakladın her şeyi… bundan sonra saklayamayacaksın…

Hiç konuşmadan, hiçbir şey söylemeden geçen onca yıl, içten içe yanan eriyen bir mum. Kendime bile söylemediğim bir sürü şey… bayramlarda, bayramlaşmak için miydi o ellerin birbirine temas etmesi?… ya üstüne doğru gittiğimdeki o miss kokusu… heyecandan düşecek bayılacak gibi olurdum… Ah Leyla ah… sana bir kez “seni seviyorum” diyebilseydim keşke,....

- Al olm bak tam sana göre bir şarkı….

“Yandım yandım, yandım yandım ah… kime yandım… bana yeniden şarkılar söyleten kadın, baka baka doyamadım….”
Zaten yapabildiğim tek şey onu seyretmekti… Hiç doyamadım ki ona bakmalara…

- Hadi olm anlat işte, 10 dakkadır transtasın
- Neyi anlatayım…
- Leyla’ya aşık olduğunu onu sevdiğini itiraf et
- bugün bunları söylemekte bişey yok ki Apo, asıl mesele bunları yıllar önce söyleyebilmekti..
-….. devam et dinliyorum ben seni
- Sevdim ben Leyla’yı, hem de çok sevdim, onu seyrederken içime sıcak bir şeylerin kaydığını hissederdim… onu çek sevdim apo ama bunu herkesten gizledim… hatta kendimden bile… işin kötü tarafı ne biliyor musun? Onun da bana ilgisinin olduğunu biliyordum… ama basit bir saplantı, hiç başlatamadı bu sevdayı…
- geçmiş geçmişte kaldı… bugünü konuşmak lazım
- bugün konuşacak bir şey kaldı mı?
- ya bırak bu ağızları, az önce yüzün gözün her tarafın oynuyordu Leyla deyince… konuşmandan, seçtiğin cümlelerden her şeyden belli işte hala içinde kıpraşıyor bişeyler
- ya kıpraşıyor kıpraşmasına da, bilmediğin şeyler var
- e söyle de bileyim o zaman…
- olmaz yani bu mesele… uzatmaya gerek yok
- ya anlatsana olm.. tamam olmazsa olmaz
- Biz Leyla ile bir gün bankada karşılaştık, üniversite harcı yatırmak için girmiştim, o da aynı sebepten ordaymış… 25-26 sene önce yani
- …….
- gerçi orda yine konuşamadık birbirimizle
- e sadede gelecen mi? Yoksa çatlatacak mısın beni?
- Bankadan onların eve kadar yürüdük, tam ayrılırken “biraz gelir misin?” dedi
- eee
- bahçede kimsenin bizi göremeyeceği bir yere geçtik “benimle evlenmek isteyen biri var” dedi… direk “kim lan o” deyince kız afalladı…. Ben aklımdan geçirdiğimi sanmıştım, meğer dışarıdan da söylemişim…
- aha.. sonra.. sonra ne oldu anlatsana
- bom b.k oldu her şey….
- nasıl bom b.k oldu??
- lan olm ne diyecem ben kıza… dur annemle babamı çaarim onlar istemeden biz isteyelim…alalım seni mi diyecem?
- ya kız ne dedi… sen konuştuklarınızı anlatsana
- kaldım ben öyle… dondum yani… ne yapabilirdim ki? 17-18 yaşındayız….. bi de o güne kadar tek kelime konuşmamışız nerdeyse… ama sanki hep bir birimizi seviyor muşuz gibi, “beni istemeye geliyorlar hadi bişeyler yap hemen” .. modundaydı..
- nooldu nooldu.. anlat
- ebeninki oldu…
- ya anlatsana
- yapacak bir şey yok Leyla dedim.. eğer istemiyorsan, evlenmek istemiyorum diyeceksin… o anda yüzü değişti… bana “bu senin için önemli değil mi?” dedi…

- Geldik iso… malzemeleri indirelim devam ederiz sonra…
- Tamam
- Saliiiiiih…. Saliiiih… Aloooo .. çıkıyor mu bişeyler…
- Var var.. serin siz de oltaları…
- Biz isoyla kuytu bi yere kaçacaz… nere gidelim…
- ortada adacık oluşmuş bak.. oraya geçin.. her tarafında da olta atabilirsin, güzelde yer…
- tamam geçiyoruz biz….
- hadi iso ayarlayalım oltaları….
- apo sen ayarla… uyku bastı acayip ben arabada biraz şekerleme yapayım….
- e iyi bari… suyunu çıkarma ama…
- yok yok 1 saat en fazla uyanmazsam uyandır…
- tamam ….

misterno55
03-09-2011, 12:52
- isoo.. kalk lan
- 2 dakka daha
- ya kalk, uyumaya mı geldin buraya.. attım oltaları
- ya bi git…balık oltaya gelince haber verirsin
- oldu, pişirip ağzına da koyayım istersen
- öff amma kafa şişirdin ya… git başımdan da kalkayım
- ne gitmesi olm, hadi devam… dinleme pozisyonundayım
- ne pozisyonu?
- lan Leyla ile mevzuyu anlatıyordun ya
- ha şu mesele … anlatalım bakalım, meraklı Melahat
- anlat anlat
- Ya bi dur kendime geleyim…
- …..

Eğer istemiyorsan, “evlenmek istemiyorum” diyeceksin deyince… yüzü değişmişti… bana “bu senin için önemli değil mi?” deyince, ne diyeceğimi bilemedim… hani mahalledeki kızlar bacımız namusumuz ya, için yansa da “seni seviyorum” diyemezsin ya… suskunluğun uzun sürmesi Leyla’nın yüzündeki şaşkınlık ifadesini kızgınlığa dönüştürmüştü

- konuşsana be!
- Sen Alaattin abinin kardeşisin, bizimde kardeşimizsin, hayırlısı ne ise olsun
- benim bi tane abim var, başka bir abiye ihtiyacım yok
- Leyla…
- Bir şey söyle,
- ….…

Keşke söyleyebilseydim,…. Oradan uzaklaştım, arkama bakamadan.. işte Leyla ile son görüşmemizdi bu…

- Lan iso harbiden angutmuşsun sen ya
- ne desen haklısın, şimdiki aklım olsa…
- şimdiki aklın var zaten, kız da hala bekâr, kullan işte aklını
- eğer hala beni seviyorsa, ne büyük bir kayıp
- hala seviyor mu bilmem ama, ilgisi olduğu kesin
- sen gerçekten bir şeyler ayarlayabilir misin?
- bir şeyler derken?
- Leyla ile konuşmak isterim aslında, ayarlayabilirsen
- aha balık .. iso oltada balık var
- çek olm çeksene
- lan gelmiyor bu
- dibe takmışsın demekki, asıl kopar bari
- hay böyle şansın ya.. nasıl da heyecan yaptım
- çeksene olum oltayı
- çekiyorum da sünüyor la bu
- nasıl sünüyor
- kopmuyo olm işte, ben çektikçe geliyor gibi işte, lastik hesabı
- lan yoksa balinamı tuttun.. puhahaha
- ya iso bırak gırgırı oltanın ucunda bişemi var la yoksa, çekiyom çekiyom kopmuyo, sünüyor resmen
- ver bakim şu oltayı
- hah ben halledemedim sen hemen halledersin şimdi
- bakacaz olm, bi huzur ver…. Sen hayatında kaç kere balığa gittin ki,
- iyi buyur bakalım, balıkçıların şahı
- la apo olm bunda balık var lan… anam olm kesin paçoz bişe geliyor
- hadi ya, ben çekecem ben çekecem
- lan dur kaçırırsın sen bunu, manyak bişe bu
- ya ne kaçırcam olm,
- bi yürü git, istavrit değil olm bu
- görende açık denizde kılıçbalığı avlıyoruz sanacak
- bi susta çekeyim şunu ya
- çekemedin gitti bi balığı ya, dümdüz çek işte, ne bi salıyon bi çekiyon
- lan onun için aldım senden oltayı zaten, direk çekip balığı kaçırırdın sen
- bi balık 10 dakka da mı çekilir kardeşim, balık mı çekiyon, inşaata kum mu çekiyon anlamadım.
- lan bi huzur ver ya, bu balık böyle çekilir
- aha suyun üstüne çıkıyor… anam bu ne la
- apo susta kepçeyi getir
- getirdim getirdim, ne yapacam
- gözüne sok apo, lan balığı alacan işte
- tamam lan artistik yapma
- ya apo olm sen manyak mısın?
- ne oldu şimdi ya,
- lan geri zekalı kelebek mi yakalıyorsun, kepçeyi üstten değil, balığın altından sokacan
- aloo efendi ol, kafana geçirecem bak kepçeyi
- hadiii daldır şu kepçeyi balığı alalım
- Allah Allah .. balina la bu SALİİİİİH.. gel de balık gör olm
- 10 kilo var la bu balık rahat rahat
- SALİİİİH .. SALİİİİH
- lan bi yavaş baar kulağımı deldin…
- olm şuna bak ya, gel Salih gel, yavruya bak
- vay vay helal olsun valla, balığa bi geldiniz pir geldiniz
- DERYA KUZUSU DERYAAAA
- valla bu balık beni bi 10 sene idare eder apo… uzun zamandır böyle keyif yaşamamıştım.
- geldiğimize deydi değil mi?
- deydi valla… iyiki de gelmişiz.
- bundan daha büyük zevk olmaz burda, hadi gidelim iso
- olm manyak mısın, balığa geldik, bi tane balıkla dönülür mü?
- şu balığa baksana, 10 kişi doyar olm, ne gerek var daha tutmaya
- 2 saat daha buradayız apo, sonra kaçarız
- e iyi bari.. sen diyorsun ki Leyla ile bana bir görüşme ayarla öyle mi?
- evet … kaç gündür teşvik ediyorsun zaten,
- ben teşvik etmesem niyetin yok yani
- uzatma işte apo… kız dün gece rüyama girdi
- hadi ya.. anlatsana
- Küfür ediyordu bana ama Alaattin abinin sesiyle… “senin gibi erkeğin…”
- ne la bu korku filmi gibi, kız karşında erkek sesiyle…
- düşünsene hayalini kurduğun kız, en nefret ettiğin adamın sesiyle küfür ediyor.. gerçek bir kabustu… sanırım onunla konuşmam lazım.. ne olacaksa olur artık
- dönünce bi yoklarım
- hadi gidelim ya apo, bu Leyla meselesi heyecanlandırdı beni…
- e hadi demiştim ben gidelim diye
- topla oltaları

