PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Abdurrahim Karakoç Şiirleri


Sayfa : 1 [2] 3

ergunpelit
03-03-2009, 09:11
HİSSE

Kimimiz her saat, her gün yaşarız
Kimimiz senede bir gün yaşarız..
Kimimiz ipotek koyar zamana
Kimimiz zamandan sürgün yaşarız.
1989

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:12
EY GÖNÜL

Vardığın dergâhta post ol, büyürsün
Gördüğün garibe dost ol, büyürsün
Meclise devam et, el sürme mey'e
Girdiğin sohbette mest ol, büyürsün.
1988

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:13
BİR DEVRİN ANATOMİSİ

Ya katil, ya da maktul olabildiler
Hem muzır, hem de makbul olabildiler
Allah’a kulluktan vazgeçtiler de
Diktikleri puta kul olabildiler.
1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:13
AYKIRI NASİHAT

Kültür bakanlığı “İsrafı önleme, tasarrufa çağrı” konulu bir şiir yarışması açtığını duyurdu. Ben bu çağrıyı yarışma dışı ve erken yazılmış şiirimle kapıyı aralamak istedim.

Ey ahali! Ey millet! Memur, işçi, amele
Vekâletten ferman var, dinleyin, duyun hele!..
Baba, ana, kız, oğlan tutuştunuz el ele

Çorba çay niyetine terkos suyu içtiniz
Hem tasarruf yapınız, hem israftan kaçınız (?)

Asgari ücretleri çar-çur etmeyin sakın
Ya üç-beş şirket kurun, ya bankaya bırakın
Aman erken ölmeyin, yonca biçimi yakın

Soğan-ekmek bulunca sevininiz, uçunuz
Hem tasarruf yapınız, hem israftan kaçınız?

Siz çalışın, kazanın; bürokratlar savursun
Milletlerin vekilleri viski, şarap devirsin
Güdücüler ülkeyi soysun kuşa çevirsin

Soygun, vurgun, talanı hiç görmeden göçünüz
Hem tasarruf yapınız, hem israftan kaçınız (?)

Dört kişiye tek papuç yeter de artar bile
Beyin hakkı saltanat, kölenin hakkı çile
Koklayarak yaşayın katıksız somun ile

Değiş-tokuş kullanın bir gömleği üçünüz
Hem tasarruf yapınız, hem israftan kaçınız.

Köşeyi dönen dönsün.. karışmayın, size ne
İşsizlere iş çıktı, destek olun düzene
Şükran minnet borcu var ezilenin ezene

Bu borcu ifa edin, ağarsa da saçınız
Hem tasarruf yapınız, hem israftan kaçınız (?)

Güçlü çoban ikiyse, tutarsın birini
Yürek-beyin çok gelir; atarsın birini
İki böbreğiniz var.. satarsınız birini

İş çok!.. İşi bilmemek günahınız, suçunuz
Hem tasarruf yapınız, hem israftan kaçınız (?)

“Tasarruf yapın” diyor irade-i şahane
“İsraf etmeyin” demiş, istenilen daha ne?
Emre uyacaksınız, bahane yok.. bakhane!..

Bağırın, alkışlayın, rahatlasın içiniz
Hem tasarruf yapınız, hem israftan kaçınız (?)

Yukarıda şölen var, şölene masraf gerek
Kurnazlar pay bölüşür, budalaya laf gerek
Vatandaş dilsiz gerek, sağmal gerek, saf gerek

Hasırdan yama vurun, görünmesin kıçınız
Hem tasarruf yapınız, hem israftan kaçınız (?)

Ev yaptırmak israftır, çocuk okutmak günah
Yağa dokunmak günah, şekeri tutmak günah
Giyinmek cinayettir, yemek ve yutmak günah

Deli Dumrul köprüsü boş kalmasın, geçini
Hem tasarruf yapınız, hem israftan kaçınız (?)

Siz israftan kaçın ki, çoğu villa, kat atsın
Birileri Jaguar, birileri yat alsın
Kimisi melez yosma, kimisi safkan at alsın

Çıkartınız baklayı, ağzınızı açınız
Hem tasarruf yapınız, hem israftan kaçınız.
18.01.1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:14
DAĞLARA MEKTUP

Memleket yolunmuş kuşa dönüyor
Milyonlar bir hırslı hatuna bağlı.
“Bal-parmak çetesi” köşe dönüyor
Sinekler peteğin putuna bağlı.

Bağlandık kapıya malûm katırı
Bitmedi bir türlü kefen hatırı
Cin’ler doruk’lara kurdu çadırı
Melekler şeytanın atına bağlı.

Hayret!.. Babasını solladı oğul
Pek-çok çam devirme belledi oğul
Nifak mektubunu pulladı oğul
Ders geçmek milletin notuna bağlı.

Ölüyü görmüyor dirinin gözü
Yüzbine yetiyor birinin gözü
Açlıktan geberen sürünün gözü
Umut yaylasının otuna bağlı.

Kimi yoğurt toplar öğütmek için
Kimi söver yürek soğutmak için
Kimi sözde efkâr dağıtmak için
Şaraba, biraya, tütüne bağlı.

Borçlu doğar, haram süt emer bebek
Şarkıcısı karga, artisti şebek
Ekranın tek süsü kalçayla göbek
Şan, şöhret haspanın etine bağlı

Üstadın zekasın yerli yerinde
Pişmedi tatlısı bekler fırında
Boş çıkar hamlesi her seferinde
Gönlü yüzbin tankın rotuna bağlı.

Kaçtı edeb, haya, gitti bir yere
Babalar sevgiyi sattı bir yere
Anneler şefkati attı bir yere
Bebekler ineğin sütüne bağlı.
1989

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:15
ZİNCİRLEME

“Soğan, Hıyar, Pancar” diyerek inat sürdüler
“Darı, Yulaf, Pırasa” yiyecek at sürdüler
“Ana, Nine, Avrat, Peder” çıktılar yollara
Hep garibanın sırtında saltanat sürdüler.
1989

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:16
KOLYE

“Zillitaş sultanının kaç bey’i var” dediler
“Bu beylerden kaç tane uçbeyi var” dediler
Cetveller, teraziler, elekler dile geldi
“Tek gözlü, çift boynuzlu, üç beyi var” dediler.
1989

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:17
ÖLÜLERE İHTAR

Ey eski ölüler kalkın mezardan
Dünyayı bir daha görün de gidin.
O günler mi berbat yoksa bugün mü?
Biz değil... siz karar verin de gidin.
1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:18
KÖŞELİ HABER

Bir tufan sonrası bulandı sular
Şahmerdan sülükler köşeyi döndü
Çaylar Mark akıttı, ırmaklar Dolar
Fırsatçı balıklar köşeyi döndü.

Köpürdü ihtiras, yağdı vesvese
Aslanlar, kartallar kondu kafese
Batı’dan gün doğdu bir-çok kümese
Tavuklar, culuklar köşeyi döndü.

Türedi patronlar vurgunu vurur
Gariban vurgun yer bedeni kurur
Namuslu çukurda çırpınır durur
Vicdanı silikler köşeyi döndü.

Yağcının hesabı “çıkar” üstüne
Nerede yem görse çöker üstüne
Koşu var bal, kaymak, şeker üstüne
Tırnağı çelikler köşeyi döndü.

“Daha kimler” deme, çevreye bir bak
Söğütte hıyar gör, çınarda kabak
Başta davul, zurna, tokmak ve kasnak
Derisi delikler köşeyi döndü.
1987

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:19
SEKSENLİKTEN BİRİ

Namusluydu, dürüsttü.. öyle bilirdi herkes
Aşağıda yaşarken kötüleri taşladı..
Omuzlara basarak yükseliverdi teres
Yukarıya çıkınca hırsızlığa başladı.
1987

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:20
SERMAYELİK

“Büyük”lük kendine verdiği paye
Arkasında saklı en menfur gaye
Sinsice İslâm'a saldırmak için
”İrtica” elinde hazır sermaye...
1988

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:20
BAŞ BELASI

Beş zararlı nesnenin mutlak dördü TRT
İnanç, ahlak, kültüre zarar verdi TRT
Haç’lı büyücülerle, taçlı fahişelerle
İşgal etti, evlere geldi-girdi TRT
1987

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:21
BEYLİK ŞİİR

Falına baktırdım Mazişkül Bey’in
Bu günü karışık, dünü karışık.
Amâli menfaat, ameli oyun
İmanı karışık dini karışık.

Ne ağusu belli, ne balı belli
Ne sağı bellidir, ne solu belli
Ne durağı malum, ne yolu belli
Hedefi karışık, yönü karışık.

Kalleş bir avcıdır, arkadan atar
Kandırır, dostunu düşmana satar
Beş çamura girer, dört göle yatar
Boyası karışık, donu karışık.

Mazisinde meziyetsiz yaşamış
Baş sallamış, eziyetsiz yaşamış
Hilkat çamuruna şeytan işemiş
Hücresi karışık gen’i karışık.
1986

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:22
MESELA

Söylemek istesem her doğru sözü
Mevzuat-ı âli yakamdan tutar.
Ayrılmaz üstümden gözcünün gözü
Savcı, polis, vali yakamdan tutar.

“Sus” fermanı çıksa bir-çok makamdan
Korktu, sustu dedirtemem arkamdan
Ben tutmasam bile kendi yakamdan
O zaman ahali yakamdan tutar.

Söz geçmez yabanın yabanlarına
Köz olur doğru söz tabanlarına
Biraz “kötü” desem çobanlarına
Binlerce celâli yakamdan tutar.

Karışmamak var ya kuruya, yaşa
İndimde şeytana dostluktur, haşa..
Vaktinde zalimi tutmazsam taşa
Mazlumun hayâli yakamdan tutar.

Sırtlayıp huzuru, lüksü, refahı
Sahiplenmek zordur suçu, günahı
Garibin, yetimin, yoksulun ahı
Kerpeten misali yakamdan tutar.

Sözlüyüm, sözlüyüm ayrılmam Hak’tan
Korkum yok zindandan, ipten, bıçaktan
Ayrılırsam eğer Hakkı yazmaktan
İmam-ı Gazali yakamdan tutar.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:22
TEBLİĞ

Ya İslâm'da erirsin
Ya inkârda çürürsün
Yol mezarda bitmiyor
Girdiğinde görürsün.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:23
BENİ GÖTÜR

Nere gidiyorsun ey bulut, nere?
Dur beni de götür gittiğin yere
Tut ellerimden, tut yukarı çek beni.
Yoldaşlık eylerim, yük olmama sana
Götür, can vereyim kuru bir cana
Su bekleyen topraklara dök beni

Küçük bir damla say, yağmuruna kat
Yolunu bekleyen dallara uzat
Dilediğin yapraklara tak beni.

Farketmez ha Hazar, ha Yemen olsun
Yeter ki faydalı bir zaman olsun
Her ülkeye, her iklime ek beni.

Kuraklık nerdeyse oraya ilet
Doldur gözyaşımla çölleri göl et
Arada bir limon gibi sok beni.

İşe yaramazsam yüksel güneşe
Bağla etlerimi tel tel güneşe
İstediğin derecede yak beni.
1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:23
BIRAKIN HÜR OLSULAR

Teklifsiz girmeyin saf uykulara
Bırakın bırakın düşler hür olsun.
Masum duygularda açmayın yara
Bırakın, yürekler, başlar hür olsun.

Etmeyin kimseyi fikirden tecrit
Hakkımız sanmayın, hak değil tehdit
Öpüp-ısırmaya koymayın tahdit
Bırakın, dudaklar, dişler hür olsun.

Yolup yoketmeye dilek yapmayın
Delip sevgileri elek yapmayın
Çiçekleri kesip çelenk yapmayın
Bırakın, balıklar, kuşlar hür olsun.

Kendinize kul saymayın kulları
Söküp içinizden atın bunları
Yokuşlara akıtmayın suları
Bırakın, dolular, boşlar hür olsun.

Zaaflardan tutup takmayın kanca
İnsanca davranın, sade insanca
Gem vurmayın ibadete, inanca
Bırakın ameller, işler hür olsun.

Bırakın bırakın emir vermeyi
Bırakın Hak yola tuzak kurmayı
Bırakın dillere kilit vurmayı
Bırakın ki içler, dışlar hür olsun.
1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:24
İÇİMİZDEN GEÇENLER

Bulularla dağları
Ağaçlarla rüzgârı
Arılarla baharı
Sohbette görmek ne hoş.

Vuslat var vuslat üstü
Deme gücendi, küstü
Özlenilen bir dostu
Gurbette görmek ne hoş.

Titizliği, dikkati
Sıcaklığı şefkati
Eksiksiz adaleti
Devlette görmek ne hoş.

İnsanlar madde değil
Değil, elbette değil..
Kinde, nefrette değil
Vahdette görmek ne hoş.

Gür çıksa hayrın sesi
Kısılsa şer nefesi
Nazar edip herkesi
Rahmette görmek ne hoş.

Çağırsa pişman canlar
Barışsa düşman canlar
Ve sizi ey insanlar
Ülfette görmek ne hoş.

Dert kalmasa arada
Erse alem murada
Şeytanı bu sırada
Mihnette görmek ne hoş.
1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:24
DEMEDİ DEME

Korkuyorum belki yarın geç olur
Geleceksen bir gün önce gelsene.
Yaralıya yol gözlemek güç olur
Geleceksen bir gün önce gelsene.

Kar yağar, çığ düşer yollar açılmaz.
Seller iner derelerden geçilmez
Senet yoktur ömre vade biçilmez
Geleceksen bir gün önce gelsene.

”Can kuşu kafeste durmaz” demişler
”Kaçan kuş kafese girmez” demişler
”Son pişmanlık fayda vermez” demişler
Geleceksen bir gün önce gelsene.
1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:25
ACABA

Uyuyan göllere gün ışığında
Sevginin resmini çizsem kim anlar?
Tomurcuk ayrılıp, gül açtığında
Yağmurun saçını çözsem kim anlar?

Bir mekân kaplamış ne varsa nerde
Kendi ötesini saklar her yerde
Sonsuzluğun sona erdiği yerde
Hudutlar bir kulaç kazsam kim anlar?

Aşk kömür beyazı, kin süt karası
Eklenir yarama her dost yarası
Et oldum bıçakla kemik arası
Cellatla ahtımı bozsam kim anlar?

Doğumda yalan var, ölümde gerçek
Bir şeyler anlatır balık, kuş, çiçek
Kırık gönülleri toplayıp tek tek
Toplayıp göğsüme dizsem kim anlar?

Gün geldi zamanı gömdüm kabire
Dağ oldu aklımın verdiği fire
Bağlasam telaşı çelik zincire
Sabrın derisini yüzsem kim anlar?

İçte deprem olur dışın düğümü
İhlassız çözülmez işin düğümü
Aklımdan geçeni, düşündüğümü
Okusam kim dinler, yazsam kim anlar?
1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:26
İŞARETLER

1
Ha bitti, ha bitecek
Zulmün “huzur” dönemi.
Başlayacak ardından
Küfrün “cezir” dönemi.

Maddeler kokuşuyor
Mankenler bakışıyor
Hergün can çekişiyor
Şeklin “muzır” dönemi.

Hacet var mı yoruma
Arttı ruhta kuruma
Yaklaştı uçuruma
Lüksün “hazır” dönemi.

2
Boş çıkmadı gayretler
Belirdi işaretler
Dağılacak zahmetler
Gelen “Hızır” dönemi.

“Gün ola, harman ola”
Kutlu bir zaman ola
Aleme mihman ola
“Dua-nezir” dönemi.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:26
SEVGİNİN KARBEYAZI

Seyrettim Erzurum’u gittiğim her mekânda
Aklıma sayfa sayfa geçmişin izi düştü.

Her tepede bir ermiş gördüm nöbet tutuyor
İçime maveranın mukaddes közü düştü.

Saydım bir tek canlıya binlerce Hak şehidi
Şehitlerin yüz katı yaralı gazi düştü.

Evlere, sokaklara göklerden demet demet
Manevi bekçilerin gönlü ve gözü düştü.

Tevhidin şuurundan has insanlar tanıdım
Ufkuma karanlığın aydınlık yüzü düştü.

Üç asra bedel oldu üç günlük ziyaretim
Hoş gör beni Erzurum, sana bu yazı düştü.

Biliyorum yazanın, ozanın çoktur senin
Yaşayan aşıklara Emrah’ın sazı düştü.

Renklerle ifadesi zor olsada dostluğun
Erzurum’a sevgimin kardan beyazı düştü.
30.12.1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:43
ZAMAN VE İNSAN

Kaçma “kurtulurum” diye
Nere gitsen görür zaman.
Ayrı kalmaz tek saniye
Hep seninle yürür zaman.

Ezel, ebed içindedir
Sıla, gurbet içindedir
Vade-mühlet içindedir
Varı-yoğu bürür zaman.

Her doğum kabir sancısı
Bitmez hiç sabır sancısı
Topraktır öbür sancısı
Menzil menzil sürür zaman.

Kimi vakti zaman sanır
Kimi hayat diye tanır
Ne yırtılır, ne yıpranır
Ne eskir, ne çürür zaman.

Son nefesi versek bile
Ve mezara girsek bile
Beraber bizim ile
Ölmez yitmez duru zaman.
1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:44
???

Gelenin geçtiği bir yer var, nere?
Gidenin göçtüğü bir yer var, nere?
“Toprak çekti” deme na’şı gösterip
Ruhların uçtuğu bir yer var, nere?
1991

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 09:45
EKMEK BIÇAĞI KESTİ

Huzur ceylan oldu, insanlar avcı
Ne tutabildiler, ne yaklaştılar.
Beden ruhu kovdu, orman ağacı
Bedenler kökünden uzaklaştılar.

Her sabah öfkenin rüzgârı esti
Sofrada ekmekler bıçağı kesti
Dağ kuşa gücendi, ay göle küstü
Çiçekler ateşle kucaklaştılar.

“Suç bende mi” diye ürperdi zaman
İyiye kötüye yol verdi zaman
Tohumu toprakla everdi zaman
Gökteki bulutlar kuraklaştılar.
1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 10:11
KESİN VE GERÇEK

Okuduğum kitap, sorduğum alim
“Kemalât, keramet insanda” dedi.
Kanun el açarak, yalvarır gibi
“Hak, hukuk, adalet vicdanda” dedi.

Kim kalsa avn ile hırs arasında
Sıkışır doğruyla ters arasında
Ekledi öğretmen ders arasında
“Kannat, saadet irfanda” dedi

Boşa değil akan suyun telaşı
Boşa değil nedametin göz yaşı
Bir insan kemiği, bir mezartaşı
“Kurtuluş selamet imanda” dedi.

Gaipten ses geldi ta ötelerden
Bilcümle ruhların gittiği yerden
Kesin haber verdi ruzi mahşerden
“Şirk, isyan, melanet zindanda” dedi
1990

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 10:12
KOMŞULARIM DÜŞÜNDÜ BEN YAZDIM

Bu eğri sistemi düzeltmek için
Çokça gayret gerek az kafi değil.
Hak’kı hakikatı gözetmek için
Basiret gerekli, göz kafi değil.

Şarapla yıkanır sofra çok yerde
Rüşvetle açılır şifre çok yerde
Küfre ihtiyaç var, küfre çok yerde
Edebli, erkânlı söz kafi değil

Su niye kokmasın, musluk kokarsa
İş zor şarkı, türkü, ıslık kokarsa
İnsan dediğimiz pislik kokarda
Sabun çare olmaz, tuz kafi değil

Yerinde saymasın aynılar aynı
Hep bükük durmasın mazlumun boynu
Zulümle beslenen yüreği, beyni
Asitle yakmalı, köz kafi değil.

Bir ton nezakete bir kök marulu
Alamaz Allah’ın en doğru kulu
Haksıza isyandır haklının yolu
Arada engel çok, hız kafi değil.
1991

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 10:15
GÖK ÇEKİMİ

Rıza-yı Hak için çıkmışız yola
Kulların engeli yıldırmaz bizi.
Onulmaz dostların açtığı yara
Düşmanın kuşunu öldürmez bizi.

Ayrılık olursa öz ile sözde
İçimiz dışımız kavrulur közde
Ülkümüz nişanlı arpacık, gezde
Şer güçler hedeften kaldırmaz bizi.

Yalınayak geçtik dikenden taştan
Ne çıkar rüzgârdan doludan, kıştan
Yırtılan destanlar yazılır baştan
Tufanlar sahneden sildirmez bizi.

Sözünde durandır yiğitin hası
Mezarda da bitmez dostun vefası
Üç günlük dünyanın binbir cefası
“Böldü” deseler de, böldürmez bizi.

Gittiğimiz Hak Yol öyle bir yol ki
Hırs atına binmek günahtır belki
Sabrımız, sevdamız o kadar bol ki
Okyanuslar aksa doldurmaz bizi.

Bu şiir kitabın (Abdurrahim Karakoç – Gök Çekimi, Ocak Yayınları, 1997 Ankara, 4.Baskı) arka kapağında yayınlanmış ve kitabın 105. sayfasında “Bir Gönül Dostuna Cevap” adıyla 11 kıta halinde yayınlanmıştır.
E.P.
---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Gök Çekimi
Ocak Yayınları

ergunpelit
03-03-2009, 11:29
HABERLER BÜLTENİ – 1 -

Özetleri veriyoruz ilkönce;
Küfür, yumruk, tehdit ve sonra şakşak.
Yerli mali tafsilâta gelince;
Düşük, kuyruk, yobaz, gerici, alçak.
Memleket aynada yemyeşil bahar,
Gerçekte her taraf kelep kelep kar...
Daha çekenlerin, çekeceği var
Övünme diz boyu, dert salkım saçak.
Sola yan bakamaz, ne sağ, ne orta
Yetkili yumruklar dizilir sırta
Burası ne Saygon, ne de Jakarta
Ama çingen çalar, oynar çok köçek.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 11:30
YORUM

İşçi, köylü elde koz ediliyor
Haklar harman harman toz ediliyor
En üstte en adi söz ediliyor
Yeter artık, bu pis oyun kalkacak.
Sadizme tutulan hoyrat alkışlar
Duracak, durmaya mahkûm akışlar
Sökülür Ak Yurt'tan kızıl nakışlar,
Isırganlar kurur, güller açacak...

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 11:30
IŞIKLI HABERLER

Bulandı dirlik pınarı
Ha duruldu - durulacak.
Dayan, esaret yuları
Ha kırıldı - kırılacak.

Yanacak bir gün çıralar
Aydınlanacak töreler
Sessiz kanayan yaralar
Ha sarıldı - sarılacak.

Adsız erler çıktı yola
Erlik hak vergisi kula
Kırk yöreden kırk davula
Ha vuruldu-vurulacak.

Kaval söyler, koyun dinler
Yağmur bekliyor ekinler
Ölüce uyuyan kinler
Ha dirildi - dirilecek.

Ara verde kucak kucak
Geçmiş hesaplar olacak
İplik iplik, salkım - saçak
Ha soruldu - sorulacak.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 11:31
HABERLER BÜLTENİ – 2 –

Önce mühim haberlerden özetler
Damdan düştüuşakların ağası.
Ah çekerek asker yolu gözetler
Suna boylu fişeklerin ağası.
Ali çekti, Osman çekti bir yana
Ol sebepten telaş düştü Mervan'a
Hile düzmek için çekildi hana
Beygirlerin, eşeklerin ağası.
Yoktan ün almıştı laf yapa yapa
Ve düşman etmişti baltayı sapa
Aklından geçmezken oturdu şap'a
Yorganların, döşeklerin ağası.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 11:32
YORUM

Ya.. işte böyledir sonu «Ben» liğin
Kalplığını belgeledik binliğin
Doya doya giyemedi önlüğün
Soldan çarklı kuşakların ağası.
Gene de boş durmaz ömrü oldukça
Çok çoraplar örer fırsat buldukça
Düğün eder aslan, kaplan öldükçe
Sırtlanların, vaşakların ağası.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 12:53
HABERLER BÜLTENİ – 3 –

Özetleri veriyoruz :
Hep suçlar ölende kaldı.
Açlıktan geberiyoruz.
Umutlar plânda kaldı.
Geçtik şimdi tafsilata :
Gidene yüklendi hatâ
Sapı yoğun paslı balta
Teklifsiz gelende kaldı.
Hesap vermek ayrı ayrı
Çok zorbayı eder sayrı.
Tehdit - mehdit geçti gayrı
Kurtuluş yalanda kaldı.
Kör olsun kabuğun gözü
Kurtlara yedirdi öz'ü
Siyaset tata'nun sözü
Sıfırı bulanda kaldı.
Erkekliği bilemedik
El öptük, eyvallah dedik
Tekmeyi eşekten yedik.
Kabahat palanda kaldı.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 14:08
HAKYOL İSLAM YAZACAĞIZ

Hür dünyanın göbeğine
Hak yol islâm yazacağız
Kuşların göz bebeğine
Hak yol islâm yazacağız

Yola, ağaca pınara
Esen yele, yağan kara
Yağmur yüklü bulutlara
Hak yol islâm yazacağız

Koç burcuna, yay burcuna
Bebeklerin avucuna
Minarelerin ucuna
Hak yol islâm yazacağız

Askerlerin miğferine
Kağnıların tekerine
Keferenin heykeline
Hak yol islâm yazacağız

Herkes duyacak, bilecek
Gizlenmez gayri bu gerçek
Yaprak, yaprak çiçek çiçek
Hak yol islâm yazacağız

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 14:09
HABERLER BÜLTENİ – 4 –

Özetleri veriyoruz ilkönce;
Dünkü hamam, dünkü kurna, dünkü tas.
Baş belirsiz, meydan ıssız kim - kime
Değişen yok... dünkü davul, dünkü ses.
Tafsilata geçtik inceden ince
Bu ateş bu suyu ısıtmaz bence
Gönüller imanla güllenmeyince
Sürer gider dünkü keder, dünkü yas.
Rölans dedik, bekliyoruz boyuna
Kaybederiz rest girmezse oyuna
Hiç değer vermiyor kamu oyu'na
Dünkü vale, dünkü rua, dünkü as

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 14:12
YORUM

Bilinsinki kanı kaynarsa Türkün
Papaza yahniyi yedirmez hergün
Gerçeğe dönecek yönümüz birgün
Silinecek dünkü Leke, dünkü pas.
Dostluk, sevgi, sabır sökmediği an
Belki de tersine dönecek zaman
Ey Türkü aldattım, korkuttum sanan
İnsanlık ta, yiğitlik ve Türke has.
Öteki, beriki... kulak ver eğil
Ne bizler sürüyüz, ne bu yurt ağıl
Bu oyun hep böyle sürecek değil
Yeter gayri doğru yürü, dölek bas...

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 14:37
HABERLER BÜLTENİ – 5 –

Bizim köyde üç - beş çocuk
Bir bildiri yayınladı.
Arkasından büyük, küçük
Bir bildiri yayınladı.

Bildiriler oldu moda
Bol bol okunur radyoda
Solak Uysal vay ya, o da
Bir bildiri yayınladı.

Dediler ki «olmaz bu iş
«Hatalıdır sağdan gidiş»
Heybetlendi Sağır İbiş
Bir bildiri yayınladı.

Odun, tezek, gübre, saman
Kızdılar aman da aman
Hepsi birden dün bu zaman
Bir bildiri yayınladı.

Ne kilim koydu, ne hasır
Her tutumda buldu kusur
Kiralanmış kirli Nasır
Bir bildiri yayınladı.

Reformlardan etti sözü
Kabuğa mimledi sözü
Satılmışın döndü gözü
Bir bildiri yayınladı.

Soba, mangal, çömlek, çanak
Kızıları, karasinek
Tek boynuzlu uyuz inek
Bir bildiri yayınladı.

Kırk yıllık hırsız kediler
Asar, keseriz dediler
İkiler, dörtler, yediler
Bir bildiri yayınladı.

Sağa çatan, sola çatan
Nutuk çekip göbek atan
Arsız Agop, köksüz Vartan
Bir bildiri yayınladı.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 14:39
YORUM

Kıymet vermeyin merete
Kökünden bozuk TeReTe
Selâm kahraman Mehmet'e
Bir bildiri yayınladı.
Hırsız kedi sofra sürür
İtler ürür, kervan yürür
Karakoç'um gümbür gümbür
Bir bildiri yayınladı.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 16:36
HABERLER BÜLTENİ – 6 –

Taze haberler var dinleyin hele
Önce Özetleri alalım ele
Çözüldü bir sözde bin-bir mesele
CHP ortanın soluna düştü
TRT Moskova yoluna düştü.

Haberler o biçim, yorumlar keza
Açık oturumlar millete ceza
Şimdi solaçıklar vuruyor saza
Türküler inceden kalma düştü
TRT Moskova yoluna düştü.

Sipiker övgüyle bahseder TİP'den
Fareler çuvalı deliyor dipten
Sicilli katırlar boşandı ipten
Sıpalar arpanın boluna düştü
TRT Moskova yoluna düştü.

Artar oldu Nazımof'u öğenler
Başa çıkar dinimize söğenler
Baklavaya burun soktu soğanlar
Sinekler arının balına düştü
TRT Moskova yoluna düştü.

Dünkü SOSYAL İT'ler sosyalist oldu
Kimi radyo kimi basına doldu
Asiliğin adı «Özerlik» kondu
Fırsat komünizmin dölüne düştü
TRT Moskova yoluna düştü.

«ERİM» dedik üste geldi avratlık
Yattık, kalktık kemerleri daralttık
Yıllar-yılı birbirimizi aldattık
Nadirler servetin gölüne düştü
TRT Moskova yoluna düştü.

Bozkurt'a it dedi bir soysuz gâvat
Hakettiği dersi almadı fakat
Şimal uşakları sevinsin kat kat
Kartallar karganın diline düştü
TRT Moskova yoluna düştü.

Temele doldurduk haraççıları
Yedemin eyledik kap - kaççıkları
Ağlasın Vatanın ak saçlıları
Demokrasi asrın zülüne düştü
TRT Moskova yoluna düştü.

Adi gençlik «dönüşüm» de azdılar
Kızılaya kızıl sözler yazdılar
Üçbuçuk köksüzler huzur bozdular
Yularlar Aybar'ın eline düştü
TRT Moskova yoluna düştü.

Akşam kızıllaştı şerre delalet
Zorlar hak kilidi çetin bir alet
Yön'ü malumların köküne lânet
Meydan maddecinin keline düştü
TRT Moskova yoluna düştü.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 16:37
HABERLER BÜLTENİ – 7 –

Bizim Süleyman bey dün sekiz köyde
Onaltı kümesin temelin attı.
Kordela keserken makasın ucu
İbiş'in gözüne, bağrına battı.

Bülent avaz ile kişneyen yelloz
Aldı sol eline kocamış bir koz
Bir kızıl rejime kul olan moloz
Her yerde nizama, düzene çattı.

İlhami çöplükten alınca biri
İslamdan olanı eyledi geri
Sicilli Mahmudu çekti iç eri
Dini güdük için fırsat fırsattı.

Kudurmuş boğalara kırdı yuları
Tutuldu Muğla'nın, Van'ın yolları
Yaylanın ak gülü, Sarı gülleri
Beleşten zindanda yattı da yattı.

Sözde «şenlik» yaptı ipsiz oğlanlar
Kırıldı kırk yerden ipler, kolanlar
İyman kemirenler, ahlak yolanlar
Sokaklarda tozu dumana kattı.

Yeni bir haber yok Maraş'tan, Kars'tan
Balyoz iner, kalkar; ses çıkmaz örsten
Maddeler mânasız işledi tersten
Topuksuz kopuklar dayılık sattı.

Her zaman basitte aradık fayda
Oklar pas bağladı bir cıvık yayda
Giden aylar gibi bizi bu ayda
Otuzbir gün ah ettirip ağlattı.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 16:37
HABERLER BÜLTENİ – 8 –

- Sosyalist oldu -

Girdi içimize bir yeni moda
Zamanın yılları sosyalist oldu.
Haber, türkü yorum dursun radyoda
Hınzırın pilleri sosyalist oldu.

Eşekler kızalı arpa samana
Büyüdü sıpalar sığmıyor hana
Sütübozuk inek, sümüklü dana
Çiftliğin malları sosyalist oldu.

Kemiği o yedi, eti o yedi
Daha da bu bana az gelir dedi
Mangalın dibinde uyuyan kedi
Savurdu külleri sosyalist oldu.

Yolcular bakar-kör, köprüler delik
Kılavuz kötüye veriyor sağlık
Kırk yıldır durmadan kan emen sülük
Bıraktı gölleri sosyalist oldu.

Zevklenir herifler maskaralıktan
Her gün bir yenisi çıkar delikten
Hiç birşey ummazken sağır balıktan
Sırtında pulları sosyalist oldu.

Boynuzlu tekeler, oynak keçiler
Saymaya ne lüzum, hep «o biçim» ler
Sebep denecekse kötü geçimler
Ağanın dölleri sosyalist oldu.

Kızıl küfre hedef oldu hâl - hatır
Akılsızlar kendi-kendin aldatır
Güpegündüz ekin bozan piç katır
Yağladı nalları sosyalist oldu.

Övgüler diziyor kuzular kurda
Zarara bakan yok, gönüller kârda
Soyguncu, vurguncu kim varsa burda
Sıvadı kolları sosyalist oldu.

İmanı bütüne «yobaz» diyenler
Namus hırsızları, haram yiyenler
Resmi dairede adam soyanlar
Haysiyet kelleri sosyalist oldu.

Furun yıkıp ekmek çalan itlerin
Kan emerek karnı şişen bitlerin
Hülâsa, her çeşit parazitlerin
Hepsinin rolleri sosyalist oldu.