Oyyy… iç organlarım da lav var sanki, ılık ılık iniyor aşağı,… ben sevgiyi hak etmedim mi diye sordum hep kendime, yanlış tercihler miydi bizi böyle düşünmeye iten?... hak ettiğin sevgiyi burnunun dibinde göremezsen iç çekersin böyle… ya da ardına kulplar takıp elinin tersiyle itersen…

- Nasıl ayarlayacaksın apo sen görüşmeyi,
- hanımla birbirlerinin telefonlarını aldılar
- ya ben duramayacam olm, iste telefonu, ben arayacam
- tamam
- hadi
- Alo Canım Leyla’nın telefonunu bi verir misin? … isoya verecem konuşmak istiyor… hadi görüşürüz.. yazıyor musun? ..05………
- Kenara çek

Derin bir iç çek bakalım, ne diyeceksin peki kıza, off afakanlar bastı… ya bırak doğaçlama gitsin işte.. her şey olacağına varır… ya bismillah

- Ne oldu iso
- açmıyor telefonu
- duymuyordur belki…
- ya da tanımadığı telefonları açmıyordur..
- dur hanıma söyleyeyim önce o arasın
- …..
- Canım sen arasana Leyla’yı isonun teli tanımadığı için açmıyor galiba… hadi bekliyorum… Alo söyledin? Tamam sağol canım.. konuşmuş iso ara istersen tekrar..
- tamam arıyorum…

- Alo
- Leyla merhaba, İsmail ben
- merhaba
- çok uzun zaman oldu görüşmeyeli, nasılsın? İyi misin?
- ….
- Alo…
- iyiyim teşekkür ederim.
- kusura bakma rahatsız ettiysem
- yok ben pek müsait değilim
- anladım, müsait olduğun bir gün buluşsak bi yerde, olur mu?
- ……
- Leyla?
- Ben müsait olduğum zaman ararım seni
- Tabi .. tabi.. görüşürüz o zaman.. ben bekleyecem telefonunu,
- iyi günler
- iyi günler!

- hayırdır iso, yüzünün haline bakılırsa rüyandakine benzer bi konuşma olmuş..
- öyle olmadı da, çok soğuktu ya
- 20 sene sonra davullu zurnalı olacak değildi herhalde
- o da doğru, sanki doğru dürüst bişeyler konuşabilmiş miydik ki bugüne kadar? Nasıl bi beklentiyse bendeki de
- yani platonik bir öykü olmuş olm sizinki… gözler konuşmuş hep
- ikimizde biliyorduk bir birimizi, sadece ağızdan dökülmüyordu kelimeler
- aslında o seni yoklamışta, sen dökememişsin kelimelere
- ya apo 17-18 yaşında kelimeye döksen ne olur dökmesen ne olur,
- bilmem valla, onu Leyla’ya söyleyeceksin
- o yaşlar bir kız için evlilik yaşı olabiliyor ama bir erkek için aynı şeyi söylemek zor, işti askerlikti, kız mı verirler 18 yaşındaki birine
- vay be iso, ya bu Leyla 20 sene eğer seni beklediyse?
- yok ya, çıkmamıştır karşısına biri, bu devirde kim kimi bekliyor ki, o beni beklesin.. değil mi?
- …..
- ne bakıyon olm öküz gibi
- ortada bi öküz olduğu doğru… ama o ben değilim
- Apo eğer o beni 20 sene beklediyse, Cumhuriyet meydanında, Çiftlikte, Mecidiye’de eşek gibi anıracam…. Hem de zevkle
- Bu kadar sevilmiş olamam diyorsun… değil mi?
- valla birinci deneme başarısız olunca, karşı cinse karşı güvenini yitiriyorsun biraz…. Ben etrafımda, güzel giyinip, lüks restoranlarda yemek yiyip, pahalı hediyeler ve de gezip tozmak isteyen kadınlar görüyorum, çoğu gösteriş budalası, içi boş insanlar…
- bütün kadınlar da aynı olamaz herhalde
- çoğu diyorum işte.. istisnalar da benim hayatıma girmedi henüz…
- belki en başından beri yanındaydı…
- lan adamı hasta etme, en başı dediğin 18li yaşlar, o zaman olmazdı, olamazdı diyorum işte…
- Angutsun olm işte, o zaman olmazsa Üniversiteden sonra olurdu, o da olmadı, işe girdikten sonra olurdu, kız hiç evlenmemiş diyorum dana…. Sen peşine gitsen kızın, belki de 15 yıllık mutlu bir yuvan olacaktı…
- sen şimdi ne yapmaya çalışıyorsun doktor bozuntusu, kafamın tasını attırma, olan oldu, geçen geçti… canımı sıkma benim
- ne yapmaya çalıyorum, salaksın işte, mutluluk trenine 2 bilet hep yanı başındaydı, sen illa da İstanbul illa da otobüs diye tutturdun… (kısık sesle) “bacımsııın”
- Apo gelmişine de, geçmişine de, saydıracam bak… bakalım her şey senin dediğin gibi mi? Kızı aradım, ne dedi? “ben müsait olunca seni ararım” üzerime atlamaya hazır biri yok hali hazırda yani… belki aramayacak bile, ya da 20 yıllık kinini kusup rahatlayacak…
- Ben senin ismini duyunca, heyecanlanan gözleri parlayan birini gördüm o gün… o kızın sana ilgi duyduğu gün gibi ortada…. Ama yansıması nasıl olur onu bilmiyorum… o sevgi nefrete dönüşüp üzerine mi kusulur… aşka dönüşüp ikinize yorgan mı olur bilemiyorum…
- bekleyip görecez.. sende bu süre zarfında canımı sıkan hikayeler yazmazsan sevinirim…
- ben senin her zaman mutlu olmanı isterim iso, mutluğu kaçırmana kızıyorum, beni biliyorsun..
- belki öyle ama söylediğin sözler, insanın içini acıtıyor, boşa geçen onca yıl… gerçekten onca sene beni sevmişse… ne büyük bir acı.. ne büyük bir kayıp… Apo beni şurda bırakır mısın?
- Yok olm, balık var akşama, bu balık yarına bırakılmaz…
- ya sen bırak beni.. akşama daha çok var… biraz dolanacam… gelirim ben..
- akşama görüşürüz o zaman..
- tamam görüşürüz….

misterno55
05-09-2011, 16:57
Salaksın olm sen salak, iş hayatında belli bir yere gelene kadar karı kız yok, evlilik yok,… buyur neye yaradı bu tespit, her şeyi bırakıp kürkçü dükkanına döndün,