Tükürsen tükrüğü kirleten yüzler
Sayıklar, bir başka âlemi özler
Satılmış oğlanlar, kiralık kızlar
Sosyete dulları sosyalist oldu.

Örnekler saymakla bitmiyor tek tek
Kalmadı ambarda un ile kepek
Mide fesadından kuduran köpek
Tüketti yalları sosyalist oldu.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 16:38
VATANDAŞ TÜRKÜSÜ – 1 –

TOHDUR BEĞ

Avrat yeğin sayrı, benim karnım aç
Keyf için gelmedik bura tohdur beğ.
Fukara harcından yaz da bir ilaç,
Olsun derdimize çare tohdur beğ.

Tama vatandaşık, gardaşık tama...
Bunca pahılm'olur adam adama?
Geldik ta sabahtan, kaldık akşama,
Yarına mümkün mü sıra tohdur beğ?

Yedi baş horanta yıkık hânede...
Tüm kazancım bini bulmaz senede
Yüz pangunut helâl olsun gene de
Ben nereyim, beşyüz nere tohdur beğ?

Tek kaşıkla çorba içer dördümüz
Kul başından ırak ola derdimiz
Senden, benden esker ister ordumuz
Candan da mı yeğdir para tohdur beğ?

Dert - bela tebelleş oldu başıma
Her gece tahsıldar girer düşüme...
Beni mahcup etme can yoldaşıma
Erkeklik öldü mü bre tohdur beğ?

Büyük oğlan esker, öteki çırak
Han için param yok oteli bırak...
Mevsim kış, yollar sarp, köy hayli ırak
Bir değil, beş değil yara tohdur beğ.

Memur gelir karşılarsın köşeden,
Zengin gelir kırılırsın neşeden
Öte kaçma bizim garip Eşe'den,
Bakıp boynundaki kire tohdur beğ.

Hemi Müslümanım, insanım hemi;
Halimi arzettim darılma e mi?
İçinde mangır yok, gördün kesemi
Bir de ceplerimi ara tohdur beğ.

Daha sayayım mı? Noksan mı daha?
Yalvara yalvara tükendim aha
Bu yüzle mi çıkacaksın ALLAH'a?
Vallahi yanarsın nara tohdur beğ.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 16:38
VATANDAŞ TÜRKÜSÜ – 2 –

HÂKİM BEĞ.

Gene tehir etme üç ay öteye,
Bu dava dedemden kaldı hakim beğ
Otuz yıl da babam düştü ardına;
Siz sağolun, o da öldü hakim beğ.

Kırk yıl önce; yani babam ölünce
Kadılıklar hakimliğe dönünce
Mirasçılar tarla, takım bölünce
İrezillik beni buldu hakim beğ.

Yaşım yetmişiki, usandım gel-git
Bini geçti burda yediğim zılgıt
Eğer diyeceksen «bana ne, öl git»
Oğlumun bir oğlu oldu hakim beğ.

Sekiz evlek tarla, bir geverlik su
Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu?
Kazanmasam da hu, kazansam da hu
Canım ta burnuma geldi hakim beğ.

Keşife, meşife, damgaya, harç’a
Kanımız kurudu harca da harca
Sayenizde avukatlar yıllarca
Fakiri yoldu da yoldu hakim beğ.

Mübaşir itekler, kâtip zavırlar
Değişti bizde de göya devirler
Yüz yıl önce adam yiyen gâvurlar
Tapucuyu aya saldı hakim beğ.

Kabahat sizde mi, kanunlarda mı?
Şaşırdım billahi yolu, yordamı
Kızma sözlerime alam kadanı
Sıkıntıdan için doldu hakim beğ.

Mülkün temliydi adalet hani?...
Bizim hak temelde saklımı yani?
Çıkartıp ta versen kim olur mani?
Yoksa hırsızlar mı çaldı hakim beğ.

Hem dâvacı pişman; hem de dâvâlı
Bu yolda tükettik çulu, çuvalı
Sabret makamından çalma kavalı
Sürüler ekine daldı hakim beğ.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 16:44
VATANDAŞ TÜRKÜSÜ – 3 –

MEBUS BEĞ

Vallahi sıtkımı sıyırdım senden
Tiksintimi naz belleme mebus beğ.
Yoksulluktan yanan bağrımı

Isınacak köz belleme mebus beğ.
Mosturan meydanda sağol çok yaşa (!)
Benim tütüne zam, senin maaşa
Bulgur bulamazken çorbaya, aşa

On kuruşu az belleme mebus beğ.
Refah-mefah deme bari utan da
Ne var, ne yok gez de öğren vatanda
Ekin biçen de bir, sarhoş yatan da

Ağıdımı caz belleme mebus beğ.
Yevmiyem on lira senede üç ay
Dokuzu işsizlik vay efendim vay...
Üstelik benimle eylersin alay

Vatandaşı yoz belleme mebus beğ.
Çalışa çalışa kuruyor kanım
Vergi şeleğinden çıkıyor canım
Sen insansın amma ben de insanım
Yolunacak kaz belleme mebus beğ.

Gruba esirsin, lidere dayak
Uçuruma sürür beni bu ayak
Tama vekilimsin, şu halime bak
Haksızlığı hak belleme mebus beğ.

Görevin sırf parmak kaldırmak değil,
Biraz da milletin derdine eğil
Meclise hürmet et, ne döv ne dövül
Hizmet belle, söz belleme mebus beğ.

Dinime sövene hürmet edersin
Din yalnız benim mi? Söyle ne dersin
Lâyiklik turşusun ölçüsüz yersin
Zehirini tuz belleme mebus beğ.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 17:11
VATANDAŞ TÜRKÜSÜ – 4 -

İstanbul som asfalt, Maraş som çamur
Aman bizim iller, ne güzel iller???
Urfa'mız harabe, Bursa'mız mamur
Aman bizim iller, ne güzel iller.

İzmir'in oteli, Bitlis'in hanı
Ankara'da taksi, Sivas'ta kağnı
Yan-yana koyda gör Samsun'u, Van’ı
Aman bizim iller, ne güzel iller.

Aydın'da toydüğün, Erzurum yasta
Siirt'te bazlama, İzmit'te pasta
Kimimiz çakırkeyf, kimimiz hasta
Aman bizim iller, ne güzel iller.

Kimimizin günü geçer plâjda
Kimimizin cam çıkar firezde
«Efendi köylü» yü seyreyle gez de
Aman bizim eller, ne güzel iller.

Yedi yıl anlatsam bitmez bu masal
Gülüp eğlenelim çal davulcu çal!
Sekiz ata bir nal, bit ata beş nal
Aman bizim iller, ne güzel iller.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 17:11
VATANDAŞ TÜRKÜSÜ – 5 –

BİR ŞEHİR Kİ

Bu şehrin ayarsız insanlarından
Daha dillenmemiş bebek tiksinir.
İletip verseniz pis kanlarından
Acıdan kıvranan köpek tiksinir.

Arsız analar var, adı bizlerden
Etekler kasığa çıkmış dizlerden
Adi babalardan, asri kızlardan
Elbise tiksinir, etek tiksinir.

Uymuşlar yalanın yazarlarına
Ölüleri yüktür mezarlarına
Ölünce onların üzerlerine
Toprak attığımız kürek tiksinir.

Herkes sarhoş olmuş dünya tadından
Oğlanlar var, ayırmak zor kadından
Adam şeklindeki pek çok odundan
Ahır damındaki mertek tiksinir.

Türemiş başlarda boynuzlar yük yük
Boşyere aradım, kaybolmuş Türklük
Tükürsem yüzlere, kirlenir tükrük
Kurşun sıksam eğer tüfek tiksinir.

Terki mekân etmiş akıl başlardan
Bir koku savrulur canlı leşlerden
Boyalı yüzlerden, yoluk kaşlardan
Sular sancılanır sinek tiksinir.

Çoğu dinsizliği yenilik sayar
Çoğu haktan kaçar, batıla uyar
Çoğunun boynundan yular zül duyar
Çoğunun ağzından ekmek tiksinir.

Burada kökleşmiş küfrün esası
Dolmuş firavunlar, yoktur Musası
Adam şöyle dursun sözün kısası
Bu şehrin halinden eşek tiksinir.
10/8/1967

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 17:14
VATANDAŞ TÜRKÜSÜ – 6 –

Bir gün bu «beleşten beylik» düzeni
Bozulacak; bozacağım hele dur!
İnancıma taş atanın mezarı
Kazılacak; kazacağım hele dur!

Yeter ocaklara dikilen incir
Her nereye baksam yüreğim sancır
Fikri zorbalığa bağlayan zincir
Çözülecek; çözeceğim hele dur!

Yıllar yılı kullanıldım zar gibi
Gün olur hürriyet yağar kar gibi
Satılmışın ağzı torbalar gibi
Büzülecek; büzeceğim hele dur!

Sokaktan devlete sataşan sürü
Bilmiyor, bilemez tutsağı hürü
Cart - curtların başı bundan ötürü
Ezilecek; ezeceğim hele dur!

Herkes buyruk olmuş kendi başına
Karışlık derdimiz çıktı arşına
Kundakçılar kara gözlü kurşuna
Dizilecek; dizeceğim hele dur!

Türküz, Müslümanız.. ötesi ne ki
Bu soy da bakidir, bu dinde baki
Bir gün bu vatanın kızılı, akı
Süzülecek; süzeceğim hele dur!

Temelli sadistler, kiralık beyler
Ne etse sonunda kendine eyler
Bu söz tükenmedi, daha çok şeyler
Yazılacak; yazacağım hele dur!

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 17:14
VATANDAŞ TÜRKÜSÜ – 7 -

Alo: ağam beğim, efendim alooo!
Burası Türkiye, ben bir vatandaş.
Hayatım illallah, geçimim abooo!
Ben tazıyım, tavşan oldu ekmek, aş.

Evimizde pencere yok, ışık yok
Çocuk doğar beleyecek beşik yok
Pilava yağ, tarhanaya kaşık yok
Öte yandan, çoluk-çocuk dokuz baş.

«Efendi köylü»yüm bir de şaka mı?
Cenderme keyfiçin tutar yakamı
Kimlere güvenip dönsem arkamı
Gâvur olur, irisinden vurur taş.

Verem, tifo, sıtma bende sayısız
Şu koca dünyada kaldım dayısız
Ekmek telaşından gamsız, kaygusuz
Geçmedi bir günüm, sürdü bu savaş.

Sülemen'de hava, İbiş'te hava
Koltuğa girince bitiyor dâva,
Nutuk bol, oy beleş, makam bedava
Seçimden seçime ucuzlar tıraş.

Mamıdali zaten boynuzlu belâ
Kırmızı yoğurdu döküyor yola
Ben sağa giderim, o çeker sola
Nasıl uygun siyah göze sarı kaş?

Asker kaçakları çatar orduma
Dinsiz fetva verir dinî derdime
Bir canım var adamışım yurduma
Bende korku eğlenir mi be gardaş.

Nerelisin deme.. her yerde varım
Memleketim Urfa, Manisa, Çorum
Edirne, Hakkari, Muğla, Erzurum
Antalya, Trabzon, belki de Maraş.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 17:15
GÖRÜNEN KÖY

Hilâle düşman kim? desem
«Haç» değil mi gardaş?
Haç!..
Ayasofya benim desem
«Suç» değil mi gardaş?
Suç!..
Namaz kılmak yasak amma
Papa girer eyler dua
Kim lâyiklik derse buna
«Piç» değil mi gardaş?
Piç!..
Acemi tavlar eke'ler
Bedeni yuttu lekeler
Başımızda tenekeler
«Taç» değil mi gardaş?
Taç!..
Dinayet reisimiz var
Tapucuyla bir sayarlar
Ordum Papayı selâmlar
«Güç» değil mi gardaş?
Güç!..
Efes - mefes bir bahane ,
Haçlılar uyandı gene
Gidip soralım bilene
«Öç» değil mi gardaş?
Öç!..
Turizm diye yurt satıla
Gülem katıla katıla
Bu gidişle haktan batıla
«Göç» değil mi gardaş?
Göç!..
Dışa taviz, içe haset
Ötesini sen gıyas et
Bizde güdülen siyaset
«Hiç» değil mi gardaş?
Hiç!..
Dün Konya'da, bu gün Van'da
Kırk can incitir bir manda
Çok suratlar bu zamanda
«Saç» değil mi gardaş?
Saç!..
Horlanıyor Müslümanlık
Usandık zindana gir-çık
Her birimiz bir kurbanlık
«Koç» Değil mi gardaş?
Koç!..
Rezalete turizm dendi
Arada milyarlar yendi
Sözde köylümüz efendi
Sözde — — — — — — — —
«Aç» değil mi gardaş?
Aç!.

Doldurduk taşı pirince
Seçmek var günü gelince
Kaçacaksın bir gün önce
«Kaç» değil mi gardaş?
Kaç!..

Geçilmiyor kiliseden
Millet mi istiyor, neden?
Ben diyeyim siz demeden
«Baç» değil mi gardaş?
Baç!..

Yıllarca sürdü bu çile
Ancak Dile kolay, dile
Ve şimdi uyansak bile
«Geç» değil mi gardaş?
---------------------- Geeeeeç!...

20/8/1967

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 17:16
ANADOLU'DA BAHAR

İlkbaharı geldi Anadolu'nun
Silifke'de çiçek açtı nar şimdi.
Her tarafı yeşillendi Bolu'nun
Sultandağı benek benek kar şimdi.

Eğri yollar yaylaların kuşağı
Çayır, çimen sevgililer döşeği
Hora teper Sürmene'nin uşağı
Dadaşların oynadığı bar şimdi.

Durgun çayı köpüklendi Daday'ın,
Palmiyeler zümrüt tacı Hatay'ın
Çukurova cennetidir bu ayın
Aydın ili efelere dar şimdi.

Gönül dile gelir kaval sesinde
Bor martılar düğün yapar Mersin'de
İsparta'nın renk renk gül bahçesinde
Bülbüllerin neşesini gör şimdi.

Cıvıl cıvıl, sessiz duran yuvalar
Kelebekler birbirini kovalar
Halı gibi nakışlandı ovalar
Bölük, bölük sarı, yeşil, mor şimdi.

Âşıklar diyarı Elbistan ili
Olur bu mevsimin bağ-ı İrem'i
Her çeşmenin üç-beş tane güzeli
Her çiçeğin bir arısı var şimdi.

Çıkıp baksan Çamlıca'nm başına
İki kıt'a bir boğazda âşina
KARAKOÇ'um, gel, yorulma boşuna,
İstanbul'u tarif etmek zor şimdi.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 17:16
GÖNÜL BİR

İki güzel su doldurur pınarda
Pınar güzel; güzel iki gönül bir.
Güzel sevmek güzel ama baharda
Bahar güzel; güzel iki gönül bir.

Güzelin gülüşü, pınarın sesi
Gül, kekik, menekşe kokar nefesi
Zor şeydir bir gönlü üçe bölmesi
Dünya güzel, güzel iki gönül bir.

Çıra oldum sevgi beni yakıyor
Pınar dertli, dere sarhoş akıyor
Sular bile güzellere bakıyor
Sular güzel; güzel iki gönül bir.

Tükendi dermanım, durdum kenara
Düşecektim tutunmasam çınara
Bir yokuştan üç yol iner pınara
Yollar güzel; güzel iki gönül bir.

Kış gelse de kar bulutsuz yağmıyor
İki sevgi bir gönüle sığmıyor
Meyva birdir iki dalı eğmiyor
Dallar güzel; güzel iki gönül bir.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 17:17
GÜNEY İLLERİ

Gök mavi, dağlar ak, ovalar yeşil
Dört mevsim bahardır güney illeri
Çiğ düşmüş çiçekte gün ışıl ışıl
Bir sarı, bir mordur güney illeri.

Yollar kıvrım kıvrım iner yokuştan
Köpüklü suları dökülür taştan
Kuşları çiçekten, çiçeği kuştan
Seçilmeyen yerdir güney illeri.

Dağılır yaylanın boz dumanları
Eğilir yıldızlar öper çamları
Bir başka alemdir yaz akşamları
Cennet ile birdir güney illeri.

Baharda haz duyar nar çiçeklenir
Arı sesi çan sesine eklenir
Tüm güzellik Toroslarda renklenir
Oylum oylum kardır güney illeri.

Motor sesleriyle uyanır sabah
Kekik kokusuna boyanır sabah
Özene-bezene yaratmış Allah,
Ne geniş, ne dardır güney illeri.

Oradadır ozanım gönül bolluğu
Sevgi sıcak, aşk buğu buğu
Gerçek yiğitlerin harman olduğu
Eşsiz bir diyardır güney illeri.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 17:18
SEN VARSIN

Gönül tezgâhımda şiir dokudum,
İplik iplik nakışında sen varsın.
Aşk yolunun kanununu okudum
Madde madde yokuşunda sen varsın.

Fikir vadisinden bir ırmak geçer
Eğilir selviler suyundan içer
Bağrında ay doğar, zambaklar açar;
Sessiz sessiz akışında sen varsın.

Öz - suyusun hayat denen şişenin
Nedenisin keder ile neşenin
Sevda cephesinde şehit düşenin
Donuk donuk bakışında sen varsın.

Hep senin renginde görünür bahar;
Yaprakta yeşilin, gülde kokun var.
Yama yama kalbimdeki yaralar,
Sıra sıra dikişinde sen varsın.

Gidip de yorulma çok uzaklara
Sen-seni gel benim içimde ara...
Umut güneşimin mor bulutlara
Girip girip çıkışında sen varsın.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 17:19
MİSİLLEME

«İki kere iki dört» ediyorsa
Ben de seni seviyorum, darılma.
Bir de «her gecenin sabahı var»sa
Ben de seni seviyorum, darılma.

Demişler ki «çivi, çiviyi söker»
«Her eşek çamura bir defa çöker»
Madem «kar üşütür, ateş te yakar»
Ben de seni seviyorum, darılma.

«Her yokuşun bir inişi olur»sa
«Aka aka, su çukuru bulur»sa
İnsan doğar, yaşar, sonra ölürse
Ben de seni seviyorum, darılma.

Durup - dinlenmeden akarsa pınar
Her yıl kıştan sonra gelirse bahar
Balıkların suyu sevdiği kadar
Ben de seni seviyorum, darılma.

Dikkat eyle geçmiyorum sırayı
Bozarsa kader bozsun arayı
Aç ekmeği sever, fakir parayı
Ben de seni seviyorum, darılma.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
03-03-2009, 17:19
DUA

Senin ak alnından, gök gözlerinden
Önce dallar, sonra yapraklar öpsün.
Eğilsin yıldızlar tutsun elinden
Gecelerden sonra şafaklar öpsün.

Aşk diyorlar en mukaddes hayâle
Ve sen de düşesin bu sonsuz hâle
Hazdan dudakların olsun bir lâle.
Güller, karanfiller, zambaklar öpsün.

Sende kemal bulmuş renk, şekil, biçim
Yaşamanın özsuyusun bir içim
Olanca suların sağlığı için
Seni her gün göller, ırmaklar öpsün.

Kumral saçlarında nisan yağmuru
Yazın, ak yüzünden gölgenin moru
Ağzından en serin, hem de en duru
Kayalardan akan kaynaklar öpsün.

Çimenler okşasın ayaklarını
Çiçekler koklasın parmaklarını
Ben öpmeden önce yanaklarını
Varsın teller, tüller, duvaklar öpsün.

Kıskançlık çakılı kazıktır serde
Bölünsün bu rüya en tatlı yerde
Seni canlı kullar öpmesinler de
Kefenler sarılsın, topraklar öpsün.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 08:56
AYNALARIN ÖTESİ

Her ne kusur varsa geçen zamanda
Suçsuzdur aynalar, elâ gözlü yar.
Mecnunlar Mevlâ'yı bulursa canda
El olur Leyla'lar elâ gözlü yâr.

Güzel açar güzelliğin sergisin
Gün ağartır kara saçın örgüsün
Muhabbet faslında ölüm türküsün
Kim söyler, kim çalar elâ gözlü yâr.

Eştikçe iş çıkar işin içinde
Gençliği hasret yer sevda göçünde
Bilmez misin dört mevsimin üçünde
Kar olur yaylâlar, elâ gözlü yâr.

Ah al, yeşili yeşilde ara
Ahirete gider kalbdeki yara
Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara
Dökülen ayvalar elâ gözlü yâr.

Vakit dolar, nakit biter kasanda
Sevgi bir kitaptır gönül masanda
Okusan da olur, okumasan da...'
Kapanır sayfalar elâ gözlü yâr.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 08:56
NÖBETÇİNİN VUKUATI

Yüzbaşım, garajda nöbet tutarken
Hatırıma sıla düştü bu gece.
Güngören'in horozları öterken
Gönül kalktı yola düştü bu gece.

İçinde, dışında yoktur yalanı
Anlatayım dur başıma geleni
ir yâr için düşüncemin olanı
Sapanca'da göle düştü bu gece.

Bozhüyük'e vardım Güllü kadına
Fal açtırdım Ülker'imin adına
Gelin olmuş, bak şu işin tadına
Bizim kısmet ele düştü bu gece.

Kırk yıl geçse unutamam bu günü
Olmuş-bitmiş sevdiğimin düğünü
Hep çözülmüş sırrımızın düğümü
Maceramız dile düştü bu gece.

Kalbime ateşten vurdular yama
Perişan bir hâlde döndüm kıtama
Karakoç bildiğin KARAKOÇ ama
Bilmediğin hâle düştü bu gece.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 08:57
İTİRAF

Sevgiliden sevgiliye hediye
Ayva gider, elma gider, nar gider
Sevenin yüreği bir renkli mevsim;
Yağmur gider, rüzgâr gider, kar gider.

Işıklı saçların dökmüş beline
Bağladım gönlümü her bir teline
Ana, bir ben değil bu aşk yoluna
Topal gider, sağır gider, kör gider.

Fakir, zengin, yiğit, akıllı, deli...
Bunların hepsi de sever güzeli
Baba, bu çığırdan ezel ezeli
Hasta gider, esir gider, hür gider.

Sarıldım boynuna, öptüm yüzünden
Sevdim, ayrılamam kara gözlümden
Ah! kardeş neyleyim gönül izinden
Herkes gitmiş, ben giderim, yâr gider.

KARAKOÇ'um düşmüş gönül derdine
Can adaktır güzellerin merdine
Hey arkadaş, bu sevdanın ardına
Şahlar bile tahtı, tacı kor gider.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 08:58
HELE DURSUN

Aşkın sarıldı yakama
Hasret yük oldu arkama
Yazacak dertler çok ama
— Hele dursun.

Bugünden yarına göç var.
Gülüşünde bile suç var
Alacak sayısız öç var
— Hele dursun.

Neler ettin bana neler
Makûl değil bahaneler
Gelsin gelecek seneler
— Hele dursun.

Zannetme ki giden gelmez
İnişler yokuşsuz olmaz
Böyle kazanç cepte kalmaz
— Hele dursun.

Karagözlü, vefasız yâr
Söyleyecek çok sözler var
Söylesem yâdeller duyar
— Hele dursun.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 08:58
SAATİ YOK, EREMİ YOK

Aşktan yana söz duyunca
Ben hep seni düşünürüm.
Uçsuz hayâller boyunca
Ben hep seni düşünürüm.

Yıldızlar kayar yüceden
Renkler sıyrılır geceden
Yüreğim sızlar inceden
Ben hep seni düşünürüm.

Aklın ucu değer hiçe
Yol ararım içten içe
Kâinat uyur sessizce
Ben hep seni düşünürüm.

Korkunun bittiği yerde
Haz duyarım perde perde
Bir mezar görsem bir yerde
Ben hep seni düşünürüm.

Zaman hep sonsuza akar
Meyve döklür, dal kalkar
Çiçeklere bakar kabar
Ben hep seni düşünürüm.

Rüzgâr eser ilden ile
Sağlıkta bitmez bu çile
«Var» dan öte, «yok» ta bile
Ben hep seni düşünürüm.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 08:59
NEDEN SONRA

O dedi ki:
Bir gün bana gönül verdin
«Aşktır benim mayam» derdin
Sonsuz bir hisle severdin
Aklında mı?

Ben dedim ki:
Aşktan yana, histen yana
Gayri sual sorma bana
Belki dün bilirdim ama

Unutmuşum!
O dedi ki:
Yüreğime ektin bir köz
Yaralarım oldu göz göz

Yemin edip verdiğin söz
Aklında mı?
Ben dedim ki:
Yanan yakar iyi bil ki

Ben de yaralıyım belki
Unutmak ayıp değil ki
Unutmuşum!

O dedi ki:
Yalan söyleyemezdin hani
Unutmam derdin sen beni
Sormak suç olmasın yani

Aklında mı?
Ben dedim ki:
Hangi yalan, hangi gerçek?
Meyvesini yedi çiçek

Soru sorma, cevabım tek;
Unutmuşum!
O dedi ki:
Mühürledin dudaklarım

Düğümün kalbte saklarım
Mektup yazan parmakların
Aklında mı?
Ben dedim ki:

Ne mühür kaldı, ne senet
Er-geç kopar çürük kenet
Uçmuş akıl denen meret
Unutmuşum!

O dedi ki:
Beni, benden almıştın da
Çıkla sen ben olmuştun ya
Gerçek sevgi, yalan dünya

Aklında mı?
Ben dedim ki:
Vazgeç gayri iş yok bende
Yitirmişim seni, sende

Kimin nesisin, adın ne?
Unutmuşum!
Ve bilenler dediler ki:
Aşk ta, söz de yalan imiş

Akıl işi değil bu iş
Ve sonra hatırladık ki
Sevenler hep boşa sevmiş...

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 08:59
VE SONRA

Kurudu sevgiler gönül tasında
Her mevsim bir başka aldattı bizi.
Renkler başkalaştı gün ortasında
Koyu bir karanlık öptü denizi.

Daraldı her sabah geniş ufuklar
Aşkımızı gölgeledi bulutlar
Yaprak yaprak daldan düştü umutlar
Tüketti takvimler gençliğimizi.

Seneler yalancı çıktı düş gibi
Tüm yazlar üşüttü karakış gibi
Mermere işlenmiş bir nakış gibi
Dağıldı yüzlere yokluğun izi.

Önce «gerçek» dedik, ve sonra «neden»
Bekledik bir daha gelmedi giden
Uyandık en güzel düşü görmeden
Aynalardan sorduk birbirimizi.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 09:01
HUDUT TAŞLARI

Bu bulanık hava, bu toprak, bu su
Beni benden.. beni senden ayırır.
Bu sabahsız gece, bu düş, bu uyku
Beni benden.. beni senden ayırır.

Doğmadık güneşin aydınlığında
Uzarsa gölgeler dost kılığında
Şüphe keleplenir gönül çığında
Beni benden.. beni senden ayırır.

Doğrultmak istesem kırılır dallar
Sınadım zamana sığmadı yıllar
Bu dikenli yollar, bu taşlı yollar
Beni benden.. beni senden ayırır.

Sevgi bulutundan rahmet damlası
Düşmeden ayrılık doldurur tası
Yoğun maddelerin ince mânâsı
Beni benden.. beni senden ayırır.

Sen aşka hiç dersin, bense hayata
Kimbilir, belki de bendedir hata
Bu dalgalı deniz, bu yanlış rota
Beni benden.. beni senden ayırır.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 09:01
GİDE GİDE

Gösterir gün gibi düşüncelerin
Derinden derine aşıksın gönül.
Çıkla kadın desem yalan söylerim
Sen başka birine aşıksın gönül.

Kırılmış telleri sevad sazının
Eşi yok sendeki ince sızının
Tarlada çift süren köylü kızının
Topraklı terine aşıksın gönül.

Maraş'a, Muğla'ya, Kırklareli'ne
Yiğit Köroğlu'nun Çamlıbel'ine
Kars'ın yaylasına, Van'ın gölüne
Ağrı'nın karına aşıksın gönül.

Baharın bulutu, seherin yeli
Sarı seller gibi çoşturur seni
Varsın bilmeyenler desinler «deli»
Bu günden yarına aşıksın gönül.

Kekik kokusuna, çam gölgesine
Yüksekten dökülen suyun sesine
Renklerden sütbeyaz, koyu, yeşile
Toprağın moruna aşıksın gönül.

Yiğitin sözünden dönmeyenine
Ateşin yıllarca sönmeyenine
Silâhın omuzdan inmeyenine
Atın gökkırına aşıksın gönül.

İyinin iyisi, güzelin hası
Susamış yolcuya su veren tası
Edibin kalemi, ressam fırçası
Şairin şiirine aşıksın gönül.

Değildir bu sevgi akıl erecek
Her duyan bir başka mana verecek
Şaşarmış yolcuya yol gösterecek
Hakikat nuruna aşıksın gönül.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 09:02
GÖREN BİLİR

Çarşısında bir kız gördüm Antep'in
Kız mı ki...
Gözleri var; ala geyik gözleri
Gözü mü ki...
Ak göğsünün ortasında bir ben var
Az mı ki...
Yiyip, içme yüzüne bak yetişir
Yüz mü ki...
«Güzel» sözü çok güzele çok amma
Bu kıza da güzel demek söz mü ki...

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 09:03
BILDIR BU ZAMAN

Kıştan sonra gene kış geleceğim
Görmemişti körler bıldır bu zaman.
Halbuki dağların başına değin
Erimişti karlar bıldır bu zaman

Çimenli yollara yağmur yağardı
Ilık yeller kayaları döğerdi
Güneş bile cana yakın doğardı
Yem-yeşildi kırlar bıldır bu zaman.

Bilmezdik, gidenden kötüdür gelen
Yaşatan umutlar hep çıktı yalan
Hatırlar belki de eskiyi bilen
Gül kokardı yerler bıldır bu zaman.

Gitmedi soğuklar, kar halâ dizde
Bitmeyen bir korku var içimizde
Karanlıkta kalan gözlerimizde
Yıldız gibi parlar bıldır bu zaman.

Halini yitiren halden ne anlar
Akşam dolar, sabah boşalır hanlar.
Sağ olup gelecek yıla çıkanlar
Geri gelse derler bıldır bu zaman.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 09:03
TOPRAKTAKİ SEVİNCE

Al elmalar yeşil dalı eğince
Yaprakların ucu yere değince
Bak o zaman topraktaki sevince.
Hava bulutlanıp gök gürleyince
Bir yağmur başlar ya inceden ince
Bak o zaman topraktaki sevince.
Sevdalılar ak kefeni giyince
Kara yerler seni beni yiyince
Bak o zaman topraktaki sevince.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 09:04
DÜŞÜNCELİ ÖLÜM

Ateşte, havada, suda, toprakta
Dün bir daha doğdum, bir daha öldüm.
Çiçekte, meyvede, dalda, yaprakta
Dün bir daha doğdum, bir daha öldüm.
Aşk kervanı son durağa varmadan
Ayrıldı bir yerde şekil mânadan
Hiç kimse görmeden, kimse duymadan
Dün bir daha doğdum, bir daha öldüm.
Kilitsiz kapının ön eşiğinde
Büküldüm iplikçe zaman iğinde
Yoktan var olmanın son gediğinde
Dün bir daha doğdum, bir daha öldüm.
«Ben» deyip dururken içimdeki ben
Dört adım ötede tükendim hemen
Kimbilir, belki de vakit gelmeden
Dün bir daha doğdum, bir daha öldüm.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 09:05
YALVARIŞ

Ya Rab, bu hasrete can dayanmıyor
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Her adımda bir engel var salmıyor
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Mümkün mü bu yolda maksuda ermek
Mümkün mü sılada dost yüzün görmek
Aşıka ar geliyor geriye dönmek
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Çekilmez bir şelek vurdun arkama
Şaşırdım yollarda, kaldım akşama
Umudum her zaman bakidir amma
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Sevip sevilmemek varsa kaderde
Hangi doktor ilâç verir bu derde?
Hastayım, susuzum gurbet illerde
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Ey hanlar hanını halkeden Hancı
Bir yudum aşkınla doğdu bu sancı
Ey fakir ekmeği, Mü'mün inancı
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 09:06
POSTACI

Eylen bir haber ver, acele gitme
Sevgilimden mektup var mı postacı?
Yok deyip de beni perişan etme
Sevgilimden mektup var mı postacı?

Tel çekmiştim giden ayın üçüne
Cevap gelmez korku düştü içime
Karıştır çantayı, bir bak içine
Sevgilimden mektup var mı postacı?

Uykumu, dağıtan korkulu düşler
Gün biter, her gece yeniden başlar
Bir «evet» dünyayı bana bağışlar
Sevgilimden mektup var mı postacı?

Hiç haber çıkmadı on pazar
Beklerim saatler yıl kadar uzar
Zarfının üstünde KARAKOÇ yazar
Sevgilimden haber var mı postacı?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Haberler Bülteni
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 09:09
HASAN’A MEKTUP – I -

Oğul, bir mektup yaz bizim Hasan’a,
Bildir ki itlerin çoğu öldü de.
Tor tosunlar kayış yardı bu sene,
Koç öküzler epey ayrık yoldu de.

Aramızda yamru - yumru tepeler,
Sokaklarda seyip gezdi sopalar
Sen giderken yeni doğan sıpalar,
Torunlu morunlu eşek oldu de.

Köye çoban ettik Sağır İbiş’i,
Çatal doğurtuyor erkek çebişi.
Yağcılık tan yükün tuttu çok kişi
Gene aşiretin yüzü güldü de.

İbibikler dama yaptı yuvayı
Pis kokudan balta kesmez havayı
Sorarsan şo bizim eski dâvayı,
Can sıkmasın, kıyamete kaldı de.