- niye hayıflanıyorsun, iyi bir iş hayatın olmadı mı?
- apo yeterince canımı sıktı, seninle uğraşacak halim yok, iç sesim, sağ yanım, sol yanım, ne şeyimsen artık….
- bi tespit yapalım şimdi senle
- ya bi yürü git ne tespiti yapacaz
- sen bir evlilik yapmadın mı?
- yaptım!
- demek ki, planlama da bir eksiklik yok,
- nasıl eksiklik yok
- iyi bir iş hayatın oldu, doğru zamanda da evlendin, ama seçtiğin kişi ile kafalarınız uymadı, planlama doğru, seçilen kişi yanlıştı ..
- eee ne oldu şimdi, her şey düzeldi mi? Bir şeyler yanlış gitti işte
- ya ben şu senin tespiti sana yapsam, çıldırırsın, şimdi tespitlerin yanlış değildi diyorum, yine köpürüyorsun, ne dingil adamsın ya…
- bi şeylere kızmam lazım, sende hep uygunsuz zamanlarda hortluyorsun, ne söylesem tersinden giriyorsun mevzuya.. benim de ayarlarım bozuluyor işte
- sen yanına yalaka arıyorsun, ne desen, doğru diyorsun mu diyeyim…Noter miyim lan ben
- ya neyse ne… üstüme geliyorsun devamlı, her zaman nasırımın üstündesin, arada bi desteklesen olmuyor mu?
- peki destekliyorum seni, sen hıyarın tekisin, iş hayatıyla ilgili tespitin saçmaydı, evlilik kararın yanlıştı, hayatının içine s.çtın…
- yok bu da olmadı…
- Seni uzun süredir seven birini göremeyecek kadar da körsün, doğru dürüst bir sosyal yaşamın yok, bilgisayar, çizgi roman ve apo üçgeninde dolanıp duruyorsun… ha birde uçsuz bucaksız hayal alemin var…
- Her şey bir kenara, eğer Leyla gerçekten beni sevdiyse.. seviyorsa…
- bir kenar mahalle raconuna takılıp, belki de büyük bir mutluluğun da içine etmiş olma ihtimalin yüksek…
- sadece racon değildi ki mesele, o işin küçük bir bölümü, önce ihtimal vermemiştim, çok güzeldi o, etrafta hali vakti iyi birileri onu kapıp gidecekti, öyle bir güzellik sahipsiz kalır mıydı ki?
- o aralar kendimizi güvenmiyorduk yani
- yokluk dönemleriydi, herkes oğullarını devlet memurluğuna, kızlarını da sağlam bir kapıya atmanın hesabını yapıyordu…
- hmmm bütün kızları varlıklı aileler aldı yani
- ben öyle düşündüm kardeşim o zaman… zaten manyak ta bi abisi vardı. Az evin etrafında dolansan sopayı yiyordun… adamın aklına aşk meşk mi gelir, o lavuğun olduğu yerde.
- bak yine kulp takıyorsun işte, aşkın olduğu yerde illaki acı vardır, zorun olmadığı yerde aşk mı olur?
- o zaman bu kadar olgun muyduk? Kız mı yok etrafta, 18 yaşında beni istiyorlar diyen bir kız, sen de o yaşlardasın, babamın karşısına çıkıp ‘baba bana Leyla’yı al’ mı diyecektim… ‘lan bakkaldan sigara mı istiyorsun’ deyip şaplağı indirirdi….
- işe girdikten sonra halledebilirdin….
- unuttum gitti kardeşim,
- bi yalan atma ya, madem unuttun, 25 sene bi mendil saklanır mı?
- Korktum aslında, hani sorup soruşturunca evlendiğini öğrenirsem diye… çoluğa çocuğa karışmıştır zaten diye düşündüm… öyle hatırladığım gibi kalsın her şey istedim…
- sen baya bi sevmişsin ya bu kızı…
- ……
- Peki şimdi benim taktikleri uyguluyoruz o zaman..
- Neymiş senin taktiğin?
- Sen bekleyeceğin kadar beklemişsin zaten, şimdi kızın aramasını beklemiyorsun
- Arayacam öyle mi?
- evet arayacaksın
- ben ararım dedi ama..
- sende kuzu kuzu bekleyeceksin, öyle mi?
- yani
- bak benim sevgili dış sesim, kabuğum, bu kadın milletine yönetimi hiçbir zaman vermeyeceksin, yoksa sokakta gezdirdiği fifiye dönersin
- ya s..tir git… insan sevdiğine köpek muamelesi yapar mı?
- Lan bi söz dinle, sen eşek olmaya gör, bak üzerine binenin haddi hesabı oluyor mu?
- ya kardeşim genel kaideleri geç, bu bir birini seven iki insan, niye tiyatro yapayım ki?
- Peki biraz daha açayım, kadınlar ne ister? Nasıl önemli bir soru değil mi?
- Yani ilk deneme de başarısız olmuş biri olarak, oldukça önemli bir soru tabi, cevabı merakla bekliyorum…
- onlara sorarsan, romantik bir erkek isterler, şiirler, çiçekler, hediyeler,… ama belli bir noktadan sonra bunların hiçbir önemi kalmaz… gerçek bir kadının istediği tek gerçek vardır, oda gerçek bir erkek…
- bu mu şimdi açıklama…
- açayım biraz daha…. Sen ilk eşine kötü davrandın mı?
- hayır
- bir çok sinir bozucu durumda da ya sabır çektin?
- doğru hiçbir zaman kalbini kırmak istemedim, mantık bir şekilde izah etmeye çalıştım bir çok şeyi…
- peki bi şeye yaradı mı?
- sonuca bakınca yaramadığı görülüyor da… ne yapacaktım yani… dövecek miydim, aşağılayacak mıydım?
- ya dövmesen de, yanlış yapıyorsa biri haddini bildireceksin, bu kadının da olsa böyle, başkası da olsa böyle…
- doğru yöntem bu diyorsun
- korku ile saygı kardeştir, eğer biri sizden korkmuyorsa, yakında saygısını da yitirecektir…
- lan korku üzerinde evlilik mi kurulur .. angut
- kardeşim ben sana eşini sürekli korkut mu diyorum, abuk sabuk konuştuğu zaman haddini bildireceksin, konuşmuyorsa zaten mesele yok…
- benim ilkindeki yanlışım bu muydu?
- evet.. sen onu üzmemek adına bir çok şeyi söylemedin, ama evlilikte kadın erkeğin gücünü her konuda hissetmeli, yoksa saygı asla oluşmaz…
- yahu bu kadınlar dangalak o zaman, ben seçtiğimin kadının bir sürü aptalca davranışını görüyorum, ona sevgim azalmıyor ki? Onun bana saygı duyması için niye ekstra bişeyler yapmalıyım ki?
- kadın kardeşim bu, Ademi kandırıp yasak meyveyi yedirmiş mi? yedirmiş… Sen de ayvayı yemek istemiyorsan dediklerimi yapacaksın, bırak bu sevgi aşk sözcüklerini, kadınını elbette seveceksin, aşık olacaksın.. ama her şeyi dozunda ayarlayacaksın, tıpkı bir yemek gibi... tuzu ne fazla ne az, her şey kararında olacak ki leziz olsun…
- anlaşıldı, al sazı eline diyorsun, bunlara arada bir diş göstermek lazım diyorsun
- gerektiğinde evet… hadi ara kızı
- ara kızı diyorsun
- diyorum
- arayalım bakalım….


- Alo Leyla
- efendim
- ben görmek istiyorum seni bugün
- gelebilir miyim bilmiyorum
- cumhuriyet meydanında, zıraat bankasının önünde bekleyecem…
- ben söz veremem gelirim diye…
- gel lütfen (lan dış ses yumuşama hemen, biraz daha erkeksi ol)
- ne zaman?
- hemen, şimdi (bak bu oldu)
- yok yok hemen gelemem, belki 2 saat sonra
- Tamam saat 12.. saat 2’de bekliyor olacam
- peki…

Hadi hayırlısı gelecek galiba… daha 2 saat var, önce eve gidip bi üstümüzü değiştirelim, sonra da sahile inip gezerim biraz…

- Oğlum hayırdır, ne bu telaş
- işim var anne üstümü değişip, çıkacam hemen
- öğlen olacak, gecenin köründe de çıkmışsın evden, otur bişeyler ye öyle çıkarsın
- sağol anacım, hiç açlığım yok, çıkmam lazım
- Allah Allaaaah, neymiş bu acele iş böyle…
- Sonra anlatırım anacım.. mucks… hadi kaçtım
- e hadi Allah işini rast getirsin….

İnelim bakalım sahile doğru belki balık tutan falan vardır.. geyik yaparım biraz… bakalım .. bakalım… anaaa .. baya adam varla burda..