Biraz daha azdı dünkü sinekler
Yular bırakmadı kırdı inekler
Çıkın edip gönderdiğin dilekler
Yalınayak, gözü yaşlı geldi de.

İncitmeyin derken gönül hatırı
Gebe çıktı Solaklar’ın katırı
Kör kıvrak bir kırık yemden ötürü
Düşmanların davulunu çaldı de.

Fukaralık bağdaş kurdu hasıra
Harçlık - marçlık gönderemem bu sıra
Hele mektup için kalma kusura,
Pul parası kesemizi deldi de.

Yırtıldı geceler çakal sesinden
Kazlar kafa çeker el kesesinden
Bozuk terazinin sol kefesinden
Demlenen hıyarlar rağbet buldu de.

Sen gideli çok haşerat türedi
Anaç balıkların hepsi tüledi
Kavaklara kaplumbağa tünedi,
Yörük yaylasına çingen doldu de.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 11:21
HASAN'A MEKTUP – III -

Sorma Hasan, sorma köyün halini,
Delindi köprüler geçemez olduk.
Herifler her yere sokar elini
Keyfimize göre ............ olduk.

Adam ettik bir-kaç aklı yoğunu
Çabaları önlemekmiş doğumu
Kırka çıktı boynuzların boğumu
Koyunu keçiden seçemez olduk.

Sağda solda çalım satar «baki»ler
Kahpe sille ensemizde şakılar
Gediklerde kol geziyor şâkiler
Özlenen yaylâya göçemez olduk.

Biz ah ettik onlar düğün ettiler
Derdimizi dünden yeğin ettiler.
Bir sürü sayıp yığın ettiler
Yol bulup bir yana kaçamaz olduk.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 14:36
HASAN'A MEKTUP – IV -

Gene duman oldu köylünün hali
Kart beygir ahıra sığmıyor Hasan!
Çayırı çok yemiş, kırdı yuları
Nalları toprağa değmiyor Hasan.

Arpa türküsünü eyledi ezber
Tehdit makamında döktürür gider
Trova'nın tahta atına benzer
Zincirler boynunu eğmiyor Hasan.

Şaha kalkar çifte sallar ha bire
Yediden - yetmişe boyandık kire
Mübarek bulutlar döndü tersine
Hayırlı bir rahmet yağmıyor Hasan.

At aklı kabarır baktıkça yeme
Yanaşmıyor gavat eyere geme
Umutlar asıldı tavana gene
Beklenilen güneş doğmuyor Hasan.

Deşilmedi hâlâ çıbanın başı
Yitirdik öfkeden ekmeği, aşı
Zamanında dökülmeyen gözyaşı
Zalimin zulmünü boğmuyor Hasan.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 15:17
HASAN'A MEKTUP – V -

Duygumuzu mile gömdü ayılar
Günden güne korkmaktadır Hasan’ım.
Dünkü çalım satan kabadayılar
Gölgesinden korkmaktadır Hasan’ım.

Fiil şöyle dursun, suç oldu niyet
Kelleyi koltuğa eyledik diyet
Kenara itildi şeref, haysiyet
Arsız gözler otlaktadır Hasan’ım.

Sırtımızda kıçı delik urbalar
Gene tuza hasret kaldı çorbalar
Kocaman bir köyü kanlı zorbalar
Keyfe göre yontmaktadır Hasan’ım.

Senin neden ne haberin var daha
Doğrulmamız çetin iştir bir daha
Gece gündüz deme yalvar Allah’a
Yüreğimiz kopmaktadır Hasan’ım.

Avare gezilmez bu karda kışta
Birliğe muhtacız içte ve dışta
Kader kapısına dayandık işte
Ellerimiz tokmaktadır Hasan’ım.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 15:18
HASAN'A MEKTUP – VI -

Köye bir hâl oldu Hasan,
Sofrada aşlar yaralı.
Yolda toprak sancılanır
Yuvada kuşlar yaralı.

Dalda yaprak, pınarda su
Hepsinde ölüm korkusu
Vuruldu halkın uykusu
Görülen düşler yaralı.

Önümüzden kaçar ışık
Günlerimiz delik – deşik
Gökte bulut, evde beşik
Temelde taşlar yaralı.

Şapşallaştı ünlü Böke,
Ayağı dolaştı köke,
İçimize sığmaz öfke,
Ağızda dişler yaralı.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 15:18
HASAN'A MEKTUP – VII -

Kıbleyi şaşırdık dört günden beri
Ay doğduğu yerden aşıyor Hasan.
Bir türlü kemiği örtmüyor deri
Tükrükler ağızdan taşıyor Hasan.

Lekeye boyandı gündüzün bağrı
Çöktü ensemize bir dinsiz ağrı
«Nasıl olur?» deme, vallahi doğru
Adamlar kafasız yaşıyor Hasan.

Sokaklara boynuz dikti danalar
İnsan diye it doğurmuş analar
Maddeye yer öpen sırtı alalar
Mânayı görünce şaşıyor Hasan.

Devirdi kargalar çorba tasını
Seneler silemez şeref pasını
Gene sağır İbiş öz babasını
Öküz sayıp çifte koşuyor Hasan.

Köye tekme sallar yaban eşeği
Ne arpa kâr eder, ne de kaşağı
Bizim köyün üç – beş alçak uşağı
Buna da sevinip coşuyor Hasan.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 15:20
HASAN'A MEKTUP – VIII -

Çok oku, çok düşün, çok şeyler anla,
Aha bu mektubu alınca Hasan.
Mânalar iplikten incedir amma,
Kelimeler biraz kalınca Hasan.

Gene ağzımızı açmıyor bıçak
Huzur size ömür..... dert salkım - saçak
Oyuna kalkıyor yüzlerce köçek
Batıdan bir hava çalınca Hasan.

Kök saldı bahçede ayrık otları
Yemler pay edildi, sattık atları
Biz kovalım derken baştan bitleri
Sülükler yapıştı kulunca Hasan.

Süt dolu güğümü çalarız taşa
Kutsal görevimiz (!) «sağ ol, çok yaşa»
Mülkte hakikati aramak boşa
Tüm suçlular güçlü olunca Hasan.

...........................................
...........................................
...........................................
...........................................
Derisini yüzdük demokrasinin
...........................................
Hakikatte vahşi, sözde «vasi»nin
Dörtnala gidilir yolunca Hasan.

Canım Hürriyeti koydunsa ara
Ekmek yalınayak kaçtı dağlara
Çevremize küsmüş kardeşlik var ya,
Haber ver, izini bulunca Hasan.

Soysuzlar «taş» atar mukaddesata
Karşı duramazsak bizdedir hata
Tahammül teşviktir böyle hayata
Öl... insan küçülmez ölünce Hasan.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 15:20
HASAN'A MEKTUP – IX -

Küfür yağmuruna tutulduk Hasan,
Dinleyip dinleyip düşünüyoruz.
Direnmek suç oldu; kurtuluş için
Fikirden fikire taşınıyoruz.

Sorma Hasan, sorma gayri bu derdi
Öfke, çaresizlik sorma son hadde vardı
Tekmil gövdemizi pireler sardı
Oturup oturup kaşınıyoruz.

At tepişti ara yerde toz kaldı
Bizde dörtlü, elde papaz koz kaldı
Yemin olsun kopmamıza az kaldı
Çünkü günden güne aşınıyoruz.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 15:22
HASAN'A MEKTUP – X -

Bu onuncu mektup Hasan
On daha yazsam az gelir.
Arsız yüz utanmam diyor
Kırk batman tükrük vız gelir.

Bir düğüm ki karman çorman
Atlara yem oldu harman
Cellâtın elinde ferman
Ne öldürür, ne vaz gelir.

Yolduk kuşun kanadını
Hürriyet koyduk adını
Alanlar aldı tadını
Bizim kaşığa tuz gelir.

«Taşlar bağlı, itler seyip»
Tümümüze olsun ayıp
Tarihi edersek kayıp
Akıbetimiz tez gelir.

Milli servet mile battı
Lokomotifler yan yattı
Çingen ayısın oynattı
Çadıra aktı «Özgelir»

Dede-torun, damat dergi
İşte çadır, işte çergi
Çığlaşıyor zalim vergi
Senede kırka yüz gelir.

Düşündüm inceden ince
Baş ayaktan sarhoş bence
Hırsıza hırsız deyince
Dayılardan söz gelir.

Nizama adadık saygı
Güven’imiz oldu kaygı
Kösteklenir millî duygu
Asalaklara hız gelir.

Bu yurdun selâmetine
Azmi elden koyma yine.
Dayan milliyete, dine
İnşallah bir gün yaz gelir.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 15:36
HASAN'A MEKTUP – XI -

Tohum çürük, çiftçi bunak
Tarlalar ezelden çorak
Yıllar da gelirse kurak
Evleklerde suç ararız.

Yığın yığın obur mide
Yedikleri bal, yağ, pide
Evler yıkılır içkide
Direklerde suç ararız.

Rezalet mi? Kalbur kalbur
Harcandı bitti «ya sabur»
Eğilmekten olduk kambur
Eleklerde suç ararız.

Düşünce ne gezer bizde,
Binlerce ayak bir izde
Yüklüyeni severiz de,
Şeleklerde suç ararız.

«Bu millet adam olmaz»mış
Asalaklar böyle yazmış
Bostanda hıyarlar azmış
Keleklerde suç ararız.

Köyümüze yağdı dolu
Sel aldı köprüyü yolu
Yüreğimiz saman dolu
Bileklerde suç ararız.

İmtiyaz vereli turpa
Pirinci beğenmez arpa
Suçlar tahtı kurmuş sarpa
Döleklerde suç ararız.

Esas suçlu şeytan ama
Gücümüz yetmez Şeytana
Bir suçlu bulmak lâzım ya
Meleklerde suç ararız.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 16:19
HASAN'A MEKTUP – XII -

Açlıktan, tokluktan sual edersen
Ocak bizim amma aş bizim değil.
Hırsız çıktı kara yüzlü geceler,
Uyku bizim amma düş bizim değil.

Öküzler harmana eğri bakıyor,
Kızıl toprak ak tohumu yakıyor,
Bu yıl yumurtalar hep cılk çıkıyor
Yuva bizim amma kuş bizim değil.

Öyle bir durum ki Allah etmesin,
Kurtlar taşır ayıların sıtmasın
Ne duyarsan garibine gitmesin
Gövde bizim amma baş bizim değil.

Her sabah bir kuşun tüyünü yolduk,
Verha düşmanların davulun çaldık
Öpmeyi yitirdik, ısırgan olduk
Ağız bizim amma diş bizim değil.

Gittikçe her yüke alışıyoruz,
Ağlanacak yerde gülüşüyoruz.
Gönüllü gönülsüz çalışıyoruz,
Emek bizim amma iş bizim değil.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 16:58
HASAN’A MEKTUP – XIII -

Köyden havadis sormuşsun
Hayat bir kumar oldu ha!
Duydun mu, biliyor musun?
Kancıklar tam-er oldu ha!

Salma geziyor salaklar
Kuyruğa değer kulaklar
Dünkü ot yiyen oğlaklar
Bugün kan emer oldu ha!

Azdı eşekler temelli
Kaşağı otuz, yem elli
Sıpanın keyfinden belli
Semer de semer oldu ha!

Köhne gemi, yırtık yelken
Yollara düştük çok erken
Boynuza bühtan ederken
Kuyruklar şamar oldu ha!

Sabırdır korkunun adı
Bozuldu her şeyin tadı
Huzurda huzur kalmadı
Dert tomar tomar oldu ha!

Kimi soruyorsun kimden
Yürekler pas tuttu nemden
Ölçüyü yitirdik tümden
Yüzükler kemer oldu ha!

Ötesini sorma yeter
Belki beterden de beter
Aşk ekeriz, nefret biter
Haccac’lar Ömer oldu ha!

Ben az derim, sen çok anla
Bu mektup son mektup sanma
Biraz emek verdim amma
Tımar da tımar oldu ha!

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 16:59
HASAN’A MEKTUP – XIV -

Göz değdi köyümün güzellerine
ELİF, yâdillere göçtü be Hasan.
SEVGİ size ömür dört kulaç önce
Ecel çorbasını içti be Hasan.

ASALET babasız çocuk doğurdu
Nazlı HÜRRİYET i haydutlar vurdu.
Viraneye döndü TÜRKHAN’ın yurdu
Köyün tadı-tuzu kaçtı be Hasan.

ADALET felç oldu, yürür değnekle,
NEŞE ne haltetsin soğan-ekmekle
GÖNÜL delirdi de yol beklemekle,
İsyan bayrağını açtı be Hasan.

SAADET’in adı HÜLYA’dır şimdi
Her gün birimizi aldatır şimdi
Umutlar rüya da, faldadır şimdi,
Unut, eski günleri geçti be Hasan

FAZİLET’i gelin ettik gurbete
Kimbilir... belki de gurbetten öte,
Yağlı SERVET garaz eder ÜLFET’e
Ara yere nifak saçtı be Hasan.

ZEYNEP bize küskün, İFFET sürgünde
Rezalet, felâket yağar her günde
Yedi HASLET verem olur bir gün de,
ÜLKÜ kötü yolu seçti be Hasan.

Burada ne düğün, ne bayram kaldı
En güzel umutlar dalda ham kaldı!
Korku, hasret, isyan, keder-gam kaldı
Binalar temelden uçtu be Hasan.

İşte böyle... Malûm ola halimiz,
Naçar böğrümüze düştü elimiz
Güven duyduğumuz her güzelimiz
Bizlere bir kefen biçti be Hasan.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:07
HASAN’A MEKTUP – XV -

Ya... işte böyledir kardeşim Hasan,
«Kazan ver, yiyelim, sen bak diyorlar.
Yiyince dursalar gam değil amma,
Üstelik adama «ahmak» diyorlar.

Tecavüze uğrar din, ahlâk, töre,
De gel haber anlat sağıra, köre,
Utanmadan bir de göz göre göre
Herifler boynuza «kulak» diyorlar.

Yıkıp devirmektir tek çabaları,
Menfaatsiz olmaz merhabaları
Bir kızıl baykuşun kör hempaları,
Ayağa «baş», başa «ayak» diyorlar.

Sen ak’a ak dersin, onlar «kara» der,
Sen ALLAH dedikçe, onlar «para» der,
Bilemedik gitti bu ne biçim yer;
Namusun kirine «kaymak» diyorlar.

Gayeleri gedik açmak her safta,
Gezer ellerinde kirli bir yafta
Aldatamazlarsa «mürteci, softa»
Aldananlara da «salak» diyorlar.

Bunlar sosyal adaletin tellâlı
Bunlar solaçık’tır, sola sevdalı.
Bunlar su içerken ıslık çalmalı,
Öyle ya, vatana «otlak» diyorlar.

Söyletme be Hasan, dert kucak kucak
Sardılar her yeri köşe ve bucak,
Yetmez mi, kemiğe dayandı bıçak?
Ayının postuna «bayrak» diyorlar.

Derler ki «siz susun, biz söyliyelim;
Hep biz yönetelim, hep biz yiyelim»
Artık bu oyuna hayır! diyelim
Biz sustukça onlar «korkak» diyorlar.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:08
HASAN’A MEKTUP – XVI -

Hasan bir mektup da sen gönder bana,
Gerçeklerden, yalanlardan haber ver.
Varsın bulunmasın içinde mâna
Falanlardan, filanlardan haber ver.

«Olaylar dikkatle izleniyor mu?»
Olanlar milletten gizleniyor mu?
Kıbrıs'ta katliam hızlanıyor mu?
İşkenceyle ölenlerden haber ver.

Ve hâlâ «azimli kararlı» mıyız?
Kârlı mıyız, yoksa zararlı mıyız?
Bizler bu vatana yararlı mıyız?
Sor, öğren de bilenlerden; haber ver.

«Diplomatik yollar» asfaltlandı mı?
Dünkü tek derdimiz dört katlandı mı?
Yarışta atımız sakatlandı mı?
En arkada kalanlardan haber ver.

Dineğri papazı, maça birlisi
Müslüman Arap'ın yüzü kirlisi.
Haşeret cinsinin en zehirlisi,
İk'ayaklı yılanlardan haber ver.

U'Thant'ın, Giyani'nin suçundan
Galo Plaza'dan, «Barış Gücü»nden
Kıbrısa dünyanın öbür ucundan
Kalleşliğe gelenlerden haber ver.

Çok sayın «NATO»nun rollerinden yaz,
Sokrat'ın orospu döllerinden yaz,
Yaz; sakat radyonun pillerinden yaz,
Çalım satan Elen'lerden haber ver.

Müzisyen Erkin'in «nota»larından
Hükûmetin zik-zak rotalarından
Hattaâ hepimizin hatalarından
Halktan görev alanlardan haber ver.

«Yunan dostumuz»dan, Venezilos'tan
İzmir´den, Afyon'dan, hem de Rodos´tan
«Vatandaş Rumlar»dan, Athenagoras'tan,
Malımızı çalanlardan haber ver.

«Dost Amerika»dan, acı dilden yaz
Altıncı filodan, İsrail'den yaz
Torbadan, sepetten ve zembilden yaz,
Semerlerden, palanlardan haber ver.

Kruşçef'ín kuru sıkılarından,
Aybar'ın güdümlü şarkılarından
Jetlerin bir günlük yakıtlarından
Savaşlardan, şölenlerden haber ver.

Erenköy'den, Hilarion burcundan
Kardeşin kardeşe olan borcundan
Yiğit kardeşimden, şehit bacımdan
Gözyaşını silenlerden haber ver.

«Hür Dünya» taş gibi sağır mı daha?
Kuvvet adaletten ağır mı daha?
Papazlı EOKA sığır mı daha?
Totemlerden, klânlardan haber ver.

Ajanslardan, haberlerden, yorumdan,
İçerdeki, dışardaki durumdan,
Cenevre'den, Acheson'dan, Erim'den,
Ucu sivri plânlardan haber ver.

Var mı, yok mu teklifimiz, tezimiz?
Hep pas geçtik, rest olmadı sözümüz
Dokuz aydır kan ağlarken özümüz
Hâlimize gülenlerden haber ver.

Ne halde mitingler, nutuklar şimdi?
Kaç karpuz alıyor koltuklar şimdi?
Salma geziyor mu kopuklar şimdi?
Yağmalardan, talanlardan haber ver.

Yok Hasan, vazgeçtim, koy beni rahat,
Neşeli şeyler yaz, götürmez hayat.
Viskiden, briçten, twist'ten anlat,
Reklâmlardan, ilânlardan haber ver.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:09
HASAN’A MEKTUP – XVII -

Tellerden dökülen huzur havası;
Katran; yağlıkara, bezir havası...
Yitti ilimizin hazır havası
Birde gıdıklarlar bizleri Hasan.

Gayrı doğmaz deriz, güneş batarken,
Ellerimiz titrer imza atarken
Sonsuz acımıza acı katarken
Sansarca parlıyor gözleri Hasan.

Seğmenleri sarhoş, hünerli gizir
Sanki canlarımız onlara nezir
Bakarız bakarız görünmez Hızır,
İmana küfreder sazları Hasan.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:09
HASAN’A MEKTUP – XVIII -

İbiş'in saye-î himmetlerinde,
Çamura oturduk, bir bayram arttı.
Kinler halay çekti, bayram yerinde
Beş bayram yitirdik, bir bayram arttı.

Borç boydan yukarı eski hesaptan
Felek yâr olursa ödetir toptan
Yaşasın tayfalar, sağ olsun kaptan
Gemiyi batırdık, bir bayram arttı.

Her gün biraz daha bulandı dere
Hiç kimse bilmiyor bu gidiş nere?
Kartalın hürmetle girdiği yere
Beş karga götürdük, bir bayram arttı.

Odun irisin eyledik destek
Ve derken yerini buldu her istek
Ağıza gem vurduk, ayağa köstek
Dilde tüy bitirdik, bir bayram arttı.

Türedi Kel Bayram, Kötüce Bayram
Uyuz tazılara sel oldu ayran
Ağlarken eşini yitiren ceylân
Biz verem getirdik bir bayram arttı.

Ak sütü doldurduk kızıl bakıra
Gelecekler yüzümüze tüküre
Eti’lerden kalma üç beş çukura
Kırk ölü yatırdık bir bayram arttı.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:10
HASAN’A MEKTUP – XIX -

Anladım be Hasan sende de iş yok,
Bir şey düşünmezsin ekmekten gayri
Allah sonumuzu hayır getirsin,
Güvencim kalmadı felekten gayri.

Ne yapsalar hemen unutuyorsun
Hülyalarla gönül avutuyorsun
Rahatı dâvadan yeğ tutuyorsun
Yoldaşın bulunmaz eşekten gayrı.

...............................................
...............................................
...............................................
...............................................

Yazarım, yazarım okur geçersin
Sen kendini korumadan naçarsın
Akşam - sabah kovalarlar, kaçarsın
Allah’a sen nesin ödlekten gayri?

Küfür ile doldurdular hurcunu
Ödemekten korkuyorsun borcunu
Yiğit olan bulamazsa harcını
Ömrü birşey olmaz şelekten gayri.

Kuduz itler sokaklar da kol gezer
Zulüm heybetleşen bir çığa benzer
Saklanma, gün olur seni de ezer
Yeter, adam ol, çık tünekten gayri.

Geçmişi unuttun, geleceğin hiç
Bir koca duvarı yıkar bir kerpiç
Gerekirse ecel şerbetini iç,
Yiğite servet yok yürekten gayri.

...............................................
...............................................
...............................................
...............................................
...............................................
...............................................
...............................................
...............................................

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:11
HASAN’A MEKTUP – XX -

Hesap ettim ayak altı, baş yedi,
Vallahi nazlı yar gene geç kaldık.
Hınzır bülbül gül dalında leş yedi
Katmerlendi zarar gene geç kaldık.

Köprüler var perşembeden pazara
Yapanda yüz yok ki yüzü kızara
Hastayı gömdükten sonra mezara
İlâç neye yarar, gene geç kaldık.

Akşamı geç saydık, sabahı erken
Seyrettik kediler ciğeri yerken.
Hele şu bulutlar dağılsın derken
Yollara yağdı, kar, gene geç kaldık.

Ok yetişmez oldu zor Bezirgâna
Şimdiye katırlar bağlandı hana
Fuzuli telâşı bırak bir yana
Denkleri yavaş sar gene geç kaldık.

Suya hasret kaldı deniz kızları
Ekvatora heykel diktik buzları
Ankara'yı geçti at hırsızları,
Serde tembellik var, gene geç kaldık.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:11
HASAN’A MEKTUP – XXI –

Aziz dostum, av zamanı geldi mi,
Kekliklerin ötmesinden ne haber?
Mız Durdu'nun oğlu asker oldu mu,
Mezolar'ın Fatma'sından ne haber?

Kim evlendi, kim boşandı kim öldü,
Bu seçimde köye muhtar kim oldu?
Zır Ümmet'in Fadime'yi kim aldı,
Gelin olup gitmesinden ne haber?

Yağmur yağıp sarı seller aktı mı,
Değirmenin bendlerini yıktı mı?
Şaban Üstün hastaneden çıktı mı?
Sinirinden, sıtmasından ne haber?

Tek dileğim budur benim Mevlâdan
Tez kurtara gurbet günü saymadan
Hulüs Üssün inmedi mi yaylâdan,
Çadırından, çatmasından ne haber?

Deli gönül daldan dala uçmada
Günlerimiz hayâl ile geçmede
Kolağası Necati'nin İçmede
Kuru çalım satmasından ne haber?

Selâm söyle Bekir'lerin üçüne
Partililer nasıl girdi seçime
Aloğlu'nun toz şekeri içine
Lokum unu katmasından ne haber?

Mektup yazdım cevabını vermedin
Olup bitenleri öğren demedin
Doğru sözlü (!) Hakko'ların Mehmedin
Namtı - bıçak yutmasından ne haber?

Kırkbir arşın kumaş saldım çavuşa
Allah vere tez zamanda kavuşa
Sıkıntıdan girmez oldum koğuşa
Bir şalvara yetmesinden ne haber?

Acerlerin Mavi Antep'ten gelmiş
Duydum ki yepyeni bir akıl almış
Elma tüccarıydı keçeci olmuş
İflâs topu atmasından ne haber?

Uzadı mı Kel Ali'nin saçları,
Doymadı mı Karoğlanın açları,
Hacı Mehmet ödedi mi borçları,
Malın – mülkün bitmesinden ne haber?

Bayram Çavuş öğrendi mi hızarı
Kahve midir furununun üzeri?
Kıyık Ökkeş Kurt Yusuf'un benzeri
Kokmuş lâflar atmasından ne haber?

İlyas Çavuş PTT ci oldu mu?
Arif ağda saflık iman kaldı mı?
Afinciler Kuroğlan'ı buldu mu,
Dokuz aydır yitmesinden ne haber?

Yapıldı mı köyün eski pınarı,
Deli Yusuf oynuyor mu kumarı,
Kör Neşetin, Hacı Durdu Ömer'i
Dübeş atıp tutmasından ne haber?

Karıcıyı tarif eyle büsbütün
Mevlût Biçer artırdı mı lâf yükün
Baş geveze Durdu Mehmet Soykök'ün
Karga gibi ötmesinden ne haber?

Aziz dostum mektup bitti hoşça kal
Çok bekletme cevabını tezce sal
Karakoç der, işte, durum bu minval
Elmaların yetmesinden ne haber?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:12
HASAN’A MEKTUP – XXII –

Aziz dostum, sen bu ilden gideli
Sekiz mevsim geldi - geçti duydun mu?
Gene kar koymadı baharın yeli
Şeftaliler çiçek açtı duydun mu?

Memiklerin Iraz için Kel Durdu
Sinan oğlu Muharrem'i öldürdü,
Keş Ahmet bayramda namaz kıldırdı;
Kerim Ağa köyden göçtü duydun mu?

Çavuşların yumuk gözlü Tahir'i
Kahve yaptı kırk senelik ahırı,
Erkek Fatma Dişi çürük Mahiri
Güpegündüz aldı kaçtı duydun mu?

Ala – kardır Binboğa’nın yücesi
Asker oldu Halime'nin kocası
Sazılköy’ün ilerici hocası
Minarede şarap içti duydun mu?

Dikkat eyle, anlam çıkar sözümden
Bir hızarcı geldi Mercanözün'den,
İpsiz Mustafa'nın tek boynuzundan
Onaltı çift tahta biçti duydun mu?

Kenan'ların sarı saçlı Reşad'ı
On çocuğun anasını boşadı,
Sultan serbest kaldı, sarhoş yaşadı
Hürriyeti yeni seçti duydun mu?

Oniki gün önce yaptık bir seçim
Tekgöz murdar öldü partisi için
Nesreddin Hoca'nın dediği biçim;
«Dünyayı yanlışsız ölçü» duydun mu?

Daha bunlar bildiğimin yansı
Gelecek mektuba kalsın gerisi
Bu yıl KARAKOÇ'un gönül arısı
Çiçekten çiçeğe uçtu duydun mu?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:13
HASAN’DAN GELEN MEKTUP – 1 -

Şu bizim kılavuz oldum - olası
Kör, kör amma gardaş anlayan hani
Suratında uğursuzluk damgası
Var, var amma gardaş anlayan hani.

Karnından bakıyor bütün olaya
Kaldırmak zor, bağdaş kurdu kolaya
Bu gidişle varabilmek sılaya
Zor, zor amma gardaş anlayan hani.

Sen, ben ona göre yağlı bir azık
Biz-bizi bilmezsek olur çok yazık
İste yüz altmış üç çakılı kazık
Gör, gör amma gardaş anlayan hani.

Ne yapsa «eyvallah» ne dese «hay hay»
Hep böyle giderse sonumuz vay vay!
Dâva dosyamızı sünepe bir tay
Yer, yer amma gardaş anlayan hani.

Ormandan ok atar sağır pehlivan
Boran, Çetin işte kışımız yaman
Gelen her belâyı her ağız, her an
Der, der amma gardaş anlayan hani.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:14
HASAN’DAN GELEN MEKTUP – 2 -

Ekinden umudu kestik
Domuz bir değil beş değil.
Akrep doldu yorgan, yastık
Bu iş bildiğin iş değil.

At belleyip vurduk eyer
Eşeklere verdik değer
Huyu nasıl dersen eğer
Bu çüş te makbul çüş değil.

Güneş doğmaz oldu cama
Yırtığı kirletti yama
Adam bizim adam amma
Adamın başı baş değil.

Demir cıvıyor sıcaktan
El kalkmaz oldu kucaktan
Ateş kovuldu ocaktan
Bu aş yenecek aş değil.

Böyledir işte son durum
Sözler yorum işler yorum
Gerçeği anla diyorum
Gönlümüz gene hoş değil.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:14
HASAN’DAN GELEN MEKTUP – 3 -

Yüzsüzler bir günde bin iş bitirir
Gidip gidip gelen biz olduk gardaş.
Kurbağalar duysa aklın yitirir
Dövüldükçe gülen biz olduk gardaş.

Daha bunlar değil derdin yeğini
Bekçiler yayıldı iman bağını
Ağa çeyiz için etmiş düğünü
Beleş davul çalan biz olduk gardaş.

Kocamış öküzler boynuz salladı
İnekler ha bire fırsat kolladı
İtler inat için deve nalladı
Bakıp bakıp ölen biz olduk gardaş.

Kirli kabuk nurlu özü kuruttu
Arpacı tay anasını unuttu
Pınarlar başını zorbalar tuttu
Gene susuz kalan biz olduk gardaş.

Pislikten tutulmaz ibişin ipi
Deli, moda sayar soytarı tipi
Gittikçe çürüyor başağın sapı
Eylemeden bulan biz olduk gardaş.

Dipten bozuk terazinin ayarı
Yağlı leşe konmak karganın kârı
En mühim davaya en kart hıyarı
Vekil edip salan biz olduk gardaş.

Hep «alın yazısı» dedik yetmez mi?
Herkesten bir tekme yedik yetmez mi?
Bir sabıra bunca gedik yetmez mi?
Durdukça bunalan biz olduk gardaş.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:15
HASAN’DAN GELEN MEKTUP – 4 -

Güneş doğar - doğmaz ayrıldı renkler
Kapalı kapılar aralandı ha!
Leş için uluyan uyuz köpekler
Işığı görünce pirelendi ha!

Kış tez geldi, kar kapladı yolları
Arpacı kadana dikti nalları
Doymayan domuzun sadık kulları
Kudurmuş ayıya kiralandı ha!

Saçmanın saçması bir herif çıktı
Güvenilen mülkü temelden yıktı
İbiş sevsin diye saçmalar sıktı
Adalet yüz yerden yaralandı ha!

Kır atı değiştik bir sakar taya
Eller bindi gitti, biz kaldık yaya
Elmalı bahçeyi kesen baltaya
Sıkıldı yumruklar sıralandı ha!

Kesmeden bölen var üçü ikiye
Göbekler dağ oldu hak yiye yiye
Bir zinde soytarı haklandı diye
Satılmış oğlanlar saralandı ha!

Horlanırken Adana'lı, Konya'lı
Rağbet buldu orak - çekiç dünyalı
Yakası pergelli, eli gönyeli
Paralandı babam paralandı ha!

Sezgiden, duygudan mahrum bir kişi
Yaptı çekinmeden en iğrenç işi
Sevindi Kıbrıs'ın alçak keşişi
İbişin gözleri çıralandı ha!

Atalar «Ağlatan gülmez» demişler
Dünya Süleyman'a kalmaz demişler
Kaçan fırsat geri gelmez demişler
Sevgimiz, saygımız firelendi ha!

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:15
HASAN’DAN GELEN MEKTUP – 5 -

Aha bu mektubu saldığım zaman
Köyde kötü şeyler oluyor gene.
Pekmeze karıştı olanca saman
Pınara sülükler doluyor gene.

Bir rezil türküdür dinlediğimiz
Tadını, tuzunu bilmediğimiz
Tüküre tüküre kirlediğimiz
Utanmaz suratlar gülüyor gene.

Evlek evlek ekin idi tarlalar
Hasar etti piç sıpalar, danalar
Emeği zay olan garip analar
Ağlayıp saçını yoluyor gene.

Tohum gene susuz, toprak gene sert
İlâç gerek, ilâç; öldürür bu dert
Köy, oba, mahalle, öfkeden fert fert
Ölüyor, ölüyor, ölüyor gene.

Yaramız bir değil, elli değil ki
Odun kim? Adam kim? Belli değil ki
Her insan pergelli, pilli değil ki
Biri gidip, biri geliyor gene.

Çarkı ters çevirdi kalleş kolanlar
Ne olduysa bize oldu olanlar
Adam sandığımız cıvık oğlanlar
İbişin sazından çalıyor gene.

Yiğit kim? Korkak kim? Göremiyorum
Şaşırdım bir karar veremiyorum
Neme lâzım deyip duramıyorum
Öfkeler uykumu bölüyor gene.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:16
KÖROĞLU'NA MEKTUP

- İçtimaî Dertlerimiz -

Benden selâm olsun Koç Köroğlu’na,
Şimdi devir başka, zaman değişti.
Karga konar kır atların beline
Arpa bulunmuyor, saman değişti.

Gayri ne Kenan var, ne Demircioğlu
Tarihe karıştı, Ayvaz’la Hoylu,
Herkes Bolu Beyi, her taraf Bolu;
Yiğitlik kalmadı, insan değişti.

Sır tutmuyor suya giden testiler
Kılınçları müzelere astılar
Çamlıbel’in çamlarını kestiler
Dağlar çıplak kaldı, orman değişti.