- Selamın Aleyküm
- Aleyküm Selam…
- Rastgele.. çıkıyor mu bişeyler
- kefale atıyoruz, çıkıyor az da olsa
- eskiden burdan kiloluk kefaller çekerdik
- bilirim
- gelirmiydin eskiden de balığa
- çocukluğum buralarda geçti hep, okuldan kaçardım balığa gelirdim
- sende bizim kafandanmışsın.., bu taşlıktan, babalardan, büyük taşlardan, liman çıkışına kadar her yerden balık tutmuşumdur…
- uçtaki taşlardan genelde izmarit falan çıkardı,
- evet evet, uzun taştan istavrit, onlardan izmarit, çinakop zamanı çinakopta olurdu, ha bi de zargana…
- bu taşlığa da gelirdi çinakoplar… ne günlerdi ya.. akardı balık resmen
- ne güzel günlerdi değil mi… peş peşe at çek yapardık..
- evet keyifli günlerdi.. her şeyin içine ettikleri gibi.. denizin de içine ettiler
- düzelir inşallah diyelim…. Hadi rast gelsin
- sağolasın…

Başıma güneş geçmeden kaçayım burdan, eskiden sabahtan akşama dursam bişe olmazdı, şimdi yarım saat dursam başım ağrıyor… mecidiye de biraz vitrin seyredeyim en iyisi… gez gez ayaklarım şişti ya… çay içeyim şurda bi yerde, bide cigaraya yakayım,… hah spor gaztesi de var… hop hop hop değiş tonton… klasik türk erkeği moduna geçiş

misterno55
06-09-2011, 09:10
Vakit yaklaşıyor ufaktan ufaktan bankanın önüne kayayım ben, bide gelmezse işe bak sen… gelir gelir anca 2 saat sonra dediğine göre üstüne başına bişeler yapmak için zaman kazanmak istemiştir.. öyledir öyle… ya gelmezse… lan bi uyuz senaryolar yazma kendi kendine ya…. Gelecek kardeşim

- hayırdır kardeşin mi gelecek onu bekliyorsun
- iç ses hiç zamanı değil, benim kalbimin hızlı attığı zamanlar oldu, ama bu kadar heyecanlandığımı hiç hatırlamıyorum… lan kız gelir de dilim tutulursa hiç şaşırmam
- o derece diyorsun
- valla bu derece bildiğin derecelerden değil… çok yüksek bi mertebe
- lan bi heyecan yapma, işi b.k edecen bişe değil…
- öyle yapma deyince oluyor mu sanıyorsun
- altı üstü bi kadınla buluşacan, ne diye 15 yaşında ilk milli maçına çıkan velet gibi heyecan yapıyorsun
- valla onda bile bu kadar heyecan yapmamıştım…
- ilerde oba restoran var, bi iki tek salla istersen, heyecanın yatışır
- aslında fena fikir değil,… yok yok kokar ağzım burnum, bide ilk görüşme bu ya… içkili içkili olur mu
- lan kafayı bul mu dedik sana, heyecanını yatıştırmak için bi duble yuvarlarsın işte
- ya bi sus be kardeşim, şeytan mısın nesin, ne diye içki iç diyorsun… adam gibi bi tavsiye vereceksen ver .. yoksa uza
- he şeytanım, bak bu boynuzlarım bu da kuyruğum… sallim mi?
- git şurdaki ite salla, belki bi iyilik yapar sana…
- senle mi uğraşacam, ne halin varsa gör
- şükür, uğraşma benle, kaybol…

Bi çiçek Allah’ım bir çiçek bile almadım ya… ‘birader yakınlarda bi çiçekçi var mı?’ ‘az ilerde solda görürsün’.. ‘eyvallah çok sağol’….. lan iso tam eşeksin varya… neyse neyse güzel bi buketle hallettik bu işi de… şöyle arkamızda saklayalım, böyle çiçekle beklerken de kendimi angut gibi hissediyorum ya… yapacak bişe yok, gülü seven dikenine katlanır…

Şu gelen o mu la yoksa… şişko lan bu, anam o değilmiş… şükür… şu olabilir mi acaba… yok oda değil… Aha geliyor galiba… buda değilmiş… kafayı sıyıracam bu gidişle, saatte iki buçuk oldu, gelmeyecek mi yoksa…

- Anam
- Leyla! Ordan mı geldin hiç fark etmedim seni
- meraba
- merhaba… bunlar senin,
- teşekkür ederim

Hala çok güzel, hala melek gibi, gözleri hala parlıyor…

- hep burda durmayı düşünmüyorsun değil mi?
- ha yok özür dilerim… hadi yürüyelim
- peki
- Hala çok güzelsin, hiç değişmemişsin
- Sen biraz kilo almışsın
- evet aldım, spor yapıyordum, bırakınca aldım, spora başlar veririm çok önemli değil
- ne kadar oldu samsuna geleli, ben 10 gün önce öğrendim
- gel şu kafeye girelim, anlatayım
- …..
- Ben kahve söyleyeceğim, sen ne içersin?
- bende kahve içerim
- bize iki tane orta kahve lütfen…
- ne zaman geldiğini söyleyecektin
- 6 ay oldu samsuna geleli,
- 6 aydır buradasın demek…
- evet buradayım
- İsmail ikimiz de artık yetişkin olgun insanlarız, sana bir şey sormak istiyorum,
- tabi ki..lütfen….
- liseyi bitirdiğimiz yıllardı, bahçede seninle bişeyler konuşmuştuk hatırlıyor musun?
- evet dün gibi hatırlıyorum, beni istemeye geliyorlar demiştin
- sende hayırlısı ne ise o olsun demiş ve arkanı dönüp gitmiştin!
- tamamen öyle olmasa da, son cümlem oydu
- ya ben seni hep beni seviyor bildim biliyor musun? Gözlerinden bunu anlamak zor olmuyordu, o güne kadar anlamadıysan, o günkü soruyla benim de senden hoşlandığımı, seni sevdiğimi anlamışsındır herhalde….
- evet anlamıştım ama, o zamanlar çok zor bir ihtimaldi benimle senin arasında bişey olması
- Neden zordu anlatır mısın? Ben de anlıyayım
- neden zordu?... o yaş senin için uygun bir evlenme yaşıydı belki, ama benim için uygun değildi, sanırım babam dalga geçerdi benle…
- aklından geçirdin yani benimle evlenmeyi
- elbette ben seni hep sevdim Leyla, bunu hatırlıyor musun?
- aaa bu yoksa bahçede, burnun kanamıştı, o mendil mi?
- Leyla!! neden ağlıyorsun?
- Ya madem seviyordun beni, nerdeydin bu zamana kadar…
- ben korktum hep,
- neden korktun?
- biriyle evlenmişsindir diye, seni hep hafızamdaki gibi saklamak istedim…
- ya evlenmemişsem, ya beklemişsem hep seni
- ama sen çok güzelsin, seni bırakmazlardı ki, belki de ben üniversitedeyken bile evlenmiş olabilirdin… hiç evlenmedin mi?
- niye bugün aradığın gibi aramadın hiç? Evlenmişsem evlenmişimdir, bunu öğrenmekten korkulur mu?
- korktum işte, o kadar güzeldin ki, kendime bile yakıştıramazdım seni,
- bırak saçmalamayı
- !!!
- insan birini severde, nasıl aramaz? Ne biçim sevgi bu böyle?
- Sen bu kadar sene hep beni… bekledin mi?
- neden aramadın? Neden?
- ben ne desem bilmiyorum, öyle aktı gitti hayat, söylenecek ne varki, neyi getirebilirim geri, cezalandırmaksa amacın söyle, razıyım cezama
- 10 ocak 1992 de işe başladın, 1999da evlendin 2000 yılında 1 kızın oldu, 2009 da boşandın… sen benim hakkımda neler biliyorsun?

Anam lan bu da mı sıyırmış, dışı güzel içi çürük karpuz mu bu ya… ne diyeyim ben sana benim içimdeki pişmanlıklar yakmıyor mu sanki, canımı acıtmıyor mu?

- Bak Leyla yapma lütfen, inan böyle olduğunu bilsem, dünyaları yakar yıkardım senin için
- bilsem!.. bilmek için bile bir şeyler yapmadın.
- Leyla
- Sen beni hak etmek için, hiçbir şey yapmadın
- Amacın bana acı çektirmekse, susayım, dök içini
- Sen belki de hayatımızın en mutlu yıllarını çaldın,
- Leyla sen beni hiç tanımadın mı? Ben hiç kızların peşinden koştum mu? Kızlarla rahat rahat konuşabilen biri miydim ben?
- Ben mi arayacaktım yani seni, ben mi evlenme teklif edecektim sana?
- O kadar değil elbette ama, ben bu tür ilişkilerde hep çekingendim, ben seninle ilgili kimden haber alabilirdim ki?
- ….
- Sen bana bir gel desen? Ben bütün duvarları yıkardım…
- Gelme artık, anladım ki sen benim hayal ettiğim gibi biri değilsin, çekingen, kabuğunun içine çekilmiş, sıradan silik bir erkeksin
- belki de söylediğin gibi, seni hak etmeyen biriyim… belki de bu korkulardı beni sana yaklaştırmayan… yıllar sonra da olsa, korktuğum başıma geldi
- YILLAR ÖNCE BÖYLE OLMAZDI
- Leyla yavaş lütfen
- sana yıllar önce yaklaşmamamın sebebi de buydu, mutlaka bir şeyler olacak ve bu iş olmayacak… onun için ben seni hep hayal ettiğim gibi hatırlamak istedim..
- öyle olmayacaktı yıllar önce gelseydin
- o zamanda bir şeyler olurdu… bugün olduğu gibi
- olmazdı
- ŞİMDİ NİYE OLUYOR O ZAMAN?
- 20 yıl insan hayatında uzun bir süre, ben kaldıramıyorum bazı şeyleri
- geçmişle kavga edeceksek kalkalım, ben seni böyle hatırlamak istemiyorum.
- 20 yıldır ortadan kaybolduğun gibi yine kaybolmayı seçiyorsun…
- Leyla söylediklerine bir bak, gelmesem aramasam daha iyi olacaktın sanırım, hem kendini hem beni üzerek ne kazanmayı umuyorsun?
- Sanırım haklısın, kalksak iyi olacak…
- Yürüyelim mi sahilde, rahatlarsın,
- …..


Evet çocukluk aşkım meğer yıllarca beni beklemiş, bende eşek gibi bunu görememişim, görmek için de hiçbir şey yapmamışım. Ya nerden bileceksin, bi Allahın kulu da demediki bana bu kız bekar diye, ne üniversite döneminde, ne işe girdikten sonra… Ben sevdim ya Leyla yı hem de çok sevdim, o benim için hep ulaşılmazdı, o kadar güzeldi ki, bu güzelliği kim sahipsiz bırakırdı… bizim elimiz ekmek tutana kadar, alır götürürlerdi…

- iyi misin?
- daha iyiyim sağol…
- Ben bişeyler söylemek zorunda hissediyorum kendimi, yanlış anlaşılmak da istemiyorum, bizim aramızda dolu dolu bir şeyler olmadı hiçbir zaman Leyla, evet ben seni uzaktan uzaktan hep sevdim, ama biz seninle bir gün bile yan yana gezmedik, el ele tutuşmadık, birbirimize seni seviyorum demedik
- ama sende bende biliyorduk, öyle değil mi?
- bunları yaşamak gerekiyor Leyla, biz böyle bir şey yaşamadık, belki yaşamış olsaydık, o yılları kaybetmezdik… birbirimizle doğru dürüst bişeyleri konuşamadık bile biz… oysa bugün bir çok şeyi paylaşmış, belli kararlar almış gibi kavga ediyoruz… ve sen beni yargılayıp infaz ediyorsun…
- haklısındır belki de.. o zamanlar bu günkü kadar rahat ortamlar olmuyordu… yan yana bile yürüyemediğimiz doğru… el ele tutuşamadığımız da…
- inan ben bugün söylediklerinin yarısını bilseydim, bütün dünyayı karşıma alırdım senin için…
- gerçekten mi?
- gel benimle
- !!!! nereye
- gel
- İsmail ne yapıyorsun?
- çok daha önce yapmam gereken bir şeyi…
- durur musun? Lütfen.. İsmail!!!
- durmak yok

- buyrun nasıl yardımcı olabilirim
- şu tektaş yüzükleri çıkarır mısınız?
- tabiî ki
- şunu alabilir miyim?
- buyrun
- İsmail ne yapıyorsun?
- ne mi yapıyorum seyret şimdi, beyefendi müsadenizle….
- müsaade sizin…
- benimle evlenir misin?
- ……..
- tamam.. istersen cevap verme, bi 20 yıl sonra görüşürüz artık
- ……
- ödemeyi alır mısınız şurdan
- hanım efendi cevap vermedi?
- önemli değil, evet de dese hayır da dese yüzüğü size geri vermeyeceğiz…
- ben onun için değil de merakımdan sordum
- KARDEŞİM ARIZA MISIN SEN, AL PARANI
- pardon pardon, afedersiniz.. hemen hallediyorum

- Aç mısın? Yemek yiyelim istersen…
- yok aç değilim… yürüyelim biraz
- yürüyelim…
- ben
- ben
- pardon dinliyorum
- yok lütfen
- İsmail ben ne diyeceğimi bilmiyorum, o kadar çok şey biriktirdim ki içimde, doğru yanlış her şeyi söyledim, ama seni mutsuz etmek için değildi inan, ben seni önce insan sonra bir sevgili olarak seçtim…
- anlamadım ama iyi bişe söyledin galiba
- yani İsmail önce benim için iyi bir insan oldu, 5-6 yaşlarındaydım hiç unutmuyorum abim seni dövmüştü… balkondan görmüştüm, eve geldiğinde cam maşrafayla kafasına vurup yarmıştım…
- ahahaha.. gerçekten mi?
- bana baktı önce, niye kafama vurdun diye sordu, sen niye ismali dövdün? Diye sorunca, arkasını dönüp gitti…
- senin bu abin dışarıda da bi tuhaftı, demek evde de aynıymış… seni de dövdüğünü söyleyeceksin sandım birden…
- yok bizim evde şiddetin eli babamdı, bana dokunsa başına geleceği biliyordu… gerçi abimden başka da dayak yiyen olmazdı evde…
- bak şimdi içim rahatladı biliyor musun? Abinden yediğim dayağın haddi hesabı yoktur, en azından birinin intikamı alınmış.. ahahaha
- 1 değil 2
- öbürü hangisi? O mendili verdiğin gün mü yoksa?
- evet,
- ne yaptın peki?
- bardağı fırlattım yüzüne, kaşı yarıldı
- sana gene bişe yapmadı?
- yok, o bana hiçbir zaman el kaldırmadı, kaldırmaz da…
- sende fena eli maşalıymışsın desene… ahaha
- bi de Halit amca ile senin baban sokakta gençlerle kavga ederken görmüştüm Fatma teyzelerin bahçesinde, duvara yaslanmış ağlıyordun… içeri girip ağlamaya başladım, o zaman anladım ki, senin ne zaman canın yansa, benim de canım yanıyor…
- ……….Leyla… keşke bilebilseydim,
- olan oldu artık… keşkelerin anlamı kalmadı…
- Artık kötümserliği bırakmanı istiyorum, geçmişi geri getirmek imkansız, bundan sonrası için ne yapılabilir onu konuşalım…
- Onca yılın birikmişi var içimde… ne söylemem gerektiğini bilmiyorum…
- Sen benimle yılların acısını çıkarmak için mi buluştun, olanlar oldu artık, neden kaçırdığımız mutluluğu yakalamak üzerine konuşmuyoruz,
- Aslında böyle bir konuşma için gelmemiştim, ama öyle gelişti
- Nasıl gelmiştin peki, ne bekliyordun bu günkü buluşmadan
- Bilmiyorum, gelmek görmek istedim seni, birden öyle çıktı kelimeler
- Bak Leyla eğer mesele acı çekmekse, inan çektiğim acının, kaçırdığım mutluluğun pişmanlığının izahı yok… ama bunların bize hiç faydası yok…
- bunca yılın sessizliğini çarçabuk ortadan kaldırmak zor, eve gidip bugünün hesabını yapmak istiyorum, ne yapmak istediğimi şu an kestiremiyorum, yani doğru olan ne bilmiyorum…
- Anladım,… seni zorlamak istemem, sadece şunu bilmeni istiyorum, yanında ya da uzakta, ben seni hep sevdim…
- Sen beni sevdin, ben seni sevdim… bunu tam olarak ne sen bildin.. ne de ben…
- …. Ahaha
- neden güldün komik mi?
- ya kusura bakma, gerçekten özür dilerim… pembe dizi repliği gibi geldi bana… Aaahhh Rosalinda diyesim geldi…
- hiç komik değil
- ahahaha.. özür dilerim.. tutamıyorum kendimi… prffff…
- ……
- özür dilerim lütfen yanlış anlama beni…
- Rosalinda ha…
- Ben senin gülmeni unutmuşum, asma lütfen yüzünü, her ne olacaksa olsun, ama asma yüzünü…
- Peki Roberto…
- Ahahaha… gidelim mi Rosalinda
- Gidelim…

Drilili drilili… drilili drilili.. ‘Pardon Leyla.. bizim deli doktoru,’..

- efendim apo
- Balığı hazırlıyorlar, bekleniyorsun akşama
- hazırlıyorlar derken? Kaç kişi hazırlıyor balığı, sende mi girdin len mutfağa kılibik
- yok olm, hadiye teyze de burda
- Annem ne arıyor orda
- sen gelecen, o evde yalnız mı duracak, çağırdı hanım
- e iyi olmuş, tamam akşama görüşürüz
- tamam, geç kalma, yemek saat 7de hazır olacakmış…
- anlaşıldı...

- Niye aramış Abdullah
- Biz bugün sabaha karşı, daha doğru gecenin bi yarısı, balığa gittik Abdullah’la ve kocaman bir balık yakaladık… onu hazırlıyorlarmış, akşam yemeğe çağırıyor…
- Anladım..
- Leyla cevabın ne olursa olsun, ben seni görmek, konuşmak isterim,
- tamam
- gecenin bi saati arasam bi mahsuru olur mu?
- uyuduğum zaman kapatıyorum zaten, sanırım mahsuru olmaz,
- tamam hadi seni bırakayım…

Ya ba da ba duuuu…. ‘Hayat ne güzel ne hoş, haydi durma sevgiline koş…’ ‘Lay lay lay .. Lay lay lay, la la Lay lay, la la lay lay… bir başkadııııır benim memleketiiiiim’

misterno55
14-09-2011, 16:16
70’lerde çocuksanız, oyuncak konusunda oldukça yetim kalmışsınız demektir. Yaratıcı bir zeka, size oyuncak temini konusunda bir takım üretimler yapsa da, Alamanya dolaylarında babası olan bir komşu çocuğu, ağzınızın açık kalmasına ve yaratıcı zekayla ortaya koyduğunuz bir oyuncağın çöpe gitmesine neden olabiliyordu. Plastik ve metal alaşımlardan yapılmış oyuncaklar, sizin tel, tahta ve çeşitli enstrümanlardan (kabak, çamur gibi…) yaptığınız üretimlere gölge düşürüyordu.