Kale yoktur, ok atılmaz burçlardan
İnsanoğlu yüksek uçar kuşlardan
Boz tavşanlar haraç alır kurtlardan
Erlik başkalaştı, meydan değişti.

Ninnocular çadır kurdu düzlere
«Avare mu» sedef oldu sazlara
Benzerimiz hiç kalmadı sizlere
Caz müziği çıktı, makam değişti.

Kervan geçmez, uçurdular hanları
Hile satar asrın bezirgânları
Banka kurup biriktirdik kanları
Dertler yenilendi, derman değişti.

Günden güne küçülüyor Arz'ımız
Şimdi ise Ay'a gitmek arzumuz
Feza elbisesi diker terzimiz
Gökleri fethettik, mekân değişti.

Tad bozuldu, küp, kokutur turşular
Haydutlara yatak oldu çarşılar
Şişkin cüzdan bin belâyı karşılar
Boynuzlar gürz oldu, kalkan değişti.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:16
SILADAN HABERLER

Gamsız beğ’in eşek çekmez derdi var;
Cins ineği kısır çıktı bu sene.
Ömür boyu dokunduğu halılar,
Piyasaya hasır çıktı bu sene.

Üç ay önce iflâs etti şereften
Utanırım dahasını tariften
Toprak bile yüz çevirdi heriften
Nohut ekti, mısır çıktı bu sene.

Rezalet torbasın boynuna taktı
Vakitsiz yaşıyor; yitirdi vakti
Yorula yorula yollara baktı
Gözlerinde nasır çıktı bu sene.

Kaderi rest çekti aşk ülkesine
Tekerlekler kötü döndü tersine
Beleşçi Mahmudun gazetesine
Şiir yazdı, nesir çıktı bu sene.

Kırk kapıdan yallahlandı son ayda
Çok aradı, zoru buldu kolayda
Onu ona taksim etti on ayda
Ondan onbir kesir çıktı bu sene.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:17
RESMİGEÇİT

Bir başıbozukluk aldı yürüdü
Bu azimet nere desem kim ne der?
Taş kalblerde hak korkusu çürüdü
Eller yüzler, kara desem, kim ne der?

Çok sürülmüş gözümüzün boyası
Dört tarafı göremedik doyası
Aydınların medeniyet mayası
Rakı, şarap, bira desem, kim ne der?

Bilirim, doğru söz, büberden acı
Hünerli cambazdır politikacı
Fukara merdiven, zengin baştacı
Nokta koysam, tire desem, kim ne der?

Gazeteci sözü katıksız yalan
Sağcılar leylektir, solcular yılan
Büyüğe «bey» demek, küçüğe «ulan»
Değişmeyen töre desem, kim ne der?

Yön ararız pusulamız ibresiz
Balo koç katımı şeksiz - şüphesiz
At koşusu milî kumar düpedüz
Plâjlara hara desem, kim ne der?

Doktorlar kurt olmuş, hasta kuzudur
Avukatlar her çorbanın tuzudur
Şakşakçılar harp görmemiş gazidir
Hatır için hurra desem, kim ne der?

Şerefsizler şeref sayar zilleti
Karaborsacılar cüzzam illeti
Topkekûn azrail şoför milleti
Can bedene kira desem, kim ne der?

KARAKOÇ bu şi'ri yazdığı zaman
Yobaz sayılırdı Hak'ka inanan
Sevgili, arkadaş, hâşâ din, iman
Soysuz için para desem, kim ne der?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:17
GÜLER MİSİN, AĞLAR MISIN?

Kollar açık, etek dizde
Gençler zağar oldu izde
Medeniyet budur bizde
Güler misin, ağlar mısın?

Teşekkürü yaptık mersi
Çıplak göbek ilim dersi
Yönümüz tekniğin tersi
Güler misin, ağlar mısın?

Baba sazda, oğlan barda
Analar kızdan hovarda
Ar-namus sıfır ayarda
Güler misin, ağlar mısın?

Bilmezler ilimi, feni
Sol yönden taşlarlar dini
Adları çıkmış medeni
Güler misin, ağlar mısın?

Geçilmiyor züppelikten
Perdeler kalktı delikten
Ün alan var ...nelikten
Güler misin, ağlar mısın?

Beşikte bellenir içki
Rakı, şarap derken viski
Onlar yeni (!) bizler eski
Güler misin, ağlar mısın?

Yüzler boya, kaşlar yoluk
Şehvetten kesilir soluk
Turplar oldu salatalık
Güler misin, ağlar mısın?

Malûm ya... uyar modaya
Boynuz dokur kız babaya
Yıllar harcanır ça-ça'ya
Güler misin, ağlar mısın?

KARAKOÇ'um yeter artık
Kapatılmaz bunca yırtık,
Avrat açık, herif örtük
Güler misin, ağlar mısın?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
04-03-2009, 17:18
ÜÇ NOKTA

Çığır olmuş, gerçeklerin ötesi
Kim gidiyor, kim geliyor kim bilir?
Tekin değil boz baykuşun ötmesi
Kimi kimden dileniyor, kim bilir.

Bayıra serilmiş döşeklerimiz
Namluda paslandı fişeklerimiz
Oy! nalsız büyüyen eşeklerimiz
Arpanızı kimler yiyor kim bilir?

Mühürlendi torba torba dilekler
Kökümüze balta sallar solaklar
Ayran diye ağzı kokan külekler
Karnınıza kim giriyor, kim bilir?

Biz kovulduk, kimsesizler kimlendi
Kimliğini isbat eden mimlendi
Yedi tohum tek göbekte çimlendi
Dahasını kim diliyor kim bilir.

Azizler çetince dolaşmakta
Tezekler büyüyüp adalaşmakta
Kızıla uşaklık modalaşmakta
Bu bıçağı kim biliyor kim bilir?

Duyan nerde... sızılıyor yaramız
Dört soysuza harman olur paramız
Sönsün diye üfleniyor çıramız
Kim biliyor? Kim biliyor? Kim bilir?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 08:54
YOĞURTLU TURŞU

- Yeni dilcilere ithaf olunur-

Toplum ağacında ham betiklerin
Buruk lezzetinden tatmayan bilmez.
Düşsel anıların, kör yiğitlerin
Küflü gölgesinde yatmayan bilmez.

Şişerken mutluluk salatasından
Usumuz döküldü ayran tasından
Tutuk sevilerin üç ortasından
Havucu çorbaya katmayan bilmez.

«Ulusal sevinge söylevleri» hiç,
«Yaşam»lar hörgüçlü, «koşullar» tüm piç
Yığınla sözcükten çıkmaz bir kerpiç
Yılanı koynunda tutmayan bilmez.

Çabalar armutça düşerken daldan
Yapıtlar dumanca tüttü kavaldan
İki kez, dört sanı, altı çuvaldan
Bir giz var kargaca ötmeyen bilmez.

Özgürlük evrende koşturur atı
Bir ettik yoğunu, yalını, saltı
Yeni tilciklerin yediği haltı
Yır denen kazıktan yutmayan bilmez.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 08:55
KINA HAVASI

Hürriyeti gelin ettik dul çıktı
Çal davulcu fırsat ele bir geçer.
İriler dizildi halay başına
Ufaklar kendini yorar boşuna
Gitmese de seymenlerin hoşuna
Çal davulcu fırsat ele bir geçer.
Yangına gaz dökülsün «Ha babam» cılar
Ölmüş at şahlandırır kamçılar
Yolcu diye yola baksın hancılar
Çal davulcu fırsat ele bir geçer.
Ayağa dolaştı duvağın ucu
Astarı karalar giydi papucu
Mideden delindi damadın hurcu
Çal davulcu fırsat ele bir geçer.
Çergibaşı korkar, susar çerisi
Kırk serçeye bir taş olmaz gerisi
Eskimeden boz kasnağın derisi
Çal davulcu fırsat ele bir geçer.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 08:56
OHHAAA!..

Sığır, davar, geyik ve gergedan
cinsinden özür dileyerek.

«Arı dil», «Öz Türkçe» deyip durursun
Kabuk Türkçe var mı ulan boynuzlu?
Akıl’ı beğenmez, «us» uydurursun
Bir değil, beş değil hilen boynuzlu.

Lokantanın adı «sosyal otlangaç»
Ana «doğuraç» mış, baba «doğuraç»
Zehirin seksen küp, boyun kırk kulaç
Yoktur senin gibi yılan boynuzlu.

Mecburiyet «zorun», mesele «sorun»
Dedenin dilinden anlamaz torun
Bölünsün mü yani dün ile yarın
Tarihlere karşı gelen boynuzlu?

Boynuzlusun amma, değilsin boğa
Sence şuur «bilinç», tabiat «doğa»
Ağzından düşmüyor «emekçi, ağa»
Milleti ikiye bölen boynuzlu.

Hostes «gökgötürü konuksal avrat»
Bu ne nâne, bu ne turşu be gavat?
Hadi «tilcik» taze, kelime bayat
Var mı mânasını bilen, boynuzlu.

İstiklâl Marşına neden ötürü
Bir «ulusal» soktun, bir de «düttürü»
Ve derken «bağımsız» eyledin Hürü
Her gün bir havadan çalan boynuzlu.

Eser neden «yapıt», şiir neden «yır»
Cümle neye «sözcük» olsun be hınzır?
Bu ağacta dal koymadın kır ha kır
Nazımof’tan arta kalan boynuzlu.

Piskolojiye «ruhbilim» diyen
Sonra «zivindirik bilek» eyliyen
«İlginç» etiketli binbir b... yiyen
Hep sen değilmisin gülen boynuzlu?

Refakatinde mi? «Eşliğinde» mi?
Gidersin azıya almışta gemi
Her nerede görsem tanırım seni
İçin yalan, dışın yalan boynuzlu.

Örnekler saymakla bitecek olsa,
Verdiğim ders sana yetecek olsa,
«Koşullar» müsaade edecek olsa
Derdim filân, filân boynuzlu.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 08:56
KAZIK

Geçmeyin a dostlar kazık deyip te
Kimbilir kaç göze battı bu kazık
Seksen yıl ıslıkla oynadı ipte
Üç asır çır-çıplak yattı bu kazık.

Akşama yağ oldu, sabaha törpü
Dağlarda tavşandı, ovada kirpi
Uykuda düş yerken tarlanın turpu
Hıyarın karnında bitti bu kazık.

Yaşadı aklınca ak gölgelerde
Açıldı ufkunda aşk, perde perde
Türlü dolapların döndüğü yerde
Kaç kazığa attı bu kazık.

Mideden konuştu, cepten yaşadı
Fikrin göbeğine yazıldı adı
Her gün bir ahıra gönül bağladı,
Her sabah bir dalda öttü bu kazık.

İplikçe sarıldı zaman iğine
Kağnılar geceydi gün geçtiğine
Bakmayın yüzünün güleçliğine
Sayısız kazıklar yuttu bu kazık.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 08:57
TARİHTEN BİR YAPRAK

Kanunsuz, nizamsız, kara toprağa
Bir çocuk ekildi üç karış önce.
Kösteksiz aynada biten yaprağa
Bir kazık çakıldı üç karış önce

Koşuda yumurta dirgene uydu
Katı felek erkekliğin bu muydu?
Devler Kafdağından sesini duydu
Bir boynuz yıkıldı üç karış önce.

Arz sulandı arzularla terinden.
Yorgun yeller oynatıldı yerinden
Açlığın beş karış ötelerinden
Bir tüfek sıkıldı üç karış önce.

Horoz gibi düşler ekşidi düm-düz
Eğri kazıklara örklendi gündüz
Ham meyvalar gelin oldu düğünsüz
Bir türkü yakıldı üç karış önce

Halaya, dizildi şişeler rafta
İstikbâl pas tuttu oy ile ofta
Yıl hadım, ay kısır, cılk çıktı hafta
Bir çorba döküldü üç karış önce.

Solucanlar som-çeliği dişledi
Cepten cebe vapur, tren işledi
Bir pantolon keyfe göre kişnedi
Bir çorap söküldü üç karış önce.

Bir yüzsüz ölüden bin mezar korktu
Çalınan havadan ödümüz koptu
Vay tembel ormancı haberin yok mu,
Bir çama çıkıldı üç karış önce?

Yaşasın, tilkiye yem oldu tuzak
Papuç üste çıktı, baldırda kazak
Töreden, modadan, umuttan uzak
Bir urba dikildi üç karış önce.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 08:57
AÇIK DİLEKÇE

Görmediğim bir bambaşka durum var,
Sizin şehrin kızlarında savcı bey.
Yaklaşanı tâ yürekten vururlar.
Kan kokuyor gözlerinde savcı bey.

Gayeleri gönül kırmak dal gibi,
Bakışları çifte favül bal gibi,
Ülkeler fethetmiş bir kral gibi;
Gurur dolu pozlarında savcı bey.

Kaş yaparken, göz çıkarır elleri
Çok silahtan tesirlidir dilleri
Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri,
Poyraz eser yüzlerinde savcı bey.

Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz
İlk görüşte avladılar habersiz
Pişirdiler beni tuzsuz, bübersiz
Kebap oldum közlerinde savcı bey.

Bölüştüler gönlüm ile aklımı
Dâvâcıyım, ara benim hakkımı
Bir yol göster, haklı mıyım haksız mı?
Yorulmayın izlerinde savcı bey.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 08:58
TANRI KATINA

Yerleri gökleri yaratan Tanrım,
Sana, Sen’den şikâyetim var benim.
Hâkim-i mutlaksın, haktır kararın,
Anlatayım hâllerimi gör benim.

Bir gönül verdin ki oldum esiri
Bulur kusursuzda yüz bin kusuru
Biri bire bölsen çıkar kesiri
Bu gidişle iflâh olmam zor benim.

Üfledim, ötmedi aşkın düdüğü
Aşamadım arpa boyu gediği
Bana çirkin, elin güzel dediği
Ya aklım yok, ya gözlerim kör benim.

Yalanı gerçekte saklanmış gördüm.
Gündüzlerde gece, yazda kış gördüm
Hayat diye verdiğini düş gördüm,
Tüm »nedenler» benliğimi yer benim.

Hava gurbet, toprak gurbet, su gurbet
Alev alev sardı beni bu gurbet,
Esas derdim ne sıladır, ne gurbet;
Dost ufuklar düşünceme dar benim.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 08:59
DUYDUN MU?

Karagözlüm, kavuşmayı beklerken
Ayrılığın vakti geldi duydun mu?
Beraberce diktiğimiz çiçekler
Açılmadan önce soldu, duydun mu?

İçimde acıdan ırmaklar çağlar
Gözlerim yaş dolu, gönlüm kan ağlar
Tatlı hatıralar, sıcak sevdalar
Hakikatsiz rüya oldu, duydun mu?

Kara talih ile olunmaz yarış
Eğer küskün isen gitmeden barış
Belki son ayrılık, belki son görüş
Kavlimiz yarıda kaldı, duydun mu?

Çok olur dağların karı-kıcısı,
Böyle imiş alnımızın yazısı
Bu mevsimsiz ayrılığın acısı
Ok vurdu sinemi deldi, duydun mu?

KARAKOÇ’um, kalbim yara, dilim lâl
Ömrümün ufkunu sardı bir melâl
Beslediğim umut, kurduğum hayal
İçime ateşler saldı, duydun mu?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 08:59
DOKUZ YÖNLÜ DERT

Açılmış çığırdan dosta gidemem
Ayaklarım ize sığmaz ölürüm.
Yaşarım, duyarım, tarif edemem
Düşüncem var söze sığmaz, ölürüm.

El alır, göz görür, iş çıkar işten
Arsızlar doluyu doyurur boştan
İki gün misafir gelse bir kıştan
Doksan günlük yaza sığmaz, ölürüm.

Kara çıkar, ak’ı derin eşince
Gece uzun, uyku yoğun, düş ince
Bir derdim var, yer götürmez düşünce
Bir derdim var, yüze sığmaz ölürüm.

KARAKOÇ’um bir sevdanın düşkünü
Deli-dolu gerçek yaşar, düş günü
Diriler var çıplak gezer kış günü,
Ölüler var, beze sığmaz ölürüm.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 09:00
REÇETE

Ey yüksek sosyeteye mensup modacı hanım
Eğlence zümresinin başının tacı hanım,
Bu metod ki, sizlerin müsbet ilâcı hanım:
Dışının görünüşü içinin aynasıdır,
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Yerindedir tahsilin, güzelliğin şahâne,
Varsa Türkten nasibin, bul çeşitli bahâne
Bir ecnebi hovarda yakalarsan daha ne?..
Dışının görünüşü içinin aynasıdır,
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Flörtünün sayısı: en az on beş olmalı
Kimisi hâlis züppe, kimisi keş olmalı
Altun kolyen, kürk manton, taksin beleş olmalı
Dışının görünüşü içinin aynasıdır,
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

İç votkayı, şarabı; sokaklarda nâra at
Medeniyet sizlerle yükselmektedir kat kat (!)
Çeşni ruha gıdadır, her gün bir yatakta yat
Dışının görünüşü içinin aynasıdır,
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Hiç durma twist öğren, her gün baloya git
Tırnağını, yüzünü, dudağını boya git
Suni peyke varis ol, conilerle aya git.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır,
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Bazan düz pantolon giy, traş ettir enseni
Bin dolaş bisiklete, göster şöyle sen, seni
Kabahat ailende... anlıyorum ben seni
Dışının görünüşü içinin aynasıdır,
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Artist ol, filim çevir... ismine yıldız derler
Bin kez kürtaj yaptırsan gene sana kız derler
Çıplak resim çektirsen, ne şahâne poz derler
Dışının görünüşü içinin aynasıdır,
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Mayoyla endam göster git jürinin önünde
Mahremini teşhir et her birinin önünde
Seçil bir kraliçe imtihanın sonunda.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır,
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Hayır, inanma kızım! Bunlar hep istihzadır
Namus insanlar için en mukaddes meyvadır.
Gençlikte hissiyatın belki seni aldatır
Dışının görünüşü içinin aynasıdır,
Haddinden çok açılmak soysuzun modasıdır.

Türk oğluna anne ol, iftihar et onunla
Elin soysuz züppesi bağdaşamaz seninle
Bu yurdun kızı isen şu sözü iyi dinle
«Dışının görünüşü içinin aynasıdır,
Yapacağın düşüklük, bize yüz karasıdır.»

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 09:00
BİLMEDİK

Kadere suç bulduk, girdik günaha
Ekmek gibi evirdiler bilmedik.
Yıllar yılı iki daha, üç daha
Yolumuzdan çevirdiler bilmedik.

Tutuldu ağzımız hakka hak derken
Kırıldı dişimiz gurbeti yerken
Kerestelik olduk vaktinden erken
Kökümüzden devirdiler bilmedik.

Tohumumuz dağ yoluna ekildi
Gün doğmadan yaprağımız döküldü
Kökümüze zağlı tırpan çekildi
Harman edip savurdular bilmedik.

Sallandık dört mevsim dal ucunda,
Değişti şeklimiz el avucunda
Kalbimizi gövdemizin içinde
Ateş yakıp kavurdular bilmedik,

Diyorduk ki : hürriyet biz, Vatan biz
Türklük için yeri göğe katan biz
Eğrinin «E» sine kurşun atan biz
Boynumuzu kıvırdılar bilmedik.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 09:01
RAPOR

Nere bassan bataklığa batarsın,
Fikir dinsiz, merak deli, dünya cılk.
Bozulmuş insanlar ALLAH kurtarsın
Mide dinsiz, yürek deli, kafa cılk.

Kart öküzler bağlanalı batıya
Cıvıklık bulaştı bir-çok katıya
Ne temele güven, ne de çatıya.
Duvar dinsiz, direk deli, oda cılk.

İmanda nasipsiz, dinde fakirler
Akşam köşesinde küfür okurlar
Zaman tezgâh olmuş, günah dokurlar
Usta dinsiz, çırak deli, kalfa cılk.

At huysuz çıkarsa binilmez gardaş
Denecek çok söz var, denilmez gardaş
Açlıktan ölsek te yenilmez gardaş
Hoşaf dinsiz, börek deli, çorba cılk.

Çektiğimiz çile hesaba gelmez
Ay geçer, yıl geçer, yüzümüz gülmez
Toprakta bereket olur mu? Olmaz
Kazma dinsiz, kürek deli, çapa cılk.

Kovuldu ülkeden ar, namus haya
Asrileştik göya, uyduk modaya
Beden açık, yüzde yedi kat boya
Surat dinsiz, tarak deli, ayna cılk.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 09:19
KARGALAR

Çiçekler açarken bilendi dişler
Kursaktan kırk kulaç baktı kargalar.
Günler kartardıkça değişti işler
Ters yüzden harcadı vakti kargalar.
İriler dokudu lâf urganını
Ufaklar sevinçten yedi canını
Sahipsiz görünce aşk harmanını
Yedi baş, yüz kuyruk çöktü kargalar.
Dut dalında ham ham üşürken bile
Ekmeğin tuzuna karıştı hile
Düpedüz devenin boynuzu ile
Kadere kazığı çaktı kargalar.
Ördekler iş tutup, ıslık yiyordu
Kuzgular ne bulsa «bizim» diyordu
Bir dışta kaç iç var bilinmiyordu
Ayazda kalınca koktu kargalar.
Dağlarda akşama dört adım kala
Özgür düşünceler girdi çuvala
Heybeden gölgeler döküldü göle
Pınarın gözünden çıktı kargalar.
Kör uykular kirletirken düşleri
Milyonca ah çekti gece kuşları
Zamanın gözüne kanlı dişleri
Öteler gönlünce taktı kargalar.
Gün oldu yarıldı toprak korkudan
Gün oldu balıklar kaçtılar sudan
Ve sonra ölüler kalktı uykudan
O zaman meydanda yoktu kargalar.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 09:20
MİNİ ETEKLİ KIZLARA

Etek topukta olur, seninki ta baldırda
Belli arı, namusu unutmuşsun bıldır'da
Baban tıraş olurken baksın ayna yerine
Hele sen şu mereti biraz daha kaldır da.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 09:37
ORTANIN SOLU VE SOSYALİZM

Gök yamansa kapatmaz sizdeki yırtıkları
Verilen emek boştur, akıtılan ter boşa.
Ey daha geleceğin er doğmuş artıkları
Bu katır hana sığmaz, yapılan semer boşa.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 09:41
DAVA FELSEFEM

Ben Milletim uğruna adamışım kendimi
Bir doğrunun imanı, bin eğriyi düzeltir.
Zulüm azrail olsa, hep Hakkı tutacağım
Mukaddes dâvalarda ölüm bile güzeldir.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 09:42
İFADE

Yaz kâtip, dinle hakim bey
Anlatacağım mühim şey
Doğu, batı, güney, kuzey
Kanım öksüz, etim öksüz
Yurdumda milletim öksüz.
İnansam suç, yapsam ceza
Dert mi biter yaza yaza?
Vilâyet, köy, bucak, kaza
Hakkım, hürriyetim öksüz
Yurdumda milletim öksüz.
Adalet birine bir ton
Birine beş, birine on
Ölçüyü yitirdim en son
Sırtımda ceketim öksüz
Yurdumda milletim öksüz.
Sevgiyi katletti korku
Yenilmez bu, çekilmez bu
Aşk, ışık, hava, toprak, su
En makbul servetim öksüz
Yurdumda milletim öksüz.
Kilitlenmiş elim, ağzım
Böyle midir alın yazım?
Anam, babam, oğlum, kızım
Zeynep'im Mehmed'im öksüz
Yurdumda milletim öksüz.
Dâvam var, kanunu yoktur
Derdim var anlamaz doktor
Anlatacak haller çoktur
Bahtım, şikâyetim öksüz
Yurdumda milletim öksüz
Hırsıza hırsız diyemem
Kaygusuz ekmek yiyemem
Saz çok amma söyliyemem
Kanım öksüz, etim öksüz
Vatanım, milletim öksüz.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 09:43
..... OLUR YA

Ya efendi halis züppe değil de
Sözüm ona münevversin öyle mi?
Terin aksın boz toprağa eğil de
Utanmadan beleş yersin öyle mi?

Ya efendi senin belli adın var
İpek gömlek, pabyon kravatın var
Hususi taksin var, cins cins atın var
Bir inersin, bir binersin öyle mi?

Ya efendi budur sizdeki görüş
Gösteriş uğruna yapılır yarış
Bir dilenci isteyince beş kuruş
Sen verme de «Allah versin» öyle mi?

Köylü oruç tutsun, ekinin biçsin
Sizin bayan barda şampanya içsin
Medeni jigola, boynuzlu piçsin
Bir de «Müslümanım» dersin öyle mi?

Cebredip alırsın mazlumun hakkın
Ömründe ALLAH’a olmadın yakın
İnanırdım belki yetmese aklım
Ya efendi (!) efendisin öyle mi?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 10:33
??? YARALAR

İşini bırakıp istikbal için
«UFAK» ın «İRİ» ye karşı çıkması
Yaralar, yaralar, öldürür beni.
«İRİ» nin yapmacık hatır-hâl için
Yaralar, yaralar, öldürür beni.

Suçsuzlara ceza yazan kalemler
Sulu konuşmalar, kuru selâmlar
Yemin ile sarfedilen yalanlar
Zalimin mazluma değen tekmesi
Yaralar, yaralar, öldürür beni.

Bir yerde bir garip öleceği an
Bir yerde bir ışık söneceği an
Büyütüp gününü göreceği an
Ananın oğula hasret çekmesi
Yaralar, yaralar, öldürür beni.

Uçsuz hikmeti var ALLAH’ın «az» da
İsyana kalkarlar, anlamazlar da
Pis maksatlar için, pis dünyamız da
İnsanların insan kanı dökmesi
Yaralar, yaralar, öldürür beni.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 10:34
DOKUZ ŞEYYY... ON HİCÇÇ...

Düşünce kabında varın yokluğu
Dokuz şey... on hiçtir Bekir efendi
İnsan pazarında karın tokluğu
Dokuz şey... on hiçtir Bekir efendi

Tez sararır kıraç yerin ekini
Boşa çektik yaşamanın yükünü
Hesap etsen ömrümüzün yekünü
Dokuz şey... on hiçtir Bekir efendi

Ağanın oğlunun çalım satması
Memiş’in aç – susuz hasta yatması
Şehir’in Rezzan’i, Köyün Fatma’sı
Dokuz şey... on hiçtir Bekir efendi

Aşk diye ardından koşup durduğum
İyi, kötü diye değer verdiğim
Ne varsa dünyada bakıp gördüğüm
Dokuz şey... on hiçtir Bekir efendi

Akıllı delinin yontulmuş yüzü
Duyuşlar, görüşler aldatır bizi
Sana göre KARAKOÇ’un her sözü
Dokuz şey... on hiçtir Bekir efendi

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 10:35
SOKAKLARIN ŞEHRİ

Çok dolaştım adım, adım
Bu şehrin sokaklarında.
Gerçek bir dost bulamadım
Bu şehrin sokaklarında.

Odalar var kışlık, yazlık
İçleri dolu kurnazlık
Eskiyen pabuca yazık
Bu şehrin sokaklarında.

Gülenler hep boşa güldü
Renkler çamura döküldü
Bu şehir bile küçüldü
Bu şehrin sokaklarında.

Zır – cahiller katar, katar
İlmi kim alır kim satar?
Gün ışığı kire batar
Bu şehrin sokaklarında.

Binaların başı gökte
Ruh yok kadında, erkekte
Herkes ahlak çiğnemekte
Bu şehrin sokaklarında.

Yazıklar olsun, yazıklar
Sulanmış, kokmuş azıklar
İpsiz dolaşır kazıklar
Bu şehrin sokaklarında.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 10:35
EMMOĞLU

Şu berbat dünyada delicesine
Gülmememiz kötü şeydir emmoğlu.
Kaç vicdan eğilmez para sesine
Bilmememiz kötü şeydir emmoğlu.

Gerçek aşkın zararı var kabına
Değirmeden şöyle, suyu - sabuna
Bir gönüllü beş güzelin cebine
Bölmemezi kötü şeydir emmoğlu.

Boya, şakşak, kalay, davul ve para
Çalan kazanıyor yerine göre
Çalmalı madem ki böyledir töre
Çalmamamız kötü şeydir emmoğlu.

Almadıktan sonra hayatın tadın
Bırakalım gel yaşama inadın
Dirilikte dirlik bırakmaz kadın
Ölmememiz kötü şeydir emmoğlu.

Düşünüp boş yere eskitme kafa
Senin aklın ermez iğneli lâfa
Ölmeden dünyaya ikinci defa
Gelmememiş kötü şeydir emmoğlu.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 10:36
TAŞLAMALAR HAŞLAMALAR

KAHRAMANLAR GEÇİYOR

Şo en önde giden ihtiyar var ya
Ev yıkar, can yakar, zaten kahraman.
Şo sonradan dönme, şo palikarya
Şo da savaş sonu biten kahraman.

Şo ağzı köpüklü, sol eli «taş» lı
Ve şo tip bıyıklı, kıp-kızıl başlı
Şo fırtına avrat otuz oynaşlı
Şo boynuzu göğe batan kahraman.

Şo kara cübbeli sözde bilimci
Şo devrimbaz dine saldıran dinci
Şo yalancı şahit, şo kart yeminci
Şo hakkı, yağlayıp yutan kahraman.

Şo temeli beleş, şo avantacı
Şo dikta hayranı ve şo cuntacı
Şo da cayır cayır öten kahraman.

Şonların görevi «sağol, çokyaşa»
Şonlar sırtımızdan yemlenir bol bol
Şonlar yer altında çalışır kol kol
Şonlar sağa sola çatan kahraman.

Şo demeç ustası, şo bildirici,
Şonların indinde millet gerici
Şo yamyam hem uygar, hem ilerici
Şo da vatanım satan kahraman.

Şo tosun gümrüksüz lâf imal eder
Şo sıpa sığırın ardından gider
Şo yalan yumurtlar, şo civciv güder
Şo biri yangelip yatan kahraman.

Şo azametli bey asker kaçağı
Şo her telde gezen zaman köçeği
Şo kanun kemiren güve böceği
Şo tarihe hile katan kahraman.

Şonlar viski içip, sarhoş gezenler
Şonlar üç kapik'e fıkra yazanlar
Şonlar akşam-sabah mitink düzenler
Ve şonlar da göbek atan kahraman.

________________________

Demokrasi dedik -yok yok- dediler
Sosyalizm adına çok b....... yediler
Sen sustukça sana «korkak» dediler
Dipçik kavra, sapan tutan kahraman.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 10:37
TEMELLİ

Ölürse yaylanın yiğit çobanı
Üç it bir kuzuyu boğar temelli
At aklı, görürse arpa samanı
Kulaklar kuyruğa değer temelli.

Mucip sebep iki değil, beş değil
«Eden bulur» demek çıkar iş değil
Herif kokmuş amma, delirmiş değil
Kızdıkça millete söğer temelli.

Erlik beklenir mi kanı bozuktan
Beşte dördün çalar ortak azlıktan
Çingen bihaberse ipten, kazıktan
Bulsa babasını döğer temelli.

Ak koyunlu, kara yüzlü caniden
Kaç malzuma sille değmiş aniden
Eski köye âdet konmaz yeniden
Av peşinde koşar zağar temelli.

Tunç kanat takılsa sefil kargaya
Uçsa, uçsa, uçsa çıkar mı aya?..
Necasetten de pis ondaki maya
Gene de kendini öğer temelli.

Sıtkı sıyrılır mı köpeğin leşten
Ne bulsa mideye atar beleşten
Adalet mülküne kandan, ateşten
Tuzaklar, engeller yığar temelli.

Kök saldırma bükü mülküne özüne
Yıldız kızıl ise tükür yüzüne
Vurmazsan yumruğun zulmün gözüne
Zalimler mazlumu sağar temelli.

Şükran küfre değil, nimete gerek
Fahri dost olur mu?. Aslı engerek
Ayı her armuda «benim» diyerek
Doğru dal bırakmaz, eğer temelli.

Küçük mikrop, büyük mikrop hepsi bir
Arınır zamanla her kirli devir
Dünyaya sığmayan soytarı- kibir
Bir gün dar mezara sığar temelli.

Herzaman, ebediyen.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 10:42
İKİNCİ UR

Hakka, adalete tekme sallayan
Şu eli sopalı hukukçudur ha?
Ekin bozmak için fırsat kollayan
Şu boynu torbalı hukukçudur ha?

Kanuna yön verir istediği an
Bayağı haz duyar dalkavukluktan
Siyaset mülkünde tehdit savuran
Şu eli yabalı hukukçudur ha?

Şu «kırbaba tekkesi» nin çırağı
Şu, sadizmin çekiç değmiş orağı
Şu, kılsız başların şimşir tarağı
Şu kızıl abalı hukukçudur ha?

Barbarlık öğretir talebesine
Seyipler, seyreder kendi sesine
Ammada benziyor efendisine
Şu yamyam çabalı hukukçudur ha?

Şu irfan yurduna ikilik sokan
Şu düştükçe düşen, koktukça kokan
Şu yalancı şahit.. şu dinin yıkan
Şu ahlak topalı hukukçudur ha?

Çoğalmak isterken azalır tek tek
daha dudağından çıkmamış gerçek
Şu sözde münevver, şu sözde erkek
Şu çatal babalı hukukçudur ha?

Hergün bir beyanat, hergün bir yorum
Ar, namus pir ü pâk (!) insanlık yarım
Büyükler, küçükler size diyorum
Şu arsız (K ......) hukukçudur ha?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 13:09
KIRIK – DÖKÜK

Sağ dedi ki:
Böyledir bizim aşıklık
Söyle beleş, çal bedava.
Sılasız kalırız sıksık
Gurbet beleş, yol bedava.