O yaratıcılık bizde olmasına rağmen, 2 Alamancı komşu bu yaratıcılığın mutluluğa dönüşmesine izin vermiyordu. Üst komşumuz ve ev sahibimiz Ömer Amca’nın torunları, uyuz murat ve arap bacısı Almanya kökenli oyuncaklarını evde oynamaktansa, bizim evin önünde gözümüze soka soka oynarlardı. O yetmiyormuş gibi yine Babası Almanya’da olan sırık Engin’de babasının gönderdiği, arabaya benzeyen ve pedalları ileri geri iterek hareket ettiren oyuncağıyla mahallede fink atıyordu.

Kaldı ki, şu anda araba manyağı birinin hayallerini nasıl bir Porsche veya Ferrari süslüyorsa, bu sırık Engin’in sürdüğü oyuncak araba da, bizim gibi veletlerde aynı etkiyi yaratıyordu. Apoyla, bahçe duvarında oturmuş ağzımız açık Engin’i izliyorduk,

- iso gel olum çakalım ağzına bi tane, alalım arabayı
- olm, manyak mısın? Dedesinden sopa yemesek bile, annem süpürge sapıyla, karate yapar bana
- iso bu aralar amma korkuyon ha dayak yemekten
- ne alakası var olm, mesele dayak yemeden arabayı almak
- o nasıl olacakmış, vermez ki bu arabayı bize
- verir verir, niye vermesin
- istedim olm, sen gelmeden önce, hem niye versin ki, ben olsam vermem, bütün gün inmem valla tepesinden, aha kız kardeşin değil mi la bu ağlayan?
- kız! Niye ağlıyorsun?
- bu ayap(arap diyecekte R leri evde unutmuş) bana oyuncak bebeği veymiyooo
- arap sensin, vermiyorum işte(arap bacı)
- ne ağlatıyorsun kızı, bak kıracam kafanı
- oda bana arap demesin
- ama abim sana hep ayap diyo,
- o zaman bebeği de ondan iste,
- yürü git evinde oyna, istemiyoruz senin bebeğini
- banane banane burası bizim evimiz, siz kiracısınız
- bana bak kız arap, kırmim ağzını burunu,
- Noluyo bakim orda (Ömer Amca üst balkondan konuya dalıyor), kimin ağzını burnunu kırıyorsun sen velet…
- %*&…(içimden yüzüne karşı saygılarımı sunuyorum)… kardeşimi ağlatmasın o da..
- Gel bakayım içeri sen, evde oyna oyuncaklarınla

Ömer amca aklı selim bir yetişkin olarak arbedenin çıkmasını önlüyordu ama, bu arap bacı evine giderken, dilini çıkarıp gözlerini pörtletmeyi eksik etmiyordu… ah arap bacı ah ben seni ıssızda yakalamaz mıyım…

- ahahaha ömer amca koydu lafı
- lan apo hırsımı senden almim
- tabi tabi, sen Enginden arabayı nasıl alacan onun hesabını yap
- gayet basit, seyret şimdi
- seyrediyorum…

- Engin naber la
- vermem olm arabayı boşuna yanaşma
- napim olm ben senin dandik arabanı, biz birazdan pisiklet binmeye gidecez
- dandikmiş hadi ordan, taaa Almanya'dan geldi olm bu...eee ne var o zaman?
- ebenin ki var?.. Atilla abi geliyor, bak
- hani hani!!!..
- ahahahaha.. altına edecen la kordudan
- bak yaracam kafanı …
- ne yarıyon olm sen karpuz mu?..tırsak.. sen git Almanya’dan gelen sütlerini iç
- rahat bıraksana beni ya, araba sürüyorum görmüyor musun?
- sen bebek arabasına binmeye devam et, biz apoyla pisikletle geliriz birazdan
- nerden bincen olm pisiklete, senin pisikletin yok ki, bitli
- kireç tepenin orda kiralıyorlar olm, nerden bulacakmışım…. Bitli senin keçi sakallı dedendir.
- Ordakilar paralı, sende para ne gezer ki..
- cebimde gezer, nerde gezecek fasulye sırığı, hafta sonu su sattım
- ….
- la apo şu bebe arabasını itsene la, yokuş yukarı çıkamıyor.. eheheh
- itim mi la sırık
- bende gelim mi la sizle
- yok olm, deden kızar, sen öbür sokağa bile geçemiyon, nasıl gelecen kireç tepeye
- ya söylemezseniz, bilemez ki... hadi la .. noluur!
- bi şartla, önce apoyla beni bu bebe arabında itecen, ama yalnızca yukarı çıkarken
- valla mı? Tamam olur, pisiklet sürecez değil mi beraber..
- sürcez tabi olm, ayıp ettin.... apo atla
- Allaaaaaaah……….

3 saat sonra……
- Nasıl olm ben demedim mi sana alırım diye…
- manyak olm o sırık, onun pisikleti zaten var, niye bizimle pisiklet sürebilmek için verdiki arabayı
- geçen Atilla abi bu bisikletle gezerken dürttü… bu cumburlop yere kapaklandı… kolu dizi hep soyuldu… korkudan dedesine de diyemedi… o da bundan sonra bisiklet falan yasak dedi..
- he o yüzden… iyi de pisiklet sürmeye de gitmedik ki
- ne gidecem olm, salladım öyle arabaya binmek için…
- Olm acayip üçkaatçı ve de yalancısın var ya… ahahaha
- kahvenin oraya kadar yarışa var mısın?
- ……varım
- sona kalan dona kalır...
- la dur…

Hayal gücüyle yapılan üretime o zaman apo yalancılık demişti… şimdi ise senarist, yazar falan diyorlar… o zaman ben yazdığım senaryo ile, oyuncak bi arabaya 3 saat binmiştim… şimdi iyi bir senarist veya yazar sanırım cillop gibi arabalara biner… Eeee herkesin bir çapı var.. bizimki de bu kadarmış… o yaşta o keyfi daha da alabilmiş değilim yalnız… benim hayal gücüm bana yeter kardeşim… ucundan olsun benim olsun…

Şu arap bacıya da bi senaryo yazıp kardeşimi sevindirmem lazım… lazım da… nasıl?

- naber kız?
- ne o, arap demediğine göre bişey isteyecen galiba…
- yooo ne istiyecem kızım ben senden Alla Allaa…(ulen bu karı milletinden 7sinde bile bişe saklayamıyorsun)
- e ne var o zaman?
- elbisen çok güzelmiş, Almanya’dan mı geldi?
- eveeeeet, Berlin’den, orda kocaman kocaman mağazalar varmış, Annemle Babam ordan almıııış… yaaaa

Ba ba… nasılda ballandıra ballandıra anlatıyor,… elbise de elbise olsa, kesin Almanya’nın bit pazarından almışlardır…

- sen 3.sınıfa geçtin değil mi?
- eveeeet hemde pekiyle… nabeeer
- büyüdün sen baya… ama hala bebeklerle oynuyorsun hayret!
- niye oynayamaz mıyım bebeklerle?
- okula gitmeyen küçüklerin oyuncakları onlar… senin aynaya bakıp saçlarını taraman falan lazım
- saçlarım bozulmuş muuu?
- yok yani aynanın karşısında oynayacak yaşa geldin sen, demek istedim, büyüdün yani…
- tarıyorum ki ben saçlarımı aynada,
- elinde bebek geziyorsun ama…
- öyle almışım elime, al kız sen oyna

Aha da yuttu zokayı.. on numara senaryo, sonu da mutlu son….

- sağol ayap
- arap sensin, porsuk saçlı (kardeşimin saçları, zenci saçı gibi kıvırcık ve oldukça gürdü)
- ne yaptın kız, niye arap dedin kıza
- ühühüü, bebeği niye aldı benden
- niye olacak arap dedin diye
- onun adı ayap değil mi? Üüüü
- yok kızım ne arabı ya, o kadar da uğraştık..
- ühühüh…sen öyle diyoysun ya hep
- ben derim sen bana ne bakıyorsun.. ağlama hadi eve gidelim
- ühühü.. bana ne ben oyuncak bebek istiyoyum..
- abla desen olmuyor muydu, nüfus müdürü müsün illa ismini bilecen...

Her zamanda papaz pilav yemiyor, ne yapalım…. Bu acaba aponun dediği gibi yalancılık mı? Yoksa hayal gücü mü? … yoksa hayal gücü kaynaklı yalancılık mı?.. yok yok ne yalancılığı kardeşim, anında yazıyor ve oynuyoruz işte… bunun adı olsa olsa tiyatrodur… tabi canım sokak tiyatrosu… ne diyorlardı bi de… doğaçlama.. aynen … ben yalan söylemeyi sevmem zaten… Hayatta yalan söylemem!!!

misterno55
17-09-2011, 10:33
Çukulata ve Muzla Tanışma….

Şimdiki çocuklara ne meyve beğendirebilirsiniz, ne şeker, ne de çikolata… kimisi bitter diye tutturur, kimisi bunun tadı acı, bitter olmasın veya beyaz çikolata olsun,vs.vs… biz kaynana şekerini ya da lokumu gördük mü olay biterdi, dünyanın en mutlu veletleri olurduk… o şekeri ağzımızın içinde gezdirirken, “Lezzet Dünyasına Yolculuk” kısa filmini yüzümüzde görebilirdiniz…

Yemek seçen çocuklar olmadık hiç, çünkü seçenek yoktu,… seçenekler artsaydı da fark etmezdi sanırım, ilave seçeneği de hiç şikayet etmeden mideye indirirdik. Hele ilk kez tanıştığımız doğa üstü lezzetlerse, bir aşkı dile getiren hikayelere dönüşebilirdi. İşte bizim çikolata ve muzla tanışmamızda büyük bir aşk hikayesinin başlangıcıydı;

O gün bizim sırık Engin’in ailesi Almanya’dan gelmişti, Apo nefes nefese…

- iso, isooo
- olm, nefes al ölecen lan…
- ya sırık var ya sırık
- Almanya’dan annesi babası gelmiş mi diyecen
- yok onu demeyecem, sırık evin önünde bişe yiyo,
- sanane olm, adamın elindeki ekmeği de mi yedirmeyecen, amma aç bişey oldun sen ya…
- ya ne ekmeği bi dur.. böyle kahve rengi bişe, yaldıza sarmışlar, kırıp ağzına atıyor, gözlerini kapatıyor yerken kedi gibi…
- napim olm, sorsaydın ne yiyorsun diye, ne bilim ne yiyor
- sordum zaten
- eee
- çekulata gibi bişe dedi?
- o neymiş ki?
- bende sordum
- lan ne dedi onu söyle,
- dedi ki.. kaynana şekeriyle lokumu yüzbinle milyonla çarp, yinede bunun kadar tatlı olmaz…
- Hade leeen.. kaynana şekeri bu.. boru mu… kandırmış oğlum o seni
- esas mı
- tabi lan, kaynana şekerinden tatlı bişe olur mu?
- demi, ipne beni kıskandırmak için yapmıştır…
- gel bizde yiyelim, bakalım ne kadar tatlıymış
- ben istedim vermedi
- istemesen şaşardım zaten, bi de istemesini bilsen
- bak orda yiyor hala
- engin ne tıkınıyorsun lan, gözlerini de kapatmışsın(elindeki paketi bizim tam ters istikametimize doğru çevirerek vücudunun arkasına gizlemeye çalışıyor)
- sana ne
- soruyoz olm, ne yangından mal kaçırır gibi duruyon
- çikulata bu … siz bilmezsiniz
- ee ne yapalım yani, altı üstü şeker gibi bişe işte, gider bakkaldan kaynana şekeri alır, bizde kapatırız gözlerimizi ne olacak… sanki gözlerini kapatınca daha tatlı oluyor, zurna ya
- olm siz o kaynana şekerini milyonla çarpsanız da ağzınıza atsanız, böyle tatlı olmaz
- hade len yalancı, kimi kandırıyorsun
- valla billa, sana yalan borcum mu var..
- lan o senin elindeki, çükülata kaynana şekerinden tatlıysa eğer, ben bütün mahalleyi sırtımda gezdirecem seni
- yemin et
- valla billa
- bak sırtına binecem, kıvırmak yok
- yok olm ver bakim şundan bi parça…. Kaynana şekerinden güzelmiş… yalancı
- alda bak olm, şeker değil çikolata bu
- ya bi uzatma da ver…

Aşçı fare diye bi çizgi film vardır(ratatouille) bilen bilir, orda bazı lezzetleri bi araya getirip ağzına attığı zaman (gözleri kapalı) etrafta yıldızlar beliriyordu, yüzünde bi mutluluk ifadesiyle birlikte… lezzet içinde mutluluktan, yüzüyordu adeta,

Bende gözlerimi kapattım ve ağzıma attım bu çikolata’yı, ve samanyolunu görmeye başladım… etraf milyonlarca yıldızla dolmuştu birden… Allah’ım bu nasıl bi lezzetli böyle,

- bu nası bişe ya, anlamadım ki ben
- hadi be… kimi kandırıyorsun, yüzünden anladım ben her şeyi
- ne anladın oğlum, fıkra geldi aklıma ona gülüyordum, ne yediğimi bile unuttum, zaten vermişin, ekmek ufantısı kadar bişe, amma cimrisin ha, ver bakim şu paketi sen bana
- ya almasana çikolatamı
- dur olm verecem… Apo sende bak bakim, kaynana şekerinden güzel miymiş…
- ya ona niye veriyorsun
- dur len, bi parça alayım verecem… Al amma kıymetli çükülatan varmış
- çikolata onun adı çikolata
- neyse ne
- anam anam, bu neymiş böyle yaa
- lan apo salma yelkenleri hemen,
- ya iso ben hayatımda böyle bişe yemedim
- olm ne öküz adamsın ya, ben engini sırtıma alacam almasına da, ikimiz birden de senin sırtına binecez haberin olsun
- nooldu ki
- ebenin ki oldu, biz anlamadık sanki ilk yediğimizde süper bişe olduğunu, ne zırvalıyorsun hemen
- hahaha .. bütün mahalleyi gezecez iso anlamam ben..
- tamam lan kes traşı müsait bi zamanda gezdiririz, şimdi şu parçanın tadına varayım ben
- bak bi tur da Apo attırırsa size bişey daha getirecem hayatınızda görmemişsinizdir.
- ne gezdircem olm ben seni, sırık gibisin zaten, öldürürsün beni
- gezdirecek gezdirecek, sen getir ne getiriyorsan… adı ne?
- muz
- buz mu getirecekmiş bize.. manyak la bu, ben bu sırığı hayatta taşımam sırtımda
- yok la buz demedi galiba, muz gibi bişe dedi, lan adam çöp gibi zaten, bişe olmaz
- aha size muz, paylaşarak yeyin
- bu ne lan engin, tohumluk hıyara benziyor, Apo önce sen ye,
- Tamam, .. hart…. Lan bunun kabuğu kayış gibi ısırılmıyor
- manyak apo, kabuğunu soyup içindekini yiyecen
- sana diyor apo, kabuğunu soy bakim
- anaaaa, bunun içinde yumuşak bişe var
- ver bakim yarısını… off apo bu süper bişeymiş la
- ya iso, daha ağzına bile atmadın, illa sırtıma yükleyecen bu sırığı
- hadi 1-2-3 salla

Ayrı bi mutluluk ayrı bi lezzet dünyasına dalış yine…. Vay be bu Almanlar’da ne güzel şeyler yiyorlarmış… engin o gün bizi çikolata ve muzla tanıştırmıştı biz 8 yaşındaydık ve bu iki lezzetle tanışmak ne kadar güzeldi anlatamam…. Acaba şimdiki çocukların herhangi bir lezzetle tanışma hikayesi var mıdır? Hiç sanmıyorum… onlar şimdi çikolatanın bile her çeşidini yemiyorlar, şimdiki veletler nankör kedi gibi, önlerine dünyayı yığsan, yine de isteyecek değişik bir şey buluyorlar…

Aaaah aaah o tüpün içindeki çikolata ile tanışmak yok muydu, çocuk çağlarda.. neydi be o… elimizde onu alacak kadar para var ise, aklımızda başka bir şey olmazdı… bazıları ekmeğin üzerine sürüp katık yaparlardı.. ama ben asla ekmekle lezzetini hafifletmek istemezdim, ulen ne de çabuk biterdi o lezzet, alttan yukarı katlayarak son demleri de içinde bırakmak istemez, hatta bazen parçalar, kalan mikro parçaları bile yalardık….