Sol dedi ki:
Böyloldu babam belloldu
Arttı birimiz elloldu
Giyim derdimiz halloldu
Semer beleş, çul bedava.

Orta dedi ki:
Ye, iç, uyu bizde usül
Gerekmez gelecek nesil
Yaşıyoruz usul usul
Hafta beleş, yıl bedava.

İbiş dedi ki:
Önce lâ dedik, sonra sol
Tanımayız başka bir yol
Öttürür gezeriz bol bol
Kaval beleş, yel bedava.

Sağdan bir daha:
Karşımızda üç, beş keriz
Onlar söyler, biz dinleriz
Avantadan tekme yeriz
Katır beleş, nal bedava.

Soldan bir daha:
Barımız var, ayımız var
Çeşit çeşit huyumuz var
Moskova'da dayımız var
Kemik beleş, yal bedava

Ortadan bir daha :
Bulguru koyduk kazana
Alışırız her düzene
İri dâvalar bize ne
Fodul beleş, kel bedava.

İbiş'ten bir daha:
Ne millet gerek, ne vatan
Kökten haramiyiz zaten
Aferine göbek atan
Köle beleş, kul bedava.

Ben dedim ki:
Fırsatı koyma zamanda
Umut var çıkmadık canda
Görene hesap meydanda
Topla beleş, böl bedava.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 14:36
PÜSKÜLLÜ BELA

Yetmez mi biz seni ta tepemizde
Kırk sene götürdük ALLAH'tan korkmaz?
Çok zaman saye-i devletinizde
Ekmeği yitirdik ALLAH'tan korkmaz?

Kestin yolumuzu hakka giderken
Sen milyonlar vurdun biz ayrık yerken
Sabır hazinemiz tükenmez derken
Onu da bitirdik ALLLAH'tan korkmaz?

İstikbalin fesat, tarihin yalan
İman servetini eyledin talan
Babadan, dededen bizlere kalan
Ne varsa batırdık ALLAH'tan korkmaz?

Huzurunla hasret kaldık huzura
Hasedinden kulp takarsın hızıra
Ye, iç, keyfol diye lüpe, hazıra
Hep seni getirdik ALLAH'tan korkmaz?

Kaç kez hürriyeti vurdun gözünden
Sayısız felaket yağdı sözünden
Kara topraklara senin yüzünden
Ne canlar yatırdık ALLAH'tan korkmaz?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 14:37
KÖŞELİ DAİRELER

Karlı dağdan şehre indi fırtına
Çam dalında çiçek açtı martinler,
Bir arzuhal yazsam Devlet katına
Bu havada kim okur da, kim dinler?....

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 15:29
İTLER RESMİ GEÇİDİ

Kurda yoldaş olup, koyun boğardı
Nasıl şişirdiler ölen ite bak.
Her geceden sonra güneş doğardı
Gidenden de kötü gelen ite bak.

Tek tüyü değmesin buzu kokutur
Bir gün umut verir, bir gün korkutur
Isıran itlere rahmet okutur
Hele şu yılışıp, gülen ite bak.

Bir it var itlerin karesi gibi
Kızdıkça öfkeden yırtılır dibi
Kendini bilmiyor işin garibi
Aklınca her şeyi bilen ite bak.

Dalamak isterken kuyruğun sürür
Enikler ardından leş diye yürür
Ayının, domuzun ardından yürür
Tarlası, tohumu yalan ite bak.

Hele bir dedikçe dert boydan aştı
Yeter bunca sükut, sabrımız taştı
Bir değil, beş değil, bine yaklaştı
Sultanlar köşküne dolan ite bak.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Hasan'a Mektuplar
Serdengeçti Neşriyatı

ergunpelit
05-03-2009, 16:42
KAN YAZISI

Bir sabah ezani, beyaz ve sıcak
Sünnet Sancağın da iman yazısı...
Bir serdar buyruğu-kursun ve bıçak;
Millet oymağın da destan yazısı.

Bir ülkü yağmuru, çiçek çiçek düş,
Birliğe çağrıdır, benliğe dönüş..
Dumanay, Özcivlez, Tığlı ve Gümüş:
Gurbet ocağın da kurban yazısı.

Bir bozkurt yüreği-yaralı, yarim
Ve kandan bir yazı "ölsem de hürüm"
Harita da Kerkük, Türkistan, Kırım
Hasret durağın da Turan yazısı.

Besikte bir bebek-umut ve senet,
Sonsuza yolcudur, Devlet-i ebed.
Bir hareket- damla damla bereket:
Vahdet irmagin da, umman yazisi.

Bir sehit mezari-direk,direk Nur,
Toprak konugu sevkatle korur..
Ve kulun en büyük rütbesi budur:
Rahmet kucagin da Sübhan yazisi.

Türk-Islâm ülküsü, bir "sey" için de,
Yanar sehir sehir, köy köy için de..
Mâna, mefhum, fiil, her sey için de,
Mübarek fermandir, bu kan yazsı...

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
05-03-2009, 16:49
SELÂM

Allah’ın izniyle, milli devleti,
Kuracak sizsiniz, selâm sizlere!
Mukaddes vatandan zulmü, zilleti
Sürecek sizsiniz, selâm sizlere!

Kutsal seren sayıp Tanrıdağı’nı,
Dikecek bozkurtlar Türk bayrağını.
Turan birliğinin altın çağını
Görecek sizsiniz, selâm sizlere!

Sizdedir cesaret,iman, intizam;
Bâtıla, taklite yoktur iltizam.
Herkese adalet, âleme nizam
Verecek, sizsiniz, selâm sizlere!

Soyunuz neciptir,dâvânız gerçek;
Aydınlık yarınlar,geldi-gelecek...
Türk-İslâm mührünü kalplere tek,tek
Vuracak sizsiniz, selâm sizlere!

Sabrımız taşarsa, deliyiz-deli...
Ve bunu dost, düşman böyle bilmeli.
Türklüğü bölmeye uzanan eli
Kıracak sizsiniz,selâm sizlere!

Zalimin, hainin, korkağın, körün
Açtığı yaralar derindir, derin!
Bu günki hesabı inşallah yarın
Soracak sizsiniz, selâm sizlere!

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
05-03-2009, 16:49
HEDEF

- Oğlum Türk-İslâm ile Enderhan’a -

Çıktık Ötüken'den günün birinde,
Yıkandık Mekke'nin tevhid nurunda
Hem dünde, bugünde, hemi yarında

İslamlık Miraçtır, Ülkü sancaktır;
Bu mübarek yoldan dönen alçaktır

Yürüdük “nizam-ı âlem” uğruna;
Doğduk güneş gibi küfrün bağrına;
Batılın elleri düştü böğrüne

İslâmlık rahmettir, Ülkü sancaktır;
Bu mübarek yoldan dönen alçaktır

Hep karaya kara, aka ak dedik;
Korkaktan, millete fayda yok dedik;
Hayat mücadele, ölüm hak dedik

İslâmlık cihaddır, Ülkü sancaktır;
Bu mübarek yoldan dönen alçaktır.

Biz dava uğruna serden geçmişiz;
Anadan, babadan, yardan geçmişiz;
İman denizine yelken açmışız;

İslâmlık sevdadır, Ülkü sancaktır;
Bu mübarek yoldan dönen alçaktır

Engeller yıldırmaz Müslüman Türk'ü;
Şüphesiz inandık, söz verdik çünkü...
Kıyamete kadar yaşar bu ülkü!

İslâmlık hedeftir, Ülkü sancaktır
Bu mübarek yoldan dönen alçaktır

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
05-03-2009, 16:50
TEMENNİ

- Mehmet Çivi yeğenime -

Türk birliği Kızılelma,
Bölenin kökü kurusun
Vur yiğidim, gâfil olma;
Yılanın kökü kurusun

Yanar umutlar, emekler;
Yoksulluk kapıda bekler;
Ağlaşırken aç bebekler,
Gülenin kökü kurusun

Ülkü bir iman çiçeği,
Sevdaların en gökçeği!
Doğsun İslâm’ın gerçeği.
Yalanın kökü kurusun

Eritilsin kara demir,
Mayalansın akça hamur;
Dışarıdan akıl, emir
Alanın kökü kurusun

Aşk yalımı girmiş öze
Ölüm mü görünür göze!
Vur.. itleri üstümüze
Salanın kökü kurusun

Anadolu kutsal ülke;
Türk’ten gayri dost yok Türk’e;
Örnek ol Ülkücülükte;
Hilenin kökü kurusun

Dokuz Işık dokuz yerden
Şavk vurmalı hepsi birden
Kâfirler korksun terbir’den
Belânın kökü kurusun

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
05-03-2009, 17:13
ÜLKÜ TÜRKÜSÜ

Bir beyaz rahmettir, bir yeşil murat;
Görmeyen ne bilir oy bu sevdayı;
Tüter buram buram, yücelir kat kat;
Artırır gün, hafta, ay bu sevdayı

Değişir bu mevsim, bu poyraz keser;
Ülkemde ülkümün rüzgârı eser
Gün gelir anlayıp, bağrına basar
Şehir bu sevdayı, köy bu sevdayı

Yeminim var oğlum, kızım üstüne;
Yazdım nakış nakış özüm üstüne;
Çilesi, belası gözüm üstüne;
Derdimin dermanı say bu sevdayı

Mukaddes hareket, mübarek mânâ;
Türk-İslâm ülküsü büyür yan-yana
Alır bir kaynaktan döker ummana
Irmak bu sevdayı, çay bu sevdayı

Batılın çokluğu uzaktır bizden;
Severim, tutarım hak olan azdan;
En soylu türküden, en doğru sazdan
Dinle bu sevdayı, duy bu sevdayı

Bedenime korkak yürek yüklemem;
Tatlı diye öz canımı saklamam;
Öldüğümde çalgı, çelenk beklemem;
Al-götür kabrime koy bu sevdayı

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 14:23
SENET

- Dilâver Cebeci’ye -

Allah’ın izniyle Anadolu’ya
Yağacak bir rahmet, biz geleceğiz!
Sarıldı çekirdek toprağa, suya;
Durmaz bu hareket, biz geleceğiz!

Soygunu, vurgunu kaldırmak için,
Zülmü beşiğinde öldürmek için,
Milletin bahtını güldürmek için
Edeceğiz gayret, biz geleceğiz!

Aşk ile, adile, ilmü-irfanla,
Yürekleri tutuşturan imanla,
Yirmiiki şehit tertemiz kanla
Yazdı , verdi senet; biz geleceğiz!

Hain hile dizsin, saklansın korkak;
“Neme lazım” desin, uyusun ahmak
Bugün gelmedikse, yarın muhakkak
Geleceğiz evet, biz geleceğiz!

Gidecek bu uyku, bu düş zamanı;
Diriltir ülkümüz, ölmüş zamanı;
Yakındır sılaya dönüş zamanı;
Bitecek bu gurbet, biz geleceğiz!

Yeter ki hakkı tut, batıldan el çek;
Geberecek yalan, doğacak gerçek
Töreden kopmuşlar gidecek tektek;
Görecek bu millet, biz geleceğiz!

Kıracak kabuğu muhakkak mukaddes mânâ;
Bin çakal vızgelir bir tek aslana
İlân ediyoruz dosta, düşmana:
Geleceğiz elbet, biz geleceğiz!

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 14:24
SEFERBERLİK ÇAĞRISI

Küfür beldesine açtık seferi
Doğacak yakında Hakk’kın zaferi
Yıkmak için kara dinli kâfiri;

Yiğit bacım, Türkmen kızı yürüsün
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun...

Kırım, Kerkük, Kıbrıs, Türk Anadolu
Sel olup akmalı Turan’a doğru;
Yağmur yağmur yağsın Gençosmanoğlu,

Soylu destanların özü yürüsün;
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun

Kartallar hedefi seçsin havadan;
Şahinler av için uçsun yuvadan;
Yürüsün Feymani Çukurova’dan:

Kalksın direk direk tozu yürüsün;
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun

Ülkü cephesidir Türk’ün durağı;
İman aşkı yakın eyler ırağı;
Serhat kalasından Nuri Çırağı

Alsın omuzuna sazı yürüsün;
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun

Korkunun ecele faydası olmaz;
İnanmış yiğitler arkada kalamaz;
Zalimin zulmünden çekinmez, yılmaz,

Yetik Ozan, gerçek gazi yürüsün
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun.

“Dostlar nerde” diye etmesin merak
Eğilsin Binboğa, Afşin’i görek;
Seslensin hayati Vasfî Taşyürek,

Aksın gürül gürül sözü yürüsün;
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun...

Türklük için kutsal olan savaşta
Döne döne çarpıştı en başta;
Tarsus’tan Hayali Hasan Yavaş da

Sorsun nerde diye bizi yürüsün;
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun...
Bakar Dadaloğlu kalkmış kabirden;
Elensin, seçilsin korku sabırdan;
Ferid yola çıksın Vekfıkebir’den;

Dadaşı, zeybeği, lâzı yürüsün;
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun...

Düğümledim gurbetimi, sılamı;
Dünya değer, dostun dosta selâmı;
Dilaver Cebeci çeksin kalemi,

Ak kağıtta kara yazı yürüsün;
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun...

Dolsun yüreklere aşk yalım yalım;
Bizce şehitliktir en güzel ölüm;
Kul Ozan başkentte eylesin talim

Görsün arpacıktan gezi yürüsün
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun...

Şeref taşlıova sazını alsın;
Murat Çobanoğlu söylesin, çalsın;
Kocaman, Güneri durmasın gelsin,

Her zirvenin karı, buzu yürüsün;
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun...

Kul Mustafa, Dadaloğlu torunu
Mahmut Anılan’a eş ettik onu,
Alsın Divani’yi, Kelâmoğlu’nu

İçinde mübarek sızı yürüsün
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun...

Mukaddes ülküye bağlayıp özü,
Adı yazılmayan hoş göre bizi;
Bağrı yanıkların yol olsun izi,

Dumanı, alevi, közü yürüsün;
Parolamız: Tanrı Türk’ü korusun...

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 14:25
ZAYIFIM SANMA

- Ülkücü Genç Kardeşlerime -

Ya Allah,deyince yedi zinciri
Kıracak güçtesin, zayıfım sanma
Fikir koşusunda çok dingişleri
Yoracak güçtesin, zayıfım sanma

İlmi azık eyle, sabrıda silah;
Gittiğin Hak yoludur,yardımcın Allah;
Kırk geceden sonra kırk milyon sabah
Görecek güçtesin, zayıfım sanma

Sevda kelep kelep, kin deste deste;
Eller tetiktedir, kulaklar seste;
En uzak menzile iki nefeste
Varacak güçtesin, zayıfım sanma

Günahkar ne orman, ne balta, ne sap;
Akıl yor... müşkülü halletmez âsap;
Mazlumlar adına zalimden hesap
Soracak güçtesin, zayıfım sanma

Kötülük beklenmez yiğitten, mertten
Milletim sizinle kurtulur dertten;
Haini, zalimi mübarek yurttan
Sürecek güçtesin, zayıfım sanma

Vaktiken çadır kur aşk diyarına;
Her şeyin sahibi sensin yarına;
Yumruğu Türklüğün düşmanlarına
Vuracak güçtesin, zayıfım sanma

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 14:29
ÜLTİMATOM

Haber veriyoruz: Türk-e, İslâma
Alerji duyanlar korksunlar bizden
Namuslu kazanca desteğiz amma
Milleti soyanlar korksunlar bizden

İmanımız tamdır azmimiz kat’i;
Kurşuna dizeriz kuduran iti;
Yahudi Sülüğü, Yunanlı biti,
Moskofçu çiyanlar korksunlar bizden

Başladı huzurun doğum sancısı;
Bitecek yurdumun derdi, acısı
Titresin bu günün göz boyacısı;
Dünkü göz oyanlar korksunlar bizden

Kanımız Sakarya, terimiz Çoruh;
Kıyamete kadar bâkidir bu ruh;
Hesabı beklesin vurguncu güruh;
Beleşten yiyenler korksunlar bizden

İlân ediyoruz cihana karşı;
Kopacak mutlaka çıbanın başı..
Eylemci herifin cinsel yoldaşı,
Devrimci bayanlar korksunlar bizden

Ülkümüz ne engel tanır, ne rakip;
Akıl iktidardır, iman murakıp;
Hakkı, adaleti öte bırakıp,
Nefsine uyanlar korksunlar bizden

Ölçsün uzununa, biçsin enine;
Kimsenin ettiği kalmaz yanına..
Ticari metodla İslâm didine;
İpotek koyanlar korksunlar bizden

İşçi, köylü, fakir halkı ezenler,
Ahlâk bozup, içimizde gezenler,
Rüşvetçi mimarlar, dinsiz ozanlar,
Tüm mikrop yayanlar korksunlar bizden

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 14:30
BİR TİP ADAM

Dost, düşman bilmeyi bir yana bırak;
Kendini bilmez Allah Kahretsin!
Çökelekten beyin, mantardan yürek
Hiç adam olmazsın, Allah Kahretsin!

Konuşurken nakış vurur sesine;
At bağlanır çalımına, süsüne;
Geberir gider de pisi, pisine,
Erkekçe ölemez, Allah Kahretsin!

Siyaset, feraset ilminde tektir;
Bir saat avukat, bir saat doktor..
Fetva vermediği mesele yoktur;
Namazı kılınmaz, Allah Kahretsin!

Alıp satmaz, boy gösterir pazarda;
Gövdesi dünyada, ruhu mezarda...
Yiğitliğin kanunu yazarda:
Hakkını alamaz Allah Kahretsin!

Namerde yağ yakar, kin besler merde;
Çıkası gözünde yedikat perde...
“Hiç yoktan kartalı yaparım” der de;
Serçeyi yolamaz, Allah kahretsin!

Her zaman yangına gazyağı taşır;
Ayağı giçişse, boynunu kaşır!
Batılda, inkarda döner dolaşır;
Hak yoluna gelmez Allah Kahretsin!

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 14:30
KÖRDÖĞÜŞÜ

Bu gençlik bizim olamaz!
Züppeler taraf tutuyor
Hak, hukuk resmen öldü, yaz;
Cüppeler taraf tutuyor

Tarlada dikenlere bak,
Boy veriyor salkım-saçak;
Ekinler bir kuru yaprak;
Gübreler taraf tutuyor

Oh ne âlâ, oh ne güzel;
TRT’miz sola özel...
Besteler zaten müptezel;
Güfteler taraf tutuyor

Saymakla bitmez örneği;
İşte kadın Derneği!
Bırak ağızı parmağı,
Küpeler taraf tutuyor

Ayrılmışız kesim kesim;
Çağırsam duyulmaz sesim;
Şiir, fıkra, heykel, resim
Nükteler taraf tutuyor

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 14:31
ÜLKÜCÜNÜN CEVABI

Bana “faşist” diyen kudurmuş köpek,
Ben faşist değilim, sen komünistsin
Herkesin herşeyi bilmesi gerek;
Ben faşist değilim, sen komünistsin

Faşizme de lânet, komünizme de;
Buyur Türklük için kutsal hizmete;
Baş kalpakta gerek, ayak çizmede;
Ben faşist değilim, sen komünistsin

Aldatılır salak oğlu salaklar;
Bilirde söylemez yobaz solaklar;
Söylesin ağızlar, duysun kulaklar;
Ben faşist değilim, sen komünistsin

Cinayet işleyip üstüme atma;
Sen satıldın bari vatanı satma;
Devrim, mevrim diye lafı uzatma;
Ben faşist değilim, sen komünistsin

Ben sağda, sen solda... ortada bir hat;
Hele beni bırak, sen seni anlat;
Allah’ı, Kitabı reddeden gavat,
Ben faşist değilim, sen komünistsin

Ben Müslüman Türk’üm bellidir dâvâm;
Gayri milli doktrin olamaz deva’m;
Sen Marks’ın yolunda yürü berdevam;
Ben faşist değilim, sen komünistsin

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 14:31
NE BİLSİN

Sosyalist oğlanlar, solcu kopiller,
Soytarı gavatlar bizi ne bilsin..
Şehvet denizinde yüzen torpiller,
Oynaşçıl avratlar bizi ne bilsin...

Kimisi DEVeri, Kimi TÖSeri,
Türklüğün bayrağı vurur keseri,
Bir yığın babanın ortak eseri,
O biçim evlâtlar bizi ne bilsin...

Her şey madde diyen şaşı dinliler,
Türk-İslâm fikrine karşı kinliler,
Tezek yürekliler, turp beyinliler,
Temelden berbatlar bizi ne bilsin...

Zillette süvari, şerefle yay,
Gidecek gönlünce yıldıza, aya
Semtine basmamış ar, namus, haya,
Utanmaz suratlar bizi ne bilsin...

Türk’üz; Türk yurdunda birlik isteriz
Müslümanız; düzen, dirlik isterik
Ülkücüyüz; mazbut erlik isterik
Nemrutlar, Şeddatlar bizi ne bilsin...

Kimisi “küçük” der, kimi “az” görür;
Kimisi yolacak hazır kaz görür
Kimisi Bozkurtları binamız görür;
Sahtekâr hoyratlar bizi ne bilsin...

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 14:32
EĞRİ ÖĞÜT

İnkârcı kavatın gönlü kırılır;
Hastadan, günahtan, suçtan söz etme
Sana “Yobaz” diye damga vurulur;
Sokakta açılan kıçtan söz etme

Bozulsun töresi ilin, obanın;
Bedenler tutsağı olsun modanın
Oğlu öfkelenir dümbük babanın,
Omuza dökülen saçtan söz etme

Yeter, daha fazla söyletme beni;
Boynuzu en iri, en çok medeni!
Sonra her toplumda kovarlar seni,
Babası belirsiz piçten söz etme

Bilinmez düşman kim, dost hangi safta;
Hisler piyasada, akıllar rafta
Yapışır alnına bir başka yafta;
Mağdurdan, mazlumdan; açtan söz etme

Kopiller “saptasın olanakları”;
Artsın kız hakları, oğlan hakları
Bölüşsün zorbalar Polibankları;
Soygundan, fidyeden, baçtan söz etme

Konuşulmak istersen, Hanya’dan konuş;
İkinci, üçüncü dünyadan konuş;
Kore’den, Küba’dan, Kenya’dan konuş
Hep “dışa dönük” ol, içten söz etme

Ağzına sığanı yutsun balıklar;
Düşünsün düşünsün, dursun culuklar
Varsın kanımızı emsin sülükler;
Bırak intikamdan, öçten söz etme

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 14:33
BİZE GÖRE

Beşyüz itten kaçan kurda
Kurt diyenler halt eylemiş
Şehit verilmeyen yurda
Yurt diyenler halteylemiş

Birlik ister bizden olan
Kör olsun milleti bölen
Siyasette yalan, dolan
Şart diyenler halteylemiş

Yazıklar olsun ismine
Gider yan verir hasmına
Vatandaşın bir kısmına
Kürt diyenler halteylemiş.

Ülkü bizim baş tacımız;
Şeker, bal olur acımız.
Çilemizdir ilâcımız
Dert diyenler halteylemiş

Hamdolsun alnımız aktır;
Zalimden korkumuz yoktur
Hakikatin yönü tektir
Dört diyenler halteylemiş

Danışsınlar canlarına
Kalmayacak yanlarına
Marksizmin hayranlarına
Mert diyenler halteylemiş

Rahmet yağar ilik ilik
Aşk suyunu içer çelik
On niyettir üÜkücülük
Art diyenler halteylemiş

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 14:51
YUH OLSUN

Yakışmaz hıyarın başına bu taç;
Giyene yuh! Giydirene yuh olsun
Garibanın sırtı çıplak, karnı aç;
Soyana yuh! Soydurana yuh olsun

Şamata koparıp oy hesabına
Göz yumdular halkın ızdırabına
Zillet turşusunu zafer kabına
Koyana yuh! Koydurana yuh olsun

Önce yem döktüler “düzen, dirlik” ten;
Palavra sıktılar cihangirlikten
En kritik günde milli birlikten
Cayana yuh! Caydırana yuh olsun

Türklük için can verirken akıncı,
Korkak Dingiş olmazdı kırkıncı;
Buna rağmen adam diye “ikinci”
Sayana yuh! Saydırana yuh olsun

Baktık reklâm afiş ilânınıza;
Elhak, diyecek yok plânınıza
Aldanıp aptalca yalanınıza
Uyana yuh! Uydurana yuh olsun

Hile, dalevere, tuzak sizdedir
Ve bugün her imkân, her hak sizdedir
Oyacak göz bizde, parmak sizdedir;
Oyana yuh! Oydurana yuh olsun

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 15:03
YEMİN

- Feridun NARİN’e cevap -

Canım sağ oldukça rahmetli babam;
Susarsam, hakkını helâl etmesin
Ak sütünü emziren ihtiyar anam,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Yerindedir daha aklım, iradem
Ve işte yeminim,işte ifadem!
İlk insan,ilk nebi Hazreti Adem,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Meylim ne şöhrete, ne saltanata;
Hak için sarıldım ben bu sanata;
Kür-Şad, Bilge Kağan, Oguzhan Ata,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Önümde dururken Türklüğün hali,
Susupda boynuma almam vebali;
Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali (R.A.)
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Esir iken Kırım,Kerkük,Türkistan,
Bana zindan olur Maraş,Elbistan
İbni Sina, Dedem Korkut, Alparslan
Susarsam, hakkını helâl etmesin

İmanda bu fire,zillette bu zam!
Doymuyor yüreğim ne kadar yazsam
Farabi, Gazali, İmamı azam,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Nusret versin yeri, göğü yaratan;
Çekip çıkartalım akı karadan,
Ertuğrul Bey, Osman Gazi, Murat Han,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Ülküm aşk çölünde Veysel Karani
Ulubatlı Hasan eyler göreni
Fatih, Ak Şemseddin, Molla Gürani
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Bu yol bahadırlar, ermişler yolu;
Kendini dâvâya vermişler yolu!
Şeyh Mevlânâ, Derviş Yunus, Köroğlu,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Türkce sevdalanan, İslâmca yanan,
Adar milletine bir değil bin can
Yavuz Sultan Selim, Barbaros, Sinan,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Uyutulmuş köy, nahiye ilçe, il;
Yüreğimi yetmiş yerden yara bil;
Mehmet Akif, Osman Batur, Şeyh Şamil
Susarsam, hakkını helâl etmesin

İçimde İslâm’ın ince mânâsı
Önümde Türklüğün soylu dâvâsı
Of'lu Kör Şakir'in Elif anası
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Sevdim; milletime gönlümü verdim
Zalimin zulmüne göğsümü gerdim
Kırkhanlı Kâzım, Niksar'lı Nedim,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Kemal'imiz, Turan'ımız, Hacı'mız
Beraberdir sevincimiz, acımız
Mut'ta davar güden Zeynep bacımız,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Mühim degil güceneni, küseni;
Allah sevmez haksızlığa susanı
Yozgat'ın yerköy'lü Yetim Hasan'ı
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Komünist,siyonist, pusudan çıktı,
Dinime saldırdı, töremi yıktı
Gönen'li Gülizar, Bünyan'lı Sıtkı,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Yurdum bir kağıtdır ışık beyazı;
Üstünde insanlar mukaddes yazı;
Genci, ihtiyarı, gelini, kızı,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Mazlumlar hakkını almayıp ele,
Gününü gün edersem zalimler ile,
Evdeşim, öz kızım, öz oğlum bile,
Susarsam, hakkını helâl etmesin

Allah rızasıdır arzum emelim!
Bu necip milleti ondan severim
Hazreti Muhammet (A.S.M.) gerçek rehberim
Susarsam, hakkını helâl etmesin

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 15:04
İHTAR

Evler boş, mezarlar bomboş;
Cağ uykuda tükeniyor.
Hava pis, yağan kar sarhoş;
Çığ uykuda tükeniyor.

Korku boyumuzdan aştı;
Gece gündüze bulaştı;
Zamanın ipi dolaştı;
İğ uykuda tükeniyor.

Kabuğun emer özümü;
Utanıp yumdum gözümü;
Anlamaz üzüm üzümü;
Bağ uykuda tükeniyor.

Dert bir tuhaf, deva garip;
Doğru suçlu, Dâvâ garip!
Yuva garip, ova garip!..
Dağ uykuda tükeniyor.

Ülküsüzün batsın adı;
Ne tuzu olur, ne tadı...
Solda ölüler hortladı!
Sağ uykuda tükeniyor.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 15:05
KEMİRİ DÜZENİ

Yüz yaşında bir ümmi kadının cesedini
Bulsa bizim solcular, seyredin manzarayı
“Devrimci şehidimiz, katil iktidar” diye,
Tabut omuzda semt-semt gezerler Ankara’yı

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 15:05
BOZKURTA MEKTUP 974

Savurduk, eledik haftayı ayı;
Bıldırkinden çürük çıktı sene ha!
Zindana attılar şekeri, yağı...
Ekmek harbi patlak verdi gene ha!

İstemeden düğümlendi tarifler;
Çözsün, mânâsına insin arifler;
Kil satacak çağa geldi herifler
Sol pazarda rağbet buldu kına ha!

Daha dün “Moskova köyüm” diyordu;
“Lenin babam, Mao dayım” diyordu;
Ber tek sinek uçsa “kıyım” diyordu;
Aylık sürgün şimdi çıktı bine ha!

Olanı, biteni duymadım deme;
Kırmızı tosunlar bağlandı yeme,
Bir düdük verdiler Samuel Cem’e
İribaşlar sırtımızda kene ha!

Kimileri fazileti ar saydı;
Kimileri kancıkları er saydı;
Kimileri iki vurdu, bir saydı;
Avanaklar tez çarpıldı cine ha!

Yeni haber ister isen sıladan,
Arada bir yazacağım Celâ’dan
Kurtulmak lâzımsa dertten, belâdan,
Sahip ol Türklüğe, sarıl dine ha!

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 15:06
DERTLEŞME

Sırtımıza cümle derdi belâyı
Sizin için aldık sizden ne haber?
Senelerce uykuları rüyayı
Sizin için böldük, sizden ne haber?

"Nemize ne, aman bırak" demedik;
Otuz alıp onbeş verek demedik;
Hava kışlı, yollar ırak demedik;
Sizin için geldik, sizden ne haber?

Aşk ile doldurduk gönül tasını;
Tavuğunuz ölse çektik yasını
Zalimlere karşı cenk havasını
Sizin için çaldık; sizden ne haber?

Durup da "bize ne" demedik bir gün;
Korkmadık, yılmadık, düşmedik yorgun
Sıra sıra hapis, kitlece sürgün,
Sizin için olduk, sizden ne haber?

İçkiye, kadına, rütbeye şana
Tenezzül etmedik, malum cihana..
Bunların cümlesi kalsın bir yana;
Sizin için öldük, sizden ne haber?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 15:06
SÜMME HAŞA

Şu yüreksizi beden, şu beyinsizi baş;
“Dünya, ahret benim” diyor, doğru mu?
Şu kahraman tavşan, şu cıvık kardaş:
“Cümle gayret benim” diyor, doğru mu?

Şu echel ulema, müfteri zahit;
Şu gözsüz, kulaksız, korkusuz şahit;
Şu topal akıncı, turşu mücahit;
“Milli devlet benim” diyor, doğru mu?

Şu cennet simsarı, dünya delisi;
Şu üç yüzlü, üç kâğıtçı velisi;
Şu mide mümini, iman müflisi:
“Hayır, rahmet benim” diyor, doğru mu?

Şu fosil, şu şaman, şu leş, şu yosun;
Şu “aman bana ne,” şu “varsın olsun”;
Şu hatâda hikmet arayan tosun:
“Hak, adalet benim” diyor, doğru mu?