Ne olursa olsun her çocuğun aşkıdır çikolata… bizim zamanımızda da böyleydi… ama şimdikilerin aşkı gibi değersiz değildi… Leyla ile Mecnunun aşkı gibi büyük bir aşktı… en küçük mutluluk zerreciğini bile ziyan etmeden sevmiştik bir birbirimizi….

misterno55
13-10-2011, 12:47
1976 yazıydı, çiçekler böcekler ve sıcacık güneşin üstüne gelen yaz tatili, leziz bir yemekten sonra, sunulan tatlı gibiydi… e çocuksanız, yaz tatili sizin için kaynana şekeri kadar tatlıydı…

Yaşasııııın, yaz tatili, oyna, zıpla, koş… okul yok, ödev yok, öğretmen zulmü yok…

- iso olm tam 3 ay tatil, ders yok bişe yok, Allaaaaah…
- bu enginde gerçek futbol topu var diyordun değil mi sen
- evet babası Almanya’dan getirmiş, ama hiç dışarı çıkarmıyor, evde oynuyormuş dana
- vay dana vay… oyuncak bebek mi lan bu, evde oynanır mı?
- oynuyor işte, hamam oğlanı
- o ne demek la “hamam oğlanı”
- ne bilim geçen Alaattin abi diyordu, ipne gibi bişe galiba
- puhaha.. esastan bu Enginde var öyle bişe, kız gibi ayni,… var ya bende öyle boy olsa, Alaattin abiyi yerden yere vururdum
- tabi tabi…
- ne sandın olm, ben Alaattinden zerre kadar korkmam ki, boyum yetmiyor, ipnetor kafamı tutunca, ellerim uzanmıyor
- yaw iso bırak bu işleri devlet su işleri
- yürü lan dana,
- ya sen niye boşa kürek sallıyorsun, engin o topu hayatta dışarı çıkarmaz
- izle ve gör len
- adam dışarı bile çıkmıyor olm, neyi izleyecem
- lan apo sende de ne çene var ya… bi sus… ENGİİİİİİİİİİİİN…. ENGİİİİİİİN
- olm o dedesinden izin alıp kendini dışarı çıkaramaz ki, topu çıkarsın
- o niyeymiş?
- bugün pazartesi, engin Pazar günleri hep dışarıda, ama pazartesi günleri hiç çıktığını görmedim daha… bi gün çıkıyor bi gün çıkmıyor oynamaya
- hadi ya… sende herifi takibe mi aldın la
- demişti bigün bana, Almanlar çok disiplinliymiş, onları örnek almak gerekiyormuş, babası da dedesi de öyle diyormuş…
- ne la bu.. asker kampı mı?
- neyse ne işte, öyleymiş yani
- ne var İsmail
- napıyon olm evde kız gibi.. gelsene dışarı
- dışarıda napacam ki?
- lan bugün okullar tatil oldu, manyak mısın sen
- ben gelmiyorum evde oynayacam…
- sen hamam oğlanı mısın lan Engin
- kötü bişe mi o dediğin
- yok çok iyi bişe
- niye sanki kötü bişe gibi söylüyorsun o zaman
- sana öyle geliyordur.. yumuşak bişeymiş aslında
- ne gibi?
- ipne gibi .. puhahaha
- bak aşağı gelirsem yararım o kafanı
- hade len, sen git kız gibi, bebeklerle oyna… aşağı gelecekmiş… gel hadi bekliyorum, hamam oğlanı…
- Dedeeeee, dedeeeeee
- aha… iso oğlum gazla, muslukları açtı bu
- vay deve vay, Allah boy vermiş bu da salmış koyvermiş, nasılda ağlıyor la zırıl zırıl, benim kız kardeşim bile bundan erkektir…

- la iso koşsana,
- ya ne koşçam, naaptım ki ben
- daha ne yapacan ağlattın ya Engini
- lan adam balkonda, ben yolda,
- aha dedesi, ben fıydım
- Ne oluyor bakayım burada
- ….. (sessizluk)
- sana diyorum oğlum, niye ağlıyor bu çocuk
- ne bilim rıza dede, dışarı gel oynayalım dedim ben
- başka?
- başka bişe yok, bütün çocuklar top oynamaya gidiyoruz dedim,.. gel sende dedim
- onun için mi ağlıyor…
- herhalde…
- bunun için mi ağlıyorsun engin…
- bende dışarı çıkıp oynamak istiyorum dede
- oğlum biliyorsun, sıraya koyduk
- ya dede hep biz sıraya koyuyoruz, mahallede kimse koymuyor ki.. hem okulda yok artık tatil başladı…
- e madem tatil başladı, hadi git bakalım…
- yaşasııııııııııııın
- yavaş oğlum,
- Engin topu getirmeyi unutma…
…..

- Aferim la Engin, şikayet etmedin beni
- ne etçem olm, bebek miyim ben
- tabi tabi.. zırıl zırıl ağlayan, komşunun kızıydı
- sen sonuca bak, dışarıdayım ve elimde gıcır gıcır büyük çocuklarda bile göremeyeceğin bir top var…
- off şuna bak atsana şunu bi çakayım
- hızlı vurma ama, eskimesin
- manyak ya, olm biblo mu lan bu, vuracam Allah ne verdiyse
- Ya burası mahalle, sahada vurursun
- hadi gidelim o zaman…

Yaz tatili bütün enerjimizi oyunlara vermişiz, ama ebeveynlerimiz bizimle aynı fikirde değil tabi… ayni günün akşamı bizim ev……… babam

- yarın yeşil tepe camiinde kuran kursuna başlıyorsun
- baba okul yeni bitti daha, 1 ay sonra başlasam olmuyor mu?
- olmuyor..
- of ya, biri bitiyor biri başlıyor
- söylenme, kırmim kemiklerini…

Ertesi gün babamla camiye gittik, hocaya “eti senin kemiği benim” diye teslim etti babam… elimizde Cüz, her gün düzenli bir şekilde kuran kursuna gitmeye başladık, kursa rağbet yüksek, oldukça kalabalık,… çocuk her yerde çocuk olduğu için.. orda da rahat durmuyoruz… Ama sanırım uslu bir çocuk olma yolunda önemli adımlar atıyoruz, zira hocanın hiç şakası yok…

Yerde bağdaş kurmuş sıra sıra bir sürü velet dizilmişiz, hoca henüz gelmemiş, gürültü uğultu, kakara kikiri… hoca içeri giriyor… “kesin gürültüyü” uğultu biraz azalsa da devam ediyor, ikinci sesleniş biraz daha gür ve sinirli… ben ve benim yanımdaki birkaç kişi hariç susuyor herkes… hoca gayet sakin bir şekilde yanımıza geliyor .. sen sen sen.. yaklaşık 6 kişi

- ayağa kalkın
-……
- ellerinizi uzatın
- hocam ben arkadaşa susun, önünüze dönün diyordum(ilgilenmedi)
- UZATIN ELLERİNİZİ
- …..
- öyle değil… parmaklarını yukarı doğru birleştirin

Hani bir yemeğin güzel olduğunu ifade etmek için bütün parmaklarınızı birleştirir mmmm harika dersiniz ya…. Hah.. işte öyle birleştirmek gerekiyor parmakları… artık bizim hoca sandığımız kişinin daha önceden işkenceci veya cellat olduğunu düşünmeye başlıyorum…

Zira açık bir avucun içine vurulan sopanın verdiği acıya özlem duyuyorum… parmak uçlarım uyuşuyor… acıdan gözlerimden yaş geliyor… artık kuran kursunda hiç konuşasım gelmiyor… kuran kursana gitmek istemiyorum da diyemiyorum… evde de babam okur canıma…

- iso naber la
- ebeninki var apo, git başımdan
- niye, ne oldu la…
- caminin imamı, kızılcık sopasıyla öyle vurduki parmaklarıma, hala sızlıyor..
- ahaha.. niye ki?
- konuşuyoruz diye… kazara ağzımızdan küfür çıksa varya, kesin öldürür bizi… tabut var zaten, musalla taşı da hemen dışarıda, Azrail de başımızda… ölüp mezara girmemiz saniye sürmez…
- gitme sende
- nereye gitmiyon, babam hocadan beter eder…
- en güzeli gavurların ki olm…
- o ne demek la
- dayım filme götürmüştü bi kere, adamlar sadece Pazar günleri gidiyorlarmış camiye
- onlarda mı camiye gidiyormuş
- onun gibi bişe işte… tepesinde artı işareti var
- eee
- şarkı türkü gibi bişeler söylüyorlar, sonra vucutlarına elleriyle artı işareti çiziyorlar “ameeeen” diyorlar tamam…
- lan öyle cami mi olur dingil, camide şarkı söyleyeni minareden atarlar valla
- valla gavurlar öyle yapıyorlar.. ha bide onlarda minare yok
- gavur olm onlar… başka bişedir onlarınki
- ha bide istavrit mi ne çıkarıyorlarmış…
- ne için yemek için mi?
- yok olm öyle istavrit değil, o artı yapıyorlar ya ona diyorlar galiba.. öyle bişe işte
- ya apo bi s…r git… Hoca canımı yaktı diye gavur mu olacam
- aman be.. senle de bişe konuşulmuyor..
- ne konuşçam olum senle.. sen git istavrit çıkar.. hoşuna gitmiş zaten.. Allaaaan gavuru
- sensin gavur..

Çocukluğumuzda dinimizi öğrenmek için, ailelerimiz üzerine düşen vazifeyi yerine getirmeye çalışıyorlardı.. ama zamanın imamları(hocaları) dini sevdirmek yerine, farkında olarak veya olmayarak, bizleri uzaklaştırıyorlardı…. Hastayım, oram ağrıyor, buram ağrıyor diye, çok sallamışımdır gitmemek için… tabi sebebi eli sopalı hoca efendiydi….

Çocuklukta yaz tatili, unutulmaz güzel anıların mimarıydı… mahallemde, köyümde… çocukluğumu özgürce yaşadığım her yerde… Arada arızalar çıksa da, güzeldi her yaz tatili…. O yaz caminin imamını hiç unutamamıştım, hala da unutmuş değilim… Ah be hocam, sopayla adam olunsaydı, eşekler alim olurdu….