Şu üçü güç sayan hesap uzmanı;
Şu fabreka küpü, sinek kovanı;
Şu yalan ustası, laf pehlivanı;
“Hadis, âyet benim” diyor, doğru mu?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 15:45
KOMÜNİST KAPİTALİST HÜMANİST ÜÇLÜSÜNE

Haritada ilimizi bulamaz;
İlçemizi, köyümüzü ne bilsin
Bizim gibi ağlayamaz, gülemez:
Töremizi, huyumuzu ne bilsin

Moda deyip mahremini açanlar,
Gazinoda, barda ömrü geçenler,
Havyar yiyip, şampanyayı içenler,
Çorbamızı, çayımızı ne bilsin

Dayı diye ayılara yaslanan,
İş tutamayıp avantadan beslenen,
Yal peşinde ar duygusu paslanan,
Emmimizi, dayımızı ne bilsin

Gökdelen sakini, uçak yolcusu,
Ak günlerin kara yüzlü falcısı,
Buzdolabı, kalorifer solcusu
Havamızı, suyumuzu ne bilsin

Millet sevdasıyla yanamayanlar,
Ah çektikçe bağrı kanayanlar,
Nâmustan, ahlâktan anlamayanlar,
Kötümüzü, iyimizi ne bilsin

Hak adına halkı soyan zihniyet,
Kendi yavrusunu yiyen zihniyet,
“Rabbenâ, hep bana” diyen zihniyet,
Hissemizi, payımızı ne bilsin

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 15:48
SİCİL ÖRNEĞİ

Cifeye konar da çiçeğe konmaz;
Arısı başkadır bizdeki solun
Tükürsen kızarmaz, kessen kanamaz;
Derisi başkadır bizdeki solun

İşbirlikçi baş’lar döner, dolaşır;
Yoldaşlık İsveç’ten Çin’e ulaşır
Uluk sovan gibi kokar, bulaşır;
Kurusu başkadır bizdeki solun

Çetenin tek kozu maçanın as’ı;
Onun da günbe gün iner havası
Yarısı Mao’nun mürid-i has’ı
Yarısı başkadır bizdeki solun

Lideri aklını ekmeğe dürer;
Doktoru mikroba kol, kanat gerer;
Ölüsü camiye “Zorunlu” girer;
Dirisi başkadır bizdeki solun

Kızılcık tosunlar alaca dana
Acıkmış kavgaya, susamış kana
Yağmadan, soygundan, vurgundan yana
Çerisi başkadır bizdeki solun

Önüne geleni ısırır, kapar;
Arkada kalanı karnından teper;
Eylem talimini ıslıkla yapar;
Sürüsü başkadır bizdeki solun

Akgünler şerbeti içilir küpten;
Afyonlu kelleler sıyrılır ipten
Karası, kızılı klâsik tipten
Sarısı başkadır bizdeki solun.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 15:56
GÖRECEKSİN

Ekmek hakkımızsa aslan ağzından
Alacağız göreceksin, az kaldı...
Saadeti Hareketin özünden
Bulacağız, göreceksin, az kaldı

Boşa yüklenmedik biz bu dâvâyı,
Bulacağız pek çok derde devayı;
Her yerde, her sazda bizim havayı
Çalacağız, göreceksin, az kaldı

Akıp gitmek olmaz hayâl seline;
Gerçekler yakışır Bozkurt eline
Rahmet denizine, huzur gölüne
Dalacağız, göreceksin, az kaldı

“Türk-İslâm Ülküsü” diyor, her seda
Erzurum’da, Adana’da, Bursa’da...
Düşman yolumuza tuzak kursa da
Geleceğiz, göreceksin, az kaldı

Üçyüz it havlasa kaçmaz kurdumuz;
Kızıllara yatak olmaz yurdumuz;
Bitecek inşallah, cümle derdimiz;
Güleceğiz, göreceksin, az kaldı

Adalet dallanır iman aşkına;
Fakirlik, yoksulluk kalkar beş günde
Turan ülkesinin ülkü köşkünde
Kalacağız, göreceksin, az kaldı

Sıkılacak zalimlerin boğazı;
Hak emrile silinecek bu yazı
Yeşil çimenlerde şükür namazı
Kılacağız, göreceksin, az kaldı

Önem verme otuzuna, kırkına
Çalışsak yıllar sığar bir güne
Hainler sürü sürü sürgüne
Salacağız, göreceksin, az kaldı

Mühim değil bizim için diken, ot;
Çoğalırsa, ortasına ateş at!
Gerekirse, sakal, bıyık, kol-kanat
Yolacağız, göreceksin, az kaldı

Ülkücü zafersiz dönmez seferden;
Başbuğ emreylesin, geçeriz serden
Köpeklerin künyesini defterden
Sileceğiz, göreceksin, az kaldı



İçimizi isyan, öfke, kin ile
HAZIROL
Doldurdular; hele gardaş hazırol

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 15:57
HAZIROL

Herifler üç günde hakkı, huzuru
Kaldırdılar; hele gardaş hazırol
Gümrüksüz laf yapar şahı, veziri;
Çıldırdılar; hele gardaş hazırol

Eski vaadlerden etme sualı;
Yalanın mızrağı yırttı çuvalı
Harap halimize yedi düveli
Güldürdüler; hele gardaş hazırol

Kimi sağ bezirğân, kimi sol tellalı;
Birleşti sofrada haramla helâl
Hastanın başında ayıya kaval
Çaldılar; hele gardaş hazırol

Tilki çıktı Tavzinalıh(*) postuna;
Dost denilmez düşmanların dostuna
Tunceli’de Bozkurtların üstüne
Saldırdılar, hele gardaş hazırol

Bugünün ormanı dünün filizi;
İbretle seyrettik birliklerini;
Affı bahaneyle kimliklerini
Bildirdiler; hele gardaş hazırol

Senedimiz yazılmış kan ile;
Sekizimiz savaş yapar bin ile
İçimizi isyan, öfke, kin ile
Doldurdular; hele gardaş hazırol

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 16:58
TATLI – SERT

- Bahri Dağdaş Bey’e -

Obadan, ocaktan haber ver hele;
Domuzdan yana mı, bizden yana mı?
Eğil bir de yüreğine sor hele;
Domuzdan yana mı, bizden yana mı?

Geçelim “amma”yı, “belki”yi, “şey”i,
İttihat mı eyi, inat mı eyi?
Ya şu boz çadırlı aşiret beyi
Domuzdan yana mı, bizden yana mı?

Yetmez mi bu yara, bu yandığımız?
Günah mı gafletten uyandığımız?
Yıllarca güvenip, dost sandığımız,
Domuzdan yana mı, bizden yana mı?

Dağılmış Özbekler, Hunlar, Oğuzlar;
Dolmuş ara yere kinler, buğuzlar!
Görkemli kelleler, lafçı ağızlar
Domuzdan yana mı, bizden yana mı?

İdraki olana mâlûm halimiz;
Gün geçtikçe acı söyler dilimiz
Sürgünlü, vurgunlu giden yılımız
Domuzdan yana mı, bizden yana mı?

Çalımı güzeller, yüzü güleçler,
Güngörmüş kocalar, çilekeş gençler,
Eğri beyanatlar, sivri demeçler
Domuzdan yana mı, bizden yana mı?

Taş bellerdik tezek çıktı çokları;
Şimdidengeri kötek olur hakları
Düzensiz yaylanın toy oğlakları
Domuzdan yana mı, bizden yana mı?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 16:59
AÇIK MEKTUP – 1 –

“Tüfek, bıçak, bomba masum” diyenler,
Yazımızda suç ararsa derim ki...
Siyah kazık, kızıl zehir yiyenler,
Tuzumuzda suç ararsa derim ki...

Kaptan olup bindiğini batıran,
İkbal için insanlığı yitiren,
Halimizi bu kerteye getiren,
Mazimizde suç ararsa derim ki...

Dâvâsı, dünyası belden aşağı;
Kırk aygır doyurur evde döşeği!
Cehenneme yol yapanın uşağı,
İzimizde suç ararsa derim ki...

Yaz kâtip bey, ifademi böyle yaz;
Batıl, hakka gayri engel olamaz
Göz önünde göz boyayan hilebaz,
Gözümüzde suç ararsa derim ki...

Her adımda karşımıza çıkanlar,
İlimizi, töremizi yıkanlar,
Bizi böyle cayır cayır yakanlar,
Közümüzde suç ararsa derim ki...

Sonu var... şimdilik yeter bu tarif
Kudursun soytarı, anlasın ârif;
Yalancı inkârcı, müfteri herif,
Sözümüzde suç ararsa derim ki...

Dinlesin dirisi duysun ölüsü;
Bellenir yakında boşu, dolusu;
Org, bateri, gitar-mitar delisi,
Sazımızda suç ararsa derim ki...

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 16:59
AÇIK MEKTUP – 2 –

Doktorsuz, ilâçsız bir dağ köyünde
Siz sancı ne, bilebilir misiniz?
Yirmibeş yaşında, bayram gününde
Siz açlıktan ölebilir misiniz?

Boz ekmeğe katık edip soğanı,
İçip üzerinden ekşi ayranı,
Temmuz ortasında, öğle zamanı
Siz mercimek yolabilir misiniz?

Okunurken şu mübarek ezanlar,
Kelle çekip İslâmlığa kızanlar,
Ey haksızlık kitabını yazanlar,
Siz hak nerde, bulabilir misiniz?

Size göre, mezar yokluk kapısı;
Bize göre, ebedilik tapusu
Öte dursun sebeplerin hepisi;
Siz ölürken gülebilir misiniz?

Üstümüzde bulut bir öfke, bir kin;
Görmedik savkını tekniğin, ilmin,
Ezildik altın da baskı be zulmün;
Siz çağırsak, gelebilir misiniz?

Yüz yıl önce dedenizi dinledik;
Sonra babanızdan çektik, inledik;
Ücret, rüşvet alırsınız... anladık;
Siz hiç ibret alabilir misiniz?

Bitsin bu pis yalan, bu pis oyunlar;
Et, süt için besleniyor koyunlar
Efendiler, muhteremler, sayınlar,
Siz vatandaş olabilir misiniz?

Çocuk ağlar, baca tüter, dam akar;
Alacaklı gelir kapıdan bakar
Hümanist desenli iğrenç solaklar.,
Siz bu evde kalabilir misiniz?

Atiye uzanmaz oldu mazimiz;
Artak yürekteki ağrı, sızımız
Bırakınız, kalsın alın yazımız;
Siz gözyaşı silebilir misiniz?

Boşa değil bizde bu aşk, bu iman,
Türklük için sebil olan tatlı can
Her Ülkücü Dursun, Yusuf, Süleyman,
Siz... siz bizi bilebilir misiniz?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:00
YÜZ

Şu solcu bezirgân iki yüzlüdür;
Bir yüzü mazlum ve mukadder, me’yus
Hele bir çevir de öbür yüzü gör;
Zil-zurna pezevenk, kör-kütük deyyus!

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:03
HAVA RAPORU

Aktan yardım umduk, ak kızıllaştı;
Bedene kurt girdi, kök kızıllaştı
Biz ulu Tanrı’dan rahmet diledik;
Esti şimal yeli, gök kızıllaştı

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:03
VATANDAŞTAN İRİBAŞ'A ARZUHAL

Uzak durma, yakına gel yakına;
Aha dillerimiz, sor da çare bul
Eridik, tükendik yana-yakıla;
Aha küllerimiz, sor da çare bul,

Gam kervanı sırtımızdan geçiyor;
Bebekler su diye mikrop içiyor;
Üç günlük gelinler ekin biçiyor;
Aha hallerimiz... sor da çare bul

Bıktık yeter... otuzu yok, kırkı yok;
Bizde akıl, sizde vicdan, korku yok;
Asfaltı yok, meydanı yok, parkı yok;
Aha yollarımız, dur da çare bul

İki bilek on mideyi besliyor;
Kara çıban gövdemizi süslüyor;
Palavranız beynimizi pisliyor;
Aha illerimiz, gör de çare bul

Yokluktan bağrımız dilim dilimdir;
Haftalar işkence, aylar zulümdür;
Yirmi yaş kocalık, otuz ölümdür;
Aha yıllarımız, gir de çare bul

Vuruldu kuşumuz, kalkmaz yuvadan;
Umudumuz yoktur derde devadan;
Erkeksen çal, söyle bizim havadan;
Aha tellerimiz, kır da çare bul

Etimiz kesilse kanımız akmaz;
Dost olan oturup, geriden bakmaz;
Doğarken kırılmış, duaya kalkmaz;
Aha kollarımız, sar da çare bul

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:04
SES – HAYVAN – NETİCE

Enikler çoğalıp hav hav ettikçe,
Uyuz itler yılışıyor, gel de gör
Zilli kutu sol makamdan öttükçe,
Tüm sığırlar gülüşüyor, gel de gör

Tosbağalar tükürüyor ırmağa;
İki tilki bekçi oldu bir bağa!
Kuyruğu düşmemiş yavru kurbağa
Et yemeğe alışıyor, gel de gör

Kulaktan boynuza geçti küpeler;
Parsellendi dağlar, taşlar, tepeler
Ot üstüne hayâl kuran sıpalar
Her tarafı bölüşüyor, gel de gör

Tavşan tüfek yapar, tavuk bıçağı;
Fareler kediye açtı kucağı
Baykuşlar fitne, fesat ocağı
Harıl harıl çalışıyor, gel de gör

Ağaçkakan aşı vuru oduna;
Bir âlem ki doyulmuyor tadına
Sırtlan hak, adalet, hukuk adına
İnekler buluşuyor, gel de gör

İbibik fermanın aldı feleğin,
Yoldu kartalların tüyün, teleğin
Düzenbaz yılanlar aptal leyleğin
Ayağına dolaşıyor, gel de gör

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:04
GENELGE

Dar zamanda düşmanların altına
At olanlar safımıza gelmesin
Garibanın, fukaranın sırtına
Bit olanlar safımıza gelmesin

Ağırlık, irilik ölçüsün bırak;
Tartıya vurulmaz beyinle, yürek.
Bu ülkede iman gerek, ruh gerek;
Et olanlar safımıza gelmesin.

Öte dursun işkembeden atanı
Lâzım değil kaçan ile yatanı
Menfaate rüşvet verip vatanı
Fit olanlar safımıza gelmesin

Sapıklar her yerde atsa da çamur;
Gerçek mayasına kavuştu hamur;
Adam istiyoruz dört başı mamur!
İt olanlar safımıza gelmesin

Gönül bahçesinde korku gezeni
Asla kabul etmez ülkü düzeni
Sevdası, sabırı, aklı, izanı
Kıt olanlar safımıza gelmesin

Biz zulüm ayında güneş çağıyız;
Hira'dan feyzalan Tanrıdağı'yız!
Biz meyve bahçesi, üzüm bağıyız,
Ot olanlar safımıza gelmesin

Parolamız her zamanda, her yerde;
Ölmek var da baş eğmek yok namerde
Bu imana, bu ülkeye bu derde
Yad olanlar safımıza gelmesin.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:05
KÖYDEN HABER

Bir hal oldu aşiretin beyine;
Sağduyusu sele gitti, ne deyim
Akıl ermez oynadığı oyuna;
Teneşirde göbek attı, ne deyim

Çiftliğin durumu bir başka hava;
Toprak inattır gelmiyor tava;
Tazının altına saklanır deve;
Boz beygirle boynuz bitti, ne deyim

Davul, düdük toy oğlanda tapulu;
Çalar, söyler zılgıtçının kopili;
Besmeleler bölüşüyor çapulu;
Sandıktan domuz öttü, ne deyim

Falcı lâf pişirdi havadan, sudan;
Keloğlan güç-bela kalktı uykudan;
Dingişler yüreği patlar korkudan;
Tosunlar çamura yattı, ne deyim

Bilenler bilirdi ta dünlerini,
Sakallı, bıyıklı kadınlarını!
Felek alçak dağın odunlarını
Adam yiyen adam etti, ne deyim

Şehvet sunsun diye sığır gözlere
Ödül dağıtıldı yırtık kızlara
Yalan meslek oldu kitapsızlara;
Kurbağa kaplanı yuttu, ne deyim

Taylandı konakta pisliğin yükü;
Sardı çiçekliği yaban bükü(*)
Dayandı kapıya can ister şaki;
Çoğumuz belâya çattı, ne deyim

Aştı sarp dağları ülkü kervanı;
Zaferin ışığı öptü her yanı;
Bozkurtlar millete adadı canı;
Bu durum çoğuna battı ne deyim

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:05
UCUZLUK

- Ahmet Cebeci Dostuma -

Alkolden geberen hesaba sığmaz;
Açlıktan ölenin bini bir para
Asırlık kelleler secdeye değmez;
Boş namaz kılanın bini bir para

Namuslunun derdi dünden yeğindir;
Vurguncu güruha bayram, düğündür;
Önde kuyu kazan yığın yığındır;
Arkadan gülenin bini bir para

Pastırmada kişner beygirin eti;
Gariban boynuna taktı gurbeti;
Devlet malı sanki harp ganimeti;
Yağmanın, talanın bini bir para

Aynı evde, domuz damda duruyor;
Bir kurdun ardından kırk it ürüyor;
Alt katta aptallık almış yürüyor;
Üst katta yalanın bini bir para

Toptan ciddileştik, yüzü gülen yok;
Dost kazığı yemiyeni bilen yok;
Doğru dürüst eceliyle ölen yok;
Tuzağın, hilenin bini bir para

Zillet köyü sardı, şehvet şehiri;
Gözler kör, yürekler domuz ahırı;
Körpe kellelerde Marksizm zehiri;
Akrebin, yılanın bini bir para

Engel yok, kapılar açık harama;
Az lütuf mu bir şalvara kırk yama;
Gerekliye şükür hasretiz amma,
Gereksiz plânın bini bir para

“Fiat artsın fukaramız kalkınsın;
Zamdan yakınırsa zengin yakınsın!”
Aklı yeten dört tarafa bakınsın;
Gazabın, belânın bini bir para

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:06
TEŞHİS

Gevşek durma, çaresine ağil ha!
Aman hoca, Anadolu perişan
Ahmet Ağa, Çoban Osman değil ha!
Bir koskoca Anadolu perişan

Düzenciler kambur dikti düzene;
Canım kurban bu düğümü çözene
Üçbeş putlu mutlu olmuş bize ne!
Uçtan-uca Anadolu perişan

Suya düştü... tutunacak dalı yok;
Derdi yeğin, söyleyecek dili yok;
Okulu yok, çeşmesi yok, yolu yok...
Kapı-baca Anadolu perişan

Bismil, Bünyan, Bayramiç’i gör hele;
İlden ile, köyden köye sırala;
Çukurca, Lapseki, Gülnar, Görele,
Iğdır, Buca, Anadolu perişan

Garibanlar ekmeğini yitirdi;
Palavradan millet gına getirdi
Kurt kazandı, tilki çaldı götürdü,
Battı borca... Anadolu perişan

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:07
SEBEP

- Baktım ambalajı hoştur;
Açtım, gördüm içi boştur –

Cayır cayır yanıyorken sılamız,
“Yat” dediler; Yatmam dedim, ayrıldım
“Topaldan haberci, körden kılavuz,
Tut” dediler, tutmam dedim, ayrıldım

Kardeşlerim savaşırken cephede,
Saklandılar, laf yaptılar sapada!
“Sen şu bizim devleri tepede
Güt” dediler, gütmem dedim, ayrıldım

Düşmanı övdüler, dostu yerdiler;
Dinimden Dingiş’e rüşvet verdiler;
Önüme bir çürük köprü kurdular,
“Git” dediler, gitmem dedim, ayrıldım

Beleş yağ çektiler nice yavana;
Riyakâr çıktılar yüce divana;
“Hele bizim için balı soğana
Kat” dediler; katmam dedim, ayrıldım

Hor gördüler hak yolunda öleni;
Put yaptılar beni benden böleni;
Beyaza boyayıp siyah yalanı,
“Yut” dediler; yutmam dedim, ayrıldım

Verince türkümü dudaklarına
Gümüş direk oldum bayraklarına,
“Cihada koşanın ayaklarına
Bat” dediler; batmam dedim, ayrıldım

İndir omuzundan dâvâ yükünü;
Bırak, boşver Türkmen’ini, Türk’ünü
Hatır için imanını, ülkünü
“Sat” dediler, satmam dedim, ayrıldım

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:08
BARIŞMAM

Üçyüz tosun seçsem, üç ayrık sökmez;
Sandığa darıldım, oya küskünüm
Yarsam kırk gövdeden, bir yürek çıkmaz;
Bedene kırıldım, boya küskünüm

İlâcı it yemiş, dert türlü türlü;
Düdükler yabancı, dudaklar yerli;
Baktım eller kanlı, suratlar kirli,
Sabuna gücendim, suya küskünüm

Gelen taklit, giden anane gayri;
Rağbette bu turşu, bu nane gayri,
Akşamdan, sabahtan bana ne gayri,
Güneşe küskünüm, aya küskünüm

Aklımı yitirdim aklım erdikçe;
Tiksintim şahlanır gönül verdikçe;
Koyup gittikleri nesli gördükçe;
İftihar ettiğim soya küskünüm

Domuza yem ettim rengi, biçimi;
Yükledim yükümü, çektim göçümü;
Yediğim, içtiğim yakar içimi;
Ekmeğe, ayrana, çaya küskünüm

Hükmeden midedir ayağa başa;
Elveda ahbaba, dosta, yoldaşa;
İlçem Elbistan’a, ilim Maraş’a,
Doğup büyüdüğüm köye küskünüm

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:08
DAVET

Zalim kim, hain kim, budala kimdir?
Bize sor, bize sor, bize sor, öğren
Et hiçtir, kemik boş, deri delidir;
Öze sor, öze sor, öze sor, öğren

İlk hani? Son nerde? Yor hele aklı;
Ruh hava?, ten madde, herşey toprak mı?
Yanan kim? Yakan kim? Külde ne saklı?
Köze sor, köze sor, köze sor, öğren

Aşk temiz, kin rezil, iman büyüktür;
Ölüm hak, cihad farz, korku bir yüktür;
Şarkının, türkünün Türkçesi Türk’tür
Saza sor, saza sor, saza sor, öğren

İnkâr da, isyan da, hepsi nafile;
Hak ölmez, iş bitmez kuru lâf ile;
Lezzeti, hikmeti, sıhhatı bile
Tuza sor, tuza sor, tuza sor, öğren

Gün güle, utana bize vuranlar;
İmandır, edeptir, bizde duranlar;
Ne kese, ne mide, ne uçkur anlar,
Göze sor, göze sor, göze sor, öğren

Azıksız, çarıksız ve hattâ yay
Azmettik, yürüdük hakkı bulmaya
Vücut ter, ayak kan, hasretsiz suya;
Yaza sor, kışa sor, güze sor, öğren

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:09
SOHBET

Dedim: Hasan, Mehmet, Zeynep, Emine,
İtler niçin çok havlıyor bu sene?
Dediler: "Ürkütme, sesi kes hele;
Bir bir öğrenelim, oldu-olacak."

Dedim: Dayıları yok mu onların?
Dediler: "Dayılık hiç olur yarın;
Çalımdan kabına sığmayanların
Bini bir çukura doldu-dolacak."

Dedim: Çetin ittir çeribaşları;
Dediler: "Yiyecek cümle taşları."
Dedim: O yönetir tüm yoldaşları;
Dediler: "Belâsın buldu-bulacak."

Dedim: O günlere uzak mi daha?
Parmakla gösterip dediler: “Aha!
Belki bu aksama, belki sabaha,
Temizlik zamani geldi-gelecek.”

Dedim: Bu milletin sahibi kimdir?
Dediler: "Yurt bizim, ordu bizimdir."
Dedim: Dâvâ büyük, Allah kerimdir.
Dediler: "Yüzümüz güldü-gülecek."

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:09
KIRKINCI YIL HESABI

Uykuları harman ettim, savurdum
Bir mübarek düş aradım kırk sene.
Ne usandım, ne yoruldum, ne durdum
İçi doğru dış aradım kırk sene.

Çıktım dağ boş, indim baktım ova boş
Toprak garip, su tedirgin, hava boş
Nere gitsem dallar kırık, yuva boş
Yumurtada kuş aradım kırk sene.

Aşk yükünü indirince arkamdan
Doğmadık bebekler tuttu yakamdan
Hesap, kitap ettim kaçtım rakamdan
On yitirdim, beş aradım kırk sene.

Binalar yükselir: Gözyaşı, kin, kan...
Koymuşlar adını "uygarlık, umran"!
Yükseklerde, midelerdir hükümran
Alçaklarda, baş aradım kırk sene.

Gönül penceremi dünyaya açtım
Baktım manzaraya, ben benden geçtim...
Ucuzdan tiksindim, kolaydan kaçtım
Belâsı çok, iş aradım kırk sene...

Birbirinden çürük çıktı seneler
Öz yiğidi az doğurdu analar
Hayâl oldu gönlümdeki binalar
Temel için taş aradım kırk sene.

Adı "devrim" oldu avrat soyarak
Denge kurdu toklar açı yiyerek
Aptallara ibret olsun diyerek
Solucanda diş aradım kırk sene.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:10
İMTİHAN

Güneşle Allah sevdası
Yanar ha yanar, yorulmaz
Dünyada Mevlâ’nın aşkı
Döner de döner, yorulmaz,

İsrafil çalmadan Sür’u,
Eksilmez Rab’bimin nuru
Yıldızlar ışık yağmuru,
Milyarca fener, yorulmaz

Ayıplar örter Settar;
Amelleri ölçer, tartar,
Doğuştan ölüme kadar
Kulları sınar yorulmaz

Rüzgâr hu hu ede ede,
Eser ezelden ebed’e;
Dolaşır dağda, tepede,
Ovaya iner, yorulmaz

Toprak döşek, kar yorgandır;
Ne varsa hepsi O’ndadır;
Bir çekirdek, bin ormandır
Özdeki hüner, yorulmaz

Gör meyvenin lezzetini;
Bul Rezzak’ın hikmetini;
Toprak Hak’kın rahmetini
İttikçe kanar, yorulmaz

Dağlar durmuş, fikir eyler;
Yaratan’a şükür eyler;
Taze otlar zikir eyler;
Kocamış çınar, yorulmaz

Ak yüzle divana varmak
İsteyene yoktur durmak
“Rahman” diye akar ırmak;
“Rahim”der, pınar, yorulmaz

Nefsimiz isyan ordusu
Önümüze kurar pusu;
Mü’min o ki, o menhusu
Her zaman yener, yorulmaz

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:10
VAZİFE

Çiftliğin usulü böyle;
Ağa yatar, itler havlar
Erkânı bu yolu böyle;
Çoban tutar itler havlar

Dışarıda ayaz bıçak;
İçeride yorgan sıcak
Kaynar kazan, yanar ocak;
Baca tüter, itler havlar

Karanlık iner her yere
Sesini keser dağ, dere
Bilinmeyen bir yerlere
Baykuş öter, itler havlar

Kapılar açılır soldan,
Saldırı başlar üç koldan
Bir garip geçse bir yoldan
Katar katar itler havlar

Ne usanmak, ne yorulmak...
Kemik için gayrete bak
Dağlarda ağarır şafak,
Gece biter, itler havlar

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:12
MUKAVELE

Gömleği ter, elleri nasır olan mazlumlar!
Yemin olsun Allah’a, sizinle beraberiz

Döşeği yer, yorganı hasır olan mazlumlar!
Ayrılmak yok birdaha, sizinle beraberiz

Emeği zor, saate asır olan mazlumlar
Her akşam her sabaha, sizinle beraberiz

Yüreği hür, bedeni esir olan mazlumlar!
Sarıldık hep silâha, sizinle beraberiz

Bileği kir, hizmeti kusur olan mazlumlar!
Bu böyle biline ha, sizinle beraberiz

Dileği kör, talihi kısır olan mazlumlar!
Hasretsiniz felâha, sizinle beraberiz

Şeleği nar, hissesi kesir olan mazlumlar!
Hasretsiniz felâha, sizinle beraberiz

Ekmeği sır, aşkı sır, ve sır olan mazlumlar!
Gitmek için dergâha, sizinle beraberiz

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:13
AŞIK ALİ'YE 1. CEVAP

Önce selâmına, Aleykümselâm!
Şiirli mektubu aldım, bilesin
Borçlu kul koymasın cihanda Mevlâ’m;
Yazıp cevabını saldım, bilesin

Gelen misafirin yeri başımdır;
Sormuşsun, söylerim, dert yoldaşımdır
Sevgi ruhum, madde mezar-taşımdır;
Şekili mânâya böldüm, bilesin

Giydim bir ateştir, aşkın örtüsü;
Sorulmaz ölçüsü, olmaz tartısı
Ben tek düşmanım küfür ordusu;
Onbeş sene kılç çaldım, bilesin;

“Hakyol İslâm” diye yazdım ezelden;
Ayrılmam doğrudan, bıkmam güzelden
Yaptığın hatayı düzelt tez elden:
Sözünde benlik var, bildim, bilesin

İster hâkim olsun, isterse kadı..
Bence mühim değil unvanı, adı;
Adalet kalkarsa bozulur tadı
Kırk yitirdim, iki buldum, bilesin

Rağbetim olmadı şöhrete, şana;
Muhtacım her zaman ilmü irfana
Derime tuz sermek yakışmaz sana;
Hem acıdım, hemi güldüm, bilesin

Hakikatin sırrı: Hükmü hakikat...
Makam söze sığmaz, mekân iki kat...
Dalıp tefekküre eyle tahkikat,
Yağdı Ab-ı Rahmet, doldum, bilesin

Kâmil işi değil öğünmek, kibir;
Nimete şükür var, belâya sabır...
Arkada bol günah, önde dar kabir...
Temiz doğdum, kirli öldüm, bilesin

Doksandokuz mâğlup âşık yüz olsun;
Beni de say, gedik rakam düz olsun;
Hangi dersi vereceksen öz olsun
Kırk sene sınıfta kaldım, bilesin

Bilirim, doğmuşum ölmek üzere;
Görevim, doğruyu bulmak üzere...
Mahşerde imtihan olmak üzere,
Dünyaya ders için geldim, bilesin

Severim, okşarım; darılır sanma!
Vaktim az, yazmaktan yorulur, sanma!
Daha derinlere inerdim amma,
Aha, burda karar kılldım, bilesin

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:20
AŞIK ALİ'YE 2. CEVAP

Beni sana “Muhkem âşık” diyenler,
Zayıf değil, zorlu yalan söylemiş
Üç-beş söz edeni âşık sayanlar,
Kaçak değil, yerli yalan söylemiş

Soru kördüğümse, cevap ilmiktir;
İnsanda insanlık, kendin bilmektir
Hakikat ilminin kapısı tektir!
Fazla diyen kirli yalan söylemiş

Sarp kayadan inemedim düzlere;
İnanmayın hakkımdaki sözlere,
Her kim beni methettiyse sizlere,
Gerçek değil, türlü yalan söylemiş

Mevlâ’yı zikretmek kulun borcudur;
Şüphe isyan kâfirlerin harcıdır...
kimisi zararcı, kimi kârcıdır
Aşık Ali’m kârlı yalan söylemiş

“Türk-İslâm dâvâsı” denir ülküme;
Nakış olur şiirime, türküme
Gam yeme, giremez korku mülküme;
“Kaçar” diyen sırlı yalan söylemiş

Baki bir Allah’tır, gayrisi fani..
Bilinmeyi murat etti ol Gani!
Yarattı dünyayı, sonra insanı,
İnanmayan narlı yalan söylemiş

Yeter Aşık Ali’m yazından belli;
Yiğitlik heceden, vezinden belli;
Yengeden korktuğu sözünden belli;
Dayak yemiş, terli yalan söylemiş

Gel dersin, kısmetse gelirim hele;
Özünle, sözünle ateş et sola!
İnanma çingenenin baktığı fala;
Onlu, papaz, birli yalan söylemiş

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:21
KÜÇÜK SINAV

Ana, baba vesilesidir ortada;
Kim gönderdi? Nasıl geldin? De hele
E, kemik, kan mevcut durur mevtada;
Eksilen ne? Niye öldün? De hele

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
06-03-2009, 17:21
SERGİ

Zümrüt bahçe, Altın saray
Girdim amma beğenmedim
Ortasında elmas bir ay
Gördüm amma beğenmedim.

Hak diye döndüm yönümü
Boynuma taktım ölümü
İstediler ak gönlümü
Verdim ama beğenmedim

Çile çektim sünnet diye
Kınadılar cinnet diye
Çağırdılar cennet diye
Vardım ama beğenmedim

Kalbim tarla, sevgim başak
Tahammülü yaptım kuşak
Dost yoluna candan döşek
Serdim amma beğenmedim

Beyde makam, beyde para
Garibanda türlü yara
İnsanlığı insanlara
Sordum amma beğenmedim

Başlar hep beyine muhtaç
Mideler dolu, gözler aç
Her çıbana üç-beş ilâç
Sürdüm amma beğenmedim

Gelen olmadı çağrıma
Ellerim düştü böğrüme
Var gücümle öz bağrıma
Vurdum ama beğenmedim

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 09:13
ÇAĞ İÇİ

Hanım kızıl üryan her gün plâjda
Tenini değişir, dümbük çağ içi...
Kız kuşluk zamanı işlek caddede
Donunu değişir, dümbük çağ içi...

Kırk boynuz süsüdür bir iri başın;
Çaplar otuz santim, boylar beş arşın
Gelin hanım bir gecede oynasın
Onunu değişir, dümbük çağ içi...

İnancı yok “çağdışı” der kıbleye;
Secde yapar dolar ile rubleye,
Oğlan bir esrara, iki dubleye
Kanını değişir, dümbük çağ içi...

Hapsetmiş evine konforu, lüksü;
Namus süper mini, deyyusluk maksi;
Damat baldızına öğretir seksi,
Kanını değişir, dümbük çağ içi...

Alta yatar, yağın yakar, üst olur;
Bir gün mason, bir gün komünist olur;
Mide hesabına hümanist olur;
Dinini değişir, dümbük çağ içi...

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 09:14
BALON ADAM

Şişirdi beş on adam,
Yaptı bir balon adam
Ötekinden de basit
Vallahi, bu son adam

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 09:15
Nurlu Ufuklar Mucidi geldi bir köye görelim ne söyledi.

“Nasılsınız?” İyisiniz maşallah!
Merhaba, kıymetli vatandaşlarım
Bizi görüp sevindiniz inşallah
Saygılı, hürmetli vatandaşlarım

Yeniden iktidar olursak şayet,
Köyünüzü yapacağız vilâyet...
Ayrılmayın bizden ilânihayet,
Azimli, gayretli vatandaşlarım

Hastalara ilâç, işsizlere iş;
Yaşlılara gençlik, bekârlara eş,
Vereceğiz hem de cümlesi beleş
Akıllı ibretli (!) vatandaşlarım

Doğarken güvendik doğduk, biz size;
Ayrılıp gitmeyin bir başka ize;
Yâni, bölünmeyin, tüm gelin bize,
Faydalı, lezzetli vatandaşlarım

Yedi baraj plânladık her köye;
Doğacak müreffeh mamur Türkiye...
Kır atı sevenler binsin terkiye,
Şalvarlı, kasketli vatandaşlarım

Yollar yürümekle aşınmaz, sahil!
Irgalamaz bizi kimsenin ahı...
Var mı bunun başka türlü izahı?
Sağolun heybetli vatandaşlarım”

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 09:16
Köy aynı köy; “Ak Günler” mucidi geldi bu defada; görelim ne söyledi;

“Yıkıp ezeceğiz tüm koşulları,
Kahraman, devrimci, canım yoldaşlar
Savurun tekmeyi, kırın yuları,
Maocu, Leninci canım yoldaşlar

Vurmak, kesmek, hümanizma aşkımız;
Yunan kardeşliği kutsal şarkımız;
Yağma, çapul bizim yasal hakkımız;
Yürüyün eylemci, canım yoldaşlar

Saptamak doğaldır olanakları;
Milletlikten kurtarmalı halkları..
Vereceğiz deyin şu toprakları,
Seyredin sevinci canım yoldaşlar

Doğdum ressam ana, mebus babadan;
Sonra halk çocuğu oldum cabadan;
Ak güvercin ithal ettim Küba’dan,
Arttırdım bilinci canım yoldaşlar

Umut oldum halkça düzen diyerek;
Palazlandım avantadan yiyerek;
Bu oyunda kazanmaya oy gerek!
Nutukçu, telinci, canım yoldaşlar

Ve birgün iktidar olursak yine,
Bağlarız güneşi öğle yerine...
Çıkacak kuşkusuz, şenlik seyrine
Hücreci, zeminci, canım yoldaşlar

Gâvura kırk çeşit kahvaltı vermek,
Urfa asfaltında domates yemek,
En reel yaşamdır, en somut örnek...
Örneğin birinci, canım yoldaşlar”

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 09:16
Aldı bir ozan dedi ki:

- Çağır ak günleri, nurlu ufukları -

- Pişir yağsız, tuzsuz bulguru suda,
Üç öğün aşımız bu diye göster
Sayıklar, gülerse bebek uykuda;
En tatlı düşümüz bu diye göster

El değse iz olur ensenin kiri;
Sakaldan dökülür şakağın teri;
Gözler kançanağı, dudaklar kuru...
Düşünen başımız bu diye göster

Söz eden olursa feza çağından,
Çıkmadık daha de ceza çağından...
Ot yiyen öküzün tut kucağından,
Dünyada eşimiz bu diye göster

Yerin yoktur Operada, uçakta;
Bir günün geçmedi, pavyonda, parkta...
Çağır didinirken kara toprakta,
Dört mevsim işimiz bu diye göster

Tek gömlek giyersin iki senede
Haram mala göz dikmezsin gene de...
Millet aşkı şavk vururken sinede,
İçimiz, dışımız bu diye göster

Sizden geldi bize dert, elem, keder;
Sıkılmadan bir de dediniz: “Kader”
Kaldır bir kayayı ta boyun kadar,
Vuracak taşımız bu diye göster

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 09:17
OYY

Bir doğum sancısı, iki cenaze;
Ana gider, bebek gider, oy kalır
Dirilerin gücü yetmez faize;
Tarla gider, evlek gider, oy kalır

İki yalan bir ırmağı durdurur;
Hekim var, yayaya biber saldırır:
Pezevenkler, bizi bize kırdırır;
Kavağa gider, tüfek gider, oy kalır

Gittikçe temele ters düşer çatı;
Yem için eğlenir çok yarış atı;
Çıkar engelini yıkamaz kötü;
Dâvâ gider, emek gider, oy kalır

Deli davul çalar boşu boşuna;
Çakal tekme vurur arslan leşine;
İnat borca bağlı, mide peşine
Karga gider, sinek gider, oy kalır

İşsizlik belâdır, cehalet zulmet;
Köylünün alnında yazılı bu dert;
Yılda üç ay sıla, dokuz ay gurbet;
Kazma gider, kürek gider, oy kalır

Her güreşte getiriler oyuna;
Ak çekeriz, of çekeriz boyuna;
Aç kalmışız, sayılanların neyine...
Çorba gider, çörek gider, oy kalır

Parti parti çukurlara dolmuşuz;
Mühim değil yaşamışız ölmüşüz;
Düşmanı dost dostu düşman biliriz;
Hamza gider, Melek gider, oy kalır

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 09:18
TENEZÜL MESELESİ

Biri fert başına dünya dağıttı;
Mayası belliydi, tükürdük geçtik
Bir parselledi cenneti sattı;
Boyası belliydi tükürdük geçtik

Kimisi koltuğu merak eyledi,
Kimisi yakını ırak eyledi;
Bir ak kefeni bayrak eyledi;
Boyası belliydi, tükürdük geçtik

Yıllar ateş oldu yanmamız için;
Dâhiler gaz döktü sönmemiz için(!)
Bir at gösterdi binmemiz için;
Yayası belliydi, tükürdük geçtik

Namaza, camiye muhalif amma,
Gider, sahip çıkar cümle imama...
Biri Karbelâ’yı yaptı flâma;
Gayesi belliydi, tükürdük geçtik

İt sıpalar her pisliğe özendi;
Dağlar, yollar palavrayla bezendi...
Bir çaputbaş baş olmaya özendi;
Oyası belliydi, tükürdük geçtik

Dümbük oğlanların, yırtık kızların,
Gözü bağlı sürülerin, yozların,
Milleti hor gören madrabazların
Hayası belliydi, tükürdük geçtik

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 09:18
ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİNİN ŞAHESERİ

Mimarlıkta yok dediler üstüne;
Şehir yıktı, köy dağıttı bir Oğlan
Çetesine, ahbabına, dostuna
Vurgun vurdu, pay dağıttı bir Oğlan

Taktı kuyruğuna arasaları,(*)
Gül diye koklattı pırasaları,
Yoldu pir aşkına yarasaları,
Baykuşlara tüy dağıttı bir Oğlan

Yetmek için yoldaşların cemine,
Zam yapıldı beygirlerin yemine
Kapıkulu eniklerin tümüne
İthal malı huy dağıttı bir Oğlan

Yüzde yetmiş, “çağdışıyken kuşkusuz”,
“Olanaklar saptanırdı” korkusuz
Diri canlar sürünürken aç-susuz,
Ölülere çay dağıttı bir Oğlan

Yattı sermayeye, dürttü emeğe;
Palavradan perde örttü gerçeğe
Yetmişinde “bilinçlenen” bebeğe
Güneş verdi, ay dağıttı bir Oğlan

Çapulcudan çeri dizdi ardına;
Düşman oldu yedi dağın kurduna;
İlk fırsatta alp-erenler yurduna
Çingeneden bey dağıttı bir Oğlan

“Şu onlardan” derdi, “Şu bizden” derdi;
Dünyanın en iğrenç haltını yedi
Alemi beş günde kokuya verdi;
Her tarafa şey dağıttı bir Oğlan

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 09:19
PİŞMANLIK

Size kalsın “AK GÜNLER”in safası;
N’olur, bizim karamızı geri ver
Eksik olsun selâmetin şifası;
Derdimizi, yaramızı geri ver

Adam dedik, sizi başa getirdik;
Alçaklardan yücelere yetirdik;
Sayenizde şeklimizi yitirdik;
Yazımızı, turamızı geri ver

Sizin bizi yaktı, kavurdu;
Satılmışlar külümüzü savurdu
Böbürlenip çok şişirme avurdu;
Kışımızı boramızı geri ver

Türklüğü sevenin kırılır dizi!
Doldurdu Marksistler mektebimizi
“Ahlâk dersi” diye avutma bizi;
Örfümüzü, töremizi geri ver

Doyduk yeter palavraya, masala;
Uzun lâfın kuyruğunu kes hele
Elektrik gayri mümkün mesele;
Gazımızı, çıramızı geri ver

Zam daha doymadan TRT yaydı,
Esnaf göz boyadı istifçi soydu
Bu “Hakça Düzen”e karnımız doydu;
Gaspedilen paramızı geri ver

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 09:20
YAZI – TURA

Güpegündüz ettikleri zulüme
“Düş dediler, kandırdılar aptalı
Kırk yıllık gübreyi koyup önüne,
“Aş” dediler, kandırdılar aptalı

Sanma ki talih kör, tecelli garip;
Temiz çıkmak müşkül lâğıma girip;
Uğursuz eline kurbağa verip,
“Kuş” dediler, kandırdılar aptalı

Akıllıydı, bakıyordu uzağa
Kapının önünde düştü tuzağa
Kütüğün üstünde duran tezeğe
“Bas” dediler, kandırdılar aptalı

Ruhsatlıydı evliyadan, hocadan;
Savurdu koltuktan, sıktı yüceden;
Domuz ahırına atıp bacadan,
“Boş” dediler, kandırdılar aptalı

Develer, katırlar girdi sıraya;
Soran yok “bezirgân, sefer nereye?”
Hileye, tuzağa, dalavereye
“İş” dediler, kandırdılar aptalı

Beleşe oturdu, çekmedi çile;
Gitti ortak oldu eşkıya ile;
Suratına yağan tükrüğe bile
“Duş” dediler, kandırdılar aptalı

“Yürü, deh” dediler, at oldum sandı;
Eşindi, kişnedi, koştu şahlandı;
Tandırdan atlarken kuyruğu yandı;
“Çüş” dediler, kandırdılar aptalı

Hıyanet var desem, daha çok erken;
Sola kaçtı kendi sağına çekerken;
Temmuz ortasında güneş yakarken,
“Kış” dediler, kandırdılar aptalı

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 09:22
GİTTİ GELMEZ O GÜNLER

Bırak desteksiz atmayı,
Her zaman tutturamazsın
Bir kez yutturdun baltayı,
Bir daha yutturamazsın

Geldiniz “ak günler” dedik,;
Hayâl içtik, umut yedik;
Elden gitti Cem’li düdük!
Ve gayri öttüremezsin

Sol kudurdu, vurdun sağa;
Akıl, izan kaçtı dağa;
Dengeyi yitirdin ağa;
Fıttırsan fıttıramazsın

Memleket mikrop yayıp,
Hümanist geçinmek ayıp,
Vatandaşı çoban sayıp,
Palavra güttüremezsin

Fire verdi “şak-şak, yaşa”
Çok güldük miğferli başa!
Bundan sonra pişmiş aşa
Soğuk su kattıramazsın

Uçur “barış güvercini”
Atma yürekten kini;
Bölücülük zehirini
Gönlünce sattıramazsın

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 12:32
ÇAĞRI

-Hatada hikmet arama,
Helali katma harama-

Sana mezar oldu girdiğin kutu;
Çık çıkabilirsen, iş başa düştü
”Umudum” diyerek diktiğin putu
Yık yıkabilirsen, iş başa düştü

Kan-kızıl ettiler gök mavisini,
Dert yiyor yiğitin en kavisini;
Bağrına saplanan zam çivisini
Sök sökebilirsen, iş başa düştü

Ne kadar yol verir, ne kervan yürür;
Bir kedi ip atmış on aslan sürür;
Aynadan hayalin sana tükürür,
Bak bakabilirsen, iş başa düştü

Dün tavşan avlarken vurguncu kuşu,
Bugün fil avlatır solun dingişi
Yırtılan kemeri, çürüyen dişi
Sık sıkabilirsen, iş başa düştü

”Hakça düzen” sanıp, oltayı yuttun;
”Ak günler” beklerken çamura battın;
Kimsenin suçu yok, sen sana ettin;
Çek çekebilirsen, iş başa düştü

Affetme kim ise milleti bölen;
Sana örnek olsun hak için ölen;
Kutsal ocağındır yıkılan, sönen;
Yak yakabilirsen, iş başa düştü

Düşürme, sahip ol al bayrağına;
Türk-İslâm mührünü gel, vur çağına;
Fitneyi, yalanı götür lağıma
Dök dökebilirsen, iş başa düştü.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 12:32
KIRK AKILLI DESTANI

Gariban nereye, nasıl gidecek?
Kılavuz kapıda yolu şaşırdı
Ay, hafta, gün mü var hesap edecek?
Takvimler, mevsimi, yılı şaşırdı

Çamura karıştı kırklar, yediler;
Kırk yıllık hayduda “mağbut” dediler
Ağaçlara çıktı itler, kediler;
Serçeler konacak dalı şaşırdı

Boz ayı çakalın bindi sırtına;
Bölüşüldü, kemik, dindi fırtına;
Açtı sözleşmeyi, baktı şartına
Kırk aptallık saydı, deli şaşırdı

İşte şu sonraki, şu evvelkiler;
Boşa gitti inşallahlar, belkiler;
Eşeğin samanını yedi tilkiler
İnsanlar zehiri, balı şaşırdı

Kasayı, göbeği şişirdi zalim;
Fukara açlıkta eyledi talim
Tükürdü tükürdü yaladı âlim
Keramet gösteren veli şaşırdı

Rütbesi vatandaş, görevi çile;
Yarasına tuz edildi zam ile;
Gurbet oldu, evi, yatağı bile;
Doğup büyüdüğü ili şaşırdı

Sırtlan eş ararken adam etine,
Doğrulduk bâtılı hak niyetine
İkili çetenin marifetine,
Beygirli şirketin keli şaşırdı

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 13:16
DEDİM BİLE

“Çözeceğim” derken kördüğüm etti;
Çingenenin “Düzen”ine ne deyim
Yüzkırkbir makamdan üflenip öttü;
Boyacının kazanına ne deyim

Alınmışken yedi cennet tapusu,
Sele gitti anahtarı, kapısı;
Temelinden bozuk çıktı yapısı;
Mertliğine, hezenine ne deyim

Beli doğrulmadan ayak öpenin,
Tekmesi tez değdi kapa sıpanın!
Ayıyı armuda bekçi yapanın
İdrakine, izanına ne deyim

Yalvardık, yakardık etmedi para;
Onlara hoş geldi bizdeki yara;
Ölmeden gömdüler halkı mezara
Yıkanına, bozanına ne deyim

Düne baktık hiçbir yerde yoktular;
Daha bugün piyasaya çıktılar;
İslâmlık adına putlar diktiler;
Okuyup da yazanına ne deyim

Elhak yerindedir falcılıkları;
Bellendi sağcılık, solculukları;
Aynı hedefeymiş yolculukları;
Kem niyetle gezenine ne deyim

Sahte türkü beğenmiyor asılı;
Ala çete çok şımardı hâsılı;
Katı kelle, cıvık yöntem usulü,
Sözde yokluk ezenine ne deyim

Hâin susar, suçlu yazar hükmünü;
Gereksizler arttırmasın yükümü;
Baharda başladı yaprak dökümü;
Zakkumların hazanına ne deyim

Bitirmenin yarısıdır başlamak;
İhanettir hak cepheyi boşlamak;
Boynuma borç oldu yılan taşlamak;
Küsenine, kızanına ne deyim

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 13:16
ZAMANE

Şeytan mü’min sayılır, melek kâfir sayılır;
Silksem hakaret denir, sevsem küfür sayılır;
Çok şükür; türeyeli bizde Dingiş-i âzim,
İran’ın Meşhedi’si solda sıfır sayılır

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 13:17
KIZIL KARA

Aşık Feymani’nin NE TEVİR Şiirine

Bir dertten kurtulsak beşi geliyor;
Hal aynı hal, amma, yara değişti
Kaptan yolculardan haraç alıyor;
Yol aynı yol, amma, kira değişti

İki mısra lütuf, bir mısra gazap;
Halbuki, dost dosta eylemez azap;
Düşman bağrımıza dökülüyor kezzap!
İl aynı il, amma, töre değişti

El-etek öpene mal, makam hazır;
Kimi sultan olur, kimisi vezir...
Çoğaldı sarhoşlar, dağıldı huzur;
Dil aynı dil, amma, nara değişti

Kara dingiş sepetledi İbiş’i;
Belgelendi ipsizlerin gidişi...
Çok Hasanlar kavramıyor bu işi;
Pul aynı pul, amma, para değişti

Sülü’nün çetesi yürüyor gene,
Vatandaş yalana doyar bu sene...
İnanma middeden fetva kesene!
Kel aynı kel, amma, bere değişti

Nirengi yaptılar boynu yoğunu;
Sıpalar beleşten çeker yağını
İt havlar, domuz yer yalın çoğunu;
Yal aynı yal, amma, fire değişti

Nurhak dağı lekelendi, çok yazık!
Ora kaçtı yular kıran her kazık...
Petek güzel, içi dolu, tad bozuk;
Bal aynı bal, amma, şıra değişti

Havada yağmur var, şimşek çıkıyor!
Dingiş kanal kazıp, setler çekiyor
Dünkünden besbeter kızıl akıyor;
Sel aynı sel, amma, dere değişti

Gece, gündüz el tetikte durmalı,
Gerekirse onikiden vurmalı;
Şimdi ilme, zikre kafa yormalı...
El aynı el, amma, çâre değişti

Çıtlak göçtü, Vasfi erdi kemâle;
Rahmi, Hamit malüm, Cafer kim ola?
Çok âşık Hüseyin girdi bu yola...
Tel aynı tel, amma, cura değişti

Soru, cevap bitti; bitmedi sözüm...
Yad rüzgârlar eser, dağlanır özüm
Bekleriz dört mevsim ham duru üzüm
Yıl aynı yıl, amma, süre değişti

Aramız uzaktır, gönlümüz birdir;
Bilmeyen ahmaktır, görmeyen kördür
Yıkması pek kolay, yapması zordur...
Fil aynı fil, amma, fare değişti

Uyuşan sağ ile, kuduran solu
Adam etmek için uzattık kolu
Ülkü-Harekettir kurtuluşun yolu!
Çul aynı çul, amma, pire değişti

Aşıklar Hak ile olmalı meşgul;
Tutunca bin putu yıkmalı beş kul
İyiyi kötüden ayırmak müşkül...
Fal aynı fal, amma, küre değişti

Karakoç’um burada bitsin bu kelâm;
Feymani gardaşa yürekten selâm!
Ülkü bir ışıktır; bak, kurban olam...
Türk’ün yakacağı çıra değişti

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 13:17
SOSYAL ADALET

“Bu düzen değişsin” diyorlar amma,
Düzülen değişsin, diyemiyorlar…
Sol öfke, sol çığlık boşuna sanma,
Herifler rahatça yiyemiyorlar…

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 13:18
İŞBİRLİKÇİ TİCARET

Tenekeci teneke, çakıcı çakı satar
Zahirece zahire, rakıcı rakı satar…
“Olanaklar. Koşullar, zorluklarla” birgün
Gelir “doğa yasası” Halkçılar halkı satar

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 13:22
DAVA

Bizde siyasetin usta olanı
Akşama on çeşit yalan uydurur
Sabahleyin delinirse yalanı,
Yalandan otuz kat gömlek giydirir

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 13:22
OĞLANIN ANASI

Bir silik herifin resmini çizdi
Ve baktı, bir silik oğlan doğurdu
Oğlan hem kara’ydı hem çelimsizdi;
Amma, berbat etti koskoca yurdu

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 13:23
MESAJ

“Devrim devrim” diyerek, her şeyi devirdiniz
Memleketin altını üstüne çevirdiniz
İftira pazarında palavra savurdunuz

Pireden küçük çıktı “umudunuz büyük”ler
Keyfiniz yerindemi Türkiyeli dümbükler?

Milleti reddeleyip, “içerdiniz halklar”ı
Doğurup, koyuverdiniz soysuz “olanak”ları
Taktınız peşinize mideci manyakları

Bütün kıp-kızıl oldu dünkü kara sülükler
Keyfiniz yerinde mi Türkiyeli dümbükler?

Bozuldu sayenizde vatandaşın dirliği
“Saptandı dışa dönük, coğulcu işbirliği”
Olmaz yaralar açtı anarşi “özgürlüğü”

Sağlamdan daha fazla rağbet buldu çürükler
Keyfiniz yerinde mi Türkiyeli dümbükler?

Sürekli kin kustunuz “sürekli devrim” için
Halk sizden nefret eder, devriminiz kim için?
Bunca zahmet değer mi bir tutamlık yem için?

Nerede kemik görseniz sel oluyor sümükler
Keyfiniz yerinde mi Türkiyeli dümbükler?

“Bu düzen değilsin” mi? Değiştirelim haydi
“Soygun, vurgun bitsin” mi? Bankaları kim soydu?
“Kıtale son”.. Polise, Jandarmaya kim kıydı?

Hep sizin esiriniz dertler acılar yükler
Keyfiniz yerinde mi Türkiyeli dümbükler?

Horladınız “çağdışı” diyerek dinimizi
Türklüğe düşman olup, emdiniz kanımızı
Yeter gayri… çarşıda bulmadık canımızı

Bu yurdun öz sahibi yine Müslüman - Türkler
Keyfiniz yerinde mi Türkiyeli dümbükler?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 13:24
A KIN CI

Bindirmişler bir gemiye
Rotasından haberi yok.
Korkuyor ‚Türküm’ demeye
Atasından haberi yok.

’Seriyat’ der fitne yayar
Müslümanı kafir sayar
Görülmemiş böyle hıyar
Hatasından haberi yok.

Övünüyor sabah, akşam
Kırkını döver bir Rahşan
Beyin mermer yürek tavşan
Çetesinden haberi yok.

Avantadan öküzü ver
Boynuzuyla birlikte yer
Sorsan ‚dünya cebimde’ der
Kıtasından haberi yok

Derdi, davası oy için
Seneyi satar ay için
Herkese çatar bey için
Ötesinden haberi yok.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Kan Yazısı
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 14:51
SELÂM

Selâm Azrail’e doğan bebeğe
Selâm tadlı sona, acı gerçeğe
İmâna, irfana, zindana selâm
Selâm umut, sabır ve geleceğe

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 16:59
GİRDAPTA BİR CAN

Yâdelden yanıma çağırdım seni
Gelmek istiyorsun, bırakmıyorlar.
Rüyada, mektupta, albümde beni
Bulmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Umutlar hayâldir, acılar gerçek
Çileye mahkumsun, kim ne bilecek
Ya bir kuru selâm, ya bir top çiçek
Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Otuz yıl ağladın hep yana,yana
"Yeter, yazık" diyen olmadı sana
Vefasız dostluğa, kalleş zamana
Gülmek istiyorsun, bırakmıyorlar

"Çalış" derler, ayak bağlı, el bağlı
"Konuş" derler, dudak bağlı, dil bağlı
"Kalk git" derler, kapı bağlı, yol bağlı
Kalmak istiyorsun, bırakmıyorlar

Aydınlık ararsın hergün her yerde
Cekerler önüne yedi kat perde
Zulüm kimden gelir, adalet nerde?
Bilmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

Yıllar boyu uykuların bölündü
Uçacakken kanatların yolundu
Hayat hakkın vardı elden alındı
Ölmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:00
CEVAPSIZ KALAN SUALLER

Yürü : duvar beton, otur yer beton
Tavana bakarsın " bakma der" beton
- Yağmur kokan toprakların nerede?

Ne çiçekler açar, ne kuşlar öter
Yolların on adım ötede biter
- Serbest gezen ayakların nerede?..

Her günü hasrettir haftanın, ayın
Hani ya bayramın, düğünün, toyun?
- İlin, yurdun, konakların nerede?

Gönlün gamdan göçer, gama taşınır
Boş direkler boynu bükük düşünür
- Dalga, dalga bayrakların nerede?..

Deprem mi geçirdin, talan mı gördün?
Kanlı haydutlara haraç mı verdin?
- Obaların, ocakların nerede?..

İnancın cezalı, yüreğin tutsak
Konuşacak yerde çaresiz susmak
- Dudakların, dudakların nerede?..

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:00
SESLİ DÜŞÜNCE

Çile tezgâhında sabır dokurum
Isız bir zindanın dar hücresinde
Yalnızlığı, karanlığı okurum
Hergün, vücudumun her hücresinde

Önce deprem olur ve sonra tufan
Beynimde geçmişin muhasebesi...
Derken katılaşır, buz tutar zaman
En büyük hasretim, bir ezan sesi.

Şu beton duvarlar düşmanım değil
Şu yattığım ranza dost değil, hayret?..
Ya şu demir kapı?.. Kuru bir şekil
Teneffüs ettiğim hava mı? Kısmet.

Ayrılık, beşerin dünya ölçüsü
Muamma bedenle can arasında
Aydınlık, gözlerin yalancı süsü
Şaşırdım ilk ile, son arasında.

Her nereye baksam karşımda duran
Ya.yıkanmış sevap, ya kirli günah.
Bir müjdeli haber kalbimde vuran
“Gadir'dir, Rahim'dir, Kerim'dir ALLAH”

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:01
KABİL MESAJI VEYA 12 EYLÜL

Ya ateş dökülür, ya kurşun yağar
Yazımız, kışımız bir garip oldu
Güneş nasıl batar, ay nerden doğar?
Uykumuz, düşümüz bir garip oldu.

Nar çiçeği kandır yaralarımız
Ayrıldı can, beden aralarımız
Siyah ışık verir çıralarımız
İçimiz, dışımız bir garip oldu

Oğul babayı yer, ana kızı yer
Siyah kılıfı yer, kabuk özü yer
Ayran bizi içer, ekmek bizi yer
Suyumuz, aşımız bir garip oldu

Yuva yas içinde, ocak tedirgin
Meyve dala küskün, çiçek tedirgin
Taş, toprak, ot, balık, böcek tedirgin
Kurdumuz, kuşumuz bir garip oldu

Yanar oylum oylum Herat, Kandahar
Her mevsim, Her hafta, hergün sonbahar
Konuşmak cinnettir, susmak intihar
Dilimiz, dişimiz bir garip oldu

Beyinlerde düşüncenin izi yok
Yüreklerde korku, şefkat, sızı yok
Yüz adamdan doksanının yüzü yok
Gövdemiz, başımız bir garip oldu

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:02
HANİ YA

Omuz verip dert yüküne
Kin mülkünden aşk mülküne
-Göçenler hani ya, hani?

Yönü doğru, yolu gerçek
Gönüllerde çiçek çiçek
-Açanlar hani ya, hani?

Dayı demeden ayıya
Köprüden karşı kıyıya
Geçenler hani ya, hani?

Tek korkusu tek Allah’tan
Her haramdan, her günahtan
-Kaçanlar hani ya, hani?

Boyun eğmeyip zalime
Zehir verseler eline
-İçenler hani ya, hani?

Haklılara olup derman
Haksızlığa harman, harman
-Biçenler hani ya, hani?

Yol edip hendeği, suru
Kâinata iman nuru
Saçanlar hani ya, hani?

Yaralanıp yetmiş yerden
Hak uğruna candan, serden
-Geçenler hani ya, hani?

Yardım ederken düşküne
Vurulup cennet köşküne
-Uçanlar hani ya, hani?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:02
MÜSLÜMANLAR BİR BEDEN

Siz!
Eritre çöllerinde aç-susuz
Kaç geceden kaç sabaha uykusuz
Tevhid silahıyla küfrün üstüne
Yürüyorsunuz korkusuz

Allah Kerim, Allah bir
Gönlümüz sizinledir.

Siz!
Afgan dağlarında yaralı, yorgun
Ve cümleniz evden, camiden sürgün
Hedefiniz İslâm, yolunuz İslâm
Varacaksınız birgün...

Allah Gadir, Allah bir
Gönlümüz sizinledir.

Siz!
Hindistan ormanlannda cıplak, sefil
Derdinizi ne kamyon ceker, ne fil
Gidiyorsunuz Allah Resülünün izinde
Bu yolda ölmek gam degil..

Allah Rahim, Allah bir
Gönlümüz sizinledir.

Siz!
Kırım'da Kerkük'te Azerbaycan'da
Batı Trakya'da, Doğu Türkistan'da
Hakkı hakim kılma cihadındasınız
Makbülsünüz iki cihanda.

Allah Settar, Allah bir
Gönlümüz sizinledir.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:02
KABUKTAN İÇE HERŞEYDEN HİÇE DOĞRU

Hasret büyür, çile büyür, kin büyür
Dakikalar yıla bağlı... çözemem
Gaflet büyür, şeytan büyür, cin büyür
Karıncalar file bağlı... çözemem

Keder sepet: dert sandık sandık
Sebepsiz ha bire yakıldık, yandık
Ezadan, cezadan bıktık, usandık
Aşk meyvesi dala bağlı... çözemem

Mamur evler çakallara in oldu
Karganın, baykuşun biri bin oldu
Bülbüller yuvadan tedirgin oldu
Atmacalar göle bağlı... çözemem

Ana garip, oğlan yetim, kız öksüz
Sofra garip, ekmek yetim, tuz öksüz
Ağız garip, dudak yetim, söz öksüz
Zağlı hançer dile bağlı... çözemem

Tarifsiz hile var karada, akta
Hakkın sahipleri boğulur hakta
Ceylan akvaryumda, balık kavakta
Akbabalar güle bağlı... çözemem

Yokuşa akıyor sular bir tuhaf
Denizler boşalır, dolar bir tuhaf
Düğümler bir tuhaf, yular bir tuhaf
Küheylanlar küle bağlı... çözemem

Kader bizi gam küpünde yoğurur
Günler hüzün, aylar hicran doğurur
Eski dostlar “gel, gel” diye çağırır
Ayaklarım yola bağlı... çözemem

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:03
GÖÇ

Babalar, bebekler, gelinler, dedeler
Elleri boş, omuzları yüklü
Gittiler büyüklü, küçüklü
Şimdi kimbilir, nasıllar, neredeler?

Bilen yok!...

Geride kalanlar üç-beş hasta ve sakat
Yüreklerinde sızı, gözlerinde yaş
Umutları, hasretleri sarmaş-dolaş
Yollara bakarlar, hergün, her saat

Gelen yok!...

Boş kalmış sandıklar, dolaplar, raflar
Yağmurun yağması kimlere?
Güneşin doğması kimlere?
Ağlaşıyor kitaplar, fotoğraflar

Gülen yok!...

İğde gölgesinde tesbih çeken nine
“Dönecekler bir gün” diyor, “yine”
Hayretle bakıyorum yüzüne
Ve inanıyorum sözüne

Yalan yok!...

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:04
MERHABA

Güneşin gölgesinde yatıp, serinleyenler
Yitirse üzülmeyen, bulsa sevinmeyenler
Buzdan ateş yakanlar, taş pişirip yiyenler
Mide saltanatına boşverenler merhaba

Nefsi üçten dokuza boşayan er yiğitler
Yüreği kardan beyaz, bahtı esmer yiğitler
Batılın önünde set, hakka rehber yiğitler
Fazilet kavgasında baş verenler merhaba

Ey! Aşk gülü dikenler: nefret, kin ocağına
Ey! Hak mührü vuranlar, haksızlıklar çağına
Ya toprağın koynuna, ya zindan kucağına
Evlat, gardaş, arkadaş, eş verenler merhaba

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:04
SULARIN HİKAYESİ

Beklemişler kaplara, uyutulmuş suları
Ve sermişler iplere, kurutmuşlar suları..
Dalmışlar eğlencenin fikirsiz oyununa
Ya toprakta, ya gökte unutmuşlar suları

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:05
SULARI ISLATAMADIM

Savaştayım elli yıldır
Ömrüm geçti boşalt, doldur
Anlamadım, bu ne haldir
Bir gün silah çatamadım

Suları ıslatamadım

Ekin ektim başak yılan
Kuşandığım kuşak yılan
Yorgan akrep, döşek yılan
Bir gün rahat yatamadım

Suları ıslatamadım

Ne payem oldu, ne sayem
En doğruya varmak gayem
Düşüncemdir tek sermayem
Alan yoktur, satamadım

Suları ıslatamadım

Yolum yokuş, izim ayrı
Dilim yağsız, sözüm ayrı
Bedenimden özüm ayrı
Biri bire katamadım

Suları ıslatamadım

Talipli yoktur sevgiye
Anlamadım, neden? Niye?
Canlar gücenmesin diye
Can attım, gül atamadım

Suları ıslatamadım

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:07
KARŞI KIYI

Arada bir deniz, dalgalı - derin
Aradığım huzur karşı kıyıda.
Boğuldum bağrında gamın kederin
Beklediğim Hızır karşı kıyıda

Ne kayık var, ne köprü var geçecek
Yol bilmem bu berzahtan kaçacak
Yiyecek ekmek yok, su yok çcecek
Amma her şey hazır karşı kıyıda

Bu tarafta bir umutsuz cenkteyim
En karanlık, en karışık renkteyim
Kimden, nerden, nasıl yardım bekleyim
Ordu, Sultan, vezir karşı kıyıda

Bu taraf bedendir, o taraf candır
Et tırnaktan ayrı hayli zamandır
Yanan bir alevdir, tüten dumandır
Çaresizlik, özür karşı kıyıda

Acı bir çağrıdır durma “gel, gel” ler
Geleceğim,bırakmıyor engeller
Ara uzak yetişmiyor dost eller
Tırnaklar taş kazır karşı kıyıda

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:08
GECEDEN SABAHA DOĞRU

Bölücülük dağıtan çay
Kurur erinde, gecinde
Kardan köprü, buzdan saray
Erir erinde, gecinde

Öfkeler direk, direk
Ellerinde kazma, kürek
Türk milleti tek bir yürek
Vurur erinde, gecinde

Genç, ihtiyar, dadaş, efe
Leke kondurmaz şerefe
Yaydan çıkan ok hedefe
Varır erinde, gecinde

Elif, Osman, Zeynep, Tahir
Damlalardan olur nehir
Uyanır cümle köy, şehir
Yürür erinde, gecinde

Gafil sanmasınlar bizi
Bilen bilir sabrımızı
Fırsatçının nifak hızı
Durur erinde, gecinde

Yitirmeden koz as’ını
Örsün akrep kozasını
Yaptığının cezasını
Görür erinde, gecinde

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
09-03-2009, 17:09
CAN KURBAN

Bizim kapı dost kapısı
Girene canımız kurban
Selâm : muhabbet tapusu
Verene canımız kurban

Nefisten soyunduk tül tül
Gitti beden, kaldı gönül
Özümüz bağ, sözümüz gül
Derene canımız kurban

Uzadıkça hasret demi
Şefkat,atı çiğner gem'i
Yaramıza sabır em'i
Sürene canımız kurban

Hayat kilim, çile nakış
Dokuyoruz iniş, yokuş
Marifet mânâya bakış
Görene canımız kurban

Kin marazdır, sevgi sanat
Yürekte kaynar her saat
Kimsesizlere kol, kanat
Gerene canımız kurban

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 09:25
ÖLÇÜ

"Müslümanım, Türküm elhamdülillah
Bu yolda ölürüm" diyene kurban
"Zalimlere mağlup etmesin Allah
Öç koymam alırım" diyene kurban

"Gam yemem dert, bela çevremi sarsa
Öf çekmem adil taş başımı yarsa
Bin yalan içinde bir doğru varsa
Ararım, bulurum" diyene kurban

"Girmem pazarlığa sapık sol ile
Giderim mezara doğru yol ile
Yiyip, giyip gezmem haram mal ile
Aç, çıplak kalırım" diyene kurban

"Allahu Ekberdir şarkımla türküm
Adl'ile,yogrulur mukaddes mülküm
Ölüme çağırsa imanım, ülküm
Koşarak gelirim" diyene kurban

"Tek arzum, emelim vatanda vahdet
Çalışır, didinir, ederim gayret
Son durak, son rütbe ya bir şehadet
Ya gazi olurum" diyene kurban

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 09:26
AYDINLIK

Gergin uykulardan, kör gecelerden
Bir sabah gelecek kardan aydınlık
Sonra düğüm, düğüm bilmecelerden
Bir sabah gelecek kardan aydınlık

Gökten yağmur, yağmur yağacak renkler
Daha hoş kokacak, otlar, çiçekler
Ardından bitmeyen mutlu gerçekler
Bir sabah gelecek kardan aydınlık

Vurulup ömrünün ilkbaharında
Kanından çiçekler açar yarında
Cümle şehitlerin omuzlarında
Bir sabah gelecek kardan aydınlık

Işıklar dal-budak, her kolu islâm
Gönüller, yürekler dopdolu islâm
Tek ölçüsü islâm, tek yolu islâm
Bir sabah gelecek kardan aydınlık

İzmir’in sağından, Van’ın solundan
Erzurum, Edirne, Hatay yolundan
Kapı kapı temil Anadolu’mdan
Bir sabah gelecek kardan aydınlık

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 09:26
KARŞILAMA

Dost şair Bekir Balaban kardeşime

Geldi gönderdiğin şiirden mektup
Arada bir böyle yaz Balaban'ım
Zaman siciminin ucundan tutup
Bazen bağla, Bazen çöz Balaban'ım

Fikir gölü derinleşir girdikçe
Dostluk gülü gümrah açar derdikçe
Sıhhat, zaman, mekan imkan verdikçe
Cevapsız bırakmam, söz Balaban'ım

Ahval- i âleme kafayı takma
Allah Kerim, sabrı elden bırakma
İlmi düstur eyle, imanı sakla
Gayrisi, savrulan toz Balaban'ım

Huzur içte gerek, kabukta değil
Vuslat acelede, çabukta değil
Akıl da baştadır, topukta değil
Çile yemekteki tuz Balaban'ım

Ahlâkı, töreyi kenara atan
Dine "afyon" diyen, vatanı satan
Müslüman olamaz. Türk değil zaten
Dayanmaz görmeye göz Balaban'ım

Demişler ya "Kuvvet birlikten doğar"
Kar, yağmur zamanı gelince yağar
Nasihatım o ki, dinlersen eğer
İşaret "ben" değil, "Biz" Balaban'ım

Çevremizi saran türlü ihanet
Gün geçtikçe görünüyor daha net
Başlangıçta bilmek değil kehanet
Bağrımıza girmiş köz Balaban'ım

Zaman geldi esir olduk maddeye
Zaman geldi hasır olduk caddeye
Zaman geldi küsur olduk şetteye
Daha bunlar bize az Balaban'ım

Dört yanımı gurbet yazmış kaderim
Dosttan mektup gelir, biter kederim
Gözlerinden öper, selâm ederim
Aydınlık günlerde gez Balaban'ım

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 09:28
GÜN OLA, HARMAN OLA

Birgün bulatılan bu göl, bu ırmak
Durulur ha, durulur ha, durulur
Batıl yöne yöğrük kaçan avanak
Yorulur ha, yorulur ha, yorulur

Hergün onbin yiğit doğar anadan
Kimi Akif olur, Kimi Yavuz Han
Yüzbin Fatih Mehmet, yüzbin Alpaslan
Dirilir ha, dirilir ha, dirilir

İri başlar kin elesin elekten
Eşkiyalar devran çalsın felekten
Zaman gelir zalim eller bilekten
Kırılır ha , kırılır ha, kırılır

Canisiyle, katiliyle, kasabı
Bozadursun şu bizdeki asabı
Sebebinden her kurşunun hesabı
Sorulur ha, sorulur ha, sorulur

Soylu bir aşk ile çıksak sefere
Bizi durdurucak hangi kefere
Şehit vere vere gerçek zafere
Varılır ha, varılır ha, varılır

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 09:28
50. YIL HESABI

Bağladım nefsimi zincir yulara
Dünyayı duvara astım gel de gör
Rahatı, huzuru attım kenara
Çileyi bağrıma bastım gel de gör

Yürüdüm sel oldum, durdum göl oldum
Mazluma, mağdura kıvrak dil oldum
Zulüm sıcağında serin yel oldum
Yürekten yüreğe estim gel de gör.

Sonu hatırladım, ilki duyunca,
Kula kul olmadım ömür boyunca!
Hakkın zehirini içtim doyunca
Batılın balina kustum gel de gör

Ülfetim olmadı iriler ile
Ağıla girmedim sürüler ile
Ölümden korkmayan diriler ile
Selâmı, sabahı kestim gel de gör.

Aşk ceylanı emzirince sütünü
Taşa çalıp, kırdım benlik putunu
Düşmanımdır inkarcının bütünü
Allah dostlarıdır dostum gel de gör

Bazı kötülüğü kovdum elimle
Bazı kötülüğü yerdim dilimle
Gücüm yetmeyince kendi halimle
Haksıza buğzettim, küstüm gel de gör

Çıkar için lâf davulu çalmadım
Hiçbir yerden makam, rütbe almadım
Bildimse söyledim, korkak olmadım
Bilmediğim yerde sustum gel de gör

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 09:29
BİRLİK

Bilmeyen öğrensin, duymayan duysun
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz
Bölücü sapıklar aklına koysun
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz

Dünün insan yiyen kanlı çarkı yok
Yüzlerde gam, gönüllerde korku yok
Çerkezi yoktur, Kürdü yok, Türkü yok
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz

Allah bir, vatan bir, bayrak bir beden
Yanlış yola sapmayalım bilmeden
Doğu, batı diye ayırmak neden?
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz

Yırtılıp atılmaz tarih sepete
Birlik olduk camide ve cephede
Kore’de, Kıbrıs’ta, Kocatepe’de
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz

Nineler, dedeler, masum bebekler
Bizlerden huzurlu Türkiye bekler
Tutuşsun el - ele kızlar, erkekler
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz

Kalacak adımız, kaldığı gibi
Aleme velvele saldığı gibi
Tıpkı Sakarya’da olduğu gibi
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz

Ne zulmü severiz, ne kinimiz var
Hayrı emreyleyen Hak dinimiz var
Dağlar, çağlar boyu yeminimiz var
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 09:30
DESTANLARIN EN SOYLUSU 12 ŞUBAT

Bir güvercin uçar akça kanatlı
Barıştan savaşa selâm götürür
Yollardan yel gibi geçer bir atlı
Afyon’dan Maraş’a selâm götürür

Bir Oniki Şubat, bir yıldan büyük
Kalmadı çok şükür ne zincir, ne yük
Berit’ten Ilgaz’a bir ala geyik
Seker taştan taşa, selâm götürür

Bir bulut kabarır iki dağ boyu
Yüklenir yağmuru, karı doluyu
Gezer yayla yayla Anadolu’yu
Bir baştan, bir başa selâm götürür

Uyanır yörüğü, lazı, afşarı
Bir eyler zeybeği, horonu, barı
Aydın ovasının ılık rüzgârı
Efeden dadaşa selâm götürür

Kırım’da şimşektir çakar bir yıldız
Kars’tan Fergana’ya bakar bir yıldız
Kerkük’ten Tebriz’e akar bir yıldız
Gardaştan gardaşa selâm, götürür

Bir şehir.. köy, oba mahalle, çarşı
Çarpışır düzenli orduya karşı
Ve soylu bir destan kurtuluş marşı
Güneş, kurda kuşa selâm götürür

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 09:30
YA BAYRAMLAR BAYRAM OLSUN, KURTULSUN
YA TAKVİMLER CAYIR, CAYIR YIRTILSIN.

BAYRAMLAR BAYRAM OLA – 1 -

Güneş yükselmeden kuşluk yerine
Bir adam camiden döndü evine
Oturdu sessizce yer minderine

Kızı "Baram" dedi, yalınayaklı
Adam "Bayram" dedi tam ağlamaklı

Eli öpüldükçe içi burkuldu
Konuşmak istedi, dili tutuldu
Güç - bela ağzından bir "of" kurtuldu

Oğlu "Baram dedi sırtı yamalı
Adam "he ya" dedi gözü kapalı

Düşündü kış yakın, evde odun yok
Tenekede yağ yok, çuvalda un yok
Yok yoka karışmış: tuz yok, sabun yok

Avrat "Bayram" dedi eğdi başını
Adam "evet" dedi, sıktı dişini

Çalışsa ne iş var, ne cepte para
Dağ oldu içinde büyüyen yara
Dikti gözlerini karşı duvara

Takvim "Bayram" dedi, silindi yazı
Adam "öyle" dedi, bağrında sızı

Döndürse yönünü herhangi dosta
Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta
Aylar, yıllar, günler erirken yasta,

Yer - gök "Bayram" dedi ağzını açtı,
Adam "Bayram" dedi, evinden kaçtı.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 09:32
GÖRÜNMEYENLERİN RESMİ

Her zerre bir umman var
Yüzdüm, yüzdüm tükenmiyor
Akıl aşka düğüm çalar
Çözdüm, çözdüm tükenmiyor

Neşe hayâl, elem rüya
Ölüm dedik son uykuya
Karış, karış mezar dünya
Kazdım kazdım tükenmiyor

Toprak cıvık, hava katı
Gemsiz koşar gönül atı
Hasret Mazi, umut ati
Gezdim, Gezdim tükenmiyor

Zulüm dolmuş hak küpüne
Kanmam şekline, tipine
Öfkeyi sabır ipine
Dizdim, dizdim tükenmiyor

Ölç bir türlü, tart bin türlü
Usul beşyüz, şart bin türlü
Anlatacak dert bin türlü
Yazdım, yazdım tükenmiyor

Oyun oynar koca devler
Oyun içinde alevler
Oyun sahnelenen evler
Bozdum, bozdum, tükenmiyor

Beyin taş, yürek teneke
Bir yüzde, bir milyon leke
Bu resmi ah çeke, çeke
Çizdim, çizdim tükenmiyor.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:31
DUA

Kur’an'ın, ismi Azam'ın hürmetine
Bizlere rahmet ver, rahmet ver Allah'ım
Türk milletine ve İslâm ümmetine
Huzur ver, sükun ver, rahat ver Allah'ım

İlk şehit, ilk emir, son haber hakkına
Gazilerin akıttığı ter hakkına
Ve Habibin olan Peygamber hakkına
Tevbe ver, felah ver, necat ver Allah'ım

Beşeriz, şaşarız sen,şaşırma bizi
Gurur, kibir veripte şişirme bizi
Nefsimizin peşine düşürme bizi
İlim ver,irfan ver,sanat ver Allah'ım

Yarab! Rahmetin gazabından büyüktür
Talebim ne şöhret, ne mal, nede mülktür
Zayıflık, acizlik sırtımızda yüktür
İman ver, akıl ver, sıhhat ver Allah'ım

Bilsekte,bilsekte gene bilmek için
Hatadan, günahtan dönebilmek için
Küfür ile zulmü yenebilmek için
Nusret ver, derman ver, takat ver Allah'ım

Hem dünya,hem ahirette yakma bizi
Kerem kıl, rahmetinle kucakla bizi
Kin alış - verişinden Sen sakla bizi
Sevgi ver, saygı ver, şefkat ver Allah'ım

Yalnızca Sana inanan, Sana bağlı
Senin Resülun olan Sultana bağlı
Gönlüyle, bedeniyle Kur’ân'a bağlı
Komşu ver, gardaş ver, evlat ver Allah'ım

Kirden, küfürden arınıp, yunmamıza
Benlik atına binersek inmemize
Yanlış yola saparsak dönmemize
Zaman ver, imkan ver, fırsat ver Allah'ım

Gadirsin, Ganisin mülkünde yok değil
Ver bize helâl ne istersek, çok değil
Beşikten mezara kadar uzak değil
Azim ver, sabır ver, sebat ver Allah'ım

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:32
BULDUKTAN SONRA ARAMA

Omuzumda sevda yükü
Yollarda Seni aradım
Beste beste, türkü türkü
Tellerde Seni aradım

Girdim yeşilden sarıya
Sordum ölüye, diriye
Çiçeği verdim arıya
Ballarda Seni aradım

Aşk yalımı girdi cana
Gönlüm döndü gülüstana
Gece - gündüz yana yana
Küllerde Seni aradım

Yorulup demedim, yeter
Hasretin gözümde tüter
Keremden, Mecnundan beter
Çöllerde Seni aradım

Bahçem çiçek, bağım gazel
Birleşir ebedle, ezel
Ayırmadım çirkin, güzel
Kullarda Seni aradim

Ulaşmak için rahmete
Katlandım binbir zahmete
Karışıp söze, sohbete
Dillerde Seni aradım

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:32
ÇARESİZLİK

- Yetik Ozan’ın aziz ruhuna rahmet dileklerimle -

Zaman bir sapan lastiği
Taş oldum kurtulamadım
Kaderim hava boşluğu
Kuş oldum kurtulamadım

Sevdiklerim gider tek tek
Sıra bize de gelecek
Can emanet, ölüm gerçek
Düş oldum kurtulamadım

Kin atları şaha kalktı
Aklım durdu, kanım aktı
Gelen zulüm beni yaktı
Kış oldum kurtulamadım

Sevgim pınar, sabrım kuyu
Kovdum rahatı, uykuyu
Ayaklar bulattı suyu
Baş oldum kurtulamadım

Bir yara ki büyür öz’de
Yüreğim kavrulur közde
Yetim gözde, yoksul gözde
Yaş oldum kurtulamadım

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:33
MÜNACAAT

Elimizden, dilimizden
Bizi sen kurtar Allah’ım
Azad eyle bizi bizden
Bizi sen kurtar Allah’ım

Şer mülküne açtık hasır
Sırtımızda günah, kusur
Nefsimize olduk esir
Bizi sen kurtar Allah’ım

Menfaat başımızda taç
Gözümüz aç, gönlümüz aç
Aklımız törpüye muhtaç
Bizi sen kurtar Allah’ım

Yığınlara “umut” olan
Bir acaip kara yılan
Gideni aratır gelen
Bizi sen kurtar Allah’ım

Mücahit cihadı bilmez
Akıncı firardan gelmez
Dağıldık toplayan olmaz
Bizi sen kurtar Allah’ım

Kula kulluk eylemekten
Ayıya dayı demekten
Yağ çekip, haram yemekten
Bizi sen kurtar Allah’ım

Hedefimiz ne sağ, ne sol
Muhammed (a.s.) yoludur hak yolu
Rahmetin bol, şefkatin bol
Bizi sen kurtar Allah’ım

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:33
BAYRAMLAR BARAM OLA – 2 -

Ana bu bayram mı? Aman çok ayıp
Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp, koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?

Haniya o özlem, haniya o tat?
Ne dışım kaygusuz ,ne içim rahat
Haftalar öncesi her gün ,her saat
Babamdan sorduğum bayramlar hani?

Nur yağan geceler, gündüzler nerde?
Neşe paylaştığım öksüzler nerde?
Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde
Huzura erdiğim bayramlar hani?

Kar çiçeğim solmuş kar yatağında
Can verir ırmağım dar yatağında
Arife gecesi yer yatağımda
Üstüme serdiğim bayramlar hani?

Bayram demek takvimdeki yazı mı?
Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı?
Açıp yüreğimi, yumup gözümü
Özüne girdiğim bayramlar hani?

Bayram af günüdür, barış günüdür
Bayramlar rahmet giriş günüdür
Bayram Hak menzile varış günüdür
Gönlümü verdiğim bayramlar hani?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:34
PROBLEM

CAN : Meçhul bir yerden getirdiğimiz
Eni, boyu nasıl? Nerede saklı?
Acizdir, çözemez insan aklı

DÜNYA: gölgeliktir oturduğumuz
Ya bir su içimi, ya da daha az
Her kim istese de fazla kalamaz

GENÇLİK : acı, tadlı bitirdiğimiz
Bir bardaktan çorba gibi, çay gibi
Yahut, kaçıp giden deli tay gibi

ÖMÜR : en ağır yük götürdüğümüz
Umut, yeis, hayal, sevgi, şikayet
Hepsi bir nefese bağlı nihayet

ÖLÜM : Bilinmeyen yitirdiğimiz
Ağıtlar ne yürekteki, dildeki
Beden niye horat, eksilen ne ki?

İNSAN : ki mezar yatırdığımız
Ya rahmet mülküne akacak pınar
Ya kendi kendine yakacak çınar

AKIL : nere var ki yetirdiğimiz
Kulların iplikle dünyayı tartar
Allah’ım, Allah’ım sen bizi kurtar.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:35
HAYAT VE YORUM

Birgün umut, birgün hülya tükenir
Birgün uyku, birgün rüya tükenir
Her saat dünyaya sarılmak ne ki
Birgün mecal, birgün dünya tükenir

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:36
ÖLÜM

Ölüm, bizi çağıran, sessizliğin sesidir
Dünyadaki koşunun mezarda bitmesidir

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:36
İLTİCA

Beşerin zulmünden yüce Allah’ım
Senin rahmetine sığınıyorum
Yalnız sen olursun istinatgâhım
Senin rahmetine sığınıyorum

Doğruyum, masumum amma ne çare
Kudretim yetmiyor, oldum biçare
Vallahi kimseye etmem müdare
Senin rahmetine sığınıyorum

Emrinden dışarı bir yere gitmem
Yalana, hileye tevessül etmem
Başka vekilim yok, başka dost tutmam
Senin rahmetine sığınıyorum

Bir sabır ver, sabırların hasından
Yıkasın kalbimi elem pasından
Müfteri kulların iftirasından
Senin rahmetine sığınıyorum

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:37
ZAMAN

Çevremizi saran havamı zaman?
Yoksa üstümüzden esen rüzgar mı?
Dertmi, yoksa derde deva mı zaman?
Nedir, ne değildir; bir bilen var mı?

İlk demişler, son demişler
Harcamışlar, dün demişler
Sıra sıra gün demişler
Zaman genç mi, ihtiyar mı?

"Zamanım yok" demek,söz müdür, hani?
Zamanı olanlar göstersin hani?
İnsan mı fanidir, zaman mı fani?
Zaman dünya mıdır, zaman mezar mı?

Yıl demişler, ay demişler
Saat saat say demişler
Oh demişler, vay demişler
Zaman dinler mi? Duyar mı?

Ölçüye tartıya sığar mı zaman?
Yaşar mı, ölür mü, doğar mı zaman?
Günahkar bir ömre değer mi zaman
Zaman, zaman - zaman bizi sınar mı?

Bölmüş, dört mevsim demişler
Yüzyıl bir kesim demişler
Zaman bin kısım demişler
Zaman aşk mı, intihar mı?

"Zaman gerçek, zaman ciddi" diyenler
"Zaman geldi, zaman gitti" diyenler
Sonunda "zamanım bitti" diyenler
Boşa geçen boş zamana yanar mı?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:37
ZİKRULLAH

Sular aşka gelir, coşar HAK diye
Başın taşa vurur, vurur HU çeker
Rüzgar dağdan dağa koşar HAK diye
Arada bir durur, durur HU çeker

Otlar bile HAK diyerek bitermiş
Yağmur HAK’tan gelir, HAKka gidermiş
HAK aşıkı ama gözlü bir derviş
HAK yolunda yürür, yürür HU çeker

Ağaç dal dal, HAK’ka açar kucağı
Acı vermez HAK emrinin bıçağı
Gökte güneş HAK’kın sönmez ocağı
Dağdaki kar erir, erir HU çeker

Gök güvercin HAK der uçar seherde
Balık suda HAK’kı içer seherde
Kırmızı gül HAK der acar seherde
Kokusunu verir, verir HU çeker

HAK’kın yolcuları HAK’ta buluşur
Varlık zerre ,zerre HAK’kı bölüşür
Kalb bedende HAK, HAK diye çalışır
Kan damara varır, varır HU çeker

HAK mührü var ceylanların gözünde
HAK yazılı kâinatın yüzünde
HAK Resül-ü Muhammed (S.A.) in izinde
Gönül HAK’kı görür, görür HU çeker

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:38
TEVZİAT

İlâhi nizamdır yorulmaz, şaşmaz
Bulutlar dünyaya rahmet dağıtır
Zerreden kürreye haddini aşmaz
Yıldızlar semaya rahmet dağıtır

Seyreyle âlemi ibret içinde
Görene hikmet var hikmet içinde
Türlü renk, sayısız lezzet içinde
Topraklar meyveye rahmet dağıtır

Toplar çeşme, kaynak, dereyi, çayı
Aksatmaz günleri, haftayı, ayı
Ezelden ebede asırlar boyu
Irmaklar deryaya rahmet dağıtır

Korkulu, karanlık, kör gecelerde
Aklın, hissin, ilmin bittiği yerde
Mânâ ülkesinden açılır perde
Uykular rüyaya rahmet dağıtır

Yıl, beşyüz yetmiş bir, bir Mübarek an
Arza teşrif eder en yüce sultan
Elinde ALLAH’ın kelamı KUR’AN
Faniden ukbaya rahmet dağıtır.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:38
YOL

“Dünyanın gurbetinden
Ahiretin rahmetine iltica eden
Necip Fazıl Kısakürek ve
Erol Güngör’ün aziz hatıralarına”

Hayat kapısından tek tek
Her giriş ecele doğru
Toprakta sürünür bebek
Her karış ecele doğru

İster yürü, ister bekle
İster çıkart, ister ekle
“Geç kaldım” diye gam çekme
Her varış ecele doğru

Ayaklar zemine değer
Analar yavrusun döğer
Kalbten damara kan yağar
Her vuruş ecele doğru

Yürü, koş, uyu, otur, kalk
Yukarı bak, aşağı bak
Dört yana dönmeyi bırak
Her duruş ecele doğru

Bir el yapar, bin el bozar
Gün alçalır, gölge uzar
Önü kundak, sonu mezar
Her yarış ecele doğru

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:39
TAKSİM

Bana Mevlâna’yı, Yunus’u verin
Mecnun’u, Leyla’yı size bıraktım
Kırk yıldır susuzum, bir tas su verin
Irmağı, deryayı size bıraktım

Talipli değilim şöhrete, şana
Makamı, rütbeyi yük etmem cana
Dostluk, sevgi, şefkat yetişir bana
Dövüşü kavgayı size bıraktım

Zaman yoktur ekip, biçip sürmeme
Ham topraktan haram mahsul dermeme
Bir tek gönül kafi gelir girmeme
Konağı, sarayı size bıraktım

Çokta değil, hakta buldum huzuru
İstediğim alınteri, göz nuru
Benliği, kibiri, iğrenç gururu
Faizi, bankayı size bıraktım

Hiç biriniz telaş etmesin boşa
Doyacak gözünüz toprağa, taşa
Beni inancımla koyun başbaşa
Topyekün dünyayı size bıraktım

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:39
BAYRAMLAR BAYRAM OLA – 3 -

Kalkarım her sabah kötü bir günde
Yüreğim zindanda, sevgim sürgünde

Engeller yol vermez, gelemem oğul!

Taşırım başımda başı boşları
Konuşur karşımda mezar taşları

Diriler dil vermez bilemem oğul!

Tecellim çiledir, çeker giderim
Gözyaşı selinde akar giderim

Dostlarım el ermez, kalamam oğul!

Hasretim göl göldür, hicranım nehir
Toprağım kor ateş, havam som zehir

Arılar bal vermez, alamam oğul!

Ben aşka koşarım, aşk beni vurur
Yaklaştığım deniz içimde kurur

Bahçeler gül vermez, gülemem oğul!

Bayramlar kurşundur, canımda kalır
Yazdığım tebrikler yanımda kalır

Postacı pul vermez, salamam oğul!

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:40
BUGÜNDEN DÜNE DOĞRU

Dağ yolunda sarı güller açanda
Üveyikler kanat vurup uçanda

-Harcadığım yıllar gelir aklıma

Meydanlar duygusuz insan ormanı
Kesilir dizimin gücü, dermanı

- Otsuz, susuz çöller gelir aklıma

Çocuğum “Sıla” der, anam “gurbet” der
Yüreğim “durma” der, beynim “sabret” der

-Yürüdüğüm yollar gelir aklıma

Ne fırsatı gördüm, ne de imkânı
Nere gitsem yuttu zaman mekânı

- “Eyvah” diyen diller gelir aklıma

Bugünü endişe, yarını korku
Umudu, sabırı ne yaz, ne oku

- Zillet küpü kullar gelir aklıma

Menziller meçhuldür, saatler hep geç
Aydınlıkta uyku, karanlıkta göç

- Közü bitmiş küller gelir aklıma

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:40
HASBIHAL

Alnından öptüğüm dumanlı dağlar
Yiğitlerim başınızdan geçti mi?
Akar sularınız köpürür, çağlar
Susayanlar doya doya içti mi?

Kara bulut gökten yağmur elerken
Seher yeli koyakları yalarken
Sarp kayada yavru geyik melerken
Kartalınız kanat vurup uçtu mu?

Ha diyende beşyüz atlı binince
Her zirvede bir top ışık yanınca
Karanlıklar aydınlığa dönünce
Boz ayılar kovuklara kaçtı mı?

Düz ovada zorlu dövüş olacak
Kızıl kâfir ettiğini bulacak
Hak yumruğu konukların gelecek
Çamlıbeller kucağını açtı mı?

Yumak yumak ilkbaharın dumanı
İplik iplik yaylaların çimeni
Ya veririz, ya vermeyiz amanı
Düşman ölümlerden ölüm seçti mi?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:41
BAYRAMLAR BAYRAM OLA – 4 -

Yağma var yukarı katta
Benim canım çıkar altta
Çabalarım, akar terim

Allah Kerim

Kurşunlanır koçyiğitler
Ahkâm keser kızıl itler
Çaresizim, sabrederim

Allah Kerim

Zulüm köklendi, dallandı
İşkenceler “yasal”landı
Küfür içer, zılgıt yerim

Allah Kerim

Yokluk kırıyor dizimi
Zamlar güldürür yüzümü (!)
Sıkıntıdan kalkmaz serim

Allah Kerim

Bayram gelmiş.. gelir belki
Ben tebrik, mebrik bilmem ki
“Bayramlar bayram ola” derim

Allah Kerim

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:41
YORUMSUZ

Resimler gururlu resimler küstah
Bir bedende dört baş gördüm yorumsuz
Yüzlerce kuş bir yuvaya çeker ah!
Dört yuvada bir kuş gördüm yorumsuz

Zorba bağdaş kurmuş çokluk üstüne
Mazlum yokluk örer yokluk üstüne
Kanun, hak, adalet, hukuk üstüne
Dört ayakta bir düş gördüm... yorumsuz

Eşkiyalar hıyar soyar naz ile
Cellat can almaya saz ile
Dört mevsimde tanışmadım yaz ile
Bir mevsimde dört kuş gördüm... yorumsuz

Kuru softa tekme yese “şükür” der
Deli gönlüm git yüzüne tükür der,
Eyyamperest hezeyana “fikir” der
Bir doluda dört boş gördüm... yorumsuz

Çağiçi deyyuslar çamsöken çağda
Harami kitapta, esenlik dağda
Önde ve arkada, solda ve sağda
Dört aynada bir leş gördüm... yorumsuz

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:42
ŞİMDİLİK

Irgalamaz açlık bizi
Aşımız yok ki korkalım
İpi kırmış iş krizi
İşimiz yok ki korkalım

Devrilip olmuşuz lata
Çürümüşüz yata, yata
Gelirse hoş geldi balta
Yaşımız yok ki korkalım

Kuyudan çıkmaz yüceler
Koltuğa sığmaz cüceler
Varsın bitmesin geceler
düşümüz yok ki korkalım

Alsınlar dağı, ovayı
Çalsınlar türlü dâvâyı
Kullar bölüşmüş havayı
Kuşumuz yok ki korkalım

Yaptık özene, bezene
Doyduk maddeci düzene
Gökten taş yağsa bize ne
Boşumuz yok ki korkalım

Adamlar adam yiyorlar
Acımak ne Bilmiyorlar
Et çiğnemek zor diyorlar
Dişimiz yok ki korkalım.

Kulağa yetmez çağrımız
Dinmez sızımız, ağrımız
Dört mevsim yanar bağrımız
Kışımız yok ki korkalım.

Kimileri baştan çıkar
Kimileri başa çıkar
Balıklar başından kokar
Başımız yok ki korkalım.

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:42
BEBEĞE ÇAĞRI

Soyguncu soysun da, vurguncu vursun
Sen ana karnında boşa uyursun
Doksan günde çık gel dokuz ay dursun

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Üç kâğıtçı düzen geçip gitmeden
Her ocakta üç-beş baykuş ötmeden
Çabuk “Devlet malı deniz“ bitmeden

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Makam armağandır, koltuk hediye
Muhkem ilanlar var “rüşvet ye” diye
Ne diye beklersin?Söyle ne diye?

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Göz kırpınca sıfırı çok sayılar
Zirveye tırmandı topal ayılar
Yağcı yeğen arar haydut dayılar

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Artık banka soymak basit eğlence
Günde kırk bin hiçtir “yurtsever genç”e (!)
Dünya ya dühul et, gel, biran önce

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Tez çık, haram süt bul, beleş kundak bul
Yalancılık mübah, yüzsüzlük makbul
Hukuksal açıdan bir “olanak“ bul

Doğmaya gayret et.., doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Adi ekranlarda iğrenç yüzü gör
Halkı tiksindiren bir kof dizi gör
Önce onları gör, sonra bizi gör

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:43
BAYRAMLAR BAYRAM OLA – 5 -

Giden bayramlardan almadık bir tat
Gardaş bu senenin bayramı nasıl?
Şenay'larda bayram hergün, her saat
Elif'in Döne'nin bayramı nasıl?

İçinde boğulduk derdin, acının
Uykusu bitmedi şeyhin, hacının
Üç gardaşı şehit veren bacımın
Oğulsuz ananın bayramı nasıl?

Neşe topuğumda, elem boynumda
Sen çoğunu anla, ben az deyim de
Kim öldü, kim kaldı garip köyümde
Ya bizim hanenin bayramı nasıl?

Dert deşmek değildir gayem, niyetim
Düşündükçe sızlar kemiğim, etim
Gelini dul kalmış, torunu yetim
Ak saçlı ninenin bayramı nasıl?

Hangi eller sürer suçluyu suça
Güdümlü başların destesi kaça
Kimler zorlanıyor gönülsüz göçe
Boş kalan binanın bayramı nasıl?

İşkence altında ezilen canlar
Masum yiğitlerle dolu zindanlar
Ses verin mezardan ulu sultanlar
Yusuf’un Kenan’ın bayramı nasıl?

Bizden sandığımız bize yabancı
Görünen simalar göze yabancı
Kabukta bayram var, öze yabancı
Söyleyin, mânânın bayramı nasıl?

Sabahtan haber yok, ufuklar kara
Semerkant kan ağlar, yanar Buhara
Keşmir, Kabil, Kerkük hasret bahara
Kudüs'ün, Sina'nın bayramı nasıl?

Ayşe'nin bayramı gözyaşı, firak
Sultan'ı derdiyle baş-başa bırak
Sormadan geçemem, etmişim merak
Nükhet'in, Nana'nın bayramı nasıl?

Mücahit maddeye yapar akını
Devrimci soygundan tutar yükünü
Biz toprağa verdik Hikmet Tekin'i
Kotil'in, Zana'nın bayramı nasıl?

Doğduğundan beri çamlar deviren
Ekranda iftira, yalan savuran
Salyası, ülkeyi göle çeviren
Boynuzlu dananın bayramı nasıl?

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:43
SON DURUM

Değince kulaklara ordunun ayak sesi
Kesiliverdi birden anarşinin nefesi
Beynine pire girdi sendika ağasının
Uyuz tavşana döndü cümle dernek efesi

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları

ergunpelit
10-03-2009, 10:44
DEVRİMCİNİN YAŞAMI?

Karnımız doydu artık yalan-dolan beyana
Herkesin giyimini, kuşamını belledik
Sığmadı yoksul hayat vizon kürklü bayana
Sosyetik devrimcinin yaşamını belledik

---------------------------

Abdurrahim Karakoç
Suları Islatmadım
Ocak Yayınları